<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Aytekin AKTAŞ arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/av-aytekin-aktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-aytekin-aktas/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 10:12:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Av. Aytekin AKTAŞ arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-aytekin-aktas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar kökenine dayalı vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar muhaciri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar türkü]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgar vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan kolaylaştırılmış vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan muhacirleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır?]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığının geri kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan vatandaşlık kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlık şartları]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4074</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen Bulgaristan Anayasası ile Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-section-id="1g2szcg" data-start="422" data-end="491">I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar</h2>
<p data-start="493" data-end="1091">Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen <a href="https://www.parliament.bg/en/const?utm">Bulgaristan Anayasası </a>ile <a href="https://justice.government.bg/home/normdoc/2134446592?">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu</a> tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence altına almaktadır, diğer yandan ise Bulgar kökenli kişilerin kolaylaştırılmış usulle vatandaşlık edinebileceğini açıkça kabul etmektedir. Aynı anayasal hüküm, vatandaşlığın edinilmesi, korunması ve kaybına ilişkin ayrıntıların kanunla belirleneceğini de ortaya koyar.</p>
<p data-start="1093" data-end="1734">Bulgaristan vatandaşlığı, yalnızca bir ulusal hukuk statüsü değil, aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığına giriş kapısı niteliği taşıyan çok katmanlı bir hukukî kurumdur. Bulgar vatandaşlığının kazanılması, başvurucuya AB hukuk düzeni içinde serbest dolaşım, yerleşme, çalışma ve belirli siyasal haklardan yararlanma imkânı da sağlar. Bu sebeple vatandaşlık süreci; kişisel statü, aile ilişkileri, göç hukuku ve Avrupa hukuku bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken bir alan olarak ele alınmalıdır.</p>
<p data-start="1736" data-end="2403">Uygulamada Bulgaristan vatandaşlığının nasıl alındığı sorusuna tek cümlelik cevap vermek mümkün değildir. Çünkü Bulgar hukukunda vatandaşlığın kazanılması;</p>
<ul>
<li data-start="1736" data-end="2403">Doğum,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Evlat edinme,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Genel yolla kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">İstisnaî vatandaşlığa alınma ve eski vatandaşlığın yeniden kazanılması gibi farklı hukukî yollara ayrılmıştır.</li>
</ul>
<p data-start="1736" data-end="2403">Her bir yolun maddî şartları, belge rejimi, ispat standardı ve idari inceleme yoğunluğu birbirinden farklıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda en sık hata, Bulgar kökenine dayalı başvuru ile genel kazanım rejiminin birbirine karıştırılmasıdır.</p>
<p data-start="2405" data-end="2902">Nitekim son yıllardaki mevzuat değişiklikleri, Bulgar vatandaşlık rejimini iki yönde yeniden şekillendirmiştir. Bir taraftan Bulgar kökenine dayalı dosyalarda soy bağının resmî belgelerle daha sıkı ispat edilmesi öngörülmüştür. Diğer taraftan ise eskiden mevcut olan yatırım bağlantılı bazı kolaylaştırılmış yollar kaldırılmıştır. Özellikle 2021 ve 2022 değişiklikleri sonrasında soy bağı ve resmî belge güvenilirliğinin üzerinde daha çok durulmaya başlanmıştır.</p>
<h2 data-section-id="12kh33g" data-start="2909" data-end="2963">II-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılma Yolları</h2>
<h3 data-section-id="vw4mtp" data-start="2965" data-end="3009">A-) Doğum ve Kan Bağı Yoluyla Vatandaşlık</h3>
<p data-start="3011" data-end="3588">Bulgar hukukunda vatandaşlığın ilk ve en güçlü kaynağı, doğumla kazanımdır. Vatandaşlık Kanunu’na göre, en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişi Bulgar vatandaşı sayılır. Ayrıca Bulgaristan topraklarında doğan ve doğumla başka bir vatandaşlık kazanamayan kişi de Bulgar vatandaşı olur. Ebeveynleri bilinmeyen ve Bulgaristan’da bulunmuş çocuk bakımından da çocuk, Bulgaristan’da doğmuş kabul edilmektedir. Bu hükümler, vatandaşlığın yalnızca idari kararla değil, bazı hallerde doğrudan kanundan doğan bir statü olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="3590" data-end="4275">Bu nedenle uygulamada ilk yapılması gereken ayrım, kişinin gerçekten vatandaşlığa başvuracak kişi mi olduğu, yoksa aslında zaten Bulgar vatandaşlığını taşıdığı halde bu statünün tespiti mi gerektiğidir. Özellikle aile geçmişinde Bulgar doğum kayıtları, Bulgar pasaportu, eski Bulgar nüfus kaydı veya ebeveyn üzerinden doğrudan vatandaşlık ihtimali bulunan dosyalarda, başvuru yolunun yanlış seçilmesi gereksiz zaman ve masraf yaratmaktadır. Bu yönüyle bazı dosyalarda mesele vatandaşlığın kazanılması değil, mevcut vatandaşlığın varlığının ispatı olabilir. Anayasa ile kanun birlikte okunduğunda, bu ayrımın son derece önemli olduğu görülür.</p>
<h3 data-section-id="1iivm0u" data-start="4277" data-end="4311">B-) Genel Yolla Kazanım Rejimi</h3>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da genel yoldan vatandaşlık kazanımı, Vatandaşlık Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, başvuru tarihinde kanunda öngörülen koşulları taşıyorsa genel yol ile vatandaşlık kazanabilir.</p>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bu koşulların başlıcaları;</p>
<ul>
<li data-start="4313" data-end="4975">Ergin olmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da en az beş yıldır daimî veya uzun süreli oturum izni sahibi bulunmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamak ve hakkında böyle bir kovuşturma bulunmamak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kendisini Bulgaristan’da geçindirebilecek gelir veya mesleğe sahip olmak, Bulgarca bilmek ve kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak olmak şeklindedir.</li>
</ul>
<p data-start="4977" data-end="5466">Bu hüküm, Bulgar hukukunda vatandaşlığın sadece süre dolunca kendiliğinden doğan bir hak olmadığını açık biçimde ortaya koyar. Beş yıllık oturum süresi tek başına yeterli değildir. başvurucu aynı zamanda kamu düzeni, dil, ekonomik yeterlilik ve sadakat unsurlarından da denetlenir. Dolayısıyla yabancı kişi açısından Bulgaristan’da uzun süre yaşamış olmak, kendiliğinden vatandaşlık sonucunu doğurmaz yalnızca başvuru için gerekli ön koşullardan birini sağlar.</p>
<p data-start="5468" data-end="5977">Aynı maddede dikkat çeken bir nokta da çifte vatandaşlık meselesidir. Kanun, kural olarak önceki vatandaşlıktan çıkmayı arasa da Bulgar vatandaşının eşi olanlar, AB/AEA/İsviçre vatandaşları ve karşılıklılık anlaşması bulunan devletlerin vatandaşları için bu şartı kaldırmaktadır. Bu ayrım, Bulgar hukukunda çifte vatandaşlığın tüm başvurucular bakımından aynı şekilde ele alınmadığını, başvuru sebebine ve başvurucunun statüsüne göre farklılaştırıldığını göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="2976tv" data-start="5979" data-end="6020">C-) Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Kazanım Halleri</h3>
<p data-start="195" data-end="346">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 13. maddesi, genel kazanım yoluna kıyasla daha kısa ikamet süresi öngören özel halleri düzenlemektedir.</p>
<p data-start="348" data-end="458">Bu kapsamda, başvurucunun öncelikle 12. maddede yer alan genel şartları taşıması gerekir. Buna göre başvurucu:</p>
<ul data-start="460" data-end="731">
<li data-section-id="1qh01qt" data-start="460" data-end="491">18 yaşını doldurmuş olmalı,</li>
<li data-section-id="oame0x" data-start="492" data-end="537">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olmalı,</li>
<li data-section-id="1qqezv6" data-start="538" data-end="610">Bulgaristan’da geçimini sağlayabilecek ekonomik imkâna sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u9t9xd" data-start="611" data-end="651">Bulgarca dil bilgisine sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u6wotm" data-start="652" data-end="731">Kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak durumda olmalıdır.</li>
</ul>
<p data-start="733" data-end="767">Bunun yanında başvurucunun ayrıca:</p>
<ul data-start="769" data-end="871">
<li data-section-id="1tj1pwu" data-start="769" data-end="871">Bulgaristan’da en az 3 yıl süreyle daimî veya uzun süreli oturum hakkına sahip olması gerekir.</li>
</ul>
<p data-start="873" data-end="1037">Yukarıdaki genel koşullara ek olarak, aşağıdaki özel durumlardan en az birinin bulunması halinde, kişi kısaltılmış süreyle vatandaşlık başvurusunda bulunabilir;</p>
<ul data-start="1039" data-end="1248">
<li data-section-id="xf51kn" data-start="1039" data-end="1133">En az 3 yıldır Bulgar vatandaşı ile geçerli ve devam eden bir evlilik içinde bulunmak,</li>
<li data-section-id="1a6xwrl" data-start="1134" data-end="1166">Bulgaristan’da doğmuş olmak,</li>
<li data-section-id="gu3ho5" data-start="1167" data-end="1248">Daimî veya uzun süreli oturum iznini reşit olmadan önce elde etmiş olmak.</li>
</ul>
<p data-start="1250" data-end="1564">Bu düzenleme, uygulamada sıkça karşılaşılan Bulgar vatandaşı ile evlenince doğrudan vatandaşlık kazanıldığı yönündeki yanlış kanaati açıkça ortadan kaldırmaktadır. Zira evlilik, Bulgar hukukunda bağımsız bir vatandaşlık kazanım sebebi olmayıp, yalnızca genel kazanım süresini kısaltan bir hukukî faktördür.</p>
<p data-start="1566" data-end="1606">Bu nedenle evlilik temelli başvurularda:</p>
<ul data-start="1608" data-end="1765">
<li data-section-id="2dvdmp" data-start="1608" data-end="1695">Evliliğin yalnızca şeklen değil, hukuken geçerli ve fiilen devam ediyor olması ve</li>
<li data-section-id="1vet8n6" data-start="1696" data-end="1765">Başvurucunun oturum statüsünü kesintisiz şekilde sürdürmüş olması ayrıca önem arz etmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="1796" data-end="1929">Öte yandan Bulgar vatandaşlık hukukunda, belirli kırılgan statü grupları bakımından da özel düzenlemeler öngörülmüştür. Bu çerçevede:</p>
<ul data-start="1931" data-end="2228">
<li data-section-id="laavpc" data-start="1931" data-end="2033">Mülteci veya sığınma statüsü sahipleri, bu statüyü en az 3 yıl önce kazanmış olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="1c0kc1r" data-start="2034" data-end="2122">İnsani statü sahipleri, bu statüyü en az 5 yıl önce elde etmiş olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="lwltww" data-start="2123" data-end="2228">Vatansız kişiler, Bulgaristan’da en az 3 yıl daimî veya uzun süreli ikamet etmiş olmaları halinde</li>
</ul>
<p data-start="2230" data-end="2288">belirli şartlarla vatandaşlık başvurusunda bulunabilirler.</p>
<p data-start="2290" data-end="2573">Her ne kadar bu başvuru yolları Türkiye uygulamasında daha sınırlı bir yer tutsa da, bu düzenlemeler Bulgar vatandaşlık sisteminin tek tip bir model üzerine kurulmadığını; aksine başvurucunun hukuki statüsüne göre farklılaşan bir yapı benimsediğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="cj8k66" data-start="7745" data-end="7803">D-) Bulgar Kökenine Dayalı Kolaylaştırılmış Vatandaşlık</h3>
<p data-start="7805" data-end="8392">Bulgaristan vatandaşlığı bakımından Türkiye’de en çok gündeme gelen yol, Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım rejimidir. Kanunun 15. maddesine göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, Bulgar kökenli ise 12. maddenin 2, 4, 5 ve 6. bentlerindeki şartlar aranmaksızın vatandaşlık kazanabilir. Başka bir ifadeyle bu rejimde kural olarak uzun süreli ikamet, geçim kaynağı, Bulgarca bilgisi ve önceki vatandaşlıktan çıkma şartları aranmaz fakat başvurucu yine de genel kazanım yolu içerisinde kalır ve dosya idari denetime tabidir.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bu nokta uygulamadaki en önemli hususlardan biridir çünkü Bulgar kökenli olmak yalnızca bir kimlik beyanı değildir. Kanun koyucu bu hususun resmî belgelerle kanıtlanmasını zorunlu kılmıştır.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu&#8217;nun 15. maddesinin 2. fıkrasına göre başvurucu, en az üçüncü dereceye kadar bir üstsoyuyla arasındaki aile bağını ve bu üstsoyun Bulgar kökenini gösteren Bulgar veya yabancı makamlarca düzenlenmiş resmî belgeleri başvurusuna eklemek zorundadır. Belgelerde hem üstsoyun adı hem de başvurucuyla akrabalık ilişkisi açık biçimde görünmelidir.</p>
<p data-start="409" data-end="749">Bulgar kökenine dayalı başvurularda uygulamada önem taşıyan ancak kanun metninde açık şekilde düzenlenmeyen bir diğer husus, üstsoyun Bulgaristan ile olan bağının tarihsel dönemi ile ilgilidir. Özellikle 1948 yılı öncesi ve sonrası kayıtlar bakımından Bulgar makamlarının değerlendirme yaklaşımında farklılıklar gözlemlenebilmektedir.</p>
<p data-start="751" data-end="1201">1948 öncesi döneme ait kayıtlar bakımından, Osmanlı sonrası nüfus hareketleri, Balkan göçleri ve kayıt sistemlerinin parçalı ve çoğu zaman standardize edilmemiş yapısı nedeniyle belge zincirinin kurulması teknik olarak daha güçtür. Bu döneme ait kayıtlar çoğu zaman yerel, dağınık veya farklı idari sistemlere ait olduğundan, başvurucuların üstsoy ile bağlantıyı kesintisiz ve resmi belgelerle ortaya koyması uygulamada ciddi zorluklar yaratmaktadır.</p>
<p data-start="1203" data-end="1565">Buna karşılık 1948 sonrası dönemde Bulgaristan’daki nüfus ve vatandaşlık kayıt sisteminin daha merkezi hale gelmiş olması sebebiyle, Bulgar makamları bu tarihten sonraki kayıtlar bakımından daha net, doğrulanabilir ve kesintisiz bir belge zinciri beklentisi içerisindedir. Bu durum, değerlendirme standardının  farklılaşmasına yol açmaktadır.</p>
<p data-start="1567" data-end="2030">Uygulama pratikleri ve dosya tecrübelerimiz, özellikle yalnızca 1948 öncesi üstsoya dayanan başvuruların, resmi kayıt zincirinin yeterli açıklıkta kurulamaması halinde daha sık ek belge talepleri ile karşılaştığını ve bazı durumlarda başvurunun ilerletilmesinde zorluk yaşandığını göstermektedir. Hatta bazı vakalarda, 1948 öncesi döneme dayanan soy bağlantısının tek başına yeterli görülmediği yönünde değerlendirmelerle karşılaşıldığı ifade edilmelidir.</p>
<p data-start="2032" data-end="2456">Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki, bu yaklaşım kanunda açık bir ret sebebi olarak düzenlenmiş değildir. Bulgar Vatandaşlık Kanunu bakımından belirleyici olan husus, başvurucunun Bulgar kökenini resmî ve denetlenebilir belgelerle ortaya koyabilmesidir. Ancak uygulamada, 1948 sonrası kayıtlarla desteklenemeyen dosyaların daha sıkı bir incelemeye tabi tutulduğu ve ispat standardının fiilen yükseldiği görülmektedir.</p>
<p data-start="2458" data-end="2742">Bu nedenle başvurunun dayandığı üstsoyun Bulgaristan ile bağının hangi döneme ait olduğunun doğru tespiti, mümkünse 1948 sonrası kayıtlarla desteklenmesi ve belge zincirinin kesintisiz şekilde kurulması, başvuru stratejisinin en kritik unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Aile içinde Bulgar kökenine dair güçlü bir anlatı, tarihsel göç hikayesi veya mahalle bilgisi bulunabilir fakat vatandaşlık hukukunda belirleyici olan bunların nüfus, doğum, evlilik, isim değişikliği, göç ve benzeri resmî belgelerle doğrulanabilmesidir.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Özellikle isimlerin Türkçeleştirilmesi, soyadlarının değişmesi, eski Osmanlı veya Bulgar yer adlarının bugünkü kayıtlarla uyuşmaması ve aile hattındaki kadınların soyadı değişiklikleri, dosyaların en zayıf halkalarını oluşturur. Kanunun öngördüğü üçüncü dereceye kadar üstsoy standardı, belge zincirinin kopuk olmamasını fiilen zorunlu hale getirmektedir.</p>
<p data-start="9739" data-end="10472">2021 reformu sonrasında bu alan daha da sıkılaşmıştır. Başvuru, 15/2’de öngörülen belgeler olmadan yapılırsa süreç sona erdirilebilir. Ayrıca Adalet Bakanı, belgelerdeki olgu ve kayıtların açıklığa kavuşturulması için ek belge isteyebilir veya Bulgaristan Dışındaki Bulgarlar Devlet Ajansı bünyesindeki danışma kurulundan kişinin Bulgar kökenli olup olmadığına ilişkin görüş alabilir. Bu kurul, başvurucunun Bulgarca kullanımı, kendisini Bulgar kökenli olarak tanımlaması, Bulgar topluluğunun parçası olup olmadığı, tarihsel olarak Bulgar devleti sınırlarıyla bağlantı ve geleneksel Bulgar isim sistemi taşıyan üstsoy bulunup bulunmadığı gibi unsurları da dikkate alır.</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Buradan çıkan sonuç şudur;</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Bulgar kökenine dayalı vatandaşlık, teorik olarak kolaylaştırılmış bir yol olsa da, pratikte en yoğun ispat hukuku problemi doğuran başvuru biçimidir. Bu nedenle bu kategori, en kolay yol olarak görülmemelidir. Aksine çoğu zaman en çok belgelendirme yükümlülüğü gerektiren yol olarak görülmelidir. Özellikle Türkiye’den başvuran kişiler bakımından nüfus kayıtları, eski doğum kayıtları, aile nüfus tablosu, isim denklikleri ve tarihsel yerleşim bilgileri gibi belge ve bilgilerin dosyada bulunması şarttır.</p>
<h3 data-section-id="wzxzer" data-start="11105" data-end="11140">E-) İstisnaî Yolla Vatandaşlığa Alınma</h3>
<p data-start="82" data-end="238">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 16. maddesi, genel kazanım rejiminden tamamen ayrılan istisnaî bir vatandaşlık kazanım yolunu düzenlemektedir.</p>
<p data-start="240" data-end="379">Bu hüküm uyarınca;</p>
<ul data-start="381" data-end="614">
<li data-section-id="x6zw70" data-start="381" data-end="433">Bulgaristan’ın devlet menfaatinin bulunması,</li>
<li data-section-id="or9wsu" data-start="434" data-end="614">Başvurucunun Bulgaristan’a:
<ul data-start="468" data-end="614">
<li data-section-id="jhoaej" data-start="468" data-end="485">ekonomik,</li>
<li data-section-id="4wlth9" data-start="488" data-end="505">bilimsel,</li>
<li data-section-id="1nzncd0" data-start="508" data-end="527">teknolojik,</li>
<li data-section-id="3k2f8r" data-start="530" data-end="551">kültürel veya</li>
<li data-section-id="1o8goev" data-start="554" data-end="614">sportif alanlarda özel ve somut katkı sağlaması.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Durumlardan birinin varlığı halinde, 12. maddede öngörülen genel şartlar aranmaksızın vatandaşlık verilebilir.</p>
<p data-start="616" data-end="676">Bu şekilde vatandaşlığın kazanılması yolunda dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır. İstisnaî ve sınırlı bir mekanizma olduğu, vatandaşlık verilmesinin başvurucunun talebine göre değil devletin takdirine ve menfaat değerlendirmesine bağlı olduğu, sürecin sıradan başvuru dosyaları gibi işlememekte olduğu ve genellikle kurumsal öneri ve üst düzey değerlendirme gerektirdiği unutulmamalıdır.</p>
<p>Vatandaşlığa alınma önerisinin gerekçeli olması, başvurucunun hangi somut katkıyı sağladığının açıkça ortaya konulması ve bu katkının Bulgaristan açısından neden önemli olduğunun açıklanması zorunludur.</p>
<p data-start="1590" data-end="1613">Sonuç olarak 16. madde geniş bir idari takdir alanı içeren, başvurucunun talebinden çok devletin menfaatine dayanan, olağan vatandaşlık rejiminin yerine geçmeyen bir istisnaî vatandaşlığa alınma mekanizmasıdır. Bu nedenle bu yol, ancak ölçülebilir ve devlet nezdinde anlamlı bir katkı söz konusu olduğunda hukuken anlamlı hale gelmektedir.</p>
<h3 data-section-id="cyrmbk" data-start="12205" data-end="12250">F-) Eski Vatandaşlığın Yeniden Kazanılması</h3>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bulgar vatandaşlığını kaybetmiş veya bundan çıkarılmış kişiler bakımından yeniden kazanım rejimi, kanunun 26 ve 27. maddelerinde düzenlenmiştir.</p>
<p data-start="12252" data-end="12985">26. maddeye göre vatandaşlıktan çıkarılmış kişinin vatandaşlığı talebi üzerine;</p>
<ul>
<li data-start="12252" data-end="12985">Yaşadığı ülkede veya Bulgaristan’da kasıtlı suçtan mahkûm olmamışsa,</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kamu düzeni, kamu ahlakı, kamu sağlığı veya millî güvenlik bakımından tehdit oluşturmuyorsa</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kural olarak başvurudan en az üç yıl önce Bulgaristan’da daimî veya uzun süreli ikamet hakkı elde etmişse yeniden verilebilir.</li>
</ul>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bununla birlikte Bulgar kökenli kişiler için aynı maddenin ikinci fıkrası daha elverişli bir rejim öngörmekte ve yalnızca suç işlememiş olma ve kamu tehdidi oluşturmama şartlarını aramaktadır.</p>
<p data-start="12987" data-end="13598">Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeniden kazanımın kendiliğinden iade anlamına gelmemesidir. Eski vatandaş veya vatandaşlıktan çıkarılmış kişi dahi, belirli güvenlik ve kamu düzeni denetiminden geçer. Ayrıca kaybın niteliği, önceki vatandaşlığın hangi hukuki sebeple sona erdiği ve başvurucunun mevcut statüsü önem taşır. Uygulamada eski vatandaşlığa ilişkin karar, pasaport, nüfus kaydı veya çıkma belgesi mevcut değilse, yeniden kazanım rejimi de teknik açıdan güçleşebilir. Bu sebeple kaybın tarihi, hukuki sebebi ve belgeleri dosyada açık biçimde ortaya konmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="18x0dun" data-start="13605" data-end="13670">III-) Belge Rejimi, İspat Standardı ve Hukuki Boyut</h2>
<p data-start="13672" data-end="14233">Bulgar vatandaşlığı dosyalarında sonucun çoğu zaman kanun maddesinden ziyade belgelerin niteliği ile belirlendiği söylenebilir. Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, ispatın merkezinde kesintisiz soy zinciri bulunur. Kanun, başvurucunun üçüncü dereceye kadar bir üstsoyu ile bağını gösteren resmî belgeler aradığından, aile hikâyesi ile idarî kayıtlar arasındaki boşlukların kapatılması gerekir. Bu yönüyle vatandaşlık başvurusu bir ispat dosyasıdır.</p>
<p data-start="1798" data-end="2181">Uygulamada edinilen tecrübeler göstermektedir ki, özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda, nüfus kayıtlarının tek başına yeterli olduğu yönündeki yaygın kanaat hatalıdır. Somut dosyalarda aynı aile hattına ilişkin farklı kurum kayıtları arasında isim, tarih ve yer bilgisi bakımından uyumsuzluklar bulunabilmekte ve bu durum başvurunun güvenilirliğini zedeleyebilmektedir.</p>
<p data-start="2183" data-end="2623">Nitekim bazı başvurularda, üstsoya ilişkin Bulgar doğum kayıtlarının bulunmasına rağmen, Türkiye’deki nüfus kayıtları ile bu belgeler arasında doğrudan bağlantı kurulamaması nedeniyle ek belge talepleri ile karşılaşıldığı görülmektedir. Bu çerçevede uygulamada belgeler arası ilişkiyi kuran açıklayıcı bir soy ağacı ve destekleyici kayıt stratejisinin oluşturulması dosyanın kabulü açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p data-start="14235" data-end="14935">Pratikte en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:</p>
<ul>
<li data-start="14235" data-end="14935">Eski Bulgar isimlerinin Türk nüfus kayıtlarında farklı geçmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Kadın üstsoyların evlilik nedeniyle soyadı değiştirmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Doğum ve evlilik tarihlerindeki tutarsızlıklar,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Yerleşim yerlerinin tarihsel isimlerinin bugünkü resmi kayıtlarda farklı görünmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Aile hattındaki bazı kişilerin kayıtlarının eksik olması.</li>
</ul>
<p data-start="14235" data-end="14935">Bu sorunların her biri tek başına başvuruyu etkileyecek nitelikte görülmese de, dosya bütününü zayıflatabilmektedir. Bulgar makamları açısından mesele, kişinin muhtemel Bulgar kökenli olması yönünden değerlendirilmez. Başvurunun idari işlem tesis etmeye elverişli kesinlikte kanıtlanması aranmaktadır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Bu yüzden uygulamada en doğru yöntem başvuru hazırlanmadan önce soy hattının tablo halinde çıkarılması, her kuşak için doğum, evlilik, ölüm, isim değişikliği ve göç verilerinin ayrı ayrı doğrulanması ve son olarak kanundaki başvuru sebebine göre dosyanın kurulmasıdır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Başvurucuların çoğu önce hangi maddeye dayanacağını sormaktadır. Oysa çoğu dosyada doğru yöntem önce hangi belgelerle hangi soy hattının kurulabildiğini tespit etmektir. Vatandaşlık talebinin dayanağı olan mevzuat maddesi, çoğu zaman belgeler netleştikten sonra doğru biçimde seçilebilir.</p>
<h2 data-section-id="4vhtew" data-start="15480" data-end="15535">IV-) Başvuru, Usul Kuralları ve İdarî İnceleme Süreçleri</h2>
<p data-start="15537" data-end="16033">Bulgar vatandaşlığı başvuruları şahsen yapılır. Kanunun 29. maddesine göre vatandaşlığın genel yolla kazanılması, yeniden kazanılması ve vatandaşlıktan çıkma işlemleri için ilgili kişinin şahsen Adalet Bakanlığı’na veya Bulgaristan’ın diplomatik ya da konsüler temsilciliğine yaptığı başvuru üzerine yürütülür. Dış temsilcilik, başvuru hakkında gerekçeli görüş de sunar. Küçükler bakımından başvuru ebeveyn veya yasal temsilciler tarafından yapılır.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanunun 32. maddesi, başvuru ve eklerinin Bulgarca hazırlanmasını zorunlu kılar. Başvuru sırasında mülakat yapılır. Özellikle yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerden oluşan dosyalarda, başvurucuya yalnızca evrak teslim eden kişi gibi değil, dosyanın maddi içeriğini bilen taraf olarak da yaklaşılır. Bu nedenle dosyadaki aile hattını, hangi üstsoya dayanıldığını ve belgeler arasındaki ilişkiyi açıklayamayacak başvurucuların süreci fiilen zorlaşabilir.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanun metni mülakatı teknik bir usul işlemi gibi düzenlese de, uygulamada başvurucunun güvenilirliğinin teyidi işlevi görmektedir.</p>
<p data-start="16657" data-end="17190">2021 sonrası sistemde Adalet Bakanlığı’nın ek belge isteme yetkisi daha görünür hale gelmiştir. Özellikle 15. madde kapsamındaki Bulgar kökeni dosyalarında, belgelerin açıklığa kavuşturulması için ek evrak istenebilir ve eksik belge hiç sunulmamışsa işlem sonlandırılabilir. Ancak buna güvenerek dosyaların eksik veya özensiz sunulmaması gerekir.  Çünkü bazı eksiklikler, usul eksikliğinden öte, başvuru sebebinin kanıtlanamaması sonucunu doğurur.</p>
<p data-start="17192" data-end="17857">Karar süreci de çok katmanlıdır. Vatandaşlık Konseyi, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Ulusal Güvenlik Ajansı’nın yazılı görüşleri ışığında başvuruları değerlendirir. Ardından Adalet Bakanı, uygun gördüğü dosyalar bakımından Cumhurbaşkanı’na kararname çıkarılması için teklifte bulunur. Vatandaşlık, genel kazanım, yeniden kazanım, çıkarma veya iptal işlemleri nihayetinde Cumhurbaşkanı kararnamesi ile gerçekleşir ve kararname düzenlendiği gün yürürlüğe girer. Bu yapı, Bulgar vatandaşlığı işlemlerinin sadece bakanlık içi idari işlem değil, devletin en üst organlarını da içeren karma nitelikli bir süreç olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="17859" data-end="18438">Kanunda süreler de ayrıca düzenlenmiştir. Adalet Bakanı’nın vatandaşlık başvuruları için kural olarak on iki ay içinde, Bulgar kökenli kişilerin başvuruları için dokuz ay içinde, vatandaşlığın yeniden kazanılması başvuruları için ise altı ay içinde teklifte bulunması öngörülmektedir. Bununla birlikte ek belge talebi veya inceleme nedeniyle bu sürelerin durması mümkündür. Bu nedenle kanuni süre, uygulamada kesin sonuçlanma süresi gibi anlaşılmamalıdır. Yine de idarenin sınırsız biçimde bekletebileceği anlamına da gelmez.</p>
<h2 data-section-id="avr554" data-start="124" data-end="170">V-) Başvurularda Ret, İptal, Geri Alma ve Yargısal Koruma Hususları</h2>
<p data-start="172" data-end="586">Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin işlemler, her ne kadar idarenin geniş takdir yetkisi çerçevesinde yürütülse de, bu alan mutlak ve denetimsiz bir serbesti alanı değildir. Vatandaşlık başvurularının reddi, kazanılmış vatandaşlığın iptali veya geri alınması ve idarenin eylemsizliği gibi durumlar, hem ulusal hukuk hem de Avrupa hukuku bakımından belirli sınırlar ve denetim mekanizmaları içinde değerlendirilir.</p>
<h3 data-section-id="4dpngz" data-start="588" data-end="611">A-) Başvurunun Reddi</h3>
<p data-start="613" data-end="1444">Vatandaşlık başvurusu, kanunda öngörülen şartların sağlanmaması veya başvurucunun durumunun vatandaşlığa elverişli görülmemesi halinde reddedilebilir. Uygulamada ret sebepleri çoğunlukla;</p>
<ul>
<li data-start="613" data-end="1444">Kanuni şartların eksikliği,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Sabıka kaydı veya devam eden ceza soruşturması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Kamu düzeni ya da millî güvenlik bakımından sakınca bulunması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Bulgar kökenine dayalı başvurularda soy bağının yeterince ispat edilememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="613" data-end="1444">Bunun yanında sunulan belgelerde çelişki veya güvenilirlik sorunu bulunması da ret gerekçesi olabilmektedir. Bu noktada önemle vurgulanmalıdır ki vatandaşlık başvurusu, mutlak bir hakka dayalı talep değildir. Kanuni şartların sağlanması halinde idarenin değerlendirmesine tabi bir statü talebidir. Dolayısıyla şartların mevcut olması dahi tek başına vatandaşlığın verileceği anlamına gelmez.</p>
<h3 data-section-id="wlax06" data-start="1446" data-end="1498">B-) Vatandaşlığın İptali (Sonradan Geri Alınması)</h3>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bulgar vatandaşlık hukukunda dikkat çeken en önemli mekanizmalardan biri, kazanılmış vatandaşlığın sonradan iptal edilebilmesidir. Kanun uyarınca vatandaşlık;</p>
<ul>
<li data-start="1500" data-end="2413">Sahte belge kullanılması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Vatandaşlığın verilmesini engelleyecek bilgilerin gizlenmesi gibi hallerde geri alınabilir.</li>
</ul>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bu durum, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurular bakımından ayrı bir önem taşır. Zira bu başvuruların temelini oluşturan soy bağı ve belge zinciri, işlemin hukuki dayanağını doğrudan etkiler. Bu nedenle vatandaşlık kazanılmış olsa dahi bu statü mutlak ve dokunulmaz değildir. Kanun, iptal yetkisini kural olarak belirli bir süre ile sınırlandırmış olmakla birlikte, özellikle güvenlik boyutu taşıyan hallerde daha geniş bir değerlendirme alanı bırakmaktadır. Bu bağlamda uygulamada yalnızca başvurunun kabul edilmesini değil, dosyanın ileride de hukuken sürdürülebilir olması esas alınmalıdır.</p>
<h3 data-section-id="q04syo" data-start="2415" data-end="2464">C-) Vatandaşlıktan Yoksun Bırakma ve Geri Alma</h3>
<p data-start="2466" data-end="3044">Vatandaşlıktan yoksun bırakma ve geri alma mekanizmaları, Bulgar hukukunda sınırlı ve istisnai durumlar için öngörülmüştür. Özellikle devlete karşı ağır sadakat ihlalleri, terör faaliyetleri veya benzeri ciddi güvenlik tehditleri söz konusu olduğunda, vatandaşlık statüsüne müdahale gündeme gelebilir. Bununla birlikte bu tür işlemler keyfî biçimde tesis edilemez ve mutlaka kanuni dayanağa veya somut gerekçeye dayanmalıdır. Bu durum, vatandaşlık statüsünün devlet açısından stratejik önemini korurken, birey açısından da hukuk devleti güvencelerinin devam ettiğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="12p0fj7" data-start="3046" data-end="3089">D-) Yargısal Koruma ve İdarenin Denetimi</h3>
<p data-start="3091" data-end="3758">Bulgaristan vatandaşlık hukukunda idari işlemler tamamen yargı denetimi dışında bırakılmış değildir. Özellikle başvurunun makul süre içinde sonuçlandırılmaması veya idarenin işlem yapmaktan kaçınması durumlarında yargısal başvuru imkânı bulunmaktadır. Kanun uyarınca, Adalet Bakanı’nın süresi içinde işlem tesis etmemesi halinde başvurucu Sofya İdare Mahkemesi nezdinde dava açabilir. Ancak burada yargı organının rolü, vatandaşlık verilmesine doğrudan karar vermek değildir. İdarenin süreci hukuka uygun şekilde yürütüp yürütmediğini denetlemektir. Bu yönüyle yargısal koruma, esas incelemeden ziyade usul ve idari sürecin işleyişine ilişkin bir denetim mekanizmasıdır.</p>
<h2 data-section-id="1y31lyq" data-start="23202" data-end="23270">VI-) Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar</h2>
<ul>
<li data-start="23272" data-end="23768">Bulgaristan vatandaşlığı dosyalarında en sık yapılan hata, önce hukuki kategorinin belirlenmesi yerine sonuca geçmeye çalışmaktır. Başvurucu çoğu zaman Bulgaristan vatandaşlığı almak istediğini belirtir ancak avukatın ilk görevi hangi yolla sorusuna belge ve statü üzerinden cevap aramaktır. Başvurucu gerçekten Bulgar kökenine mi dayanacaktır, yoksa genel kazanım yolu daha mı güvenlidir, yoksa aslında zaten doğumla vatandaş mıdır? Bu ayrım yapılmadan dosya kurulması, hatalı hukuki sebep seçimine yol açar.</li>
<li data-start="23770" data-end="24355">İkinci büyük hata, soy bağının yalnızca nüfus kayıt örneği ile ispat edilebileceğinin sanılmasıdır. Oysa bazı dosyalarda doğum kaydı, evlenme kaydı, isim denklik belgesi, göç kaydı, eski Bulgar idari kayıtları ve yerleşim tarihi birlikte bulunmalı ve sunulmalıdır. Tek belgeyle sonuca gitmeye çalışmak, özellikle Vatandaşlık Kanunu 15. madde kapsamındaki dosyalarda zayıf bir stratejidir. Kanun, üçüncü dereceye kadar üstsoy bağlantısının resmi belgelerle kurulmasını aramaktadır.</li>
<li data-start="24357" data-end="24868">Üçüncü hata ise, başvurunun usulî boyutunun küçümsenmesidir. Başvurunun şahsen yapılması, belgelerin Bulgarca sunulması, mülakat, ek belge isteme riski, dış temsilciliğin görüşü ve güvenlik incelemeleri süreç üzerinde doğrudan etkilidir. Dosyanın maddi temeli ne kadar güçlü olursa olsun, usul zafiyeti ciddi gecikme ya da işlem sonlandırılması doğurabilir. Bulgar vatandaşlık rejimi, özellikle köken dosyalarında şekil ile esas arasındaki çizgiyi keskin tutmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="2871" data-end="3309">Bununla birlikte uygulamada, bazı başvuruların değerlendirilmesinde idarenin yazılı mevzuat dışında kalan belirli pratik ölçütleri de dikkate alabildiği yönünde gözlemler bulunmaktadır. Özellikle başvurucunun Bulgar topluluğu ile kültürel bağ kurup kurmadığı, aile içinde Bulgar kimliğinin korunup korunmadığı veya dil kullanımına ilişkin unsurların bazı dosyalarda dolaylı değerlendirme kriteri olarak öne çıkabildiği ifade edilmektedir.</p>
<p data-start="3311" data-end="3640">Bu hususlar kanunda açık bir şart olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda dosyanın  inandırıcılığı bakımından etkili olabildiği görülmektedir. Ancak bu değerlendirmelerin her dosyada aynı şekilde uygulanmadığı ve kesin bir kriter oluşturmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="i8wkm" data-start="24875" data-end="24882">VII-) Sonuç ve Değerlendirme</h2>
<p data-start="24884" data-end="25443">Bulgaristan vatandaşlığı, yüzeysel bakıldığında özellikle soy bağı bulunan kişiler bakımından ulaşılması kolay bir statü gibi görünmektedir. Oysa mevzuat dikkatle incelendiğinde, sistemin asıl merkezinin ispat ve güvenilirlik olduğu görülmektedir. Genel yolla kazanım rejiminde ikamet, geçim ve dil önemlidir. Bulgar kökenine dayalı rejimde ise resmî belge zinciri ve üstsoy bağlantısı belirleyicidir. İstisnaî kazanım ve yeniden kazanım başlıkları da kendi içinde özel denge noktaları taşımaktadır.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Bu nedenle Bulgaristan vatandaşlığı başvurusu, standart bir form doldurma işi değildir. Kişisel statü hukuku, göç hukuku, idare hukuku ve Avrupa hukuku kesişiminde yer alan teknik bir hukuk çalışmasıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda aile geçmişi ile resmî kayıtların çakıştırılması, doğru kanun maddesine dayanılması ve dosyanın ileride iptal riskine açık olmayacak biçimde kurulması hayati önemdedir.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, hukuki başarı büyük ölçüde doğru kanun maddesinin seçilmesinden ziyade, doğru belge zincirinin kurulmasına ve bu zincirin idare nezdinde ikna edici şekilde sunulmasına bağlıdır.</p>
<p data-start="25859" data-end="26172">Sonuç olarak, Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin başarılı bir dosya, bu başvurunun hukuken ispatlanabilir, usulen savunulabilir ve idari incelemeye uygun hale getirilmesine bağlıdır. Vatandaşlık hukukunda belirleyici olan şey iddia değil, kanıtlanmış aidiyettir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Bulgaristan vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Bulgaristan ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p data-start="2405" data-end="2902">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 11:01:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BORÇLAR KANUNU]]></category>
		<category><![CDATA[Dinar]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Euro]]></category>
		<category><![CDATA[Frank]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek olmayan yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[İcra iflas kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[Leva]]></category>
		<category><![CDATA[Manat]]></category>
		<category><![CDATA[Riyal]]></category>
		<category><![CDATA[Ruble]]></category>
		<category><![CDATA[Sterlin]]></category>
		<category><![CDATA[YABANCI PARALARLA İCRA TAKİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para alacağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı para alacaklarının icra takibi mevzuatta özel hükümlere tabidir.</p>
<p style="text-align: left;">Bu yazıda, yabancı para borcuyla icra takibinin nasıl yapılacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınacaktır.</p>
<h2 style="text-align: left;">I. Yabancı Para Borcu Nedir ?</h2>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu, borcun konusu olan para biriminin borcun ifa edileceği yerin resmi para birimi olmadığı borçlardır. Ödenecek para birimiyle milli para biriminin farklılık gösterdiği anlamına gelir. Türkiye&#8217; de Dolar, Euro, Frank, Sterlin, Ruble, Leva, Dinar, Riyal, Manat vb. yabancı para birimleriyle borcun ödenmesi bu kapsamdadır.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borçları gerçek ve gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Gerçek para borcunda borcun ifasının yabancı para borcuyla yapılması zorunludur. Gerçek olmayan para borcunda ise sözleşmede yabancı para olarak ödenmesine karar verilmiş olsa da ödemenin TL karşılığında yapılacağı anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcunun hukuki niteliğiyle ilgili ayrıntılı bilgi almak için sitemizde yer alan <em>&#8220;<a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-nedir/">Yabancı Para Borcu Nedir?</a>&#8221;  </em>başlıklı makalemize  bakabilirsiniz.</p>
<h2 style="text-align: left;">II. Hangi Mevzuat Uygulanır ?</h2>
<p style="text-align: left;">&#8211; <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf">İcra İflas Kanunu</a> m.58 vd.</p>
<p style="text-align: left;">&#8211; Türk Borçlar Kanunu</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6098.pdf">Türk Borçlar Kanunu</a>&#8216;nun 99.maddesine göre</strong> konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak yine <strong>Türk Borçlar Kanunun 26.maddesine dayanarak</strong> sözleşme serbestisi doğrultusunda borcu yabancı para olarak belirleyebilirler. Yabancı para olarak kararlaştırılan borçların ifası ve icrası bazı özel hükümlere tabidir.</p>
<h2 style="text-align: left;">III. Yabancı Para Borcu İle İcra Takibinde Yapılması Gerekenler</h2>
<p style="text-align: left;">İcra takibi ilamsız ve ilamlı icra takibi olarak ikiye ayrılır. İİK.m.42 vd. anlatılan ilamsız icra takibi türleri mahkeme kararı olmadan yapılırken, İİK.m.32 vd. anlatılan ilamlı icra takibi mahkeme kararına dayanarak yapılan takiptir. Ayrıca ilam olmadığı halde ilam niteliği taşıyan belgelerde de ilamlı icra takibi yapılabilir. İcra takibi belirlenirken ilam veya ilam niteliğinde belgenin var olup olmadığına göre icra takibi belirlenir.</p>
<h3 style="text-align: left;">A. İlamsız İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">Öncelikle ilamsız icra takibi başlatmak için neler yapılması gerektiği ardından söz konusu borcun yabancı para borcu olmasından kaynaklı ilamsız icrada neler yapılacağı üzerinde duracağız.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi, alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak borçlu aleyhine icra süresi başlatmasıdır. Alacaklı takip talebi hazırlar, bu talep yetkili icra dairesine sunulur ( günümüzde bu işlem UYAP sisteminden de yapılabilmektedir ). Daha sonra ödeme emri hazırlanır ve borçlunun adresine tebliğ edilir. Ödeme emrinde borcun miktarı, sebebi, 7 gün içinde ödenmesi veya bu süre içerisinde itiraz edilmesi gerektiği bildirilir. Aksi halde takip kesinleşir ve süreç devam eder.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi yabancı para alacaklarında en çok kullanılan icra takibidir. Alacağın yabancı para olmasından kaynaklı dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">İcra takibine konu olan alacak için takip talebinde bulunulurken yabancı para cinsi açık bir şekilde belirtilmelidir. ( Örneğin : 10.000-USD alacak .</li>
<li style="text-align: left;">Takip talebine Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın <a href="https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html">takip günündeki ilgili döviz kuru</a>na göre Türk lirası karşılığı eklenmelidir. Uygulamada efektif satış kuru referans alınmaktadır.</li>
<li style="text-align: left;">TCMB&#8217;nin günlük döviz kurları her gün saat 15:30&#8217;da açıklanmaktadır. Dolayısıyla takip tarihinde bu saatten sonraki kurlar baz alınmalıdır.</li>
<li style="text-align: left;">Kur hesabının hangi tarihe göre yapıldığı açıkça belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde ödeme emri hazırlanır ve borçluya tebliğ edilir. Yedi günlük yasal süre içerisinde borçlunun itiraz etme hakkı bulunur . İtiraz durumunda alacaklının itirazının iptali veya kaldırılması için ayrıca hukuki yollara başvurması gerekir.</li>
</ul>
<h3 style="text-align: left;">B. İlamlı İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacaklı kesinleşmiş mahkeme kararını veya ilam niteliğindeki belgeyi ekleyerek başvuruda bulunur. İcra müdürlüğü, alacaklının başvurusu üzerine borçluya yönelik icra emri düzenler. Bu belge, borçlunun mahkeme kararında belirtilen yükümlülüğü belirli süre içerisinde yerine getirmesini talep eder. İcra emrinin usule uygun yapılmasından sonra yedi gün içinde karar yerine getirilmelidir. Yerine getirilmediği takdirde alacaklının haciz talebi hakkı doğmaktadır. Borçlu ilamsız icrada olduğu gibi itiraz etme hakkına sahip değildir. Yalnızca usul hatalarına ve şekli hatalara itiraz edebilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacağın yabancı para olması durumunda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunlar şu şekildedir:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">Öncelikle yabancı para borcunun olduğuna dair bir mahkeme kararı veya ilam niteliğinde belge bulunması gerekmektedir.</li>
<li style="text-align: left;">İlamda yer alan para birimine dikkat edilmelidir. Açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Mahkeme kararında Türk Lirası veya yabancı para ile ödenmesi açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde icra emri düzenlenip borçluya usulüne uygun tebliğ edilmektedir. Borçlu icra emrini tebliğ aldıktan sonra itiraz etme hakkına sahip değildir. Borcun varlığı mahkeme kararıyla sabit olduğundan yalnızca usuli bir problem durumunda itiraz edilebilmektedir. Borçlu hukuken verilen süre içerisinde ödeme yapmadığı takdirde alacaklı haciz talebinde bulunabilmektedir.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: left;">IV. Yabancı Para Borcuyla İcra Takibinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</h2>
<ul>
<li>Alacak yabancı para olarak açıkça belirtilmelidir.</li>
<li>Alacağın Türk Lirası karşılığı net bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li>Kur hesabı yapılırken tarih belirli ve net olmalıdır.</li>
<li>Günlük döviz kurlarında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın resmi web sitesi baz alınmalıdır.</li>
<li>Talep edilen feriler ayrı ayrı gösterilmelidir .</li>
<li>Yapılacak faiz türü belirtilmelidir.</li>
<li>Faiz kural olarak yabancı para üzerine yapılır fakat taraflar sözleşme serbestisine dayanarak faiz oranını kendileri belirleyebilir. Kendileri belirlemediği takdirde yasal faiz hükümleri geçerlidir.</li>
<li>Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir.</li>
</ul>
<p>Bu hususlara kesinlikle dikkat edilmelidir. Bu alanda deneyimli bir avukatla çalışılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Faiz türünde yapılan bir hata, yanlış kur tarihine göre işlem yapma, takip talebinde eksik veya yanlış bilgilerin olması, borçlunun iyi niyetle olmayan itirazları sebebiyle sürecin uzamasına veya hak kayıplarına neden olabilmektedir.</p>
<h2>V. Yabancı Para Borcuyla İlgili Emsal İçtihat</h2>
<p>Yabancı para borcuyla icra takibi teknik bilgiler gerektirmektedir. Takip yapılırken doğru takip yolunu seçmek ve  hata yapmamak için özen göstermek gerekir. Aksi takdirde hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle yabancı paralarla ilgili icra takibi hakkında bilgi almak isterseniz alanında uzman avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.</p>
<h3><strong>A. Ödeme Emrinde Yabancı Paranı Türk Lirası Karşılığı Gösterilmelidir</strong></h3>
<blockquote>
<h3></h3>
<p><em><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2005/54 K. 2005/3689 T. 25.02.2005</strong></em></p>
<p><em>&#8221; </em><em>İİK.nun 58/3. maddesi gereğince alacaklı yabancı para alacağının TL. karşılığını (HED.) takip talepnamesinde ve buna bağlı olarak ödeme emrinde (İİK.nun 60/1.mad.) göstermek zorundadır. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında resen gözönünde tutulmalıdır. (HGK.nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E.-99/301 K. sayılı kararı) somut olayda gözlendiği gibi takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının ve faizinin TL. karşılığı gösterilmediğinden Mahkemece resen takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. (HGK.nun 6 Ekim 2004 tarih ve 2004/1-433 E. sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi irdelenemeyeceğinden mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 25.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<h3></h3>
<h3>B. Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</h3>
<blockquote><p>Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</p>
<p><strong>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2002/7107 K. 2002/7480 T. 26.11.2002</strong></p>
<p><em>&#8221; DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</em></p>
<p><em>1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemece, Dairemizin 25.4.2000 günlü bozma kararına uyulmakla yetkiye yönelik temyiz itirazının kesinleşmiş bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</em></p>
<p><em>2- BK.nun 83. maddesinin 3678 S. Kanun ile eklenen fıkra hükmüne göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Mahkemece, bu yön ve takip talebindeki istem gözetilerek, yabancı paranın fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının tahsiline olanak sağlayacak biçimde itirazın iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken, yabancı paranın aynen tahsiline olanak sağlayacak biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kredi sözleşmesinin döviz kredisiyle ilgili 19. maddesi hükmüne göre araştırma yapılmadan talep edilen senelik %25 oranında faize hükmedilmesi de isabetli değildir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Yukarda 1 s. bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 s. bentte açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 26.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<div class="entry-content">
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 14:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[4/a 4/b 4/c Sigortalılık]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Başvuru Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Formüleri]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Sağlık Yardımları]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6 NASIL ALINIR]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Çifte Sigortalılığın Önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK Yurt Dışı Sağlık İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Sosyal Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı Saplık Sigortası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3633</guid>

					<description><![CDATA[<p>A/T 6 belgesi, 6 aydan uzun süreyle Almanya'ya çalışmaya giden Türkiye'deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>I-) A/T 6’nın Hukuki Niteliği ve Uygulama Çerçevesi</strong></h2>
<p>A/T 6 belgesi, A/T 11 belgesinden farklı olarak, 6 aydan uzun süreli geçici görevlendirmelerle Almanya&#8217;ya çalışmaya giden Türkiye&#8217;deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür. Aynı şekilde Almanya&#8217;da sigortalı işçi de Türkiye&#8217;de sağlık sigortasından faydalanabilmektedir. <a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 Formüleri hakkındaki yazımız</a>ı okuyarak iki düzenleme arasındaki farkları görebilirsiniz.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında 30.04.1964 tarihinde imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, sigortalıların geçici olarak diğer akit devlette bulundukları süre boyunca sosyal güvenlik haklarının korunmasını amaçlayan koordinasyon hükümleri içermektedir. Bu sözleşme kapsamında öngörülen formülerler, kişilerin yurt dışındaki faaliyetlerinin süresi ve niteliğine göre farklı hukuki sonuçlar doğurmakta; sigortalılık statüsünün hangi ülkede devam edeceği ve sağlık yardımlarının hangi koşullarda sağlanacağı hususlarını düzenlemektedir.</p>
<p>Bu çerçevede A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sigortalılık ilişkisi devam etmekle birlikte Almanya’ya altı aydan uzun süreli ancak geçici görevle gönderilen sigortalılar bakımından uygulanan özel bir sosyal güvenlik belgesidir. A/T 6’nın temel işlevi, sigortalının Almanya’daki geçici bulunumu sırasında Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olmaksızın, Türkiye’deki sigortalılık statüsünün korunmasını ve sağlık yardımlarına ikili sözleşme hükümleri çerçevesinde erişimini sağlamaktır.</p>
<p>A/T 6, yalnızca Almanya bakımından uygulanan bir belge olmayıp; Türkiye’nin ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzaladığı diğer ülkeler bakımından benzer işlev gören ancak ülkeye özgü isim, kapsam ve koşullara sahip muadil belgeler bulunmaktadır. Bu nedenle A/T 6’nın diğer ülkelerde birebir aynı sonuçları doğurduğu yönündeki değerlendirmeler hukuken isabetli değildir. Her ülke bakımından uygulanacak belge türü ve kapsam, ilgili sözleşme hükümleri ve SGK’nın idari düzenlemeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3><strong>A-) A/T 6 Formülerinin Kapsamı</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, uygulamada sıklıkla yalnızca acil sağlık hizmetleriyle sınırlı bir belge olarak algılansa da, bu yaklaşım hukuki gerçekliği yansıtmamaktadır. A/T 6 kapsamında sağlanan sağlık yardımları, yalnızca ani ve hayati tehlike içeren durumlarla sınırlı olmayıp; sigortalının Almanya’daki geçici kalış süresi boyunca ortaya çıkan ve ertelenmesi sağlık açısından sakıncalı olan tıbben gerekli sağlık hizmetlerini de kapsamaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede ayakta ve yatarak tedaviler, hekim muayeneleri, gerekli tıbbi tetkikler, tedavinin doğal uzantısı olan ilaç giderleri ve tıbbi gereklilik hâlinde hastane yatışları sözleşme hükümleri doğrultusunda karşılanabilmektedir. Buna karşılık, önceden planlanmış, isteğe bağlı veya Almanya’da özel olarak tercih edilen tedaviler A/T 6 kapsamına dâhil değildir. Belgenin sağladığı koruma, geçici kalış süresi ve tıbbi gereklilik ölçütü ile sınırlı tutulmuştur.</p>
<h3><strong>B-) Kimler A/T 6 Formülerinden Yararlanabilir?</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemine tabi sigortalıların Almanya’ya geçici görev kapsamında gönderilmeleri hâlinde uygulanmaktadır. Bu kapsamda temel yararlanıcı grubu, Türkiye’de bir işverene bağlı olarak 4/a kapsamında sigortalı çalışmakta iken işvereni tarafından Almanya’ya altı aydan uzun süreli geçici görevle gönderilen çalışanlar oluşturmaktadır. Bu kişiler bakımından sigortalılık ilişkisi Türkiye’de devam etmekte; prim ödeme yükümlülüğü SGK’ya karşı sürdürülmektedir.</p>
<p>A/T 6, ayrıca 4/c kapsamında sigortalı kamu görevlileri için de uygulanabilmektedir. Kamu kurumları tarafından Almanya’ya geçici görevle gönderilen personel, görevlendirmenin geçici nitelik taşıması ve kamu görevlisi statüsünün korunması kaydıyla bu kapsamda değerlendirilir.</p>
<p>Bunun yanında, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları da, bu statülerinin Türkiye’de devam etmesi şartıyla, A/T 6 kapsamında sağlık yardımlarından yararlanabilmektedir. Ancak bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün sona ermiş olması hâlinde aile bireyleri açısından A/T 6 uygulanması mümkün değildir.</p>
<p>Almanya’da doğrudan Alman işverene bağlı olarak çalışmaya başlayanlar, kalıcı istihdam veya yerleşme amacıyla Almanya’ya gidenler ile 4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan Bağ-Kur’lular bakımından ise A/T 6 uygulaması söz konusu değildir. Bu kişiler açısından sağlık güvencesi, Alman mevzuatı çerçevesinde yapılacak yerel sigorta düzenlemeleriyle sağlanmaktadır.</p>
<h3><strong>C-) Süre Sınırları</strong></h3>
<p>Bu belge süresiz bir belge olmayıp, geçici görevlendirmenin süresine bağlı olarak düzenlenmektedir. İlk düzenleme aşamasında A/T 6, kural olarak en fazla 24 ay süreyle verilmektedir. Ancak bu süre otomatik olmayıp, fiilî görevlendirme süresi esas alınarak belirlenmektedir.</p>
<p>Geçici görevlendirmenin devam etmesi hâlinde belgenin süresi uzatılabilmektedir. Uzatma taleplerinin, mevcut sürenin sona ermesinden önce SGK’ya yapılması gerekmektedir. Uygulamada uzatmalar dâhil olmak üzere A/T 6’nın toplamda en fazla 5 yıla kadar uygulanabilmesi mümkündür. Bu sürenin aşılması hâlinde, görevlendirmenin geçici niteliğini yitirdiği kabul edilmekte ve sigortalının Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olması gündeme gelmektedir.</p>
<h2><strong>II-) Başvuru Süreci</strong></h2>
<p>A/T 6 Formülerine ilişkin başvuru süreci, görevlendirmenin fiilen başlamasından önce Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde yürütülmesi gereken idari işlemlerle başlamakta; Almanya’da belgenin yetkili kuruma ibraz edilmesiyle tamamlanmaktadır. Sürecin doğru ve zamanında yürütülmemesi, sağlık yardımlarından yararlanılamaması ve geriye dönük borçlandırma risklerini beraberinde getirebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Türkiye aşamasında başvuru, sigortalının kendisi tarafından değil; kural olarak işveren veya ilgili kamu kurumu tarafından yapılmaktadır. Başvuru, sigortalının bağlı bulunduğu SGK Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yöneltilir. Başvuru sırasında, görevlendirmenin geçici nitelikte olduğunu açıkça ortaya koyan belgelerin sunulması zorunludur. Bu kapsamda uygulamada <a href="https://www.sgk.gov.tr/Content/Post/ae180cac-8b02-465d-b637-99f2ca238213/Yurt-Disi-Saglik-Islemleri-2024-11-08-02-49-54">talep edilen başlıca belgeler</a> şunlardır:
<ul>
<li>İşveren veya kurum tarafından düzenlenmiş görevlendirme yazısı,</li>
<li>Görevlendirmenin süresini ve Almanya’daki faaliyet konusunu gösterir belgeler,</li>
<li>Sigortalının SGK hizmet dökümü,</li>
<li>Kimlik bilgileri ve varsa bakmakla yükümlü olunan eş ve çocuklara ilişkin nüfus kayıt örnekleri.</li>
</ul>
</li>
<li>SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda, şartların sağlandığının tespiti hâlinde A/T 6 Formüleri düzenlenir. Uygulamada SGK, A/T 6 belgesini birden fazla nüsha hâlinde düzenlemekte; bunlardan biri sigortalıya verilmekte, biri SGK arşivinde muhafaza edilmekte, bir nüsha ise gerektiğinde Alman makamlarına ibraz edilmek üzere kullanılmaktadır. Sigortalıya teslim edilen belge, Almanya’daki işlemler bakımından asli ve zorunlu belgedir.</li>
<li>Sigortalı, Almanya’ya giriş yaptıktan sonra belgesini gecikmeksizin yetkili bir Alman kamu sağlık sigortası kurumuna (Krankenkasse) ibraz etmekle yükümlüdür. Mevzuatta kesin bir gün sayısı öngörülmemekle birlikte, uygulamada belgenin Almanya’ya girişten sonra en kısa sürede, tercihen ilk birkaç hafta içinde ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Belgenin geç ibraz edilmesi hâlinde, ilgili Krankenkasse sigortalıyı geçici olarak sigortasız kabul edebilmekte veya sunulan sağlık hizmetleri için sonradan ücret talep edebilmektedir.</li>
<li>A/T 6’nın Krankenkasse’ye ibraz edilmesiyle birlikte sigortalı, geçici kalış süresi boyunca sözleşme kapsamında öngörülen sağlık yardımlarından yararlanabilir hâle gelir. Sağlık hizmeti alınırken, sigortalının A/T 6 kapsamında kayıtlı olduğunun ilgili sağlık kuruluşu tarafından görülmesi gerekmektedir. Bu nedenle kayıt işleminin tamamlanması, fiilî sağlık hizmeti ihtiyacından önce yapılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Belgenin süresinin dolmasına yakın, görevlendirmenin devam etmesi hâlinde uzatma başvurusu yine Türkiye’de SGK’ya yapılmalıdır. Uzatma işlemleri tamamlanmadan Almanya’da kalışın sürdürülmesi, belgenin geçerliliğini ortadan kaldırabileceği gibi, Alman sosyal güvenlik mevzuatına tabiiyet sonucunu da doğurabilecektir.</p>
<h2><strong>III-) Uygulamada Karşılaşılan Riskler ve Olası Hak Kayıpları</strong></h2>
<p>A/T 6 uygulamasında en sık karşılaşılan sorunların başında, belgenin sağladığı korumanın tam kapsamlı Alman kamu sağlık sigortasıyla karıştırılması gelmektedir. Kapsam dışı hizmetler nedeniyle yüksek sağlık giderleriyle karşılaşılması uygulamada yaygındır.</p>
<p>Bunun yanında, belge süresinin aşılması, uzatma işlemlerinin zamanında yapılmaması, Almanya’daki fiilî faaliyetin görevlendirme kapsamı dışına çıkması veya belgenin Alman kurumlarına zamanında ibraz edilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Ayrıca Türkiye’deki sigortalılık statüsünde meydana gelen değişikliklerin bildirilmemesi, geriye dönük prim ve sağlık gideri taleplerine neden olabilmektedir.</p>
<p>Bu nedenle A/T 6 Formülerinin, yalnızca alınması değil; süresi, kapsamı ve fiilî durumla uyumu bakımından da dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 23:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 11 Formüleri]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 11 sağlık güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[Acil sağlık hizmetleri Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya eğitim sağlık sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11 NASIL ALINIR]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11 SİGORTASI]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[dikehukuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikelaw]]></category>
		<category><![CDATA[Krankenkasse tescili]]></category>
		<category><![CDATA[M10 Bildirimi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK yurtdışı sağlık yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbben zorunlu tedavi kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3627</guid>

					<description><![CDATA[<p>A/T 11 Formüleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından verilen ve ilgili kişinin Almanya’da bulunduğu süre içinde ortaya çıkabilecek acil ve tıbben zorunlu sağlık giderlerinin, Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda karşılanacağını gösteren bir sağlık yardımı belgesidir.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>I-) A/T 11 ’in Hukuki Dayanağı ve Ekonomik Önemi</strong></h2>
<p>A/T 11 Formüleri Almanya-Türkiye arasındaki ikili anlaşmaya dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında 30.04.1964 tarihinde imzalanan Sosyal Güvenlik <a href="https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc048/kanuntbmmc048/kanuntbmmc04800569.pdf">Sözleşmesi,</a> sosyal güvenlik hukukunun temel prensiplerinden biri olan mülkilik ilkesine, yalnızca sözleşmede öngörülen hâllerle sınırlı olmak üzere istisna getirmektedir. Bu sözleşme uyarınca, Türkiye’de sosyal güvenlik sistemine tâbi bulunan bazı kişilerin, Almanya’da bulundukları süre boyunca sözleşmede belirlenen koşullar dâhilinde sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri mümkün hâle gelmiştir.</p>
<p>Bu çerçevede düzenlenen A/T 11 Formüleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından verilen ve ilgili kişinin Almanya’da bulunduğu süre içinde ortaya çıkabilecek acil ve tıbben zorunlu sağlık giderlerinin, Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda karşılanacağını gösteren bir sağlık yardımı belgesidir. A/T 11, Alman sosyal güvenlik sistemi içerisinde bağımsız veya tam kapsamlı bir sağlık sigortası statüsü yaratmamakta; yalnızca sözleşmede açıkça öngörülen sağlık yardımları bakımından geçerlilik taşımaktadır. Bu yönüyle belge, ikame bir sigorta değil, sözleşmeye dayalı sınırlı bir sağlık güvencesi aracıdır.</p>
<p>Türkiye’nin uluslararası sosyal güvenlik ilişkileri Almanya ile sınırlı olmayıp; Hollanda (N/TUR), Avusturya (A/TR), Fransa (SE), Belçika (BE/TR) gibi birçok ülke ile sağlık yardımlarını da kapsayan ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri mevcuttur. Ancak bu sözleşmelerin her biri, kapsam ve yararlanıcı gruplar bakımından farklı hükümler içermektedir. Bu nedenle Almanya bakımından uygulanan A/T 11 formülerinin, diğer ülkeler açısından birebir geçerli olduğu yönündeki değerlendirme hukuken isabetli değildir. Her bir ülke bakımından geçerli olan formülerin kapsamı, ilgili ikili sözleşme hükümleri çerçevesinde ayrıca ele alınmalıdır.</p>
<p>A/T 11 belgesi, özellikle Almanya’da öğrenim gören öğrenciler açısından önemli bir ekonomik avantaj sağlayabilmektedir. Almanya’da yasal öğrenci kamu sağlık sigortası primlerinin aylık yaklaşık 125–150 Euro seviyesinde olduğu dikkate alındığında, A/T 11 belgesinin hukuken geçerli olduğu hâllerde zorunlu Alman kamu sağlık sigortasına geçiş yapılmaksızın sağlık güvencesinin sürdürülmesi, yıllık bazda kayda değer bir maliyet avantajı yaratmaktadır. Bununla birlikte, bu avantajın mutlak ve sınırsız olmadığı; yalnızca A/T 11 belgesinin geçerli kabul edildiği kişi grupları ve sürelerle sınırlı olduğu özellikle vurgulanmalıdır.</p>
<h2><strong>II-) Kimler A/T 11 ’den Yararlanabilir?</strong></h2>
<p>A/T 11 belgesinden yararlanma hakkı, kişinin Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsüne bağlıdır. Bu belge, herkese açık bir sağlık sigortası olmayıp; yalnızca Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi kapsamında sağlık yardımı hakkı bulunan kişiler için, Almanya’da bulunulan süreyle sınırlı olarak SGK tarafından düzenlenmektedir.</p>
<h3><strong style="font-size: 20px;">A-) Bakmakla Yükümlü Olunan Kişiler</strong></h3>
<p>Türkiye’de genel sağlık sigortası kapsamında bulunan bir sigortalının bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri, A/T 11 belgesinden yararlanabilen temel gruplardan biridir. Öğrenim amacıyla Almanya’da bulunan öğrenciler, uygulamada bu grubun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, öğrenciler açısından A/T 11 belgesi otomatik bir hak niteliği taşımamaktadır. Belgenin düzenlenebilmesi için, öğrencinin SGK nezdinde bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün fiilen devam ediyor olması gerekmektedir. Bu kapsamda uygulamada dikkate alınan başlıca hususlar şunlardır:</p>
<p>Erkek öğrenciler bakımından, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510-20120101.pdf">5510 sayılı Kanun</a> ve SGK uygulamaları gereği 25 yaş sınırı genel kural olarak esas alınmakta; öğrencinin 25 yaşını doldurmamış olması ve öğreniminin devam etmesi aranmaktadır.</p>
<p>Kız çocukları yönünden mevzuatta yaş sınırı bakımından daha esnek düzenlemeler bulunmakla birlikte, uluslararası sağlık yardımlarına ilişkin uygulamada SGK tarafından çoğunlukla 25 yaş sınırının esas alındığı görülmektedir. Bu nedenle her somut olayda SGK’nın güncel uygulamasının dikkate alınması gerekmektedir.</p>
<p>Öğrencinin Türkiye’de kendi adına genel sağlık sigortalısı olmaması, başka bir ifadeyle ayrı bir GSS yükümlülüğünün doğmamış olması önem taşır. Bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü sona ermiş veya askıya alınmış olan öğrenciler adına A/T 11 belgesi düzenlenmesi mümkün değildir.</p>
<p>Bu nedenle Almanya’da öğrenim gören her öğrencinin A/T 11 belgesi alabileceği yönündeki yaygın kanaat doğru değildir; her başvuru, kişinin SGK kayıtları esas alınarak ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3><strong>B-) Emekliler ile Dul ve Yetim Aylığı Alanlar</strong></h3>
<p>Türkiye’den emekli aylığı, dul aylığı veya yetim aylığı alan kişiler de A/T 11 belgesinden yararlanabilen gruplar arasında yer almaktadır. Bu kişiler bakımından belge, çoğunlukla kısa süreli ve geçici Almanya ziyaretleri için düzenlenmektedir.</p>
<h3><strong>C-) Geçici Görevle Almanya’ya Gönderilen Sigortalılar</strong></h3>
<p>Türkiye’de bir işverene bağlı olarak sigortalı çalışmakta iken, işvereni tarafından Almanya’ya geçici görevle gönderilen sigortalılar, görevlendirme süresinin altı ayı aşmaması hâlinde bu düzenlemeden yararlanabilmektedir. Bu kapsamda, sigortalının kendisiyle birlikte bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri adına da belge düzenlenmesi mümkündür. Görevlendirme süresinin altı ayı aşması hâlinde ise A/T 11 değil, A/T 6 formülerinin uygulanması gündeme gelmektedir.</p>
<h2><strong>III-) A/T 11 Belgesinden Yararlanamayacak Kimseler</strong></h2>
<p>Mevcut mevzuat ve SGK’nın idari uygulamaları çerçevesinde, Türkiye’de aktif olarak çalışan ve Almanya’ya kısa süreli dahi olsa çalışma ilişkisi kapsamında giden 4/a kapsamındaki sigortalılar ile 4/b kapsamında kendi adına prim ödeyen Bağ-Kur’lular bakımından A/T 11 belgesi düzenleneceğine ilişkin açık bir idari düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, Genel Sağlık Sigortası kapsamında olmakla birlikte primleri devlet tarafından karşılanan 60/c kapsamındaki kişiler de A/T 11 belgesinden yararlanamamaktadır. Bu kişi grupları açısından, Almanya’da sağlık güvencesi, Alman mevzuatı uyarınca yapılacak yerel sağlık sigortası düzenlemeleri aracılığıyla sağlanmaktadır.</p>
<h2><strong>IV-) A/T 11 Belgesi İçin Başvuru Aşamaları </strong></h2>
<p>A/T 11 belgesinden yararlanabilmek için sürecin yalnızca Almanya ayağı değil, Türkiye’de SGK nezdinde yürütülen başvuru aşaması da önem taşır. Uygulamada en sık başvuruda bulunan grup öğrenciler olmakla birlikte, belgenin düzenlenme koşulları ve SGK tarafından talep edilen belgeler kişinin sosyal güvenlik statüsüne göre değişebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Öğrenim amacıyla Almanya’ya gidecek ve Türkiye’de bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü devam eden öğrenciler, ikamet ettikleri yerdeki SGK Sosyal Güvenlik Merkezine şahsen başvurarak A/T 11 belgesi talep ederler.</li>
<li>Bu başvuru sırasında genellikle Almanya’daki eğitim kurumundan alınmış kabul veya kayıt belgesi, kimlik bilgileri ve gidiş amacını gösteren belgeler istenmekte; öğrencinin bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü ile genel sağlık sigortası durumu SGK tarafından sistem üzerinden kontrol edilmektedir.</li>
<li>Başvurunun eksiksiz yapılması hâlinde A/T 11 belgesi çoğu durumda kısa süre içinde düzenlenmekle birlikte, işlem süresi SGK birimlerinin uygulamalarına ve başvurunun niteliğine göre değişebilmektedir.</li>
<li>SGK tarafından düzenlenen belgede, Almanya’da başvurulması gereken yetkili Alman kamu sağlık sigortası kurumu açıkça belirtilir ve kişi Almanya’ya vardığında bu kuruma başvurarak belgenin sisteme kaydedilmesini sağlar.</li>
<li>Öğrenciler bakımından bu işlem, üniversiteye zorunlu kamu sağlık sigortasından muafiyeti gösteren M10 bildiriminin iletilmesi açısından önem taşır.</li>
<li>Bununla birlikte, emekliler, aylık alanlar veya geçici görevle Almanya’ya gönderilen sigortalılar açısından talep edilen belgeler ve izlenecek yol farklılık gösterebilmekte; özellikle görevlendirme süresinin altı ayı aşması hâlinde A/T 11 yerine A/T 6 belgesi gündeme gelmektedir.</li>
</ul>
<p>A/T 11 uygulaması, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri ve SGK’nın güncel idari uygulamalarına dayandığından, her somut olayda farklı değerlendirmeler yapılabilmekte; bu nedenle sınırda kalan veya uzun süreli kalış içeren durumlarda başvuru öncesinde SGK’dan bilgi alınması ya da uluslararası sosyal güvenlik alanında uzman bir hukukçudan destek alınması yerinde olacaktır.</p>
<h2><strong>V-) Uygulamada Karşılaşılan Riskler ve Olası Hak Kayıpları</strong></h2>
<ul>
<li>A/T 11 belgesinin uygulamadaki geçerliliğini en fazla etkileyen hususların başında, öğrencinin Almanya’da çalışma faaliyetine başlaması gelmektedir. Türkiye’de bakmakla yükümlü olunan kişi statüsüne dayalı olarak düzenlenen A/T 11 belgesi, bu statünün devamına bağlıdır. Almanya’da sigortalılık doğuran bir işte çalışmaya başlanması hâlinde, öğrenci Türkiye’deki bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünü kaybeder ve bu durum belgenin hukuken geçersiz hâle gelmesine yol açar.</li>
<li>Uygulamada özellikle minijob (kısa süreli/ part-time işler) sınırının aşılması önem taşımaktadır. Almanya’da düşük gelirli ve sınırlı süreli işler bakımından öngörülen minijob rejimi, belirli koşullar altında sigorta yükümlülüğünü doğurmayabilmekle birlikte; bu sınırın aşılması veya çalışmanın niteliği gereği zorunlu sigortalılık kapsamına girmesi hâlinde, kişi Almanya sosyal güvenlik sistemine tâbi olur. Bu durumda belgenin artık kullanılamaz ve ilgili kişinin Almanya kamu sağlık sigortasına (gesetzliche Krankenversicherung) veya şartları varsa özel sağlık sigortasına geçmesi gerekir. Statü değişikliğinin ilgili kurumlara bildirilmemesi hâlinde, hem Almanya’da hem Türkiye’de idari ve mali yaptırımlarla karşılaşılması mümkündür.</li>
<li>Bir diğer önemli risk alanı, belgenin geçerlilik süresinin sona ermesine rağmen yenileme başvurusunun yapılmamasıdır. Uygulamada A/T 11 belgeleri çoğunlukla altı aylık süreler için düzenlenmektedir. Sürenin bitiminde uzatma talebinde bulunulmaması hâlinde, kişi fiilen sigortasız duruma düşmekte ve bu dönemde alınan sağlık hizmetlerinin bedeli kendisine doğrudan fatura edilmektedir. Almanya’da sağlık hizmetlerinin yüksek maliyetli olduğu dikkate alındığında, bu durum ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir.</li>
<li>Ayrıca öğrenim süresinin uzaması, çalışma izni alınması, Almanya’daki kalış amacının değişmesi veya Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsünde meydana gelen değişiklikler de belgenin geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. Yanlış veya eksik beyan, geç bildirim ya da belgenin kapsamının hatalı yorumlanması; geriye dönük sağlık giderleri, üniversite kayıt süreçlerinde sorunlar ve bazı durumlarda Almanya’daki oturum işlemlerinin olumsuz etkilenmesi gibi sonuçlara yol açabilmektedir.</li>
</ul>
<p>Sayılan sebeplerle  A/T 11 sürecinin, başvuru aşamasından kullanım süresinin sonuna kadar dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Özellikle başvuru öncesinde kişinin Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsünün doğru analiz edilmesi, belge sürelerinin takibi ve <a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">Almanya’da olası çalışma planlarını</a>n hukuki çerçevede değerlendirilmesi, uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TIBBİ YANLIŞ UYGULAMADA HEKİMİN CEZAİ SORUMLULUĞU</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/tibbi-yanlis-uygulamada-hekimin-cezai-sorumlulugu/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/tibbi-yanlis-uygulamada-hekimin-cezai-sorumlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 14:55:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[adli tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat Aytekin Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[hasta hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hekim sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hekimin cezai sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[malpraktis]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[tck]]></category>
		<category><![CDATA[tıbbi yanlış uygulama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıbbi Yanlış Uygulamada Hekimin Cezai Sorumluluğu Cezai sorumluluk halleri tüm meslek grupları gibi hekimler açısından da söz konusudur. Hekimler, insan yaşamına doğrudan müdahale eden tek meslek grubudur. Bu müdahale yetkisi, beraberinde hem etik hem de hukuki sorumlulukları getirir. Günümüzde tıbbi hatalar yalnızca disiplin ya da tazminat konusu olmaktan çıkmış; Türk Ceza Kanunu (TCK) çerçevesinde cezai [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/tibbi-yanlis-uygulamada-hekimin-cezai-sorumlulugu/">TIBBİ YANLIŞ UYGULAMADA HEKİMİN CEZAİ SORUMLULUĞU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 data-start="283" data-end="338"><strong data-start="285" data-end="338">Tıbbi Yanlış Uygulamada Hekimin Cezai Sorumluluğu</strong></h1>
<p data-start="340" data-end="778">Cezai sorumluluk halleri tüm meslek grupları gibi hekimler açısından da söz konusudur. Hekimler, insan yaşamına doğrudan müdahale eden tek meslek grubudur. Bu müdahale yetkisi, beraberinde hem <strong data-start="446" data-end="483">etik hem de <a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">hukuki sorumlulukları</a></strong> getirir. Günümüzde tıbbi hatalar yalnızca disiplin ya da tazminat konusu olmaktan çıkmış; <strong data-start="574" data-end="600"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Ceza Kanunu</a> (TCK)</strong> çerçevesinde cezai yaptırımlara da konu olmuştur. Bu yazıda, malpraktis hallerinde hekimin cezai sorumluluğu ve bununla ilintili başlıklar ele alınmaktadır.</p>
<hr data-start="780" data-end="783" />
<h2 data-start="785" data-end="829"><strong data-start="788" data-end="829">A. Tıbbi Yanlış Uygulamalar Nelerdir?</strong></h2>
<p data-start="831" data-end="1328">Tıbbi yanlış uygulama (malpraktis), <strong data-start="867" data-end="952">hekimin meslek standartlarına aykırı şekilde hareket ederek hastaya zarar vermesi</strong> olarak tanımlanır.<br data-start="971" data-end="974" />Türk Tabipleri Birliği’ne göre malpraktis, “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi”dir. Bu kavram yalnızca “yanlış tedavi”yle sınırlı değildir; <strong data-start="1156" data-end="1291">yanlış teşhis, yetersiz bilgilendirme, uygun müdahale zamanının kaçırılması, sterilizasyon eksikliği veya yanlış doz ilaç verilmesi</strong> gibi durumlar da bu kapsama girer.</p>
<p data-start="1330" data-end="1427">Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin yerleşik kararlarında, bir eylemin malpraktis sayılabilmesi için:</p>
<ol data-start="1428" data-end="1566">
<li data-start="1428" data-end="1482">
<p data-start="1431" data-end="1482">Hekimin <strong data-start="1439" data-end="1479">özen yükümlülüğüne aykırı davranması</strong>,</p>
</li>
<li data-start="1483" data-end="1566">
<p data-start="1486" data-end="1566">Bu davranışla meydana gelen zarar arasında <strong data-start="1529" data-end="1545">illiyet bağı</strong> bulunması gerekir.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="1568" data-end="1908">Tıbbi müdahalenin hatalı sayılması için sonucun olumsuz olması tek başına yeterli değildir; <strong data-start="1660" data-end="1696">“özen eksikliğiyle” gerçekleşmiş</strong> olması gerekir.<br data-start="1712" data-end="1715" />Hekimin, tıbbın o andaki kabul görmüş kurallarına uygun şekilde davranmasına rağmen istenmeyen bir sonuç doğmuşsa, bu durum <strong data-start="1839" data-end="1855">komplikasyon</strong> olarak değerlendirilir ve cezai sorumluluk doğurmaz.</p>
<hr data-start="1910" data-end="1913" />
<h2 data-start="1915" data-end="1974"><strong data-start="1918" data-end="1974">B. Tıbbi Yanlış Uygulamalar Hangi Suçları Oluşturur?</strong></h2>
<p data-start="1976" data-end="2200">Tıbbi yanlış uygulamaların cezai nitelendirmesi, <strong data-start="2025" data-end="2052">TCK’nın genel hükümleri</strong> uyarınca yapılır. Hekimlerin eylemleri çoğunlukla taksir kapsamında değerlendirilse de, bazı ağır ihmal durumları farklı suç tiplerini doğurabilir:</p>
<ul data-start="2202" data-end="3146">
<li data-start="2422" data-end="2684">
<p data-start="2424" data-end="2684"><strong data-start="2424" data-end="2465">Taksirle Ölüme Neden Olma (TCK m. 85)</strong><br data-start="2465" data-end="2468" />Yanlış tedavi, ihmalkâr cerrahi müdahale veya hastanın klinik takibinin yapılmaması sonucu ölüm gerçekleşirse bu madde uygulanır.</p>
</li>
<li data-start="2686" data-end="2915">
<p data-start="2688" data-end="2915"><strong data-start="2688" data-end="2736">Kasten Yaralama veya Öldürme (TCK m. 86, 81)</strong><br data-start="2736" data-end="2739" />Hekimin bilerek veya sonucu öngörüp kabullenerek hareket ettiği nadir durumlarda söz konusu olur. Örneğin, hastanın açık rızası olmadan yapılan riskli deneysel bir operasyon bu suçun konusunu oluşturabilir.</p>
</li>
<li><strong data-start="2204" data-end="2237">Taksirle Yaralama (TCK m. 89)</strong><br data-start="2237" data-end="2240" />Hekimin özen yükümlülüğünü ihlal ederek hastada bedensel veya ruhsal bir zarara yol açması durumunda gündeme gelir. Örneğin, yanlış ilaç enjeksiyonu sonucu hastanın felç kalması.</li>
<li data-start="2917" data-end="3146">
<p data-start="2919" data-end="3146"><strong data-start="2919" data-end="2958">Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257)</strong><br data-start="2958" data-end="2961" />Kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin görev gereklerine aykırı davranarak kişilere zarar vermesi halinde uygulanır. Bu madde, ceza yargılamasında kamu görevlisi sıfatını öne çıkarır.</p>
</li>
<li data-start="2917" data-end="3146"><strong>Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi (TCK m. 280)                                                                                                          </strong>Özel bir suç tipi olan bu suç, sağlık gibi oldukça hassas bir alanda şahit olunan malpraktis veya başka bir suç hakkında görgü yahut bilgi sahibi olunmasına rağmen bunun adli makamlara bildirilmemesi halinde işlenmiş olur. Sadece hekimler açısından değil tüm sağlık personeli açısından söz konusu olabilir.</li>
</ul>
<p data-start="3148" data-end="3321">Bu suç tipleri arasında sınır çoğu zaman “kusurun ağırlığı”yla belirlenir. Bilinçli taksir, hekimin sonucu öngörmesine rağmen önlem almamasıdır; kast ise sonucu istemesidir.</p>
<hr data-start="3323" data-end="3326" />
<h2 data-start="3328" data-end="3366"><strong data-start="3331" data-end="3366">C. Hekimin Cezai Sorumluluğu Unsurları Nelerdir?</strong></h2>
<p data-start="3368" data-end="3486">Cezai sorumluluğun doğabilmesi için üç temel unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir: <strong data-start="3453" data-end="3486">kusur, illiyet bağı ve zarar.</strong></p>
<ul data-start="3488" data-end="4402">
<li data-start="3488" data-end="3903">
<p data-start="3490" data-end="3903"><strong data-start="3490" data-end="3503">1. Kusur:</strong><br data-start="3503" data-end="3506" />Hekimin davranışı, aynı koşullarda bulunan makul bir meslektaşının davranışından farklıysa, kusurlu sayılır. Kusur; bilgisizlik, deneyimsizlik, tedbirsizlik, dikkat eksikliği veya ihmal şeklinde ortaya çıkabilir.<br data-start="3720" data-end="3723" />“Hekim, elinden geleni yaptı” savunması, ancak mesleki standartlar korunmuşsa geçerlidir. Hekimin hatasının, tıbbın gereklerine aykırı olduğu bilirkişi raporlarıyla ortaya konur.</p>
</li>
<li data-start="3905" data-end="4202">
<p data-start="3907" data-end="4202"><strong data-start="3907" data-end="3927">2. İlliyet Bağı:</strong><br data-start="3927" data-end="3930" />Zarar ile hekimin fiili arasında uygun bir nedensellik ilişkisi olmalıdır. Hastanın önceden mevcut bir hastalığı veya başka bir etken zarara neden olmuşsa bu bağ kopar.<br data-start="4100" data-end="4103" />Uygulamada, illiyet bağı tartışması çoğunlukla <strong data-start="4152" data-end="4181">Adli Tıp Kurumu raporları</strong> üzerinden yürütülür.</p>
</li>
<li data-start="4204" data-end="4402">
<p data-start="4206" data-end="4402"><strong data-start="4206" data-end="4219">3. Zarar:</strong><br data-start="4219" data-end="4222" />Bedensel, ruhsal veya yaşam kaybı biçiminde ortaya çıkan her türlü olumsuzluk cezai sorumluluk için “zarar” sayılır. Zararın derecesi, uygulanacak cezanın ağırlığını da belirler.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="4404" data-end="4535">Ceza yargıcının takdir yetkisi geniştir ancak tıbbi olayların teknik niteliği nedeniyle bilirkişi görüşü çoğu zaman belirleyicidir.</p>
<hr data-start="4537" data-end="4540" />
<h2 data-start="4542" data-end="4584"><strong data-start="4545" data-end="4584">D. Adli Şikayet Süreçleri Nelerdir?</strong></h2>
<p data-start="4586" data-end="4758">Hasta veya yakınları, tıbbi yanlış uygulamadan zarar gördüklerinde <strong data-start="4653" data-end="4696">Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda</strong> bulunabilir. Şikayet süreci genellikle şu aşamalardan oluşur:</p>
<ol data-start="4760" data-end="5554">
<li data-start="4760" data-end="4871">
<p data-start="4763" data-end="4871"><strong data-start="4763" data-end="4785">Şikayet Dilekçesi:</strong><br data-start="4785" data-end="4788" />Olayın özeti, tarih, kurum, hekim adı ve ortaya çıkan zarar açıkça belirtilir.</p>
</li>
<li data-start="4872" data-end="4987">
<p data-start="4875" data-end="4987"><strong data-start="4875" data-end="4893">Delil Toplama:</strong><br data-start="4893" data-end="4896" />Savcılık, hastane kayıtlarını, onam formlarını, epikrizleri ve tedavi notlarını ister.</p>
</li>
<li data-start="4988" data-end="5171">
<p data-start="4991" data-end="5171"><strong data-start="4991" data-end="5016">Bilirkişi İncelemesi:</strong><br data-start="5016" data-end="5019" />Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden rapor alınır. Raporda “tıbbi hata” olup olmadığı, kusurun derecesi ve illiyet bağı değerlendirilir.</p>
</li>
<li data-start="5172" data-end="5343">
<p data-start="5175" data-end="5343"><strong data-start="5175" data-end="5195">Soruşturma İzni:</strong><br data-start="5195" data-end="5198" />Kamu görevlisi olan hekimler bakımından, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4483&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"><strong data-start="5242" data-end="5263">4483 sayılı Kanun</strong></a> uyarınca idari makamdan (örneğin valilikten) yargılama izni alınması gerekir. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın bu izni çoğu zaman vermekten imtina ettiği, ancak izin isteminin reddi kararına karşı yapılacak doğru bir itiraz ile bu iznin alınmasının mümkün olduğu uygulamada görülmektedir.</p>
</li>
<li data-start="5344" data-end="5554">
<p data-start="5347" data-end="5554"><strong data-start="5347" data-end="5365">Dava Açılması:</strong><br data-start="5365" data-end="5368" />Savcılık delilleri yeterli bulursa iddianame düzenler. Dava, genellikle <strong data-start="5443" data-end="5468">Asliye Ceza Mahkemesi</strong> (yaralama suçlarında) veya <strong data-start="5496" data-end="5519">Ağır Ceza Mahkemesi</strong> (ölüm olaylarında) önünde görülür.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="5556" data-end="5714">Ceza davası sürecinde, hekimlerin savunma hakkı kapsamında <strong data-start="5615" data-end="5641">mesleki takdir yetkisi</strong>, <strong data-start="5643" data-end="5662">rızanın varlığı</strong> ve <strong data-start="5666" data-end="5682">komplikasyon</strong> savunmaları da değerlendirilir.</p>
<hr data-start="5716" data-end="5719" />
<h2 data-start="5721" data-end="5764"><strong data-start="5724" data-end="5764">E. İdari Şikayet Süreçleri Nelerdir?</strong></h2>
<p data-start="5766" data-end="5928">Cezai sürecin dışında, hastalar idari ve disipliner yollara da başvurabilirler.<br data-start="5845" data-end="5848" />İdari süreç, daha çok <strong data-start="5870" data-end="5882">tazminat</strong> ve <strong data-start="5886" data-end="5905">disiplin cezası</strong> yönüyle sonuç doğurur:</p>
<ul data-start="5930" data-end="6686">
<li data-start="5930" data-end="6225">
<p data-start="5932" data-end="6225"><strong data-start="5932" data-end="5961">1. Disiplin Soruşturması:</strong><br data-start="5961" data-end="5964" />Sağlık Bakanlığı veya bağlı kurumlara yapılan başvurular sonucu hekim hakkında disiplin soruşturması başlatılabilir. Tabip odaları da meslek etiğine aykırı davranışlar için işlem yapabilir. Bu şikayetler yazılı dilekçe ile yapılabildiği gibi CİMER yoluyla da yapılabilir. Sonuçta uyarı, kınama veya geçici meslekten men cezası verilebilir.</p>
</li>
<li data-start="6227" data-end="6514">
<p data-start="6229" data-end="6514"><strong data-start="6229" data-end="6270">2. Hizmet Kusuru ve Tam Yargı Davası:</strong><br data-start="6270" data-end="6273" />Kamu hastanesinde çalışan bir hekimin hatası sonucu zarar doğmuşsa, mağdur idareye başvurarak hizmet kusuru nedeniyle tazminat talep edebilir. İdarenin reddi veya sessiz kalması halinde <strong data-start="6461" data-end="6500">idare mahkemesinde tam yargı davası</strong> açılabilir. (Tazminata ilişkin detaylı bilgileri <a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">Malpraktis Davası</a> yazımızda bulabilirsiniz.)</p>
</li>
<li data-start="6516" data-end="6686">
<p data-start="6518" data-end="6686"><strong data-start="6518" data-end="6541">3. Özel Hastaneler:</strong><br data-start="6541" data-end="6544" />Özel hastanelerde ise sorumluluk “işveren sorumluluğu” kapsamında değerlendirilir. Hasta, hem hekimi hem hastaneyi birlikte dava edebilir.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="6688" data-end="6803">Bu idari yollar, cezai yargılamadan bağımsızdır ancak aynı olayla ilgili delil ve raporlar birbirini etkileyebilir.</p>
<hr data-start="6805" data-end="6808" />
<h2 data-start="167" data-end="516"><strong data-start="167" data-end="176">F. Hekimin Cezai Sorumluluğuna Dengeli Yaklaşım</strong></h2>
<p data-start="167" data-end="516"><br data-start="176" data-end="179" />Tıbbi yanlış uygulamalar, hem hastalar hem de hekimler açısından ağır sonuçlar doğuran karmaşık olgulardır. Hekimin cezai sorumluluğu, kusur tespiti ve illiyet bağı gibi hassas değerlendirmelere dayanır. Bu nedenle, ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan “kusursuz suç olmaz” prensibi tıp alanında da titizlikle uygulanmalıdır.</p>
<blockquote data-start="518" data-end="739">
<p data-start="520" data-end="739">“<em>Doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, <strong data-start="572" data-end="589">hafif de olsa</strong>, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir</em>.” — Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2006/6704 K. 2006/9459 kararı.</p>
</blockquote>
<p data-start="741" data-end="786">Hekimlerin sorumluluğa maruz kalmamak için:</p>
<ul data-start="787" data-end="970">
<li data-start="787" data-end="825">
<p data-start="789" data-end="825">Hastayı yeterince bilgilendirmesi,</p>
</li>
<li data-start="826" data-end="878">
<p data-start="828" data-end="878">Aydınlatılmış onam formunu usulüne uygun alması,</p>
</li>
<li data-start="879" data-end="917">
<p data-start="881" data-end="917">Tüm tıbbi kayıtları doğru tutması,</p>
</li>
<li data-start="918" data-end="970">
<p data-start="920" data-end="970">Tıbbi standartlara uygun hareket etmesi gerekir.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="972" data-end="1244">Yargı organlarının ise tıbbın doğasında bulunan “risk” ile “ihmal”i ayırt ederek, adil bir değerlendirme yapması gerekir. Zira hukuk, hekimi cezalandırırken tıbbın ilerlemesini engellememeli; hastayı korurken hekimi de makul risk sınırları içinde güvence altına almalıdır.</p>
<p data-start="972" data-end="1244">Teknik bilgi gerektiren bu konuda şikayetçi yahut şikayet edilen taraftaysanız tecrübeli bir hukukçudan hizmet almanız yerinde olacaktır.</p>
<p><b><i>Tıbbi Yanlış Uygulamada Hekimin Cezai Sorumluluğu ile ilgili sorularınız için iletişim formunu doldurarak veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.</i></b></p>
<p><b><i>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </i></b><b><i>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</i></b><b> </b><a href="https://wa.me/905337608453"><b>https://wa.me/905337608453</b></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/tibbi-yanlis-uygulamada-hekimin-cezai-sorumlulugu/">TIBBİ YANLIŞ UYGULAMADA HEKİMİN CEZAİ SORUMLULUĞU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/tibbi-yanlis-uygulamada-hekimin-cezai-sorumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 20:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa56.madde]]></category>
		<category><![CDATA[aşı hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel hukuk mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[emsal karar]]></category>
		<category><![CDATA[hak arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Irmak DENE]]></category>
		<category><![CDATA[hPV AŞISI]]></category>
		<category><![CDATA[hpv virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[iş mahkemesi kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kamu politikası]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal devlet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal güvenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[toplum sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye sağlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz hpv aşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3346</guid>

					<description><![CDATA[<p>HPV aşısının Türkiye'deki hukuki durumu, yargı kararları ve ücretsiz hale gelme süreci bu yazıda detaylı biçimde ele alınmaktadır.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/">HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu, uzun yıllar boyunca bireylerin sağlık hakkına erişimini doğrudan etkileyen bir tartışma konusu olmuştur. Human Papilloma Virüsü (HPV), başta rahim ağzı kanseri olmak üzere, anüs, penis, ağız-yutak ve gırtlak gibi bölgelerde de kansere yol açabilmektedir. HPV virüsü, cinsel yolla bulaşan oldukça yaygın bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği şekilde, bu virüse karşı en etkili korunma yöntemi HPV aşısıdır. Ancak Türkiye’de bu aşıyı bireyler, uzun yıllar boyunca kendi imkânlarıyla temin etmek zorunda kalmıştır. HPV aşısı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan bir sağlık hizmeti olmuştur. Bu durum, hem ekonomik eşitsizliği derinleştirmiş hem de sağlık hakkına erişimde adaletsizliğe neden olmuştur.</p>
<p>Toplum sağlığını ilgilendiren bu önemli konuda yıllar içerisinde giderek büyüyen bir hukuki mücadele yürütülmüştür. Mahkemelerce verilen emsal kararlar ve kamuoyu baskısıyla birlikte 2025 yılı sonuna gelindiğinde HPV aşısı nihayet ulusal aşı programına dahil edilerek ücretsiz hale getirilmiştir. Bu yazıda HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki süreci, yargı kararları, uygulamadaki değişiklikler ve bireylerin geçmişe dönük hak arayışları detaylı biçimde ele alınacaktır.</p>
<h2><strong>I. Türkiye&#8217;de HPV Aşısı, Hukuki Mücadelenin Başlangıcı ve Emsal Kararlar</strong></h2>
<p>Türkiye’de HPV aşısı 2007 yılından itibaren eczanelerden temin edilebilmekteydi. Ancak SGK tarafından “koruyucu sağlık hizmeti” olarak değerlendirildiği için geri ödeme kapsamında bulunmuyordu. Bu durum, aşının yalnızca kişisel ödeme ile erişilebilir durumda olmasına yol açmaktaydı. Bu da, sağlık hakkı açısından ciddi bir sorun teşkil etmekteydi. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Anayasa&#8217;nın 56. maddesi</a> ile güvence altına alınan sağlık hakkının ihlal edildiğini düşünen bireyler, kendi ödedikleri aşı ücretlerinin SGK tarafından karşılanması talebiyle idareye başvurdu; idarenin ret yanıtı vermesi üzerine iş mahkemelerinde dava açmaya başladılar.</p>
<p>Başlangıçta bu davaların çoğu aleyhe sonuçlanmıştır. Fakat, özellikle 2021 ve 2022 yıllarında hukukçuların ve kamuoyunun artan farkındalığıyla, mahkemeler tarafından emsal nitelikte olumlu kararlar verilmeye başlamıştır. Bu noktada en çok dikkat çeken kararlardan biri Ankara 62. İş Mahkemesi’nin 2022/241 Esas ve 2022/679 Karar sayılı dosyasında verdiği hükümdür. Mahkeme verdiği kararda, HPV aşısının kamusal bir sağlık sorununun önlenmesinde kritik rol oynadığının altını çizmiştir. Aşıyı alan kişinin kamu yararına uygun hareket ettiğini ve sağlık hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, SGK’nın aşı bedelini iade etmesine ve yasal faiz ödemesine karar vermiştir. Benzer yönde kararlar İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana’da açılan davalarda da verilmiştir.</p>
<p>Artık mahkemeler, Anayasa’daki sağlık hakkı, sosyal devlet ilkesi ve kamu yararı kavramlarını temel alarak bireylerin harcadıkları aşı bedellerinin SGK tarafından karşılanması gerektiği yönünde içtihat oluşturmaya başlamıştır. Bu gelişmeler, HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumunun birey lehine dönüşmeye başladığını ortaya koymaktadır.</p>
<h2><strong>II. 2025’te Başlayan Yeni Hukuki Durum: HPV Aşısının Ücretsiz Hale Gelmesi</strong></h2>
<p>2025 yılı Haziran ayında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla, HPV aşısının aynı yılın sonuna kadar ulusal aşı programına dahil edileceği kamuoyuna duyurulmuştur. Bununla birlikte Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği koruyucu sağlık politikalarına önemli bir adım daha atmıştır. Sağlık Bakanlığı, halk sağlığını ilgilendiren önemli bir reformu hayata geçirmiştir.</p>
<p>Bakanlığın açıklamasına göre, HPV aşısı ilk etapta 13 yaşına giren çocuklara, okullarda ya da aile sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak uygulanacaktır. Uygulamanın hem kız hem de erkek çocukları kapsayacağı belirtilmiştir. Bu yönüyle toplumsal bağışıklık hedeflenmiştir. Aşıyı daha önce almamış 15 yaş üzeri bireyler ise kendi talepleriyle bağlı bulundukları aile sağlığı merkezlerine başvurarak ücretsiz aşı hizmetinden yararlanabilecektir. Aşılama üç doz halinde uygulanacak ve tüm dozlar devlet tarafından ücretsiz olarak temin edilecektir. Başvuru sürecinde,  doğrudan sağlık merkezlerinden randevu alınarak aşıya ulaşılabilecektir. Bu süreçlerin takibi ve doz planlaması da e-Nabız sistemi üzerinden kolaylıkla yapılabilecektir.</p>
<h2><strong>III. HPV Aşısı Ücretsiz Oldu, Peki Önceden Ücret Ödeyenler Ne Yapmalı?</strong></h2>
<p>2025 yılı sonuna kadar HPV aşısını kendi imkânlarıyla temin ederek ücretini ödemiş olan bireyler, bedelin iadesi için hukuki yollara başvurabilirler. Aşının ücretsiz hale gelmiş olması, önceki dönemde ücret ödeyen kişilerin haklarını ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, bu hizmetin artık kamu tarafından karşılanıyor olması, geçmişteki eşitsizliği dolaylı biçimde teyit eder niteliktedir. Bu bağlamda, HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu geçmiş dönemle kıyaslandığında ciddi bir değişim göstermiştir.</p>
<p>Bedel iadesi için öncelikle SGK’ya yazılı başvuruda bulunulmalıdır. Bu başvuruda aşının her dozu için fatura veya ödeme dekontu, uygulamaya dair belge ya da reçete gibi evraklar eksiksiz olarak sunulmalıdır. SGK, bu başvuruları genellikle “koruyucu sağlık hizmeti kapsamında olmadığı” gerekçesiyle reddetmektedir. Ancak SGK’nın red kararına karşı bireyler, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510.pdf">5510 Sayılı Kanun’</a>un 60. ve devamı maddeleri ile Anayasa’nın 56. maddesi ve sosyal devlet ilkesi uyarınca iş mahkemelerinde dava açabilir.</p>
<p>HPV aşı bedelinin SGK’dan geri istenebilmesi için, dava açılmadan önce Kuruma başvurulması zorunludur. Başvuruya altmış gün içinde cevap verilmemesi hâlinde talep reddedilmiş sayılır ve uyuşmazlık bundan sonra kural olarak iş mahkemesinde ileri sürülür. 5510 sayılı Kanun’daki zamanaşımı rejimine göre talebin, hakkın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde ve her hâlde ödeme tarihinden itibaren beş yıl geçmeden ileri sürülmesi gerekir. Uygulamada bu davalar çoğu zaman yalnızca şekli bir geri ödeme tartışması olarak ele alınmamaktadır. Mahkemeler, bilirkişi incelemesi de yaptırarak HPV aşısının koruyucu sağlık hizmetleri içindeki yerini, kamu sağlığı bakımından önemini ve bireyin bu yönde yaptığı harcamanın sosyal güvenlik sistemi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışmaktadır. Nitekim son dönemde verilen bazı kararlar, aşı bedelinin birey üzerinde bırakılmasının hakkaniyetli olmadığı ve belirli koşullarda SGK tarafından karşılanması gerektiği yönünde bir eğilime işaret etmektedir. Ankara 62. İş Mahkemesi’nin 2022/241 Esas, 2022/679 Karar sayılı dosyası da bu doğrultuda anılan örneklerden biridir.</p>
<p>Geri ödeme süreci, hem idari hem de yargısal olarak teknik ayrıntılar içermektedir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için başvuru ve dava sürecinin sağlık hukuku alanında deneyimli bir hukukçu eşliğinde yürütülmesi önemlidir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, başvuru ve dava dilekçelerinin uygun hukuki gerekçeler ve emsal içtihatlarla desteklenmesi gereklidir. Bunlar, bireyin hak arama sürecinde usulden reddedilme riskini ortadan kaldırarak başarı şansını artıracaktır. Sonuç olarak, HPV aşısını 2025 yılı sonundan önce kendi imkânlarıyla yaptıranlar, belirlenen usuller çerçevesinde başvuru yaparak aşı bedelini geri alma hakkına sahiptir.</p>
<h2>IV. Sonuç: Türkiye&#8217;de HPV Aşısının Hukuki Durumu, Bireysel Davalardan Kamusal Reformlara</h2>
<p>HPV aşısının Türkiye’de ücretsiz hale gelmesi, bir sağlık politikası başarısının ötesindedir. Bireylerin kararlı hukuk mücadelesinin kamu politikası üzerinde nasıl dönüştürücü etki yarattığını gösteren somut bir örnektir. Başta kadınlar olmak üzere pek çok birey, anayasal haklarına sahip çıkarak mahkemelere başvurmuştur. Bu başvurular sonucunda alınan yerel mahkeme kararları sayesinde, aşı bedellerinin iadesi mümkün hale gelmiştir. Bu bireysel başarılar bir araya gelerek kamusal baskıyı artırmıştır. Bunun neticesinde, Sağlık Bakanlığı’nın toplum sağlığını gözeten bir adım atmasını sağlamıştır.</p>
<p>Aşının ücretsiz hale gelmesi, geçmişte bu hizmet için ücret ödemiş bireylerin hak arayışını sona erdirmemektedir. Hukuken hâlâ geçerli olan bu talepler, emsal kararlar ışığında ve anayasal güvenceler çerçevesinde mahkemeye taşınabilir. Bu noktada bireylerin belgelerini koruması, yasal sürelere dikkat etmesi ve hukuki destek alması oldukça önemlidir.</p>
<p>Sonuç olarak, HPV aşısına erişimin bir lütuf değil, temel bir sağlık hakkı olduğu anlaşılmıştır. Hukuk yoluyla bireysel olarak kazanılan haklar, kamusal düzeyde büyük bir reformun yolunu açmıştır. Sağlık hakkının, eşitlik ilkesinin ve sosyal adaletin somut örneği, ileride benzer mücadelelere yol gösterici niteliktedir. HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu özelinde elde edilen bu kazanım, bireysel davaların kamusal dönüşüm yaratma gücünü göstermektedir. Zorunlu aşı uygulamalarının hukuki çerçevesini ele aldığımız şu yazımız da ilginizi çekebilir: <a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">Zorunlu Aşı Uygulaması</a></p>
<p><em>Bu makale Mihriban Beritan AYGÜN ve Hasan Irmak DENE&#8217;nin katkılarıyla hazırlanmıştır. </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></strong></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/">HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELEKTRİK PİYASASI BAĞLANTI VE SİSTEM KULLANIMI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2025 11:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[6446 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlantı Anlaşması Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtım şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik bağlantı hattı]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[enerji mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji yatırımı]]></category>
		<category><![CDATA[enerjipiyasasıdüzenlemekurumu]]></category>
		<category><![CDATA[EPDK başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[GES]]></category>
		<category><![CDATA[GES mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[lisanssız elektrik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[lisanssız GES]]></category>
		<category><![CDATA[şebeke bağlantısı]]></category>
		<category><![CDATA[sistem bağlantı görüşü]]></category>
		<category><![CDATA[TeBağlantı Ve Sistem Kullanım Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenebilir enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu makalede, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği çerçevesinde lisanssız üretim tesislerinin bağlantı süreci detaylı bir şekilde açıklanacaktır.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/">ELEKTRİK PİYASASI BAĞLANTI VE SİSTEM KULLANIMI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte, lisanssız elektrik üretimi Türkiye&#8217;de büyük bir ivme kazanmıştır. Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte, lisanssız elektrik üretimi rejimi son yıllarda önemli mevzuat değişikliklerine konu olmuştur. Özellikle 2024 ve 2025 yıllarında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yapılan düzenlemeler, lisanssız üretim tesislerinin <strong data-start="937" data-end="996">başvuru, devir, bağlantı ve sistem kullanım süreçlerini</strong> doğrudan etkilemiştir. Elektrik piyasasında iletim ve dağıtım sistemlerine bağlantı ile bu sistemlerin kullanımı, piyasanın serbestleşmesi sürecinin temel unsurlarından biri haline gelmiştir.</p>
<p>Bu makalede hukuki ve teknik boyutlar ele alınırken <a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6446.pdf">6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu</a>,<a href="https://mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=19357&amp;mevzuatTur=KurumVeKurulusYonetmeligi&amp;mevzuatTertip=5"> Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği</a> ve<a href="https://mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=31502&amp;mevzuatTur=KurumVeKurulusYonetmeligi&amp;mevzuatTertip=5"> Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği</a> çerçevesinde lisanssız üretim tesislerinin bağlantı süreci detaylı bir şekilde ele alınacaktır..</p>
<h2><strong> I. </strong><strong style="font-size: 28px; letter-spacing: 0px;">Sistem Bağlantı Görüşü Başvurusu ve Değerlendirme Süreci</strong></h2>
<p data-start="336" data-end="614">Lisanssız elektrik üretim tesislerinin dağıtım sistemine bağlanabilmesi için, ilgili dağıtım bölgesindeki dağıtım şirketinden <strong data-start="462" data-end="495">olumlu sistem bağlantı görüşü</strong> alınması zorunludur. Bu görüş, tesisin şebekeye teknik ve işletme açısından uygunluğunu gösteren temel idari işlemdir.</p>
<p data-start="616" data-end="773">Dağıtım şirketlerine yapılacak başvurularda başvuru sahibinden, yürürlükteki mevzuat ve EPDK uygulamaları çerçevesinde aşağıdaki belgeler talep edilmektedir:</p>
<p data-start="616" data-end="773"><strong>1. Başvuru İçin Gerekli Belgeler:</strong></p>
<ul>
<li>Tapu kaydı ve kullanım hakkını gösterir belge,</li>
<li>Onaylı elektrik projesi,</li>
<li>Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesi,</li>
<li>Olağanüstü hal veya genel hayata etkililik kararı alınan bölgelerde ilgili idarece verilen izinler,</li>
<li>Ruhsat gerektirmeyen kullanım yerleri için ilgili mercilerden alınacak izin belgesi,</li>
<li>İlgili mevzuatın zorunlu kıldığı diğer teknik ve idari belgeler.</li>
</ul>
<p>Başvuru sonrasında dağıtım şirketi, başvuruyu teknik uygunluk ve şebeke işletme güvenliği açısından değerlendirir. Bu değerlendirmede dikkate alınan teknik uygunluk unsurları şunlardır:</p>
<p><strong>2. Teknik Değerlendirme Kriterleri:</strong></p>
<ul>
<li>Bağlantı yapılacak noktanın kapasite ve teknik yeterliliği,</li>
<li>Elektrik Şebeke Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümlerine uygunuk,</li>
<li>Gerilim düşümü sınırları,</li>
<li>Harmonik etkiler ve şebeke kalitesi,</li>
<li>Elektromanyetik uyumluluk,</li>
<li>Fliker seviyesi,</li>
<li>Şebekeye bağlantının sistemin kalite ve işletme güvenliğine etkisi,</li>
<li>Güneş ve rüzgar enerjisine dayalı tesisler bakımından daha uygun alternatif bağlantı noktalarının bulunup bulunmadığı</li>
</ul>
<p>Bu değerlendirmeler sonucunda dağıtım şirketi olumlu veya olumsuz sistem <strong>bağlantı görüşü </strong>verir. Bu görüşü yazılı olarak başvuru sahibine bildirir. Bağlantı görüşünün geçerlilik süresi mevzuat gereği <strong>en az 90 gün</strong> olarak belirlenmektedir.</p>
<p>Bağlantı görüşünün olumsuz olabileceği haller, mevzuatta sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Buna göre dağıtım şirketleri yalnızca aşağıdaki gerekçelere dayanarak olumsuz görüş verebilir:</p>
<ul>
<li data-start="2358" data-end="2421">
<p data-start="2360" data-end="2421">Şebekenin bağlantı noktasında teknik yetersizlik bulunması,</p>
</li>
<li data-start="2422" data-end="2489">
<p data-start="2424" data-end="2489">Tesis projesinin mevzuat ve teknik standartlara uygun olmaması,</p>
</li>
<li data-start="2490" data-end="2561">
<p data-start="2492" data-end="2561">Talep edilen bağlantının kamu hizmeti yükümlülüklerini engellemesi,</p>
</li>
<li data-start="2562" data-end="2663">
<p data-start="2564" data-end="2663">Gerilim düşümü, harmonik ve fliker gibi kalite parametrelerinin sınır değerlerin dışında kalması,</p>
</li>
<li data-start="2664" data-end="2747">
<p data-start="2666" data-end="2747">Tesisin sistemin elektrik kalitesini ve işletme güvenliğini olumsuz etkilemesi,</p>
</li>
<li data-start="2748" data-end="2862">
<p data-start="2750" data-end="2862">Güneş veya rüzgâr enerjisine dayalı tesisler bakımından daha uygun alternatif bağlantı noktalarının bulunması.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2864" data-end="3031">Bu nedenler dışında bağlantı görüşünün olumsuz verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, verilen olumsuz görüşlerin <strong data-start="2973" data-end="3031">somut ve teknik gerekçelere dayandırılması zorunludur.</strong></p>
<p data-start="3033" data-end="3354">Dağıtım şirketi tarafından verilen olumlu veya olumsuz bağlantı görüşü, başvuru üzerine <strong data-start="3121" data-end="3164">Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)</strong> tarafından incelenebilmektedir. EPDK tarafından olumsuz görüşün yerinde bulunmaması halinde, dağıtım şirketi başvuru sahibi ile bağlantı sürecine ilişkin işlemleri tesis etmekle yükümlüdür.</p>
<h2><strong>II. Lisanssız Elektrik Üretiminde </strong><strong>Sistem Bağlantı Hattı</strong></h2>
<p data-start="3428" data-end="3620">Dağıtım şirketinden olumlu sistem bağlantı görüşü alınmasının ardından, üretim tesisinin şebekeye fiziksel olarak bağlanabilmesi için <strong data-start="3562" data-end="3605">sistem bağlantı hattının tesis edilmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p data-start="3622" data-end="3799">Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği’nin 10/B maddesi uyarınca, lisanssız üretim tesisleri bakımından sistem bağlantı hattına ilişkin esaslar şu şekildedir:</p>
<ul>
<li data-start="3801" data-end="3911">
<p data-start="3803" data-end="3911">Lisanssız üretim tesisleri için bağlantı hattı uzunluğu bakımından herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.</p>
</li>
<li data-start="3912" data-end="4009">
<p data-start="3914" data-end="4009">Sistem bağlantı hattı, kullanıcı tarafından veya dağıtım şirketi tarafından tesis edilebilir.</p>
</li>
<li data-start="4010" data-end="4146">
<p data-start="4012" data-end="4146">Bağlantı hattının dağıtım şirketi tarafından yapılması halinde, <strong data-start="4076" data-end="4144">bağlantıya ilişkin tüm bedeller kullanıcı tarafından karşılanır.</strong></p>
</li>
<li data-start="4147" data-end="4279">
<p data-start="4149" data-end="4279">Bağlantı hattının güzergâhındaki taşınmaz temini, izinlerin alınması, kazı bedelleri ve diğer idari giderler kullanıcıya aittir.</p>
</li>
<li data-start="4280" data-end="4402">
<p data-start="4282" data-end="4402">Kullanıcının bağlantı hattını kendisinin tesis etmesi durumunda, dağıtım şirketi ile tesis yapım sözleşmesi imzalanır.</p>
</li>
<li data-start="4403" data-end="4544">
<p data-start="4405" data-end="4544">Bağlantı hattı, enerjilendirme tarihinden itibaren <strong data-start="4456" data-end="4471">5 yıl sonra</strong> herhangi bir bedel ödenmeksizin dağıtım şirketine devredilmiş sayılır.</p>
</li>
<li data-start="4545" data-end="4635">
<p data-start="4547" data-end="4635">Hat katılım bedeli mekanizması yoluyla bu hatta üçüncü kişilerin bağlanması mümkündür.</p>
</li>
<li data-start="4636" data-end="4718">
<p data-start="4638" data-end="4718">Hattın işletme ve bakımı, enerjilendirme ile birlikte dağıtım şirketine geçer.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="4720" data-end="4925">Bu düzenlemeler kapsamında, sistem bağlantı hattı süreci yatırımcı bakımından hem mali hem de idari yükümlülükler doğurmakta olup, sürecin hukuki ve teknik açıdan doğru planlanması büyük önem taşımaktadır.</p>
<h2><strong>III. Lisanssız Elektik Üretiminde Bağlantı ve Sistem Kullanım Anlaşmaları     </strong></h2>
<p>Dağıtım şirketi tarafından bağlantı görüşü olumlu sonuçlanan tesisler bakımından, üretim tesisinin şebekeye bağlanabilmesi ve enerji verebilmesi için <strong data-start="5161" data-end="5183">bağlantı anlaşması</strong> ve <strong data-start="5187" data-end="5216">sistem kullanım anlaşması</strong> imzalanması zorunludur.</p>
<h3><strong>1. Bağlantı Anlaşması:</strong></h3>
<ul>
<li data-start="5269" data-end="5360">
<p data-start="5271" data-end="5360">Bağlantı anlaşmaları, EPDK tarafından onaylanmış tip sözleşmeler esas alınarak yapılır.</p>
</li>
<li data-start="5361" data-end="5494">
<p data-start="5363" data-end="5494">Anlaşmada bağlantı gerilim seviyesi, tarafların teknik ve idari yükümlülükleri ile gerekli tesislere ilişkin hususlar düzenlenir.</p>
</li>
<li data-start="5495" data-end="5587">
<p data-start="5497" data-end="5587">Ön lisans sahibi kişiler, lisans almadan önce bağlantı anlaşması yapma hakkına sahiptir.</p>
</li>
<li data-start="5588" data-end="5678">
<p data-start="5590" data-end="5678">Dağıtım şirketi, bağlantı anlaşmasını mevzuat gereği en fazla <strong data-start="5652" data-end="5669">5 yıl süreyle</strong> yapar.</p>
</li>
</ul>
<h3><strong>2. Sistem Kullanım Anlaşması:</strong></h3>
<ul data-start="5714" data-end="6000">
<li data-start="5714" data-end="5829">
<p data-start="5716" data-end="5829">Sistem kullanım anlaşması, tesisin fiilen şebekeye elektrik verebilmesi için imzalanan zorunlu bir sözleşmedir.</p>
</li>
<li data-start="5830" data-end="5890">
<p data-start="5832" data-end="5890">Bu anlaşma, tesisin geçici kabulünden önce yapılmalıdır.</p>
</li>
<li data-start="5891" data-end="6000">
<p data-start="5893" data-end="6000">Anlaşmada sistem işletme kuralları ile bu kurallara aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenir.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="6002" data-end="6363">Her iki sözleşmenin de mevzuatta öngörülen usul ve sürelere uygun şekilde imzalanmaması halinde, bağlantı ve enerjilendirme süreci olumsuz sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle lisanssız elektrik üretim süreçlerinde <strong data-start="6213" data-end="6260">hukuki ve teknik uyumun birlikte sağlanması</strong>, yatırım sürecinin gecikmeden ilerlemesi ve idari risklerin önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.</p>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/">ELEKTRİK PİYASASI BAĞLANTI VE SİSTEM KULLANIMI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 14:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İdare davası]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Zorunlu aşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorunlu Aşı Uygulamalarında Birey Haklarıyla Toplum Sağlığı Arasındaki Hukuki Denge Pandemi döneminde aşı uygulamaları küresel bir öncelik haline gelirken, şimdi de kızamık, suçiçeği gibi çocukluk çağı hastalıklarının yeniden artış göstermesiyle birlikte birçok ülkede “zorunlu aşı” politikaları tekrar gündeme geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşı tereddüdünü küresel sağlık için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Özellikle Avrupa’da, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading">Zorunlu Aşı Uygulamalarında Birey Haklarıyla Toplum Sağlığı Arasındaki Hukuki Denge</h2>
<p>Pandemi döneminde aşı uygulamaları küresel bir öncelik haline gelirken, şimdi de kızamık, suçiçeği gibi çocukluk çağı hastalıklarının yeniden artış göstermesiyle birlikte birçok ülkede “zorunlu aşı” politikaları tekrar gündeme geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşı tereddüdünü küresel sağlık için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Özellikle Avrupa’da, aşı karşıtı hareketlerin etkisiyle bazı hastalıklarda bağışıklık eşiğinin altına düşülmesi, zorunlu aşı uygulamalarının tekrar yasal zemine oturtulmasına neden oldu.</p>
<p>Türkiye’de de bu tartışma güncelliğini koruyor. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın bazı aşıları fiilen zorunlu hale getirdiği ve ebeveynlerin çocukları adına verdikleri aşı rızasının çoğu zaman bilgilendirilmeden alındığı yönünde eleştiriler var. Bu durum, bireyin hak ve özgürlükleriyle toplum sağlığı arasındaki hukuki dengeyi tekrar masaya yatırmayı zorunlu kılıyor.</p>
<h3>A.) Temel Hak ve Özgürlükler Açısından Zorunlu Aşılar</h3>
<p>Zorunlu aşı uygulamaları, bireyin temel hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında hassas bir denge gerektirir. Bu denge, özellikle beden bütünlüğü ve kişisel özerklik hakları söz konusu olduğunda hukuki tartışmalara yol açmaktadır. Devletin toplum sağlığını koruma yükümlülüğü ile bireyin kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı arasında nasıl bir sınır çizileceği konusu, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tartışılmakta ve yargı kararlarıyla şekillenmektedir.</p>
<p>Öncelikle, zorunlu aşı uygulamaları, bireylerin fiziksel bütünlüğüne doğrudan müdahale niteliği taşıyan tıbbi işlemlerdir. Bu müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesine göre, temel hak ve özgürlükler, yalnızca kanunla sınırlanabilir ve bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, ölçülü ve kamu yararına yönelik olmalıdır. Ayrıca, Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca herkes, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir; bu madde beden bütünlüğüne rıza dışında yapılan müdahalelere karşı anayasal güvence sağlar.</p>
<p>Zorunlu aşı uygulamalarına dair en belirgin sorun, bu uygulamaların açık bir yasal dayanağının bulunup bulunmadığıdır. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1593&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=3">1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu</a>’nun 57. ve 72. maddelerinde toplum sağlığını korumaya yönelik olarak alınabilecek önlemler genel olarak düzenlenmiştir; ancak bu hükümler çocuklara veya yetişkinlere yönelik aşıların zorunlu olup olmadığını doğrudan belirtmemektedir. Yargı mercileri de bu belirsizliği, bireyin rızası olmadan aşı yapılmasının hukuki dayanağı olmadığı yönünde değerlendirmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 2013/1789 başvuru numaralı kararında, açık kanuni düzenleme bulunmaksızın yapılan aşı uygulamasının Anayasa’nın 17. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.</p>
<p>Aynı zamanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları da bu konuda yol göstericidir. Mahkeme, Vavřička v. Çekya kararında, çocuklara yönelik zorunlu aşı uygulamalarının kamu sağlığının korunması amacıyla meşru olabileceğini, ancak bu müdahalelerin ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM’e göre, kamu sağlığı gerekçesiyle getirilen sınırlamalar, bireyin özel hayatına yapılan müdahaleyi dengelemeli ve demokratik toplum düzeniyle bağdaşmalıdır. Bu noktada mahkeme, çocukların üstün yararı ilkesini de göz önünde bulundurarak, zorunlu aşı uygulamalarının mutlak biçimde özel hayata saygı hakkını ihlal etmediğine karar vermiştir.</p>
<h3>B.) Başvuru Yolları ve Yargı Süreci</h3>
<p>Zorunlu aşı kararları kimi zaman velilerin rızası olmadan, hatta açık bilgilendirme yapılmadan uygulanabiliyor. Ailelerin bu konuda yeterince aydınlatılmadığı, yargı mercilerinin ise uygulamaların dayanağını her olayda somut olarak değerlendirdiği görülüyor. Uygulamada yaşanan bir diğer sorun ise; mahkemeye başvurmak için genellikle aşının uygulanmasının beklenmesi, yani fiilen bir hak ihlali yaşanmasının gerekmesi. Oysa bu tür işlemler, potansiyel ihlal tehdidi içerse dahi önleyici nitelikte yargı denetimine konu olabilir.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, hem idari hem anayasal başvuru yolları ile hak arama mümkündür. Ancak her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Bu nedenle hukuki başvuru süreci başlamadan önce uzman bir avukata danışmak, doğru yöntemle hareket edilmesini sağlar.</p>
<h3>C.) Hangi Davalar Açılabilir?</h3>
<p>İdari yargı açısından değerlendirildiğinde, zorunlu aşı kararları idari işlem niteliğinde olup, bu işlemlerin yargısal denetimi İdare Mahkemeleri aracılığıyla mümkündür. Bu tür işlemlere karşı, işlemin öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde iptal davası açılabilir. Yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte açılan davalarda, yargı mercileri, öncelikle işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığını ve telafisi güç zarar doğup doğmayacağını değerlendirir. Eğer aşı uygulaması, açık bir yasal düzenleme olmaksızın ve kişinin rızası dışında yapılıyorsa, mahkemeler yürütmenin durdurulması kararı verebilir. Ayrıca, zorunlu aşı nedeniyle fiziksel veya ruhsal zarara uğrayan kişiler, tam yargı davası yoluyla tazminat talebinde bulunabilirler. Ancak bu taleplerde, zararın oluştuğu ve aşıyla nedensellik ilişkisi arasında bağ bulunduğunun ispatı önemlidir.</p>
<p>Zorunlu aşı uygulamalarına karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılması da mümkündür. Başvuru için iç hukuk yollarının tüketilmesi ve başvurunun 30 gün içinde yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin bedensel bütünlük haklarına yönelik müdahalelerde özellikle açık yasal dayanak ve rıza koşullarına dikkat etmektedir. AİHM’e başvuru ise Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://dikelaw.com.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru/">bireysel başvuru</a>yu sonuçlandırmasının ardından 6 ay içinde mümkündür. AİHM, başvurularda kişisel mağduriyetin, müdahalenin ölçüsüzlüğünün ve iç hukuk yollarının tüketilmiş olmasının ispatını aramaktadır.</p>
<h3>D.) Kimler Başvurabilir ?</h3>
<p>Aşı yapılacak kişi reşit ve fiil ehliyetine sahipse kendisi, çocuklar için ise ebeveynleri dava açma hakkına sahiptir. Özgürlük hakkı, doğrudan kişisel bir hak olduğu için üçüncü kişilerin genel dava açma ehliyeti yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak, zorunlu aşı uygulamaları, bireyin temel hak ve özgürlükleri ile toplum sağlığı arasında kurulan hassas bir dengeye dayanmaktadır. Bu dengenin korunabilmesi için uygulamaların açık kanuni dayanakla desteklenmesi, rıza ilkesine uygun olması ve ölçülülük ilkesine riayet edilmesi şarttır. Yargı mercileri, bireyin özel hayatına ve bedensel bütünlüğüne yönelik müdahaleleri titizlikle değerlendirmekte ve kamu otoritelerinden şeffaf, hukuka uygun ve gerekçeli kararlar beklemektedir. Bu sebeple, zorunlu aşıya maruz kalan bireylerin, hak ihlali durumunda başvurabilecekleri çok sayıda hukuki yol bulunmaktadır. Ancak her somut olayın özellikleri farklı olabileceğinden, bireylerin uzman hukukçulardan destek almaları, haklarını etkin biçimde koruyabilmeleri açısından önemlidir.</p>
<h3>E.) Zorunlu Aşı Emsal Kararlar</h3>
<blockquote><p>Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2014/4077, K.T. 29.06.2016</p>
<p>&#8220;VELAYET ALTINDA BULUNAN BAŞVURUCUYA ZORUNLU ÇOCUKLUK DÖNEMİ AŞILARININ UYGULANMASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ VARLIĞIN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR</p>
<p>Özeti:<br />
A. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞU,<br />
B. 1. Zorunlu aşı uygulaması açısından Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLDİĞİ,<br />
2. Zorunlu topuk kanı uygulaması açısından Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİ,<br />
C. Kararın bir örneğinin zorunlu aşı uygulaması açısından maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. Çocuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİ,<br />
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİ,<br />
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASI,<br />
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİ Hakkında.&#8221;</p></blockquote>
<p><em>Bu makale Mihriban Beritan AYGÜN&#8217;ün katkılarıyla hazırlanmıştır. </em></p>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Apr 2025 18:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[6446 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru süreci elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[çed muafiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik mahsuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik piyasası düzenleme kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik vergilendirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[enerji danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[enerji proje başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Iırmak Dene]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki destek enerji]]></category>
		<category><![CDATA[kdv elektrik satışı]]></category>
		<category><![CDATA[lisanssiz üretim yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[lisanssız elektrik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[şebeke bağlantısı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir enerji]]></category>
		<category><![CDATA[teiaş başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim kadar üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenebilir enerji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji ihtiyacının artması ve sürdürülebilir kaynakların kullanımına yönelik teşvikler, elektrik üretim sektöründe değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Elektrik üretimi, piyasa düzenlemeleri kapsamında lisans alma zorunluluğuna tabi tutulmuştur. Belirli koşulları sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, lisanssız üretim yapma hakkı tanınmıştır. Bu uygulama, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanarak üretim yapmak isteyen yatırımcılar için büyük bir fırsat sunmaktadır. Lisanssız elektrik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ihtiyacının artması ve sürdürülebilir kaynakların kullanımına yönelik teşvikler, elektrik üretim sektöründe değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Elektrik üretimi, piyasa düzenlemeleri kapsamında lisans alma zorunluluğuna tabi tutulmuştur. Belirli koşulları sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, lisanssız üretim yapma hakkı tanınmıştır. Bu uygulama, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanarak üretim yapmak isteyen yatırımcılar için büyük bir fırsat sunmaktadır. Lisanssız elektrik üretimi, enerji arz güvenliğini sağlarken aynı zamanda küçük ölçekli üreticilerin pazara katılımını kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>Elektrik piyasasının temel mevzuatını oluşturan 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, tüm piyasa faaliyetlerinde lisans alma zorunluluğunu öngörmektedir. Ancak, belirli şartları sağlayan gerçek ve tüzel kişilere, kendi elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla lisans almadan elektrik üretme hakkı tanınmıştır. Lisanssız elektrik üretimi, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri bakımından teşvik edilmiştir. Lisanssız elektrik üretimi, enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda önemli bir hukuki statüye sahiptir. Bu makalede, lisanssız elektrik üretimi sürecine ilişkin başvuru şartları, gerekli belgeler, başvurunun nereye yapılacağı ve sonuçlanma süresi incelenecektir.</p>
<h2><strong>I. Lisanssız Elektrik Üretimi Nedir?</strong></h2>
<p>Lisanssız elektrik üretimi, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6446&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu&#8217;nun</a> 14. maddesi kapsamında belirlenmiş ve <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=31502&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5">Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik</a> ile detaylandırılmış bir uygulamadır. Bu sistem kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler, kendi tüketimlerini karşılamak amacıyla belirli kapasite sınırları dahilinde lisans almadan elektrik üretebilirler.</p>
<p>Mevzuata uygun şekilde kurulan tesislerde üretilen fazla enerji, ilgili mevzuatta belirlenen çerçevede sisteme aktarılabilir.  Üretilen fazla enerji, belirlenen piyasa fiyatları üzerinden değerlendirilir. Lisanssız elektrik üretimi, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların kullanımını artırarak, enerji sektöründe dışa bağımlılığı azaltmak ve sürdürülebilir enerji politikalarına katkı sağlamak amacıyla teşvik edilmektedir.</p>
<h2><strong>II. Başvuru İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?</strong></h2>
<p>Lisanssız elektrik üretimi başvurusu yapacak gerçek veya tüzel kişilerin aşağıdaki belgeleri tamamlamaları gerekir:</p>
<ul>
<li>Başvuru Dilekçesi: İlgili şebeke işletmecisine hitaben yazılmış dilekçe.</li>
<li>Kimlik Belgesi veya Şirket Belgeleri: Gerçek kişiler için kimlik fotokopisi, tüzel kişiler için ticaret sicil gazetesi, faaliyet belgesi ve imza sirküleri.</li>
<li>Teknik Proje ve Bağlantı Şeması: Üretim tesisine ilişkin teknik bilgileri içeren dokümanlar.</li>
<li>Mülkiyet veya Kullanım Hakkı Belgesi: Üretim tesisinin kurulacağı taşınmazın mülkiyetine veya kullanım hakkına ilişkin belge.</li>
<li>Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Belgesi: Gerekli görülen projeler için ÇED raporu veya ÇED muafiyet yazısı.</li>
<li>Şebeke Bağlantı Değerlendirme Raporu: Şebeke işletmecisi tarafından belirlenen bağlantı kriterlerine uygunluk raporu.</li>
</ul>
<p>Eksik veya yanlış evrak içeren başvurular, tamamlanması için başvuru sahibine 10 iş günü süre verilerek geri çevrilir. Bu sürede eksikliklerin giderilmemesi halinde başvuru reddedilir.</p>
<p data-start="858" data-end="1049">Evraklar tam ise teknik değerlendirme aşamasına geçer. Bu aşamada bağlantı kapasitesini ve şebeke uygunluğunu inceler. Uygun bulunan projeler için bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu düzenler.</p>
<p data-start="1051" data-end="1395">Ayrıca 10.12.2025 tarihli düzenleme ile özellikle yüzer güneş enerji santrallerinde su yüzeylerinin kiralanmasına ve kullanım hakkı belgelerine ilişkin idari süreçler ayrı bir uyum başlığı hâline gelmiştir. Bu nedenle yatırımcıların enerji mevzuatı yanında su kullanımına ilişkin izin ve kira prosedürlerini de eş zamanlı yürütmesi gerekir.</p>
<p>Lisanssız elektrik üretim tesisleri, belirli yasal düzenlemeler çerçevesinde bireysel veya kurumsal yatırımcılar tarafından kurulabilen ve belirlenen kapasite sınırları içinde faaliyet gösterebilen enerji üretim sistemleridir. Bu süreç hidrolik ve hidrolik olmayan tesisler olarak ikiye ayrılmaktadır. Hidrolik olmayan tesislerde ise 25 kW altı ve üstü olmak üzere iki farklı prosedür uygulanmaktadır.</p>
<h3><strong>1. Hidrolik Kaynaklara Dayalı Lisanssız Elektrik Üretim Süreci</strong></h3>
<p>Hidrolik enerji kaynaklarına dayalı tesislerde yatırım süreci çok sayıda yasal ve teknik değerlendirme aşamasından oluşmaktadır.</p>
<h4><strong>A. Başvuru Aşaması</strong></h4>
<ul>
<li>Yatırım kararının alınmasının ardından başvuru, ilgili Şebeke İşletmecisine elektronik ortamda yapılır.</li>
<li>Başvuru su kaynağı gerektiriyorsa, tesisin kurulacağı yerin İl Özel İdaresine veya Valiliğe (Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı) ayrıca başvuruda bulunulur.</li>
<li>İl Özel İdaresi, su rejimi uygunluğu değerlendirmesi için başvuruyu DSİ Bölge Müdürlüğüne gönderir.</li>
<li>DSİ Bölge Müdürlüğü, değerlendirme sonucunu İl Özel İdaresine bildirir.</li>
</ul>
<h4><strong>B. Teknik ve Evrak Değerlendirmesi</strong></h4>
<ul>
<li>Başvuru, takip eden ayın 20. gününe kadar evrak ve teknik açıdan incelenir.</li>
<li>Eksik veya hatalı evrak tespit edilirse, yatırımcıya 3 işgünü içinde bildirilir ve düzeltilmesi beklenir.</li>
<li>Teknik açıdan olumlu bulunan projeler, bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu aşamasına geçer.</li>
</ul>
<h4><strong>C. Proje Onay ve İnşaat</strong></h4>
<ul>
<li>Hidrolik tesisler için su kullanım hakkı anlaşması, proje onayı ile birlikte Şebeke İşletmecisine sunulmalıdır.</li>
<li>Proje Bakanlık veya yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından onaylanmalıdır.</li>
</ul>
<h4><strong>D. Kabul ve Ticari Faaliyete Geçiş</strong></h4>
<ul>
<li>Bağlantı sözleşmesi imzalanan tesislerin kabul süreci başlar.</li>
<li>Teknik denetimlerden geçen tesisler için sistem kullanım anlaşması 1 ay içinde yapılmalıdır.</li>
<li>Kabul edilen tesis ticari faaliyete başlayarak şebekeye elektrik verir.</li>
</ul>
<h3><strong>2. </strong><strong>Hidrolik Olmayan Kaynaklara Dayalı Lisanssız Elektrik Üretim Süreci</strong></h3>
<h4><strong style="font-size: 16px;">A. 25 kW Altı Lisanssız Elektrik Üretim Tesisleri</strong></h4>
<ul>
<li>25 kW altı tesisler genellikle bireysel yatırımcılar ve küçük işletmeler tarafından kurulur. Bu nedenle mevzuat, bu grupta daha sade bir başvuru süreci öngörür.</li>
<li>Başvuru Şebeke İşletmecisine yapılır.</li>
<li>Evraklar incelenerek eksiklik tespit edilirse düzeltilmesi için yatırımcıya bildirilir.</li>
<li>Teknik değerlendirme yapılır ve bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu hazırlanır.</li>
<li>Tesisin kurulumu tamamlandıktan sonra teknik kontroller ve kabul işlemleri yapılır.</li>
<li>Kabul sonrası sistem kullanım anlaşması imzalanır ve tesis şebekeye enerji vermeye başlar.</li>
<li>Ayrıca <a href="https://www.epdk.gov.tr/"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu</span></span>,</a> 25 kW’a kadar olan tesisler için uygulama usul ve esaslarını duyurur.</li>
</ul>
<h4><strong>B. 25 kW Üstü Lisanssız Elektrik Üretim Tesisleri</strong></h4>
<ul>
<li>25 kW üstü tesisler daha yüksek kurulu güce sahip olduğundan daha ayrıntılı teknik incelemeye tabi tutulur.</li>
<li>Başvuru TEİAŞ veya ilgili Şebeke İşletmecisine yapılır.</li>
<li>Teknik değerlendirme yapılır ve uygun projeler için EİGM tarafından 30 gün içinde rapor hazırlanır.</li>
<li>Teknik değerlendirmesi olumlu olan projeler bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu alır.</li>
<li>Rüzgar enerjisi projeleri için ek olarak TÜBİTAK teknik etkileşim izni gereklidir.</li>
<li>Proje onayı alındıktan sonra tesis kurulumu tamamlanarak kabul sürecine girilir.</li>
<li>Bağlantı sözleşmesi ve sistem kullanım anlaşması imzalanarak tesis şebekeye elektrik vermeye başlar.</li>
<li>Ancak 12.05.2019 sonrası başvurularda üretim tüketimle sınırlıdır; bu nedenle yatırımcı kapasite planlamasını dikkatle yapmalıdır.</li>
</ul>
<p>Lisanssız elektrik üretimi, enerji piyasasında esneklik sağlayan ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını teşvik eden  bir hukuki düzenlemedir. Ancak, başvuru sürecinin teknik ve hukuki kriterlere uygun şekilde yürütülmesi gerekir. Başvuruların eksiksiz ve hatasız yapılması, sürecin hızlanmasını sağlarken, eksik veya hatalı başvurular ise sürecin uzamasına ve başvurunun reddedilmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle, başvuru sahiplerinin ilgili mevzuatı dikkatle inceleyerek, sürece dair yükümlülüklerini yerine getirmeleri önem taşımaktadır.</p>
<h2><strong>III. İhtiyaç Fazlası Elektrik Üretimi </strong></h2>
<p>Lisanssız elektrik üretimi uygulamasında, üretim ve tüketim dengesine ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle <strong>12 Mayıs 2019 tarihinden sonra yapılan başvurular</strong> açısından “ihtiyaç fazlası üretim” konusu sınırlandırılmıştır.</p>
<h3><strong>1. Tüketim Fazlası Elektrik Üretimi</strong></h3>
<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan ve 2022 tarihli en güncel haliyle yürürlükte olan <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=31502&amp;MevzuatTur=7&amp;MevzuatTertip=5"><strong>Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği</strong></a>&#8216;nin 5. maddesi uyarınca:</p>
<ul>
<li><strong>12.05.2019 tarihinden önce</strong> bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almış üreticiler, ihtiyaç fazlası elektriği satma imkânına sahipti.</li>
<li>Ancak <strong>12.05.2019 sonrası başvurularda</strong>, ihtiyaç fazlası üretimin sisteme verilmesi hâlinde bu enerji <strong>bedelsiz olarak YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması)</strong> kapsamında değerlendirilmektedir.</li>
<li>Bu durum, üreticilerin tüketimden fazla üretim yapmaları hâlinde bu kısmı <strong>satamayacakları</strong> anlamına gelmektedir.</li>
<li>Bununla birlikte 2025 sonunda yapılan değişiklikler depolamalı üretim, toplayıcılık ve portföy kurallarını düzenleyen mevzuat hükümlerindeki değişiklikler 01.01.2026’da yürürlüğe girdi. Bu nedenle mahsuplaşma ve uzlaştırma kurgusunu yeni çerçeveye göre planlamak gerekir.</li>
</ul>
<p data-start="930" data-end="1260">Öte yandan Danıştay, lisanssız üretimin amacını tüketim ihtiyacını karşılamak olarak tanımlar. Nitekim <a href="https://karararama.danistay.gov.tr/getDokuman?id=1064160400&amp;arananKelime=">Danıştay 13. Daire (2022/4116 E., 2023/5636 K.)</a>  , idarenin takdir yetkisini kanun sınırları içinde kullanması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle ihtiyaç fazlası rejimini hem teknik hem hukuki açıdan birlikte değerlendirmek gerekir.</p>
<p>Lisanssız üretimde ihtiyaç fazlası rejimi düzenlenirken idarenin takdir alanı olsa bile kanunla tanınmış çekirdek hakkı yönetmelikle daraltan düzenlemeler yargısal denetimde kırılgan hâle gelebilmektedir.</p>
<h3><strong>2. Vergisel Yükümlülükler</strong></h3>
<p>İhtiyaç fazlası üretimin satışı mümkün olan durumlarda; örneğin eski başvurulara dayalı üretimler için, bu gelirler üzerinden birtakım <a href="https://dikelaw.com.tr/vergi-ihbarinda-ikramiye/">vergi</a>sel yükümlülükler doğmaktadır:</p>
<ul>
<li><strong>Katma Değer Vergisi (KDV):</strong> Elektrik satışı, KDV’ye tabidir. Bu oran genel itibarıyla %20 olup, görevli tedarik şirketi tarafından faturalama sürecine dahil edilir.</li>
<li><strong>Gelir Vergisi / Kurumlar Vergisi:</strong>
<ul>
<li>Gerçek kişiler için: Elde edilen gelir <strong>ticari kazanç</strong> sayılarak <strong>Gelir Vergisi</strong> beyanına tabidir.</li>
<li>Tüzel kişiler için: Satış gelirleri, <strong>Kurumlar Vergisi</strong> matrahına dahil edilir.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Bununla birlikte, yalnızca <strong>mahsuplaşma</strong> yapılan ve sistemden bir gelir elde edilmeyen durumlarda vergi doğmaz.</p>
<p>Yeni başvurucular için lisanssız üretimde fazla üretim satışı artık mümkün değildir. Fazla üretim, bedelsiz şekilde sisteme aktarılır. Ancak tüketim kadar üretimin mahsuplaştırılması mümkündür. Satış yapılabilen durumlarda ise hem KDV hem de gelir/kurumlar vergisi yükümlülükleri söz konusu olur. Uygulamanın hukuki ve mali boyutları dikkate alındığında, her bir proje özelinde detaylı değerlendirme yapılması önem arz etmektedir.</p>
<h2>IV. 2025–2026 Mevzuat Değişiklikleri</h2>
<p data-start="5404" data-end="5482">2025 ve 2026 yıllarında elektrik piyasasında önemli değişiklikler yapılmıştır:</p>
<ul data-start="5484" data-end="6016">
<li data-start="5484" data-end="5521">
<p data-start="5486" data-end="5521">Yüzer GES tanımı güncellenmiştir.</p>
</li>
<li data-start="5522" data-end="5601">
<p data-start="5524" data-end="5601">Satış, devir ve kiralama işlemlerinde kurul onayı süresi netleştirilmiştir.</p>
</li>
<li data-start="5602" data-end="5720">
<p data-start="5604" data-end="5720">Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında toplayıcılık faaliyeti ve depolamalı üretim yeniden düzenlenmiştir.</p>
</li>
<li data-start="5721" data-end="5801">
<p data-start="5723" data-end="5801">01.01.2026 itibarıyla serbest tüketici limiti 500 kWh olarak belirlenmiştir.</p>
</li>
<li data-start="5802" data-end="5873">
<p data-start="5804" data-end="5873">Biyokütle tesislerinde yardımcı kaynak tanımı mevzuata eklenmiştir.</p>
</li>
<li data-start="5874" data-end="6016">
<p data-start="5876" data-end="6016">01.03.2026 itibarıyla akıllı sayaç sistemlerine kademeli geçiş başlatılmıştır ve 2028’e kadar %100 uzaktan izlenebilir sayaç hedeflenmiştir.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="7761" data-end="7941"><em>Bu makale Hasan Irmak DENE&#8217;nin katkılarıyla hazırlanmıştır. </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">LİSANSSIZ ELEKTRİK ÜRETİMİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MALPRAKTİS DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 21:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hatalı tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim hatası]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim ile hasta ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç hatası]]></category>
		<category><![CDATA[İleriye dönük tedavi giderleri]]></category>
		<category><![CDATA[malpraktis]]></category>
		<category><![CDATA[Malpraktis davası]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık hatası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık hatası tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[Vekalet sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2410</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) MALPRAKTİS DAVASI NEDİR? Malpraktis davası, sağlık profesyonellerine karşı açılan ve bir sağlık hatasının veya ihmalinin, hastanın zararına yol açtığını ispat etmeye yönelik bir davadır. Bu davalar, genellikle kişinin sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakacak sonuçlar doğurmuşsa, mağduriyetin tazmin edilmesini hedefler. A-) Malpraktis Türleri Malpraktis davaları, sağlık profesyonelinin hatalı davranışına bağlı olarak farklı kategorilere ayrılabilir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">MALPRAKTİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">I-) <strong>MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davası, sağlık profesyonellerine karşı açılan ve bir sağlık hatasının veya ihmalinin, hastanın zararına yol açtığını ispat etmeye yönelik bir davadır. Bu davalar, genellikle kişinin sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakacak sonuçlar doğurmuşsa,</p>



<p class="wp-block-paragraph">mağduriyetin tazmin edilmesini hedefler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) Malpraktis <strong>Türleri</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davaları, sağlık profesyonelinin hatalı davranışına bağlı olarak farklı kategorilere ayrılabilir. Bu tür davaların en yaygın türleri şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hatalı Tedavi (Misdiagnosis):</strong> Sağlık çalışanının yanlış teşhis koyması ve buna bağlı olarak yanlış tedavi uygulanması.</li>



<li><strong>Cerrahi Hatalar:</strong> Ameliyat sırasında yapılan hatalar, örneğin yanlış bölgeye müdahale etme veya cerrahi prosedürlerde dikkatsizlik.</li>



<li><strong>İlaç Hataları:</strong> Yanlış ilaç verilmesi ya da ilaç dozajı hataları, hastanın sağlık durumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.</li>



<li><strong>Doğum Hataları:</strong> Doğum sırasında yapılan yanlış müdahaleler hem anne hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava türü doğrudan tek bir kanunda düzenlenmiş bir dava türü değildir. Malpraktis davaları hem medeni hukuk hem de ceza hukuku açısından farklı düzenlemelere tabidir. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf">Türk Borçlar Kanunu</a>, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf">Türk Ceza Kanunu</a>, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu</a> ve sağlıkla ilgili diğer düzenlemeler, malpraktis nedeniyle açılacak davalarda temel hukuki çerçeveyi oluşturur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Vekalet Sözleşmesinin Özel ve Kamu Hastanelerine Göre Farklılıkları</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hekim ve hasta arasındaki ilişki, çeşitli hukuki görüşlere göre farklı şekillerde nitelendirilebilmektedir, ancak baskın görüş, bu ilişkinin “vekalet sözleşmesi” olduğu yönündedir. Yargıtay’ın yerleşik kararları da bu doğrultudadır. Dolayısıyla, tedavi sırasında hekim hatası nedeniyle zarar gören hastanın açacağı tazminat davasında, sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanacaktır. Ancak, burada hastanenin türüne göre bir ayrım yapmanın önemi bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer hastanın başvurduğu sağlık kurumu özel bir hastane ise, hasta ile hastane arasında bir “hasta kabul sözleşmesi” kurulmuş olacaktır. Bu sözleşme, hastanın tedavi için hastaneye kabul edilmesiyle birlikte geçerlilik kazanır. Özel hastanelerde hekim, kendi adına değil, hastane adına tedavi hizmeti sunar ve bu durumda hekim, Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 116’ya göre yardımcı kişi konumunda yer alır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, hastanın başvurduğu sağlık kurumu bir kamu hastanesi ise, hasta ile hastane arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi söz konusu değildir. Kamu hastanelerinde tedavi gören bir hasta, kamu görevlisi olan hekim tarafından tedavi edilir, ancak burada hasta ile hekim arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi kurulmamakta, bu durum bir “kamu hizmetinden yararlanma” şeklinde değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı özel durumlarda ise hekim ile hasta arasındaki ilişkiye, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri uygulanabilir. Özellikle estetik tedavi gibi özel tıbbi hizmetler söz konusu olduğunda, bu ilişki eser sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davaları, sağlık profesyonellerinin ve hastaların haklarının belirlenmesinde oldukça karmaşık olabilir. Her dava özgül koşullar ve olaylara dayandığından, zararın boyutunun ve hekimin kusurunun titizlikle incelenmesi gerekir. Bu sebeple, malpraktis davalarında deneyimli bir avukattan hukuki destek almak her zaman en doğru adım olacaktır. Profesyonel bir avukat, davanın seyrini belirleyebilir ve en güçlü hukuki stratejiyi geliştirebilir, böylece tazminat talebinde bulunmak için en etkili yolları bulabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II-) <strong>MALPRAKTİS DAVASI USUL ŞARTLARI NELERDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davası açabilmek için belirli usul şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Bu şartlar davanın doğru ve yerinde açılmasını sağlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) <strong>Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında yetkili mahkeme, esasen davanın açıldığı yerin mahkemesi olmalıdır. Ancak, eğer davacı, malpraktis sonucu zarar gören hasta, bir başka şehirde yaşıyor ancak hizmeti başka bir şehirde alıyorsa, hastanın ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında görevli mahkemeler genellikle Tüketici Mahkemeleri ve İdare Mahkemeleri olsa da tıbbi müdahalede bulunan hekim ile hasta arasındaki ilişkinin hukuki niteliğine göre görevli mahkemeler değişmektedir. Bu sebeple özel durumlar ve farklı yasal düzenlemeler de söz konusu olabileceğinden bu hususa dikkat etmek gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Davayı Kimler Açabilir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davasını, genellikle hasta veya hasta yakınları açabilir. Eğer hasta vefat etmişse, mirasçıları dava açma hakkına sahiptir. Ayrıca, hastanın sağlık hizmeti aldığı kurum (hastane, klinik) da, sağlık profesyonelinin hizmeti ile ilgili malpraktis iddialarını araştırabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">C-) <strong>Süre Şartı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-dava-acma-sureleri/">İdare mahkemesinde dava</a> açmadan önce, zararın ve hekim hatasının öğrenilmesini takiben 1 yıl ve her halde 5 yıl içinde ilgili idareye tazminat talebi içeren yazılı başvuruda bulunulması gerekir. Özel hastane veya doktorlara karşı haksız fiil nedeniyle açılacak doktor hatası davaları, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesini takiben 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmesiyle birlikte zamanaşımına uğrar. Fakat tazminat hakkı, ceza hukuku düzenlemelerince daha uzun bir zamanaşımı süresi gerektiren bir cezaya neden olan fiilden doğmuşsa, zamanaşımı süresi belirlenirken ceza hukuku hükümleri esas alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III-) <strong>MALPRAKTİS DAVASINDA ESASA İLİŞKİN HUSUSLAR</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında esas, zararın tazmin edilmesi ve hatalı sağlık hizmetinin sorumluluğunun belirlenmesidir. Bu aşamada, dava konusu olan sağlık hatasının ispatı ve tazminat talepleri öne çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İspat konusu, malpraktis davalarının en kritik noktalarından biridir. İspat yükü̈ davacının üzerinde olsa da, uzmanlık alanına giren bir mesele olduğu için, konuya dair detaylı bir araştırma ve uzman görüşü gereklidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Neler Talep Edilebilir</strong>?</h3>



<ol style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li><strong>Tazminat Talebi:</strong> Uğranılan zararın tazmin edilmesi amaçlanır. Bu tazminat, maddi (sağlık giderleri, iş gücü̈ kaybı vb.) ve manevi (acılar, sıkıntılar, psikolojik etkiler) olabilir.</li>



<li><strong>Tedavi ve İyileşme Giderleri:</strong> Hastanın tedavi sürecine dair harcamalar da tazminat taleplerine dahil edilebilir. Bu, hastanın sağlık sorunlarının tedavisi için yapılan masrafların karşılanmasını sağlar.</li>



<li><strong>Manevi Tazminat:</strong> Hasta ya da yakınları, yaşadıkları psikolojik, ruhsal ve bedensel acı nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Bu tür tazminatlar, mağduriyetin derecesine ve sağlık sorunlarının ağırlığına göre belirlenir.</li>



<li><strong>İleriye Dönük Giderler:</strong> Eğer sağlık sorunları kalıcıysa ve hastanın ilerleyen dönemde ek tedavi gerektirecekse, bu giderler de talep edilebilir.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading">Malpraktis <strong>Davası Sonucunda Hangi İhtimaller Söz Konusu</strong>dur?</h3>



<ol style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li><strong>Davanın Reddi:</strong> Eğer sağlık hizmeti sağlayıcısı hatalı olmadığına dair savunmalar sunarsa veya ispatlanabilir bir ihmal ya da hata söz konusu değilse, dava reddedilebilir.</li>



<li><strong>Tazminat Ödemesi:</strong> Eğer malpraktis iddiaları ispatlanırsa, sağlık hizmeti sağlayıcısı veya sağlık kurumu, hastaya tazminat ödemekle yükümlü̈ olabilir.</li>



<li><strong>Sağlık Hizmetinin İyileştirilmesi:</strong> Bazen davalar sonucunda, sağlık hizmeti sağlayıcıları, hata veya ihmalin tekrarlanmaması için eğitimler veya uygulama değişiklikleri yapabilir.</li>



<li><strong>Cezaî Sorumluluk:</strong> Malpraktis davalarında, sağlık profesyonelinin sorumluluğu yalnızca tazminat ile sınırlı kalmaz. Eğer ihmal veya hata ciddi boyutlara ulaşırsa, cezaî işlem yapılabilir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading">IV-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><a href="https://legalbank.net/belge/y-13-hd-e-2016-27901-k-2019-5767-t-06-05-2019-tibbi-malpraktis-nedeniyle-acilan-maddi-manevi-tazmina/3412050/malpraktis+davas%c4%b1+" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/27901, K. 2019/5767, 06.05.2019</strong></a></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“&#8230;Davacı, 12/09/2011 tarihinde sol ayak tabanında ve eklemlerindeki şidetli ağrılar sebebiyle fizik tedavi uzmanı davalı Dr. &#8230;&#8217;a muayene olduğunu, muayene sonrası eklem yerlerinde kireçlenme ve taban düşmesi olduğunun tespit edildiğini, davalının kireçlenme için ilaç yazdığını, taban düşmesi içinse tabanlık ve fizik tedavi uygulanmasını önerdiğini, ancak sağlık personeli davalı &#8230; tarafından yapılan fizik tedavi uygulaması sonrasında topuğunun yandığını, …. bunun üzerine 20/10/2011 tarihinde kasığından alının deri parçasının topuğuna yamalandığını (doku grefti), ameliyattan sonra 20 gün post-op tedavinin sürdüğünü, … 6 ay daha ayağının üstüne basmaması gerektiğinin belirtildiğini, hatalı tıbbı uygulama öncesinde bir şirkette grafiker asistanı olarak çalıştığını, olaydan sonra işe taksiyle gidip gelmek zorunda kaldığını… kariyerinin etkilendiğini, ve kazanç kaybının olduğunu, davalı doktorun yanlış tedavi önerdiği için davalı &#8230;&#8217;in ise tedaviyi hatalı uyguladığı için sorumlu olduğunu, hastanenin ise istihdam edenini sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek şimdilik yapılan harcamalar karşılığı …. TL maddi tazminatın çektiği acıların karşılığı olarak da ….. TL manevi tazminatın ..</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, …. TL maddi …. TL manevi tazminatın …. faiziyle birilikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmiş&#8230;”</em></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><a href="https://legalbank.net/belge/y-3-hd-e-2023-2982-k-2024-3055-t-14-10-2024/5526112/malpraktis" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2982, K. 2024/3055, 14.10.2024</strong></a></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“…İlk Derece Mahkemesince hastaya konulan teşhis nedeniyle beyin kanamasından kaynaklı operasyonun 27.10.2011 tarihinde gerçekleştirildiği, davanın açıldığı 22.12.2021 tarih itibariyle vekalet sözleşmesi hükümleri uyarınca uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>VI. KARAR</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Açıklanan sebeplerle;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>1. Davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>3. Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi</em>…”</p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Aytekin AKTAŞ &amp; Mihriban Beritan AYGÜN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">MALPRAKTİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANLIĞA KARŞI SUÇ VE SOYKIRIM SUÇU</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/insanliga-karsi-suclar-ve-soykirim-sucu/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/insanliga-karsi-suclar-ve-soykirim-sucu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2024 15:15:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AYM & AİHM Bireysel Başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞMİŞ MİLLETLER]]></category>
		<category><![CDATA[BOSNA SOYKIRIMI]]></category>
		<category><![CDATA[ICY]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANLIĞA KARŞI SUÇ]]></category>
		<category><![CDATA[NÜRMBERG MAHKEMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ROMA STATÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[RUANDA SOYKIRIMI]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIM SUÇU]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIMIN ÖNLENMESİ SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[TCK 77]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Umuyoruz ki insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçları, uluslararası insan hakları hukukunun ve temel hak ve hürriyetlerin tüm dünyada içselleştirilmesi marifetiyle insanlık tarihinden silinecektir. </p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/insanliga-karsi-suclar-ve-soykirim-sucu/">İNSANLIĞA KARŞI SUÇ VE SOYKIRIM SUÇU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Toplu şiddet olaylarından arınmak maalesef tarih boyunca tam olarak mümkün olmamıştır. Özellikle 20. Yüzyıl&#8217;da azınlık gruplarının imha pratikleri zirve yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En genel ifadesiyle soykırım suçunun insanlığa karşı suçların özgün bir görünüşü olduğunu ifade edebiliriz. Bununla birlikte aynı eylemlerin iki suçu da oluşturduğu iddiasıyla hukuk ve hak mücadelesi vermek mümkündür.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>I-) İNSANLIĞA KARŞI SUÇ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kavramın ilk kez 1890 yılında siyah bir askerin ABD Dışişleri Bakanı’na yazdığı kölelik karşıtlığı konulu mektupta kullanıldığı ve hukuk metinlerinde ilk olarak 1899 ve 1907 tarihli <a href="https://www.jstor.org/stable/43926172">La Haye Sözleşmeleri</a>’nde yer aldığı bilinmektedir. Bununla birlikte insanlığa karşı suç kavramının uluslararası hukukta uygulamaya yönelik yer aldığı ilk metin, 1945 tarihli Nürmberg Askeri Ceza Mahkemesi Statüsü’dür. İnsanlığa karşı suç konulu ilk başarılı yargılamaları yürüten <a href="https://diabgm.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/2622020084918zcansu_orhan.pdf">Nürmberg ve Tokyo Mahkemeleri</a> ise sivillere yönelik olan suç eylemleri ve siyasi/inançsal/etnik ayrımcılık saikli yargılamalar olarak iki kategoride konuyu ele almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nürmberg Mahkemesi, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüleri, BM Uluslararası Hukuk Komisyonu ve ilgili diğer belgelere (<em>1948 Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, 1965 BM Tüm Irk Ayrımcılığı Çeşitlerinin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, 1968 Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçların Sınırlanmasına İlişkin Sözleşme, 1974 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İnsanlığa Karşı Suçlar ve Savaş Suçlarına İlişkin Yasal Engellerin Kaldırılması Sözleşmesi, 1984 BM İşkence Sözleşmesi vs</em>.) &nbsp;göre insanlığa karşı suç oluşturan eylemler şunlardır: </p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet veya özel kişilerce, savaşta yahut ülke içi çatışmalarda sivillere karşı girişilen öldürme, toplu imha, köleleştirme, sürgün veya sair yolla acı çektirme suçları. <a href="https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/uluslararasi-ceza-mahkemesi-ucm28022020101834">Roma Statüsü 7. Maddesi</a>nde ise suçun kapsamı ve unsurları en geniş şekilde tariflenmektedir. Buna göre suçun unsurları; bir saldırının varlığı, saldırının sivil halka yönelmesi, yaygın veya sistematik olması ve kasıtlı olmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soykırım suçunda belli bir gurubu imha etme özel kastı aranırken insanlığa karşı suçta (olası kast da dahil) genel bir kastın suçun oluşmasına yettiği söylenebilir. Bu genel kastın belirleyici yönü ise insanın politik varlığına ve çoğulcu demokrasiye yönelmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaş suçunda korunan özne/hukuki değer suçların failleriyken, insanlığa karşı suçlarda korunan özne sistematik ve yaygın insani olmayan politikalara karşı insanlığın bütünüdür. Kant’ın 1795’te öne sürdüğü <em>herhangi bir hukuk ihlalinin tüm insanlığı etkileyeceği</em> düşüncesi bu yaklaşımın öncüllerindendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlığa karşı suçları düzenleyen <strong>TCK m. 77 </strong>ise uluslararası doktrinden farklı olarak genel kastın alanını ve suçun oluşma şekillerini şu şekilde daraltmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&#8220;Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:<br>a) Kasten öldürme.<br>b) Kasten yaralama.<br>c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.<br>d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.<br>e) Bilimsel deneylere tabi kılma.<br>f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.<br>g) Zorla hamile bırakma.<br>h) Zorla fuhşa sevketme.<br><strong>Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.</strong>&#8220;</em></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>II-) SOYKIRIM SUÇU</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası hukukta ilk olarak 1648 Westfalya Antlaşması ile azınlık gruplarının inançlarının imhasının yasaklandığı görülse de <strong>“soykırım”</strong> <em>(jenosit/genos-cide: soy katli)</em> kavramı ilk olarak Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin tarafından Yahudilere yönelik Holokost’un katliam, pogrom ve benzeri kitle imha suçlarından farkının tespiti amacıyla 1943 yılında ortaya koyulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soykırım, BMGK’nin 11.11.1946 tarihinde aldığı kararla uluslararası suç sayılmıştır. Aynı şekilde, BMGK’nin 21 Aralık 1947 tarihli ve 180/1 sayılı kararıyla <em>&#8220;soykırımın, kişi ve devletlerin ulusal ve uluslararası sorumluluğunu gerektiren uluslararası bir suç olduğu&#8221;</em> kabul edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha sonradan farklı sözleşmelere <em>(1949 Cenevre Sözleşmeleri ve Ek Protokolleri; 1966 Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi; 1984 İşkence, Aşağılayıcı Muamele ve Cezalandırmalara ve İnsanlık Dışı Muamelelere Karşı Sözleşme; 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi vs.)</em> konu olsa da, uluslararası sözleşmelere ilk olarak 1948 tarihli <strong>BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi</strong> ile birlikte dahil olmuştur. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmenin  <strong>2. maddesi</strong> şu şekildedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri, soykırım suçunu oluşturur</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı sözleşmenin 3. maddesinde faillerle işbirliği/iştirak içinde olan, suçun işlenmesini kışkırtan veya suça teşebbüs edenlerin de sivil yahut devlet görevlisi olmasına bakılmaksızın cezalandırılması gerektiği düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1988 Roma Sözleşmesi’ne istinaden kurulan ICTR ve ICY mahkemelerinde Ruanda ve Bosna soykırımlarının yargılandığı, Nürmberg Askeri Mahkemesinde yapılan Yahudi soykırımı yargılaması sonucunda ise soykırımdan değil, insanlığa karşı işlenmiş suçlardan ceza verildiği bilinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soykırım suçunun varlığı halinde, Türkiye hukukunda &#8211;<strong>TCK m. 76</strong>&#8216;da uluslararası hukuk metinleriyle benzer bir düzenleme yapılmış- zamanaşımının uygulanmayacağı kabul edilmiştir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“(1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>a) Kasten öldürme.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Af Örgütünün 2024 yılındaki Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna sunduğu rapora göre geçtiğimiz 10 yılda en az 18 insanlığa karşı suç vakası kaydedilmiştir. Umuyoruz ki insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçları, uluslararası insan hakları hukukunun ve temel hak ve hürriyetlerin tüm dünyada içselleştirilmesi marifetiyle insanlık tarihinden silinecektir. Bunun için tüm hukukçuların ve tüm kamuoyunun inisiyatif alması gerekmektedir. Hukukçular <a href="https://dikelaw.com.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru/">ulusal</a> ve uluslararası yargı sistemlerinin bu ve benzeri evrensel öneme sahip başlıklarda iyi çalışması için özenli olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/insanliga-karsi-suclar-ve-soykirim-sucu/">İNSANLIĞA KARŞI SUÇ VE SOYKIRIM SUÇU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/insanliga-karsi-suclar-ve-soykirim-sucu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU ŞARTLARI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ozel-istihdam-burosu-sartlari/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ozel-istihdam-burosu-sartlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Nov 2024 20:57:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[4857 sayılı İş Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[4904 sayılı Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Çalıştırılması Zorunlu Nitelikli Personel]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici İş İlişikisi Yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İŞKUR]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[ÖİB Şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Özel İstihdam Büroları Genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Özel İstihdam Bürosu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İş Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı İş Sözleşmeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özel İstihdam Bürosu açma şartlarını, ilgili mevzuatı ve konuyla ilgili önemli notları bu yazımızda okuyabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ozel-istihdam-burosu-sartlari/">ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU ŞARTLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özel İstihdam Bürosu açma şartlarını, ilgili mevzuatı ve konuyla ilgili önemli notları bu yazımızda okuyabilirsiniz.</p>
<h2><strong>I</strong><strong>-) İLGİLİ MEVZUAT</strong></h2>
<ul>
<li>4857 sayılı İş Kanununun 7 nci ve 90 ıncı maddeleri,</li>
<li>4904 sayılı Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 17-20 nci maddeleri,</li>
<li>Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği</li>
<li>Özel İstihdam Büroları Genelgesi</li>
<li>Türkiye İş Kurumu tarafından 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 20 nci maddesine ve 4857 sayılı İş Kanununun 108 inci maddesine İstinaden Uygulanacak İdari Para Cezaları Hakkında TebliğSöz konusu düzenlemelere İŞKUR kurumsal web sitesinin <a href="https://www.iskur.gov.tr/">anasayfası</a>nın kurumsal bilgi/mevzuat sekmesinden veya <a href="http://km.corpus.com.tr/?kid=288438"><em>http://km.corpus.com.tr/?kid=288438</em></a> linkinden ulaşılabilir.</li>
</ul>
<h2><strong>II-) ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU BAŞVURU ŞARTLARI</strong></h2>
<p>Özel istihdam bürosu açmak için başvuru formu ile birlikte aşağıda sayılan belgeler İŞKUR il/hizmet müdürlüklerine ibraz edilir:</p>
<p><strong>1)</strong> Yetkili kişilere ait T.C. kimlik numarası beyanı ve yabancı uyruklu kişiler için <a href="https://www.csgb.gov.tr/">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>&#8216;ndan alınan çalışma izin belgesinin örneği,</p>
<p><strong>2)</strong> Yetkili kişilere ait en az lisans düzeyinde öğrenim belgesinin onaylı örneği, yurtdışı okullardan mezun olanlar için yeminli mütercimlerce Türkçe’ye tercüme edilmiş diploma örneği,</p>
<p><strong>3)</strong> Yetkili kişilerin adına müflis veya konkordato ilan etmemiş olduğuna ilişkin ticaret mahkemeleri ile icra, iflas dairesinden/müdürlüğünden alınmış belge,</p>
<p><strong>4)</strong> Yetkili kişilerin; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamaları ve buna dair yazılı adli sicil beyanı,</p>
<p><strong>5)</strong> Çalıştırılacak nitelikli personelin <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/10/20161011-1.htm">ilgili yönetmeliğin</a> 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde sayılan koşulları taşıdığını gösterir belge veya onaylı örneği,</p>
<p><strong>6)</strong> Özel istihdam bürolarının, münhasıran iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyetinin yapılması için tahsis edilmiş, iş arayanla görüşme yapılabilecek şartlara uygun fiziki bir mekâna ve/veya internet sayfasına sahip olunduğuna ilişkin belge,</p>
<p><strong>7)</strong> İş arayanlara, işe yerleştirmelere ve açık işlere ilişkin kayıtların ve istatistikî bilgilerin elektronik ortamda derlenmesine, kayıt ve muhafazasına ve elektronik iletişime uygun teknik donanıma sahip olunduğuna dair beyan,</p>
<p><strong>8)</strong> Tacir sıfatı kazanmış olanlar için kuruluş ve değişikliklere ilişkin ticaret sicili gazeteleri ile kayıtlı oldukları ticaret veya sanayi odalarından alınmış faaliyet belgesi, tacir sıfatı taşımayan diğer tüzel kişiler için ise kurmuş oldukları iktisadi işletmenin iş ve işçi bulmaya aracılık yapacağını içerir hükmün yer aldığı ticaret sicil veya esnaf sicil kaydı ya da tüzük,</p>
<p><strong>9)</strong> Vergi numarası.</p>
<h3><u>Başvuruların kabul edilebilmesi için;</u></h3>
<p>• Kurum alacağının bulunmaması,<br />
• Kurumca belirlenen masraf karşılığının ödenmiş olması,<br />
• Başvuru tarihinde brüt asgari ücret tutarının yirmi katına denk gelen miktarda teminat verilmesi,<br />
gerekir.</p>
<p>Kurumca yapılan değerlendirme sonucunda belgelerinde eksiklik bulunmayanlardan; kat’i ve süresiz banka teminat mektubu ya da nakit teminat ile masraf karşılığı alındıktan sonra izin verilme işlemi tamamlanır.</p>
<p>Özel istihdam bürosu izni almak isteyenler, İŞKUR il/hizmet müdürlüklerine başvurarak <a href="https://media.iskur.gov.tr/43207/ozel-istihdam-burolari-genelgesi.pdf">Özel İstihdam Büroları Genelgesi</a>’nin 2.4 üncü maddesinde ayrıntılı bir şekilde ifade edilen gerekli bilgi ve belgeleri ibraz edeceklerdir.</p>
<p>İl/Hizmet müdürlüklerince belgeler üzerinde ve işyerinde yapılan incelemelerde başvuru koşullarına uyanlar, il müdürlüklerince değerlendirilerek, uygun bulunanlara izin verilecektir.</p>
<p>Kurumca yapılan değerlendirmeler 30 gün içinde sonuçlandırılacaktır.</p>
<h3><strong>A-) Özel İstihdam Bürosu Temsilci Şartları</strong></h3>
<ul>
<li>Özel istihdam bürosu açmak isteyen tüzel kişiliğin kuruluş sözleşmesinin yer aldığı Ticaret Sicili Gazetesinde, kuruluş sözleşmesinde idareden sorumlu/şirket müdür olarak adı bildirilen kişi veya kişilerdir.</li>
<li>Başvuru esnasında gereken bu kişi/kişilere ait, T.C. kimlik numarası/çalışma izin belgesi, lisans (4 yıllık) diploması örneği, özgeçmiş ve müflis veya konkordato ilan etmemiş olduğuna dair ticaret mahkemelerinden veya ticaret sicili memurluklarından alınan belgelerin ibraz edilmesi gerekir.</li>
<li>Tüzel kişiliklerde, ticaret sicili gazetesinde, diğer tüzel kişiliklerde ise şirket sözleşmesi ya da yerine geçen sözleşmelerde adı geçen kişi veya kişilerin birden fazla olması halinde bu kişilerin her biri için ayrı ayrı bu şartları yerine getirmesi gerekir.</li>
<li>Özel istihdam bürosu faaliyetlerinde imza yetkisini Ticaret Sicil Gazetesinde ismi belirlenmiş olan temsil ve ilzama yetkili kişi kullanır.</li>
<li>Özel istihdam bürolarının, Kurumla yaptıkları yazışmalarda ve işe yerleştirme faaliyeti ile ilgili hazırladıkları her türlü belgede şirket kaşesinin bulunması zorunludur. Temsil ve ilzama yetkili kişi, şirket kaşesi altına atılan her türlü imzadan sorumludur.</li>
</ul>
<h3><strong>B-) Çalıştırılması Zorunlu Nitelikli Personel</strong></h3>
<p>Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanan iş ve meslek danışmanı mesleki yeterlilik belgesine sahip olan ya da en az önlisans düzeyinde; bilgi yönetimi, büro yönetimi ve yönetici asistanlığı, halkla ilişkiler ve tanıtım, insan kaynakları yönetimi, işletme yönetimi bölümleri veya lisans düzeyinde; siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler, iktisat, işletme veya yönetim bilimleri fakültelerinden mezun olmuş kişiyi ifade etmektedir.</p>
<h2><strong>III-) ÖNEMLİ NOTLAR</strong></h2>
<ul>
<li>Geçici İş İlişikisi Yetkisi için ayrıca başvurulmalıdır</li>
<li>Özel istihdam bürosu başvuruları Türkiye İş Kurumu il müdürlüklerine/hizmet merkezlerine yapılacaktır.</li>
<li>Özel istihdam bürosu izni teminatı 2024 yılı için 400.050.-TL’dir.</li>
<li>Geçici iş ilişkisi yetkisi teminatı 2024 yılı için 4.000.500-TL’dir.</li>
<li>Başvuru masrafı 2024 yılı için 24.272,90-TL’dir. Süresi içerisinde izin yenileme masraf karşılığı ise 14.384,99- TL olarak belirlenmiştir.</li>
<li>Verilen izinler üç yıl geçerlidir.</li>
<li>Bürolar Genelgenin 6.2 nci maddesi gereğince işgücü piyasasının izlenmesi için gerekli olan istatistiki bilgileri Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının 20’sine kadar üçer aylık dönemler itibarıyla göndermekle ve beş yıl süreyle saklanması gereken belgeleri muhafaza etmekle yükümlüdür.</li>
<li><a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">Yurtdışı iş sözleşmeleri</a> İŞKUR&#8217;a onaylatılmalıdır.</li>
<li>Elektronik ortamda iş arayan ve işvereni eşleştiren büroların, yurtdışı işe yerleştirmede iş sözleşmesinin Kuruma onaylatılması gerektiğinden, bu şekilde eşleşenlerin olması durumunda bunun merkez ve şubelerinin elektronik ortamında görülmesi sağlanmalıdır.</li>
<li>Elektronik ortamda çalışma yapan bürolara, elektronik ortamda yabancı uyruklu iş arayanlar da kayıt yaptırabileceklerinden, yabancı iş arayanların çalışma izinlerini almalarını takiben kayıt veya eşleştirme yaptırabilmeleri konusunda programlarında düzenleme yapmaları, bürolar tarafından işe yerleştirilen yabancı uyruklular olması halinde bu kişilerin bilgilerinin ilgili büro ve şubelerince elektronik ortamda görülebilmesine yönelik düzenleme yapmaları istenmektedir.</li>
<li>Gazete, afiş vb. ilanlarında İŞKUR&#8217;dan izin belgesi alındığı ifadesi, izin tarihi ve belge numarası yer almalıdır.</li>
<li>Şube açılması halinde tescil edilmesi gerekmektedir.</li>
<li>Her yıl şubat ayı sonuna kadar Kuruma verilen teminatın brüt asgari ücretin 20 katı tutarına denk gelecek şekilde güncellenmesi gerekmektedir.</li>
<li>İzinsiz faaliyetlere ilişkin 4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinde idari yaptırımlar düzenlenmektedir.</li>
<li>9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda yazılı araçlarla “sarı sayfa ilanları” şeklinde gerçekleştirilecek duyurular için Kurumdan izin belgesi alınmasına gerek bulunmamaktadır.<br />
İş arama motoru veya seri ilan şeklinde olup; başvur butonu, üyelik sistemi ya da herhangi bir kayıt işlemi olmaksızın bireylerin açık işlerle ilgili iletişim bilgilerine serbestçe erişimine olanak veren internet sitelerinin Kurumdan izin belgesi almasına gerek bulunmamaktadır.</li>
</ul>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ozel-istihdam-burosu-sartlari/">ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU ŞARTLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ozel-istihdam-burosu-sartlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2024 10:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AG]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Çalışma İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Kamu Garantileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Kamu Kredileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Muhasebe Maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Oturum İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Kuruluş Maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Oturum İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Teşvikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Vergileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Vergi Oranları]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Yatırım Hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Limited Şirket]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Sanal Ofis]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Şirket Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Yabancı Müdür]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH  İçin Vergiler]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH Kuruluşu İçin Yapılması Gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya'daki şirket türlerini ve teşvik türlerini inceleyeceğimiz bu yazının ilgililere faydalı olmasını umarız. Almanya’da şirket türleri şahıs, sermaye ve ortaklık şirketleridir. Şirket teşvikleri ise hibeler, krediler ve garantiler şeklinde ayrılmaktadır.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Almanya şirket türlerini ve teşvik türlerini inceleyeceğimiz bu yazının ilgililere faydalı olmasını umarız. Almanya’da şirket türleri şahıs, sermaye ve ortaklık şirketleridir. Şirket teşvikleri ise hibeler, krediler ve garantiler şeklinde ayrılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’daki şirketlerin hukuki yapısını <a href="https://www.gesetze-im-internet.de/bgb/">Alman Medeni Kanunu</a> (BGB) ve <a href="https://www.gesetze-im-internet.de/hgb/">Alman Ticaret Kanunu</a> (HGB) belirlemekle birlikte, özel kanunlar da spesifik şirket türlerini düzenlemektedir. Genel olarak, Almanya’da şirket türleri üç ana kategoriye ayrılabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şahıs şirketleri (Einzelunternehmen)</li>



<li>Ortaklıklar (Personengesellschaften)</li>



<li>Sermaye şirketleri (Kapitalgesellschaften)</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) ŞAHIS ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Şahıs şirketlerinde bireysel katılım (personliche Beteiligung) ana unsurdur. Bunun sonucu olarak ortak sayısı genellikle sermaye şirketlerine göre daha azdır. Şahıs şirketlerinde sermaye sınırı konulmamıştır. Ortakların asgari sermaye taahhüt etmesi gerekmez. Şahıs şirketlerinde şirketin tüzel kişiliği de yoktur. Şahıs şirketlerinde kişisel sorumluluk esastır; ortakların şirketin hak ve borçlarından kişisel olarak sorumluluğu söz konusudur.  Yönetim ve temsil yetkisi ortakların kendilerindedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) SERMAYE ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketleri Anonim Şirket (AG) ve Limited Şirket (GmbH)’tir. Bu şirket türleri ilgili  kanunlarda tanımlanmıştır. Sermaye şirketlerinde sermaye ortaklığı (Kapitalbeteiligung) esastır. Dolayısıyla ortak sayısı şahıs şirketlerine göre daha yüksektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketlerinin kendi tüzel kişilikleri vardır. Şirket tescil ile hak ehliyetini kazanır ve organlarını seçtikten sonra fiil ehliyetine de sahip olur. Şirket adına davranan organlarıdır ve bu organlar yalnızca ortaklar olmak zorunda değildir, 3. kişiler de şirket adına işlem yapabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketlerinde sorumluluk sınırlandırılarak ortakların kişisel sorumluluğuna gidilmesi önlenmiştir. Ortaklar şirkete koydukları ya da koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olmak üzere ikincil olarak sorumludurlar. Ortaklar kişisel malvarlığının tümüyle değil koymayı taahhüt ettikleri kısmıyla sorumlu olacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Almanya’da en çok tercih edilen limited şirketlere odaklanacağız. Anonim şirketler incelemesi bu yazının konusu dışındadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Limitet Şirket (Gesellschaft mit beschränkter Haftung – GmbH)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’da GmbH kurmak için gereken şeyler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Noter tasdikli ana sözleşme,</li>



<li>İlgili ticaret siciline başvuru ve</li>



<li>Asgari 25.000-Euro sermayedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Limitet şirketin sağlaması gereken diğer öğeler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dış temsilden sorumlu genel müdür,</li>



<li>Hissedarların bir araya geldiği karar alma organı olan genel kurul ve</li>



<li>Eğer şirkette 500’den fazla çalışan varsa bir de denetleme kurulu zorunluluğu.</li>
</ul>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>a. GmbH Kuruluşu İçin Yapılması Gerekenler Şunlardır:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirketin işletme konusunun belirlenmesi</li>



<li>Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan işletme konusunun onaylanması</li>



<li>Şirket ana sözleşmesinin hazırlanması</li>



<li>Şirket banka hesabının açılması</li>



<li>Şirket ana sözleşmesinin noter tarafından tasdiklenmesi</li>



<li>Esas sermayenin ödenmesi</li>



<li>Ticaret siciline noter aracılığıyla başvuru yapılması</li>



<li>Ticaret sicilinin inceleme prosedürünün tamamlanması</li>



<li>GmbH’nın ticari siciline kaydedilmesi ve tescil beyanının yapılması</li>



<li>İşletme tescilinin tamamlanması</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH, ticari sicil kaydı ile tüzel kişiliğe sahip olur. Ticari sicile kaydedilmeden önce, bir “Vorgründungsgesellschaft” (kuruluş öncesi şirket) olarak adlandırılan ve bir GmbH’nin kurulması amacıyla kurulan bir BGB şirketi (Alman Medeni Kanunu‘na göre düzenlenen şirket) bulunması gerekmektedir.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>b. GmBH Ortaklarının Sorumlulukları</u></strong></h5>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH bir veya daha fazla müdür tarafindan temsil edilir. Ortaklar tarafından süresiz olarak veya belli bir süre için kuruluş esnasında şirket sözleşmesi ile ya da sonradan atanabilirler. Sadece gerçek kişiler müdür olabilirler. Müdürler, içtihatla geliştirilen özel ve due diligence şartlarına tabidirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH sadece kendi borçlarından sorumludur. Ortaklar kişisel malları ile sorumluluktan muaftır. İstisnai olarak ortakların kişisel yükümlülükleri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.germanbusinesslaw.de/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">GmbH Kanunu’nun</a> reformundan sonra örnek bir şirket sözleşmesi ortaya çıkmıştır ve bu sözleşmeyi kuruluşu kolaylaştırmak adına kullanma olanağı vardır (“Musterprotokoll” olarak adlandırılır).</p>



<p class="wp-block-paragraph">En fazla üç ortak ve sadece bir müdür olması durumunda şirketler Musterprotokoll ile kurulmaktadır. Musterprokoll ile kurulan şirketlere sadece nakdi sermaye getirilebilir ve GmbH mevzuatından değişik maddeler alınamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirket şözleşmesinin özelleştirilmesi durumunda kurulacak olan şirket, ortakların isteklerine ve amaçlarına daha uyumlu olacaktır.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>c. GmbH İçin Vergiler:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>GmbH’nin elde ettiği kâr %15 oranında tek tip kurumlar vergisine (Körperschaftssteuer/Corporation Tax) tabidir.</li>



<li>GmbH, herhangi bir gerçek kişi gibi, dayanışma ek ücretinden (Solidaritätszuschlag / Solidarity Surcharge) de sorumludur. Oran kurumlar vergisinin %5,5’i kadardır ancak güncel oranları teyit etmek gerekir.</li>



<li>GmbH ticaret vergisine (Gewerbesteuer/Trade Tax) de tabidir. Bu verginin matrahı kâra bağlı olan, ancak belirli ilave ve indirimler esas alınarak düzeltilen ticari kazançlardır. Ticaret vergisi oranı, Kommunales Hebesatzrecht (Belediye Değerlendirme Hakkı Oranı/Municipal Rate of Assessment Right) nedeniyle belediyeden belediyeye farklılık göstermektedir. Ortalama olarak, yaklaşık %12-13’tür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda belirtilen vergiler, bir GmbH gelirinin yaklaşık %30’unu oluşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Limited şirket pay sahibine yapılan kâr dağıtım ödemesinin yarısı, gelir vergisinden müstesnadır.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>d. Yabancıların Almanya’da Şirket Kurulumu Sonrası Yönetimi:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yerleşim izni olan <a href="https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/">yabancı</a> bir müdür Almanya’da ikamet ederek, bir GmbH’yı herhangi bir zorlukla karşılaşmadan yönetebilir.</li>



<li>Aynı şey AB vatandaşları (Avrupa Birliği üye ülke vatandaşları) için de geçerlidir.</li>



<li>AB üyesi olmayan bir ülkenin vatandaşı olan  (Türkiye gibi) Almanya’daki şirket müdürlerinin ikamet iznine sahip olup olmamaları şartı uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu müdürlerin ikamet zorunluluğuna ihtiyaç duyulmadığı konusunda baskın görüş var denilebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Arada müdürlerin en azından bir takvim yılı içerisinde en az üç aylığına Almanya’ya gelme imkânına sahip olmaları gerektiği savunulsa da bu konu Almanya’da bulunan eyaletlere göre farklılık göstermektedir. Şirketin kurulacağı ilgili ticari sicil ile irtibata geçip konunun açıklığa kavuşturulması yerinde olacaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Geçici Limitet Şirket (Unternehmergesellschaft- UG)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Halk arasında genellikle Mini- GmbH veya 1 euroluk GmbH olarak anılan geçici limitet şirket kendi başına bir iş yapısı değil normal GmbH’nin bir çeşididir. Sorumluluk riskini sınırlamak isteyen ancak bir GmbH için gerekenden daha düşük bir sermaye ile başlamak isteyen girişimciler için özellikle uygun bir şirket türüdür. Teknik olarak 1 euro kadar küçük bir sermayeyle UG kurmak mümkündür. Kurulduktan sonra UG’nin yıllık net kârının en az %25’inin yedek olarak ayrılması gerekirken ayrılan sermaye 25.000-Euro’ya ulaşır ulaşmaz bu kâr ayırma zorunluluğu sona erer ve şirket normal bir GmbH’ye dönüştürülebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="869" height="1030" class="wp-image-1561" style="width: 754px; height: auto;" src="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-869x1030.png" alt="" srcset="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-869x1030.png 869w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-253x300.png 253w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-768x911.png 768w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1295x1536.png 1295w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1727x2048.png 1727w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1265x1500.png 1265w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-595x705.png 595w" sizes="(max-width: 869px) 100vw, 869px" />
<figcaption class="wp-element-caption"><em>Almanya Şirketleri</em></figcaption>
</figure>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) ORTAKLIK ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Adi Ortaklık (Gesellschaft bürgerlichen Rechts – GbR)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://vasistdas.de/almanyada-adi-ortaklik-gbr-kurmak/">GbR</a>, en az iki kişinin ortaklaşa bir iş kurması için gerekli olan bir ortaklık türüdür. Ortakların sınırsız sorumluluğu bulunur, ancak kurulum için asgari sermaye şartı yoktur ve kuruluş işlemleri nispeten basittir. Ticari sicile kayıt ve yıllık hesaplarını açıklama zorunluluğu bulunmaz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Ortaklık Şirketi (Partnerschaftsgesellschaft – PartG)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">İki veya daha fazla serbest çalışan beraber iş yapmak istiyorsa bir ortaklık şirketi kurabilirler. Bir OHG veya KG’nin aksine bu yalnızca doktorlar, yazarlar, muhasebeciler veya vergi danışmanları gibi serbest meslek üyeleri tarafından kurulabilmektedir. Yazılı ortaklık anlaşması ve ortaklık kaydı gereklilikleri vardır ancak asgari sermaye şartı yoktur. Ortaklar şirketin borçlarına karşılık kişisel mal varlıklarıyla ve sadece kişisel eylemleriyle sınırlı olarak sorumludur. Sadece işin yapılması sırasında hatayı yapan kişi ilgili eylemin sorumluluğuna sahiptir. Bu iş türü limitet şirket (GmbH) kurmakta zorlananlar ve aynı çatı altında iş yapmak isteyen farklı serbest meslek gruplarına ait ortakların iş birliği için iyi bir alternatiftir. Piyasada “meslektaş ortaklığı” olarak da anılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye ortaklıklarıyla kıyaslandığında meslektaş ortaklığının esnek ortaklık yapısı, şirket sözleşmesi değişikliğinin kolaylığı, ticari kazanç vergisi muafiyeti, sadece bir sefer servet vergisine tabi olması, basit vergi bildirimi fırsatı, ortakların kişisel sorumluluklarının olmaması, yöneticilerin basit kişisel sorumluluklarının olması, birikmiş kârlar için düşük vergi oranı ve belli miktara kadar kâr dağıtımı gibi pek çok avantajı mevcuttur. Bu sebeplerle değerlendirilmesi gereken şirket türlerinden birisidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) ÖNEMLİ NOTLAR</strong></h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>Uygulamada limited şirket hakimdir. 2016 yılı itibarıyla Almanya’da 1.186.598 adet limited şirket, 15.453 adet anonim şirket ve 293 adet hisseli komandit şirket bulunmaktadır. 2008 yılından bu yana mevzuat, sermayesi normal asgari sermayenin altında kalan limited şirketlerin bir alt türü olan girişimci şirketlerine de imkan sağlamaktadır. Alman yasa koyucu, böylece İngiltere’de ‘1 (bir)’ sterlin ile kurulan ve artan sayıda yeni gelen İngiliz limited şirketlerine yerli bir alternatif oluşturmak istemiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alman mevzuatına göre Almanya&#8217;da kurulan bir şirket 2 &#8211; 8 hafta arasında faaliyete geçmektedir. Kanunen en geç 8 hafta içerisinde kuruluş tamamlanmaktadır.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya’da şirket kurarak oturum izni alabilirsiniz. Şirketinizi kurduktan sonra, Almanya’nın serbest meslek sahibi girişimciler için sunduğu Gewerbe (Self-Empoloyement) Vizesine başvurabilirsiniz. Gewerbe Vizesi, Almanya&#8217;da bir iş kurmanıza veya işletmenize izin veren bir vize türüdür. Almanya&#8217;da yaşamak ve çalışmak isteyen serbest meslek sahiplerine verilen bir oturma iznidir. Bu vize ile Almanya’da üç yıla kadar geçici oturma izni alabilirsiniz. 3 yılın sonunda ise kalıcı oturum iznine başvurabilirsiniz.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya&#8217;da bir hukuki varlık olarak şirket kurma maliyeti yaklaşık 1.800-Euro civarındadır. Bu miktar şirketinizi resmi olarak kaydettirmek için gereklidir. Ancak &#8220;Almanya&#8217;da online şirket kurmak&#8221; veya &#8220;Almanya&#8217;da lojistik şirketi kurmak&#8221; gibi spesifik iş alanları için bu maliyetlerde değişiklikler olabilir.<br /><br /><strong><u>i. Sanal Ofis Maliyetleri</u></strong>: Sanal bir ofis paketi, aylık olarak yaklaşık 200-Euro&#8217;ya mal olmaktadır. Bu, fiziksel bir ofise ihtiyaç duymayan şirketler için önemli bir seçenektir.<br /><br /><strong><u>ii. Muhasebe Ücretleri</u></strong>: Alman şirketleri için muhasebe ücretleri, aylık 100-Euro&#8217;dan başlamaktadır. Bu, işletmenizin finansal işlemlerini düzenli ve uygun bir şekilde yürütmek için gereklidir.<br /><br /><strong><u>iii. Kayıt Ücreti</u></strong>: Almanya&#8217;da bir GmbH kaydı için genel maliyet yaklaşık 400-Euro&#8217;dur. Ek olarak noter ücretleri de uygulanabilir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya&#8217;da firma kurmak isteyenler için bu bilgilerin bilinmesi büyük önem taşır.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="576" class="wp-image-1562" style="width: 655px; height: 369px;" src="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7.png" alt="" srcset="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7.png 1024w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-300x169.png 300w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-768x432.png 768w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-705x397.png 705w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />
<figcaption class="wp-element-caption"><em>Almanya Şirket Türleri ve Teşvik Örnekleri</em></figcaption>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TEŞVİKLER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya&#8217;da teşvik programları farklı fon araçları ve amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Söz konusu teşvik programları sağlanacak istihdam, söz konusu yatırımın kalkınmaya sağlayacağı katkı gibi şartlara bağlı olarak sağlanmaktadır. Almanya öncelikle yatırımın ülkeye sağlayabileceği katkıdan emin olmak istemektedir. Söz konusu teşvikleri hibeler, krediler ve garantiler şeklinde <a href="https://www.kutbo.org.tr/Portals/237/AlmanyadaSirketKurma.pdf">üç grupta incelemek mümkündür.</a></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) YATIRIM HİBELERİ</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) GRW Hibesi (Gemeinschasaufgabe – Verbesserung der regionalen Wirtschasstruktur)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Bu teşvik programına ilişkin şartlar Federal Enerji ve Ticaret Bakanlığı tarafından, Avrupa Birliği standartları da göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Buna göre, en yüksek teşvik Almanya&#8217;nın doğu bölgeleri için sağlanmaktadır. Şirket kuruluşu için ortaya çıkan yeni binalar, ekipmanlar, ürem makineleri ve personel maliyetlerinin bir kısmı bu hibe kapsamında karşılanabilir. Her eyaletin hibe için sağladığı imkanlar ve talep ettiği şartlar farklılık arz edebilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Ar-Ge Hibeleri (Forschung und Entwicklung)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hibenin amacı öncelikle Ar-Ge projelerinin, bu projelerde yer alan çalışanların giderlerinin ödenmesi vasıtasıyla desteklenmesi ve bu projeler aracılığıyla da Alman Ekonomisi&#8217;ne fayda sağlamaktır. Bu hibe için yılda yaklaşık 70 milyar Euro bütçe ayrılmaktadır. Bununla birlikte, proje ekipmanları için yapılan giderler de, bu giderlerin projeyle tam olarak bağdaştırılabilmesi halinde karşılanabilmektedir. Almanya&#8217;daki ArGe projeleri Federal Hükümet tarafından teşvikler vasıtasıyla finanse edilmektedir. Teşvik oranı projenin özelliklerine göre farklılık göstermektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>3-) Personel İstihdam Hibeleri</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Alman İstihdam Ajansı ile eyaletlerin özellikle kuruluş aşamasındaki önemli gider kalemlerinden birini oluşturan personel istihdamı giderlerine ilişkin teşvik programları bulunmaktadır. Bu teşvikler, işe alım desteği, istihdam öncesi eğimler, maaş destekleri ve istihdam sırasında eğimler şeklinde örneklendirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B-) KAMU KREDİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Krediler, uzun vadeli geri ödeme programları, geri ödemesiz dönem imkanları sağlaması ve nispeten düşük faizler sunması nedeniyle yarımcılar için önemli bir teşvik niteliği taşımaktadır. Bu kredilerle yatırım finansmanı sağlanabilmekte ve yatırımcı esnek geri ödemelerle işletmesini kurma ve büyütme aşamalarında büyük avantaja sahip olmaktadır. KfW-Bankgruppe (Kreditanstalt für Wiederauau), Avrupa Yarım Bankası (Die Europäische Invesonsbank) kredi veren kurumlara örnek olarak gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C-) KAMU GARANTİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu garantileri özellikle düşük kredi notu bulunan ve bankalardan kredi almakta zorlanan yatırımcılar için büyük önem arz etmektedir. Nitekim kamu garantisi sayesinde hem bankalar sağladıkları krediler için teminat elde etmekte hem de yatırımcılar ihtiyaç duydukları kredileri kolayca kullanma imkanına sahip olmaktadır. Söz konusu garantinin kapsamı ve şartları bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
