<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BOŞANMA arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/etiket/bosanma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/bosanma/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 12:08:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>BOŞANMA arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/etiket/bosanma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:51:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istememek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi red]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu makalede, kısaca boşanma sebeplerini ve çocuk meselesinin bu süreçteki hukuki yerini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Türk Hukukunda Temel Boşanma Sebepleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;"><a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu (TMK)</a>, boşanma sebeplerini iki ana başlıkta toplar: Özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, suç işleme vb.) ve genel boşanma sebebi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Pratikte en sık karşılaşılan durum, TMK m. 166’da düzenlenen &#8220;Evlilik birliğinin temelinden sarsılması&#8221; yani halk arasındaki adıyla &#8220;şiddetli geçimsizliktir&#8221;. Bir evliliğin devam etmesi taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmişse, boşanma davası açılabilir. Çocuk sahibi olma konusundaki uyuşmazlıklar da genellikle bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) Çocuk Sahibi Olunmasının Boşanmaya Etkisi</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk sistemimizde çocuk sahibi olmak bir zorunluluk değilse de evlilik birliğinin doğal amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak farklı durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Çocuk İstememek (Keyfi Red)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden birinin, haklı bir sebep (sağlık riski, ağır maddi imkansızlık vb.) olmaksızın çocuk sahibi olmaktan kaçınması, Yargıtay tarafından &#8220;evlilik yükümlülüklerini ihlal&#8221; ve bir kusur olarak görülmektedir. Eğer taraflardan biri evlenirken çocuk istemediğini açıkça belirtmemişse ve sonradan bu konuda direnç gösteriyorsa, Yargıtay bu durumum evlilik birliğini temelinden sarstığını kabul etmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Biyolojik Olarak Çocuk Sahibi Olamama (Kısırlık)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Burada çok önemli bir ayrım vardır: Çocuk sahibi olamama tek başına bir boşanma sebebi değildir. Bir eşin biyolojik olarak çocuk sahibi olamaması, onun kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ancak çocuk sahibi olabilmek için tıbbi tedavinin gerekmesi halinde eşin bundan kaçınması, diğer eşin ise tedaviye destek vermemesi gibi haller boşanma davasında kusur olarak kabul edilir. Ayrıca bu durumun yarattığı psikolojik baskı, eşlerin birbirine karşı kırıcı tutumları veya tedavi sürecindeki ilgisizlik boşanma davasına konu olabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) İlgili Mahkeme Kararları</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Sağlık Sorunu Nedeniyle Çocuk Sahibi Olmayan Eşe Destek Verilmemesi</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 04.07.2012, 2012/35 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Mahkemece taraflar “eşit kusurlu” kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş, bunun dayanağı olarak da, davalının eşini eve almadığı, davacının da davalının çocuk sahibi olabilmesi için gerekli tedaviyi kabul etmediği gösterilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalının geçirdiği bir ameliyat sonrası doğal yolla çocuk sahibi olma ihtimalinin azaldığı, bunun üzerine üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin (tüm bebek) önerildiği, davacının bunu kabul etmeyerek evden ayrıldığı ve “yeniden evleneceğini” söyleyerek, eşinin evden gitmesini istediği, davalının da, kapıyı açmayarak kocasını eve almadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Baskın kusuru ile boşanmaya yol açan taraf da, koşulları varsa kusuru az olan diğer tarafa tazminat ödemekle sorumlu tutulmalıdır. Hal böyleyken, tarafların “eşit kusurlu” kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak davalının tazminat taleplerinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 18.02.1991, 1990/10764 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Diğer taraftan, boşanma nedeni olarak kabul edilen söz konusu göz hastalığının koşullarının gerçekleşmesi halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması, daha açık bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal, olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir. Yargıtayımızın birçok kararında da açıkça dile getirildiği üzere &#8220;kısırlık&#8221; olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olmaması bir çeşit &#8220;semavi afet&#8221;tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı, adil ve iyiniyetli bir düşünce olarak kabul edilemez.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD., 2020/6540 E. 2021/1661 K.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Erkeğin kesinleşen kusurlu davranışları yanında “Kadından ortak çocuk istemediği” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına oranla “Daha ağır” kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6540 Esas 2021/1661 Karar)</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD 2019/4035 E.  2019/11741 K.  02.12.2019 T.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur.&#8221; şeklinde hüküm kurmuştur.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 09.12.2013, 2013/16247 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; boşanmaya sebep olan olaylarda çocuk sahibi olmak istemeyen, eşi hakkında kadınlığını kullanmadığını söyleyen ve birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca tam kusurludur. Davacının bu kusurlu eylemleri aynı zamanda davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Durum böyleyken, mahkemece davalı kadının manevi tazminat talebinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD. 25.11.2013 T. E:14267, K:27556</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kocanın bağımsız ev açmadığı, kız kardeşlerinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, çocuk sahibi olmayı istemediği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da çıkan tartışmalarda küfürlü konuştuğu, geçimsizliğe neden olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu bulunduğu ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kusurun ağırlığının davalı-karşı davacı kocada olduğu anlaşılmaktadır.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong style="font-style: inherit;"><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em style="font-weight: inherit;"> <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:43:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[terk edilen eş]]></category>
		<category><![CDATA[terk ihtarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir. TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir.</p>
<table style="font-weight: 400;">
<tbody>
<tr>
<td width="604">TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 style="font-weight: 400;">II-DAVAYI KİMLER AÇABİLİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davasını hukuki anlamda “terk edilen” eş açabilir. Hukuken bazen müşterek konutta yaşamaya devam eden kişi de &#8220;terk eden eş&#8221; olabileceği için hangi eşin hangi koşullarda terk eden eş olarak kabul edildiğine dair yazımızın üst bölümündeki bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">III- DAVADA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">A-Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">B-Yetkili mahkeme ise tek değildir. Terk edilen eş davayı, aşağıda belirtilen iki yer mahkemesinden birinde açılabilir:</p>
<p style="font-weight: 400;">1-Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">2-Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son kez altı aydan uzun süreyle birlikte yaşadıkları yer mahkemesi.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASININ ŞARTLARI</h2>
<h3>A. Eşlerden birisinin müşterek konutu terk etmesi.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Hukuki anlamda terk günlük konuşma dilindeki anlamıyla aynı değildir. Bir eşin müşterek konutta kalmadığı her durum hukuken terk olarak kabul edilmediği gibi bazı hallerde ise müşterek konutta yaşamaya devam eden eş terk eden taraf olarak kabul edilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin;</p>
<ul>
<li>Evlilik birliğinden doğan sorumlulukları yerine getirmemek için haklı bir sebebi olmaksızın müşterek konuttan sürekli olarak ayrılması,</li>
<li>Haklı bir sebeple evden ayrılan eşin haklı sebep ortadan kalktıktan sonra müşterek konuta dönmemesi,</li>
<li>Haklı bir sebep olmaksızın diğer eşin müşterek konuta dönmesine engel olunması, (Bu halde müşterek konutta yaşamaya devam ederken diğer eşin müşterek konutta yaşamasını engelleyen eş “terk eden eş” olarak kabul edilmektedir)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Halleri hukuken terk olarak nitelendirilmektedir.</p>
<h3>B. Terk eden kişinin kusurlu olması yani haklı bir sebebinin olmaması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk eden eşin tedavi için geçici olarak bir sağlık kurumunda kalınması, eşin şiddet görmesi sebebiyle ortak konuttan ayrılması, hastalık sebebiyle geçici olarak kök ailenin yanında kalınması, memuriyet ya da kamu görevi için farklı yerde kalınması gibi haklı bir sebebi varsa bu kişi kendi kusuruyla evi terk etmediğinden kusurlu kabul edilmez.</p>
<h3>C. Terkin en az altı ay sürmüş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk süresinin kesintisiz olarak en az altı ay sürmüş olması gerekmektedir. Sadece bu sürenin kesilmesi ve davanın önlenmesi amacıyla samimi olmayan eve dönüşler bu süreyi kesmez. Ancak eşlerden biri evi terk edip bir ay sonra eve dönmüş, bir süre sonra evi tekrar terk etmişse bu süreler toplanmaz.</p>
<h3>D. Terk eden eşe eve geri dönmesi için ihtar çekilmiş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk edilen eşin terk eden eşe eve dönmesi için bir ihtarname göndermesi gerekmektedir. Eş samimi bir şekilde eve geri dönmeye çağrılmadır. Örneğin terk edilen eş ihtar göndermiş ancak evin kilitlerini değiştirmişse bu geçerli bir çağrı olarak kabul edilmez. Ayrıca eve dönemesi için eşe en az iki ay süre verilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"> İhtarın mahkemeden veya noterden gönderilmesi ve eşe tebliğ edilmiş olması şarttır.</p>
<h3>E. Terk eden eşin ihtara rağmen eve dönmemesi.</h3>
<p>Terk eden eşin ihtarname üzerine eve geri dönmesi halinde terk edilen eşin dava hakkı düşer. Eğer terk eden eş eve samimi şekilde dönmüş ancak tarafların evliliklerinde anlaşmazlıkları devam diyor ise terk sebebiyle değil şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılabilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>IV-DAVADA İSPAT YÜKÜ</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davası açan eş, yukarıda belirtilen şartların gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Eşin başka bir yerde yaşadığına ilişkin tanık anlatımları, kurum veya başka yerlerde eşinin adresini müşterek konuttan farklı bir ev olarak bildirmiş olması, yazışmalar gibi delillerle; ihtarname için ise mahkeme veya noter kayıtları ile ispat yükü yerine getirilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Müşterek haneyi terk eden eş ise aleyhine karar çıkmaması için ihtarnameye rağmen eve dönememekte haklı bir sebebinin olduğunu ispat etmelidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>V-İLGİLİ YARGI KARARLARI</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terk eden eşin hangi eş olduğunda ilişkin Yargıtay HGK., E. 2013/1688 K. 2015/1032 T. 13.3.2015</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Bu açıklamalar karşısında terke dayalı boşanma davasında dava açma hakkı, kanunun açık deyimiyle sadece terk edilen eşe ait bulunduğundan, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu olgu ile yukarıda açıklanan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı eşin gerçekte iddia ettiği gibi terk edilen değil, terk eden eş olduğunun kabulü gerekir.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İhtarda bulunması gereken koşullara ilişkin Yargıtay HGK., E. 2012/686 K. 2013/67 T. 16.1.2013</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Ne var ki, boşanma davasına bakan hâkim, salt ihtarın varlığını yeterli görmemeli; bu ihtarın, boşanma davası açabilmenin ön koşulu olmasını da gözeterek, kanunda yer alan unsurları taşıyıp taşımadığını, resen (kendiliğinden) incelemelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Önemle vurgulamakta yarar vardır ki, ihtar kararının sonuç doğurabilmesi, dolayısıyla da ihtar kararının tebliğine rağmen yasal süresinde ortak konuta dönmeyen eş aleyhine açılacak boşanma davasının kabul edilebilmesi için iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlardan ilki, ihtar kararında ve ekinde bulunması gereken biçimsel koşulların varlığı; diğeri ise işin esasına ilişkin unsurların tamlığıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terke dayalı boşanma davasında ispat yüküne dair Yargıtay HGK., E. 2012/636 K. 2012/1073 T. 5.12.2012</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Öte yandan terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, müşterek haneyi terk eden eşin, terkte haklılığını değil, davete uymamada haklılığını kanıtlaması gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 14.02.2001 gün 2011/2-122 E 2001/116 K. ile 03.02.1999 gün 1999/2-54 E 1999/56 K. sayılı kararları).”</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Can ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[MÖHUK]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ DAVASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanıma; yabancı ülkeden alınmış mahkeme ilamının, ülkemizdeki bir mahkemenin verdiği  tanınma kararı ile artık ülkemizde  ilam niteliğinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yani ilgili karar tanımdan sonra ülkemizde de kesin hüküm haline gelir. Tenfiz ise tanımayı da kapsayan bir usuldür.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) GENEL OLARAK TANIMA VE TENFİZİN FARKI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tanıma; yabancı ülkeden alınmış mahkeme ilamının, ülkemizdeki bir mahkemenin verdiği  tanıma kararı ile artık ülkemizde  ilam niteliğinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yani ilgili karar tanımadan sonra ülkemizde de kesin hüküm haline gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenfiz ise tanımayı da kapsayan bir usuldür. Yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilen ülkede tanınarak icra edilebilir hale gelmesi olarak tanımlanabilir. Örneğin yabancı ülke ilamında nafakaya ilişkin bir hüküm de varsa artık tanıma değil tenfiz usulü işletilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) YABANCI ÜLKE KARARI ÜLKEMİZDE NASIL TANINIR VEYA TENFİZ EDİLİR ? </strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak yapmanız gereken yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararı için tanıma/tenfiz  davası açmaktır. Bu davanın şartları aşağıdaki gibidir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A-)</strong> Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet ilkesi ) bulunmalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B-)</strong>  Karar, kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C-)</strong> Karar, davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmalıdır. Yani yabancı mahkeme kararını verdiği yargılama sırasında her iki tarafı da yeterince dinlemiş olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ç-)</strong> Karar, Türkiye mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>D-)</strong> Tanıma ve tenfiz davaları duruşmalı olarak görülen davalardandır yani  dosya üzerinden karar verilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E-)</strong>  Davacının yerleşim yeri Türkiye’de değilse teminat göstermesi gerekir.  Teminatın miktarını hakim tayin eder. Uluslararası sözleşmelerde ülkeler arasında aksi kararlaştırılabilir.  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şu hususa dikkat edilmelidir: Eğer tanıtmak istediğiniz mahkeme kararı icrai bir hüküm içeriyorsa ( nafaka ödenmesini kararlaştıran, tazminat ödenmesini kararlaştıran vs.) tanıma davası yerine tenfiz davası açmanız gerekmektedir. Her iki davanın da yukarıdaki şartları sağlaması gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5718.pdf">5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;a</a> göre Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Karine olarak nüfusa kayıtlı olunan yer yerleşim yeri kabul edilmektedir.  Davalının Türkiye’de ikametgahı yoksa fiilen ikamet ettiği yer mahkemesi, bu dahi yoksa Ankara, İstanbul, İzmir mahkemeleri yetkilidir. Dava bu üç yerden istenilen birinde açılabilir.  Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tanıma ve tenfiz davası basit yargılama  usulüne  tabidir. Adli tatilde görülebilen işlerden sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" /><p><a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASI NEDİR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/nafkanin-kaldirilmasi-davasi-nedir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/nafkanin-kaldirilmasi-davasi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Can ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 23:47:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[İŞTİRAK]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKANIN AZALTILMASI]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKANIN KALDIRILMASI]]></category>
		<category><![CDATA[TEDBİR]]></category>
		<category><![CDATA[YOKSULLUK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nafaka, nafaka yükümlüsü ve nafaka alacaklısının sosyal ve ekonomik durumuna  göre belirlenecek olan bir aylıktır. Nafaka yükümlüsü, mahkeme tarafından takdir edilen nafakaya karşı nafakanın kaldırılması adına  dava açma hakkına sahiptir. artırılması davası açabilecektir.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafkanin-kaldirilmasi-davasi-nedir/">NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASI NEDİR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Nafaka, nafaka yükümlüsü ve nafaka alacaklısının sosyal ve ekonomik durumuna  göre belirlenecek olan bir aylıktır. Nafaka yükümlüsü, mahkeme tarafından takdir edilen nafakaya karşı nafakanın kaldırılması adına  dava açma hakkına sahiptir. Dava sonucunda eğer ilgili şartlar sağlanmışsa varsa hakim nafakanın kaldırılmasına karar verecektir.  Duruma göre hakim nafakanın azaltılmasına da karar verebilir. Yine bir başka durum olarak tarafların ekonomik durumlarında oluşan farklılıklara göre nafaka alacaklısı da nafakanın artırılması davası açabilecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">I-) <strong>NAFAKA TÜRLERİ </strong>NELERDİR ?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka türleri kendi arasında kime ödendiğine veya hangi süre ile ödendiğine göre çeşitli gruplara ayrılabilir. Nafaka türlerini genel olarak 3 başlık altında sınıflandırabiliriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) <strong>Yoksulluk Nafakası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanma sebebi ile, yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eşten geçimini ve devam ettirdiği yaşantısının sürekliliğini sağlama amacıyla isteyebileceği nafaka türüdür. Yani boşanmada kusurlu eşin boşanma sebebi ile diğer eşe ödediği nafaka türüdür.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>İştirak Nafakası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">İştirak nafakası çocukların sahip olduğu nafakadır. Boşanma sonucunda velayetin verilmediği eşin, çocuğunun bakım ve eğitim giderleri için kendi gücü oranında çocuğuna vermiş olduğu nafaka çeşididir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">C-) <strong>Tedbir Nafakası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir nafakası geçici bir önlem teşkil etmektedir, boşanma davası sırasında veya boşanma davası öncesinde istenebilen, özellikle eşlerin barınma, geçinme ve çocuklarının bakım ve giderlerini karşılamaları amacıyla bağlanan nafakadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıda anlattığımız hususlar esasen Yoksulluk Nafakasının kaldırılması davasını şartlarını anlatan hususlardır. Tedbir nafakası özelliği sebebi ile geçici bir nafaka olduğu için hüküm ile beraber ya kendiliğinden kalkar ya da Yoksulluk Nafakasına dönüşür. İştirak nafakasının kaldırılması davasının şartları ise başka bir yazımızın konusu  olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II<strong>-) NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR ?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksulluk nafakası; boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından biri olup, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK)</a> 175. Maddesinde: “<em>Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”</em> şeklinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksulluk nafakası talep edebilmenin ilk şartı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da kabul edilen görüşe göre yoksulluk nafakası alan eşin yoksulluk durumunun daha sonradan kalkması halinde yoksulluk nafakasının kaldırılması talepli davanın kabul edilmesi gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksulluk nafakasının kaldırılması talepli davalarda aranan bir diğer husus ise nafaka borçlusunun maddi durumunun kötüye gitmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Esasen nafakanın kaldırılması davası TMK’nin 176. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi  ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">alacaklı tarafın evlenme  olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em><a href="https://kazanci.com.tr/gunluk/3hd-2015-17419.htm">Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/17419 Esas, 2016/2787 Karar,  29.02.2016 Tarih</a></em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>TMK 176/3 maddesine göre; “irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Somut olayda; tarafların … Aile Mahkemesinin … tarihinde tarafların boşanmalarına ve davalı lehine 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve karar 03.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Yargılama sırasında kolluk marifetiyle yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında davalının .. adlı şahıs ile yaşadığı ve geçimini …’nın sağladığı, davalının nüfus kayıt örneğinde .. adlı çocuğunun … tarafından tanındığı tespit edilmiştir. Öyle ise mahkemece; somut olayda, TMK.’nun 176/3 maddesinde ifadesini bulan “evlilik dışı birlikte yaşama” olgusunun gerçekleştiği gözetilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em> Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada görüleceği üzere kanun koyucu tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın azaltılabileceğini hüküm altına almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alacaklı tarafın evlenme  olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır.  Yukarıda değindiğimiz şartlar var ise nafakanın tamamen kaldırılması  söz konusu olacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III-) <strong>YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR ?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">IV-) <strong>GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR ?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafakanın kaldırılmasına ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" /><p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafkanin-kaldirilmasi-davasi-nedir/">NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASI NEDİR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/nafkanin-kaldirilmasi-davasi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
