<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Esin Arı Bircan arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/av-esin-ari-bircan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-esin-ari-bircan/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 13:55:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Av. Esin Arı Bircan arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-esin-ari-bircan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:55:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akran çocuklar arasındaki cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel dokunulmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[evlenme vaadiyle cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar reşit olmayanla cinsel ilişki faili olabilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[kişilere karşı suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu faili kim olabilir?]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu hukuka uygunluk sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikayet zamanaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu uzlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu zamanaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[vücut bütünlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında yer alan ve uygulamada sıklıkla hatalı değerlendirilen bir suç tipidir. Bu yazımızda, suçun hukuki çerçevesi, unsurları, yaptırımı ve Yargıtay’ın bir kısım uygulamaları incelenerek, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. I-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU NEDİR? Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 5237 Sayılı  Türk [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/">REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında yer alan ve uygulamada sıklıkla hatalı değerlendirilen bir suç tipidir. Bu yazımızda, suçun hukuki çerçevesi, unsurları, yaptırımı ve Yargıtay’ın bir kısım uygulamaları incelenerek, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.</span></p>
<h2><strong>I-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU NEDİR?</strong></h2>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 5237 Sayılı  <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Ceza Kanunu&#8217;nun</a>“Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölümünün 104. Maddesinde:</p>
<blockquote><p><em>“(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.<a name="_ftnref49"></a><sup>[49]</sup></em></p>
<p><em>(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</em></p>
<p><em>(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” </em>şeklinde düzenlenmiştir.</p></blockquote>
<h2><strong> II-) SUÇUN UNSURLARI NELERDİR ?</strong></h2>
<h3><strong>A-) SUÇUN MADDİ UNSURLARI</strong></h3>
<h4><strong>1. FAİL</strong></h4>
<p>Suçun birinci fıkrada düzenlenen temel şeklinde fail herkes olabilmektedir. Ancak failin belirlenmesinde cinsiyet ve yaş faktörleri konusunda günümüze dek pek çok tartışmalı kararlar verilmiştir.</p>
<h5><strong>a. Eşitlik İlkesi Bakımından Tartışılan Başlıklar</strong></h5>
<p>Kanunun madde metninde failin erkek olması gerektiğine dair bir düzenleme yer almamasına rağmen; Yargıtay&#8217;ın yerleşik içtihadına göre cinsel ilişkiden bahsedebilmek için ilişkide muhakkak bir tarafın erkek olması gerekmektedir. Bu bakımdan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, bir erkek tarafından bir kadına ya da bir erkeğe karşı ve bir kadın tarafından bir erkeğe karşı işlenebilmektedir. Ancak kabul edilen tanım gereğince bu suçun bir kadın tarafından başka bir kadına karşı işlenmesi mümkün değildir. Zira Yargıtay da bu yönde karar vermektedir.</p>
<p>Eşitlik ilkesi bakımından değinilmesi gereken diğer bir durum ise 17 yaşını doldurmuş olan çocuğun yasal temsilcisinin izniyle ya da 16 yaşını doldurmuş olan çocuğun mahkeme kararı ile evlenmiş ve bu suretle ergin kılınmış olması durumunda bu çocukların cinsel ilişkiye girmeleri halinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşmazken, aynı yaşta olan ve fakat ergin olmayan çocuğun örneğin nişanlısı veya erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girmesi durumunda bu suçun oluşmasıdır. Diğer bir ifade ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ergin çocuklara karşı işlenememektedir. Yargıtay da kararlarında bu görüşü benimsemiştir.</p>
<h5><strong>b.  Akran Çocuklar Arasında Gerçekleşen Cinsel İlişkide Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Oluşup Oluşmayacağına Yönelik Tartışma</strong></h5>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından özellik arz eden bir diğer durum ise akran çocuklar arasında rızaen gerçekleşen cinsel ilişki fiillerinin bu suçu oluşturup oluşturmadığıdır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun faili hem erkek hem kadın olabilmektedir. Yine bu suçun mağduru da hem erkek hem kadın olabilmektedir. Bu kapsamda her ikisi de 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan iki çocuk arasında, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, cinsel ilişkinin gerçekleşmesi durumunda bu suçun oluşup oluşmayacağı tartışmalıdır. Hukuki öğretide ağırlıklı görüşe göre; böyle bir durumda &#8220;<em>cinsel ilişkiye ikna eden</em>&#8221; çocuğun fail olacağı diğerinin ise mağdur durumunda olduğu ileri sürülmektedir. Azınlıktaki görüşe göre ise böyle bir durumda her iki çocuğun da hem fail hem mağdur olacağını ifade edilmektedir. Bu halde de her iki çocuğun da birbirine yönelik şikayet hakkı bulunmakta olup, şikayet halinde ilişkinin iki tarafı da mağdur ve sanık (suça sürüklenen çocuk) olarak yargılanabilecektir.</p>
<p>Yargıtay kararlarında akran çocuklar arasındaki rızai cinsel ilişkilerde fail &#8220;<em>erkek</em>&#8220;tir. Öyle ki Yargıtay bir kararında kadının erkekten büyük olmasına ve cinsel ilişki teklifini de kadının yapmış olmasına rağmen yine de erkeği fail olarak kabul etmiştir.</p>
<h4><strong>2. MAĞDUR</strong></h4>
<p>TCK’nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer verilmiş olduğu Yargıtay Genel Kurulunca kabul edilmiş olmakla;  birincisi 15 yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi 15 tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise 15 yaşını tamamlayıp 18 yaşını tamamlamamış çocuklardır.</p>
<p>Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiğini, üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmekte olduğunu belirtmekte ve cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi yönünden, şikayet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırma yoluna gidilmesi gerektiğini kabul etmektedir.</p>
<h4><strong>3. EYLEM</strong></h4>
<p>Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın “cinsel ilişki” fiilinin gerçekleştirilmesidir. İradeyi etkileyen hallerin varlığı halinde TCK m.103 cinsel istismar suçu sübuta erecektir.</p>
<p>Neyin “cinsel ilişki” kavramı içerisinde kaldığı hususu kanunun madde metninden anlaşılmamaktadır. Yargıtay TCK m.104’de yer alan “<em>cinsel ilişki</em>” kavramını; “<em>erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi”</em> olarak kabul etmektedir. Bu nedenle suçun faili ancak erkek olabilir. Yargıtay oral temas veya cisimle gerçekleştirilen penetrasyonları “cinsel ilişki” olarak kabul etmemektedir.</p>
<h4><strong>4. SUÇUN KONUSU</strong></h4>
<p>Üzerinde cinsel eylem gerçekleştirilen çocuğun vücudu ve cinsel dokunulmazlığıdır.</p>
<h3><strong>B-) SUÇUN MANEVİ UNSURLARI</strong></h3>
<p>Bu suç kasten işlenebilir bir suçtur, başka bir saik aranmaz. Mağdurun yaşı konusunda faili yanıltması veya mağdurun yaşı konusunda failin kaçınamayacağı bir hataya düşmesi halinde TCK m.30 hata hükümleri uygulanır.</p>
<h2><strong>III-) ŞİKAYET SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI</strong></h2>
<p>Suç tarihinde on beş yaşını tamamlamayan mağdur ile cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunmaksızın, rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girmesi halinde TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşmakta olup; bu suçun takibi şikayete bağlıdır. Şikayet süresi fiili ve faili öğrenme tarihinden itibaren 6 aydır. Mağdurun şikayetçi olmadığı hallerde görülen kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekmektedir. 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayetçi olunması halinde  reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan dolayı soruşturma aşamasında savcılık makamı  kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Kovuşturma safhasında ise mahkeme düşme kararı verir.</p>
<p>Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde veya  suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın savcılık makamı <a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/">re&#8217;sen soruşturma</a> başlatır.</p>
<p>Mağdurun yargılama sırasında TCK m.104 kapsamında reşit olmamakla birlikte, olay tarihinde sanıktan  şikayetçi olduğunu belirtmekle,  yargılama sırasında evlenmek suretiyle ergin olması durumunda, mağdurun reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikayet hakkına sahip olduğu kabul edilerek yasal temsilcisinin şikayetten vazgeçmesi davanın düşmesine neden olmayacaktır. Ayrıca yasal temsilcinin şikayette bulunması durumunda da öncelikle TCK m.104 kapsamında bulunan mağdurun şikayetinin de mutlaka sorulması gerekmektedir.</p>
<h2><strong>IV-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇUNDA UZLAŞTIRMA</strong></h2>
<p>TCK’ nın “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölümünde yer alan diğer tüm suçlar gibi reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için de uzlaştırma müessesi uygulanmamaktadır.</p>
<h2><strong>V-) GÖREVLİ MAHKEME</strong></h2>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun temel şekline (TCK m.104/1) bakmakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan (TCK m.104/2) veya evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde (TCK m.104/3) davaya bakmakla görevli mahkeme ağır ceza mahkemeleridir.</p>
<h2><strong>VI-) HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ VEYA DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HALLER</strong></h2>
<p>Türk Ceza Kanununda yer alan hukuka uygunluk halleri (meşru savunma, zaruret hali vb.) reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun niteliği itibariyle uygulanmayacaktır.</p>
<p>Mağdurun rızasının bulunması halinde dahi fiil hukuka uygun hale gelmeyecektir. Zira kanunda cebir, tehdit, hile altında olmayan reşit olmayanla cinsel ilişki eylemi suç olarak düzenlenmiştir. Rızanın yokluğu halinde veya fesada uğraması durumunda TCK m. 103 cinsel istismar suçu oluşmuştur.</p>
<p>İlgili suç açısından kanunda herhangi bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Dolayısıyla, bu suçun işlenmesinden sonra failin pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi veya diğer olumlu davranışlarda bulunması, herhangi bir etkin pişmanlık hükmünün uygulanması sonucunu doğurmaz.</p>
<h3><strong>A-) Oral Seks Yaptırmak Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Değildir</strong></h3>
<blockquote><p><strong> Yargıtay 9. CD., 2023/2074E., 2023/3591K., T. 29.5.2023</strong></p>
<p>“Yargıtay 14. Ceza Dairesi&#8217;nin 21.06.2021 tarih ve 2017/1587- 2021/4407 E.K sayılı kararı ve dairenin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; &#8216;Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK&#8217;nın 104. maddesinde belirtilen cinsel ilişkinin, erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi&#8217; ile suçun oluşumundan bahsedilecektir.</p>
<p>Mahkememizin kabulüne göre; sanığın mağdur ile rızası ile cinsel temasta bulunarak sanığın mağdura oral seks yapmasının ardından, penisini mağdurun anal bölgesine sürtmesi şeklindeki eylemin kanunun aradığı anlamda ve güncel Yargıtay içtihatları nazara alındığında, eylemin cinsel ilişki kapsamında değerlendirilemeyeceği ve TCK&#8217;nın 104. maddesinde öngörülen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı…”</p></blockquote>
<h3><strong>B-) Evlenme Vaadiyle Cinsel İlişki</strong></h3>
<blockquote><p><strong> </strong><strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/203E.,2022/194K., T.22.3.2022</strong></p>
<p>“Evlenme vaadinin hile olarak kabul edilebilmesi için salt sözlü olarak dile getirilmesi yeterli görülmemelidir. Yerleşik yargısal kararlarda vurgulandığı üzere hile, basit bir yalandan öte aldatıcı ve yoğun nitelikte olmalıdır. Mağdurla evleneceğini söyleyerek onunla cinsel ilişkiye giren failin salt bu evlenme vaadine konu basit bir yalandan ibaret sözlerini hile olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira başlangıçta bu iradeye sahip fail daha sonra evlenme niyetinden vazgeçmiş olabileceği gibi mağdur tarafından da failin kendisiyle evlenmeyebileceği hususu her zaman öngörülebilecek bir durumdur. Ancak failin evlenme vaadinin yanı sıra sahte kimlik hazırlamak yahut sahte belgelerle evlilik başvurusunda bulunduğunu mağdura göstermek gibi nitelikli yalanlarda bulunduğu davranışlarının varlığı hâlinde mağdurun normalde rıza göstermeyeceği bir cinsel ilişkiye bu nitelikli yalan ve davranışların (hilenin) etkisiyle sanıkla evleneceği düşüncesi sonucu iradesinin kırılması durumunda failin davranışı TCK&#8217;nın 103/1-b maddesi kapsamında hile olarak kabul edilebilecektir.</p>
<p>…Evlenme vaadinin tek başına katılan mağdurenin cinsel eylemlere karşı koyma gücünü bertaraf edecek ve iradesini ortadan kaldıracak mahiyette bir hile olarak değerlendirilmemesi, suça sürüklenen çocuğun da aşamalarda katılan mağdureyle arkadaşlık ilişkisinin ciddi olduğunu ve evlenme niyetinin bulunduğunu inkar etmeyerek başka nedenlerle ayrıldıklarını savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cebir, tehdit ve hile olmaksızın katılan mağdureyle birden fazla defa cinsel ilişkiye giren suça sürüklenen çocuğun eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.”</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/">REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 15:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imza]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imzanın kötüye kullanılmasında ispat]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imzanın kötüye kullanılmasının ispatı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[beyaza imza]]></category>
		<category><![CDATA[imzanın kötüye kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu güvenine karşı suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kötüye kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[resmi belgede sahtecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, gelişen ekonomik ve ticari ilişkilerin doğasından kaynaklanan hukuki risklerin somut bir görünümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari işlemlerde hız ve pratiklik gereksinimi, taraflar arasında belirli ölçüde güvene dayalı esnek uygulamaları zorunlu kılarken; bu durum, aynı zamanda hukuki güvenliğin zedelenmesi ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede söz konusu suç tipi, bireylerin irade [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/">AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, gelişen ekonomik ve ticari ilişkilerin doğasından kaynaklanan hukuki risklerin somut bir görünümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari işlemlerde hız ve pratiklik gereksinimi, taraflar arasında belirli ölçüde güvene dayalı esnek uygulamaları zorunlu kılarken; bu durum, aynı zamanda hukuki güvenliğin zedelenmesi ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede söz konusu suç tipi, bireylerin irade serbestisi ve malvarlığı güvenliği ile ekonomik ilişkilerde istikrar arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Her ne kadar ispat yükünün çoğu durumda imza sahibinin üzerinde bulunması, zaman zaman hakkaniyete aykırı sonuçlar doğursa da, hukuk düzeni genel olarak kişilerin kendi imzalarından doğan hukuki sonuçları öngörmeleri ve bu konuda özenli davranmaları gerektiği ilkesini esas almaktadır. Bu yazımızda açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu detaylarıyla inceleyeceğiz.</span></p>
<h2>I-)AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU NEDİR?</h2>
<p><span style="font-size: 16px;">Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"> Türk Ceza Kanunun</a> “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmın, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölümünün 209. Maddesinde:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><em>“(1)Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  </em></span></p>
<p><span style="font-size: 16px;"><em>(2)İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.” </em>şeklinde düzenlenmiştir.</span></p></blockquote>
<h2>II-) SUÇUN UNSURLARI NELERDİR ?</h2>
<h3>A-) SUÇUN MADDİ UNSURLARI</h3>
<h4>1.FAİL</h4>
<p>Bu suçta fail bakımından bir sınırlama getirilmemiştir. Fail, sivil bir kişi olabileceği gibi bir kamu görevlisi de olabilir. Ancak 2. Fıkradaki suçu işleyen kişinin belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla, bir kamu görevlisi tarafından imzalı ve kısmen ya da tamamen boş bir resmi belgeyi hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da doldurulduğu taktirde TCK’nın 204. maddesine (resmi belgede sahtecilik) göre sorumlu tutulacaktır.</p>
<h4>2. MAĞDUR</h4>
<p>Birinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru; açığa imzalı kağıtta imzası bulunan kişidir.</p>
<p>İkinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru ise kamu güvenine karşı işlendiğinden toplumu oluşturan herkestir.</p>
<h4>3. EYLEM</h4>
<h5>3.a. Belirli Bir Tarzda Doldurulup Kullanılmak Üzere Kendisine Teslim Olunan Açığa İmzalı Kağıdı Verilme Nedeninden Farklı Şekilde Doldurma (m.209/1)</h5>
<p>Bu suçu oluşturan bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için:</p>
<ul>
<li>İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıt bulunmalıdır. Bilinmelidir ki paraf da açığa imza gibi sonuç doğurur.</li>
<li>İmza sahibinin açığa imzalı kağıdı <strong><u>kendi isteğiyle</u></strong> ve belirli tarzda doldurulmak üzere faile vermesi gerekir.</li>
<li>Söz konusu imzalı kağıt, fail tarafından tevdi veya teslim nedeninden farklı bir şekilde doldurulmalıdır. Doldurma ile eylem tamamlanmış olur. Ayrıca kullanılması veya imza sahibinin zarar görmesi aranmaz.</li>
<li>Açığa imzalı kağıt, resmi veya özel belge niteliğini haiz olmamalıdır. Suç, gerçek bir belgenin tahrif veya tağyiri şeklinde işlenirse artık belgede sahtecilik suçundan söz edilebilecektir. (Bkz. TCK m.204 ve m.207 )</li>
<li>Açığa imzalı kağıtta yer alan imza gerçek olmalıdır. (Aksi halde bkz. TCK m.204 ve m.207)</li>
</ul>
<h5>3.b. Açığa İmzalı Kâğıdı Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirip veya Elde Bulundurup Hukuki Sonuç Doğuracak Şekilde Doldurmak (m.209/2)</h5>
<ul>
<li>Fail <strong><u>tarafından açığa imzalı kağıt hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş veya elde bulunduruluyor</u></strong> olmalıdır. Açığa imzalı kağıt, imza sahibince faile teslim veya tevdi edilmiş olmamalıdır.</li>
<li>Söz konusu imzalı kağıdın fail tarafından hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurulması ile suç tamamlanır.</li>
</ul>
<h4>4. SUÇUN KONUSU</h4>
<p>İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıttır.</p>
<h3>B-) SUÇUN MANEVİ UNSURLARI</h3>
<p>Bu suç kasten işlenebilir bir suçtur. Başka bir saik aranmaz. Taksirle açığa imzanın kötüye kullanılması mümkün değildir. Zira suçun oluşabilmesi için failin iradesinin doğrudan hukuka aykırı bir şekilde belgenin içeriğini belirlemeye veya belgeyi amacı dışında kullanmaya yönelmiş olması gerekir.</p>
<h2>III-) ŞİKAYET SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI</h2>
<p>TCK m.209/1 fıkrasında düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabidir. Şikayet süresi fiil ve faili öğrenme tarihinden itibaren 6 aydır. TCK m.209/2 fıkrasında düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması ise şikayete tabi değildir re’sen takibat yapılır.</p>
<p>Dava zamanaşımı süresi 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.</p>
<h2>IV-) AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇUNDA UZLAŞTIRMA</h2>
<p>TCK m.209/1’ de düzenlenen eylemler uzlaştırmaya tabi iken; TCK m.209/2’de düzenlenen suç uzlaştırma kapsamında değildir.</p>
<h2>V-) GÖREVLİ MAHKEME</h2>
<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Eylemler başka suçları da oluşturuyorsa görevli mahkeme değişebilecektir.</p>
<h2>VI-) HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ VEYA DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HALLER</h2>
<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu bakımından özel bir hukuka uygunluk nedeni düzenlenmemiştir. Tüm belgede sahtecilik suçları bakımından geçerli olan  TCK m.211 uyarınca:</p>
<p><em>“Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.” </em>Şeklinde cezada indirim düzenlemesi öngörülmüştür.</p>
<p>Fail, hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı ispat veya gerçek olan durumu belgelemek amacında olmalıdır. Daha az cezayı gerektiren bu nitelikli halden yararlanabilmesi için failin bu amaçla, inanarak hareketi yeterlidir. Gerçek bir alacağın olup olmadığı veya belgelenen durumun var olup olmadığı önemli değildir.</p>
<h2>VII-) İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<blockquote>
<h5>YİBBGK E.1988/1-K.1989/2, T.23.04.1989</h5>
<p><span class="highlighted">&#8220;İmza</span>lı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazıldığı veya yazdırıldığı iddiasıyla Türk Ceza Kanununun 509. maddesine dayanılarak şikayet üzerine açılan ceza davasında sanığa yüklenen bu eylemin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat edilemeyeceğine ilk iki toplantıda üçte iki çoğunluk sağlanamadığından 24.3.1989 günlü üçüncü toplantıda salt çoğunlukla karar verildi.&#8221;</p>
<h5><strong>Samsun BAM,4.CD, E.2019/2253, K.2020/708,T.11.03.2020</strong></h5>
<p>&#8220;Sanık K1&#8217;in belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim edilen <span class="highlighted">imza</span>lı ve miktar hanesi itibariyle boş senedi istinaf dışı sanık K2&#8242; e vermesi, K2&#8217;in <span class="highlighted">imza</span> sahibi tarafından kendisine tevdi olunmayan <span class="highlighted">imza</span>lı senedi bu şekilde bertakrip ele geçirdikten sonra, sahibinin rızası dışında unsurları tamamlanacak biçimde, borcun 2.000 TL olmasına ve ödenmesine karşın, 90.000 TL bedel ile doldurup icra takibine koyması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda; TCK&#8217;nun 209/2 madde ve fıkrada düzenlenen <span class="highlighted">açığa imza</span>nın kötüye kullanılması suretiyle sahtecilik suçu ile 158/1-d maddesinde düzenlenen bir kamu kurumu olan icra dairesinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarına uyup uymadığı yönündeki değerlendirmenin üst görevli ağır ceza mahkemesine ait olduğu&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<h2>VIII-) AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇUNDA İSPAT</h2>
<p>Uyuşmazlıklarda çoğunlukla suçun ispatı noktasında “boş kâğıdın ne için verildiği” ve “sonradan nasıl doldurulduğu” na dair tartışmalar doğmaktadır. Çoğu zaman açığa imza atma; gayri resmi bir ortamda, tanıksız ve belgesi olmayan şekilde gerçekleşir. Dolayısıyla sonrasında atılan bu imzanın ne amaçla atıldığını ispat etmek imkansız hale gelebilmektedir. Yine bu belgelerdeki imza ve yazı incelemelerinde yazının mı yoksa imzanın mı önce yazıldığı noktasında bilirkişi incelemeleri her zaman kesin olarak tespit edilememektedir. Tanık delili ise bu suçun ispatı bakımından tek başına yeterli olmamaktadır. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu bu bakımından ceza muhakemesi hukukunun istisnalarından birisini teşkil etmektedir.</p>
<p>Bu sebeple açığa atılan imzanın sonuçlarından korunmak için birtakım önlemler alabilirsiniz. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bir hukuk profesyonelinden yardım alabilirsiniz.</p>
<p><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></p>
<p><em><a href="https://dikelaw.com.tr/"><strong>Dike Hukuk</strong></a> ile iletişime geçmek için:<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/">AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İDARİ YARGIDA TEMİNAT</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-teminat/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-teminat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 14:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[İDARİ YARGIDA TEMİNAT]]></category>
		<category><![CDATA[kamu alacağının tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[teminat]]></category>
		<category><![CDATA[VERGİ DAVALARINDA TEMİNAT]]></category>
		<category><![CDATA[vergi tahsil işleminin durdurulması]]></category>
		<category><![CDATA[vergi tahsilinin durdurulması]]></category>
		<category><![CDATA[YÜRÜTMENİN DURDURULMASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3601</guid>

					<description><![CDATA[<p>İDARİ YARGIDA TEMİNAT I. Teminat Kavramı İdari yargıda teminatı incelemeye geçmeden önce teminat kavramını ele almak yerinde olacaktır. Teminat, hukukta ‘bir borcun ödenmesi hususunda gösterilen güvence, sigorta işlemi, garanti’ olarak tanımlanmaktadır. Teminat bir borcun zamanında veya kararlaştırılan yerde ve uygun şartlarla, ödenmesini sağlayan, garanti eden, güven vermesini mümkün kılan bir uygulamadır. Vergi hukukunda teminat, kanunda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-teminat/">İDARİ YARGIDA TEMİNAT</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İDARİ YARGIDA TEMİNAT</h1>
<h2>I. Teminat Kavramı</h2>
<p>İdari yargıda teminatı incelemeye geçmeden önce teminat kavramını ele almak yerinde olacaktır. Teminat, hukukta ‘<em>bir borcun ödenmesi hususunda gösterilen güvence, sigorta işlemi, garanti’</em> olarak tanımlanmaktadır. Teminat bir borcun zamanında veya kararlaştırılan yerde ve uygun şartlarla, ödenmesini sağlayan, garanti eden, güven vermesini mümkün kılan bir uygulamadır.</p>
<p>Vergi hukukunda teminat, kanunda sayılan teminat istenilmesini gerektirecek hallerin meydana gelmesi ile yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre alacağı karşılayacak miktarda ve kanunda gösterilen ekonomik değerlerin güvence unsuru olarak verilmesi anlamını taşımaktadır. Vergi icra hukukunda ise teminat, vergi alacaklısı devletin alacağını tahsil etme aşamasında ortaya çıkan risklere karşı vergi mükellefinden istenen bir karşılık, bir güvence olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6183&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=3">6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun</a>un 9 ila 12. Maddeleri arasında kamu alacağının tahsilinin tehlikeye düşmesini önlemek amacıyla teminat isteme hükümleri düzenlenmiştir. Buna göre vergi zıyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile kaçakçılık koşulu mevcut ise muhakkak teminat istenmesi zorunluluğu düzenlenmiştir.</p>
<p>Teminat istenirken borçluya tanınacak süre bakımından 6183 Sayılı Kanunda bir düzenleme bulunmamakla birlikte Kanunun 8. Maddesinde yapılan atıf uyarınca bu halde VUK 14. Maddesi dikkate alınarak borçluya en az 15 günlük süre verilmesi gerektiği gözetilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2577&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">2577 Sayılı İYUK</a> m. 31’in atfı ile idari yargılamada teminat hususunda İYUK’ ta hüküm bulunmayan hallerde 6100 Sayılı Hukuku Muhakemeleri Kanuna(HMK) atıf yapılmıştır. HMK m.84&#8217;e göre:</p>
<p><strong><u>Teminat gösterilecek hâller MADDE 84</u></strong><u>&#8211;</u><u> (1) Aşağıdaki hâllerde davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat gösterilir: </u></p>
<p><u></u><u></u>a) Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması.</p>
<p>b) Davacının daha önceden iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato veya uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işlemlerinin başlatılmış bulunması; borç ödemeden aciz belgesinin varlığı gibi sebeplerle, ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi.</p>
<p>(2) Davanın görülmesi sırasında teminatı gerektiren durum ve koşulların ortaya çıkması hâlinde de mahkeme teminat gösterilmesine karar verir.</p>
<p>(3) Mecburi dava ve takip arkadaşlığında teminat gösterme yükümlülüğü, bu yükümlülüğün tüm davacılar bakımından mevcut olması hâlinde doğar.</p>
<p><strong><u>Teminat gerektirmeyen hâller MADDE 85-</u></strong>(1) Aşağıda sayılan hâllerde teminat istenemez:</p>
<p>a) Davacının adli yardımdan yararlanması.</p>
<p>b) Davacının, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınmış bir alacağının bulunması.</p>
<p>c) Davanın, sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması.</p>
<p>ç) İlama bağlı alacak için ilamlı icra takibi yapılmış olması.</p>
<p>HMK m.86&#8242; uyarınca;  yargılama giderlerini karşılayacak teminata, mahkemece kendiliğinden karar verilir. Hâkim, teminat kararı vermeden önce tarafları veya müdahale talebinde bulunan kişiyi dinleyebilir. Ayrıca HMK m. 87/2 uyarınca; teminatı gerektiren durum ve koşullarda değişiklik olması hâlinde, hâkim teminatın azaltılması, artırılması, değiştirilmesi ya da kaldırılmasına talep üzerine veya re&#8217;sen karar verebilir.</p>
<p>Hâkim tarafından belirlenen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava usulden reddedilir. Müdahale talebinde bulunan kişi, kesin süre içinde istenen teminatı vermezse, müdahale talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.</p>
<p>İdari yargıda teminat gösterilmesini gerektiren sebep ortadan kalktığı takdirde, ilgilinin talebi üzerine mahkeme, teminatın iadesine karar verir.</p>
<p>İdari yargıda teminat müessesesi yürütmenin durdurulması kararları noktasında önem arz etmektedir.</p>
<h2><span style="font-size: 24px;"><strong>II. İdari Yargılamada Teminatın Yürütmenin Durdurulması Kararlarına Etkisi</strong></span></h2>
<p>Yürütmenin durdurulması kararı; Anayasa m. 125 ve İYUK 27. Maddesinde düzenlenmiştir. İdari işlemin yürütülmesini (sonuç doğurmasının) açılan idari davasının sonuna kadar durduran ve dava konusu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını geçici olarak durduran, tedbir mahiyetinde bir ara karardır. Yürütmenin durdurulması kararı iptal davası ile birlikte talep edilir ve İYUK m. 27/1 uyarınca, Danıştay’da veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Tek başına yürütmenin durdurulması talepli bir dava açılamaz.</p>
<p>İdari işlemlerdeki kanunilik karinesinin geçici olarak askıya alınması şeklinde de tanımlanabilecek olan yürütme durdurma kararları; idari işlemin iptal edilmesi anlamına gelmemekle birlikte yargılama boyunca işlemin hukuka uygun olduğuna ilişkin karinenin ve aynı zamanda işlemin uygulanmasının durdurulması anlamına geldiği ifade edilmektedir.</p>
<p>Uygulamada genel olarak akçeli işlerde teminat aranmakta, bunun yanında kamu görevlisi, emekli, öğrenci gibi dava taraflarından teminat alınmamaktadır. Ayrıca teminat bedelini kimi zaman idare mahkemeleri kararında belirtirken kimi zaman da bu işi idareye bırakmaktadır. Taraflar aralarında ihtilaf oluştuğu taktirde ise yürütmenin durdurulması kararını veren daire ya da mahkemece bu ihtilaf giderilmektedir.</p>
<h3><span style="font-size: 20px;"><strong> A. Yürütmenin Durdurulmasının Şartları</strong></span></h3>
<p>Yürütmenin durdurulmasının usule, esasa ve teminata ilişkin şartları mevcuttur.</p>
<h4><span style="font-size: 18px;"><strong>1.Usule İlişkin Şartlar</strong></span></h4>
<p>Usule ilişkin şartlar başlıca, açılmış bir davanın bulunması, davacının yürütmenin durdurulmasını istemesi, yürütmenin durdurulması kararı için belirlenen harcın yatırılmış olması, yürütmenin durdurulması istemli dosyanın öncelikle incelenmesi ve yürütmenin durdurulması kararının gerekçeli olmasıdır.</p>
<h4><span style="font-size: 18px;"><strong>2.Teminat Şartı</strong></span></h4>
<p>İYUK m. 27/6 uyarınca, yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığı verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Söz konusu hususlar, idari yargılamadaki yürütmeyi durdurma rejimindeki genel kuralı teşkil eder. Taraflar arasında idari yar teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kişilerden teminat alınmaz.</p>
<h4><span style="font-size: 18px;"><strong>3.Esasa İlişkin Şartlar</strong></span></h4>
<p>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesince, idarî işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebileceği düzenlenmiştir.</p>
<h2><span style="font-size: 20px;"><strong>III. Vergi Uyuşmazlıkları Özelinde Teminatın Etki Alanları</strong></span></h2>
<p>Vergi uyuşmazlıklarında, davanın açılması halinde mahkeme tarafından ek bir karar verilmesine gerek olmadan vergi tahsil işlemleri durur. Bunun üç istisnası vardır(İYUK m.27/8):</p>
<h3><strong>A. İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannameler Üzerine Yapılan İşlemlere Karşı Dava Açılması</strong></h3>
<p>VUK m. 378/2 uyarınca yükümlüler beyan ettikleri matrah ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu kural karşısında, yükümlü beyanıyla ilgili bazı noktalarda veya tümünde tereddütlü ise <a href="https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-dava-acma-sureleri/">dava hakkı</a>nı saklı tutabilmek için beyannamesine buna ilişkin ihtirazi kayıt koyabilir. Bu metodla yükümlü bir yandan beyanname ibra etmemenin sonuçlarından korunmuş diğer yandan ise VUK’a aykırı hareket etmeden dava hakkını korumuş olmaktadır. Bu halde tarh edilen vergiye karşı dava açılması halinde tahsilat işlemi durmaz, Buna karşılık davacı yürütmenin durdurulmasını talep edebilmektedir. Mahkeme şartları gerçekleşmiş ise yürütmenin durmasına karar vermektedir.</p>
<h3><strong>B. Tahsilat İşleminden Doğan Davalar</strong></h3>
<p>6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun uyarınca yapılan tahsilat işlemlerine, özellikle ödeme emrine, ihtiyati haciz ihtiyati tahakkuk ve haciz işlemlerine karşı açılan davalarda, salt davanın açılması yürütmeyi durdurmaz. Açılan davada yürütmenin durması için talepte bulunulması ve yürütmenin durdurulması için gerekli şartların sağlanması ve teminat alınması gerekir(İYUK madde 27/4, 6)</p>
<p>Yürütmenin durdurulması kararları bu davalarda teminat karşılığı verilir, ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. (İYUK madde 27/6)</p>
<h3><strong>C. Dava Dosyanın İşlemden Kaldırılması</strong></h3>
<p>Herhangi bir sebeple posta harcı veya ücreti verilmeden İYUK m.6/4,5 uyarınca mahkemece verilen sürede eksiklik giderilmez ise dosya işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı hükümsüz hale gelir Bu aşamadan sonra tahsil süreci devam eder ve durdurulabilmesi için mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı vermesi gerekir.</p>
<h2><span style="font-size: 20px;"><strong>IV. Kararların İstinafı ve Temyiz Edilmesi</strong></span></h2>
<p>İdari yargılama hukuku sonunda verilen karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurulması kural olarak nihai kararın yürütülmesini durdurmamaktadır. Bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulması mümkün olabilmektedir.</p>
<p><strong>İYUK madde 52 uyarınca: </strong>“1.Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların <strong>teminat </strong>karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir.</p>
<ol start="2">
<li>İptal davalarında teminat istenmeyebilir.</li>
<li>İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.”</li>
</ol>
<p>Davanın reddine ilişkin kararların temyizi halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi kanunda öngörülen koşulun varlığına bağlıdır. Ayrıca kararın bozulması halinde yürütme kendiliğinden durmaktadır.</p>
<p><strong>Son Olarak:</strong></p>
<p>22.01.2022 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 7351 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 4. fıkrasına eklenen hüküm ile vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin olarak açılan davalarda, dava konusu edilen tutarın %50’si oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilememesi yönünde düzenlenme yapılmış idi. Bu kanun maddesinin, Anayasal ve hatta AİHS düzleminde korunan hukuk devleti ilkesi ile ölçülülük ilkeleri açısından tartışmalı olduğu; bu nedenle de mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakları açısından tereddütler oluşturduğuna yönelik görüşler artmış, nitekim AYM tarafından iptal kararı ile 27. Maddenin 4. Fıkrasından çıkarılmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih, <strong>E: 2022/14, K: 2022/70</strong> sayılı kararı ile vergi iade talebine ilişkin davalarda teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini öngören kuralın iptaline karar verilmiştir. Böylece vergi iade talebine ilişkin idari yargıda teminat alınmaksızın da yürütmenin durdurulması kararı verilebilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b><i>İdari Yargılamada Teminat konusunda sorularınız için iletişim formunu doldurarak veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.</i></b></p>
<p><b><i>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </i></b><b><i>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</i></b><b> </b><a href="https://wa.me/905337608453"><b>https://wa.me/905337608453</b></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-teminat/">İDARİ YARGIDA TEMİNAT</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-teminat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VERGİ UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA AÇMA SÜRESİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/vergi-uyusmazliklarinda-dava-acma-suresi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/vergi-uyusmazliklarinda-dava-acma-suresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 06:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[Dava Açma Süresi]]></category>
		<category><![CDATA[İYUK]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[VERGİ HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Hukukunda Dava Açma Süresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3439</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vergi hukuku kendine özgü kanunları ve uygulamaları olan bir hukuk dalıdır. Vergi hukukunda düzenlenen sürelere ilişkin hükümler incelendiğinde bu konuda tüm sürelerin tartışmasız ve net olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Sürelerin dolması ile o süreye ilişkin hak, yetki ve yükümlülüklerin doğması ve sona ermesi sebebiyle, sürelerin başlangıcı ve bitişi büyük önem arz etmektedir. Bu yazımızda Vergi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vergi-uyusmazliklarinda-dava-acma-suresi/">VERGİ UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA AÇMA SÜRESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left">Vergi hukuku kendine özgü kanunları ve uygulamaları olan bir hukuk dalıdır. Vergi hukukunda düzenlenen sürelere ilişkin hükümler incelendiğinde bu konuda tüm sürelerin tartışmasız ve net olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Sürelerin dolması ile o süreye ilişkin hak, yetki ve yükümlülüklerin doğması ve sona ermesi sebebiyle, sürelerin başlangıcı ve bitişi büyük önem arz etmektedir. Bu yazımızda Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi, resim ve harçlara ve idarenin işlem ve eylemlerine karşı açılacak olan dava sürelerine yer vermekle birlikte özellik arz eden<br />
tartışmalı hususlar incelenmeye çalışılmıştır.</p>
<h1 style="text-align: left"><b>TÜRK VERGİ HUKUKUNDA DAVA AÇMA SÜRESİ</b></h1>
<h2><b>I-) Dava Açma Süresi</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400">Dava açma süresi öğretide ve Danıştay kararlarında</span> <span style="font-weight: 400">“</span><i><span style="font-weight: 400">hak düşürücü süre”</span></i><span style="font-weight: 400"> niteliğinde kabul edilmekte ve kullanılmayan dava hakkı ile yargı yoluna başvuru hakkı ortadan kalkmaktadır ve kamu düzenini ilgilendirdiğinden re’sen mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınmaktadır.</span></p>
<h3><b>A. Genel Kural</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400">2577 Sayılı İYUK’un 7. Maddesinde dava açma süresini düzenlemiştir. Buna göre; </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400">“Dava açma süresi</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400">Madde 7 –</span></i></p>
<ol>
<li><i><span style="font-weight: 400"> Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.</span></i></li>
<li><i><span style="font-weight: 400"> Bu süreler; </span></i></li>
<li><i><span style="font-weight: 400">a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,</span></i></li>
<li><i><span style="font-weight: 400">b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; </span></i></li>
</ol>
<p><i><span style="font-weight: 400">Tarihi izleyen günden başlar.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400">2577 Sayılı İYUK m.7/1’de “özel kanunlarında dava açma süresi gösterilmeyen hallerde” denilerek kendi kanununda dava açma süresi düzenlenmiş ise o sürenin geçerli olacağını hüküm altına almıştır. Buna göre: Özel kanunlarında gösterilen dava açma süreleri farklılık arz etmektedir. </span></p>
<h3><b>B. Özel Durumlar</b></h3>
<ol>
<li><b> </b><span style="font-weight: 400">213 Sayılı VUK Mükerrer m. 49’ a göre; emlak vergisi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı’nın tespit ettiği bina metrekare normal inşaat bedellerine karşı Danıştay’da dava açma süresi RG’ de ilan edilmesinden itibaren 15 gündür.</span></li>
<li><b> </b><span style="font-weight: 400">6183 Sayılı Kanun m. 15 uyarınca ihtiyati haciz işlemine karşı dava açma süresi, haciz tatbik olunanlar yönünden haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde ise haczin tebliği tarihinden itibaren 15 gündür.</span></li>
<li><b></b><span style="font-weight: 400"> 6183 Sayılı Kanun m. 20 uyarınca ihtiyati tahakkuk kararına karşı yapılacak itirazda, ihtiyati haczi düzenleyen maddeye atıfla, ihtiyati haczi uygulayan tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinde m.15’te belirlenen sürede dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu süre de 15 gündür ve süre ihtiyati haczin yapıldığı tarihten itibaren başlamaktadır. Gıyapta yapılması halinde süre ihtiyati haczin tebliğinden itibaren başlamaktadır.</span></li>
<li><b> </b><span style="font-weight: 400">6183 Sayılı Kanun m. 58 uyarınca ödeme emrine karşı dava açma süresi belirlenmiş olup, bu süre ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gündür.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400">6183 Sayılı Kanun m.15 ve 58 ödeme emri ve ihtiyati haciz işlemine karşı 15 günlük dava açma süresi öngörmesine karşın haciz işlemine yönelik ayrı bir dava açma süresi öngörmemiştir. Bu nedenle Devlet, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarından kaynaklı kamu alacaklarına karşı hacizde dava süresi vergi mahkemelerinde 30 gün içerisinde; sayılanlar dışında kalan kamu alacakları bakımından 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir.</span></p>
<ol>
<li><b> </b><span style="font-weight: 400">VUK Ek m.7/4’e göre; re’sen veya ikmal yolu ile vergi tarh edilmesi ve ceza kesilmesi durumunda uzlaşma yoluna başvurulmuş olması ve uzlaşma sağlanamaması halinde 30 günlük dava açma süresi bu süre zarfında dolmuş ise ya da dava süresinin geri kalan kısmı 15 günden az ise, dava açma süresi uzlaşma sağlanamadığı hakkındaki tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gündür.</span><b></b></li>
<li><b></b> <span style="font-weight: 400">VUK 124 ve 116 maddeleri kapsamında; </span><b>Dava açma süresi içerisinde</b><span style="font-weight: 400"> düzeltme yoluna başvurulması halinde, Danıştay 4. Dairesi’nin 11.07.198 tarih ve 2569/1931 sayılı kararında belirttiği üzere İYUK m.11 uygulama alanı bulmaktadır ve yükümlü tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük dava açma süresi içerisinde dava açabilecektir. Bu durumda düzeltme başvurusu yapılması ile dava açma süresi durmaktadır. Vergi dairesi 30 günlük süre içinde talebe cevap vermez veya bu talebi reddederse, otuz günlük sürenin dolduğu veya ret cevabının tebliğinden itibaren daha önce işlemeye başlayan ve duran süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecektir. Yükümlü süresi içinde dava açmamış ise vergi dairesinin 30 günlük bekleme süresi geçtikten sonra ret cevabı verilmesi halinde dava açma hakkı yeniden doğmayacağı kabul edilmektedir. </span><b>Dava açma süresinden sonra</b><span style="font-weight: 400"> düzeltme talebinde bulunulduğu taktirde İYUK m.10/2 uyarınca Gelir İdaresi tarafından cevap verme ya da zımni ret tarihinden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesine dava açma süresi bulunmaktadır. </span></li>
<li><b> </b><span style="font-weight: 400">Vergilendirmeye ilişkin düzenleyici işleme dayalı olarak duyurulan ilk uygulama işleminden sonra aynı konuda ikinci uygulama işleminin duyurulması ya da öğrenilmesi halinde dava açma hakkı doğup doğmayacağı tartışmalıdır. Danıştay oy çokluğu ile verdiği bir kararında</span><span style="font-weight: 400"> ilk işlemle aynı konuda olan ikinci işlemin düzenleyici işlem bakımından dava açma hakkı doğurmayacağına hükmetmiştir. Bu kararda karşı oy yazısında İYUK m.7/4 te yer alan uygulama işlemi ile düzenleyici işleme birlikte dava açma hakkı tanınması karşısında, ancak ilk uygulama üzerine uygulanabileceği ve daha sonraki uygulamalarda geçerli olmayacağı yaklaşımı ile itiraz edilmiştir.</span></li>
</ol>
<h2><b>II-) Sürelerin Hesaplanması </b></h2>
<h3>A-) Genel Olarak</h3>
<p><span style="font-weight: 400">İYUK m.8/1 ve Anayasa m.125 gereğince, dava açma süresi tebliğ veya süre ilana istinaden başlıyor ise, ilanı izleyen günden itibaren işlemeye başlamaktadır. Süre, son günün mesai saati sona ermektedir. Ancak UYAP sisteminden gece yarısına kadar işlem yapılması mümkündür. VUK m. 103 vd. maddelere göre adresleri belli olmayan yükümlülere ilan yolu ile tebligat yapılmaktadır. İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ve ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış kabul edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Beyana dayalı vergilerde ihtirazi kayıtla beyan verilmesi neticesinde “tahakkuk fişinin kesilmesi” tebliğ yerine geçen işlem olarak kabul edilmektedir. Dava açma süresi bu tarihten itibaren başladığı kabul edilmektedir.</span></p>
<p><b>Tebliğ yerine geçen bir diğer işlem ise VUK m.109/2 ve 3’te belirtilen diğer ücret elde eden hizmet erbabının</b><span style="font-weight: 400"> (özel hizmette çalışan şoför, özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı inşaat işçileri vb) </span><b>vergileri</b><span style="font-weight: 400">, tarh zamanında bu yükümlülerin bağlı oldukları vergi dairesine müracaat ederek ibraz ettikleri vergi karnelerine yazılmak şeklinde tarh ve tebliğ olunur ve tebliğ edilmiş kabul edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi </span><b>tescile bağlı vergilerde</b><span style="font-weight: 400"> dava açma süresi tescilin yapıldığı günü izleyen tarihten izlemeye başlamaktadır.</span></p>
<p><b>Tahakkuku tahsile bağlı olan damga vergisi gibi vergi ve harçlar</b><span style="font-weight: 400"> için dava süresi tahsilatın yapıldığı günü izleyen günden itibaren başlamaktadır.</span></p>
<p><b>Tevkif yolu(kaynaktan kesinti yolu ile-stopaj gibi) alınan vergilerde</b><span style="font-weight: 400"> süre, istihkak sahiplerine ödemenin yapılıp verginin kesildiği günü izleyen tarihten itibaren başlamaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Yükümlünün dava açma hakkı vergi idaresinden yanıltılması sonucunda engellenmiş ise, davanın süre aşımı yönünden reddedilmeyerek, dava hakkının kullanılmasının kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşü hakimdir.</span></p>
<h3><b>B-) Mali Tatil ve Adli Tatilin Dava İle İlgili Sürelere Etkisi</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400">2575 Sayılı Danıştay Kanunu m.86 ve İYUK m.61/1’ de gösterildiği üzere; her yıl, 1 Eylülde başlamak üzere 20 temmuzdan 31 ağustosa kadar çalışmaya ara verildiğinden dava açma süresi çalışmaya ara verme zamanına rastlar ise süre, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400"> Uzlaşmaya başvurma süresi de ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Yine 5604 Sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun(MTİEHK) 1’inci maddesi uyarınca mali tatil her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar(yirmisi dahil)mali tatildir. İlgili kanunun m.1/3 fıkrasında mali tatilde işlemeyecek süreler belirtilmiştir: </span><i><span style="font-weight: 400">“Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar.</span></i><span style="font-weight: 400">”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Bu sürenin yalnızca genel dava açma sürelerinde mi geçerli olduğu(30 gün), özel kanunlardaki süreleri de kapsayıp kapsamadığı noktasında uygulamada görüş ayrılıkları mevcuttur. Mevzuatta açık düzenleme yer almamakla birlikte, Danıştay’ın da bu konudaki yaygın kararı; sadece dava açma sürelerinin mali tatilden etkileneceği, diğer işlemlerin(temyiz başvurusu vb) mali tatilden etkilenmeyeceği yönündedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400">MTİEHK m.1/7 ise gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim, harçlarla ilgili olarak mali tatilin uygulanmayacağını hükme bağladığından bu alacaklar için dava açma süresinin de mali tatil hükümlerinden etkilenmemektedir. Kanunun lafzi yorumu ile 213 Sayılı VUK kapsamındaki tarhiyat işlemi için dava açma süresi durmakta, ancak 6183 sayılı Kanun kapsamındaki işlemler(ödeme emri, ihtiyati haciz vs) yönünden mali tatil hükümleri uygulanmayacağı görüşü mevcut ise de uygulamadaki görüş</span><span style="font-weight: 400">; bu işlemlerin de vergilendirme işlemi niteliğinde olması nedeniyle bu işlemler yönünden mali tatil hükümlerinin uygulanması yönünde, yani 1-20 Temmuz tarihleri arasında sürelerin bu işlemler için işlemeyeceği yönündedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400">Ayrıca mali tatil süresinin bitişi adli tatil günleri ile çakışması sebebiyle mali tatil sebebi ile duran dava açma süresi adli tatil süresi ile birleşerek, dava süresi 7 Eylül tarihine dek uzamaktadır.</span></p>
<p><b><i>Vergi Hukukunda Dava Açma Süreleri ile ilgili sorularınız için iletişim formunu doldurarak veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.</i></b></p>
<p><b><i>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </i></b><b><i>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</i></b><b> </b><a href="https://wa.me/905337608453"><b>https://wa.me/905337608453</b></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vergi-uyusmazliklarinda-dava-acma-suresi/">VERGİ UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA AÇMA SÜRESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/vergi-uyusmazliklarinda-dava-acma-suresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BANDROL YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK SUÇU (FSEK m.81/4)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bandrol-yukumlulugu/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bandrol-yukumlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 May 2025 07:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[Bandrol]]></category>
		<category><![CDATA[fikir ve sanat eserleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2684</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bandrol-yukumlulugu/">BANDROL YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK SUÇU (FSEK m.81/4)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) BANDROL YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK SUÇU NEDİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81. Maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarında hangi eserlerin bandrol alması gerektiği, bandrol alma yetkisine sahip olan kişiler ve bandrol bastırabilecek olan makamlar düzenlenmiştir. Yine kanunun 81. maddesinde bandrol yükümlülüğü ile ilgili hem idari hem de cezai yaptırımlar düzenlenmiştir. FSEK m.81/7 nci maddesinde sayılı yerlerde eserlerin bandrolsüz satışı eylemine karşılık Kabahatler Kanunu m. 38’ e atıf yapılmış olduğu görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">FSEK 81/4 maddesinin <em>“Haklara Tecavüzün Önlenmesi”</em> kenar başlıklı kısımda ise bandrol bulundurma yükümlülüğüne aykırılık suçu düzenlenmiştir:</p>
<blockquote>
<p style="font-weight: 400;"><em>“Bandrol yükümlülüğüne aykırı ya da bandrolsüz olarak bir eseri çoğaltıp satışa arz eden, satan, dağıtan veya ticarî amaçla satın alan ya da kabul eden kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.”</em></p>
</blockquote>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong><em> </em></strong><strong>II-) SUÇUN UNSURLARI NELERDİR?</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)SUÇUN MADDİ UNSURLARI </strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>1-) FAİL</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Doktrinde farklı görüşler bulunmamakla birlikte Yargıtay’ın benimsediği görüşe göre suç herkes tarafından işlenebilmektedir. Özgü suç tipinde değildir. FSEK. 81/13 uyarınca; tüzel kişilerin faaliyetleri kapsamında ilgili suçu işlemeleri halinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri ile karşı karşıya kalacakları düzenlenmiştir.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>2-) MAĞDUR</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bandrol yükümlülüğüne riayet etmeme halinde bu eylemin mağduru, eserin üzerindeki mali veya diğer haklara sahip olan kişilerden ziyade toplumu oluşturan tüm bireylerdir, kamudur.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>3-) HAREKET</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Suçun kanuni düzenlemeye göre <em>“seçimlik hareketli suç”</em> tipindedir. Kanunda sayılı hareketlerden herhangi birisinin yapılması suçun oluşması bakımından yeterli kabul edilir. Kanun koyucu düzenlenen suçta birden çok seçimlik hareket saymıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">FSEK’te hareketler iki grup halinde değerlendirilmiştir:</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Birinci grup hareketler</strong>; bandrol alınması mecburi eserlerin bandrolsüz şekilde çoğaltılıp satışa arz edilmesi, satılması ya da dağıtılmasıdır. Bu hareket grubunda Kanun; yalnızca çoğaltma eyleminin gerçekleştirilmesini suç teşkil etmesi için yeterli görmemiştir. Suçun meydana gelmesi için çoğaltılan eserin bandrolsüz şekilde satışa arz edilmesi, satılması veya dağıtılması koşulu aranmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İkinci gruptaki hareketler ise</strong>; bandrollenme yükümlülüğüne riayet etmeden çoğaltılan eser nüshalarının çoğaltan kişi/kişiler haricinde başkaca fail tarafından <strong>ticari amaçla</strong> alınması veya kabul edilmesi hareketidir. Kabul etme, herhangi bir bedel ödemeksizin yapılan eylemleri kapsamaktadır. Burada önem arz eden husus eylemin kişisel kullanımdan kaynaklanması halinde suç teşkil etmeyecek olmasıdır. Yargıtay da yerleşik kararlarında suçun oluşabilmesi için “<em>ticari amaç”</em> saiki vurgusu yapmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu kanunda sayılı eylemlerden birisi ile işlenebildiğinden serbest hareketli değil, bağlı hareketli suçlardandır. Yalnızca kanunda sayılı eylemlerle suçun icrası mümkündür.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>4-) SUÇUN KONUSU</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;"> Her eser  bu suçun konusunu oluşturmaz. Suçun konusunu, madde metinde sayılı seçimlik hareketlerin üzerinde gerçekleştiği kanunen bandrol alınması zorunlu eserlerin (musiki ve sinema eserleri ve süreli yayınlar) çoğaltılan nüshaları ile eser sahiplerinin talepleri doğrultusunda bandrollenmesi zorunlu kılınan eserler oluşturmaktadır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) SUÇUN MANEVİ UNSURLARI </strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Bu suç kasten işlenebilen bir suçtur. FSEK81/4-son cümlesindeki eylem yalnızca “<em>özel saik</em>” varlığı halinde suç oluşturacaktır. Zira madde lafzında da açıkça “<em>ticari amaç</em>” elde etme niyeti ile hareket edilmesi aranmaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) YAPTIRIM VE KOVUŞTURMA USULÜ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi değildir. Re’sen soruşturulur. Suçun dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>IV-) BANDROL YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK SUÇUNDA UZLAŞMA</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Bu suç uzlaştırmaya tabi suçlardan değildir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>V-) GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME </strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asliye Ceza Mahkemeleri, bandrol suçlarına ilişkin davalara bakmakla görevli bulunmaktadır. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun aynı kanunun 71/1 maddesi <em>“Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz</em>” kenar başlıklı kısmında düzenlenen suçlarla beraber işlenmesi halinde kanunun eski düzenlemesinde (FSEK m. 81/13 ) failin yalnızca m.71/1 deki suçtan sorumluluğunun doğacağı belirtilmiş ancak cezasının üçte biri oranında artırılacağı düzenlenmiş idi. Bu fıkra “<em>bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin bulunmasının zorunlu olduğu”</em> ve <em>ölçülülük</em> ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’nce 2020 yılında iptal kararı ile kaldırılmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnceleme konusu suça konu eylemleri gerçekleştiren bir fail bu suçun maddi unsurlarında hataya düştüğü takdirde 5237 Sayılı Kanun m.30’daki hata hükümlerinden yararlanacağı kabul edilmektedir. Yargıtay’ın <em>“Toplam 28 adet bandrolsüz kitabın ele geçirildiği olayda, kitapları kitap satışı gerçekleşen olayda, kitapların kitap satışı yapılan iş yerinde ve çok sayıda elde edilmesine göre mesleği gereği bu kitapların yayıncı kuruluşun izni dışında basılıp bandrolsüz olarak satışının ve dağıtılmasının suç olduğunu bilmesi beklenen sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken olayın oluşuna uygun düşmeyen gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi; isabetsiz…”</em>şeklinde vermiş olduğu bir karar mevcuttur.</p>
<p style="font-weight: 400;">FSEK’in yukarıdaki hükümleri dışında <em>“Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışının yasak</em>”  olması ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 38’inci madde hükmünde düzenleme alanı bulan suç olarak ayrıca belirtilmektedir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bandrol-yukumlulugu/">BANDROL YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRILIK SUÇU (FSEK m.81/4)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bandrol-yukumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
