YÜZER GÜNEŞ SANTRALLERİNİN HUKUKİ İNCELEMESİ
Yenilenebilir enerji yatırımları her geçen gün çeşitlenmekte ve gelişmektedir. Yüzer güneş santralleri de, yenilenebilir enerji üretiminde klasik kara tipi güneş enerjisi yatırımlarının yanında alternatif bir çözüm olarak giderek önem kazanmaktadır. Baraj, gölet ve diğer su yüzeyleri üzerine kurulan bu sistemler; hem enerji verimliliği hem de mevcut alanların etkin kullanımı bakımından önemli avantajlar sunmaktadır. Türkiye’deki baraj ve göl yüzeylerinin, Yüzer GES’ler bakımında çok büyük kurulu güç potansiyeli bulunmaktadır.
Bununla birlikte; su alanlarının hukuki statüsü, kamu malı niteliği, enerji mevzuatı kapsamındaki izin ve lisans prosedürleri bu alternatif modelin yalnızca teknik değil aynı zamanda kapsamlı bir hukuki zeminde değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu çerçevede yüzer güneş santrallerinin hukuki boyutlandırılması; enerji mevzuatı, idari izin süreçleri ve çevre hukuku ekseni etrafında analiz yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, söz konusu yatırım modelinin Türk hukuk sistemi içerisindeki yerini ana hatlarıyla ortaya koymayı amaçlamaktadır.
I- Yüzer Güneş Santrali Nedir?
Yüzer güneş santralleri, güneş panellerinin baraj, gölet ve rezervuar ( kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere; denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göller ve önlisans veya lisans sahibi tüzel kişiler tarafından rezervuarlı veya regülatörlü hidroelektrik üretim tesislerinin santral sahaları ) gibi su yüzeyleri üzerine kurulan yüzer platformlar aracılığıyla konumlandırılması suretiyle elektrik enerjisi üreten sistemlerdir. Bu modelde paneller, su yüzeyine sabitlenen taşıyıcı yapılar üzerinde yer alır. Üretilen enerji ise iletim hatları aracılığıyla karaya aktarılarak şebekeye bağlanmaktadır.
Arazi ihtiyacını azaltmaları, mevcut su alanlarının değerlendirilmesi ve suyun soğutucu etkisi sayesinde verimliliğe katkı sağlamaktadır. Bu nedenle son yıllarda dikkat çekmektedir. Bu santraller hukuki açıdan da özellikli bir yatırım modelidir.
II- Yüzer Güneş Santrallerinin Avantajları Nelerdir?
- Arazi ihtiyacını azaltır. Su yüzeyi kullanıldığı için kara alanını işgal etmez.-Tarım alanlarını korur.
- Su yüzeyinin doğal soğutucu etkisiyle paneller aşırı ısınmaz. Bu nedenle verimlilik artar.
- Su yüzeylerinin kısmen gölgelenmesinden dolayı buharlaşmayı ve suda alg oluşumunu azaltma potansiyeli vardır. Güneş enerjisi ve hidroelektrik enerji üretimi entegrasyonu sayesinde baraj göllerindeki buharlaşma kayıpları azaltılabilir.
- Mevcut hidroelektrik santrallerle birlikte çalışabilir.
- ( birlikte çalışması hedeflenmiştir. Hidroelektrik baraj rezervuarlarında mevsimsel üretim dengesizliğinin GES ile tamamlanması sağlanabilir.)
- Doğaya verilen zarar azalır. Arazi tahribatını, ağaç kesimini minimum düzeye indirir.
- Baraj gölünde mevcut HES ile aynı altyapı paylaşılarak, şebeke entegrasyonu kolaylaştırıp bağlantı maliyetini düşürebilir. Birçok göl ve baraj enerji alt yapısına yakın olduğu için bağlantı maliyetlerini düşürür.
- Kurulumu hızlı ve modüler yapıdadır.
Tüm bu yönleriyle yüzer GES’ler, yenilenebilir enerji yatırımları içinde stratejik bir alternatif olarak değerlendirilmektedir.
III- Türkiye’de Yüzer Güneş Santrallerinin Tabi Olduğu Mevzuat
Türkiye’de yüzer güneş santralleri yalnızca bir düzenlemeye tabi değildir. Enerji, su ve çevre hukukunu ilgilendiren kapsamlı bir mevzuata tabidir. Bu mevzuatlar şu şekildedir:
- Yüzer Güneş Enerji Santralleri Kurulmasında Su Yüzeyi Kullanımına ve Kiralanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
- 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu: Lisanslı ve lisanssız üretim ayrımına tabidir. Projeye göre değişkenlik gösterir.
- Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Yönetmeliği
- 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunu (YEKDEM)
- İdare Hukuku : Devlet Su İşleri (DSİ) izin ve tahsis süreci : Su yüzeyleri kamu malı sayıldığı için enerji üretimi amacı ile kullanımı idarenin iznine bağlıdır. Kullanım süresi, yüzeyin kiralanması, kurumsal izinler gibi durumlar genel idari çerçevede belirlenir. Kamuya ait alanlarda yatırım yapılması, idari sözleşme ve izin mekanizmalarını gündeme getirir.
- 2872 sayılı Çevre Kanunu
- Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği: Projenin yapılacağı alan ve proje kapasitesine göre ÇED süreci işleyebilir. Suyun kalitesi ve ekosisteme olan etkilerden dolayı bu yönetmeliğe başvurulur.
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu m.6
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 168
- Türk Medeni Kanunu m. 715
IV- Su Yüzeylerinin Hukuki Statüsü
Su yüzeyleri; denizler, göller, akarsular ve kıyı alanları bakımından Türk hukukunda kamu malı niteliğinde olup devletin hükmü altındadır.
Yüzer güneş enerjisi santrallerinin (Floating PV) hukuki açıdan en kritik boyutu, tesisin kurulacağı su yüzeyinin statüsüdür. Türk hukukunda su yüzeyleri kural olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu mallarıdır. Bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 168 ve Türk Medeni Kanunu m. 715 uyarınca denizler, göller ve akarsular özel mülkiyete konu edilemez; ancak idari tasarrufla kullanım hakkı tanınabilir.
Baraj ve birçok iç su kaynağının idaresi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından yürütüldüğünden, yatırımcıların temel muhatabı DSİ’dir. Bu nedenle yüzer GES projelerinde süreç, mülkiyet devri değil, idari tahsis ve kullanım izni esasına dayanır. Kıyı Kanunu kapsamındaki alanlar, taşkın kontrol barajları, 0,5 km²’den küçük rezervuarlar ve korunan alanlarda (tabiat parkı, yaban hayatı sahası vb.) yüzer GES kurulamaz.
A- İdari Tahsis ve Kullanım İzni
Yatırımcı öncelikle ilgili su alanı için DSİ’den idari tahsis veya kullanım izni almak zorundadır. Bu izin:
-
Su yüzeyinin belirli bir kısmının proje amacıyla kullanımına,
-
Belirli bir süreyle ve belirli teknik şartlarla,
-
Kamu yararı ve su güvenliği gözetilerek
verilir. Bu aşamada teknik uygunluk, su kotu değişimleri, baraj işletme güvenliği, taşkın rejimi ve çevresel etkiler değerlendirilir. Buna istinaden yatırımcının, idari izin başvurusunu tamamlamadan önce; hazırlamış olduğu başvuru dosyası ve fizibilite raporu ile ÇED raporu da alması gerekebilir. 5 Mart 2026 tarihli 33187 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yüzer GES projeleri için özel eşik değerler getirilmiştir. Buna göre proje alanı 2 hektar ve üzerinde olan yüzer GES’ler Ek-1 kapsamına alınmış; bu projeler bakımından ÇED raporu hazırlanması ve yatırıma başlanmadan önce “ÇED Olumlu” kararı alınması zorunlu hâle gelmiştir.
B- DSİ ile Sözleşme İlişkisi
İdari izin sonrasında yatırımcı ile DSİ arasında bir kullanım/tahsis sözleşmesi imzalanır. Bu sözleşme klasik özel hukuk kira sözleşmesi niteliğinde olmayıp, kamu gücü unsuru barındıran idari sözleşme karakteri taşır. Dolayısıyla sözleşme hükümleri yatırımcı açısından yüksek önem arz eder. Özellikle şu hususlar dikkatle düzenlenmelidir:
-
1- Süre ve Sürenin Sona Ermesi
Tahsis süresi açıkça belirlenmeli; sürenin sonunda kullanımın kendiliğinden sona erip ermeyeceği ve uzatma şartları netleştirilmelidir. İdarenin kamu yararı gerekçesiyle tek taraflı fesih yetkisi varsa, kapsamı ve şartları açıkça düzenlenmelidir. Kamu malı niteliği nedeniyle bu müdahale yetkisi yatırım açısından önemli bir risk unsurudur.
-
2- Tesisin Kaldırılması
Sözleşmede süre sonunda tesisin tamamen kaldırılması yükümlülüğü açıkça düzenlenmelidir. Söküm masraflarının kime ait olacağı, su alanının eski hâline getirilmesi sorumluluğu ve buna ilişkin teminat mekanizmaları net olmalıdır.
-
3- Sorumluluk Rejimi





Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!