ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Yeşil Kart Nedir?
Yeşil Kart, Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”) kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan yabancı kişiye tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir.
INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nde süresiz olarak ikamet etmesine hukuken izin verilmesi şeklinde tanımlamaktadır. Bu kapsamda Yeşil Kart, yabancı kişiye Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkı sağlayan göçmenlik statüsüdür. Bu statünün kazanılmasıyla yabancı kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkına sahip olur.
Yeşil Kart Başvurusu Hangi Usullerle Yapılır?
Yeşil Kart alma süreci, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde veya dışında bulunmasına bağlı olarak iki ayrı usulle yürütülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan yabancılar bakımından yasal daimi ikamet statüsüne geçiş, gerekli kanuni şartların sağlanması hâlinde INA § 245 kapsamında yapılan statü değişikliği başvurusuyla mümkündür.
Bu çerçevede, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri içinde bulunması halinde sürecin USCIS nezdinde statü değişikliği başvurusu yoluyla; Amerika Birleşik Devletleri dışında bulunması halinde ise ilgili Amerikan konsolosluğu nezdinde göçmen vize başvurusu yoluyla yürütüleceği hususu önem taşımaktadır. Anılan ayrım, salt prosedürel bir farklılık olmayıp, başvurunun tabi olacağı makamı, değerlendirme yöntemini ve idari takdir alanını doğrudan etkileyen temel bir hukuki ayrımdır.
2026 Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Mayıs 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen yabancı kişiler bakımından özellikle dikkat edilmesi gereken iki temel gelişme söz konusudur. Bu gelişmelerin dayanağını, USCIS tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan PM-602-0199 sayılı “Adjustment of Status is a Matter of Discretion and Administrative Grace” başlıklı memorandum oluşturmaktadır.
Mayıs 2026 tarihli PM-602-0199 sayılı USCIS politika memorandumu, Form I-485 başvurularını hukuken ortadan kaldırmamakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri içinde statü değişikliği yoluyla yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen kişiler bakımından değerlendirme standardını fiilen ağırlaştırmıştır. Memorandumun temel etkisi, INA § 245 kapsamında zaten mevcut olan idari takdir yetkisinin daha belirgin hale gelmesidir.
Bu çerçevede USCIS, Amerika Birleşik Devletleri’ne geçici olarak giriş yapan kişilerin, söz konusu geçici statüyü yasal daimi ikamet statüsüne geçiş yolu olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirtmektedir. Güncel idari yaklaşım, kalıcı oturum sürecinin esasen başvuru sahibinin vatandaşı olduğu veya mutat olarak ikamet ettiği ülkedeki Amerikan konsolosluğu nezdinde yürütülmesi gereken bir göçmen vize süreci olduğunu; Amerika Birleşik Devletleri içinde statü değişikliğinin ise ancak kanuni şartların yanında dosyanın somut koşulları ve olumlu takdir unsurları birlikte değerlendirildiğinde mümkün olabilecek bir başvuru yolu niteliği taşıdığını göstermektedir.
İlgili memorandum, statü değişikliği başvurularında USCIS’in takdir yetkisinin önemini artırmıştır. INA § 245 uyarınca statü değişikliğinin başvuru sahibinin kanuni şartları sağlamasıyla kendiliğinden sonuç doğuran mutlak bir hak olmadığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede USCIS, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş amacını, geçici statüsüne uygun davranıp davranmadığını, statü ihlali veya yetkisiz çalışma geçmişini, adli sicil durumunu, ailevi ve mesleki bağlarını, vergi ve çalışma geçmişini, insani nedenleri ve dosyanın genel hakkaniyetini birlikte değerlendirebilecektir.
Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri’nde kalıcı oturum elde etmeyi amaçlayan kişilerin, ülkeye giriş amacını, vize türünü, göçmenlik niyetini, başvuru zamanlamasını ve konsolosluk süreci ihtimalini baştan itibaren birlikte değerlendirmesi önem arz etmektedir.
Konsolosluk Sürecine Kimler Başvurabilir?
Konsolosluk aracılığıyla göçmen vizesi başvurusu yapmak isteyen yabancı kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukuku kapsamında tanınan belirli bir uygunluk kategorisine dayanması gerekir. Göçmen vize başvurusu yapılabilecek başlıca kategoriler; aile temelli göçmenlik, çalışma veya yatırım temelli göçmenlik, özel göçmen statüleri, evlat edinme, Diversity Visa programı ve belirli insani nitelikli göçmenlik yollarıdır.
Bu kapsamda aile temelli göçmenlik başvuruları, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya kalıcı oturum izni olan kişinin aile üyeleri bakımından gündeme gelir. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşının eşi, yirmi bir yaş altındaki evli olmayan çocuğu ve ebeveyni yakın akraba kategorisinde değerlendirilirken; vatandaşın diğer bazı çocukları ve kardeşleri ile yasal daimi ikamet sahibinin eşi ve çocukları aile temelli tercih kategorileri kapsamında göçmen vizesi başvurusu yapabilir.
Çalışma veya yatırım temelli göçmenlik başvuruları ise kalıcı iş teklifi, işveren sponsorluğu, üstün mesleki nitelik, ileri derece mesleki yeterlilik, belirli istihdam ilişkileri veya yatırım şartlarına dayanır. Bu çerçevede istihdam temelli birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercih kategorileri gündeme gelebilir. Yatırımcılar bakımından belirli sermaye ve istihdam yaratma şartlarının sağlanması gerekirken; özel göçmen kategorileri, kanunda ayrıca düzenlenen sınırlı kişi gruplarına uygulanır.
Bunların yanında, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukukunda özel olarak korunan veya ayrıca düzenlenen bazı kişiler de konsolosluk sürecinden yararlanabilir. Evlat edinme yoluyla yapılan başvurular, çeşitlilik vizesi programı kapsamında seçilen kişiler, belirli özel göçmen vizesi başvuru sahipleri ve kanunda öngörülen insani nitelikli başvuru grupları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Statü Değişikliği ve Konsolosluk Sürecinde Olumsuz Kararların Denetimi
Bununla birlikte, USCIS nezdinde yürütülen statü değişikliği süreci ile konsolosluk makamları nezdinde yürütülen göçmen vize süreci arasındaki fark, olumsuz karar sonrasında başvuru sahibinin başvurabileceği hukuki yollar bakımından da önem arz etmektedir. USCIS kararları bakımından belirli idari başvuru yolları mevcut olabilmekteyken, konsolosluk makamlarınca verilen vize retleri “consular nonreviewability” doktrini uyarınca kural olarak yargısal denetime kapalıdır. Bu durum, konsolosluk sürecinde ilk başvuru dosyasının hazırlanmasını daha da kritik hale getirmektedir.
Dep’t of State v. Muñoz, 602 U.S. 899, 144 S. Ct. 1812, 219 L.Ed.2d 507 (2024)
“Konsolosluk kararlarının yargısal denetime kapalılığı doktrini, federal hükümetin yabancı bir kişi hakkında vize verip vermeme yönündeki kararının mahkemelerce denetlenmesini kural olarak engellemektedir. Bununla birlikte mahkemeler, bu doktrine dar kapsamlı bir istisna tanımış; bir Amerikan vatandaşının temel anayasal haklarını etkileyen vize kararları bakımından, ilgili Amerikan vatandaşının yargısal denetim talep edebileceğini kabul etmiştir. Bu istisna kapsamında mahkemeler, hükümetin vize reddi için görünürde meşru ve iyi niyetli bir gerekçe sunmaması veya başvurucunun ret kararının kötü niyetle verildiğini somut şekilde ortaya koyması halinde, vize kararını sınırlı ölçüde denetleyebilir.”





Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!