<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mihriban Beritan AYGÜN arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/mihriban-beritan-aygun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/mihriban-beritan-aygun/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 12:32:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Mihriban Beritan AYGÜN arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/mihriban-beritan-aygun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 20:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa56.madde]]></category>
		<category><![CDATA[aşı hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel hukuk mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[emsal karar]]></category>
		<category><![CDATA[hak arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Irmak DENE]]></category>
		<category><![CDATA[hPV AŞISI]]></category>
		<category><![CDATA[hpv virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[iş mahkemesi kararları]]></category>
		<category><![CDATA[kamu politikası]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucu sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal devlet]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal güvenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[toplum sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye sağlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz hpv aşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3346</guid>

					<description><![CDATA[<p>HPV aşısının Türkiye'deki hukuki durumu, yargı kararları ve ücretsiz hale gelme süreci bu yazıda detaylı biçimde ele alınmaktadır.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/">HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu, uzun yıllar boyunca bireylerin sağlık hakkına erişimini doğrudan etkileyen bir tartışma konusu olmuştur. Human Papilloma Virüsü (HPV), başta rahim ağzı kanseri olmak üzere, anüs, penis, ağız-yutak ve gırtlak gibi bölgelerde de kansere yol açabilmektedir. HPV virüsü, cinsel yolla bulaşan oldukça yaygın bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği şekilde, bu virüse karşı en etkili korunma yöntemi HPV aşısıdır. Ancak Türkiye’de bu aşıyı bireyler, uzun yıllar boyunca kendi imkânlarıyla temin etmek zorunda kalmıştır. HPV aşısı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan bir sağlık hizmeti olmuştur. Bu durum, hem ekonomik eşitsizliği derinleştirmiş hem de sağlık hakkına erişimde adaletsizliğe neden olmuştur.</p>
<p>Toplum sağlığını ilgilendiren bu önemli konuda yıllar içerisinde giderek büyüyen bir hukuki mücadele yürütülmüştür. Mahkemelerce verilen emsal kararlar ve kamuoyu baskısıyla birlikte 2025 yılı sonuna gelindiğinde HPV aşısı nihayet ulusal aşı programına dahil edilerek ücretsiz hale getirilmiştir. Bu yazıda HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki süreci, yargı kararları, uygulamadaki değişiklikler ve bireylerin geçmişe dönük hak arayışları detaylı biçimde ele alınacaktır.</p>
<h2><strong>I. Türkiye&#8217;de HPV Aşısı, Hukuki Mücadelenin Başlangıcı ve Emsal Kararlar</strong></h2>
<p>Türkiye’de HPV aşısı 2007 yılından itibaren eczanelerden temin edilebilmekteydi. Ancak SGK tarafından “koruyucu sağlık hizmeti” olarak değerlendirildiği için geri ödeme kapsamında bulunmuyordu. Bu durum, aşının yalnızca kişisel ödeme ile erişilebilir durumda olmasına yol açmaktaydı. Bu da, sağlık hakkı açısından ciddi bir sorun teşkil etmekteydi. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Anayasa&#8217;nın 56. maddesi</a> ile güvence altına alınan sağlık hakkının ihlal edildiğini düşünen bireyler, kendi ödedikleri aşı ücretlerinin SGK tarafından karşılanması talebiyle idareye başvurdu; idarenin ret yanıtı vermesi üzerine iş mahkemelerinde dava açmaya başladılar.</p>
<p>Başlangıçta bu davaların çoğu aleyhe sonuçlanmıştır. Fakat, özellikle 2021 ve 2022 yıllarında hukukçuların ve kamuoyunun artan farkındalığıyla, mahkemeler tarafından emsal nitelikte olumlu kararlar verilmeye başlamıştır. Bu noktada en çok dikkat çeken kararlardan biri Ankara 62. İş Mahkemesi’nin 2022/241 Esas ve 2022/679 Karar sayılı dosyasında verdiği hükümdür. Mahkeme verdiği kararda, HPV aşısının kamusal bir sağlık sorununun önlenmesinde kritik rol oynadığının altını çizmiştir. Aşıyı alan kişinin kamu yararına uygun hareket ettiğini ve sağlık hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme, SGK’nın aşı bedelini iade etmesine ve yasal faiz ödemesine karar vermiştir. Benzer yönde kararlar İstanbul, İzmir, Bursa ve Adana’da açılan davalarda da verilmiştir.</p>
<p>Artık mahkemeler, Anayasa’daki sağlık hakkı, sosyal devlet ilkesi ve kamu yararı kavramlarını temel alarak bireylerin harcadıkları aşı bedellerinin SGK tarafından karşılanması gerektiği yönünde içtihat oluşturmaya başlamıştır. Bu gelişmeler, HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumunun birey lehine dönüşmeye başladığını ortaya koymaktadır.</p>
<h2><strong>II. 2025’te Başlayan Yeni Hukuki Durum: HPV Aşısının Ücretsiz Hale Gelmesi</strong></h2>
<p>2025 yılı Haziran ayında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla, HPV aşısının aynı yılın sonuna kadar ulusal aşı programına dahil edileceği kamuoyuna duyurulmuştur. Bununla birlikte Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği koruyucu sağlık politikalarına önemli bir adım daha atmıştır. Sağlık Bakanlığı, halk sağlığını ilgilendiren önemli bir reformu hayata geçirmiştir.</p>
<p>Bakanlığın açıklamasına göre, HPV aşısı ilk etapta 13 yaşına giren çocuklara, okullarda ya da aile sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak uygulanacaktır. Uygulamanın hem kız hem de erkek çocukları kapsayacağı belirtilmiştir. Bu yönüyle toplumsal bağışıklık hedeflenmiştir. Aşıyı daha önce almamış 15 yaş üzeri bireyler ise kendi talepleriyle bağlı bulundukları aile sağlığı merkezlerine başvurarak ücretsiz aşı hizmetinden yararlanabilecektir. Aşılama üç doz halinde uygulanacak ve tüm dozlar devlet tarafından ücretsiz olarak temin edilecektir. Başvuru sürecinde,  doğrudan sağlık merkezlerinden randevu alınarak aşıya ulaşılabilecektir. Bu süreçlerin takibi ve doz planlaması da e-Nabız sistemi üzerinden kolaylıkla yapılabilecektir.</p>
<h2><strong>III. HPV Aşısı Ücretsiz Oldu, Peki Önceden Ücret Ödeyenler Ne Yapmalı?</strong></h2>
<p>2025 yılı sonuna kadar HPV aşısını kendi imkânlarıyla temin ederek ücretini ödemiş olan bireyler, bedelin iadesi için hukuki yollara başvurabilirler. Aşının ücretsiz hale gelmiş olması, önceki dönemde ücret ödeyen kişilerin haklarını ortadan kaldırmamaktadır. Aksine, bu hizmetin artık kamu tarafından karşılanıyor olması, geçmişteki eşitsizliği dolaylı biçimde teyit eder niteliktedir. Bu bağlamda, HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu geçmiş dönemle kıyaslandığında ciddi bir değişim göstermiştir.</p>
<p>Bedel iadesi için öncelikle SGK’ya yazılı başvuruda bulunulmalıdır. Bu başvuruda aşının her dozu için fatura veya ödeme dekontu, uygulamaya dair belge ya da reçete gibi evraklar eksiksiz olarak sunulmalıdır. SGK, bu başvuruları genellikle “koruyucu sağlık hizmeti kapsamında olmadığı” gerekçesiyle reddetmektedir. Ancak SGK’nın red kararına karşı bireyler, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510.pdf">5510 Sayılı Kanun’</a>un 60. ve devamı maddeleri ile Anayasa’nın 56. maddesi ve sosyal devlet ilkesi uyarınca iş mahkemelerinde dava açabilir.</p>
<p>HPV aşı bedelinin SGK’dan geri istenebilmesi için, dava açılmadan önce Kuruma başvurulması zorunludur. Başvuruya altmış gün içinde cevap verilmemesi hâlinde talep reddedilmiş sayılır ve uyuşmazlık bundan sonra kural olarak iş mahkemesinde ileri sürülür. 5510 sayılı Kanun’daki zamanaşımı rejimine göre talebin, hakkın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde ve her hâlde ödeme tarihinden itibaren beş yıl geçmeden ileri sürülmesi gerekir. Uygulamada bu davalar çoğu zaman yalnızca şekli bir geri ödeme tartışması olarak ele alınmamaktadır. Mahkemeler, bilirkişi incelemesi de yaptırarak HPV aşısının koruyucu sağlık hizmetleri içindeki yerini, kamu sağlığı bakımından önemini ve bireyin bu yönde yaptığı harcamanın sosyal güvenlik sistemi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışmaktadır. Nitekim son dönemde verilen bazı kararlar, aşı bedelinin birey üzerinde bırakılmasının hakkaniyetli olmadığı ve belirli koşullarda SGK tarafından karşılanması gerektiği yönünde bir eğilime işaret etmektedir. Ankara 62. İş Mahkemesi’nin 2022/241 Esas, 2022/679 Karar sayılı dosyası da bu doğrultuda anılan örneklerden biridir.</p>
<p>Geri ödeme süreci, hem idari hem de yargısal olarak teknik ayrıntılar içermektedir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için başvuru ve dava sürecinin sağlık hukuku alanında deneyimli bir hukukçu eşliğinde yürütülmesi önemlidir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, başvuru ve dava dilekçelerinin uygun hukuki gerekçeler ve emsal içtihatlarla desteklenmesi gereklidir. Bunlar, bireyin hak arama sürecinde usulden reddedilme riskini ortadan kaldırarak başarı şansını artıracaktır. Sonuç olarak, HPV aşısını 2025 yılı sonundan önce kendi imkânlarıyla yaptıranlar, belirlenen usuller çerçevesinde başvuru yaparak aşı bedelini geri alma hakkına sahiptir.</p>
<h2>IV. Sonuç: Türkiye&#8217;de HPV Aşısının Hukuki Durumu, Bireysel Davalardan Kamusal Reformlara</h2>
<p>HPV aşısının Türkiye’de ücretsiz hale gelmesi, bir sağlık politikası başarısının ötesindedir. Bireylerin kararlı hukuk mücadelesinin kamu politikası üzerinde nasıl dönüştürücü etki yarattığını gösteren somut bir örnektir. Başta kadınlar olmak üzere pek çok birey, anayasal haklarına sahip çıkarak mahkemelere başvurmuştur. Bu başvurular sonucunda alınan yerel mahkeme kararları sayesinde, aşı bedellerinin iadesi mümkün hale gelmiştir. Bu bireysel başarılar bir araya gelerek kamusal baskıyı artırmıştır. Bunun neticesinde, Sağlık Bakanlığı’nın toplum sağlığını gözeten bir adım atmasını sağlamıştır.</p>
<p>Aşının ücretsiz hale gelmesi, geçmişte bu hizmet için ücret ödemiş bireylerin hak arayışını sona erdirmemektedir. Hukuken hâlâ geçerli olan bu talepler, emsal kararlar ışığında ve anayasal güvenceler çerçevesinde mahkemeye taşınabilir. Bu noktada bireylerin belgelerini koruması, yasal sürelere dikkat etmesi ve hukuki destek alması oldukça önemlidir.</p>
<p>Sonuç olarak, HPV aşısına erişimin bir lütuf değil, temel bir sağlık hakkı olduğu anlaşılmıştır. Hukuk yoluyla bireysel olarak kazanılan haklar, kamusal düzeyde büyük bir reformun yolunu açmıştır. Sağlık hakkının, eşitlik ilkesinin ve sosyal adaletin somut örneği, ileride benzer mücadelelere yol gösterici niteliktedir. HPV aşısının Türkiye&#8217;deki hukuki durumu özelinde elde edilen bu kazanım, bireysel davaların kamusal dönüşüm yaratma gücünü göstermektedir. Zorunlu aşı uygulamalarının hukuki çerçevesini ele aldığımız şu yazımız da ilginizi çekebilir: <a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">Zorunlu Aşı Uygulaması</a></p>
<p><em>Bu makale Mihriban Beritan AYGÜN ve Hasan Irmak DENE&#8217;nin katkılarıyla hazırlanmıştır. </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></strong></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/">HPV AŞISININ TÜRKİYE&#8217;DEKİ HUKUKİ DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/hpv-asisinin-turkiyedeki-hukuki-durumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 14:06:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İdare davası]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Zorunlu aşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorunlu Aşı Uygulamalarında Birey Haklarıyla Toplum Sağlığı Arasındaki Hukuki Denge Pandemi döneminde aşı uygulamaları küresel bir öncelik haline gelirken, şimdi de kızamık, suçiçeği gibi çocukluk çağı hastalıklarının yeniden artış göstermesiyle birlikte birçok ülkede “zorunlu aşı” politikaları tekrar gündeme geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşı tereddüdünü küresel sağlık için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Özellikle Avrupa’da, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading">Zorunlu Aşı Uygulamalarında Birey Haklarıyla Toplum Sağlığı Arasındaki Hukuki Denge</h2>
<p>Pandemi döneminde aşı uygulamaları küresel bir öncelik haline gelirken, şimdi de kızamık, suçiçeği gibi çocukluk çağı hastalıklarının yeniden artış göstermesiyle birlikte birçok ülkede “zorunlu aşı” politikaları tekrar gündeme geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşı tereddüdünü küresel sağlık için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor. Özellikle Avrupa’da, aşı karşıtı hareketlerin etkisiyle bazı hastalıklarda bağışıklık eşiğinin altına düşülmesi, zorunlu aşı uygulamalarının tekrar yasal zemine oturtulmasına neden oldu.</p>
<p>Türkiye’de de bu tartışma güncelliğini koruyor. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın bazı aşıları fiilen zorunlu hale getirdiği ve ebeveynlerin çocukları adına verdikleri aşı rızasının çoğu zaman bilgilendirilmeden alındığı yönünde eleştiriler var. Bu durum, bireyin hak ve özgürlükleriyle toplum sağlığı arasındaki hukuki dengeyi tekrar masaya yatırmayı zorunlu kılıyor.</p>
<h3>A.) Temel Hak ve Özgürlükler Açısından Zorunlu Aşılar</h3>
<p>Zorunlu aşı uygulamaları, bireyin temel hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında hassas bir denge gerektirir. Bu denge, özellikle beden bütünlüğü ve kişisel özerklik hakları söz konusu olduğunda hukuki tartışmalara yol açmaktadır. Devletin toplum sağlığını koruma yükümlülüğü ile bireyin kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı arasında nasıl bir sınır çizileceği konusu, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tartışılmakta ve yargı kararlarıyla şekillenmektedir.</p>
<p>Öncelikle, zorunlu aşı uygulamaları, bireylerin fiziksel bütünlüğüne doğrudan müdahale niteliği taşıyan tıbbi işlemlerdir. Bu müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekir. Anayasa’nın 13. maddesine göre, temel hak ve özgürlükler, yalnızca kanunla sınırlanabilir ve bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, ölçülü ve kamu yararına yönelik olmalıdır. Ayrıca, Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca herkes, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir; bu madde beden bütünlüğüne rıza dışında yapılan müdahalelere karşı anayasal güvence sağlar.</p>
<p>Zorunlu aşı uygulamalarına dair en belirgin sorun, bu uygulamaların açık bir yasal dayanağının bulunup bulunmadığıdır. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1593&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=3">1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu</a>’nun 57. ve 72. maddelerinde toplum sağlığını korumaya yönelik olarak alınabilecek önlemler genel olarak düzenlenmiştir; ancak bu hükümler çocuklara veya yetişkinlere yönelik aşıların zorunlu olup olmadığını doğrudan belirtmemektedir. Yargı mercileri de bu belirsizliği, bireyin rızası olmadan aşı yapılmasının hukuki dayanağı olmadığı yönünde değerlendirmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 2013/1789 başvuru numaralı kararında, açık kanuni düzenleme bulunmaksızın yapılan aşı uygulamasının Anayasa’nın 17. maddesini ihlal ettiğine hükmetmiştir.</p>
<p>Aynı zamanda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları da bu konuda yol göstericidir. Mahkeme, Vavřička v. Çekya kararında, çocuklara yönelik zorunlu aşı uygulamalarının kamu sağlığının korunması amacıyla meşru olabileceğini, ancak bu müdahalelerin ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM’e göre, kamu sağlığı gerekçesiyle getirilen sınırlamalar, bireyin özel hayatına yapılan müdahaleyi dengelemeli ve demokratik toplum düzeniyle bağdaşmalıdır. Bu noktada mahkeme, çocukların üstün yararı ilkesini de göz önünde bulundurarak, zorunlu aşı uygulamalarının mutlak biçimde özel hayata saygı hakkını ihlal etmediğine karar vermiştir.</p>
<h3>B.) Başvuru Yolları ve Yargı Süreci</h3>
<p>Zorunlu aşı kararları kimi zaman velilerin rızası olmadan, hatta açık bilgilendirme yapılmadan uygulanabiliyor. Ailelerin bu konuda yeterince aydınlatılmadığı, yargı mercilerinin ise uygulamaların dayanağını her olayda somut olarak değerlendirdiği görülüyor. Uygulamada yaşanan bir diğer sorun ise; mahkemeye başvurmak için genellikle aşının uygulanmasının beklenmesi, yani fiilen bir hak ihlali yaşanmasının gerekmesi. Oysa bu tür işlemler, potansiyel ihlal tehdidi içerse dahi önleyici nitelikte yargı denetimine konu olabilir.</p>
<p>Bu gibi durumlarda, hem idari hem anayasal başvuru yolları ile hak arama mümkündür. Ancak her somut olayın koşulları farklılık gösterebilir. Bu nedenle hukuki başvuru süreci başlamadan önce uzman bir avukata danışmak, doğru yöntemle hareket edilmesini sağlar.</p>
<h3>C.) Hangi Davalar Açılabilir?</h3>
<p>İdari yargı açısından değerlendirildiğinde, zorunlu aşı kararları idari işlem niteliğinde olup, bu işlemlerin yargısal denetimi İdare Mahkemeleri aracılığıyla mümkündür. Bu tür işlemlere karşı, işlemin öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde iptal davası açılabilir. Yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte açılan davalarda, yargı mercileri, öncelikle işlemin açıkça hukuka aykırı olup olmadığını ve telafisi güç zarar doğup doğmayacağını değerlendirir. Eğer aşı uygulaması, açık bir yasal düzenleme olmaksızın ve kişinin rızası dışında yapılıyorsa, mahkemeler yürütmenin durdurulması kararı verebilir. Ayrıca, zorunlu aşı nedeniyle fiziksel veya ruhsal zarara uğrayan kişiler, tam yargı davası yoluyla tazminat talebinde bulunabilirler. Ancak bu taleplerde, zararın oluştuğu ve aşıyla nedensellik ilişkisi arasında bağ bulunduğunun ispatı önemlidir.</p>
<p>Zorunlu aşı uygulamalarına karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılması da mümkündür. Başvuru için iç hukuk yollarının tüketilmesi ve başvurunun 30 gün içinde yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin bedensel bütünlük haklarına yönelik müdahalelerde özellikle açık yasal dayanak ve rıza koşullarına dikkat etmektedir. AİHM’e başvuru ise Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://dikelaw.com.tr/anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru/">bireysel başvuru</a>yu sonuçlandırmasının ardından 6 ay içinde mümkündür. AİHM, başvurularda kişisel mağduriyetin, müdahalenin ölçüsüzlüğünün ve iç hukuk yollarının tüketilmiş olmasının ispatını aramaktadır.</p>
<h3>D.) Kimler Başvurabilir ?</h3>
<p>Aşı yapılacak kişi reşit ve fiil ehliyetine sahipse kendisi, çocuklar için ise ebeveynleri dava açma hakkına sahiptir. Özgürlük hakkı, doğrudan kişisel bir hak olduğu için üçüncü kişilerin genel dava açma ehliyeti yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak, zorunlu aşı uygulamaları, bireyin temel hak ve özgürlükleri ile toplum sağlığı arasında kurulan hassas bir dengeye dayanmaktadır. Bu dengenin korunabilmesi için uygulamaların açık kanuni dayanakla desteklenmesi, rıza ilkesine uygun olması ve ölçülülük ilkesine riayet edilmesi şarttır. Yargı mercileri, bireyin özel hayatına ve bedensel bütünlüğüne yönelik müdahaleleri titizlikle değerlendirmekte ve kamu otoritelerinden şeffaf, hukuka uygun ve gerekçeli kararlar beklemektedir. Bu sebeple, zorunlu aşıya maruz kalan bireylerin, hak ihlali durumunda başvurabilecekleri çok sayıda hukuki yol bulunmaktadır. Ancak her somut olayın özellikleri farklı olabileceğinden, bireylerin uzman hukukçulardan destek almaları, haklarını etkin biçimde koruyabilmeleri açısından önemlidir.</p>
<h3>E.) Zorunlu Aşı Emsal Kararlar</h3>
<blockquote><p>Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru, B. 2014/4077, K.T. 29.06.2016</p>
<p>&#8220;VELAYET ALTINDA BULUNAN BAŞVURUCUYA ZORUNLU ÇOCUKLUK DÖNEMİ AŞILARININ UYGULANMASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ VARLIĞIN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ HAKKI İHLAL EDİLMİŞTİR</p>
<p>Özeti:<br />
A. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞU,<br />
B. 1. Zorunlu aşı uygulaması açısından Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLDİĞİ,<br />
2. Zorunlu topuk kanı uygulaması açısından Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİ,<br />
C. Kararın bir örneğinin zorunlu aşı uygulaması açısından maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. Çocuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİ,<br />
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİ,<br />
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılması, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASI,<br />
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİ Hakkında.&#8221;</p></blockquote>
<p><em>Bu makale Mihriban Beritan AYGÜN&#8217;ün katkılarıyla hazırlanmıştır. </em></p>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/">ZORUNLU AŞI UYGULAMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/zorunlu-asi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MALPRAKTİS DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 21:34:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Hatalı tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim hatası]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim ile hasta ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç hatası]]></category>
		<category><![CDATA[İleriye dönük tedavi giderleri]]></category>
		<category><![CDATA[malpraktis]]></category>
		<category><![CDATA[Malpraktis davası]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[Mihriban Beritan AYGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık hatası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık hatası tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbbi ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[Vekalet sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2410</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) MALPRAKTİS DAVASI NEDİR? Malpraktis davası, sağlık profesyonellerine karşı açılan ve bir sağlık hatasının veya ihmalinin, hastanın zararına yol açtığını ispat etmeye yönelik bir davadır. Bu davalar, genellikle kişinin sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakacak sonuçlar doğurmuşsa, mağduriyetin tazmin edilmesini hedefler. A-) Malpraktis Türleri Malpraktis davaları, sağlık profesyonelinin hatalı davranışına bağlı olarak farklı kategorilere ayrılabilir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">MALPRAKTİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">I-) <strong>MALPRAKTİS DAVASI NEDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davası, sağlık profesyonellerine karşı açılan ve bir sağlık hatasının veya ihmalinin, hastanın zararına yol açtığını ispat etmeye yönelik bir davadır. Bu davalar, genellikle kişinin sağlığı üzerinde kalıcı etkiler bırakacak sonuçlar doğurmuşsa,</p>



<p class="wp-block-paragraph">mağduriyetin tazmin edilmesini hedefler.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) Malpraktis <strong>Türleri</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davaları, sağlık profesyonelinin hatalı davranışına bağlı olarak farklı kategorilere ayrılabilir. Bu tür davaların en yaygın türleri şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Hatalı Tedavi (Misdiagnosis):</strong> Sağlık çalışanının yanlış teşhis koyması ve buna bağlı olarak yanlış tedavi uygulanması.</li>



<li><strong>Cerrahi Hatalar:</strong> Ameliyat sırasında yapılan hatalar, örneğin yanlış bölgeye müdahale etme veya cerrahi prosedürlerde dikkatsizlik.</li>



<li><strong>İlaç Hataları:</strong> Yanlış ilaç verilmesi ya da ilaç dozajı hataları, hastanın sağlık durumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.</li>



<li><strong>Doğum Hataları:</strong> Doğum sırasında yapılan yanlış müdahaleler hem anne hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atabilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava türü doğrudan tek bir kanunda düzenlenmiş bir dava türü değildir. Malpraktis davaları hem medeni hukuk hem de ceza hukuku açısından farklı düzenlemelere tabidir. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf">Türk Borçlar Kanunu</a>, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.5237.pdf">Türk Ceza Kanunu</a>, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu</a> ve sağlıkla ilgili diğer düzenlemeler, malpraktis nedeniyle açılacak davalarda temel hukuki çerçeveyi oluşturur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Vekalet Sözleşmesinin Özel ve Kamu Hastanelerine Göre Farklılıkları</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hekim ve hasta arasındaki ilişki, çeşitli hukuki görüşlere göre farklı şekillerde nitelendirilebilmektedir, ancak baskın görüş, bu ilişkinin “vekalet sözleşmesi” olduğu yönündedir. Yargıtay’ın yerleşik kararları da bu doğrultudadır. Dolayısıyla, tedavi sırasında hekim hatası nedeniyle zarar gören hastanın açacağı tazminat davasında, sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanacaktır. Ancak, burada hastanenin türüne göre bir ayrım yapmanın önemi bulunmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer hastanın başvurduğu sağlık kurumu özel bir hastane ise, hasta ile hastane arasında bir “hasta kabul sözleşmesi” kurulmuş olacaktır. Bu sözleşme, hastanın tedavi için hastaneye kabul edilmesiyle birlikte geçerlilik kazanır. Özel hastanelerde hekim, kendi adına değil, hastane adına tedavi hizmeti sunar ve bu durumda hekim, Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 116’ya göre yardımcı kişi konumunda yer alır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan, hastanın başvurduğu sağlık kurumu bir kamu hastanesi ise, hasta ile hastane arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi söz konusu değildir. Kamu hastanelerinde tedavi gören bir hasta, kamu görevlisi olan hekim tarafından tedavi edilir, ancak burada hasta ile hekim arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi kurulmamakta, bu durum bir “kamu hizmetinden yararlanma” şeklinde değerlendirilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bazı özel durumlarda ise hekim ile hasta arasındaki ilişkiye, Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri uygulanabilir. Özellikle estetik tedavi gibi özel tıbbi hizmetler söz konusu olduğunda, bu ilişki eser sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davaları, sağlık profesyonellerinin ve hastaların haklarının belirlenmesinde oldukça karmaşık olabilir. Her dava özgül koşullar ve olaylara dayandığından, zararın boyutunun ve hekimin kusurunun titizlikle incelenmesi gerekir. Bu sebeple, malpraktis davalarında deneyimli bir avukattan hukuki destek almak her zaman en doğru adım olacaktır. Profesyonel bir avukat, davanın seyrini belirleyebilir ve en güçlü hukuki stratejiyi geliştirebilir, böylece tazminat talebinde bulunmak için en etkili yolları bulabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II-) <strong>MALPRAKTİS DAVASI USUL ŞARTLARI NELERDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davası açabilmek için belirli usul şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Bu şartlar davanın doğru ve yerinde açılmasını sağlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) <strong>Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında yetkili mahkeme, esasen davanın açıldığı yerin mahkemesi olmalıdır. Ancak, eğer davacı, malpraktis sonucu zarar gören hasta, bir başka şehirde yaşıyor ancak hizmeti başka bir şehirde alıyorsa, hastanın ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında görevli mahkemeler genellikle Tüketici Mahkemeleri ve İdare Mahkemeleri olsa da tıbbi müdahalede bulunan hekim ile hasta arasındaki ilişkinin hukuki niteliğine göre görevli mahkemeler değişmektedir. Bu sebeple özel durumlar ve farklı yasal düzenlemeler de söz konusu olabileceğinden bu hususa dikkat etmek gerekir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Davayı Kimler Açabilir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davasını, genellikle hasta veya hasta yakınları açabilir. Eğer hasta vefat etmişse, mirasçıları dava açma hakkına sahiptir. Ayrıca, hastanın sağlık hizmeti aldığı kurum (hastane, klinik) da, sağlık profesyonelinin hizmeti ile ilgili malpraktis iddialarını araştırabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">C-) <strong>Süre Şartı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://dikelaw.com.tr/idari-yargida-dava-acma-sureleri/">İdare mahkemesinde dava</a> açmadan önce, zararın ve hekim hatasının öğrenilmesini takiben 1 yıl ve her halde 5 yıl içinde ilgili idareye tazminat talebi içeren yazılı başvuruda bulunulması gerekir. Özel hastane veya doktorlara karşı haksız fiil nedeniyle açılacak doktor hatası davaları, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesini takiben 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmesiyle birlikte zamanaşımına uğrar. Fakat tazminat hakkı, ceza hukuku düzenlemelerince daha uzun bir zamanaşımı süresi gerektiren bir cezaya neden olan fiilden doğmuşsa, zamanaşımı süresi belirlenirken ceza hukuku hükümleri esas alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III-) <strong>MALPRAKTİS DAVASINDA ESASA İLİŞKİN HUSUSLAR</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Malpraktis davalarında esas, zararın tazmin edilmesi ve hatalı sağlık hizmetinin sorumluluğunun belirlenmesidir. Bu aşamada, dava konusu olan sağlık hatasının ispatı ve tazminat talepleri öne çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İspat konusu, malpraktis davalarının en kritik noktalarından biridir. İspat yükü̈ davacının üzerinde olsa da, uzmanlık alanına giren bir mesele olduğu için, konuya dair detaylı bir araştırma ve uzman görüşü gereklidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Neler Talep Edilebilir</strong>?</h3>



<ol style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li><strong>Tazminat Talebi:</strong> Uğranılan zararın tazmin edilmesi amaçlanır. Bu tazminat, maddi (sağlık giderleri, iş gücü̈ kaybı vb.) ve manevi (acılar, sıkıntılar, psikolojik etkiler) olabilir.</li>



<li><strong>Tedavi ve İyileşme Giderleri:</strong> Hastanın tedavi sürecine dair harcamalar da tazminat taleplerine dahil edilebilir. Bu, hastanın sağlık sorunlarının tedavisi için yapılan masrafların karşılanmasını sağlar.</li>



<li><strong>Manevi Tazminat:</strong> Hasta ya da yakınları, yaşadıkları psikolojik, ruhsal ve bedensel acı nedeniyle manevi tazminat talep edebilir. Bu tür tazminatlar, mağduriyetin derecesine ve sağlık sorunlarının ağırlığına göre belirlenir.</li>



<li><strong>İleriye Dönük Giderler:</strong> Eğer sağlık sorunları kalıcıysa ve hastanın ilerleyen dönemde ek tedavi gerektirecekse, bu giderler de talep edilebilir.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading">Malpraktis <strong>Davası Sonucunda Hangi İhtimaller Söz Konusu</strong>dur?</h3>



<ol style="list-style-type:upper-alpha" class="wp-block-list">
<li><strong>Davanın Reddi:</strong> Eğer sağlık hizmeti sağlayıcısı hatalı olmadığına dair savunmalar sunarsa veya ispatlanabilir bir ihmal ya da hata söz konusu değilse, dava reddedilebilir.</li>



<li><strong>Tazminat Ödemesi:</strong> Eğer malpraktis iddiaları ispatlanırsa, sağlık hizmeti sağlayıcısı veya sağlık kurumu, hastaya tazminat ödemekle yükümlü̈ olabilir.</li>



<li><strong>Sağlık Hizmetinin İyileştirilmesi:</strong> Bazen davalar sonucunda, sağlık hizmeti sağlayıcıları, hata veya ihmalin tekrarlanmaması için eğitimler veya uygulama değişiklikleri yapabilir.</li>



<li><strong>Cezaî Sorumluluk:</strong> Malpraktis davalarında, sağlık profesyonelinin sorumluluğu yalnızca tazminat ile sınırlı kalmaz. Eğer ihmal veya hata ciddi boyutlara ulaşırsa, cezaî işlem yapılabilir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading">IV-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><a href="https://legalbank.net/belge/y-13-hd-e-2016-27901-k-2019-5767-t-06-05-2019-tibbi-malpraktis-nedeniyle-acilan-maddi-manevi-tazmina/3412050/malpraktis+davas%c4%b1+" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/27901, K. 2019/5767, 06.05.2019</strong></a></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“&#8230;Davacı, 12/09/2011 tarihinde sol ayak tabanında ve eklemlerindeki şidetli ağrılar sebebiyle fizik tedavi uzmanı davalı Dr. &#8230;&#8217;a muayene olduğunu, muayene sonrası eklem yerlerinde kireçlenme ve taban düşmesi olduğunun tespit edildiğini, davalının kireçlenme için ilaç yazdığını, taban düşmesi içinse tabanlık ve fizik tedavi uygulanmasını önerdiğini, ancak sağlık personeli davalı &#8230; tarafından yapılan fizik tedavi uygulaması sonrasında topuğunun yandığını, …. bunun üzerine 20/10/2011 tarihinde kasığından alının deri parçasının topuğuna yamalandığını (doku grefti), ameliyattan sonra 20 gün post-op tedavinin sürdüğünü, … 6 ay daha ayağının üstüne basmaması gerektiğinin belirtildiğini, hatalı tıbbı uygulama öncesinde bir şirkette grafiker asistanı olarak çalıştığını, olaydan sonra işe taksiyle gidip gelmek zorunda kaldığını… kariyerinin etkilendiğini, ve kazanç kaybının olduğunu, davalı doktorun yanlış tedavi önerdiği için davalı &#8230;&#8217;in ise tedaviyi hatalı uyguladığı için sorumlu olduğunu, hastanenin ise istihdam edenini sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek şimdilik yapılan harcamalar karşılığı …. TL maddi tazminatın çektiği acıların karşılığı olarak da ….. TL manevi tazminatın ..</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, …. TL maddi …. TL manevi tazminatın …. faiziyle birilikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmiş&#8230;”</em></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading"><a href="https://legalbank.net/belge/y-3-hd-e-2023-2982-k-2024-3055-t-14-10-2024/5526112/malpraktis" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2982, K. 2024/3055, 14.10.2024</strong></a></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“…İlk Derece Mahkemesince hastaya konulan teşhis nedeniyle beyin kanamasından kaynaklı operasyonun 27.10.2011 tarihinde gerçekleştirildiği, davanın açıldığı 22.12.2021 tarih itibariyle vekalet sözleşmesi hükümleri uyarınca uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>VI. KARAR</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Açıklanan sebeplerle;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>1. Davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>3. Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi</em>…”</p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Aytekin AKTAŞ &amp; Mihriban Beritan AYGÜN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/malpraktis/">MALPRAKTİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/malpraktis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
