<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Cansın KAYA arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/av-cansin-kaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-cansin-kaya/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 11:28:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Av. Cansın KAYA arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-cansin-kaya/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>12. YARGI PAKETİ İLE FAİZDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:37:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Nicht kategorisiert]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category>
		<category><![CDATA[adî faizde değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[destekten yoksun kalmada faiz başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[faiz değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iş gücü kaybında faiz]]></category>
		<category><![CDATA[oransal mahsup]]></category>
		<category><![CDATA[yasal faizde değişiklik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4340</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (12. Yargı Paketi) ile 3095 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinde yapılan değişiklikle sabit kanuni faiz sistemi kaldırılmış ve değişken/dinamik bir hesaplama yöntemine geçilmiştir. Aynı Kanun&#8217;un 18. maddesinde yapılan değişiklikle Türk Borçlar Kanunun 55. maddesine eklenen kısımla iş gücü kaybı tazminatlarında hesaplama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/">12. YARGI PAKETİ İLE FAİZDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="font-weight: 400;">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (12. Yargı Paketi) ile 3095 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinde yapılan değişiklikle sabit kanuni faiz sistemi kaldırılmış ve değişken/dinamik bir hesaplama yöntemine geçilmiştir. Aynı Kanun&#8217;un 18. maddesinde yapılan değişiklikle Türk Borçlar Kanunun 55. maddesine eklenen kısımla iş gücü kaybı tazminatlarında hesaplama yöntemi değiştirildi. Bu değişikliklere göre;</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>A-Kanuni(Adî) Faiz Hesaplama Formülü</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ilan ettiği kısa vadeli reeskont oranına endekslenmiştir:</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>I-Güncellenme ve Uygulama Esasları</strong></h3>
<ol>
<li><strong>Yıllık Belirleme: </strong>Her yılın genel kanuni faiz oranı, TCMB&#8217;nin <strong>bir önceki yılın 31 Aralık günü</strong> geçerli olan kısa vadeli kredi reeskont oranının %80&#8217;i olarak belirlenir.</li>
<li><strong>Yıl İçi Ara Güncelleme (30 Haziran Kuralı):</strong>Eğer 30 Haziran tarihindeki TCMB kısa vadeli kredi reeskont oranı, bir önceki 31 Aralık oranından <strong>en az 5 puan</strong> farklılık gösterirse; yılın ikinci yarısında (1 Temmuz – 31 Aralık) geçerli olacak faiz oranı 30 Haziran&#8217;daki yeni reeskont oranının %80&#8217;i olarak güncellenir.</li>
</ol>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>II-Mevcut Dönem İçin Örnek Hesaplama (2026)</strong></h3>
<ul style="font-weight: 400;">
<li><strong>TCMB Reeskont Oranı (31 Aralık 2025): </strong>%38,75</li>
<li><strong>Hesaplama:</strong> 38,75X0,80=%31</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Bu formüle göre, 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe giren <strong>yeni genel kanuni faiz oranı yıllık</strong><strong> </strong> olarak uygulanmaktadır.</p>
<p class="yoast-text-mark">Önemli Ayrım: Taraflar arasında ticari bir iş veya sözleşmesel/özel mevzuata tabi farklı bir temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa bu genel kanuni faiz oranı esas alınır. Ticari işlerde TCMB avans faiz oranı gibi özel rejimler kendi mevzuat kuralları dahlinde geçerliliğini korumaktadır.</p>
<table style="font-weight: 400; height: 221px;" width="1058">
<tbody>
<tr>
<td width="302"><strong>Kanun Maddesinin Eski Hali</strong></td>
<td width="302"><strong>Kanun Maddesinin Yeni Hali</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="302"><strong>Madde 1 –</strong> Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde miktar sözleşme ile kararlaştırılmamışsa bu ödeme yıllık yüzde dokuz oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.</td>
<td width="302">MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>B-<strong> İş Gücü Kaybı Tazminatlarında Faiz Başlangıcı ve Hesaplanması</strong></h2>
<p>Kanunla, Türk Borçlar Kanunu&#8217;nda yapılan değişikliğe göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.</p>
<p>Kanun ayrıca, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin nominal değil oransal mahsup edilmesini de kabul etmiştir.</p>
<p>Örneğin zarar 1.000.000 TL, yapılan ödeme 300.000 TL ise zararın %30’u karşılanmış sayılacaktır. Karar tarihinde toplam zarar 2.000.000 TL olarak hesaplanırsa, mahsup edilecek tutar 300.000 TL değil, 600.000 TL olacak; hükmedilecek tazminat 1.400.000 TL olacaktır.</p>
<table style="height: 418px;" width="1055">
<tbody>
<tr>
<td width="461"><strong>Kanun Maddesinin Eski Hali</strong></td>
<td width="461"><strong>Kanun Maddesine Eklenen Metin</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="461"><strong>MADDE 55- </strong>Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.</p>
<p>Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.</p>
<p>&nbsp;</td>
<td width="461"><strong>MADDE 18- </strong>11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</p>
<p>“Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.</p>
<p>Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/">12. YARGI PAKETİ İLE FAİZDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:51:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istememek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi red]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu makalede, kısaca boşanma sebeplerini ve çocuk meselesinin bu süreçteki hukuki yerini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Türk Hukukunda Temel Boşanma Sebepleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;"><a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu (TMK)</a>, boşanma sebeplerini iki ana başlıkta toplar: Özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, suç işleme vb.) ve genel boşanma sebebi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Pratikte en sık karşılaşılan durum, TMK m. 166’da düzenlenen &#8220;Evlilik birliğinin temelinden sarsılması&#8221; yani halk arasındaki adıyla &#8220;şiddetli geçimsizliktir&#8221;. Bir evliliğin devam etmesi taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmişse, boşanma davası açılabilir. Çocuk sahibi olma konusundaki uyuşmazlıklar da genellikle bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) Çocuk Sahibi Olunmasının Boşanmaya Etkisi</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk sistemimizde çocuk sahibi olmak bir zorunluluk değilse de evlilik birliğinin doğal amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak farklı durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Çocuk İstememek (Keyfi Red)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden birinin, haklı bir sebep (sağlık riski, ağır maddi imkansızlık vb.) olmaksızın çocuk sahibi olmaktan kaçınması, Yargıtay tarafından &#8220;evlilik yükümlülüklerini ihlal&#8221; ve bir kusur olarak görülmektedir. Eğer taraflardan biri evlenirken çocuk istemediğini açıkça belirtmemişse ve sonradan bu konuda direnç gösteriyorsa, Yargıtay bu durumum evlilik birliğini temelinden sarstığını kabul etmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Biyolojik Olarak Çocuk Sahibi Olamama (Kısırlık)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Burada çok önemli bir ayrım vardır: Çocuk sahibi olamama tek başına bir boşanma sebebi değildir. Bir eşin biyolojik olarak çocuk sahibi olamaması, onun kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ancak çocuk sahibi olabilmek için tıbbi tedavinin gerekmesi halinde eşin bundan kaçınması, diğer eşin ise tedaviye destek vermemesi gibi haller boşanma davasında kusur olarak kabul edilir. Ayrıca bu durumun yarattığı psikolojik baskı, eşlerin birbirine karşı kırıcı tutumları veya tedavi sürecindeki ilgisizlik boşanma davasına konu olabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) İlgili Mahkeme Kararları</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Sağlık Sorunu Nedeniyle Çocuk Sahibi Olmayan Eşe Destek Verilmemesi</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 04.07.2012, 2012/35 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Mahkemece taraflar “eşit kusurlu” kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş, bunun dayanağı olarak da, davalının eşini eve almadığı, davacının da davalının çocuk sahibi olabilmesi için gerekli tedaviyi kabul etmediği gösterilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalının geçirdiği bir ameliyat sonrası doğal yolla çocuk sahibi olma ihtimalinin azaldığı, bunun üzerine üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin (tüm bebek) önerildiği, davacının bunu kabul etmeyerek evden ayrıldığı ve “yeniden evleneceğini” söyleyerek, eşinin evden gitmesini istediği, davalının da, kapıyı açmayarak kocasını eve almadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Baskın kusuru ile boşanmaya yol açan taraf da, koşulları varsa kusuru az olan diğer tarafa tazminat ödemekle sorumlu tutulmalıdır. Hal böyleyken, tarafların “eşit kusurlu” kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak davalının tazminat taleplerinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 18.02.1991, 1990/10764 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Diğer taraftan, boşanma nedeni olarak kabul edilen söz konusu göz hastalığının koşullarının gerçekleşmesi halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması, daha açık bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal, olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir. Yargıtayımızın birçok kararında da açıkça dile getirildiği üzere &#8220;kısırlık&#8221; olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olmaması bir çeşit &#8220;semavi afet&#8221;tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı, adil ve iyiniyetli bir düşünce olarak kabul edilemez.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD., 2020/6540 E. 2021/1661 K.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Erkeğin kesinleşen kusurlu davranışları yanında “Kadından ortak çocuk istemediği” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına oranla “Daha ağır” kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6540 Esas 2021/1661 Karar)</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD 2019/4035 E.  2019/11741 K.  02.12.2019 T.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur.&#8221; şeklinde hüküm kurmuştur.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 09.12.2013, 2013/16247 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; boşanmaya sebep olan olaylarda çocuk sahibi olmak istemeyen, eşi hakkında kadınlığını kullanmadığını söyleyen ve birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca tam kusurludur. Davacının bu kusurlu eylemleri aynı zamanda davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Durum böyleyken, mahkemece davalı kadının manevi tazminat talebinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD. 25.11.2013 T. E:14267, K:27556</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kocanın bağımsız ev açmadığı, kız kardeşlerinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, çocuk sahibi olmayı istemediği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da çıkan tartışmalarda küfürlü konuştuğu, geçimsizliğe neden olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu bulunduğu ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kusurun ağırlığının davalı-karşı davacı kocada olduğu anlaşılmaktadır.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong style="font-style: inherit;"><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em style="font-weight: inherit;"> <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma yardım sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigortacılık kanunu m.30]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4010</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR? A-)GENEL OLARAK Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir. B-)ASİMETRİK [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR?</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)GENEL OLARAK</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim anlaşması genel olarak tahkim yoluna başvuruda taraflara eşit yükümlülük yükleyen bir anlaşmadır. Taraflar tahkim anlaşmasını düzenlerken taraflardan birine daha geniş haklar tanıyarak bu eşitliği bozabilmektedir. Bu durumda asimetrik tahkim anlaşması söz konusu olmaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ ÇEŞİTLERİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının farklı görünüşlerinden bahsedilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir örnek olarak taraflardan biri mahkemeye başvurabilirken, diğer taraf mahkemeye başvurunun yanı sıra tahkime de başvurma hakkını haiz olmaktadır. Bu örnekte bir taraf tahkime başvuramazken diğer tarafın mahkeme veya tahkim yolu olmak üzere bir seçim hakkı bulunmaktadır. Bu seçim hakkının farklı bir görünüşü olarak, tarafların bir yetki anlaşması yapıp, uyuşmazlıkların sadece bu mahkemelerde çözüleceğini hüküm altına aldıktan sonra sadece bir tarafın tahkime gidebileceğini hüküm altına alması da söz konusu olabilir. Buradaki fark tarafların yetkili mahkemeyi iki taraf için de sınırlamış olmasına rağmen bir tarafa tahkim yoluna başvurmasına da cevaz vermesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir diğer örnek, anlaşmada taraflardan sadece birine tahkime gitme yükümlülüğünün öngörülmesidir. Burada bir tarafa tahkime başvuru konusunda bir zorunluluk öngörülmezken, diğer taraf uyuşmazlığı sadece tahkim yoluyla çözme zorunluluğu altındadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, taraflardan birine sadece tek bir tahkim merkezine başvurma hakkı verilirken, diğer tarafa sınırsız bir seçim hakkı verilmesi de bu kapsamda hibrit/karma tahkim anlaşması olarak adlandırılmaktadır ve asimetrik tahkim anlaşması olarak görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Burada başka bir örnek olarak anlaşmada tarafların ikisine de tahkime gitme yolu öngörülüp, taraflardan birinin istediği zaman bu anlaşmayı değiştirebilme şansının verildiği durumlar sayılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnşaat, kira sözleşmelerinde asimetrik tahkim anlaşmaları genellikle taraflardan sadece birinin tahkime başvurma imkanına sahip olduğu şekilde görülürken; finansal sözleşmelerde, özellikle uluslararası türev araçları veya kredi sözleşmeleri söz konusu olduğunda ise mahkeme için yapılan yetki anlaşmasının yanı sıra güçlü tarafın ayrıca tahkime başvurabilmesini sağlayan bir şart olarak ortaya çıkmaktadır. Burada kredi veya para ödüncü gibi finansal anlaşmalar söz konusuyken kredi veren/ödünç veren daha güçlü konumda olduğundan, kendi lehine hak tanımakta, kendi koşullarını kabul ettirebilmektedir. Güçlü taraf borçlunun ülkesinde ya da malvarlığının bulunduğu yerde dava açma ya da tahkime başvurma hakkını tek taraflı olarak sağlayan şartları kabul ettirmektedir. Bu tip durumlarda güçlü taraf sadece belirlediği yerde dava ile karşılaşmak isterken, tahsil kabiliyetini arttırmak için karşı tarafın mallarının bulunduğu yerlerde tahkim veya dava yoluna gitmeyi amaçlamaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-)TÜRK HUKUK SİSTEMİNİN ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARINA YAKLAŞIMI</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Hukuku’nda asimetrik tahkim anlaşmasına dair iki adet örnek bulunmaktadır. Bunlardan biri <a href="https://www.kiyiemniyeti.gov.tr/raporlar">Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</a>’ne istinaden yapılan tahkim sözleşmeleri iken, bir diğeri ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5684&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu</a> m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmeleridir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi’nde 2015 yılında yapılan değişiklikle asimetrik tahkim anlaşması niteliğindeki hüküm kaldırılmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi m. 6/4 kaldırılmadan önce “<em>Taraflarca sulh olunmaması halinde, kurtarılan değerlere verilen kurtarma-yardım hizmetinden kaynaklanan kurtarma-yardım alacağının tayinine ilişkin ihtilaf, yasal süresi içerisinde kurtarıcının talebi üzerine İstanbul’da tahkim yolu ile hallolunur.</em> Diğer ihtilaflar genel hükümlere göre İstanbul mahkemelerinde hal ve fasl olunur.” şeklinde düzenlenmişti. Burada tahkime başvuru hakkının sadece söz konusu hizmeti veren Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne verildiğini, bu tahkimin de sadece ilgili alacağın tayinine ilişkin olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">uluslararası dolaşımda olan bir geminin Çanakkale Boğazı’nda fırtınaya tutulmasından dolayı mahkemeye intikal eden bir anlaşmazlıkta mahkeme, taraflar arasında geçerli bir tahkim şartının bulunduğunu ve bu durumun tahkime konu olması nedeniyle görevsiz olduğunu belirterek davayı görevsizlikten reddetmiştir. Temyiz başvurusu üzerine dosyaya bakan Yargıtay, söz konusu asimetrik tahkim şartını geçersiz kabul etmiştir. Yargıtay burada taraflardan birine tahkime başvuru hakkının verilip de diğer tarafın mahkemeye başvuru hakkı kaldırıldığı için hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini belirtmiştir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Sigortacılık Kanunu m. 30/1 “<em>Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur.</em> Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir&#8230;” şeklindeki kısmıyla asimetrik tahkim anlaşmasına dair hüküm içermektedir. Burada bir kısım ihtilaflar yönünden tahkim imkânı sadece bir tarafa özgü olarak getirilmiştir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>IV-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ GEÇERLİLİĞİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının geçerliliği hususunda yeknesaklık söz konusu değildir. Eskiden mahkemelerin yaklaşımı bu tip tek taraflı tahkim anlaşmalarının geçersiz olduğu yönündeyken, son yıllardaki kararlara bakıldığında bu anlayışın değiştiği ve bu tip anlaşmaların geçerli olduğu yönünde kararlar verildiği görülmektedir.</p>
<p>Doktrinde de farklı görüşler bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Bir görüşe göre, tarafların işçi, tüketici gibi zayıf taraf olmadığı sürece ve yargı yollarına başvurmadan feragat söz konusu olmadıkça taraflardan sadece birinin tahkime başvurmasını öngören anlaşmaların sözleşme serbestisi anlayışı içerisinde değerlendirilip geçerli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre, zayıf tarafların söz konusu olduğu sözleşmelerde her zaman asimetrik tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu baştan kabul edilmemeli, gerekli incelemeler sonucunda zayıf tarafın lehine olarak tek taraflı bir tahkim başvuru imkânı sağlandıysa burada artık güçlü tarafın bir dayatması söz konusu olmayacağından ilgili asimetrik tahkim anlaşması geçerli sayılmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre ise asimetrik tahkim anlaşmaları taraflardan birine üstünlük tanıması, iki tarafı kapsayıcı olmaması, eşitsizlik yaratması sebebiyle geçersiz sayılmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p data-start="13957" data-end="14089">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="13957" data-end="14089"><a href="https://dikelaw.com.tr/iletisim/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:43:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[terk edilen eş]]></category>
		<category><![CDATA[terk ihtarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir. TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir.</p>
<table style="font-weight: 400;">
<tbody>
<tr>
<td width="604">TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 style="font-weight: 400;">II-DAVAYI KİMLER AÇABİLİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davasını hukuki anlamda “terk edilen” eş açabilir. Hukuken bazen müşterek konutta yaşamaya devam eden kişi de &#8220;terk eden eş&#8221; olabileceği için hangi eşin hangi koşullarda terk eden eş olarak kabul edildiğine dair yazımızın üst bölümündeki bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">III- DAVADA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">A-Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">B-Yetkili mahkeme ise tek değildir. Terk edilen eş davayı, aşağıda belirtilen iki yer mahkemesinden birinde açılabilir:</p>
<p style="font-weight: 400;">1-Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">2-Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son kez altı aydan uzun süreyle birlikte yaşadıkları yer mahkemesi.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASININ ŞARTLARI</h2>
<h3>A. Eşlerden birisinin müşterek konutu terk etmesi.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Hukuki anlamda terk günlük konuşma dilindeki anlamıyla aynı değildir. Bir eşin müşterek konutta kalmadığı her durum hukuken terk olarak kabul edilmediği gibi bazı hallerde ise müşterek konutta yaşamaya devam eden eş terk eden taraf olarak kabul edilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin;</p>
<ul>
<li>Evlilik birliğinden doğan sorumlulukları yerine getirmemek için haklı bir sebebi olmaksızın müşterek konuttan sürekli olarak ayrılması,</li>
<li>Haklı bir sebeple evden ayrılan eşin haklı sebep ortadan kalktıktan sonra müşterek konuta dönmemesi,</li>
<li>Haklı bir sebep olmaksızın diğer eşin müşterek konuta dönmesine engel olunması, (Bu halde müşterek konutta yaşamaya devam ederken diğer eşin müşterek konutta yaşamasını engelleyen eş “terk eden eş” olarak kabul edilmektedir)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Halleri hukuken terk olarak nitelendirilmektedir.</p>
<h3>B. Terk eden kişinin kusurlu olması yani haklı bir sebebinin olmaması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk eden eşin tedavi için geçici olarak bir sağlık kurumunda kalınması, eşin şiddet görmesi sebebiyle ortak konuttan ayrılması, hastalık sebebiyle geçici olarak kök ailenin yanında kalınması, memuriyet ya da kamu görevi için farklı yerde kalınması gibi haklı bir sebebi varsa bu kişi kendi kusuruyla evi terk etmediğinden kusurlu kabul edilmez.</p>
<h3>C. Terkin en az altı ay sürmüş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk süresinin kesintisiz olarak en az altı ay sürmüş olması gerekmektedir. Sadece bu sürenin kesilmesi ve davanın önlenmesi amacıyla samimi olmayan eve dönüşler bu süreyi kesmez. Ancak eşlerden biri evi terk edip bir ay sonra eve dönmüş, bir süre sonra evi tekrar terk etmişse bu süreler toplanmaz.</p>
<h3>D. Terk eden eşe eve geri dönmesi için ihtar çekilmiş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk edilen eşin terk eden eşe eve dönmesi için bir ihtarname göndermesi gerekmektedir. Eş samimi bir şekilde eve geri dönmeye çağrılmadır. Örneğin terk edilen eş ihtar göndermiş ancak evin kilitlerini değiştirmişse bu geçerli bir çağrı olarak kabul edilmez. Ayrıca eve dönemesi için eşe en az iki ay süre verilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"> İhtarın mahkemeden veya noterden gönderilmesi ve eşe tebliğ edilmiş olması şarttır.</p>
<h3>E. Terk eden eşin ihtara rağmen eve dönmemesi.</h3>
<p>Terk eden eşin ihtarname üzerine eve geri dönmesi halinde terk edilen eşin dava hakkı düşer. Eğer terk eden eş eve samimi şekilde dönmüş ancak tarafların evliliklerinde anlaşmazlıkları devam diyor ise terk sebebiyle değil şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılabilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>IV-DAVADA İSPAT YÜKÜ</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davası açan eş, yukarıda belirtilen şartların gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Eşin başka bir yerde yaşadığına ilişkin tanık anlatımları, kurum veya başka yerlerde eşinin adresini müşterek konuttan farklı bir ev olarak bildirmiş olması, yazışmalar gibi delillerle; ihtarname için ise mahkeme veya noter kayıtları ile ispat yükü yerine getirilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Müşterek haneyi terk eden eş ise aleyhine karar çıkmaması için ihtarnameye rağmen eve dönememekte haklı bir sebebinin olduğunu ispat etmelidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>V-İLGİLİ YARGI KARARLARI</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terk eden eşin hangi eş olduğunda ilişkin Yargıtay HGK., E. 2013/1688 K. 2015/1032 T. 13.3.2015</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Bu açıklamalar karşısında terke dayalı boşanma davasında dava açma hakkı, kanunun açık deyimiyle sadece terk edilen eşe ait bulunduğundan, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu olgu ile yukarıda açıklanan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı eşin gerçekte iddia ettiği gibi terk edilen değil, terk eden eş olduğunun kabulü gerekir.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İhtarda bulunması gereken koşullara ilişkin Yargıtay HGK., E. 2012/686 K. 2013/67 T. 16.1.2013</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Ne var ki, boşanma davasına bakan hâkim, salt ihtarın varlığını yeterli görmemeli; bu ihtarın, boşanma davası açabilmenin ön koşulu olmasını da gözeterek, kanunda yer alan unsurları taşıyıp taşımadığını, resen (kendiliğinden) incelemelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Önemle vurgulamakta yarar vardır ki, ihtar kararının sonuç doğurabilmesi, dolayısıyla da ihtar kararının tebliğine rağmen yasal süresinde ortak konuta dönmeyen eş aleyhine açılacak boşanma davasının kabul edilebilmesi için iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlardan ilki, ihtar kararında ve ekinde bulunması gereken biçimsel koşulların varlığı; diğeri ise işin esasına ilişkin unsurların tamlığıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terke dayalı boşanma davasında ispat yüküne dair Yargıtay HGK., E. 2012/636 K. 2012/1073 T. 5.12.2012</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Öte yandan terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, müşterek haneyi terk eden eşin, terkte haklılığını değil, davete uymamada haklılığını kanıtlaması gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 14.02.2001 gün 2011/2-122 E 2001/116 K. ile 03.02.1999 gün 1999/2-54 E 1999/56 K. sayılı kararları).”</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLAT EDİNME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 17:01:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[küçük evlat edinme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/ sitesinden de bilgi alabilirsiniz. I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında <a href="https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/">https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/</a> sitesinden de bilgi alabilirsiniz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:</p>
<ol>
<li>Evlat edinmek isteyenlerin evlat edinilmek istenene bir sene boyunca bakmış, onu eğitmiş olması,</li>
<li>Evlat edinmede evlat edinilen küçüğün yararının bulunması,</li>
<li>Evlat edinen/edinenlerin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesi,</li>
<li>Küçük ayırt etme gücünü haiz ise küçüğün rızası,</li>
<li>Küçük vesayet altında ise vesayet ve denetim makamlarının izin vermesi,</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rıza vermesi,</li>
<li>Evlat edinin ile evlat edinilen arasında en az 18 yaş farkı olması (Aşağıdaki yargı kararında görüleceği üzere bu farkın daha az olduğu bazı hallerde de evlat edinilmesi kabul edilmiştir),</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rızası. Bu izin velayete bağlı değildir. Yani velayet hakkı olmasa dahi anne ve babanın izin vermesi aranmaktadır. Ancak küçüğün anne ve babasının; kim olduğu, uzun süredir nerede oturdukları bilinmiyorsa ya da bu kişilerin ayırt etme güçleri yoksa yahut küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa izin şartı aranmaz.</li>
</ol>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLAT EDİNİLENİN ERGİN/KISITLI OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Ergin/kısıtlı birinin evlat edinilmesi aşağıdaki şartların sağlanmasıyla mümkündür:</p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">a.Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç biri evlat edinmek isteyen tarafından sürekli 5 yıldan beri bakılıp gözetilmiş,<br />
b.Evlat edinmek isteyen, evlat edinilmek istenen küçükken ona 5 sene bakmış, eğitmiş,<br />
c.Diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen 5 yıldan beri aile halinde birlikte yaşamaktaysalar,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinmek isteyenin alt soyu varsa onların da açık muvafakati,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen evli ise eşinin açık rızası,</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNENLERDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EŞLERİN EVLAT EDİNMESİ</h3>
<h4 style="font-weight: 400;">1-EŞLERİN BİRLİKTE EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h4>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerin evlat edinmesinde kural birlikte evlat edinmedir. En geç evlat edinme başvurusu yapıldığında beş yıldan beri evli olunması veya eşlerin 30 yaşından büyük olması gerekmektedir. Eşler beş yıldır evli değil ise ikisinin de 30 yaşından büyük olması şarttır.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">2-EŞLERDEN BİRİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMESİ</h4>
<p style="font-weight: 400;">Yukarıda açıklandığı üzere evli kişiler için kural birlikte evlat edinmedir. Ancak eşler bazı hallerde tek başlarına evlat edinmeleri mümkündür. Diğer eş ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunsa veya en az iki yıldır nerede olduğu bilinmiyorsa ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süredir ayrı yaşıyorlarsa evlat edinmek isteyen kişi 30 yaşını doldurmuş olmak şartıyla tek başına evlat edinebilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLİ OLMAYAN KİŞİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h3>
<p style="font-weight: 400;">Evli olmayan bir kimsenin evlat edinebilmesi için ayırt eme gücüne sahip olması ve 30 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca kişi vesayet altında ise vesayet ve denetim makamından yani sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinden izin alınmış olması da şarttır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">C-EŞLERDEN BİRİNİN DİĞER EŞİN ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMESİ</h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden biri diğer eşin çocuğunu evlat edinmek isterse farklı şartlar aranmaktadır. Bu durumda eşlerin sadece iki yıl evli olması ve evlat edinecek kişinin 30 yaşından büyük olması yeterlidir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNMENİN SONUÇLARI</h2>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">Ana ve babaya ait yükümlülükler evlat edinen/edinenlere geçer.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlatlığın ana ve babası ile soy bağı varlığını korur ve mirasçılık devam eder.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinen ve evlat edinilen veya bunlardan birinin diğerinin eşi ya da altsoyu arasında kesin evlenme engeli olur.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen, evlat edinene mirasçı olur. Ancak evlat edinen, evlat edinilene mirasçı olmaz.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen, isterse küçüğe yeni bir ad verebilir. Evlat edinilen ergin ise evlat edinenin soyadını isterse alabilir.</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">III-GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinenin veya birlikte evlat ediniliyorsa evlat edinen eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir. Görevli mahkeme ise aile mahkemeleridir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">IV-İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilen ile evlat edinen arasında mutlaka en az 18 yaş farkının olması şartına dair <strong>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 25/7/2023 Tarihli, B. No: 2020/10490 Yıldız Ceylan Var kararı:</strong></p>
<p class="yoast-text-mark"><span style="font-weight: 400;">“<em>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesi gereğince evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması gerektiğini ancak başvurucu ile B.V. arasındaki yaş farkının on altı olduğunu, bu durumda evlatlık ilişkisi kurulamayacağını belirterek başvurucu ile B.V. arasındaki evlatlık ilişkisi k</em></span>aldırılmasını 10/9/2015 tarihli davaname ile talep etmiştir..</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Somut olayda başvurucunun dört yaşından itibaren B.V.yi babası olarak bildiği, B.V.nin başvurucunun bakım ve gözetimini baba sıfatıyla uzun yıllar boyunca sürdürdüğü, hatta başvurucunun sonradan soyadı değişikliği yaparak B.V.nin soyadını edindiği hususları dikkate alındığında başvurucu ile B.V. arasında doğal ve gerçek düzeyde çocuk-ebeveyn ilişkisinin fiilen oluştuğu açıktır. Öte yandan B.V. geçirdiği trafik kazası nedeniyle biyolojik olarak baba olamayacağını da süreçte ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, devam eden ve süregelen hukuki süreç içerisinde B.V. ile evlatlık ilişkisi kurulmasının yararına olacağını birçok kez ileri sürmüş, kamusal makamlarca da evlat edinmenin başvurucunun yararına olacağı ve aile ilişkilerinin korunmasına katkı sağlayacağı tespit edilmiştir.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Mevcut kuralın kesin ve genel olması, hiçbir istisnaya yer vermemesi somut olayda olduğu gibi çocuğun üstün yararının korunması ilkesine ve aile hayatı ilişkilerine zarar vermektedir.”</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>YHGK, T: 15.11.2006; E: 2006/2-704, K: 2006/724:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">“…<em>Mahkemenin “TMK.nun 306. maddesine göre eşler ancak birlikte evlat edinebilirler. Davacı evli olup eşi davacı olmamış, TMK 308. maddesine göre de davacının eşi İ. S. da davacı olarak davaya katılsa bile evlat edinilmek istenen E. ile davacının eşi arasında 18 yıldan az zaman bulunduğundan davacının eşi ile birlikte davalıyı evlat edinmesi de mümkün olmadığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece “&#8230;Davacı İ. S. ile evlat edinilmek istenen ve dava tarihinde reşit olan E. arasında 18 yaştan az fark olduğundan TMK.nun 308/1.maddesi hükmündeki şart gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. … onanması gerekir. …</em>”</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> https://wa.me/905337608453</em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[artmirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yedek mirasçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3358</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA Miras bırakan, yedek mirasçı ve/veya art mirasçı atayarak mirasçısının mirası kazanamaması halinde terekesinin akıbetini belirleyebilir. Miras bırakan bu tasarruflarla örneğin mirasçısının mirastan yoksunluk sebebiyle mirasa hak kazanamaması halinde terekesine ne olacağını belirlemiş olur. Bu yazımızda miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade edecek tasarruflarından yedek mirasçı atama ve art mirasçı atamayı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/">YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="font-weight: 400;"><strong>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</strong></h1>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan, yedek mirasçı ve/veya art mirasçı atayarak mirasçısının mirası kazanamaması halinde terekesinin akıbetini belirleyebilir. Miras bırakan bu tasarruflarla örneğin mirasçısının mirastan yoksunluk sebebiyle mirasa hak kazanamaması halinde terekesine ne olacağını belirlemiş olur. Bu yazımızda miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade edecek tasarruflarından yedek mirasçı atama ve art mirasçı atamayı inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) YEDEK MİRASÇI</strong></h2>
<h3>A-) YEDEK MİRSASÇI ATAMA NEDİR?</h3>
<p style="font-weight: 400;">Yedek mirasçı atama, belirlediği asıl mirasçının mirası reddetmesi, mirasçılıktan çıkarılması ya da kendisinden önce ölmesi gibi durumlarda onun yerine geçecek başka bir kişiyi önceden belirlemesidir. Bu şekilde yedek mirasçı atandığında asıl mirasçıya geçemeyen miras yasal mirasçı veya mirasçılara değil yedek mirasçıya geçer.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)YEDEK MİRASÇININ MİRASA HAK KAZANMASININ ŞARTLARI NELERDİR?</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin yedek mirasçılığının hüküm doğurması için bu kişinin miras bırakanın vefat anında sağ veya anne karnına düşmüş olması gerekmektedir. Ayrıca yedek mirasçı olacak kişi mirasa ehil olmalı ve mirastan yoksun olmamalıdır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) ART MİRASÇI</strong></h2>
<h3>A-)ART MİRASÇI ATAMA NEDİR?</h3>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla bir kişiyi ön mirasçı, bir başka kişiyi ise art mirasçı olarak atayabilir. Bu şekilde ölüme bağlı tasarrufta bulunarak ön mirasçı atadığı kişiyi mirası art mirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir. Art mirasçı atama, miras bırakanın, bir kişiyi ön mirasçı olarak atayıp, bu kişinin ölümünden veya belirlediği bir koşulun gerçekleşmesi yahut vadenin gelmesi üzerine mirasın devredilmesi için bir başka kişiyi art mirasçı olarak belirlemesidir.</p>
<p><strong>B-)ART MİRASÇININ MİRASA HAK KAZANMASININ ŞARTLARI NELERDİR?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin art mirasçı olabilmesi için mirasın öngörülen geçiş zamanında sağ olması gerekir. Ancak TMK m.583 uyarınca mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimse de art mirasçı olarak atanabilir. İleride doğacak çocuğun art mirasçı olabilmesi için, miras bırakanın ölümü anında cenin durumunda bulunması şart değildir. Miras bırakanın ölümünden sonra da ana rahmine düşecek kişiler bu yolla miras hakları elde edebilirler. Ayrıca bir kişinin art mirasçı olabilmesi için mirasa ehil olması ve mirastan yoksun olmaması gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">C-) YEDEK VE ART MİRASÇI NASIL ATANIR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişi vasiyetnameyle veya miras sözleşmesiyle yedek veya art mirasçı atayabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">D-) YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMANIN AVANTAJLARI NELERDİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan yedek veya art mirasçı atayarak terekesi üzerindeki etkisini genişletmektedir. Ayrıca art mirasçı atama henüz ergin olmamış çocuğunun mirasını kötü müdahalelerden de korumaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>E-) YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?</strong></h2>
<p>Art mirasçı atamak suretiyle ön mirasçı olan saklı paylı mirasçının saklı payında tasarruf edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Art mirasçı atamada yedek mirasçı atamadan farklı olarak birden fazla art mirasçı öngörülmesi yasaklanmıştır. Bunun amacı terekeye dahil olan bir malvarlığının tedavülden kalkmasının önlenmesidir. Yani miras bırakan bir ön mirasçı, bir art mirasçı belirleyerek ön mirasçıdan sonra terekesinin art mirasçıya kalmasını düzenleyebilir ancak bu art mirasçıdan sonra gelecek bir mirasçı daha belirleyemez.</p>
<p>Miras bırakanın vefatından sonra miras açıldığında henüz var olmayan biri art mirasçı olarak atanmış ve miras bırakan ön mirasçı atamamışsa yasal mirasçı, ön mirasçı sayılır.</p>
<p>Mirasın art mirasçıya geçmesi için gereken koşul gerçekleşmeden veya vade gelmeden ön mirasçı vefat ederse miras doğrudan art mirasçıya geçmez. Art mirasçılığın hüküm ifade etmesi için gereken koşulun gerçekleşmesine veya vadenin gelmesine kadar miras, ön mirasçının kendi mirasçılarına geçer.</p>
<p>Art mirasçı mirasın kendisine geçmesi için aranan koşullar gerçekleşmeden vefat ederse aksi belirtilmedikçe miras, ön mirasçıya kalır ve ön mirasçıdan sonra onun mirasçılarına geçer.</p>
<p>Mirasın art mirasçıya geçmeden ön mirasçıda olduğu dönemde art mirasçının hakkının korunması önemli bir husustur. Bu nedenle Türk Medeni Kanun’unda art mirasçının korunması için hüküm bulunmaktadır. Kanun’a göre sulh hukuk mahkemesi ön mirasçıya geçen mirasın defterini tutar. Miras bırakan açıkça aksini belirtmedikçe mirasın ön mirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir. Ön mirasçı güvence göstermez veya art mirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine karar verilir. Ayrıca mirasın art mirasçıya geçmesinden önce ön mirasçının yaptığı tasarruflar art mirasçı atama koşulunu ihlal ettiği ölçüde art mirasçıya karşı hüküm ifade etmez. Ancak iyi niyetli üçüncü kişilerin hak kazanımları saklıdır.</p>
<h2>F-) İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">Yargıtay 7. HD., E. 2022/1062 K. 2023/3536 T. 22.6.2023</h3>
<p style="font-weight: 400;">“Davalı vekilinin temyiz itirazları bakımından; vasiyetnamenin; &#8220;Torunum &#8230; oğlu &#8230;&#8217;un çocuksuz ölümü halinde, mirasımın eşit paylar halinde yeğenlerim &#8230; oğlu &#8230; ile &#8230; oğlu &#8230;&#8217;a kalmasını istemekteyim. Bu paylaşım eşim &#8230;&#8217;unda ölümü halinde söz konusu olacaktır. Gelinim &#8230;&#8217;un menkul ve gayrimenkul malların ile bankalardaki hesaplarımdan mirascı olmasını (torum &#8230;&#8217;unda çocuksuz olarak ölümü halinde) istememekteyim&#8221; şeklindeki 7 nci maddesinde yer alan düzenlemede &#8230; ön mirasçı, &#8230; ve &#8230; ise art mirasçıdır. Belirtilen mirasçılık ve şartlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 521 inci vd. maddelerine uygun olup iptale ilişkin bir husus bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken tasarrufun içeriğinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;">Sakarya BAM, 1. HD., E. 2022/1984 K. 2023/1554 T. 8.11.2023</h3>
<p style="font-weight: 400;">“Zonguldak 2. Noterliği&#8217;nin 10/12/2015 tarihli 21583 yevmiye numaralı vasiyetnamesi incelendiğinde; vasiyet eden muris K5 tarafından Zonguldak Merkez, A4 Mahallesi, 389 ada, 542 parsel 1. bodrum kat, 6 nolu bağımsız bölüm ile; Akyazı İlçesi, A5 Mahallesi, 174 ada, 3 nolu parseldeki 15.Blok, zemin kat, C giriş, 5 bağımsız bölüm nolu taşınmazın eşi olan davacı K1L&#8217;a vasiyet edildiği, K1&#8217;ın vefatı halinde ise; 389 ada, 542 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümün davalı oğlu K4&#8217;a 174 ada, 3 nolu parseldeki hissenin ise; oğlu olan davalı K3&#8217;a vasiyet edildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu şekilde ön mirasçı olarak vasiyet eden muris tarafından eşi K1&#8217;ın atandığı, art mirasçı olarak ise; 542 nolu parseldeki bağımsız bölüm yönünden K4&#8217;ın, 174 ada, 3 nolu parsel yönünden ise; K3&#8217;ın atandığı görülmektedir… sonra somut olaya gelince; yukarıda belirtildiği gibi anılan vasiyetnamede TMK&#8217;nın 521.maddesi uyarınca davacının ön mirasçı, davalı K4&#8217;ın ise; 6 nolu bağımsız bölüm yönünden art mirasçı olarak atanması dikkate alındığında ve art mirasçı atanmasına ilişkin şerhin TMK&#8217;nun 1010. maddesi uyarınca konulmasına engel bir hal bulunmadığından, mahkemece bu taşınmaz yönünden şerh konulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı tarafın bu konuya hasren yapmış olduğu istinaf talebi haksız görülmüştür.”</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></strong></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/">YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 12:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[ölüme bağlı tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyetname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3421</guid>

					<description><![CDATA[<p>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR Kişiler genellikle vefatlarından sonra malvarlıkları üzerinde söz sahibi olmak için vasiyetname düzenler. Bu yazımızda vasiyetname türleri ve vasiyetname düzenlerken dikkat edilmesi gereken hususlar incelenecektir.  Her tür vasiyetnamenin sıkı şekil ve geçerlilik şartları bulunduğundan bulunmaktadır. Bu nedenle bireylerin bu işlemleri dikkatle ve mümkünse hukuki danışmanlık alarak yapmaları önemlidir. I-) Vasiyetnamenin Tanımı ve Hukuki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/">VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="font-weight: 400;"><strong>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</strong></h1>
<p style="font-weight: 400;">Kişiler genellikle vefatlarından sonra malvarlıkları üzerinde söz sahibi olmak için vasiyetname düzenler. Bu yazımızda vasiyetname türleri ve vasiyetname düzenlerken dikkat edilmesi gereken hususlar incelenecektir.  Her tür vasiyetnamenin sıkı şekil ve geçerlilik şartları bulunduğundan bulunmaktadır. Bu nedenle bireylerin bu işlemleri dikkatle ve mümkünse hukuki danışmanlık alarak yapmaları önemlidir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Vasiyetnamenin Tanımı ve Hukuki Niteliği</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname, kişinin vefatından sonra etkisini göstermek üzere arzularını açıklamasıdır. Kişi vasiyetname ile belirli mal bırakabilir, vakıf kurabilir, mirasçı ya da yedek veya art mirasçı atayabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir, mirastan ıskat (çıkarma) yapabilir ya da çeşitli yüklemelerde bulunabilir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlemdir. Bunun en önemli sonucu vasiyetçinin vasiyetnamesini tek taraflı olarak geri alabilmesidir.</p>
<h2><strong>II-) Vasiyetname Türleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Medeni Kanunu&#8217;nda üç tür vasiyetname düzenlenmiştir. Vasiyetnamenin kanunda düzenlenen şekillerden birine uygun olarak yapılması şarttır.</p>
<h3><strong>A-)Resmî Vasiyetname </strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Resmî vasiyetname; noter, sulh hâkimi veya yetkili resmi memur huzurunda düzenlenir. Bu vasiyetnamenin düzenlenmesine iki tanık da katılır. Bu tür vasiyetnamenin iki farklı biçimi vardır. Bu iki biçim vasiyetnamenin genellikle noterlerde yapılması nedeniyle noterde düzenlenişlerine göre açıklanacaktır:</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>1-)Okunarak ve imzalanarak düzenlenen resmi vasiyetname</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi son arzularını notere açıklar. Noter, kendisine açıklanan bu son arzuları yazar ya da yazdırır. Yazdırılan metni vasiyetname düzenlemek isteyen kişiye verir. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi bu metni okur ve arzusuna uygun ise imzalar. Ardından noter metne tarih yazıp imza atar. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi iki tanığa vasiyetnameyi okuduğunu ve metnin arzusuna uygun olarak yazıldığını beyan eder. Tanıklar da vasiyetname metninin devamına vasiyetçinin ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil göründüğünü ve kendi önlerinde vasiyetname metninin arzusuna uygun olduğunu açıkladığını yazarak imza atarlar.</p>
<h4><strong>2-)Okumadan ve imzalamadan düzenlenen resmi vasiyetname</strong></h4>
<p>Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi son arzularını notere açıklar. Noter, kendisine açıklanan bu son arzuları yazar ya da yazdırır. Noter vasiyetname düzenlemek isteyen kişi ve tanıklar önünde vasiyetname metnini sesli olarak okur. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi okunan metnin arzusuna uygun olduğunu tanıklar önünde açıklar. Noter metne tarih yazıp imza atar. Tanıklar bu vasiyetname türünde ise vasiyetnamenin noter tarafından sesli olarak okunduğunu, vasiyetçinin ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil göründüğünü ve kendi önlerinde vasiyetname metninin arzusuna uygun olduğunu açıkladığını yazarak imza atarlar.</p>
<p>Bu iki türün karma şekilde yapılması yani okunmadan imzalanarak veya okuyarak fakat imzalamayarak da vasiyetname düzenlenmesi mümkündür.</p>
<p class="yoast-text-mark">Resmi vasiyetname yetkili bir memur önünde yapılması, bir örneğinin yetkili memur tarafından saklanması nedeniyle daha çok tercih edilmektedir.</p>
<h3>B-) El Yazılı Vasiyetname</h3>
<p style="font-weight: 400;">El yazılı vasiyetname, murisin baştan sona kendi el yazısıyla yazdığı, tarih attığı ve imzaladığı vasiyet türüdür. Bu vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için metnin tamamının murisin kendi el yazısıyla yazılması, metinde tarih olması ve vasiyetçinin metni imzalaması şarttır. Vasiyetçi tarihi 08.10.2025, 08 Ekim 2025, 2025 yılı Kurban Bayramı ilk günü gibi yazabilir. Burada önemli olan metnin yazıldığı zamanın net şekilde anlaşılabilmesidir. İmzanın ise metnin bitişinde tüm metni kapsayacak şekilde olması gerekmektedir. Vasiyetname birden fazla sayfadan oluşuyorsa sayfalar arasında iç bağlantı olması şartı ile yalnızca son sayfaya imza atılması<br />
yeterli kabul edilmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması vasiyetnamenin geçersizliğine yol açar.</p>
<p style="font-weight: 400;">El yazılı vasiyetname düzenlenmesi daha kolay ve masrafsız olması nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak birinin bulamaması, kolayca yok edilebilmesi gibi riskleri vardır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sözlü Vasiyetname </strong></h3>
<p class="yoast-text-mark">Sözlü vasiyetname, olağanüstü durumlar (örneğin savaş, ölüm tehlikesi, doğal afetler) nedeniyle diğer vasiyet türlerinin düzenlenmesinin mümkün olmadığı hallerde başvurulan istisnai bir vasiyet şeklidir. Ayrıca diğer vasiyetname türlerini düzenlemenin mümkün olması halinde bu tarihten itibaren bir ay geçmesiyle hükümden düşer yani diğer vasiyetnameler gibi her durumda kalıcı değildir.</p>
<p class="yoast-text-mark">Kişi son arzularını iki tanığa açıklar. Tanıklar iki şekilde davranabilir:</p>
<h4>1-) Tanıkların Vasiyetname Metnini Düzenlemesi</h4>
<p>Tanıklar bu beyanları yazıya geçirip metne vasiyetnamenin yapıldığı yer ve tarihi de yazıp imzalar. İki tanık vakit kaybetmeden bu metni sulh veya asliye hukuk mahkemesine teslim eder. Tanıklar hakim önünde vasiyetçinin diğer vasiyetname türlerini yapma imkanının olmadığını, olağanüstü bir hal olduğunu, vasiyetçinin kendilerine son arzularını açıkladığını ve vasiyetçiyi ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini beyan ederler.</p>
<h4>2-) Tanıkların Vasiyetname Metnini Düzenlememesi</h4>
<p>Tanıklar vasiyetçinin son arzularını yazmaz ve doğrudan mahkemeye gidip vasiyetçinin son arzularını hakime aktarırlar. Hakim önünde bir tutanak düzenlenir ve tanıklar diğer vasiyetname türlerini yapma imkanının olmadığını, olağanüstü bir hal olduğunu, vasiyetçinin kendilerine son arzularını açıkladığını ve vasiyetçiyi ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini beyan ederek bu tutanağı imzalar.</p>
<p class="yoast-text-mark">Sözlü vasiyetname kişinin diğer tür vasiyetname düzenleme imkanı olmayan hallerde son arzularını açıklayabilmesi için bir fırsattır. Ancak bu vasiyetname türünün istisnai olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Kişinin kendi eylemleri ile vasiyetnamesini somutlaştırma, yazılı hale getirme imkanı olmadığından risklidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>III-) Vasiyetname Düzenlenmesinde Tanık ve Memur Olma Şartları</strong></h3>
<p class="yoast-text-mark">Şu kişiler vasiyetname düzenlenmesi tanık olarak katılamaz:</p>
<p class="yoast-text-mark">a.Fiil ehliyeti bulunmayanlar,</p>
<p class="yoast-text-mark">b. Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar,</p>
<p class="yoast-text-mark">c. Okur yazar olmayanlar,</p>
<p class="yoast-text-mark">d. Vasiyetçinin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri,</p>
<p class="yoast-text-mark">Ayrıca Vasiyetçinin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur olarak da katılamazlar.</p>
<p class="yoast-text-mark">lass=&#8221;yoast-text-mark&#8221;&gt;lass=&#8221;yoast-text-mark&#8221;&gt;Sözlü vasiyetname düzenlenmesinde ise tanıkların okur yazar olması şart değildir. Çünkü bu tanıklar vasiyetçinin sözlerini metne geçirmeden doğrudan mahkemeye başvurarak vasiyetçinin beyanlarını hakime sözlü olarak açıklayabilirler.</p>
<h4>&lt;strong&gt;IV-)Vasiyetnamenin Geri Alınması ve İptali</h4>
<p>Vasiyetname düzenleyen kişi, vasiyetnamesini dilediği zaman geri alabilir. Geri alma şu şekillerde olabilir:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li>Yaptığı vasiyetnamenin içeriğini tamamlayıcı olmayan yeni bir vasiyetname düzenlemek,</li>
<li>Vasiyetnamenin yok edilmesi,</li>
<li>Vasiyetnameye aykırı fiillerde bulunulması (örneğin vasiyetle bırakılan malın satılması).</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname vasiyetçinin vefatından sonra iptal edilebilir. Vasiyetname ehliyetsizlik, irade bozukluğu, hukuka ve ahlaka aykırılık, şekil şartlarına uyulmaması gibi nedenlerle iptal edilebilir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/">VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
