<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dike Hukuk, Dike Hukuk sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/author/dike/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/dike/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jan 2026 17:37:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Dike Hukuk, Dike Hukuk sitesinin yazarı</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/dike/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KONUTU TERK ETMEME (EV HAPSİ) TEDBİRİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/konutu-terk-etmeme-ev-hapsi-tedbiri/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/konutu-terk-etmeme-ev-hapsi-tedbiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2025 10:31:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[adli kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[ceza muhakemesi]]></category>
		<category><![CDATA[CMK]]></category>
		<category><![CDATA[ev hapsi]]></category>
		<category><![CDATA[hakimlik kararı]]></category>
		<category><![CDATA[konutu terk etmeme]]></category>
		<category><![CDATA[koruma tedbirleri]]></category>
		<category><![CDATA[kovuşturma]]></category>
		<category><![CDATA[mahkeme kararı]]></category>
		<category><![CDATA[soruşturma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konutu terk etmeme, halk arasında ev hapsi olarak da bilinen tedbir türüdür. Mahkeme veya hakimlikçe, suç şüphesi altında olan şüpheli veya sanık mazeretsiz ya da izinsiz olarak konutu terk etmemekle yükümlü kılınır. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 109/3-j’de düzenlenen bu adli kontrol tedbiri; bir suç isnadı sonucunda, soruşturma veya kovuşturma kapsamında, tutuklama sebeplerinin de olmasıyla beraber [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/konutu-terk-etmeme-ev-hapsi-tedbiri/">KONUTU TERK ETMEME (EV HAPSİ) TEDBİRİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Konutu terk etmeme, halk arasında ev hapsi olarak da bilinen tedbir türüdür. Mahkeme veya hakimlikçe, suç şüphesi altında olan şüpheli veya sanık mazeretsiz ya da izinsiz olarak konutu terk etmemekle yükümlü kılınır. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5271&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Ceza Muhakemesi Kanunu</a> madde 109/3-j’de düzenlenen bu adli kontrol tedbiri; bir suç isnadı sonucunda, soruşturma veya kovuşturma kapsamında, tutuklama sebeplerinin de olmasıyla beraber şüpheli veya sanığın tutuklanarak cezaevine götürülmesi yerine denetim altında tutulmasıdır. Şüpheli veya sanığın konutu terk etmemesi şeklindeki adli kontrolün denetimi, elektronik kelepçe vasıtasıyla ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sağlanır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüpheli veya sanık hakkında konutu terk etmeme tedbiri uygulanmış ise şahsın tedbir kaldırılmadığı sürece konuttan dışarı çıkması yasaktır, aksi takdirde tedbir ihlal edilmiş olur ve şahıs tutuklanarak cezaevine götürülür.</p>



<h2 class="wp-block-heading">I-) <strong>KONUTU TERK ETMEME KARARI VERİLEBİLMESİNİN ŞARTLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Konutu terk etmeme tedbirinin uygulanabilmesi için <a href="https://dikelaw.com.tr/tutukluluk-suresi/">tutuklama</a> nedenlerinin varlığı aranır. <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5271&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Ceza Muhakemesi Kanunu</a> madde 109/2’de yer aldığı üzere, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. <a href="https://dikelaw.com.tr/adli-kontrol/">Adli kontrol</a> tedbirlerinden biri de konutu terk etmemedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konutu terk etmeme tedbiri tutuklamaya alternatif bir tedbir olması sebebiyle tutuklamaya ilişkin şartların varlığı aranmaktadır. Bu şartlar:</p>



<h3 class="wp-block-heading">A-) <strong>Kuvvetli Suç Şüphesi</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin olması gerekmektedir. Kuvvetli suç şüphesi, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair oldukça yüksek bir olasılığın bulunmasıdır. Bu şüphe, somut deliller ile de ortaya konmuş olmalıdır. Şüpheli veya sanık hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunmadan konutunu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbirine hükmedilemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Tutuklama Nedeni</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5271&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Ceza Muhakemesi Kanunu</a> madde 100’de yer alan tutuklanma nedenleri, konutu terk etmeme tedbirinin uygulanabilmesi için de gereklidir. Tutuklama nedeninin varsayılabileceği haller şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.</li>



<li>Şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading">II-) <strong>KONUTU TERK ETMEME TEDBİRİNİN SÜRESİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Konutu terk etmeme bir adli kontrol şekli olmasından dolayı ne kadar süreceği adli kontrol hükümlerine göre şekillenir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde konutu terk etmeme tedbiri süresi en fazla iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Ceza Kanunu</a>&#8216;nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şüpheli veya sanığın konutu terk etmeme (ev hapsi) yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise re&#8217;sen mahkeme tarafından karar verilir. </p>



<h2 class="wp-block-heading">III-) <strong>KONUTU TERK ETMEME ALTINDA GEÇEN SÜRENİN CEZADAN MAHSUP EDİLMESİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer adli kontrollerin aksine konutu terk etmeme tedbiri altında geçen süre cezadan mahsup edilebilir. Konutu terk etmeme tedbiri altında geçen her iki gün, bir gün olarak cezadan mahsup edilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">IV-) <strong>KONUTU TERK ETMEME KARARI VEREBİLECEK MERCİLER</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading">A-) <strong>Soruşturma Aşamasında</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Soruşturma aşamasında konutu terk etmeme tedbirini uygulayabilecek görevli merci sulh ceza hakimliğidir. Şüpheli, Cumhuriyet savcısının talebi  ve sulh ceza hakimliğinin kararı üzerine konutu terk etmeme tedbiriyle adli kontrol altına alınabilir. Konutu terk etmeme tedbirini uygulamaya yetkili sulh ceza hakimliği ise suçun işlendiği yerdeki sulh ceza hakimliğidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B-) <strong>Kovuşturma Aşamasında</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kovuşturma aşamasında<a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/"> ceza davasına</a> hangi mahkeme bakıyorsa konutu terk etmeme tedbirini verme kararı da o mahkemeye aittir. Ceza davasına bakan mahkemenin kararına itiraz edilmesi üzerine, itirazı inceleyen ceza mahkemesi de konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararı verebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">V-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><strong><a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/konutu-terk-etmeme-adli-kontrol-tedbirinin-hukuka-aykiri-olmasi-nedeniyle-kisi-hurriyeti-ve-guvenligi-hakkinin-ihlal-edilmesi/">Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 8.10.2020 tarihinde, Esra Özkan Özakça (B. No: 2017/32052) başvurusunda, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“&#8230;Anayasa Mahkemesi ilk olarak konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil edip etmediğini incelemiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Anayasa Mahkemesine göre kişilerin fiziki hareket özgürlüklerini sınırlandıran bir tedbirin Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına mı yoksa Anayasa’nın 23. maddesinde düzenlenmiş olan seyahat özgürlüğüne mi müdahale teşkil ettiği belirlenirken önemli olan husus sınırlamanın niteliği veya esası değildir. Bir tedbirin bunlardan hangisine müdahale oluşturduğunun tespitinde sınırlamanın derecesi ve yoğunluğu dikkate alınmalıdır. Bunun tespitinde tedbirin türü, süresi, uygulanış şekli, gündelik hayatın denetiminin boyutu gibi faktörler önem taşımaktadır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu bağlamda yapılan değerlendirmede konutu terk etmeme; kişilerin fiziksel özgürlük alanını yalnızca ikamet ettiği konutun içi ile sınırlandıran, elektronik kelepçe takılmak suretiyle infazı söz konusu olabilen ve -kaldırılıncaya kadar- gün boyunca kesintisiz olarak devam ettirilen, uyulmadığında ise şüpheli veya sanık hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasına neden olabilen bir adli kontrol tedbiri niteliğindedir. Anılan tedbirin bu niteliği, uygulanış şekli ve özellikleri itibarıyla hareket serbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin derece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğu ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varmak gerekir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Anayasa Mahkemesi ikinci olarak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinde tutuklamaya alternatif olarak düzenlenmiş adli kontrol türlerinden biri olan konutu terk etmeme tedbirinin hukukiliğinin incelemesinde -tutuklama tedbirinde olduğu üzere- kanun tarafından öngörülme, kuvvetli suç belirtisinin bulunması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerinin mevcut olması ve ölçülülük ilkesine uygunluk kriterleri bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiğini kabul etmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu çerçevede somut olay incelendiğinde başvuruya konu tedbirin dayanağını oluşturan suçlamaların temelinde İnsan Hakları Anıtı önündeki oturma ve açlık grevinde bulunma eylemleri olduğu görülmektedir. Soruşturma mercileri, bu eylemlerin esasen DHKP/C terör örgütünün emir ve talimatları doğrultusunda örgütün amacına hizmet etmek ve propagandasını yapmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda DHKP/C ile bağlantılı olduğu değerlendirilen oluşumların faaliyetlerine, bu eylemlerin DHKP/C terör örgütünün yayın organları tarafından sahiplenilmesine, bu kapsamda bir dergide, internet üzerinden yayın yapan bir televizyon kanalında ve sosyal medya hesaplarında açıklamalar yapılmasına ve mesajlar paylaşılmasına, ayrıca bazı gösterilerde pankartlar taşınmasına değinilmiştir. Yine başvurucunun gözaltına alındığı sırada söylediği belirtilen bazı sözlerin de anılan terör örgütüyle bağlantılı olduğu değerlendirilen bir sosyal medya hesabında yayımlanmasına dikkat çekilmiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Belirli koşullarda ifade özgürlüğünün görünümlerinden biri olarak kabul edilebilecek olan oturma veya açlık grevinde bulunma eylemlerinin başlı başına bir suç konusu edilmemesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte bu eylemlerin icra edilmesinin terörle bağlantılı bir faaliyet olduğuna ilişkin olguların bulunması ya da eylemler sırasında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerine yönelik övgü, meşrulaştırma ya da teşvik etme niteliğinde davranışlar sergilenmesi durumunda bu tür faaliyetlerin suç olarak değerlendirilmesi söz konusu olabilir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu bağlamda başvurucunun oturma ve açlık grevine gitme eylemlerini örgütsel bir ilişki içinde gerçekleştirdiğine veya bunun başvurucu bakımından örgütsel bir tavır olarak sergilendiğine yönelik olarak soruşturma belgelerinde somut bir olguya veya tespite yer verilmemiştir. Ayrıca suçlamaya dayanak olarak gösterilen yayın ve açıklamaların yapılmasına başvurucunun ne şekilde bir katılımının olduğu da belirtilmemiştir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Başvurucu anılan oturma eylemine katılmasının kendisinin ve eşinin kamu görevinden çıkarılması dolayısıyla gerçekleştiğini, bu eylemlere temel olarak eşine destek olma amacıyla katıldığını, bunu bir hak arama yolu olarak seçtiğini, eşinin tutuklanması üzerine bu kez kendisinin de açlık grevine başladığını ifade etmektedir. Somut olayın koşullarında başvurucunun eylemleri değerlendirilirken olayların başvurucunun ifadesinde yer alan ve soruşturma mercilerince değinilen bu gelişiminin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede soruşturma mercilerince yapılan tespitlere göre de başvurucu, eşinin açlık grevine başlaması üzerine oturma eylemine iştirak etmiş; açlık grevine ise eşinin tutuklanmasıyla birlikte başlamıştır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Diğer taraftan başvurucunun gözaltına alınırken sarf ettiği belirtilen “Açlık grevinde olduğum için gözaltına alındım, yolda yürürken gözaltına alındım. Bunlara boyun eğmeyeceğim, direnişe devam edeceğim.” şeklindeki sözlerin içeriği itibarıyla şiddeti, terörü veya ayaklanmayı meşru gösteren veya öven bir yönünün bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Bu sözlerin DHKP/C ile bağlantılı olduğu belirtilen bir sosyal medya hesabında yayımlanmasında başvurucunun ne şekilde bir etkisinin olduğu soruşturma belgelerinde açıklanmamıştır.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu itibarla eldeki belgelere göre suç işlediğine dair kuvvetli belirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında konutu terk etmeme tedbirinin uygulandığı sonucuna varılmış; bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir&#8230;.”</em></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/konutu-terk-etmeme-ev-hapsi-tedbiri/">KONUTU TERK ETMEME (EV HAPSİ) TEDBİRİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/konutu-terk-etmeme-ev-hapsi-tedbiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NAFAKA ARTIRIM DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 15:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliği]]></category>
		<category><![CDATA[iştirak]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka artırım]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka artırım davası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka davası]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2276</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) NEDİR? Nafaka; boşanma sonucu veya ayrı yaşama durumunda, geçim konusunda yardım etme yükümlülüğü bulunan tarafça çocukların bakımını üstlenen tarafa ödendir. Nafaka türleri genellikle yoksulluk nafakası, iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakası olarak sınıflandırılır. Nafaka aratırım davası ise mevcut nafakanın, tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler nedeniyle artırılması talebiyle açılan bir dava türüdür ve özellikle nafaka alacaklısının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/">NAFAKA ARTIRIM DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) NEDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka; boşanma sonucu veya ayrı yaşama durumunda, geçim konusunda yardım etme yükümlülüğü bulunan tarafça çocukların bakımını üstlenen tarafa ödendir. Nafaka türleri genellikle yoksulluk nafakası, iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakası olarak sınıflandırılır. Nafaka aratırım davası ise mevcut nafakanın, tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler nedeniyle artırılması talebiyle açılan bir dava türüdür ve özellikle nafaka alacaklısının haklarının korunmasını amaçlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) HANGİ DURUMLARDA AÇILIR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka arıtırım davaları özellikle şu durumlarda açılabilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Enflasyon ve Ekonomik Zorluklar:</strong> Ekonomik koşulların kötüleşmesi ve paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle yaşam maliyetinin artması,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Maddi Koşullardaki Değişiklikler:</strong> Nafaka alacaklısının geçim sıkıntısı yaşaması veya nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli artış olması,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Çocukların İhtiyaçları:</strong> Çocukların eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlarının artışı veya değişimi,</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) TÜRLERİNE GÖRE NAFAKA ARTIŞ DURUMU</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Evliliğin bitmesiyle beraber eşler -koşullar ve şartlar değerlendirilerek- birbirlerine karşı nafaka sorumluluğu altına girerler. Bu nafaka türleri iştirak nafakası, yoksulluk nafakası veya tedbir nafakası olabilir. Her bir nafaka türü için de nafaka artırım davası açılabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) İştirak Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> m. 182/3 uyarınca velayeti kendisine verilmeyen eş, çocukla kişisel ilişkilerini düzenlemek maksadıyla çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal yaşam vs. menfaatlerini gözetmelidir. Velayete sahip olmayan eş, gücü ölçüsünde çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkıda bulunmalıdır. Değişen şartlar neticesinde velayete sahip olan eş, ödenen iştirak nafakasının artırımını talep edebilir. Velayete sahip olan eş iştirak nafakasının artırımını talep ederken değişen şart ve koşulları somut bir şekilde belirtmeli ve ilgili delilleri mahkemeye sunmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Yoksulluk Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek taraf daha az kusurluysa diğer tarafın nafaka ödemesi demektir. Paranın değerinde ve tarafların ekonomik durumlarında meydana gelen değişimler, yoksulluk nafakası artırım davasının açılmasına sebep olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Tedbir Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir nafakası da yukarıda saydığımız diğer nafaka türleri gibi <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a>’nda düzenlenmiş bir nafaka çeşididir. Tedbir nafakası için de nafaka artırım davası açılabilir ancak bu nafaka türü, diğer nafakalardan farklı olarak evlilik birliğinin devam ettiği süre içinde talep edilebilir. Uygulamada tedbir nafakası boşanma davası devam ettiği sürece geçici olarak verilir. Tedbir nafakasıyla ilgili bir diğer önemli husus, bu nafakada kusur incelemesi yapılmaz. Eşler birlikte yaşasın ya da yaşamasın, kusur dağılımına bakılmaksızın, evlilik birliği devam ederken ve boşanma sürecinde tedbir nafakası talep edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir nafakası nafaka artırım davasının konusu olabilir ancak bu nafaka, talep eden eşe toplu bir şekilde ödenmişse nafaka artırım davasına konu edilemez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) DAVA AŞAMASI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Başvuru Süreci</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Hazırlık</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Başvurunun yapılabilmesi için tarafların nafaka miktarının ayarlanmasına neden olabilecek değişiklikleri somut delillerle desteklemesi gerekir. Bunlar maaş bordroları, başka gelir belgeleri, gider faturaları gibi belgeler olabilir. Nafaka artırım davasında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Nafaka alan eş koşullar bulunduğu sürece nafaka artırım davası açabilir. Nafaka artırım davasının reddedilmesi halinde tekrar nafaka davası açılması da mümkündür.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise nafaka alacaklısının ikametgah bölgesinde bulunan aile mahkemesidir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>3-) Dava Açma</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">İlgili kişinin ikametgahındaki aile mahkemesine bir dava dilekçesi ile başvuru yapılır. Dilekçede talepte bulunan tarafın mevcut ekonomi durumu ve maddi koşullardaki değişiklikleri detaylıca belirtmesi gerekir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>4-) Davanın Görülmesi</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme tarafların yaşam koşullarını inceler, delilleri değerlendirir ve yeni nafaka miktarını belirler.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>5-) Karar</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme, deliller ışığında mevcut nafakanın artırılmasına veya aynı kalmasına karar verir. İstenen yeni nafaka tutarı, mahkemenin takdiri doğrultusunda şekillenir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>6-) Önemli Hususlar</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Değişikliklerin Kanıtlanması: </strong>Söz konusu ekonomik değişikliklerin belgelendirilmesi oldukça önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Her İki Tarafın Mali Durumu:</strong> Mahkeme her iki tarafın ekonomik durumunu dikkate alarak adil bir karar vermeye çalışır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Reddetme ve İtiraz Hakkı:</strong> Nafaka yükümlüsü arıtırım talebine itiraz edebilir ve yeniden değerlendirme isteyebilir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>7-) Anlaşmalı Boşanmalarda Nafaka Artırım Davası</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmalı boşanmalarda eşler nafaka verilip verilmeyeceğine veya ne kadar nafaka verileceğine önceden bir protokol şeklinde karar verir. Ancak süreç içerisinde enflasyon, tarafların maddi durumlarındaki değişiklik veya ihtiyaçların şekil değiştirmesi gibi sebeplerle anlaşmalı boşanma durumunda da nafaka artırım davası açılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT:</strong> Nafaka artırım davasına karşı, davalının karşı dava açıp haklarını koruması söz konusu olabilir. Nafaka artırım davasına karşı açılmış olan karşı davada da hukuki nedenler ve deliller somut bir şekilde ortaya konmalıdır. Karşı dava açan davalı nafakanın arıtımına itiraz edebilir, nafakanın kaldırılmasını veya indirilmesini talep edebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">V-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…TMK`nın 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır…”</em> <strong>(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11305, K. 2016/11631)</strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>“…</strong>Her ne kadar davacı anne boşanma davasından sonra çalışmaya başlamış ise de en son nafaka artırım davasının üzerinden 5 yıl geçmesi, çocuğun ihtiyaçlarının artması nazara alındığında, yıllık enflasyon oranındaki artışın müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz olduğu açıktır. O halde davacı annenin katkısı ve müşterek çocuğun artan ihtiyaçları nazara alınarak TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafaka artına karar verilmesi gerekirken, nafaka artış talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”</em> <strong>(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/7240, K. 2014/15733)</strong></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/">NAFAKA ARTIRIM DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRASTA DENKLEŞTİRME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2025 12:14:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme alacaklısı]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme borçlusu]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirmenin şartları]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırma]]></category>
		<category><![CDATA[MİRAS]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[mirasta denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlar arası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denkleştirme davası, Türk Medeni Kanunu madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının sağlığında yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur. I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının <strong>sağlığında </strong>yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Yapılan kazandırmaların hangi amaçla, kimlere ve ne zaman yapıldığı denkleştirme bakımından büyük önem arz eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Kazandırmanın Sağlar Arasında Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın sağlar arasında yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumu daha da açıklığa kavuşturmak gerekirse miras bırakanın henüz hayattayken yaptığı kazandırmalar denkleştirmeye konu edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Kazandırmanın Karşılıksız Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın karşılıksız olması gerekmektedir. Şöyle ki yapılan kazandırma sonucunda miras bırakanın malvarlığında eksilme meydana gelirken kazandırmanın yapıldığı kişinin malvarlığında artış meydana gelmelidir. Her ne kadar karşılıksız kazandırma denildiğinde akla ilk gelen bağışlama olsa da karşılıksız kazandırma bağışlamadan ibaret değildir. Çeyiz, borçtan kurtarma, sermaye verilmesi gibi durumlar da karşılıksız kazandırmadır ve denkleştirmeye tabidir. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 675’e göre olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun tasarruflar denkleştirmeye tâbi değildir. Aynı şekilde <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 674’e göre çocuk için yapılan olağan eğitim masrafları da denkleştirmeye konu değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Kazandırmanın Yasal Mirasçının Lehine Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın yasal mirasçı lehine yapılmış olması gerekmektedir. Yasal mirasçı sıfatına sahip olmayan atanmış mirasçının veya vasiyet alacaklıları denkleştirme talep edemez. Mirasçının denkleştirme talep etmesi için yasal mirasçı olması gerekmekte olup mirastan feragat, mirastan çıkarma gibi durumlarda mirasçı yasal mirasçı sıfatını kaybederse denkleştirme talep edemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Kazandırma Miras Paylarına Mahsuben Yapılmış Olmalı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699/2’de de yer aldığı üzere miras bırakanın alt soyu lehine yaptığı kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece, denkleştirmeye tabi olup, kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığı kabul edilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>E-) Kazandırmanın Miras Bırakanın Malvarlığından Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın miras bırakanın malvarlığından yapılmış olması gerekmektedir. Zira yapılan kazandırmanın miras bırakanın malvarlığında azalma meydana getirmesi gerekir ki bu da mirasçılar arasından dengenin bozulmasına sebebiyet verir ve bunun sonucunda denkleştirme ihtiyacı meydana gelir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) DENKLEŞTİRMENİN TARAFLARI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Denkleştirme Borçlusu</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme borçlusu kural olarak yasal mirasçı sıfatına sahip olan ve denkleştirme konusu kazandırmayı almış olan kişidir. Yasal mirasçının yokluğu veya bütün mirasçıların mirastan çıkarılma, mirastan feragat ya da ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybetmesi gibi hallerde denkleştirme borçlusu bulunmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Denkleştirme Alacaklısı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme alacaklısı, miras bırakan tarafından yapılan kazandırma sebebiyle miras hakkı zarara uğrayan yasal mirasçıdır. Bu mirasçının <a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">saklı pay sahibi mirasçılardan</a> olması gerekmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) DENKLEŞTİRMEDE ZAMANAŞIMI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, miras paylaştırılana kadar zamanaşımına tabi değildir ancak miras paylaştırılmış ise paylaştırma tarihinden itibaren <strong>10 yıllık zamanaşımına</strong> tabidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) DENKLEŞTİRMEDE İSPAT YÜKÜ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın sağlığında alt soyuna yaptığı ivazsız kazandırmalar aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece miras payından mahsup edilmiş sayılmakla beraber denkleştirmeye tabidir. Kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığının, yani denkleştirmeye konu olmadığının ispatı; lehine kazandırma yapılan mirasçıya aittir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) DENKLEŞTİRMEDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar kanunda görevli mahkeme açıkça belirtilmemişse de <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6100&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’na göre görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkeme ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 576 uyarınca miras bırakanın son yerleşim yeridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VI-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamaları denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı ….’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/612, K. 2016/5950)</strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9034, K. 2019/3584)</strong></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 14:03:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[malvarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[muris]]></category>
		<category><![CDATA[saklı pay]]></category>
		<category><![CDATA[tenkis davası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[üst soy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2248</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) SAKLI PAY A-) Nedir? Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir. B-) Saklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) SAKLI PAY</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Saklı Pay Mirasçılar Kimlerdir</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan; mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiçbiri yoksa miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir. (<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 505</a>)</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Saklı Pay Oranları Nelerdir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alt soy için yasal miras payının yarısı,</li>



<li>Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,</li>



<li>Sağ kalan eş için alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Saklı Payın Malvarlığındaki Kapsamı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Salı paydan faydalanabilecek mirasçılar, miras bırakanın tüm malvarlığından faydalanamaz. Şöyle ki miras bırakanın terekesinde yer alan kısım için saklı pay hakkı iddia edebilir. Daha açık ifade etmek gerekirse kişinin malvarlığında olmasına rağmen terekesinde olamayan bazı hususlar söz konusudur. İntifa hakkı buna örnek verebilir. Bu ve benzeri haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar olduğundan kişinin ölümüyle beraber son bulur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TENKİS DAVASI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçının haklarının ve miras payının korunması amacıyla açtığı dava türüdür. Saklı pay sahibi mirasçı, tenkis davası ile miras bırakının vasiyeti sonucunda diğer mirasçıların veya saklı payının zarar gördüğünü iddia eder ve diğer mirasçıların edimlerinin ya da vasiyetin iptal edilmesi talebinde bulunur. Bu davayla saklı paylı mirasçılar, mirasçılık haklarının korunmasını ve haksız kazanımların önlenmesini hedefler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında saklı paylı mirasçılar, mahkemeden ölüme bağlı veya sağlar arası tasarrufun etkisizleştirilmesini talep ederler. Dolayısıyla bu dava yenilik doğuran bir davadır. Hakimin vereceği kararla murisin bazı ölüme bağlı tasarrufları ve/veya bazı sağlar arası kazandırmaları ortadan kalkmış olacağından bu davaya miras hukukuna özgü iptal davası da denmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davada davacı, saklı payı ihlal edilen mirasçıdır. Her bir saklı paylı mirasçı bu davayı diğerinden bağımsız olarak açabilir. Dava açmayanlar dava sonucundan yararlanamayacaklardır. Saklı paylı mirasçının alacaklıları veya iflas masası da tenkis davası açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davalı, tenkise tabi kazandırmanın yapıldığı üçüncü kişidir. Bu kişi yasal mirasçı, vasiyet alacaklısı veya sağlar arası tasarruf işlemin tarafı (üçüncü kişi) olabilir. Saklı paylı mirasçı, lehine kazandırma yapılan herkese karşı dava açmak zorunda değildir. Saklı paylı mirasçı, örneğin miras bırakanın sağlar arası kazandırma yaptığı kişilerden dilediğine karşı tenkis davası açabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Tenkis Davasında Sıra</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında sıra usulü ilk olarak ölüme bağlı tasarrufların her birinden orantılı olarak yapılır. Saklı pay ihlalinin devam etmesi halinde ikinci olarak sağlar arası tasarruflardan yeniden eskiye doğru tenkis sağlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre son çare olarak kamu yararı taşıyan ölüme bağlı tasarruflardan da orantılı olarak tenkis sağlanabilir. Eğer buna rağmen hak ihlali devam ediyorsa kamu yararı taşıyan sağlar arası kazandırmalardan yeniden eskiye doğru tenkis gerçekleştirilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571</a> gereği, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl içinde ve her halükarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde tenkis davasının açılması gerekir. Dava yenilik doğuran bir dava olduğundan buradaki sürede hak düşürücü süredir. Dolayısıyla dava süresi hakim tarafından re’sen nazara alınacaktır. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571/3</a>’te yer aldığı üzere, tenkiste zamanaşımı iddiası süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında yetkili mahkeme miras bırakının en son yerleşim yeri mahkemesidir. Miras bırakının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa miras bırakının taşınmaz malvarlığının bulunduğu yerde tenkis davası açılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında görevli mahkemeler ise <strong><em>asliye hukuk mahkemeleridir</em></strong>.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Davacı vekilinin 25.3.1999 tarihli son oturumdaki beyanı haktan feragat niteliğinde değildir. Kaldı ki haktan feragat niteliğinde kabulü halinde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 151.maddesi gereğince imzası ile tasdik edilmesi gerekir. Sabit tenkis oranı belirlenmeden tercih hakkı kullanılamaz. Tercih hakkı davalı tarafından kullanılmadan tenkis sonunda para olarak ödenecek karşılık miktarı belirlenemez. Bu sebeple de doğmayan bir haktan feragat söz konusu olamayacağından yargılamaya devam olunup 11.11.994 tarih 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun işlem yapılması gerekirken nitelendirmede yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” </em><strong>(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2000/1753, K. 2000/1786)</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yeğenler başından itibaren saklı pay sahibi değillerdir. 5650 sayılı Kanun&#8217;la kardeşler saklı pay sahibi mirasçı olmaktan çıkarılmışlardır. Davacılar saklı pay sahibi mirasçı olmadıklarından davanın reddedilmesi doğrudur…”</em><strong> (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/7835, K. 2019/2456)</strong></li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-right">Av. Hüsna GÜNDÜZ</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
