NAFAKA ARTIRIM DAVASI
Nafaka artırım davası, mahkemece daha önce hükmedilmiş bir nafakanın, tarafların ekonomik koşullarında veya ihtiyaçlarında meydana gelen değişiklikler nedeniyle artırılması amacıyla açılan davadır. Yüksek enflasyon döneminde yıllar önce belirlenen nafaka tutarları kısa sürede alım gücünü yitirdiğinden, nafaka artırım davası uygulamada en sık açılan aile hukuku davalarından biridir. Bu dava özellikle nafaka alacaklısının ve velayet altındaki çocuğun haklarının korunmasını amaçlar.
I. NAFAKA NEDİR? NAFAKA ARTIRIM DAVASI NE ANLAMA GELİR?
Nafaka, kanunen geçim konusunda yardım etmekle yükümlü olan kişinin, bu yardıma ihtiyacı olan kişiye ödediği ve kural olarak aylık irat biçiminde belirlenen bir parasal yükümlülüktür. Boşanma ve ayrılık hukuku bakımından nafaka türleri; yoksulluk nafakası, iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakası olarak sınıflandırılır. Bunların dışında, yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında yardım nafakası da bulunmaktadır (TMK m. 364).
Nafaka kararları kesin hüküm niteliği taşımaz. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafaka yeniden belirlenebilir. Yoksulluk nafakası bakımından bu imkân TMK m. 176/4’te, iştirak nafakası bakımından ise TMK m. 182/son ve m. 331’de düzenlenmiştir. TMK m. 331 uyarınca durumun önemli ölçüde değişmesi hâlinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
II. NAFAKA ARTIRIM DAVASI HANGİ DURUMLARDA AÇILIR?
Nafaka artırım davası özellikle şu durumlarda açılır:
- Enflasyon nedeniyle nafakanın alım gücünün azalması. Nafakanın belirlendiği tarihten bu yana geçen sürede fiyatların artması, nafakanın gerçek değerinin düşmesine yol açar. Bu, artırım davalarının en yaygın sebebidir.
- Nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli bir artış olması. Yükümlünün terfi alması, gelir getiren yeni bir malvarlığı edinmesi veya iş yerinin büyümesi, nafakanın artırılmasını haklı kılabilir.
- Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması. Alacaklının sağlık sorunları nedeniyle giderlerinin artması veya gelirinin azalması bu kapsamdadır.
- Çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi. Çocuğun yaşının büyümesiyle birlikte okul, dershane, kurs, sağlık ve sosyal giderlerinin artması, iştirak nafakasının artırılması için en güçlü gerekçelerdendir.
III. TÜRLERİNE GÖRE NAFAKA ARTIRIMI
Boşanma veya ayrılık sonucunda eşler, şartları varsa birbirlerine ve çocuklarına karşı nafaka yükümlülüğü altına girer. Artırım talebinin dayanağı ve usulü, nafakanın türüne göre farklılık gösterir.
A. İştirak Nafakası Artırım Davası
TMK m. 182 uyarınca velayeti kendisine verilmeyen ana veya baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür. TMK m. 330’a göre nafakanın miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun kendi geliri de hesaba katılır.
İştirak nafakasının artırımında belirleyici olan, çocuğun büyüdükçe artan ihtiyaçlarıdır. Bu nedenle iştirak nafakası artırımı, yoksulluk nafakasına göre daha geniş yorumlanır ve yalnızca enflasyon oranıyla sınırlı tutulmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2014/7240 E., 2014/15733 K. sayılı kararında, velayet sahibi annenin boşanmadan sonra çalışmaya başlamış olmasına rağmen, son artırım davasının üzerinden beş yıl geçmesi ve çocuğun ihtiyaçlarının artması karşısında yıllık enflasyon oranındaki artışın yetersiz kalacağı ve hakkaniyete uygun bir artışa karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte artırılan miktar, yükümlünün ödeme gücüyle orantılı olmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.09.2015 tarihli, 2013/1557 E., 2015/2021 K. sayılı kararında, nafakanın yükümlünün gelir ve giderleriyle orantısız biçimde belirlenmesinin doğru olmadığı vurgulanmıştır. Velayet sahibi ebeveyn, iştirak nafakasının artırılmasını talep ederken değişen koşulları somut olarak ortaya koymalı ve delilleriyle mahkemeye sunmalıdır. Okul ve kurs kayıtları, sağlık giderleri faturaları ve çocuğun aylık giderlerini gösteren belgeler bu bakımdan önemlidir.
B. Yoksulluk Nafakası Artırım Davası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin, diğer eşten mali gücü oranında talep edebileceği nafakadır (TMK m. 175). Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz.
Yoksulluk nafakasının artırılmasında Yargıtay’ın yerleşik ölçütü, tarafların ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik bulunup bulunmadığıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/11305 E., 2016/11631 K. sayılı kararında, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile yükümlünün gelir durumunda nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı takdirde, yoksulluk nafakasının TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE oranında artırılması ve böylece önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunması gerektiği belirtilmiştir. Taraflardan birinin durumunda olağanüstü bir değişiklik varsa, mahkeme ÜFE oranıyla bağlı olmaksızın hakkaniyete uygun bir artışa karar verir.
Anayasa Mahkemesi’nin 04.06.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK m. 175’teki süresiz olarak ibaresi iptal edilmiştir. İptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu karar mevcut yoksulluk nafakalarını kendiliğinden sona erdirmez ve artırım davası açma hakkını etkilemez. Ancak yasal düzenleme yapıldıktan sonra yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni kuralların artırım davalarında da dikkate alınması gerekecektir.
C. Tedbir Nafakası ve Artırım
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası sırasında (TMK m. 169) ya da evlilik devam ederken birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde (TMK m. 197) eşler ve çocuklar için hükmedilen geçici bir nafakadır. Tedbir nafakasında kusur aranmaz; eşler birlikte yaşasın ya da yaşamasın, evlilik birliği devam ettiği sürece talep edilebilir.
Tedbir nafakasının artırılmasının usulü, nafakanın hangi kapsamda verildiğine göre değişir. Boşanma davası sırasında TMK m. 169 uyarınca verilen tedbir nafakasının artırılması, ayrı bir dava açılmadan aynı boşanma dosyası içinde talep edilir. Hakim değişen koşullara göre tedbir kararını her zaman değiştirebilir. Boşanma davası açılmadan, ayrı yaşama nedeniyle TMK m. 197 uyarınca hükmedilen tedbir nafakası için ise koşulların değişmesi hâlinde ayrı bir artırım davası açılabilir (TMK m. 200). Boşanma kararının kesinleşmesiyle tedbir nafakası sona erer; bu tarihten sonra artırım ancak hükmedilmiş yoksulluk veya iştirak nafakası için istenebilir.
IV. NAFAKA ARTIRIMI NASIL HESAPLANIR?
1. ÜFE Esaslı Hesap
Taraflar arasında olağanüstü bir değişiklik yoksa, uygulamada artırım miktarı nafakanın en son belirlendiği tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki TÜİK üretici fiyat endeksi (ÜFE) değişimine göre hesaplanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.06.2024 tarihli, 2023/6583 E., 2024/4269 K. sayılı kararında, yoksulluk nafakasının yıllık artışının ÜFE oranına göre belirlenmesi gerektiği, TÜFE oranının esas alınmasının hatalı olduğu belirtilerek hüküm bu yönden düzeltilmiştir.
Artırılmış nafaka = Mevcut nafaka × (Dava tarihindeki ÜFE endeksi ÷ Nafakanın son belirlendiği tarihteki ÜFE endeksi)
Örnek: 2021 yılında aylık 2.000 TL olarak belirlenen bir yoksulluk nafakası için 2026 yılında artırım davası açıldığını, bu dönemde ÜFE endeksinin 4,5 kat arttığını varsayalım. ÜFE esaslı hesapla nafakanın aylık 2.000 × 4,5 = 9.000 TL’ye çıkarılması gündeme gelir. Mahkeme, tarafların güncel ekonomik durumunu da gözeterek bu tutarı hakkaniyete uygun biçimde belirler.
2. Hakkaniyet Esaslı Hesap
Yükümlünün gelirinde önemli bir artış olmuşsa, alacaklının ihtiyaçları belirgin biçimde artmışsa ya da iştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçları büyümüşse, ÜFE oranı yalnızca bir başlangıç ölçütüdür. Mahkeme TMK m. 4 uyarınca hakkaniyete göre karar verir. Bu durumda tarafların gelirleri, giderleri, bakmakla yükümlü oldukları kişiler ve sosyal durumları kolluk araştırmasıyla belirlenir; SGK, tapu, araç ve banka kayıtları getirtilir.
3. Gelecek Yıllar İçin Otomatik Artış
Hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (yoksulluk nafakası için TMK m. 176/4, iştirak nafakası için TMK m. 330/3). Uygulamada bu, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılması şeklinde hüküm altına alınır. Bu talep, her yıl yeniden artırım davası açma zorunluluğunu ortadan kaldırdığı için dava dilekçesinde mutlaka yer almalıdır. Mahkeme talep olmaksızın bu yönde karar veremez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2026 tarihli, 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararında, iştirak nafakasının yıllık ÜFE artışının, kararın kesinleştiği yılı takip eden yıldan itibaren başlatılması gerektiği; başlangıç tarihinin ilk derece kararının tarihine göre belirlenmesinin hatalı olduğu belirtilerek hüküm düzeltilmiştir.
4. Artırımın Başlangıç Tarihi
Artırılan nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olur. Geçmiş dönemler için artırım istenemez. Bu nedenle nafakanın değer kaybettiği fark edildiğinde dava açılmasının geciktirilmemesi, hak kaybını önler.
V. DAVA AŞAMASI
A. Başvuru Süreci
1. Hazırlık
Dava açmadan önce, nafakanın en son belirlendiği kararın kesinleşme şerhli örneği temin edilmeli ve artırımı gerektiren değişiklikler belgelerle desteklenmelidir. Maaş bordroları, SGK hizmet dökümü, kira sözleşmesi, okul, kurs ve sağlık giderlerine ilişkin faturalar bu bakımdan önemlidir.
Nafaka artırım davası açmak için herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi yoktur. Koşullar bulunduğu sürece dava her zaman açılabilir. Artırım davasının reddedilmesi, koşullar daha sonra değiştiğinde yeni bir artırım davası açılmasına engel değildir; çünkü nafaka kararları değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilen kararlardır.
2. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yetki bakımından nafaka artırım davaları için kanunda özel bir kesin yetki kuralı öngörülmemiştir. HMK m. 6’daki genel yetki kuralı uyarınca davalının, yani nafaka yükümlüsünün yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Uygulamada nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesinde açılan davalara da sıkça rastlanmaktadır. Yetki kesin olmadığından, davalı süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
3. Dava Açma
Dava, yetkili aile mahkemesine verilecek bir dilekçeyle açılır. Dilekçede mevcut nafaka miktarı, nafakanın hangi kararla ve ne zaman belirlendiği, artırımı gerektiren değişiklikler, talep edilen yeni nafaka miktarı ve gelecek yıllar için ÜFE oranında artış talebi açıkça gösterilmelidir. Dava değeri ve harç, talep edilen artış miktarının bir yıllık tutarı üzerinden hesaplanır.
4. Davanın Görülmesi
Nafaka artırım davası basit yargılama usulüne tabidir. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını kolluk aracılığıyla araştırır, ilgili kurumlardan kayıtları getirtir ve tarafların gösterdiği delilleri değerlendirir. Taraflar tanık deliline dayanmışsa mahkeme duruşma açmadan dosya üzerinden karar veremez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.03.2022 tarihli, 2020/2-728 E., 2022/237 K. sayılı kararında, tanık deliline dayanılan iştirak nafakası artırım davasında duruşma yapılmadan karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği kabul edilerek direnme kararı bozulmuştur.
5. Karar ve Kanun Yolu
Mahkeme, deliller ışığında nafakanın artırılmasına, talebin kısmen kabulüne veya reddine karar verir. Hükmedilecek miktar, mahkemenin takdirine göre şekillenir ve talep edilenden fazlasına karar verilemez.
Kanun yolu bakımından kesinlik sınırına dikkat edilmelidir. Nafaka davalarında kesinlik sınırı, uyuşmazlık konusu nafakanın bir yıllık tutarına göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yukarıda anılan 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı kararında, bir yıllık nafaka tutarı dava tarihindeki temyiz kesinlik sınırının altında kalan nafaka hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Bu nedenle düşük tutarlı artırım taleplerinde istinaf aşamasının son kanun yolu olabileceği gözetilmelidir.
B. Önemli Hususlar
Artırımı haklı kılan ekonomik değişikliklerin belgelendirilmesi, davanın sonucunu doğrudan belirler. Mahkeme yükümlünün ödeme gücünü de gözetir; bu nedenle yükümlünün gelirine ilişkin bilgi ve belgelerin de dosyaya sunulması önemlidir.
Nafaka yükümlüsü artırım talebine karşı savunmada bulunabilir ve gelirinin azaldığını, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin arttığını veya alacaklının durumunun düzeldiğini ileri sürebilir. Yükümlü bu durumda karşı dava açarak nafakanın azaltılmasını veya şartları varsa kaldırılmasını da talep edebilir. Karşı davada da hukuki sebepler ve deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.
C. Anlaşmalı Boşanmalarda Nafaka Artırım Davası
Anlaşmalı boşanmada eşler, nafakanın verilip verilmeyeceğini ve miktarını protokolle belirler. Protokolle belirlenen nafaka da hâkimin onayıyla boşanma kararının parçası hâline geldiğinden, mahkeme kararıyla belirlenmiş diğer nafakalar gibi değişen koşullara göre artırılabilir. Protokolde nafakanın her yıl belirli bir oranda veya ÜFE oranında artacağı kararlaştırılmışsa, bu hüküm uygulanır; ancak olağanüstü bir değişiklik hâlinde ayrıca artırım davası açılması mümkündür.
VI. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11305, K. 2016/11631
“…TMK’nın 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır…”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/7240, K. 2014/15733
“…Her ne kadar davacı anne boşanma davasından sonra çalışmaya başlamış ise de en son nafaka artırım davasının üzerinden 5 yıl geçmesi, çocuğun ihtiyaçlarının artması nazara alındığında, yıllık enflasyon oranındaki artışın müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz olduğu açıktır. O halde davacı annenin katkısı ve müşterek çocuğun artan ihtiyaçları nazara alınarak TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafaka artışına karar verilmesi gerekirken, nafaka artış talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.03.2022 tarihli, 2020/2-728 E., 2022/237 K. sayılı kararında; iştirak nafakasının artırılması davasının basit yargılama usulüne tabi olduğunu, taraflar tanık deliline dayanmışsa duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğini belirtmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.06.2024 tarihli, 2023/6583 E., 2024/4269 K. sayılı kararında; talep halinde yoksulluk nafakasına yıllık artış oranının ÜFE üzerinden belirlenmesi gerektiğini, TÜFE oranının esas alınmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.
Yargıtay kararlarının tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.
Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453





Trackbacks & Pingbacks
[…] değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın azaltılmasına ya da artırılmasına karar verilebilir (TMK m. 176/4). Azaltma davasını nafaka yükümlüsü, artırma davasını […]
Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!