12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA IBAN DOLANDIRICILIĞI
Kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” olarak adlandırılan durum; kişilerin banka hesaplarını yalnızca para transferi yapılacağı düşüncesiyle üçüncü kişilerin kullanımına bırakmaları ve söz konusu hesapların suç teşkil eden eylemlerde kullanılması sonucunda, hesap sahiplerinin dolandırıcılık soruşturmalarında şüpheli konumuna gelmesine yol açan yaygın bir sorun hâline gelmiştir.
TCK m. 157’ye göre dolandırıcılık; hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve onun veya başkasının zararına haksız yarar sağlanmasıdır. Suçtan elde edilen paranın kullandırılan hesaba aktarılması, bu hesaptan çekilmesi veya başka hesaplara gönderilmesi, hesap sahibinin suça iştirak ettiği iddiasını gündeme getirir. 7589 sayılı Kanun değişikliği ile TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, haksız menfaat sağlama amacıyla hareket eden kişinin suça katkısının yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.
Yeni Düzenlemenin Kapsamı
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m. 158’e aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakın, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Yeni hüküm hem TCK m. 157’deki basit dolandırıcılık ile m. 158’deki nitelikli dolandırıcılık bakımından uygulanacaktır. Kapsama banka hesaplarının yanı sıra kredi ve banka kartları, aracı kurum hesapları, elektronik ödeme hesapları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da dâhildir.
İndirim Hükmünün Uygulanma Şartları
Cezanın yarı oranında indirilebilmesi için öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna kasten iştirak ettiğinin sabit olması gerekir. Bunun yanında iştirak teşkil eden katkının, hesap veya ödeme aracını yahut bunların kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı kalması gerekmektedir. Mağdurun zararının giderilmesi hâlinde, koşulları mevcutsa TCK m. 168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri ayrıca uygulanabilir.
Devam Eden Dosyalarda Uygulama
Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olup; derdest olan tüm soruşturma ve kovuşturma dosyalarında, kişinin suça konu olan fiillerinin TCK m. 158/4 kapsamında kalıp kalmadığı doğrudan değerlendirme kapsamına alınacaktır.
Değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce hüküm verilmiş ve dosya bölge adliye mahkemesinde kanun yolu incelemesinde bulunuyorsa, yeni hükmün uygulanabileceği sanık bakımından karar bozularak dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilecektir.
Kesinleşmiş Dosyalarda Etkin Pişmanlık Uygulaması
Etkin pişmanlık, dolandırıcılık suçu tamamlandıktan sonra mağdurun uğradığı zararın giderilmesini cezada indirim yapılmasını sağlayan bir düzenlemedir. TCK m. 168/2 uyarınca bu imkândan, kural olarak, kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce yararlanılabilir ve ceza yarısına kadar indirilebilir. Hüküm kesinleştikten sonra yapılan ödeme ise normal şartlarda etkin pişmanlık indirimi sağlamamaktadır.
7589 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin yedinci fıkrası, bu kurala sınırlı ve istisnai bir düzenleme getirmiştir. Buna göre;
- Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m. 157 veya 158 uyarınca hakkında hüküm verilmiş olması,
- Dosyanın infaz aşamasında bulunması,
- Önceki hükümde TCK m. 168’in uygulanmamış olması,
- Hükümlünün fiilinin yeni TCK m. 158/4 kapsamında, yani suça katkısının hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalması,
şartlarını taşıyan hükümlü, mahkemece yapılacak ihtarın tebliğinden itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilir. Ödeme taahhüdü veya kısmi tazmin yeterli olmayıp hükme konu zararın tamamının giderilmesi zorunludur.
Altı aylık sürenin tanınması infazı kendiliğinden durdurmamaktadır. Mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilmeyecektir. Zararın tamamen karşılanmasının ardından, lehe düzenlemelerin uygulanması ve yeni cezanın belirlenmesi mahkemeden talep edilebilir.
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.
Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453




Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!