<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Av. Hüsna Gündüz arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/av-husna-gunduz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-husna-gunduz/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jan 2026 17:37:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Av. Hüsna Gündüz arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/av-husna-gunduz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2025 15:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[ecrimisil]]></category>
		<category><![CDATA[haksız işgal]]></category>
		<category><![CDATA[illiyet bağı]]></category>
		<category><![CDATA[kötüniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Malik]]></category>
		<category><![CDATA[tarla işgali]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2652</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. ECRİMİSİL NEDİR ? Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. ECRİMİSİL NEDİR ?</strong></p>
<p>Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Ecrimisil, yalnızca taşınmaz mallara özgü olmayıp hukuki ve fiili niteliklerine göre taşınır mallar için de söz konusu olabilir. Ancak uygulamada genellikle taşınmazlar bakımından gündeme gelmektedir. Yasal bir düzenlemeye doğrudan konu olmamasına rağmen, ecrimisil kavramı; Türk Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve özellikle Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmiştir.</p>
<p>Yargıtay, ecrimisili esasen bir haksız fiil temeline dayandırmakta ve kötüniyetli zilyedin, iade yükümlülüğü kapsamında mülkiyet sahibine zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Bu bağlamda ecrimisil, malikin uğradığı fiili zarar ile yoksun kaldığı kazançların karşılığıdır.</p>
<p><strong>II. ECRİMİSİL DAVASININ ŞARTLARI</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında tazminat talep edebilmek için dört şart gerekmektedir. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Haksız bir işgalin varlığı</li>
<li>İşgal edenin kötüniyetli olması</li>
<li>İşgal nedeniyle bir zararın meydana gelmesi</li>
<li>Zarar ve haksız işgal arasında bir illiyet bağı olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>A. Haksız İşgal Mevcudiyeti</strong></p>
<p>Haksız işgal, bir kişinin hukuki bir dayanağı olmaksızın başkasına ait bir malı kullanmasıdır. Bu kullanım, mal üzerinde fiili hâkimiyet kurulmasıyla ortaya çıkar. Zilyetliğin varlığı, kişinin malı fiilen kullanıp kullanmadığına göre belirlenir. Mülkiyet hakkına sahip olmayan bir kişinin zilyetliği, hukuka uygun bir sebebe dayanmıyorsa haksız kabul edilir.</p>
<p>Haksız işgal, yalnızca üçüncü kişiler tarafından değil, aynı zamanda mirasçılar, paydaşlar veya elbirliği mülkiyetindeki diğer ortaklar tarafından da gerçekleştirilebilir. Önemli olan, kullanımın hakka dayanmaması ve malik tarafından açıkça onaylanmamış olmasıdır.</p>
<p><strong>B. İşgal Edenin Kötüniyetli Olması</strong></p>
<p>Ecrimisil sebebiyle tazminat talep edilebilmesi için haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli olması gerekmektedir. Haksız işgalde bulunan kişinin herhangi bir hakka dayanmadan söz konusu malı işgal ettiğinin bilincinde olması gerekmektedir.</p>
<p>Haksız işgalde bulunan kişinin malın haksız olarak kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olmaması durumda kötüniyetten bahsedilemez. Bir diğer deyişle haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli kabul edilebilmesi için malı haksız bir biçimde kullandığının farkında olmalıdır ve bu ecrimisil davasının şartlarından biridir.</p>
<p>Zilyetlik süresinde kötüniyetli haksız zilyet iyiniyetli zilyet durumuna gelebileceği gibi kötüniyetli zilyet de iyi niyetli zilyet durumuna dönüşebilir. Bu durumda kötüniyetli zilyet dönemi ile ilgili ecrimisil tazminatı talep edilebilir.</p>
<p><strong>C. Haksız İşgal sebebiyle Meydana Bir Zarar Gelmiş Olması Gerekmektedir</strong></p>
<p>Ecrimisil bir diğer önemli şartı da işgal sebebiyle bir zarara uğratılmış olmasıdır. Zarar şekli çeşitlilik göstermekle beraber temel olarak üçe ayırabiliriz. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Malın kullanımı sebebiyle oluşan olağan yıpranmalar</li>
<li>Malın salt olarak kullanımı sebebiyle meydana gelen zararlar</li>
<li>Mal sahibinin mahrum kaldığı kar nedeniyle uğramış olduğu zarar</li>
</ul>
<p>Zararın oluşup oluşmadığı da hak sahibinin yararlanma niyetine göre değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>D. Zarar ile Haksız İşgal Arasında İlliyet Bağının Bulunması</strong></p>
<p>Ecrimisil, haksız fiil niteliğinde bir tazminat türü olduğundan, zarar ile haksız işgal arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Ortaya çıkan zarar, doğrudan haksız işgalin sonucu olmalıdır. Bu bağ kurulamadığı durumda ecrimisil talebi reddedilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>III. ECRİMİSİL DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, haksız işgale maruz kalan ve mal üzerinde hak sahibi olan kişi tarafından açılabilir. Paydaşlık durumlarına göre şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>
<p><strong>A. Paylı Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Paydaşlardan biri veya birkaçı taşınmazı tek taraflı olarak kullanıyorsa, diğer paydaşlar haksız işgale uğramış sayılır ve ecrimisil talebinde bulunabilir. Ayrıca paydaş olmayan üçüncü kişilere karşı da bu dava açılabilir.</p>
<p><strong>B. Elbirliği Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan biri diğer ortakların rızası olmaksızın malı kullanıyorsa, diğer ortaklar ecrimisil talep edebilir. Yine üçüncü kişilere karşı da aynı şekilde dava açılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>IV. ECRİMİSİL DAVASINDA ZAMANAŞIMI</strong></p>
<p>Ecrimisil talepleri, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na</a> göre zamanaşımına tabidir. Bu süre, zararın ve zilyedin öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. Süresi içinde talep edilmeyen ecrimisil hakları zamanaşımına uğrar.</p>
<p>Geriye doğru ecrimisil talep etme söz konusu olduğunda; bu talep ancak en fazla 5 yıl geriye doğru olacak şekilde istenebilir. Çünkü 5 yıldan daha geriye doğru bir süreyi kapsayan talepler zamanaşımı engeli ile karşılaşacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>V. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>A. Görevli Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.</p>
<p><strong>B. Yetkili Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil tazminatı davasına bakmaya yetkili mahkeme ise, genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ecrimisil tazminatı davası, taşınmazlar açısından malın aynına ilişkin bir dava değildir. Bu nedenle ecrimisil tazminatı davası genel yetkili mahkemede görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VI. SONUÇ</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının fiili ihlallerine karşı başvurulan etkili bir hukuki yoldur. Yasal dayanağı doğrudan olmasa da, Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş olan bu tazminat türü, özellikle taşınmazlar açısından önem arz etmektedir. Haksız işgalin, kötü niyetin ve zararın ispatı hâlinde, malik uğradığı kayıpları bu dava ile telafi etme imkânına sahiptir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VII. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. T.24.10.2017 E.2017/997 K. 2017/1126</em></strong></p>
<p><strong><em>“</em></strong><em>6098 sayılı Borçlar Kanunun 310/1. Maddesine göre; kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Söz konusu düzenleme, kiracıyı korumak amacıyla getirilmiş olup, eski malikle kiracı arasındaki anlaşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kurala göre, kiralanan iktisabıyla, kira ilişkisi kiracı ve yeni malik arasında varlığını devam ettirecektir. Bu düzenleme doktrinde “SATIM KİRAYI BOZMAZ” ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla davalının dava konusu taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesine istinaden kullanması durumunda haksız işgalden söz edilemez. Bir başka deyişle ortada hukuken geçerli bir kira ilişkisi bulunduğu durumlarda ecrimisil isteminin reddi gerekir.” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="https://www.yargitay.gov.tr/"><strong>Yargıtay</strong></a><strong> Hukuk Genel Kurulu 2020/720 E., 2021/802 K. </strong></p>
<p>&#8220;<em>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargısal uygulamada kullanımın aslî veya fer&#8217;i ya da dolaylı ve dolaysız biçimde gerçekleşmesinin mülkiyet hakkının korunmasında engel teşkil etmediği gibi, ecrimisil getirebilecek bir taşınmazda sürekli kullanım ve uzun süreli bir işgal iradesi ile tasarruf ve yararlanma hâlinin de ecrimisil tayini için yeterli olduğu, dosya kapsamında davacı tanığı &#8230;&#8217;ın ifadesinde dolgu ve düzeltmenin davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, davalı işletmesine gelen araçların park edebileceği davalıya ait bir alanın bulunmadığı, müşterilerinin araçlarını başkasının taşınmazındaki bir alana park ettiğinin davalı tarafından bilinmediğinin kabul edilemeyeceği, bu konuda mülkiyet hakkı sahibinden değil karşı yanın gerekli dikkat ve özeni göstermesi, hakkı olmadığını belirlediği anda da bu yerden elini çekmesinin beklendiği, yasal düzenlemeler, yargısal uygulama ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davacının taşınmazına haksız olarak el attığı ve bu nedenle ecrimisille sorumlu tutulması gerektiğinden yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu, ecrimisil miktarının denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</em>&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. 24.10.2017, E.2017/997, K.2017/1126<br />
</em></strong><em>“&#8230;Kiracının malı geçerli bir kira sözleşmesine dayanarak kullanması hâlinde, haksız işgalden söz edilemez. ‘Satım kirayı bozmaz’ ilkesi uyarınca, mülkiyet el değiştirse bile kiracının hakkı devam eder&#8230;”<br />
</em><br />
<strong><em>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/720 E., 2021/802 K.<br />
</em></strong><em>“&#8230;Uzun süreli fiili kullanım ve tasarruf, mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelir. Davalının, başka bir kişiye ait taşınmazı park alanı olarak kullandığını bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle ecrimisil talebi yerindedir&#8230;”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRASTA DENKLEŞTİRME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2025 12:14:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme alacaklısı]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme borçlusu]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirmenin şartları]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırma]]></category>
		<category><![CDATA[MİRAS]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[mirasta denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlar arası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denkleştirme davası, Türk Medeni Kanunu madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının sağlığında yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur. I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının <strong>sağlığında </strong>yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Yapılan kazandırmaların hangi amaçla, kimlere ve ne zaman yapıldığı denkleştirme bakımından büyük önem arz eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Kazandırmanın Sağlar Arasında Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın sağlar arasında yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumu daha da açıklığa kavuşturmak gerekirse miras bırakanın henüz hayattayken yaptığı kazandırmalar denkleştirmeye konu edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Kazandırmanın Karşılıksız Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın karşılıksız olması gerekmektedir. Şöyle ki yapılan kazandırma sonucunda miras bırakanın malvarlığında eksilme meydana gelirken kazandırmanın yapıldığı kişinin malvarlığında artış meydana gelmelidir. Her ne kadar karşılıksız kazandırma denildiğinde akla ilk gelen bağışlama olsa da karşılıksız kazandırma bağışlamadan ibaret değildir. Çeyiz, borçtan kurtarma, sermaye verilmesi gibi durumlar da karşılıksız kazandırmadır ve denkleştirmeye tabidir. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 675’e göre olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun tasarruflar denkleştirmeye tâbi değildir. Aynı şekilde <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 674’e göre çocuk için yapılan olağan eğitim masrafları da denkleştirmeye konu değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Kazandırmanın Yasal Mirasçının Lehine Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın yasal mirasçı lehine yapılmış olması gerekmektedir. Yasal mirasçı sıfatına sahip olmayan atanmış mirasçının veya vasiyet alacaklıları denkleştirme talep edemez. Mirasçının denkleştirme talep etmesi için yasal mirasçı olması gerekmekte olup mirastan feragat, mirastan çıkarma gibi durumlarda mirasçı yasal mirasçı sıfatını kaybederse denkleştirme talep edemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Kazandırma Miras Paylarına Mahsuben Yapılmış Olmalı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699/2’de de yer aldığı üzere miras bırakanın alt soyu lehine yaptığı kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece, denkleştirmeye tabi olup, kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığı kabul edilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>E-) Kazandırmanın Miras Bırakanın Malvarlığından Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın miras bırakanın malvarlığından yapılmış olması gerekmektedir. Zira yapılan kazandırmanın miras bırakanın malvarlığında azalma meydana getirmesi gerekir ki bu da mirasçılar arasından dengenin bozulmasına sebebiyet verir ve bunun sonucunda denkleştirme ihtiyacı meydana gelir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) DENKLEŞTİRMENİN TARAFLARI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Denkleştirme Borçlusu</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme borçlusu kural olarak yasal mirasçı sıfatına sahip olan ve denkleştirme konusu kazandırmayı almış olan kişidir. Yasal mirasçının yokluğu veya bütün mirasçıların mirastan çıkarılma, mirastan feragat ya da ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybetmesi gibi hallerde denkleştirme borçlusu bulunmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Denkleştirme Alacaklısı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme alacaklısı, miras bırakan tarafından yapılan kazandırma sebebiyle miras hakkı zarara uğrayan yasal mirasçıdır. Bu mirasçının <a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">saklı pay sahibi mirasçılardan</a> olması gerekmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) DENKLEŞTİRMEDE ZAMANAŞIMI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, miras paylaştırılana kadar zamanaşımına tabi değildir ancak miras paylaştırılmış ise paylaştırma tarihinden itibaren <strong>10 yıllık zamanaşımına</strong> tabidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) DENKLEŞTİRMEDE İSPAT YÜKÜ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın sağlığında alt soyuna yaptığı ivazsız kazandırmalar aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece miras payından mahsup edilmiş sayılmakla beraber denkleştirmeye tabidir. Kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığının, yani denkleştirmeye konu olmadığının ispatı; lehine kazandırma yapılan mirasçıya aittir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) DENKLEŞTİRMEDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar kanunda görevli mahkeme açıkça belirtilmemişse de <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6100&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’na göre görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkeme ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 576 uyarınca miras bırakanın son yerleşim yeridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VI-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamaları denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı ….’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/612, K. 2016/5950)</strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9034, K. 2019/3584)</strong></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 14:03:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[malvarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[muris]]></category>
		<category><![CDATA[saklı pay]]></category>
		<category><![CDATA[tenkis davası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[üst soy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2248</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) SAKLI PAY A-) Nedir? Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir. B-) Saklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) SAKLI PAY</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Saklı Pay Mirasçılar Kimlerdir</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan; mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiçbiri yoksa miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir. (<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 505</a>)</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Saklı Pay Oranları Nelerdir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alt soy için yasal miras payının yarısı,</li>



<li>Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,</li>



<li>Sağ kalan eş için alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Saklı Payın Malvarlığındaki Kapsamı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Salı paydan faydalanabilecek mirasçılar, miras bırakanın tüm malvarlığından faydalanamaz. Şöyle ki miras bırakanın terekesinde yer alan kısım için saklı pay hakkı iddia edebilir. Daha açık ifade etmek gerekirse kişinin malvarlığında olmasına rağmen terekesinde olamayan bazı hususlar söz konusudur. İntifa hakkı buna örnek verebilir. Bu ve benzeri haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar olduğundan kişinin ölümüyle beraber son bulur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TENKİS DAVASI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçının haklarının ve miras payının korunması amacıyla açtığı dava türüdür. Saklı pay sahibi mirasçı, tenkis davası ile miras bırakının vasiyeti sonucunda diğer mirasçıların veya saklı payının zarar gördüğünü iddia eder ve diğer mirasçıların edimlerinin ya da vasiyetin iptal edilmesi talebinde bulunur. Bu davayla saklı paylı mirasçılar, mirasçılık haklarının korunmasını ve haksız kazanımların önlenmesini hedefler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında saklı paylı mirasçılar, mahkemeden ölüme bağlı veya sağlar arası tasarrufun etkisizleştirilmesini talep ederler. Dolayısıyla bu dava yenilik doğuran bir davadır. Hakimin vereceği kararla murisin bazı ölüme bağlı tasarrufları ve/veya bazı sağlar arası kazandırmaları ortadan kalkmış olacağından bu davaya miras hukukuna özgü iptal davası da denmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davada davacı, saklı payı ihlal edilen mirasçıdır. Her bir saklı paylı mirasçı bu davayı diğerinden bağımsız olarak açabilir. Dava açmayanlar dava sonucundan yararlanamayacaklardır. Saklı paylı mirasçının alacaklıları veya iflas masası da tenkis davası açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davalı, tenkise tabi kazandırmanın yapıldığı üçüncü kişidir. Bu kişi yasal mirasçı, vasiyet alacaklısı veya sağlar arası tasarruf işlemin tarafı (üçüncü kişi) olabilir. Saklı paylı mirasçı, lehine kazandırma yapılan herkese karşı dava açmak zorunda değildir. Saklı paylı mirasçı, örneğin miras bırakanın sağlar arası kazandırma yaptığı kişilerden dilediğine karşı tenkis davası açabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Tenkis Davasında Sıra</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında sıra usulü ilk olarak ölüme bağlı tasarrufların her birinden orantılı olarak yapılır. Saklı pay ihlalinin devam etmesi halinde ikinci olarak sağlar arası tasarruflardan yeniden eskiye doğru tenkis sağlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre son çare olarak kamu yararı taşıyan ölüme bağlı tasarruflardan da orantılı olarak tenkis sağlanabilir. Eğer buna rağmen hak ihlali devam ediyorsa kamu yararı taşıyan sağlar arası kazandırmalardan yeniden eskiye doğru tenkis gerçekleştirilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571</a> gereği, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl içinde ve her halükarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde tenkis davasının açılması gerekir. Dava yenilik doğuran bir dava olduğundan buradaki sürede hak düşürücü süredir. Dolayısıyla dava süresi hakim tarafından re’sen nazara alınacaktır. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571/3</a>’te yer aldığı üzere, tenkiste zamanaşımı iddiası süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında yetkili mahkeme miras bırakının en son yerleşim yeri mahkemesidir. Miras bırakının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa miras bırakının taşınmaz malvarlığının bulunduğu yerde tenkis davası açılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında görevli mahkemeler ise <strong><em>asliye hukuk mahkemeleridir</em></strong>.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Davacı vekilinin 25.3.1999 tarihli son oturumdaki beyanı haktan feragat niteliğinde değildir. Kaldı ki haktan feragat niteliğinde kabulü halinde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 151.maddesi gereğince imzası ile tasdik edilmesi gerekir. Sabit tenkis oranı belirlenmeden tercih hakkı kullanılamaz. Tercih hakkı davalı tarafından kullanılmadan tenkis sonunda para olarak ödenecek karşılık miktarı belirlenemez. Bu sebeple de doğmayan bir haktan feragat söz konusu olamayacağından yargılamaya devam olunup 11.11.994 tarih 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun işlem yapılması gerekirken nitelendirmede yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” </em><strong>(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2000/1753, K. 2000/1786)</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yeğenler başından itibaren saklı pay sahibi değillerdir. 5650 sayılı Kanun&#8217;la kardeşler saklı pay sahibi mirasçı olmaktan çıkarılmışlardır. Davacılar saklı pay sahibi mirasçı olmadıklarından davanın reddedilmesi doğrudur…”</em><strong> (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/7835, K. 2019/2456)</strong></li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-right">Av. Hüsna GÜNDÜZ</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
