MİRASTA DENKLEŞTİRME
Denkleştirme davası, miras bırakanın sağlığında bazı yasal mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmalar nedeniyle bozulan mirasçılar arası dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir davadır. Mirasta denkleştirme (iade), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 669 ile 675. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu kurumla, yasal mirasçılardan birine miras payına mahsuben yapılmış kazandırma ya terekeye aynen iade edilir ya da değeri o mirasçının miras payından düşülür. Böylece miras bırakanın, aksini istemediği sürece bütün yasal mirasçılarına eşit davranmak istediği varsayımı korunmuş olur.
Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler, ana veya babanın sağlığında çocuklarından birine ev ya da arsa vermesi, iş yeri açması için sermaye sağlaması, borcunu ödemesi veya banka hesabından yüklü para aktarmasıdır. Miras bırakanın ölümünden sonra diğer çocuklar, bu kazandırmanın paylaşımda dikkate alınmasını denkleştirme davasıyla isteyebilir.
I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI
Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırmanın kime, hangi amaçla ve hangi yolla yapıldığı belirleyicidir. Aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.
A-) Kazandırmanın Sağlar Arasında Yapılmış Olması
Denkleştirmeye ancak miras bırakanın hayattayken yaptığı kazandırmalar konu olabilir. Vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla yapılan kazandırmalar denkleştirmeye tabi değildir; bunlar saklı payı zedeliyorsa tenkis davasına konu olur.
B-) Kazandırmanın Karşılıksız Olması
Kazandırma sonucunda miras bırakanın malvarlığında bir azalma, kazandırmayı alanın malvarlığında ise buna karşılık gelen bir artış meydana gelmeli ve bu artış için miras bırakana bir karşılık verilmemiş olmalıdır. Karşılıksız kazandırmanın en bilinen örneği bağışlamadır; ancak kavram bununla sınırlı değildir. TMK m. 669/2 çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri ve borçtan kurtarmayı örnek olarak saymıştır. Miras bırakanın, çocuğunun kredi borcunu kapatması ya da çocuğunun şirketine sermaye koyması da karşılıksız kazandırmadır.
Kazandırma kısmen karşılıklı ise, yani bir satış görüntüsü altında gerçek değerin çok altında bir bedelle devir yapılmışsa, aradaki fark karşılıksız kazandırma niteliği taşıyabilir. Satış görünümündeki devrin gerçekte bağış olduğu iddiası ise çoğu zaman muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının konusudur.
Kanun bazı kazandırmaları açıkça denkleştirmenin dışında tutmuştur. TMK m. 675 uyarınca olağan hediyeler ile geleneğe uygun evlenme giderleri denkleştirmeye tabi değildir. TMK m. 674 uyarınca çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler bakımından geri verme yükümlülüğü, miras bırakanın aksini istediği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için doğar. Ölçünün aşılıp aşılmadığı, miras bırakanın ekonomik ve sosyal durumu ile diğer çocuklara yapılan harcamalar karşılaştırılarak belirlenir. Kanun, eğitimini henüz tamamlamamış veya engelli çocuklara paylaşma sırasında hakkaniyete uygun bir ödeme yapılmasını da öngörmüştür.
C-) Kazandırmanın Yasal Mirasçının Lehine Olması
Denkleştirme, yalnızca yasal mirasçılar arasında işleyen bir kurumdur. Yasal mirasçı sıfatı bulunmayan atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları denkleştirme talep edemez ve onlara karşı denkleştirme istenemez. Yasal mirasçı olmayan bir kişiye, örneğin murisin yeğenine (önünde çocuklar varken) veya bir yabancıya yapılan kazandırma, ancak saklı payları zedeliyorsa tenkis yoluyla dengelenebilir.
Mirastan feragat eden, mirastan çıkarılan veya mirası reddeden kişi yasal mirasçı sıfatını kaybettiğinden denkleştirme talep edemez. Ancak sıfatını kaybeden mirasçının geri verme yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmaz; TMK m. 670 uyarınca bu yükümlülük, onun yerine mirasçı olanlara miras paylarındaki artış oranında geçer.
D-) Kazandırma Miras Paylarına Mahsuben Yapılmış Olmalı
Denkleştirmenin özünü, kazandırmanın ileride alınacak miras payına mahsuben, yani bir tür miras avansı olarak yapılmış olması oluşturur. Bu konuda kanun iki farklı karine öngörmüştür. TMK m. 669/2 uyarınca miras bırakanın altsoyuna yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi, malvarlığı devri, borçtan kurtarma ve benzeri kazandırmalar, miras bırakan aksini açıkça belirtmedikçe denkleştirmeye tabidir. Buna karşılık altsoy dışındaki yasal mirasçılara, örneğin eşe veya kardeşlere yapılan kazandırmalar karine olarak denkleştirmeye tabi değildir; bu durumda kazandırmanın mirasa mahsuben yapıldığını iddia eden ispatlamalıdır.
E-) Kazandırmanın Miras Bırakanın Malvarlığından Yapılmış Olması
Kazandırma, miras bırakanın kendi malvarlığından çıkmış olmalıdır. Üçüncü bir kişinin, örneğin murisin eşinin veya şirketin malvarlığından yapılan ödemeler, kural olarak murisin denkleştirmeye konu kazandırması sayılmaz. Uygulamada bu şart özellikle ortak hesaplardan yapılan ödemelerde önem kazanır; hesabın kime ait olduğu ve paranın kimin malvarlığından çıktığı banka kayıtlarıyla belirlenmelidir.
II-) DENKLEŞTİRMENİN TARAFLARI
A-) Denkleştirme Borçlusu
Denkleştirme borçlusu, yasal mirasçı sıfatını taşıyan ve denkleştirmeye konu kazandırmayı almış olan kişidir. Kazandırmayı alan mirasçı miras bırakandan önce ölmüşse veya mirasçılık sıfatını kaybetmişse, TMK m. 670 uyarınca onun yerine geçen mirasçılar, örneğin torunlar, bu yükümlülüğü devralır. Yasal mirasçının hiç bulunmaması ya da bütün mirasçıların mirastan feragat, mirastan çıkarılma veya ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybetmesi hâlinde denkleştirme borçlusu da bulunmaz.
B-) Denkleştirme Alacaklısı
Denkleştirme alacaklısı, kazandırma nedeniyle miras payı eşitliği bozulan diğer yasal mirasçıdır. Tenkisten farklı olarak, denkleştirme isteyen mirasçının saklı pay sahibi olması gerekmez. Örneğin miras bırakanın tek mirasçıları olan iki kardeşten birine sağlığında yüklü bir kazandırma yapılmışsa ve bunun mirasa mahsuben yapıldığı ispatlanabilirse, kardeşin saklı payı olmamasına rağmen denkleştirme istenebilir.
III-) DENKLEŞTİRMEDE ZAMANAŞIMI
Denkleştirme talebi, mirasın paylaşılması sırasında ileri sürülen bir talep olduğundan, miras paylaşılmadığı sürece ileri sürülebilir. Uygulamada mirasçılar arasında paylaşma yapılmadıkça denkleştirme bakımından zamanaşımının işlemediği kabul edilmektedir. Paylaşma gerçekleştikten sonra ise talebin genel zamanaşımı süresi olan on yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır.
Bu nedenle denkleştirme talebinin, ortaklığın giderilmesi davası sonuçlanmadan veya rızai paylaşma sözleşmesi imzalanmadan önce ileri sürülmesi, hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur. Aynı kazandırmaya karşı tenkis talebi de ileri sürülecekse, TMK m. 571’deki bir yıllık ve on yıllık sürelerin ayrıca gözetilmesi gerekir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 20.09.2021 tarihli, 2020/2428 E., 2021/4390 K. sayılı kararında, temliki ilk devir tarihinden itibaren bilen davacının tenkis isteğinin hak düşürücü süre nedeniyle reddedilebileceği, buna karşılık terditli olarak ileri sürülen denkleştirme talebinin ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, tenkis süresinin kaçırıldığı dosyalarda denkleştirmenin hala işlevsel bir yol olabileceğini göstermektedir.
IV-) DENKLEŞTİRMEDE İSPAT YÜKÜ
İspat yükü, kazandırmanın kime yapıldığına göre değişir. Altsoya yapılan karşılıksız kazandırmalar, miras bırakan aksini açıkça belirtmedikçe miras payına mahsuben yapılmış sayılır. Bu nedenle kazandırmanın denkleştirmeden muaf tutulduğunu, yani miras bırakanın bunu mirasa mahsup etmeksizin bağışladığını, kazandırmayı alan davalı ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise karine tersinedir; kazandırmanın denkleştirmeye tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır.
Bununla birlikte, kazandırmanın varlığını ispat yükü her durumda davacıdadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2018 tarihli, 2016/528 E., 2018/6510 K. sayılı kararında, taşınmaz satış bedelinin davalıya aktarıldığı iddiasının duyuma dayalı tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağı, banka kayıtlarında böyle bir transferin bulunmaması karşısında kazandırmanın açık delillerle ispatlanması gerektiği belirtilmiştir. Miras bırakanın iradesinin ispatı ise şekle bağlı değildir ve her türlü delille ispatlanabilir.
V-) DENKLEŞTİRMEDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME
Kanunda açıkça belirtilmemekle birlikte, denkleştirme davalarında genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Denkleştirme talebi ortaklığın giderilmesi davası içinde ileri sürülürse, o davaya bakan mahkeme bu talebi de karara bağlar.
Yetkili mahkeme, TMK m. 576 uyarınca mirasın açıldığı yer olan miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Denkleştirme terekenin paylaşılmasına ilişkin bir talep olduğundan, HMK m. 11/1-a kapsamında bu yetkinin kesin yetki olduğu kabul edilmektedir. Kesin yetki kuralına uyulmaması mahkemece re’sen gözetilir ve davanın uzamasına yol açar.
VI-) DENKLEŞTİRME NASIL YAPILIR?
1. Aynen İade veya Mahsup
TMK m. 671 uyarınca denkleştirme borçlusu mirasçı, aldığı kazandırmayı terekeye aynen geri vermek ile değerini miras payından mahsup ettirmek arasında seçim hakkına sahiptir. Yargıtay uygulamasında, seçimlik hakkını kullanmayan veya mahkemenin sorusuna cevap vermeyen davalının bu hakkının davacıya geçtiği kabul edilmektedir. Bu nedenle mahkemenin karar vermeden önce davalıya seçimlik hakkını sorması gerekir.
2. Payı Aşan Kazandırma
Kazandırmanın değeri, borçlu mirasçının miras payını aşıyorsa kural olarak aşan kısım da terekeye geri verilir. Ancak TMK m. 672 uyarınca mirasçı, miras bırakanın bu fazlalığı kendisine bırakmak istediğini ispatlarsa aşan kısmı geri vermekle yükümlü değildir. Bu hâlde diğer mirasçıların saklı payları zedelenmişse tenkis hakları saklıdır.
3. Değer Tarihi
Denkleştirmede tenkisten farklı bir değer tarihi uygulanır. TMK m. 673 uyarınca denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır; yararlar, zararlar, gelirler ve giderler bakımından sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Tenkiste ise saklı payın ihlal edilip edilmediği ölüm tarihindeki değerlere göre belirlenir ve sabit tenkis oranı aracılığıyla karar tarihine taşınır. Bu fark, özellikle değeri yıllar içinde büyük ölçüde artan taşınmazlarda sonucu doğrudan etkiler.
Kazandırma para ise, paranın denkleştirme anındaki değerinin nasıl belirleneceği uygulamada tartışmalıdır. Bilirkişi incelemesinde, paranın verildiği tarihteki satın alma gücü ve sonrasında kazandırmayı alanın elde ettiği yararlar dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir değerleme yapılması önem taşır.
VII- ) DENKLEŞTİRME İLE TENKİS ARASINDAKİ FARKLAR
Uygulamada iki kurum çoğu zaman birbirine karıştırılır. Denkleştirme yasal mirasçılar arasında eşitliği sağlamaya yöneliktir ve yalnızca yasal mirasçılar arasında işler; tenkis ise saklı payları korumaya yöneliktir ve kazandırmayı alan kişinin mirasçı olup olmadığına bakmaz. Denkleştirme isteyenin saklı paylı mirasçı olması gerekmez; tenkis ise yalnızca saklı paylı mirasçılara tanınmış bir haktır. Denkleştirmede değer denkleştirme anına göre belirlenirken, tenkiste ölüm tarihi değerleri ve sabit tenkis oranı esas alınır. Denkleştirmede iade terekeye yapılır ve paylaşmaya yansır; tenkiste ise yalnızca dava açan mirasçının saklı payı tamamlanır. Son olarak denkleştirme paylaşma yapılmadıkça ileri sürülebilirken, tenkis davası TMK m. 571’deki bir ve on yıllık sürelere tabidir.
Yargıtay, denkleştirme davasının kendiliğinden tenkis davasına dönüşmeyeceğini, bunun için ıslah yapılması ya da davanın baştan terditli olarak açılması gerektiğini yerleşik olarak kabul etmektedir. Bu nedenle uygulamada davaların, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis, o da olmadığı takdirde denkleştirme şeklinde kademeli olarak açılması önerilir.
VIII- ) ÖRNEK DENKLEŞTİRME HESABI
Miras bırakan geride iki çocuğunu (A ve B) bırakmış olsun. Eşi daha önce ölmüş, vasiyetnamesi bulunmasın. Miras bırakan sağlığında A’ya iş yeri açması için bir dükkân devretmiş ve bu kazandırmayı denkleştirmeden muaf tuttuğuna dair bir beyanı bulunmasın. Ölüm tarihinde terekede 4.000.000 TL değerinde mal kalsın; dükkânın denkleştirme anındaki değeri 2.000.000 TL olsun.
Denkleştirme hesabında tereke, iade edilen kazandırmayla birlikte değerlendirilir:
Hesap terekesi: 4.000.000 + 2.000.000 = 6.000.000 TL
Her çocuğun payı: 6.000.000 ÷ 2 = 3.000.000 TL
A, dükkânı terekeye aynen iade etmeyi seçerse, 6.000.000 TL’lik tereke iki çocuk arasında eşit paylaşılır. A, değerin mahsubunu seçerse dükkân kendisinde kalır; mevcut 4.000.000 TL’lik tereke A’ya 1.000.000 TL, B’ye 3.000.000 TL olarak paylaşılır. Her iki yolda da iki çocuğun eline geçen toplam değer 3.000.000 TL’dir.
Dükkânın değeri 8.000.000 TL olsaydı, hesap terekesi 12.000.000 TL, her çocuğun payı 6.000.000 TL olurdu. A’nın aldığı kazandırma payını 2.000.000 TL aşacağından, A miras bırakanın bu fazlalığı kendisine bırakmak istediğini ispatlayamadıkça aşan kısmı terekeye ödemekle yükümlü olurdu (TMK m. 672).
IX-) DAVA AÇARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Denkleştirme davasında başarının büyük ölçüde delillere bağlı olduğu unutulmamalıdır. Tapu kayıtları ve tapu akit tablosu, banka hesap hareketleri, şirket ortaklık ve sermaye kayıtları, kredi ödeme belgeleri ve kazandırmanın yapıldığı döneme ait yazışmalar dava açılmadan önce toplanmalıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2019 tarihli, 2016/9041 E., 2019/3588 K. sayılı kararında; tapu kayıtları, tanıklar ve şirket kayıtlarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
Miras bırakanın hesabından çekilen paralarda, bu paranın bir kısmının miras bırakanın bakım, tedavi ve günlük giderleri için harcanmış olabileceği de gözetilmelidir. Yine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2019 tarihli, 2016/9034 E., 2019/3584 K. sayılı kararında, demans hastası miras bırakanın hesabından çekilen paranın denkleştirmeye konu edildiği bir olayda, belgelenebilen ve olağan bakım giderlerinin tespit edilerek bu paradan mahsup edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde talebin hangi hukuki sebebe dayandığı açıkça gösterilmeli, birden fazla yol varsa terditli olarak sıralanmalıdır. Dava değeri, kazandırmanın değeri üzerinden belirlenir ve nispi harç ödenir. Yargılama sırasında keşif ve bilirkişi incelemesiyle değer arttığında harcın tamamlanması gerekir. Son olarak, taraf teşkilinin eksiksiz sağlanması için bütün yasal mirasçıların davada yer alıp almadığı mirasçılık belgesiyle kontrol edilmelidir.
X-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI
“…Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamaları denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı ….’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/612, K. 2016/5950)
“…Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9034, K. 2019/3584)
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.
Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453





Trackbacks & Pingbacks
[…] pay ve tenkisten farklı olarak denkleştirme, yasal mirasçılar arasında eşitliği sağlamaya yönelik bir kurumdur. Yasal mirasçılar, […]
Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!