<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ceren EKİCİ</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/author/ceren-ekici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/ceren-ekici/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 08:41:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Ceren EKİCİ</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/ceren-ekici/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2025 15:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[ecrimisil]]></category>
		<category><![CDATA[haksız işgal]]></category>
		<category><![CDATA[illiyet bağı]]></category>
		<category><![CDATA[kötüniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Malik]]></category>
		<category><![CDATA[tarla işgali]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2652</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. ECRİMİSİL NEDİR ? Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. ECRİMİSİL NEDİR ?</strong></p>
<p>Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Ecrimisil, yalnızca taşınmaz mallara özgü olmayıp hukuki ve fiili niteliklerine göre taşınır mallar için de söz konusu olabilir. Ancak uygulamada genellikle taşınmazlar bakımından gündeme gelmektedir. Yasal bir düzenlemeye doğrudan konu olmamasına rağmen, ecrimisil kavramı; Türk Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve özellikle Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmiştir.</p>
<p>Yargıtay, ecrimisili esasen bir haksız fiil temeline dayandırmakta ve kötüniyetli zilyedin, iade yükümlülüğü kapsamında mülkiyet sahibine zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Bu bağlamda ecrimisil, malikin uğradığı fiili zarar ile yoksun kaldığı kazançların karşılığıdır.</p>
<p><strong>II. ECRİMİSİL DAVASININ ŞARTLARI</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında tazminat talep edebilmek için dört şart gerekmektedir. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Haksız bir işgalin varlığı</li>
<li>İşgal edenin kötüniyetli olması</li>
<li>İşgal nedeniyle bir zararın meydana gelmesi</li>
<li>Zarar ve haksız işgal arasında bir illiyet bağı olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>A. Haksız İşgal Mevcudiyeti</strong></p>
<p>Haksız işgal, bir kişinin hukuki bir dayanağı olmaksızın başkasına ait bir malı kullanmasıdır. Bu kullanım, mal üzerinde fiili hâkimiyet kurulmasıyla ortaya çıkar. Zilyetliğin varlığı, kişinin malı fiilen kullanıp kullanmadığına göre belirlenir. Mülkiyet hakkına sahip olmayan bir kişinin zilyetliği, hukuka uygun bir sebebe dayanmıyorsa haksız kabul edilir.</p>
<p>Haksız işgal, yalnızca üçüncü kişiler tarafından değil, aynı zamanda mirasçılar, paydaşlar veya elbirliği mülkiyetindeki diğer ortaklar tarafından da gerçekleştirilebilir. Önemli olan, kullanımın hakka dayanmaması ve malik tarafından açıkça onaylanmamış olmasıdır.</p>
<p><strong>B. İşgal Edenin Kötüniyetli Olması</strong></p>
<p>Ecrimisil sebebiyle tazminat talep edilebilmesi için haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli olması gerekmektedir. Haksız işgalde bulunan kişinin herhangi bir hakka dayanmadan söz konusu malı işgal ettiğinin bilincinde olması gerekmektedir.</p>
<p>Haksız işgalde bulunan kişinin malın haksız olarak kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olmaması durumda kötüniyetten bahsedilemez. Bir diğer deyişle haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli kabul edilebilmesi için malı haksız bir biçimde kullandığının farkında olmalıdır ve bu ecrimisil davasının şartlarından biridir.</p>
<p>Zilyetlik süresinde kötüniyetli haksız zilyet iyiniyetli zilyet durumuna gelebileceği gibi kötüniyetli zilyet de iyi niyetli zilyet durumuna dönüşebilir. Bu durumda kötüniyetli zilyet dönemi ile ilgili ecrimisil tazminatı talep edilebilir.</p>
<p><strong>C. Haksız İşgal sebebiyle Meydana Bir Zarar Gelmiş Olması Gerekmektedir</strong></p>
<p>Ecrimisil bir diğer önemli şartı da işgal sebebiyle bir zarara uğratılmış olmasıdır. Zarar şekli çeşitlilik göstermekle beraber temel olarak üçe ayırabiliriz. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Malın kullanımı sebebiyle oluşan olağan yıpranmalar</li>
<li>Malın salt olarak kullanımı sebebiyle meydana gelen zararlar</li>
<li>Mal sahibinin mahrum kaldığı kar nedeniyle uğramış olduğu zarar</li>
</ul>
<p>Zararın oluşup oluşmadığı da hak sahibinin yararlanma niyetine göre değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>D. Zarar ile Haksız İşgal Arasında İlliyet Bağının Bulunması</strong></p>
<p>Ecrimisil, haksız fiil niteliğinde bir tazminat türü olduğundan, zarar ile haksız işgal arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Ortaya çıkan zarar, doğrudan haksız işgalin sonucu olmalıdır. Bu bağ kurulamadığı durumda ecrimisil talebi reddedilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>III. ECRİMİSİL DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, haksız işgale maruz kalan ve mal üzerinde hak sahibi olan kişi tarafından açılabilir. Paydaşlık durumlarına göre şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>
<p><strong>A. Paylı Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Paydaşlardan biri veya birkaçı taşınmazı tek taraflı olarak kullanıyorsa, diğer paydaşlar haksız işgale uğramış sayılır ve ecrimisil talebinde bulunabilir. Ayrıca paydaş olmayan üçüncü kişilere karşı da bu dava açılabilir.</p>
<p><strong>B. Elbirliği Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan biri diğer ortakların rızası olmaksızın malı kullanıyorsa, diğer ortaklar ecrimisil talep edebilir. Yine üçüncü kişilere karşı da aynı şekilde dava açılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>IV. ECRİMİSİL DAVASINDA ZAMANAŞIMI</strong></p>
<p>Ecrimisil talepleri, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na</a> göre zamanaşımına tabidir. Bu süre, zararın ve zilyedin öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. Süresi içinde talep edilmeyen ecrimisil hakları zamanaşımına uğrar.</p>
<p>Geriye doğru ecrimisil talep etme söz konusu olduğunda; bu talep ancak en fazla 5 yıl geriye doğru olacak şekilde istenebilir. Çünkü 5 yıldan daha geriye doğru bir süreyi kapsayan talepler zamanaşımı engeli ile karşılaşacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>V. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>A. Görevli Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.</p>
<p><strong>B. Yetkili Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil tazminatı davasına bakmaya yetkili mahkeme ise, genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ecrimisil tazminatı davası, taşınmazlar açısından malın aynına ilişkin bir dava değildir. Bu nedenle ecrimisil tazminatı davası genel yetkili mahkemede görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VI. SONUÇ</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının fiili ihlallerine karşı başvurulan etkili bir hukuki yoldur. Yasal dayanağı doğrudan olmasa da, Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş olan bu tazminat türü, özellikle taşınmazlar açısından önem arz etmektedir. Haksız işgalin, kötü niyetin ve zararın ispatı hâlinde, malik uğradığı kayıpları bu dava ile telafi etme imkânına sahiptir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VII. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. T.24.10.2017 E.2017/997 K. 2017/1126</em></strong></p>
<p><strong><em>“</em></strong><em>6098 sayılı Borçlar Kanunun 310/1. Maddesine göre; kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Söz konusu düzenleme, kiracıyı korumak amacıyla getirilmiş olup, eski malikle kiracı arasındaki anlaşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kurala göre, kiralanan iktisabıyla, kira ilişkisi kiracı ve yeni malik arasında varlığını devam ettirecektir. Bu düzenleme doktrinde “SATIM KİRAYI BOZMAZ” ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla davalının dava konusu taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesine istinaden kullanması durumunda haksız işgalden söz edilemez. Bir başka deyişle ortada hukuken geçerli bir kira ilişkisi bulunduğu durumlarda ecrimisil isteminin reddi gerekir.” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="https://www.yargitay.gov.tr/"><strong>Yargıtay</strong></a><strong> Hukuk Genel Kurulu 2020/720 E., 2021/802 K. </strong></p>
<p>&#8220;<em>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargısal uygulamada kullanımın aslî veya fer&#8217;i ya da dolaylı ve dolaysız biçimde gerçekleşmesinin mülkiyet hakkının korunmasında engel teşkil etmediği gibi, ecrimisil getirebilecek bir taşınmazda sürekli kullanım ve uzun süreli bir işgal iradesi ile tasarruf ve yararlanma hâlinin de ecrimisil tayini için yeterli olduğu, dosya kapsamında davacı tanığı &#8230;&#8217;ın ifadesinde dolgu ve düzeltmenin davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, davalı işletmesine gelen araçların park edebileceği davalıya ait bir alanın bulunmadığı, müşterilerinin araçlarını başkasının taşınmazındaki bir alana park ettiğinin davalı tarafından bilinmediğinin kabul edilemeyeceği, bu konuda mülkiyet hakkı sahibinden değil karşı yanın gerekli dikkat ve özeni göstermesi, hakkı olmadığını belirlediği anda da bu yerden elini çekmesinin beklendiği, yasal düzenlemeler, yargısal uygulama ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davacının taşınmazına haksız olarak el attığı ve bu nedenle ecrimisille sorumlu tutulması gerektiğinden yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu, ecrimisil miktarının denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</em>&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. 24.10.2017, E.2017/997, K.2017/1126<br />
</em></strong><em>“&#8230;Kiracının malı geçerli bir kira sözleşmesine dayanarak kullanması hâlinde, haksız işgalden söz edilemez. ‘Satım kirayı bozmaz’ ilkesi uyarınca, mülkiyet el değiştirse bile kiracının hakkı devam eder&#8230;”<br />
</em><br />
<strong><em>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/720 E., 2021/802 K.<br />
</em></strong><em>“&#8230;Uzun süreli fiili kullanım ve tasarruf, mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelir. Davalının, başka bir kişiye ait taşınmazı park alanı olarak kullandığını bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle ecrimisil talebi yerindedir&#8230;”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2025 13:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[alacaklı]]></category>
		<category><![CDATA[borç]]></category>
		<category><![CDATA[borçlu]]></category>
		<category><![CDATA[menfitespit]]></category>
		<category><![CDATA[TEDBİR]]></category>
		<category><![CDATA[teminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2311</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) MENFİ TESPİT DAVASI Menfi tespit davası, iddia edilen bir borç ilişkisine karşın kişinin borçlu olmadığını kanıtlaması için mahkeme huzurunda bu tespitin yapılması davasıdır. Menfi tespit, bir hak ve hukuki ilişkinin mevcut olmadığının ortaya konulması için açılan bir dava türüdür. Bu dava türü Hukuk Muhakemeleri Kanunu 106. maddesi ve İcra İflas Kanununun 76. maddesinde düzenlenmiştir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir/">MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">I-) MENFİ TESPİT DAVASI</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Menfi tespit davası, iddia edilen bir borç ilişkisine karşın kişinin borçlu olmadığını kanıtlaması için mahkeme huzurunda bu tespitin yapılması davasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Menfi tespit, bir hak ve hukuki ilişkinin mevcut olmadığının ortaya konulması için açılan bir dava türüdür. Bu dava türü <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a> 106. maddesi ve <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/anasayfa/MevzuatFihristDetayIframe?MevzuatTur=1&amp;MevzuatNo=2004&amp;MevzuatTertip=3">İcra İflas Kanununun</a> 76. maddesinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Borçlu icra takibi başlatılmadan veya başlatıldıktan sonra zamanaşımı süresine tabii olmaksızın bu dava yoluna başvurabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İcra takibi başlatılmadan önce alacaklı tarafından borçluya  karşı senede ve belgeye dayalı olarak  alacak talebinde bulunması halinde borçlunun, borçlu olmadığını tespit ettirmesi ve borçtan bu dava yolu ile kurtulması mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu dava yoluna başvurulabilmesi için borcun gerçek dışı olması, borcun ileri sürüldüğü belgelerin sahte olması, borcun ödenmiş olmasına karşın alacaklı tarafından kötü niyetli olarak alacak talepte bulunulması gibi olguların var olması aranır. Örneğin kişinin imza atmadığı bir belgeye ilişkin alacak talebinde bulunan alacaklıya karşı, borçlu tarafından icra takibi başlatılmadan önce menfi tespit davası açabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Borçlu, icra takibinden önce menfi tespit davası açması halinde alacaklının icra takibini durdurması için alacağın %15’i oranında teminat yatırarak açılacak olan icra takibin durdurulmasını sağlayabilir. İhtiyati tedbir talebi ve yatırılan teminat bedeli üzerine mahkemece açılacak olan takibin, menfi tespit davası sonuçlanana kadar durmasına karar verilebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir diğer menfi tespit davası yolu ise icra takibi başlatıldıktan sonra  açılması halidir. Borçluya tebliğ edilen icra takibine yönelik olarak menfi tespit davası açılması mümkündür. Borca itiraz edildiğinde takip durmuş olduğundan menfi tespit davası açılamamaktadır. Ödeme borcuna itiraz edilmemesi halinde hukuki yarar bulunması ve üzerine menfi tespit davası açılması mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Menfi tespit davasının açılması ile icra takibi re’sen durdurulmaz ancak sayılı hallerde icra takibi durdurulabilir. Şöyle ki; icra takibine konu borç miktarının tamamının icra dosyasına depo edilmesi ve alacağın %15’i oranında teminat yatırılması halinde icra takibi durmaktadır. Dosya haciz ve satış aşamasında ise dosya borcu ve teminat yatırıldığı halde satış durdurulur ve hacizler kaldırılır. İhtiyati tedbir talebinin bulunmaması halinde açılan icra takibindeki işlemler devam etmekte olup satış ve haciz işlemleri de durdurulmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava açılmadan önce dikkat edilmesi gereken en önemli husus davayı açan tarafın davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ispat edilmesidir. HMK 114/h maddesinde düzenlenen ve dava şartı olan hukuki yararın, davayı açan taraf adına bulunmaması üzerine mahkemece davanın usulden reddine karar verilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II-) <strong>YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Menfi tespit davasında yetkili mahkeme, İcra İflas Kanunu madde 76 gereğince; takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olabileceği gibi, dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak alacağın niteliğine göre görevli mahkeme değişkenlik göstermektedir. Dava açılmadan önce bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III-) <strong>AÇILAN DAVA SONUCUNDA</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) DAVANIN KABULÜ </strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kişi borçlu bulunmadığı bir parayı ödemekten kurtulmaktadır. Alacaklı haksız ve kötü niyetli olması halinde belirtilen borç miktarının %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Ancak tazminata hükmedilmesi için alacaklının haksız ve kötü niyetli olma şartı aranmaktadır. Borçlu adına icra takibi başlatılmış ise icra takibi karar ile durur ve takibin iptaline karar verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) DAVANIN REDDİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Dava alacaklı lehine neticelenmiş olur ve ihtiyati tedbir kararı kaldırılır. Alacaklı tarafından icra takibi başlatılmış ise takip durdurulması kararı kaldırılır ve icra işlemleri kaldığı yerden devam eder. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar icra takibine konu alacağın %20’sinden aşağı olmayacak şekilde karar verilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">IV-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/bolge-adliye-mahkemesi/gaziantep-bam11-hd-e-2024-1336-k-2024-1573-t-3-12-2024">Gaziantep BAM, 11. HD.  3.12.2024. tarihli   2024/1336 E. 2024/1573 K.</a> sayılı kararında;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8230;&#8230;. <em>Karar sayılı ilamı ile davaya konu edilen&#8230;.. tarihli çek nedeniyle davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece davaya konu edilen kambiyo senedi vasfındaki çekin keşidecisinin &#8230;.. olduğu, hamiline yazılı olarak düzenlendiği, çekin arkasında &#8230;&#8217;ün cirosunun bulunduğu, davacıya ait herhangi bir cironun bulunmadığı, yine davaya konu edilen çekin dayanak yapılarak başlatılan&#8230;&#8230;. Esas sayılı takip dosyasında takip alacaklısının &#8230;, takip borçlusunun&#8230;.. olduğu, davacının müracaat borçlularından (keşideci, aval, ciranta) olmadığı, aleyhine başlatılan her hangi bir takibin bulunmadığı anlaşıldığından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK&#8217;nın 818/1-k maddesinin yollamasıyla aynı kanunun 724.maddesi dikkate alınarak ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar isabetli görülmüştür.</em></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://legalbank.net/belge/y-17-hd-e-2008-92-k-2008-1756-t-07-04-2008-menfi-tespit-davasinda-hukuki-yarar/643790/%22menfi+tespit%22+%22hukuki+yarar%22">Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.04.2008 tarihli 2008/92 E. 2008/1756 K.</a> sayılı kararında;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Somut olayda davalının, davacıya gönderdiği 07.08.2006 tarihli yazısında, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca ineğin çarpması suretiyle hasarlanmasına sebebiyet verdiğini açıklayarak sigortalıya ödenen 8.382.00 YTL’nin ferileriyle birlikte, yazının tebliğinden itibaren 10 gün içinde ödenmesini, aksi takdirde aleyhe rücu davası açılacağını bildirmiş, davacı da 19.02.2007 tarihinde iş bu davayı açmıştır. Tespit davası açmak için taraflar arasında bir hukuki ilişkinin olması ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunması şarttır. Davacının açtığı menfi tespit davası, mahkemece, davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı düşüncesi ile reddedilmiştir. Oysa bir davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar yokluğundan reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek durumların bulunmaması gerekir. Borçlunun ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit edilmesi durumunda hukuksal yararın varlığının kabulü gerekir. Davalı sigorta şirketi, varlığını iddia ettiği alacak nedeniyle eda davası açabileceği gibi, davacı borçlu da borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Bu durumda mahkemece, işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir……….. davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</em></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir/">MENFİ TESPİT DAVASI NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/menfi-tespit-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 10:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2216</guid>

					<description><![CDATA[<p>I) GENEL TANIM Ortaklığın giderilmesi(izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki ortakların taşınır veya taşınmaz mallardaki mevcut olan mülkiyet ilişkinin sona erdirilmesi ile ferdi mülkiyete geçilmesini sağlamaktadır. Ferdi mülkiyet, taşınır ve taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkının tek kişiye ait olmasını ifade etmektedir. Malikin taşınmazın üzerinde dilediği şekilde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunulabilmesinin tek kişi mülkiyetinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/">ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">I) <strong>GENEL TANIM</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi(izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki ortakların taşınır veya taşınmaz mallardaki mevcut olan mülkiyet ilişkinin sona erdirilmesi ile ferdi mülkiyete geçilmesini sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferdi mülkiyet, taşınır ve taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkının tek kişiye ait olmasını ifade etmektedir. Malikin taşınmazın üzerinde dilediği şekilde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunulabilmesinin tek kişi mülkiyetinde olması halidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava türü çift yönlü bir dava türüdür. Yani ortaklığın giderilmesinde kazanan ve kaybeden taraf bulunmamaktadır. Dava sonucu her iki taraf içinde benzer sonuçlar doğurmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II) ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASININ KONUSU</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Taşınır, taşınmaz veya birden fazla taşınmaz ortaklığın giderilmesi davasına konu olabilmektedir. Davayı açan taraf veya taraflar birden fazla taşınmazın ortaklığının giderilmesini talep edebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birden fazla taşınmazın bulunması halinde tek bir dava ile ortaklığın giderilmesi tarafların lehinedir. Her taşınmazın bulunduğun yer mahkemesinde dava açmaktansa bir taşınmazın bulunduğu yerde diğer taşınmazlar için de bu dava açılabilmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A) <strong>ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Elbirliği mülkiyeti, taraflar arasında kanunun açıkça öngördüğü hallerde ortaklık bağının oluşması (miras ortaklığı) ve bu ortaklık bağına istinaden mülkiyet hakkının kazanılmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mülkiyet türü <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanununu</a>n 701-703.maddeleri arasında düzenlenmiştir<strong>.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar tereke giren bütün hak ve mallara elbirliği ile malik olmaktadır. Mallar üzerindeki hak sahipliği, her bir ortağın ortaklıktaki malın tamamına yayılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbirliği mülkiyetinde ortaklığın tasfiyesinin istenmesi dışındaki tüm işlemlerde ortakların oybirliğiyle karar almaları ve ortak hareket etme zorunlulukları vardır. Ortaklığın giderilmesi davasında ise her ortak tek başına ortaklığın aynen veya satış suretiyle giderilmesini talep ve dava edebilir. Üçüncü kişilere karşı bu davanın açılması durumda ise ortaklar birlikte dava açmak konusunda anlaşamadıkları takdirde miras ortaklığına temsilci atanması ile temsilci aracılığıyla davayı yürütebilmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B) <strong>PAYLI MÜLKİYETTE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyet, taşınır ve taşınmaz malın fiili bölünme hali olmaksızın tamamına belirli paylarla malik olunmasıdır. Oransal olarak belirlenmiş pay oranlarında paydaşlar hak sahibidir. Her paydaş payı oranında tasarrufta bulunabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı zamanda paydaş, ayni haklardaki belirlilik ilkesi gereğince hakka konu malın tamamında hak sahibidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mülkiyet türü kanunlarımızda Türk Medeni Kanununun 698-700.maddeleri arasında düzenlenmiştir<strong>.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyette paydaşlar, hukuki bir işlemle paylaşmanın sınırlandırılması halinde ortaklığın giderilmesi davası açamamaktadır. Bu haller; paydaşlar arasında mülkiyetin devamına ilişkin sözleşme düzenlemesi, malın sürekli bir amaca özgülenmesi(taşınmazın gelirinin vakıf olarak ayrılması), ortaklar açısından paylaşma talebinin uygun zamanda yapılmaması, miras bırakanın iradesiyle ortaklığın giderilmesinin vasiyetle engellenmiş olmasıdır. Belirtilen hallerin hukuka uygun, resmi şekilde ve geciktirici şart olarak düzenlenmiş olma gibi koşullar değerlendirilmeden ortaklığın giderilmesi davası açıp açılmayacağı tespit edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortakların ortaklığın giderilmesi davasından taşınmazın mahiyeti, ortaklığın giderilmesindeki yasaklı haller ve  hukuki bir engelin bulunup bulunmadığını tespit edilmesi işbu davanın elzem ve öncelikli işlemlerindendir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III) <strong>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ ŞEKİLLERİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanununun 699.maddesi gereğince<strong>  </strong>ortaklığın giderilmesi yani paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da açık artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Ortakların mülkiyet haklarının korunması  ilkesi gereğince paylaştırma usulünde malın bir kısmının aynen bir kısmının ise satış suretiyle giderilmesine karar verilemez. Ortaklar tarafından muvafakat edilmediği takdirde malın bir kısmının paylı mülkiyet halinde bırakılmasına da karar verilemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A) <strong>MALIN AYNEN TAKSİMLE BÖLÜŞTÜRÜLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesinde asıl olan malın aynen taksim suretiyle giderilmesidir. Paylaşmanın aynen taksim suretiyle yapılabilmesi için paylı malın bu şekilde bölüştürülmeye elverişli olması gerekmektedir. Aynen paylaşma malın değerini düşürecekse ve paydaşların mülkiyet hakkını ihlal edecekse veya aynen taksime engel bir halin varlığı söz konusu ise satış suretiyle paylaştırılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynen taksimle paylaştırmanın elverişliliği bilirkişi mahiyeti ile tespit edilmektedir.  Taşınmaz aynen taksimle paylaştırılmasının uygun bulunduğu halde aynen, aksi halde ise satış suretiyle paylaştırılmaktadır. Aynen taksimde pay oranları eşit olmadı halde kalan payın nakden değeri paydaşlara verilebilmektedir. Bu yenilik doğurucu ayni hak ancak kararının kesinleşmesi ile sonuç doğurmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemle belirtmek gerekirse elbirliği mülkiyetinde, mülkiyet türü paylı mülkiyete çevrilmeden aynen taksim yoluna başvurulamaz. Paylı mülkiyette ise mülkiyet türünün değiştirilmesine gerek kalınmaksızın direkt aynen taksimle bölüştürme yoluna başvurulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi yolu araştırılmadan ortaklığın satış suretiyle giderilmesi Yargıtay içtihatları ile bozmayı gerektirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2017/1880 Esas, 2020/7647 Karar sayılı kararıyla; &#8220;&#8230; Davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmeyip reddi gerektiği&#8230;; somut olayda; dava konusu 3304 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 16782 m2 yüzölçümlü ve arsa vasıflı olduğu, davacının 1141/8391 oranında payının bulunup kalan kısmın ise davalıya ait olduğu, mahallinde teknik bilirkişi vasıtasıyla yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi heyet raporuna göre, aynen taksiminin mümkün olduğu bildirilmiş ise de yukarıda belirtilen hususlarda bir araştırma yapılmadığı, bu durumda mahkemece, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği&#8230;&#8221; gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/7-hukuk-dairesi-e-2024-1198-k-2024-1998-t-4-4-2024">( Yargıtay Kararı &#8211; 7. HD., E. 2024/1198 K. 2024/1998 T. 4.4.2024)</a></p>



<h3 class="wp-block-heading">B) <strong>MALIN SATIŞ SURETİYLE BÖLÜŞTÜRMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesinde aynen taksim suretiyle paylaştırma uygun bulunmadığı hallerde taşınmazın değerinde önemli ölçüde bir değer kaybı yaratmamak üzere satış suretiyle paylaştırma yoluna başvurulabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyette satış suretiyle ortaklığın giderilmesi, elde edilen bedelin  ortakların payları oranında bölüştürmesi ile meydana gelmektedir. Bedelin paylar oranında bölüşmesi ile paylı mülkiyet sonra ermektedir. Elbirliği mülkiyetinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde ise satış bedeli her bir ortağa veraset belgesindeki miras payı uyarınca verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın ortaklar arasında açık arttırma suretiyle yapılmasına karar verilmesi için de ortakların rızası aranmaktadır. Rıza koşuluna bağlı olarak satış, ortaklar arasında açık arttırım suretiyle yapılabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">IV) <strong>DAVA ZAMANAŞIMI VE DAVA SÜRESİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklar, mülkiyetin varlığından itibaren zamanaşımı süresi olmaksızın her zaman bu davayı açabilir. Ortaklığın giderilmesi davasında dava süresi, ortakların sayısı ve ortakların davayı birlikte açması koşullarına göre değişkenlik göstermektedir. Dava konusu itibariyle yargılama süresi uzun olmaktadır. Ancak hukuki destek alarak bu süreç minimum seviye indirilebilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">V) <strong>YARGILAMA GİDERİ VE VEKALET ÜCRETİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi davasının çift yönlü bir dava olmasının bir diğer sonucu ise taraflar, yapılan yargılama sonucunda yargılama gideri ve vekalet ücretinden payları oranında sorumlu tutulmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">VI) <strong>GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Taşınır ve taşınmaz mal tereke ile ilgili bir dava ise miras bırakanın son ikametgah adresi yetkilidir. Ancak taşınır ve taşınmaz malın tereke ile ilgili yoksa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dava konusu, birden fazla taşınmazın ortaklığının giderilmesi ise taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğer taşınmazlar için de yetkili mahkeme sıfatıyla dava açılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>


<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/">ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİLİ DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/kamulastirma-bedelinin-tespiti-ve-tescili/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/kamulastirma-bedelinin-tespiti-ve-tescili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2024 07:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gayrimenkul & Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[av.cerenekici]]></category>
		<category><![CDATA[AVUKAT]]></category>
		<category><![CDATA[bedel]]></category>
		<category><![CDATA[bedeltespiti]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyethakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2035</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) KAMULAŞTIRMA NEDİR? Kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve tüzel kişi fark etmeksizin taşınmazın gerçek bedeli karşılığında mülkiyetinin kamuya tahsis edilmesini ifade etmektedir. Kamulaştırma hukukumuzda kamu gücüne  haiz kurumlar tarafından yapılmaktadır. İlgili kurul kararı gereğince taşınmazın kamuya hizmet etmesi amacıyla kamu yararı kararı alınarak kamulaştırma bedeli tespit edilmektedir.  Ayrıca acele kamulaştırma işlemi  ile Asliye [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kamulastirma-bedelinin-tespiti-ve-tescili/">KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİLİ DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>I-) KAMULAŞTIRMA NEDİR?</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve tüzel kişi fark etmeksizin taşınmazın gerçek bedeli karşılığında mülkiyetinin kamuya tahsis edilmesini ifade etmektedir. Kamulaştırma hukukumuzda kamu gücüne  haiz kurumlar tarafından yapılmaktadır. İlgili kurul kararı gereğince taşınmazın kamuya hizmet etmesi amacıyla kamu yararı kararı alınarak kamulaştırma bedeli tespit edilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;"> Ayrıca acele kamulaştırma işlemi  ile Asliye Hukuk Mahkemesinde keşfe çıkılmak suretiyle kamulaştırma bedeli tespit edilir. Tespit edilen bedel değişik iş dosyasına depo edilmektedir. Bu tespite ilişkin kamulaştırma ilanı taşınmaz maliklerine bildirilir. Malikler tarafından kamulaştırma bedeli kabul edilmemesi üzerine kamu yararı gözeten kurumca dava açılır ve davalı sıfatı ile dosya tarafınıza tebliğ edilir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Kamulaştırma ilanının tebliği üzerine 60 gün içerisinde idari dava yoluna başvurularak kamulaştırma işleminin kamu yararı gözetmediği gerekçesi ile kamulaştırmanın iptali davasına  da başvurulabilmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>II-) KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Bedel tespiti ise kamulaştırılan taşınmazın niteliğine göre yapılmaktadır. Kamulaştırma bedeli tespit edilirken 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10 ve 11. maddeleri esas alınmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Taşınmazın arsa niteliğinde olması halinde; cinsi, nevi, yüzölçümü, taşınmazın mal ve kaynağının mevkii, arazi fiyatlarındaki artış, arazinin okul, hastane ve merkezi bölgelere olan yakınlığı sebebiyle değerinde meydana gelecek olan artışı, emsal nitelikteki taşınmazların satış değerleri gibi hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Kamulaştırma ancak gerçek satış bedelinin tespiti ile hukuka uygun bir hale gelecektir. Buna ilişkin  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2022 tarihli 2019/415 E.2022/312 K. sayılı ilamında bedel tespitinde esas alınacak hususlar belirtilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Taşınmazın tarım arazisi vasfında olması halinde ise zirai gelir metodu uygulanarak kamulaştırma bedeli tespit edilmektedir. Zirai gelir metodunu uygulanmasında taşınmazın yeri, vasfı, yüzölçümü, cephesi, derinliği, konumu,  kadastro veya  imar parseli oluşları, metrekare birim fiyatı  gibi  özellikleri ile birlikte taşınmazın tarım arazisi olması sebebiyle tarımsal üretim maliyetine göre bedel tespiti yapılmaktadır. Tarımsal üretim maliyeti grafikleri taşınmazın bulunduğu Tarım Müdürlüğünden alınmakta ve buna göre kapitalizasyon faiz oranı belirlenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Kapitalizasyon faiz oranı arazinin rantı (net geliri) ile o arazinin satış değeri (çıplak değer) arasındaki oran olarak tanımlanan, belli bir bölgede, aynı yıl içerisinde, aynı tür tarımsal üretimin yapıldığı, aynı vasıf ve karakterdeki arazinin gerçek satış bedeli ile net geliri belirlendikten sonra oranlanarak bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmesinde, taşınmaza ulaşım kolaylığı, arazinin tek parçadan oluşması, toprağın biçimi, mülk güvenliğinin olması, serbestçe alınıp satılabilmesi, nüfus yoğunluğunun fazlalığı ve münavebenin kolaylıkla değiştirilebilmesi gibi faktörler  de etkilemektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Taşınmazın kıymet takdirinde arazilerin değerinin, taşınmaz mal veya kaynağın mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre hesaplanmasını zorunlu kılmaktadır. Bulunan net gelirin kapitalizasyon faizine bölünmesi ile arazinin kamulaştırma bedeli ortaya çıkar. Bulunan bu bedel, her zaman hakkaniyete ve adalete uygun düşmeyebilir. Hakkaniyeti ve adaleti sağlamak, taşınmazın gerçek değerinin tespitini temin etmek için kanun bazı ilave tedbirler getirmiştir. Taşınmazdan alınan ürünün pazarlama kolaylığı, nakliye maliyetinin düşük olması, ulaşım kolaylıkları, şehirlere, ana yola, yerleşim alanına, il merkezine yakın olması gibi tarımsal faaliyet ve gereklerine uygun unsurlar, net gelir metodu ile bulunan bedele eklenir. </span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Tespit edilen bedelin aile mirası olarak kalan taşınmazlar için yeterli maddi değeri karşılamaması günümüzdeki hukuk yargılamasının temel sorunlarından biridir. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda; tescil yönünden kesin, tespit yönünden ise istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmektedir.</span></p>
<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>III-) YARGITAY KARARLARI</strong></span></h2>
<ul>
<li><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/16077 E.  2018/14607 K. Sayılı ilamında; Dairemize intikal eden dava dosyalarında düzenlenen bilirkişi raporları ve Türkiye genelinde üretim masraflarının brüt gelirin 1/3 oranında olması da dikkate alındığında münavebe bitkilerinden buğday, nohut, arpa ve ayçiçeğinin üretim masraflarının sırasıyla 85 TL, 85 TL, 75 TL ve 80 TL olacağı gözetilmeksizin ve beklenmeyen giderler eklenerek üretim masrafları daha fazla alınmak suretiyle aza hükmedilmesi,&#8230;&#8230; doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/8612 E. 2017/18635 K. Sayılı ilamında; Türkiye ortalamasına göre üretim masraflarının brüt gelirin 1/3&#8217;ünden fazla olamayacağını gözetmeden hesap yapan bilirkişi kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması,&#8230;&#8230;..doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan aşağıda yazılı harcın alınmasına 13/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.</span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 02/06/2016 tarihli 2016/7507 E. ve  2016/8854 K. sayılı kararı ; &#8220;Yargıtay&#8217;ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli biçimde etkileyen, kanıtlanmış farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %6 olarak alınmaktadır. Mahkemece uyulan bozma ilamında kapitalizasyon faizinin %5 alınması yönünde bir bozma olmadığı, dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olarak kabul edildiği anlaşıldığına göre %6 oranı uygulanması gerektiği halde Dairemizin bozması sonrası alınan bilirkişi raporunda %5 kapitalizasyon faizine göre hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiştir&#8230;. temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün oybirliğiyle bozulmasına&#8221; şeklinde hüküm kurulmuştur.</span></li>
</ul>
<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>IV-) YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Özetle; kamulaştırma mülkiyet hakkının özüne dokunan bir işlemdir. Mülkiyet hakkına müdahale eden kamulaştırmanın hukuken geçerliliği, yasa ile öngörülen ilkelerin gereklilikleri ile uyumlu olmasına bağlıdır. Kamulaştırma bedel tespitinde takdir edilen gerçek bedel olması için <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamulastirma-kanunu-2942">2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu</a> 11. madde hükümlerinin her birinin ayrı ayrı uygulanması ile kamulaştırma bedelinin tam karşılığı olarak belirlenmesi sonucuna ulaşılacaktır. Taşınmazlara ilişkin her ne kadar kamu yararı gözetilerek kamulaştırma işlemi yapılsa da kamulaştırma bedelinin gerçek değeri üzerinden tespit edilmesi hususuna dikkat edilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Ülkemizde kamulaştırma bedeli taşınmazın gerçek satış bedeline uygun olacak şekilde tespit edilmediğinden kişilerin mülkiyet hakkı ihlal edilmektedir. Bu sebeple kamulaştırma tespit ve tescili kararlarının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması gerekmektedir.</span></p>
<p><em><strong><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </span></strong></em></p>
<p><em><strong><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 16px;">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></span></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kamulastirma-bedelinin-tespiti-ve-tescili/">KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE TESCİLİ DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/kamulastirma-bedelinin-tespiti-ve-tescili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
