REDDİ MİRAS NEDİR VE NASIL YAPILIR ?

,
REDDİ MİRAS NEDİR VE NASIL YAPILIR ?

I-) REDDİ MİRAS NEDİR?

Reddi miras, çoğu zaman borca batık ( pasifi aktifinden fazla olan ) tereke ( murisin bıraktığı malvarlığının tamamı) sebebi ile tercih edilen bir yoldur. Reddi miras, mirasçının mirası reddedip terekenin mallarından herhangi bir şey almamasını, borçlarından da sorumlu tutulmamasını sağlar.

Tabi ki de reddi mirasın manevi sebepleri de olabilmektedir.

Mirası reddetme hakkı 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 605. maddesi ile düzenlenmiştir. Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.

Reddi miras halinde miras intikal etmeye devam eder; mirası reddeden sadece kendi adına reddetmiş sayılır.

Burada değindiğimiz husus mirasın gerçek reddidir. Miras bırakanın ölümüyle birlikte borçlarını ödemekten aciz durumda olduğu açıkça belli veyahut miras bırakanın borçlarını ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olması durumlarında karşımıza mirasın hükmen reddi durumu çıkmaktadır. Hükmen ret durumunda  mirasçıların hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan mirasçıların mirası reddettiği kabul edilir ve ona göre işlem yapılır. Çünkü tereke borca batıktır, bu sebeple böyle bir durumda miras reddedilmiş sayılır.

II. MİRASIN GERÇEK REDDİ VE HÜKMEN REDDİ

Türk hukukunda mirasın reddi iki şekilde karşımıza çıkar.

1. Mirasın Gerçek Reddi

Mirasın gerçek reddi, mirasçının kanuni süre içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddettiğini beyan etmesidir. Terekenin borca batık olup olmadığının ispatı gerekmez. Mahkeme yalnızca beyanın süresinde yapılıp yapılmadığını ve başvuranın mirasçı olup olmadığını inceler. Şartlar varsa beyanı tutanağa geçirerek özel kütüğe tescil eder. 

2. Mirasın Hükmen Reddi

TMK m. 605/2’ye göre, ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Bu bir kanuni karinedir. Ancak mirasçının hiçbir şey yapmasına gerek olmadığı yönündeki yaygın inanç uygulamada yanıltıcıdır. Alacaklılar mirasçılara karşı takip başlattığında ya da dava açtığında, terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunu mirasçının ispat etmesi gerekir. Bu nedenle hükmen ret ya ayrı bir tespit davasıyla ya da takibe itiraz ve dava cevabında def’i olarak ileri sürülür.

Hükmen ret davasının gerçek retten ayrılan önemli özellikleri şunlardır. Bu dava süreye tabi değildir; üç aylık süre kaçırılmış olsa bile açılabilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/2453 E., 2023/2921 K. sayılı kararında, TMK m. 605/2’ye dayanan ret isteminin süreye tabi olmadığı ve mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmasının önem taşımadığı vurgulanmış; aynı kararda hükmen ret davasının niteliği gereği menfi tespit ve takibin iptali talepleriyle birlikte görülemeyeceği, bu taleplerin tefrik edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Hükmen ret davası hasımsız açılamaz. Tereke alacaklıları davalı gösterilir. Görevli mahkeme sulh hukuk değil asliye hukuk mahkemesidir. 

Hükmen ret yolunun en büyük riski, mirasçının terekeyi sahiplenmiş sayılmasıdır. Terekeye el atan mirasçı, tereke borca batık olsa dahi bu yoldan yararlanamayabilir. Bu nedenle borca batık olduğu bilinen terekelerde hükmen rete güvenip süreyi geçirmek yerine, üç ay içinde gerçek ret beyanında bulunmak her zaman daha güvenli yoldur.

III. REDDİ MİRAS SÜRESİ NE KADARDIR?

TMK m. 606’ya göre miras üç ay içinde reddedilebilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen gözetilir. Sürenin başlangıcı her mirasçı için aynı değildir.

Yasal mirasçılar için süre, kural olarak miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat eden yasal mirasçı için süre bu öğrenme tarihinden başlar (TMK m. 606/2). Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için süre, tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işler.

Koruma önlemi olarak terekenin yazımına karar verilmişse süre, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından mirasçılara bildirilmesiyle başlar (TMK m. 607).

Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bunlar için süre, kendi miras bırakanlarına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse , bunlar için süre önceki mirasçıların mirası reddettiğini öğrendikleri tarihten işler (TMK m. 608).

Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hâkimi ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre verebilir (TMK m. 615). Terekenin borç durumunun henüz netleşmemesi, mirasçının ağır hastalığı, küçük mirasçı için kayyım atanması sürecinin uzaması gibi durumlar bu kapsamda ileri sürülebilir. Uzatma talebinin süre dolmadan yapılması gerekir. Süre geçtikten sonra yapılan talep sonuç doğurmaz.

Uygulamada sık karşılaşılan bir hata, sürenin son günlerine kalınmasıdır. Ret beyanının mahkemeye ulaştığı tarih esas alındığından, nüfus kayıtlarının çıkarılması, vekaletname düzenlenmesi veya küçükler için kayyım atanması gibi işlemler hesaba katılarak başvurunun erkenden yapılması gerekir.

IV. REDDİ MİRAS NEREYE VE NASIL YAPILIR?

1. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır (TMK m. 609/1). Reddi miras noterden yapılamaz. Noterde düzenlenen bir ret beyanı hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve bu sırada üç aylık süre işlemeye devam eder.

Yetkili mahkeme konusunda bölge adliye mahkemeleri arasında uzun süre farklı kararlar verilmiştir. Bir kısım daireler miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesini kesin yetkili kabul ederken, diğerleri farklı görüşteydi. Bu uyuşmazlık Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 06.09.2022 tarihli, 2021/7018 E., 2022/4871 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararıyla çözülmüştür. Daireye göre mirasın reddi HMK m. 382/2-c-7 uyarınca çekişmesiz yargı işidir. HMK m. 384 gereği talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir ve ret beyanı yönünden kesin yetki söz konusu değildir. Böylece mirasçı, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi kendi yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine de başvurabilir. Ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince tutulan özel kütüğe işlenir (TMK m. 609/4).

2. Başvurunun Şekli ve Yargılama

Başvuru hasımsız olarak yapılır yani karşı taraf gösterilmez. Dilekçede mirasçının kimlik bilgileri, miras bırakanın adı soyadı, T.C. kimlik numarası ve ölüm tarihi, mirasçılık bağı ve mirasın kayıtsız şartsız reddedildiği açıkça yazılmalıdır. Dilekçede borçlar nedeniyle gibi ifadeler kullanılması tek başına reddi şarta bağlamaz ancak tereddüde yer bırakmamak için kayıtsız ve şartsız reddediyorum ifadesinin mutlaka yer alması gerekir.

Sulh hakimi, ret beyanını bir tutanakla tespit eder ve beyanı mirasçıya veya özel yetkili vekiline imzalatır (Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 39). Bu nedenle mahkemenin belirlediği duruşma veya beyan gününe katılım önem taşır.

Ret beyanı sulh hakimine ulaştığı anda hüküm doğurur ve kural olarak geri alınamaz. Mirasçı isterse kendisine özel kütük kayıt numarasını içeren ve mirası reddettiğini gösteren bir belge verilir. Bu belge, ileride icra dairelerine ve alacaklılara karşı kullanılacağı için mutlaka alınmalı ve saklanmalıdır.

3. Vekil Aracılığıyla Ret

Reddi miras avukat aracılığıyla yapılabilir. Ancak vekaletnamede mirasın reddi yetkisinin açıkça yer alması zorunludur. Genel dava vekaletnamesi yeterli değildir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan 2016/10111 E., 2019/4348 K. sayılı kararında, Tüzük m. 39 gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Özel yetki eksikliği, süre geçtikten sonra fark edilirse telafisi mümkün olmayan bir hak kaybına yol açabilir.

V. REDDİ MİRAS İÇİN GEREKLİ BELGELER

Uygulamada sıkça belirtilenin aksine, reddi miras başvurusu için mirasçılık belgesinin (veraset ilamı) aslının sunulması kanuni bir şart değildir. Mahkeme nüfus kayıtlarını UYAP üzerinden kendisi temin edebilmektedir. Bununla birlikte başvurunun hızlı sonuçlanması için şu belgelerin hazır bulundurulması yararlıdır:

  • Kayıtsız ve şartsız ret beyanını içeren imzalı dilekçe,
  • Mirasçının kimlik belgesi,
  • Miras bırakanın ölüm belgesi veya ölümü gösteren nüfus kaydı,
  • Varsa mirasçılık belgesi ve mirasçılığı gösteren vukuatlı nüfus kaydı,
  • Vekil aracılığıyla başvuruluyorsa mirasın reddi yetkisini açıkça içeren vekaletname.

Başvuru sırasında yargılama harcı ve tebligat giderleri yatırılır. Güncel harç tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden başvuru öncesinde mahkeme veznesinden veya UYAP harç hesaplama ekranından kontrol edilmesi önerilir.

VI. RET HAKKINI DÜŞÜREN DAVRANIŞLAR (TEREKEYE EL ATMA)

TMK m. 610/1 uyarınca yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Daha önemlisi, süre dolmamış olsa bile bazı davranışlar ret hakkını ortadan kaldırır. TMK m. 610/2’ye göre ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı mirası reddedemez.

Uygulamada ret hakkını tehlikeye sokan başlıca davranışlar, miras bırakanın banka hesabından para çekilmesi, aracının satılması veya kullanılması, taşınmazının kiraya verilip kira bedelinin mirasçı tarafından tahsil edilmesi ve tereke mallarının mirasçılar arasında paylaşılmasıdır. Ret yoluna gidilmesi düşünülen bir terekede, hukuki destek alınmadan hiçbir tasarruf işlemi yapılmamalıdır.

Yargıtay bu konuda katı bir değerlendirme yapılmasına karşıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.11.2022 tarihli, 2020/241 E., 2022/1515 K. sayılı kararında, icra takibinden ve borcun büyüklüğünden habersiz mirasçıların, borca batık terekedeki düşük değerli bir taşınmaz payından elde ettikleri önemsiz kazanımın terekenin benimsenmesi sayılamayacağı ve ret hakkını düşürmeyeceği kabul edilmiştir.

Kanun bazı işlemleri açıkça ret hakkının dışında tutmuştur. Zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin dolmasını önlemek amacıyla dava açılması veya icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz (TMK m. 610/3). Yine mirasçılık belgesi alınması da mirasın kabulü anlamına gelmez. Mirasçılık belgesi almış kişi süresi içinde mirası reddedebilir.

VII. KÜÇÜK VE KISITLI MİRASÇILAR BAKIMINDAN REDDİ MİRAS

Ergin olmayan çocuklar adına ret beyanı yasal temsilcileri aracılığıyla yapılır. Ancak uygulamada en çok hata bu noktada yapılmaktadır. Örneğin baba öldüğünde anne hem kendisi mirasçıdır hem de çocuklarının velisidir. Anne ile çocukların menfaatleri çatıştığından, TMK m. 426/2 uyarınca çocuklara temsil kayyımı atanması gerekir. Yargıtay da hükmen ret davalarında annenin hukuki yararı ile çocuğun hukuki yararı çatıştığında küçüğe kayyım atanmadan esasın incelenemeyeceğini kabul etmektedir.

Vesayet altındaki kişiler bakımından ise mirasın reddi, vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da iznine tabidir (TMK m. 463).

Kayyım atanması ve izin süreçleri haftalar sürebileceğinden, üç aylık süre bu süreçlerde kolayca dolabilir. Bu nedenle küçük mirasçı bulunan dosyalarda kayyım talebiyle birlikte TMK m. 615 uyarınca süre uzatımı da talep edilmelidir.

VIII. REDDİ MİRASIN SONUÇLARI

1. Reddedenin Payı Kime Geçer?

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer (TMK m. 611).  Mirası reddeden çocuğun payı kendi çocuklarına, yani miras bırakanın torunlarına geçer. Borca batık terekede yalnızca çocukların reddetmesi yeterli olmaz. Torunların da, kendileri için işlemeye başlayan süre içinde ve küçükse kayyım aracılığıyla mirası reddetmesi gerekir. Aile bireylerinin bu zinciri bilmemesi, torunların farkında olmadan borçlu hâle gelmesine yol açabilmektedir.

Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde bunların payı sağ kalan eşe geçer (TMK m. 613). Bu nedenle borca batık bir terekede sağ kalan eşin de mirası reddetmesi gerekir.

2. Tüm Mirasçılar Reddederse Ne Olur?

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir (TMK m. 612). Mirasçılar mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilir. Bu durumda sonra gelen mirasçılar da kabul etmezse miras yine iflas hükümlerine göre tasfiye edilir (TMK m. 614).

3. Mirası Reddeden Kişi Hiçbir Borçtan Sorumlu Olmaz mı?

Kural olarak mirası reddeden mirasçı tereke borçlarından sorumlu değildir. Ancak TMK m. 618 önemli bir istisna getirir. Ödemeden aciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumludur. Ölümden kısa süre önce mirasçıya devredilen taşınmaz veya yapılan büyük bağışlar bu kapsamda alacaklıların hedefi olabilir.

IX. ALACAKLILARIN MİRASIN REDDİNE KARŞI HAKLARI

Mirasın reddi, alacaklılar bakımından her zaman çıkmaz sokak niteliğine haiz değildir. İki ayrı iptal yolu bulunmaktadır.

  • Birincisi, miras bırakanın alacaklılarının, mirasçının ret hakkının TMK m. 610 uyarınca düşmüş olduğunu, yani mirasçının terekeyi sahiplendiğini ileri sürerek reddin iptalini istemesidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012/24715 E., 2013/17230 K. sayılı kararında, alacağı doğrudan miras bırakandan kaynaklanan alacaklının açtığı iptal davasının TMK m. 617 çerçevesinde değil, m. 610 çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
  • İkincisi, mirasçının kendi alacaklılarının açabileceği iptal davasıdır. Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilir (TMK m. 617). Reddin iptaline karar verilirse miras resmen tasfiye edilir. Anayasa Mahkemesi, 27.03.2014 tarihli, 2013/148 E., 2014/62 K. sayılı kararıyla bu altı aylık sürenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Mirası, kendi alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla reddetmeyi düşünen mirasçıların bu davanın varlığını göz önünde bulundurması gerekir.

X. REDDİ MİRAS YERİNE RESMİ DEFTER TUTULMASI

Terekenin borca batık olup olmadığı bilinmiyorsa, mirası doğrudan reddetmek mirasçıyı değerli malvarlığından mahrum bırakabilir. Bu durumda mirası reddetme hakkı bulunan mirasçı, ret için öngörülen usulle bir ay içinde sulh mahkemesine başvurarak resmi defter tutulmasını isteyebilir (TMK m. 619 vd.). Resmi defter sonucunda mirasçı, terekenin aktif ve pasifini görerek mirası reddetme, deftere göre kabul etme veya resmi tasfiye isteme seçeneklerinden birini tercih edebilir. Deftere göre kabulde mirasçı, kural olarak yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur. Bir aylık sürenin üç aylık ret süresinden kısa olduğuna özellikle dikkat edilmelidir.

XI. SONUÇ

Reddi miras, basit bir işlem gibi görünse de hak düşürücü süreler, terekeye el atma riski, küçük mirasçılar için kayyım zorunluluğu ve reddin torunlara ve sağ kalan eşe yansıyan sonuçları nedeniyle dikkatli yürütülmesi gereken bir süreçtir. Yapılan bir hata çoğu zaman telafi edilemez ve mirasçıyı tüm malvarlığıyla miras bırakanın borçlarından sorumlu hâle getirir. Bu nedenle ölüm tarihinden itibaren vakit kaybetmeden terekenin borç durumunun araştırılması, ret ya da resmi defter yolunun seçilmesi ve başvurunun tüm mirasçılar bakımından eksiksiz yapılması gerekir.

Yargıtay kararlarının tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.

NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.

Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453

 

0 yorum var

Cevap Yaz

Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir