<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Olcay Yonca KAZANASMAZ</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/author/olcay-yonca-kazanasmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/olcay-yonca-kazanasmaz/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 11:21:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Olcay Yonca KAZANASMAZ</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/author/olcay-yonca-kazanasmaz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ABD para alacakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Common Law]]></category>
		<category><![CDATA[Hilton v. Guyot 159 US 113 (1895)]]></category>
		<category><![CDATA[Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)]]></category>
		<category><![CDATA[Örfi Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu almaktadır.</p>
<h2>I-) Tanıma ve Tenfiz</h2>
<p>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;un 50. maddesi uyarınca yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi, y<a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">etkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır</a>. Aynı Kanun&#8217;un 58. maddesi ise tanımayı düzenlemekte; yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, söz konusu ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesi koşuluna bağlanmaktadır. Bu düzenleme, uluslararası hukukla uyumlu biçimde yabancı mahkeme kararlarının ülkemizde icra edilebilir kılınmasına imkân tanımaktadır.</p>
<h2><strong>II-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi</strong></h2>
<p>MÖHUK&#8217;un 1. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutarken, Amerika Birleşik Devletleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını veya tenfizini düzenleyen herhangi bir uluslararası sözleşmeye taraf değildir. İki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir antlaşma mekanizmasının bulunmaması nedeniyle Türk mahkeme kararlarının ABD&#8217;de tanınması,  Amerikan hukukuna göre belirlenmektedir.</p>
<p>ABD&#8217;nin eyalet bazlı yapısı ve örfi hukuk geleneği, Türk hukuk sistemiyle köklü farklılıklar barındırmakta; bu nedenle Türkiye&#8217;de verilen bir kararın ABD&#8217;deki varlıklara karşı doğrudan icraya konulması mümkün değildir. Amerika&#8217;da tanıma ve tenfizi düzenleyen bir federal yasa bulunmamakta olup bu konuda eyalet hukukunun incelenmesi gerekmektedir. Bu alanda, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması için eyalet mevzuatını bütünleştirmek amacıyla 1962 yılında Uniform Foreign-Country Money Judgments Recognition Act hazırlamış ve  ilgili yasa 2005 yılında güncellemiştir.</p>
<p>2005 tarihli kanun 29 eyalet ile Washington&#8217;da, 1962 tarihli kanun ise 9 eyalet ve ABD Virjin Adaları&#8217;nda yürürlüktedir. Geriye kalan 12 eyalette ise konu, ABD Yüksek Mahkemesi&#8217;nin <a href="https://supreme.justia.com/cases/federal/us/159/113/">Hilton v. Guyot, 159 US 113 (1895)</a> kararında ortaya konulan  ilkeleri çerçevesinde sürdürülmektedir. Söz konusu karar, tüm tanıma ve tenfiz mevzuatının temel kaynağı niteliğini korumaktadır.</p>
<p>Yabancı bir mahkeme kararı, ABD’de <a href="https://www.courts.wa.gov/content/petitions/1037597%20Petition%20for%20Review.pdf">yetkili bir mahkeme tarafından tanınmadıkça  icra kabiliyeti kazanmaz</a>; yukarıda belirtilen yasa ise para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. İşbu yazıda, tanımaya ilişkin hükümler ilgili mevzuatın yürürlükte olduğu New York eyalet hukuku ve <a href="https://www.nysenate.gov/legislation/laws/CVP/A53">New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)</a> Article 53 hükümleri çerçevesinde incelenecektir.</p>
<p>Bu kapsamda, CPLR § 5303 yabancı mahkeme kararlarının tanınmasının yasal dayanağını oluşturmakta, CPLR § 5304 ise yabancı mahkeme kararlarının tanınabilmesi için aranan şartları ve tanımayı engelleyen halleri, zorunlu ve takdire bağlı kategoriler halinde düzenlemektedir. Bu doğrultuda, aşağıda § 5304 kapsamında öngörülen şartlar yer almaktadır.</p>
<h3><strong>A-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Zorunlu Şartlar</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı bir mahkeme kararının ABD’de tanınabilmesi için öncelikle kararın nihai, kesin ve icra edilebilir nitelikte olmalıdır. Tanınması talep edilen yerel mahkeme kararında istinaf ve temyiz yolları açık ise, bu sürecin sonuna kadar beklenilmesi ve bu süreçte tarafların bu yollara başvurmamış olması gerekmektedir.</li>
<li>Yabancı mahkeme kararının tanınabilmesi için, kararı veren mahkemenin davanın tarafları ve ilgili hukuki uyuşmazlık konusu bakımından yetkili olması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>İlgili değerlendirme, kararı veren yabancı mahkemenin yetkisine ilişkin olup, New York’ta tanınması talep edilen kararın eyalet ile bağlantı içinde olması şartı aranmamaktadır. Bununla birlikte, tanınan mahkeme kararının icrası, icra talebinde bulunulan eyalet mahkemesinin yargı yetkisine bağlıdır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı mahkeme kararının, tarafsız mahkemeler veya hukuka uygun yargılama usullerini sağlayan bir yargı sistemi kapsamında verilmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, bir kararın adil yargılanma ilkeleriyle uyumlu bir sistem içinde verilip verilmediğinin değerlendirilmesinde, mahkeme, ilgili yargı sisteminin temel adalet ve hakkaniyet ilkelerini sağlayıp sağlamadığını inceleyecektir.</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3><strong>B-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Mahkeme Takdirine Bağlı Şartlar</strong></h3>
<p>New York Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Kuralları,  CPLR § 5304(b) uyarınca, bir eyalet mahkemesi, aşağıda sayılan hallerin varlığı halinde yabancı bir mahkeme kararının tanınmasından imtina edebilmektedir:</p>
<ul>
<li>Davalının, yabancı mahkemede yürütülen yargılamadan savunma hakkını etkin şekilde kullanmasına imkân tanıyacak süre ve usulde haberdar edilmemiş olması</li>
<li>Kararın, aleyhine hüküm kurulan tarafın iddia ve savunmalarını ileri sürmesini engelleyen bir hile (hileli davranış) sonucu elde edilmiş olması,</li>
<li>Kararın veya dayandığı hukuki sebebin, New York ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin kamu düzenine açıkça aykırı olması,</li>
<li>Kararın, daha önce verilmiş kesin ve bağlayıcı bir mahkeme kararıyla çelişmesi,</li>
<li>Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki geçerli bir anlaşma uyarınca başka bir merci önünde görülmesi gerekirken yabancı mahkeme önüne götürülmüş olması</li>
<li>Yargı yetkisinin yalnızca şahsi tebligata dayanması halinde, yabancı mahkemenin uyuşmazlığın görülmesi bakımından elverişsiz olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Bu düzenleme, ABD hukukunda uygulanan klasik forum non conveniens doktriniyle birebir örtüşmemekle birlikte, tanıma talebini inceleyen mahkemeye, yabancı mahkemenin forum non conveniens ilkesi uygulansaydı davayı ciddi bir elverişsizlik nedeniyle reddedip reddetmesi gerekip gerekmediğini dolaylı olarak değerlendirme imkânı tanımaktadır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Kararın, hükmü veren mahkemenin tarafsızlığı, bağımsızlığı veya yargılamanın dürüstlüğü yeterli ölçüde şüphe uyandıran koşullar altında verilmiş olması,</li>
<li>Karara esas teşkil eden yargılama sürecinin, somut olay bakımından adil yargılanma ilkeleri ile bağdaşmaması,</li>
<li>Uyuşmazlığın, Amerika Birleşik Devletleri dışında verilmiş bir hakaret kararına dayanması halinde, söz konusu kararın tanınabilmesi, yabancı mahkemece uygulanan hukukun, somut olay bakımından ifade ve basın özgürlüğü yönünden ABD ve New York Anayasalarının sağladığı korumaya eşdeğer bir hukuki koruma sağlamaması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anılan hükümler, New York Civil Practice Law and Rules (CPLR) uyarınca, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını düzenlemektedir. Bu kapsamda, vergiye ilişkin kararlar, idari para cezası niteliğindeki hükümler ile boşanma, nafaka, veya genel olarak aile hukukuna ilişkin olarak verilen kararlar, para alacağına hükmedilmiş olsa dahi, söz konusu düzenlemenin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Bu nitelikteki kararların tanınması ise içtihatlar çerçevesinde değerlendirilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[greencard]]></category>
		<category><![CDATA[greencard nasıl alınır?]]></category>
		<category><![CDATA[I-485 Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı Oturum İzni Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[konsolosluk işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Statü Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Kart]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil kart başvuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil Kart Nedir? Yeşil Kart, Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”) kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan yabancı kişiye tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir. INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Yeşil Kart Nedir?</h2>
<p>Yeşil Kart, <a href="https://www.govinfo.gov/content/pkg/COMPS-1376/pdf/COMPS-1376.pdf">Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”)</a> kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan <a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/">yabancı kişiye</a> tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir.</p>
<p>INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nde süresiz olarak ikamet etmesine hukuken izin verilmesi şeklinde tanımlamaktadır. Bu kapsamda Yeşil Kart, yabancı kişiye Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkı sağlayan göçmenlik statüsüdür. Bu statünün kazanılmasıyla yabancı kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkına sahip olur.</p>
<h3>Yeşil Kart Başvurusu Hangi Usullerle Yapılır?</h3>
<p>Yeşil Kart alma süreci, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde veya dışında bulunmasına bağlı olarak iki ayrı usulle yürütülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan yabancılar bakımından yasal daimi ikamet statüsüne geçiş, gerekli kanuni şartların sağlanması hâlinde INA § 245 kapsamında yapılan statü değişikliği başvurusuyla mümkündür.</p>
<p>Bu çerçevede, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri içinde bulunması halinde sürecin USCIS nezdinde statü değişikliği başvurusu yoluyla; Amerika Birleşik Devletleri dışında bulunması halinde ise ilgili Amerikan konsolosluğu nezdinde göçmen vize başvurusu yoluyla yürütüleceği hususu  önem taşımaktadır. Anılan ayrım, salt prosedürel bir farklılık olmayıp, başvurunun tabi olacağı makamı, değerlendirme yöntemini ve idari takdir alanını doğrudan etkileyen temel bir hukuki ayrımdır.</p>
<h3>2026  Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3>
<p>Mayıs 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen yabancı kişiler bakımından özellikle dikkat edilmesi gereken iki temel gelişme söz konusudur. Bu gelişmelerin dayanağını, USCIS tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan PM-602-0199 sayılı “Adjustment of Status is a Matter of Discretion and Administrative Grace” başlıklı memorandum oluşturmaktadır.</p>
<p>Mayıs 2026 tarihli PM-602-0199 sayılı USCIS politika memorandumu, Form I-485 başvurularını hukuken ortadan kaldırmamakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri içinde statü değişikliği yoluyla yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen kişiler bakımından değerlendirme standardını fiilen ağırlaştırmıştır. Memorandumun temel etkisi, INA § 245 kapsamında zaten mevcut olan idari takdir yetkisinin daha belirgin hale gelmesidir.</p>
<p>Bu çerçevede USCIS, Amerika Birleşik Devletleri’ne geçici olarak giriş yapan kişilerin, söz konusu geçici statüyü yasal daimi ikamet statüsüne geçiş yolu olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirtmektedir. Güncel idari yaklaşım, kalıcı oturum sürecinin esasen başvuru sahibinin vatandaşı olduğu veya mutat olarak ikamet ettiği ülkedeki Amerikan konsolosluğu nezdinde yürütülmesi gereken bir göçmen vize süreci olduğunu; Amerika Birleşik Devletleri içinde  statü değişikliğinin ise ancak kanuni şartların yanında dosyanın somut koşulları ve olumlu takdir unsurları birlikte değerlendirildiğinde mümkün olabilecek  bir başvuru yolu niteliği taşıdığını göstermektedir.</p>
<p>İlgili memorandum, statü değişikliği başvurularında USCIS’in takdir yetkisinin önemini artırmıştır. INA § 245 uyarınca statü değişikliğinin başvuru sahibinin kanuni şartları sağlamasıyla kendiliğinden sonuç doğuran mutlak bir hak olmadığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede USCIS, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş amacını, geçici statüsüne uygun davranıp davranmadığını, statü ihlali veya yetkisiz çalışma geçmişini, adli sicil durumunu, ailevi ve mesleki bağlarını, vergi ve çalışma geçmişini, insani nedenleri ve dosyanın genel hakkaniyetini birlikte değerlendirebilecektir.</p>
<p>Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri’nde kalıcı oturum elde etmeyi amaçlayan kişilerin, ülkeye giriş amacını, vize türünü, göçmenlik niyetini, başvuru zamanlamasını ve konsolosluk süreci ihtimalini baştan itibaren birlikte değerlendirmesi önem arz etmektedir.</p>
<h3>Konsolosluk Sürecine Kimler Başvurabilir?</h3>
<p>Konsolosluk aracılığıyla göçmen vizesi başvurusu yapmak isteyen yabancı kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukuku kapsamında tanınan belirli bir uygunluk kategorisine dayanması gerekir. Göçmen vize başvurusu yapılabilecek başlıca kategoriler; aile temelli göçmenlik, çalışma veya yatırım temelli göçmenlik, özel göçmen statüleri, evlat edinme, Diversity Visa programı ve belirli insani nitelikli göçmenlik yollarıdır.</p>
<p>Bu kapsamda aile temelli göçmenlik başvuruları, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya kalıcı oturum izni olan kişinin aile üyeleri bakımından gündeme gelir. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşının eşi, yirmi bir yaş altındaki evli olmayan çocuğu ve ebeveyni yakın akraba kategorisinde değerlendirilirken; vatandaşın diğer bazı çocukları ve kardeşleri ile yasal daimi ikamet sahibinin eşi ve çocukları aile temelli tercih kategorileri kapsamında göçmen vizesi başvurusu yapabilir.</p>
<p>Çalışma veya yatırım temelli göçmenlik başvuruları ise kalıcı iş teklifi, işveren sponsorluğu, üstün mesleki nitelik, ileri derece mesleki yeterlilik, belirli istihdam ilişkileri veya yatırım şartlarına dayanır. Bu çerçevede istihdam temelli birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercih kategorileri gündeme gelebilir. Yatırımcılar bakımından belirli sermaye ve istihdam yaratma şartlarının sağlanması gerekirken; özel göçmen kategorileri, kanunda ayrıca düzenlenen sınırlı kişi gruplarına uygulanır.</p>
<p>Bunların yanında, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukukunda özel olarak korunan veya ayrıca düzenlenen bazı kişiler de konsolosluk sürecinden yararlanabilir. Evlat edinme yoluyla yapılan başvurular, çeşitlilik vizesi programı kapsamında seçilen kişiler, belirli özel göçmen vizesi başvuru sahipleri ve kanunda öngörülen insani nitelikli başvuru grupları bu kapsamda değerlendirilebilir.</p>
<h3>Statü Değişikliği ve Konsolosluk Sürecinde Olumsuz Kararların Denetimi</h3>
<p>Bununla birlikte, USCIS nezdinde yürütülen statü değişikliği süreci ile konsolosluk makamları nezdinde yürütülen göçmen vize süreci arasındaki fark, olumsuz karar sonrasında başvuru sahibinin başvurabileceği hukuki yollar bakımından da önem arz etmektedir. USCIS kararları bakımından belirli idari başvuru yolları mevcut olabilmekteyken, konsolosluk makamlarınca verilen vize retleri “<a href="https://www.supremecourt.gov/opinions/23pdf/23-334_e18f.pdf">consular nonreviewability</a>” doktrini uyarınca kural olarak yargısal denetime kapalıdır. Bu durum, konsolosluk sürecinde ilk başvuru dosyasının hazırlanmasını daha da kritik hale getirmektedir.</p>
<h4>Dep&#8217;t of State v. Muñoz, 602 U.S. 899, 144 S. Ct. 1812, 219 L.Ed.2d 507 (2024)</h4>
<p><em>&#8220;Konsolosluk kararlarının yargısal denetime kapalılığı doktrini, federal hükümetin yabancı bir kişi hakkında vize verip vermeme yönündeki kararının mahkemelerce denetlenmesini kural olarak engellemektedir. Bununla birlikte mahkemeler, bu doktrine dar kapsamlı bir istisna tanımış; bir Amerikan vatandaşının temel anayasal haklarını etkileyen vize kararları bakımından, ilgili Amerikan vatandaşının yargısal denetim talep edebileceğini kabul etmiştir. Bu istisna kapsamında mahkemeler, hükümetin vize reddi için görünürde meşru ve iyi niyetli bir gerekçe sunmaması veya başvurucunun ret kararının kötü niyetle verildiğini somut şekilde ortaya koyması halinde, vize kararını sınırlı ölçüde denetleyebilir.&#8221;</em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 16:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Askeralma Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Askeralma Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlikte Muafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlikte Sağlık Raporu Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Çürük Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Raporuna İtiraz]]></category>
		<category><![CDATA[Yoklama Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Askerlik sürecine ilişkin kavramlar ve yoklama döneminde yapılan sağlık muayenesi, uygulamada pek çok kişi açısından tereddüt yaratabilmektedir. Bu yazı, askerlik çağının temel dönemlerini kısaca açıklamak ve  sağlık muayenesinde dikkat edilmesi gereken hususları anlaşılır şekilde ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. I-) Askerlik Çağı  Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesine göre vatan hizmeti, tüm vatandaşların görevidir. Bu yükümlülük, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/">ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Askerlik sürecine ilişkin kavramlar ve yoklama döneminde yapılan sağlık muayenesi, uygulamada pek çok kişi açısından tereddüt yaratabilmektedir. Bu yazı, askerlik çağının temel dönemlerini kısaca açıklamak ve  sağlık muayenesinde dikkat edilmesi gereken hususları anlaşılır şekilde ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır.</p>
<h2><strong>I-) Askerlik Çağı</strong></h2>
<p><strong> </strong>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesine göre vatan hizmeti, tüm vatandaşların görevidir. Bu yükümlülük, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.7179.pdf">7179 sayılı Asker Alma Kanunu</a>’nda belirtilen esaslarda düzenlenmiştir.</p>
<p>Her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci gününden başlayarak 41 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci gününe kadar geçen süre askerlik çağı olarak tanımlanır. Askerlik çağı, kendi içerisinde  üç döneme ayrılmaktadır.</p>
<h3>A-Yoklama Dönemi</h3>
<p>Yoklama dönemi, askerlik çağının başlangıcından muvazzaflık hizmetinin başlangıç tarihine kadar geçen süreci kapsamaktadır.  Yoklama işlemi; askerlik yükümlülüğü bulunan kişinin kim olduğu, nerede ikamet ettiği, eğitim ve meslek durumu ile genel sağlık durumuna ilişkin kişiye ait bilgilerin tespit edilmesidir.</p>
<p><strong>!</strong> Yoklamasını süresi içinde yaptırmayan kişiler hakkında, başvuruları sırasında veya yetkili mercilerce tespit edilmeleri hâlinde “yoklama kaçağı” olarak işlem yapılır.</p>
<h3>B- Muvazzaflık Dönemi</h3>
<p>Askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silah altına alınan kişi, terhis tarihine kadar muvazzaflık dönemi içindedir.</p>
<h3>C- Yedeklik Dönemi</h3>
<p>Muvazzaflık döneminin sona ermesinden askerlik çağının sonuna kadar geçen sürede yükümlü, yedeklik döneminde kabul edilir.</p>
<blockquote>
<h4><span style="font-size: 20px;">Barış zamanında, geçerli bir mazereti olmaksızın askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hukuka aykırıdır. Bu yükümlülüğe aykırı davranan kişiler hakkında idari yaptırımlar uygulanır ve <a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/">cezai sorumluluk</a> doğar.</span></h4>
</blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlık durumu askerliğe elverişli olmayan veya kanunda öngörülen muafiyet şartlarını taşıyan kişiler, askerlik hizmetini yerine getirmekle yükümlü değildir. Bunun yanında, 7179 sayılı Askeralma Kanunu ve Askeralma Yönetmeliği’nde belirtilen koşulların sağlanması hâlinde askerlik hizmetinin ertelenmesi de mümkündür.</p>
<p>Bu duruma örnek olarak, emniyet sınıfında görev yapanlar gösterilebilir. Emniyet hizmeti mensupları göreve başladıkları tarihten itibaren askerlik hizmetini yaklaşık on yıl süreyle erteleme imkânına sahiptir ve on yıl süreyle fiilen görev yapmış olanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaktadır.</p>
<h2><strong>II-) Yoklama Dön</strong><strong>eminde Sağlık Muayenesi</strong></h2>
<p>Sağlık muayenesi, öncelikle yükümlünün kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından; aile hekiminin bulunmaması hâlinde ise müracaat edilen askerlik şubesine en yakın resmî sağlık kuruluşundaki görevli hekim tarafından yapılmaktadır. Muayene sonucunda kişi, askerliğe elverişli, geçici rahatsızlığı bulunan veya askerliğe elverişli olmayan şeklinde sınıflandırılır. Askerliğe elverişli olan yükümlü, tahsil seviyesine göre yedek subay aday adayı, yedek astsubay aday adayı veya er statülerinden birine dahil edilir.</p>
<p>Sağlık muayenesi sonucu verilen Askerliğe elverişli değildir raporu (“çürük raporu” olarak da anılmaktadır) kişiyi askerlik hizmetinden muaf kılar. Geçici rahatsızlığı bulunan kişiler hakkında ise hekim değerlendirmesi doğrultusunda üç yıla kadar erteleme/istirahat niteliğinde rapor düzenlenebilir. Bu raporun geçerli olduğu süre içinde yükümlü yeniden sağlık muayenesine sevk edilmez; ayrıca bu süre zarfında kişi yoklama kaçağı olarak değerlendirilmez.</p>
<h2 data-start="119" data-end="175"><strong data-start="119" data-end="175">III-) Sağlık Muayenesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</strong></h2>
<h3 data-start="119" data-end="175">A-Sağlık Muayenesinde Doğru ve Eksiksiz Beyanın Önemi</h3>
<p data-start="177" data-end="1072">Yoklama döneminde gerçekleştirilen sağlık muayeneleri, 7179 sayılı Askeralma Kanunu, Askeralma Yönetmeliği ve Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği uyarınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılmaktadır. Bu süreçte önem arz eden husus; yükümlünün mevcut engel durumunun, geçici rahatsızlıklarının veya henüz tıbben tespit edilmemiş olmakla birlikte yükümlünün bizzat bildiği bir sağlık durumunun eksiksiz ve doğru biçimde tespit edilmesidir.</p>
<p data-start="177" data-end="1072">Muayene öncesinde yükümlülerden sağlık durumlarına ilişkin beyanları alınır. Sağlık durumu itibarıyla askerliğe elverişli olmadığını düşünen veya askerlik hizmetini etkileyebilecek bir rahatsızlığı bulunduğunu bilen yükümlünün, mevcut sağlık rapor ve belgelerini muayeneyi gerçekleştiren hekime sunması önem arz eder. Zira beyan edilmeyen ya da fizikî muayene sırasında tespit edilemeyen rahatsızlıklar bakımından ileri tetkik yoluna gidilmemektedir.</p>
<p data-start="710" data-end="1166">Bu çerçevede, muayene sürecinde “askerliğe elverişli” kararı verilmesi hâlinde, sonradan ileri sürülecek sağlık iddialarının değerlendirilmesi somut olaya göre değişmekle birlikte, uygulamada daha sınırlı imkânlarla gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle, askerliğe elverişlilik değerlendirmesine konu olabilecek sağlık durumlarının muayene aşamasında açık ve doğru biçimde beyan edilmesi, varsa ilgili belgelerin zamanında ibrazı yerinde olacaktır.</p>
<h3 data-start="1088" data-end="1291"><strong>B- Güncel Mevzuatın Takibi ve Uygulamadaki Değişiklikler</strong></h3>
<p>Askerliğe elverişlilik koşullarına ilişkin düzenlemeler ile bunların uygulama esasları, mevzuat değişiklikleri doğrultusunda zaman içerisinde güncellenebilmektedir. Bu nedenle yükümlünün, sahip olduğu sağlık sorununa göre hangi prosedürün işletilmesi gerektiğini ve sürecin doğru yürütülüp yürütülmediğini güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde takip etmesi önem arz eder.</p>
<p data-start="1805" data-end="2202">Nitekim, 23/09/2025 tarihli mevzuat değişikliği ile dış kaynaktan temin edilecek subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş/er adayları ile öğrenci adayları bakımından; nevrotik bozukluk ya da geçirilmiş, remisyonda bulunan veya hafif düzeyde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bulunması hâlinde “sağlam kabul” edilebilmek için aranan şartlar ağırlaştırılmıştır.</p>
<h3 data-start="177" data-end="219">C- Sağlık Raporuna İtiraz Etme</h3>
<p>Sağlık muayenesi sonucunda düzenlenen ve kesinleşen sağlık raporlarına karşı, yükümlünün itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz süresi, raporun yükümlüye tebliğ edildiği veya teslim edildiği tarihten itibaren otuz gündür.</p>
<h2 data-start="0" data-end="53">IV-) Yurt Dışında Yaşayanlar İçin Sağlık Muayenesi Süreci</h2>
<p>Yurt dışında yoklama işlemleri, Türk konsoloslukları aracılığıyla ve yükümlünün bulunduğu ülkenin sağlık mevzuatına uygun şekilde resmî sağlık kuruluşlarında yürütülür. Herhangi bir rahatsızlığı bulunmayanların muayene belgesi, konsolosluk tarafından doğrudan nüfusa kayıtlı olunan askerlik şubesine gönderilir. Askerliğe engel bir sağlık sorunu bulunduğunu beyan edenlerin muayene ve tetkikleri ise yine bulundukları ülkede yapılır; sonuçlar/raporlar Türkçe tercümeleriyle birlikte konsolosluk aracılığıyla Bakanlığa iletilir.</p>
<p>Yurt dışında yoklaması yapılanlardan kural olarak sağlık beyanı alınmaması ve yurt dışı raporlara yönelik itirazların Türkiye’de yetkili sağlık kuruluşlarında sonuçlandırılması, bu süreçte belgelerin eksiksiz hazırlanması, tercümelerin usule uygun yapılması ve gönderim aşamalarının yakından takip edilmesini özellikle önemli kılmaktadır.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><strong>Askerî Ceza Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca, <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruhad/article/623187">kendisini  herhangi bir suretle askerliğe yaramayacak hâle getiren</a> ya da kendi rızasıyla bu hâle getirten kişiler bakımından cezai sorumluluk doğabilmektedir; 80. madde uyarınca ise 79. maddede sayılan fiilleri bilerek başkasına yapanlar da aynı şekilde cezalandırılır.</strong></span></p></blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><strong>Yükümlünün muvazzaflık dönemi içinde, hizmetle bağlantılı şekilde askerliğe elverişsiz hâle gelmesi hâlinde,  idarenin sorumluluğu söz konusudur.</strong></span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong style="font-size: 16px;">Danıştay 10. Daire Başkanlığı  2018/2826 E.  ,  2022/4217 K.</strong></p>
<p><em>&#8221; İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davasının açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. Söz konusu eylemin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmek</em>tedir. <em>Özellikle askeri görev sırasında meydana gelen kaybolma, ölüm, yaralanma gibi durumlarda, zarara sebebiyet veren olgunun saldırı, kaza, ihmal, dikkatsizlik ve benzeri nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği yapılan adli veya idari soruşturma sonucu ortaya çıkac</em>aktır. <em>Bu bağlamda, soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında ya da sonucunda elde edilen bilgilerin, dava açmaya elverişli olup olmadığının ve takip edilecek usulün belirlenmesinde önemli bir yer tuttuğu açıktır. Bir başka ifadeyle, ölüm veya yaralanma olayının sebebine dair bilgi ve belgeler, idarenin kusur sorumluluğuna dayalı tazminat davası açılıp açılmamasına yönelik iradenin ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahiptir</em>.&#8221;</p>
<p><b><i>Askerlikte Sağlık Muayenesi ve Muafiyet ile ilgili sorularınız için iletişim formunu doldurarak veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.</i></b></p>
<p><b><i>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </i></b><b><i>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</i></b><b> </b><a href="https://wa.me/905337608453"><b>https://wa.me/905337608453</b></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/">ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalarinda-toplayicilik-faaliyeti/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalarinda-toplayicilik-faaliyeti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 16:25:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[6446 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[enerji hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji toplayacılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Toptan Elektrik Piyasaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3482</guid>

					<description><![CDATA[<p>ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ &#160; Elektrik piyasasında üretim faaliyetleri, gelişen teknolojik altyapı ve lisanslama süreçlerinde gerçekleşen serbestleşme eğilimleriyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Toplayıcılık faaliyetleri de aynı şekilde artmıştır. Bu dönüşüm, özellikle Dağıtık Enerji Kaynakları bakımından kendini göstermekte ve piyasa dinamiklerinin yönünü belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Dağıtık Enerji Kaynakları, elektrik şebekesine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalarinda-toplayicilik-faaliyeti/">ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center">ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektrik piyasasında üretim faaliyetleri, gelişen teknolojik altyapı ve lisanslama süreçlerinde gerçekleşen serbestleşme eğilimleriyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Toplayıcılık faaliyetleri de aynı şekilde artmıştır. Bu dönüşüm, özellikle Dağıtık Enerji Kaynakları bakımından kendini göstermekte ve piyasa dinamiklerinin yönünü belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p>Dağıtık Enerji Kaynakları, elektrik şebekesine dağıtım seviyesi üzerinden bağlı bulunan küçük ölçekli üretim tesisleri ve enerji depolama sistemleri unsurlarını ifade etmektedir. Bu kaynaklar, ölçeklerine bağlı olarak bağımsız veya toplayıcı aracılığıyla toplu biçimde işletilmekte; her iki işletme modeli de şebeke esnekliğinin artırılması ve arz güvenliğinin sağlanmasında tamamlayıcı rol üstlenmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte, bu kaynaklar küçük ölçekli yapıları nedeniyle gün öncesi, gün içi ve dengeleme piyasaları gibi kısa vadeli piyasalara doğrudan katılım sağlayamamaktadır. Ayrıca, kontrolsüz veya koordinasyonsuz biçimde sisteme dâhil edilmeleri, şebekedeki stresi artırmakta ve dengeleme faaliyetlerinin etkin biçimde yürütülmesini güçleştirmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, dağıtılmış enerjinin üretildiği ve depolandığı dağıtık üretim tesislerinin bir araya getirilmesi ile gerekli altyapı yatırımlarını veya finansmanı tek başına karşılayamayan tüketicilerin de piyasalara dâhil edilmesini sağlamak amacıyla <a href="https://www.researchgate.net/publication/328179393_Aggregator_Operation_in_the_Balancing_Market_Through_Network-Constrained_Transactive_Energy">toplayıcılık faaliyetinin geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.</a> Toplayıcı, anlaşmalı olduğu kullanıcıların tüketim ve/veya üretim programlarını yönetme, bu kullanıcılar adına elektrik enerjisi ve/veya kapasitesinin alım-satımına ilişkin piyasa işlemlerini yürütme ve yan hizmet piyasalarına katılım sağlamakla yetkili piyasa aktörüdür.</p>
<p>Toplayıcılık, bu yönüyle hem piyasa katılımını yaygınlaştıran hem de sistem esnekliğini artırarak şebeke dengesine katkı sunan yeni bir piyasa mekanizması niteliği taşımaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arz sistemine entegrasyonunu kolaylaştıran bu faaliyet, aynı zamanda daha yüksek karbon yoğunluğuna sahip üretim yöntemlerinin kullanımını sınırlandırarak enerji dönüşüm sürecine katkıda bulunmaktadır.</p>
<h3><b>Toplayıcılık Lisansı Alabilecek  Kişiler</b></h3>
<p>Toplayıcılık faaliyeti, toplayıcı lisansına sahip veya bu faaliyeti tedarik lisansına dercedilmiş tüzel kişiler tarafından yürütülmektedir.</p>
<p>Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği uyarınca, on yıllık alım garantisi süresini tamamlamış <a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">lisanssız üretim tesisleri</a>, toplayıcı lisansı alabilmekte veya tedarik lisansına toplayıcılık faaliyeti dercedilmiş tüzel kişilerin portföyüne dâhil olabilmektedir.</p>
<p>Organize sanayi bölgesi (OSB) tüzel kişiliğine ait lisanssız elektrik üretim tesisleri ile üretim lisansına sahip OSB tüzel kişilikleri, mevcut düzenleme uyarınca toplayıcılık faaliyeti yürütememekte ve bu kapsamdaki piyasa işlemlerine dâhil olamamaktadır.</p>
<p>4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, OSB’de yer alan katılımcılar altyapı ihtiyaçlarını OSB’nin tesislerinden karşılamakla yükümlüdür. Organize sanayi bölgelerinin (OSB) elektrik üretim faaliyetlerinin öncelikli olarak bölgenin kendi elektrik ihtiyacını karşılaması gerekmektedir. Bu yönüyle OSB’ler, elektrik üretim ve tüketim faaliyetlerini bölge sınırları içerisinde yürütmekle yükümlü olmaları nedeniyle, piyasa ölçeğinde faaliyet gösterebilen diğer katılımcılardan yapısal olarak ayrışmaktadır.</p>
<h3><strong>Toplayıcı Portföyü Sınırlamaları</strong></h3>
<p>Toplayıcı, portföyünde yer alan şebeke kullanıcıları adına teminat ve dengesizlik de dahil olmak üzere, piyasa işlemlerine ilişkin ilgili mevzuat kapsamındaki tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesinden sorumludur.</p>
<p>Bu portföy, elektrik piyasasında toplayıcının yönetiminde bulunan ve anlaşmalı olduğu şebeke kullanıcılarının üretim, tüketim ve depolama tesislerini bir araya getiren bir havuz niteliğindedir. Bir toplayıcının yönetiminde bulunan elektrik üretim tesislerinin toplam kurulu gücü 2000 MW sınırını geçemez.</p>
<h4><strong>Tüketim Tesisleri Bakımından Düzenlemeler</strong></h4>
<p>Toplayıcı, dağıtım veya iletim şebekesine bağlı tüketim tesislerini kendi portföyü altında toplayabilir. Bu kapsamda, tüketim tesisleri için herhangi bir tüketim veya bağlantı gücü sınırı uygulanmamaktadır.</p>
<p>Toplayıcı, portföyünde yer alan serbest tüketiciler için elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi ticareti yapabilir. Talep tarafı katılımı kapsamında portföyüne dahil ettiği tüketim tesislerinin enerji tedarikini gerçekleştirmekle yükümlüdür. Toplayıcı, bu tedarik faaliyetini yürütmek istememesi hâlinde, durumu piyasa işletmecisine bildirmekle yükümlüdür. Bu durumda, portföyünde yer alan tüm tüketim tesislerinin, mevcut tedarikçileriyle yapmış oldukları tedarik sözleşmeleri geçerliliğini sürdürür.</p>
<p>Toplayıcılık faaliyeti yürütme yetkisine sahip tedarikçiler, elektrik tedarik etmek üzere anlaşmalı oldukları ve portföylerinde yer alan şebeke kullanıcılarıyla toplayıcılık hizmeti sözleşmesi yapamazlar.</p>
<p>Toplayıcının portföyünde yer alan tüketim tesisleri, toplayıcının talebi üzerine dengeleme birimi ve/veya yan hizmet birimi olarak kaydedilebilir. Ancak, enerji tedariki toplayıcı tarafından sağlanmayan tüketim tesisleri, dengeleme birimi olarak kaydedilemez ve dengeleme güç piyasasına katılım sağlayamaz.</p>
<h4><strong> Üretim Tesisleri Bakımından Düzenlemeler</strong></h4>
<p>Toplayıcı, dağıtım veya iletim şebekesine bağlı elektriksel kurulu gücü 100 MW ve altında olan lisanslı ve işletmedeki elektrik üretim tesisleri ile Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği kapsamındaki elektrik depolama ünitesi ve/veya tesislerini kendi portföyünde toplayabilir. Müstakil elektrik depolama tesisleri için işletmedeki toplam elektriksel kurulu güç limiti uygulanmaz.</p>
<p>Toplayıcı, dağıtım veya iletim şebekesine bağlı ve on yıllık alım garantisi süresini doldurmuş lisanssız elektrik üretim tesislerini, ihtiyaç fazlası enerjinin yönetilmesi amacıyla kendi portföyünde toplayabilir. Lisanssız elektrik üretim tesisleri için tesis bazında herhangi bir kurulu güç limiti uygulanmaz. Ancak, toplayıcı portföyünde yer alan lisanssız elektrik üretim tesislerinin işletmedeki toplam elektriksel kurulu gücü, belirlenen üst sınır olan 500 MW’ı aşamaz.</p>
<p>Toplayıcı portföyünde yer alan elektrik üretim tesisleri, mevzuatta yer alan şartları sağlamaları halinde dengeleme birimi ve/veya yan hizmet birimi olarak değerlendirilir.</p>
<h3><strong>Toplayıcılık Faaliyeti Kapsamında Sözleşmeler</strong></h3>
<p>Toplayıcılık faaliyeti yürüten tüzel kişiler, bu faaliyet kapsamında çeşitli sözleşmeleri düzenlemek ve yürütmekle yükümlüdür.</p>
<p>Toplayıcı, toptan satış piyasasında faaliyet gösterebilir ve bu çerçevede <a href="https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/">ikili anlaşmalar</a> akdedebilir ancak portföy dengeleme amacını aşacak ölçüde toptan satış faaliyeti yürütemez.</p>
<p>Bu sözleşmeler özel hukuk hükümlerine tabi, ticari nitelikteki anlaşmalar olup, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun onayına tabi değildir.</p>
<p>Toplayıcı, organize <a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/">toptan elektrik piyasası faaliyetlerine</a> ise, piyasa işletmecisiyle akdettiği piyasa katılım anlaşması ve/veya şebeke işletmecisiyle imzaladığı yan hizmet anlaşması aracılığıyla katılım sağlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalarinda-toplayicilik-faaliyeti/">ELEKTRİK PİYASALARINDA TOPLAYICILIK FAALİYETİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalarinda-toplayicilik-faaliyeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKİLİ ANLAŞMALAR VE ELEKTRİK PİYASALARI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 12:37:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[6446 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[enerji hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İkili Anlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Toptan Elektrik Piyasaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3443</guid>

					<description><![CDATA[<p>İKİLİ ANLAŞMALAR VE ELEKTRİK PİYASALARI Enerji, gelişen dünyada her geçen gün daha fazla önem kazanmakta olup sanayinin ve millî güvenliğin kalbinde yer almaktadır. Türkiye’de elektrik enerjisi tüketimi her yıl artış göstermekte olup, bu tüketimin 2030 yılında 455,3 TWh, 2035 yılında ise 510,5 TWh seviyesine ulaşması beklenmektedir. Teknolojik gelişmeler, enerji üretimini çeşitlendirip daha temiz ve sürdürülebilir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/">İKİLİ ANLAŞMALAR VE ELEKTRİK PİYASALARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center"><span style="font-size: 28px"> İKİLİ ANLAŞMALAR VE ELEKTRİK PİYASALARI</span></h1>
<p>Enerji, gelişen dünyada her geçen gün daha fazla önem kazanmakta olup sanayinin ve millî güvenliğin kalbinde yer almaktadır. Türkiye’de elektrik enerjisi tüketimi her yıl artış göstermekte olup, bu tüketimin 2030 yılında 455,3 TWh, 2035 yılında ise 510,5 TWh seviyesine ulaşması beklenmektedir. Teknolojik gelişmeler, enerji üretimini çeşitlendirip daha temiz ve sürdürülebilir hâle getirirken, serbestleşen piyasa yapısı tüketicilere daha geniş tercih imkânı sunmaktadır. Bu kapsamda, enerji piyasasında ikili anlaşmalar giderek önem kazanmaktadır.</p>
<h2><strong>İkili Anlaşmalar</strong></h2>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/">Elektrik piyasasında</a> sözleşmeler, serbest olmayan tüketiciler ile görevli tedarik şirketleri arasında düzenlenen perakende satış sözleşmeleri ve ikili anlaşmalar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. İkili anlaşmalar, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3/1-j maddesinde, “gerçek ve tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar” şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Elektrik piyasasında ikili anlaşmalar, tedarikçilerin birbirleriyle veya serbest tüketicilerle yaptıkları <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/179482">enerji alım-satım sözleşmeleridir.</a> Bu noktada, serbest ve serbest olmayan tüketici ayrımı büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Tedarikçiler; elektrik enerjisi ve/veya kapasite sağlayan üretim şirketleri ile tedarik lisansına sahip şirketlerden oluşmaktadır. Serbest tüketici ise Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (jj) bendi uyarınca; Kurul tarafından her yıl belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunan, iletim sistemine doğrudan bağlı olan veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz bulunan gerçek ya da tüzel kişidir. Buna karşılık, aynı maddenin (kk) bendinde tanımlanan serbest olmayan tüketiciler, elektrik enerjisi ve/veya kapasite alımlarını yalnızca bulundukları bölgede görevli tedarik şirketinden yapabilen gerçek veya tüzel kişilerdir.</p>
<p>Bu ayrım, ikili anlaşmaların önemini ortaya koymaktadır. Çünkü yalnızca serbest tüketici statüsüne sahip kişiler, enerji ihtiyaçlarını piyasa koşullarına göre belirleyerek farklı tedarikçilerle doğrudan sözleşme yapma serbestisine sahiptir. Dolayısıyla, ikili anlaşmalar enerji piyasasında rekabeti güçlendirirken, tüketicilere maliyet avantajı ve fiyat istikrarı sağlama potansiyeli taşımaktadır.</p>
<p>İkili anlaşmalar, perakende satış sözleşmelerine kıyasla taraflara tüketilecek enerji miktarı, fiyatı ve sözleşme koşulları üzerinde serbestçe pazarlık yapma imkânı tanımasıyla, serbest tüketiciler açısından önemli ekonomik avantajlar sağlamaktadır. Bu yönüyle ikili anlaşmalar, piyasada esnekliği artırmakta ve rekabeti teşvik etmektedir. Artan enerji ihtiyacı ve gelişen sanayi yapısıyla birlikte, serbest tüketici sayısında da düzenli bir artış öngörülmektedir. Nitekim, 2024 yılında 950 kWh olarak uygulanan serbest tüketici limiti, 2025 yılı için 750 kWh olarak belirlenmiş ve böylece daha geniş bir tüketici kitlesinin piyasada serbestçe tedarikçi seçebilmesi mümkün hâle gelmiştir.</p>
<h4><strong>Yargıtay 3. Hukuk Dairesi         2021/3800 E.  ,  2022/421 K.</strong></h4>
<p><em>‘’Somut olayda; davacı, 10000010 ve 202094084 nolu abonelikleri için Eylül 2006-Aralık 2010 dönemleri arasında, Kurul tarafından yıllık belirlenen tüketimden daha fazla tüketimde bulunduğunu, bu kapsamda serbest tüketici olduğunu belirterek fazla tahsil edilen PSH bedelinin istirdatı için eldeki davayı açmıştır.</em></p>
<p><em>O halde ilk derece mahkemesince; Danıştay 13. Dairesinin iptal kararının onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/05/2012 tarihli kararı uyarınca, sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiği, perakende satış hizmet tarifesinin Kwh üzerinden alınmasına ilişkin kuralın &#8220;serbest tüketiciler&#8221; yönünden hukuka aykırı olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, 6446 sayılı Kanun ve Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği dikkate alınarak, davacının dava konusu dönemlerde, EPDK tarafından belirlenen yıllık tüketim miktarı itibariyle &#8220;serbest tüketici&#8221; olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp, bu husustaki belgeler getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucu dairesinde (EPDK tarafından yıllık belirlenen tüketimden daha fazla tüketime sahip olması halinde serbest tüketici konumunda olduğu kabul edilerek) bir hüküm kurulması gerekirken, davacının Temmuz 2012 tarihinde serbest tüketici olduğu kabul edilerek eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.’’</em></p>
<h2><strong>İkili Anlaşmaların Genel Unsurları</strong></h2>
<p>İkili anlaşmalar, tedarikçinin tedarik edenin talep ettiği elektrik enerjisi ya da kapasitenin karşılanması ve bunun karşılığında tedarik edenin sözleşmede belirlenen bedeli vermesini kapsamaktadır. Bu bedel perakende satışlarda uygulanan tarifenin aksine tüketiciler tarafından serbestçe kararlaştırılabilir. Bu bakımdan serbest tüketici, tedarikçi ile anlaşamadığı takdirde son kaynak tedariki tarifesinden faydalanabilecek olup bu bakımdan ticari avantaja sahiptir.</p>
<p>İkili anlaşmalar, tedarikçinin, karşı tarafın talep ettiği elektrik enerjisi veya kapasiteyi temin etmesi ve bunun karşılığında tedarik edenin sözleşmede öngörülen bedeli ödemesini konu edinmektedir. Bu bedel, perakende satışlarda uygulanan tarifelerin aksine, taraflarca piyasa koşulları çerçevesinde serbestçe belirlenebilmektedir. Bu yönüyle serbest tüketiciler, tedarikçi ile mutabakata varamadıkları hâllerde son kaynak tedariki tarifesinden yararlanma olanağına sahip olup, bu durum kendilerine piyasa içinde ekonomik esneklik ve ticari avantaj sağlamaktadır.</p>
<h3><strong>İkili Anlaşmalarda Dengeleme Mekanizması ve Bildirim Yükümlülüğü</strong></h3>
<p>Elektrik enerjisinin işletimi, fiziksel nitelikleri gereği, üretim ve tüketim arasında eşzamanlı dengenin korunmasını zorunlu kılmaktadır. Piyasa işletiminin sürekliliği ve istikrarlı işleyişi, bu arz-talep dengesinin kesintisiz biçimde sağlanmasına bağlıdır. Bu nedenle, elektrik piyasasında gerçekleştirilen tüm işlemler, dengeleme mekanizmaları gözetilerek yürütülmektedir.</p>
<p>Dengeleme mekanizmasının ikili anlaşmalara yansıması, tedarik eden bakımından kullanılan sayaçların mevzuata uygun olarak çok zamanlı ölçüm yapabilen nitelikte olması ve yapılan ikili anlaşmaların ilgili kuruma süresinde bildirilmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Buna istinaden, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 87. maddesi uyarınca, ikili anlaşmanın kayıtlı piyasa katılımcısı olan tüzel kişiler arasında tanzim edilmesi hâlinde bildirim yükümlülüğü taraflarca ortaklaşa olarak yerine getirilecektir. Buna karşılık, serbest tüketici ile tedarikçi arasında yapılan ikili anlaşmalarda bildirim yükümlülüğü tedarikçiye aittir.</p>
<h3><strong>İkili Anlaşmaların Düzenlenmesi</strong></h3>
<p>İkili anlaşmalar, sui generis nitelikte olmakla birlikte, satış sözleşmesine benzer özellikleri ve perakende elektrik satış sözleşmelerinin aksine, devletin piyasaya müdahale unsurlarının azalması sebebiyle taraflara daha geniş bir irade serbestliği tanımaları bakımından dikkat çekmektedir. Yıllık elektrik tüketimi 100 kWh’ın altında kalan serbest tüketiciler için ise ayrıca özel düzenlemeler öngörülmüş olup, bu hususa başka bir yazımızda ayrıntılı olarak değinilecektir. Bu kapsamda, ilgili sözleşmelerin hazırlanmasında mevzuata uyum, sözleşmede belirlenecek süre, teminat ve bedel hükümlerinin dikkatle oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, hak kaybına uğramamak adına hukuki danışmanlık alınması, sürecin güvenli ve sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından önem arz etmektedir.</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/">İKİLİ ANLAŞMALAR VE ELEKTRİK PİYASALARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ikili-anlasmalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ELEKTRİK PİYASALARI HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 13:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[6446 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik Piyasası Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Toptan Elektrik Piyasaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elektrik Enerjisi ve Türev Ürünlerin Hukuki Nitelendirilmesi &#160; Elektrik piyasalarına değinmeden önce elektrik enerjisinin hukuki niteliğini anlamak gerekir. Yüklü parçacıkların bir iletken üzerinden akmasıyla oluşan bir enerji biçimi olan Elektrik Enerjisi, nitelik olarak Türk Medeni Kanunun 762. Maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçler olarak taşınır mal olarak sınıflandırılmaktadır. Yargıtay HGK 2002/4-608 E. , 2002/643 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/">ELEKTRİK PİYASALARI HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Elektrik Enerjisi ve Türev Ürünlerin Hukuki Nitelendirilmesi</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektrik piyasalarına değinmeden önce elektrik enerjisinin hukuki niteliğini anlamak gerekir. Yüklü parçacıkların bir iletken üzerinden akmasıyla oluşan bir enerji biçimi olan Elektrik Enerjisi, nitelik olarak Türk Medeni Kanunun 762. Maddesinde taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçler olarak taşınır mal olarak sınıflandırılmaktadır.</p>
<p><strong>Yargıtay HGK 2002/4-608 E. , 2002/643 K. , 25.09.2002 T. </strong></p>
<p><em>“… Menkuller taşınırlar Medenî Kanunun 686. maddesinde; bir yerden diğer yere nakledilebilen eşya ile gayrimenkul mülkiyetine dahil olmayan ve temellüke salih bulunan tabîi kuvvetler olarak tanımlanmıştır. Bu bakımdan bir yerden diğer bir yere bağımsız olarak taşınabilen her türlü maddi eşya (örneğin otomobil, çanta, koltuk, sandalye, buğday, arpa vs.) satımı taşınır satımı niteliğinde olduğu gibi, taşınmaz mülkiyetine dâhil olmayan ve temellüke (mülk edinmeye) elverişli bulunan elektrik, su, havagazı, doğalgaz, elektrik gibi tabîi kuvvetlerin satımı da taşınır satımı niteliğindedir.Bu bakımdan taşınır (menkul) satımını taşınmaz (gayrimenkul) olmayan her şeyin satımıdır şeklinde tanımlamak daha isabetli olur.”</em></p>
<h2><strong>Elektrik Piyasaları Gelişimi</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Modern yaşamın temel ihtiyaçlarından biri olan elektrik, güçlü bir ekonomi ve ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenle enerji arzının güvenilir, sürdürülebilir, yeterli ve ekonomik şekilde sağlanması büyük önem taşımaktadır. Elektrik enerjisinin büyük ölçekli olarak depolanamaması ve üretildiği anda tüketilmesi zorunluluğu, elektrik piyasalarında arz ve talep dengesinin sürekli ve gerçek zamanlı olarak sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Bu yapısal özellik nedeniyle, gelişen teknoloji ve artan elektrik enerjisi ihtiyacına da yanıt vermek üzere piyasa regülasyonlarının sağlanması için çeşitli piyasalar oluşturulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/202167">Türkiye’de elektrik piyasası</a>, uzun yıllar boyunca dikey bütünleşik bir yapı altında, Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) çatısı altında yürütülmüştür. 1994 yılında, bu bütünleşik yapıdan uzaklaşmaya yönelik ilk adım atılmış; dağıtım faaliyetleri için Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), üretim, iletim ve ticaret faaliyetleri için ise Türkiye Elektrik Üretim ve İletim A.Ş. (TEAŞ) kurulmuştur. Bu ayrıştırma süreci, 5 Şubat 2001 tarihli 2001/2026 sayılı  Bakanlar Kurulu Kararı ile daha da derinleştirilmiş; TEAŞ, üç ayrı kamu tüzel kişiliğine bölünerek Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş. (TETAŞ) olarak yeniden yapılandırılmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Elektriğin kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu biçimde tüketicilere sunulabilmesi amacıyla; rekabet ortamında, özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü ve şeffaf bir piyasa yapısının oluşturulmasını öngören 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ise 14/03/2023 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Elektrik Piyasaları Faaliyetleri</strong></h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektrik piyasasında yürütülebilecek faaliyetler, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca lisansa tabi alanlarla sınırlandırılmıştır. Bu çerçevede, yalnızca Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından lisanslandırılan tüzel kişiler; üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, piyasa işletimi, ithalat, ihracat ve toplayıcılık faaliyetlerini yürütebilmektedir. Piyasada yer alacak aktörlerin tabi olacağı usul ve esaslar ise ilgili ikincil mevzuatla ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. <a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">Lisanssız elektrik üretimine</a> ilişkin düzenlemeler bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuş olup, ayrı bir yazıda ele alınmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Piyasa İşletim Faaliyeti</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektrik Piyasası Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca, piyasa işletim faaliyeti; organize toptan elektrik piyasalarının işletilmesi ile bu piyasalarda yürütülen işlemlerin mali uzlaştırılması ve ilgili diğer mali işlemlerin gerçekleştirilmesinden oluşmaktadır. Bu faaliyetin yerine getirilmesi amacıyla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi olmak üzere, “Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi” (EPİAŞ) unvanı altında bir anonim şirket kurulacağı düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk tüzel kişisi statüsünde faaliyet gösteren EPİAŞ, 12 Mart 2015 tarihinde tescil edilerek resmen faaliyete geçmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>EPİAŞ, piyasa işletim lisansında yer alan enerji piyasalarının, piyasa ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde etkin, şeffaf ve güvenilir biçimde planlanması, kurulması, geliştirilmesi ve işletilmesini; eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin güvenilir referans fiyatların oluşumunun sağlanmasını ve artan piyasa katılımcı sayısı, ürün çeşitliliği ile işlem hacmi doğrultusunda likiditenin en üst düzeye ulaştığı, piyasa birleşmeleri yoluyla ticarete imkân tanıyan bir piyasa işletmecisi olmayı amaçlamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4><strong>Toptan Elektrik Piyasaları</strong></h4>
<p><strong> </strong></p>
<p>Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 4. maddesi uyarınca, toptan elektrik piyasası; elektrik enerjisi, kapasitesi ya da bunlara dayalı türev ürünlerin toptan alış ve satışının gerçekleştirildiği piyasaları ifade etmektedir. Mevzuat uyarınca, ikili anlaşmalar piyasası ve tezgah üstü piyasalar dışında kalan tüm yapılandırılmış ve merkezi şekilde işletilen piyasalar, organize toptan elektrik piyasaları kapsamında değerlendirilmektedir.</p>
<p>Avrupa Birliği, toptan enerji piyasalarını tanımlarken <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:02011R1227-20250205">1227/2011 sayılı Toptan Enerji Piyasasında Bütünlük ve Şeffaflığa İlişkin Yönetmelik</a> (REMIT) kapsamında, “toptan enerji piyasası” terimini herhangi bir ayrıma gitmeksizin, Birlik sınırları içerisindeki tüm toptan enerji ürünlerinin işlem gördüğü piyasaları kapsayacak şekilde tanımlamıştır.</p>
<h5><strong>Organize Toptan Elektrik Piyasaları</strong></h5>
<p>EPİAŞ, Borsa İstanbul Anonim Şirketi ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) tarafından işletilen piyasalar dışında kalan organize toptan elektrik piyasalarının işletim faaliyetini yürütmektedir.  Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi Teşkilat Yapısı ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, organize toptan elektrik piyasaları;</p>
<ul>
<li>Elektrik enerjisi, kapasitesi veya perakende alış satışının gerçekleştirildiği ve piyasa işletim lisansına sahip merkezi bir tüzel kişi tarafından organize edilip işletilen;</li>
</ul>
<p>– Gün Öncesi Piyasası,</p>
<p>– Gün İçi Piyasası ve</p>
<p>– Fiziksel teslimat gerektiren ileri tarihli diğer elektrik piyasalarını,</p>
<ul>
<li>Sermaye piyasası aracı niteliğindeki standardize edilmiş elektrik sözleşmeleri ile dayanağı elektrik enerjisi ve/veya kapasitesi olan türev ürünlerin işlem gördüğü piyasaları,</li>
<li>Borsa İstanbul Anonim Şirketi tarafından işletilen piyasaları</li>
<li>TEİAŞ tarafından organize edilip işletilen dengeleme güç piyasası ve yan hizmetler piyasası gibi elektrik piyasaları olarak belirlenmiştir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elektrik piyasaları ve satış işlemleri bakımından ikili anlaşmalar ayrı bir yazıda ele alınacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/">ELEKTRİK PİYASALARI HUKUKİ DEĞERLENDİRMESİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ipa/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ipa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 09:07:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB ADAY ÜLKE HİBELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[AB HİBE PROGRAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[AB hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK]]></category>
		<category><![CDATA[Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ HİBE PROHRAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ HİBELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ TEŞVİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[EU-TR CCGP]]></category>
		<category><![CDATA[Instrument for Pre-Accession Assistance]]></category>
		<category><![CDATA[IPA]]></category>
		<category><![CDATA[IPA III]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KATILIM ÖNCESİ YARDIM ARACI]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Bağlantısallık]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİZ ENERJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP]]></category>
		<category><![CDATA[YENİLENEBİLİR ENERJİ TEŞVİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL DENİZCİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL ENERJİ]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL GÜNDEM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB), 27 Avrupa ülkesini kapsayan siyasi ve ekonomik bir bütünleşme projesidir. Birliğe katılım süreci, aday ülkeler açısından ekonomik açıdan önemli fırsatlar barındırmaktadır. IPA, Avrupa Birliği'nin üyeliğe aday ülkelerin politik, kurumsal, sosyal ve ekonomik reform süreçlerini destekleme programıdır. </p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ipa/">IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center">IPA : Aday Ülkeler İçin AB Enerji Hibe Programı</h1>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği (AB), 27 Avrupa ülkesini kapsayan siyasi ve ekonomik bir bütünleşme projesidir. Birliğe katılım süreci, aday ülkeler açısından ekonomik açıdan önemli fırsatlar barındırmaktadır. AB mali yardımları ve yapısal fonlar, aday ülkelerde altyapının güçlendirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve bölgesel eşitsizliklerin azaltılması amacıyla yürütülen projelere finansal katkı sağlamaktadır. 1999 Helsinki Zirvesi sonrası aday ülke statüsü kazanan Türkiye, 2002 yılından itibaren birliğe katılıma yönelik AB fonlarından yararlanmaktadır. Bu yazıda, IPA kapsamında Avrupa Birliği’ne aday olan Türkiye’nin enerji politikalarının AB müktesebatına uyumu ile bu alanda teşvik edilen proje ve uygulamalar ele alınacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 28px"><strong>I. Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği (AB), üyeliğe aday ülkelerin politik, kurumsal, sosyal ve ekonomik reform süreçlerini desteklemek ve bu ülkelerin Birlik standartlarına uyumunu kolaylaştırmak amacıyla çeşitli mali yardım mekanizmaları geliştirmiştir. Başlangıçta farklı programlar yoluyla sağlanan bu destekler, 2007 yılından itibaren tek bir çerçeve altında toplanarak Katılım Öncesi Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance – IPA) adıyla tek bir araç altında toplanmıştır. Türkiye; IPA I döneminde toplam tahsisatın %48,2’sini, IPA II döneminde ise %25’ini alarak en fazla fayda sağlayan ülke konumuna gelmiş; 2002–2020 yılları arasında yaklaşık 9,2 milyar avroluk kaynağa erişmiştir. Bu kapsamda, Türkiye’nin idari ve kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik yaklaşık 900 proje uygulanmıştır.  2021-2027 yıllarında yer alacak IPA III döneminin toplam bütçesi 14,2 milyar avrodur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>Katılım Öncesi Yardım Aracı 2021-2027 Dönemi (IPA III)</strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Katılım Öncesi Yardım Aracı ile desteklenecek konular, AB’nin politika ve stratejilerine uygun olarak, 7 yıl süreli bütçe dönemlerinin başlangıcında belirlenmektedir. IPA’nın 2021–2027 döneminde, Türkiye’nin AB müktesebatına uyumu ve ekonomik-sosyal uyum kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. IPA III çerçevesinde aday ülkelere sağlanan mali yardımlar, beş tema etrafında yapılandırılmıştır. Bu kapsamda, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve demokratik kurumların güçlendirilmesi; iyi yönetişim, AB müktesebatına uyum, stratejik iletişim ve komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi; yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir bağlantısallığın sağlanması; rekabetçiliğin artırılması ve kapsayıcı ekonomik büyümenin desteklenmesi; ayrıca bölgesel ve sınır ötesi iş birliğinin teşvik edilmesi temel hedefler arasında yer almaktadır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>Avrupa Birliği Enerji Politikaları ve Katılım Öncesi Yardım Aracına Yansıması</strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği, enerji ve iklim politikalarını aday ülkelerin mali destek programlarına entegre ederek Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) III döneminde <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3888283">çevresel sürdürülebilirliği</a> öncelikli bir hedef haline getirmiştir. AB</span>, IPA III’ü düzenleyen <a href="https://ipa.gov.tr/wp-content/uploads/IPAIII_Turkce_Tuzuk.pdf">2021/1529 sayılı Tüzük</a> kapsamında, Covid-19 sonrası ekonomik toparlanmayı sürdürülebilir ve iklim nötr şekilde yürütmeyi amaçlamaktadır. IPA kapsamındaki projelerin Yeşil Mutabakat hedefleriyle uyumlu olması beklenmekte; çevre, iklim ve enerjiyle ilgili unsurlar tüm tematik alanlara entegre edilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">IPA III döneminde enerji alanında desteklenmesi öngörülen projeler, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşümü esas almaktadır. Enerji piyasalarının entegrasyonu, karbonsuzlaşma, akıllı şebekelerin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği, arz-talep dengesi ve bölgesel ısıtma sistemlerinin modernizasyonu gibi alanlar, bu kapsamda ön plana çıkmaktadır. Yeni altyapıların bu dönüşümü mümkün kılacak şekilde tasarlanması, metan sızıntılarının önlenmesi ve <a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">şebeke esnekliğinin artırılması</a> gibi hususlar, IPA III kapsamında öncelikli değerlendirme ölçütleri arasında yer almaktadır. Kömür ve yüksek karbon yoğunluklu bölgelerde ise ekonomik çeşitlenmeye ve daha <a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/">temiz, enerji verimli üretim modellerine geçişe</a> imkân tanıyan faaliyetlerin desteklenmesi hedeflenmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>IPA III Kapsamında Geliştirilen Projeler </strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 20px"><b>Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi</b></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>Avrupa Birliği, IPA III kapsamında desteklediği Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesini, Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantısallık çerçevesinde yürütmektedir.</p>
<h5><span style="font-size: 20px"><strong>AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı</strong></span></h5>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan ve İklim Değişikliği Başkanlığı’nın nihai faydalanıcısı olduğu “Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi” kapsamında, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilen “AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı” (EU-TR CCGP) yürütülmektedir. Programın toplam bütçesi 14.706.000 avro olup, uygulaması Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecektir. Program; Türkiye ve AB’deki belediyeler, yerel yönetimler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, kalkınma ajansları, sivil toplum kuruluşları, odalar ve birliklerin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uyum ve azaltım eylemlerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Projelerin 2024–2030 ulusal eylem planlarıyla uyumlu olması, dirençli ve düşük karbonlu kentleri teşvik etmesi ve mevcut stratejilere uygun faaliyetler içermesi beklenmektedir. Avrupa Birliği, IPA III’ü düzenleyen 2021/1529 sayılı Tüzük kapsamında, Covid-19 sonrası toparlanmayı sürdürülebilir ve iklim nötr şekilde yürütmeyi amaçlamaktadır.</span></p>
<h4><span style="font-size: 20px"><strong>Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı </strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">“Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı”, IPA III kapsamında, Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantısallık başlığı altında  yer almaktadır. Projenin faydalanıcısı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’dür. 72 ay sürecek olan program için Avrupa Birliği tarafından 20.000.000 avro katkı sağlanmakta, buna ek olarak 50.000.000 avro tutarında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) kredisi öngörülmektedir. Projenin amacı, Türkiye’de denizcilik sektörünün sürdürülebilirliğini artırmak olup, liman altyapısının modernizasyonu, gemilerin yenilenmesi ve alternatif yakıtların kullanımı yoluyla sera gazı emisyonlarının azaltılması ve hava kalitesinin iyileştirilmesini hedeflemektedir.</span></p>
<h5><span style="font-size: 20px"><b>Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi</b></span></h5>
<p><span style="font-size: 16px">Denizcilik Genel Müdürlüğü, “Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi” projesi kapsamında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası tarafından yaklaşık 20 milyon Avro hibe ve 50 milyon Avro uzun vadeli, uygun maliyetli kredi desteği sağlanacağını açıklamıştır. “Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı” kapsamında geliştirilecek projelerin, sektörün yeşil dönüşüm öncelikleri ve ihtiyaçlarına uygun olarak belirlenmesi ve ilgili finansman sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin etkin biçimde yerine getirilmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, denizcilik sektöründeki tüm paydaşlardan, “Denizcilik Sektörünün Dekarbonizasyonu ve Yeşil Denizciliğin Desteklenmesi” başlığı altında proje önerileri sunmaları talep edilmiş; her bir proje açıklamasında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda ele alınacak konular ile projeden beklenen çıktılara yer verilmesi istenmiştir.</span></p>
<h4><span style="font-size: 20px"><strong>Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi</strong></span></h4>
<p><span style="font-size: 16px">IPA III kapsamında desteklenen “Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi” projesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. 24 ay süreli bu projeye Avrupa Birliği tarafından 5 milyon avro tutarında katkı sağlanmaktadır. Proje kapsamında, kamu binalarının enerji verimliliği alanında yenilikçi çözümler araştırılmakta ve enerji performanslarının iyileştirilmesi hedeflenmektedir.</span></p>
<p data-start="141" data-end="583"><span style="font-size: 16px">Bir  diğer teşvik programı olan Ufuk Avrupa projelerine ilişkin detaylı bilgiler ayrı bir yazıda ele alınacaktır. </span></p>
<p data-start="141" data-end="583">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="141" data-end="583">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ipa/">IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ipa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BASILI YAYINLARDA TEKZİP HAKKI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/basili-yayinlarda-tekzip-hakki/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/basili-yayinlarda-tekzip-hakki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 May 2025 15:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Asılsız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Kanunu Madde 14]]></category>
		<category><![CDATA[Basın Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Cevap ve Düzeltme]]></category>
		<category><![CDATA[Tekzip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2744</guid>

					<description><![CDATA[<p>BASILI YAYINLARDA TEKZİP HAKKI Basın özgürlüğü, çağdaş demokrasilerin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Demokratik bir toplumda basının asli fonksiyonu kamuoyunu ilgilendiren konularda haber vermek, kamuoyu adına denetim yapmak ve değerlendirmelerde bulunmak ve kamuoyu oluşturmaktır. Basın kuruluşlarına tanınan anayasal güvenceler kapsamında sağlanan koruma, gazetecilerin mesleki sorumluluklarıyla uyumlu davranmaları ve kamusal yarar çerçevesinde hareket etmeleri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/basili-yayinlarda-tekzip-hakki/">BASILI YAYINLARDA TEKZİP HAKKI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>BASILI YAYINLARDA TEKZİP HAKKI</strong></h2>
<p>Basın özgürlüğü, çağdaş demokrasilerin temel yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Demokratik bir toplumda <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/anayasayargisi/issue/52018/678347">basının asli fonksiyonu</a> kamuoyunu ilgilendiren konularda haber vermek, kamuoyu adına denetim yapmak ve değerlendirmelerde bulunmak ve kamuoyu oluşturmaktır. Basın kuruluşlarına tanınan anayasal güvenceler kapsamında sağlanan koruma, gazetecilerin mesleki sorumluluklarıyla uyumlu davranmaları ve kamusal yarar çerçevesinde hareket etmeleri koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda, bireylerin onur, şeref ve haysiyetlerini zedeleyici veya gerçeğe aykırı yayınlara karşı korunmasını amaçlayan “düzeltme ve cevap hakkı” –diğer adıyla tekzip hakkı– <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/anayasa/">Anayasa’nın 32. maddesi</a>yle düzenlenmiştir. Tekzip kurumu, bir yandan haberleşme özgürlüğünün kötüye kullanılmasını önlemeyi hedeflerken, diğer yandan da basının toplumsal görevini amacına uygun şekilde yerine getirmesini güvence altına alan anayasal bir mekanizma işlevi görmektedir.</p>
<p><a href="https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2013/6237">Cevap ve düzeltme hakkı</a>, bir kişinin saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayının yapılması durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu yayına cevap vermek ve düzeltmeyi istemek hakkıdır. Bu hak ile kişi;  saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına medyanın verdiği zararlara karşı kendini korumaktadır.</p>
<p>Hakkında gerçeğe aykırı, kişilik haklarını—özellikle şeref ve haysiyetini—zedeleyici nitelikte yayın yapılan birey, bu duruma karşı cevap ve düzeltme hakkını kullanarak kendisini savunma imkânına sahiptir. Bu hak, ilgili kişiye, kamuoyuna yönelik olarak söz konusu yayındaki bilgi veya iddiaların gerçeğe aykırı yönlerini açıklama ve düzeltme yapma fırsatı sunar.</p>
<p>Tekzip hakkının kullanım biçimi, ilgili yayının türüne ve yayınlandığı mecraya göre farklılık göstermektedir. İşbu yazı, gazete ve dergilerde yer alan yayınları kapsamaktadır. Radyo, televizyon ve internet ortamındaki yayınlara ilişkin tekzip hakkı ise diğer yazılarımızda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.</p>
<p>Tekzip hakkı, yalnızca süreli yayınlar bakımından kullanılabilen bir haktır. Günlük, haftalık veya belirli periyotlarla yayımlanan gazeteler; haftalık, aylık ya da yıllık yayımlanan dergiler ile haber ajanslarınca hazırlanan bültenler, hukuken süreli yayın kapsamında değerlendirilir.</p>
<h3><strong>A-) Tekzip Hakkı Kimler Tarafından Kullanabilir?</strong></h3>
<p>Gazete, dergi haberlerine (yayınlarına) karşı düzeltme ve cevap hakkı (tekzip) yolu 5187 Sayılı Basın Kanunu&#8217;nda düzenlenmiştir. 5187 sayılı Basın Kanunu&#8217;nun 14/1 maddesinde yer alan tekzip hakkına yayından “<em>zarar gören kişilerin</em>” başvurabileceği düzenlenmiştir. Bu bağlamda, söz konusu hak yalnızca gerçek kişilere değil, aynı zamanda tüzel kişilere de tanınmıştır. Böylece, kişilik hakları ihlal edilen şirketler, dernekler veya vakıflar da bu yola başvurabilir. Öte yandan, düzeltme ve cevap hakkına sahip olan kişinin vefatı durumunda, mirasçılarından biri tarafından da kullanılabilir.</p>
<h3><strong>B-) Düzeltme ve Cevap Metninde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Nelerdir?</strong></h3>
<p>Düzeltme ve cevap hakkının kullanılabilmesi için, öncelikle tekzip edilmek istenen yazının yayım tarihinden itibaren iki ay içerisinde, düzeltme ve cevap metninin ilgili süreli yayının sorumlu müdürüne tebliğ edilmesi gerekmektedir. Yargıtay&#8217;ın yerleşik içtihatlarında, tebligatın yalnızca yazı işleri müdürüne yapılması ve cevap yazısının yayımlanmaması hâlinde, sorumlu müdür açısından cezai sorumluluğun doğmayacağı kabul edilmektedir. Dönemsel yayınlarda birden fazla sorumlu müdürün bulunması hâlinde, düzeltmeye konu olan içeriğin yer aldığı bölümden sorumlu müdürün muhatap alınması gerektiği ifade edilmektedir.</p>
<p>Düzeltme ve cevap yazısında, bu talebe neden olan yayının açıkça belirtilmesi zorunludur. Ayrıca cevap metni, ilgili olduğu içerikten daha uzun olamaz. Eğer tekzip konusu olan yazı, resim veya karikatür yirmi satırdan az ise, düzeltme ve cevap yazısı otuz satırı geçemez.</p>
<p>Kişinin tekzip hakkından etkili biçimde yararlanabilmesi için, cevap ve düzeltme metnini hazırlarken ve muhatabına iletirken son derece dikkatli davranması gerekir. Metnin içeriği, hem hukuki sınırlamalara uygun olmalı hem de yeni bir cevap ve düzeltme talebine yol açmayacak nitelikte düzenlenmelidir. Bu kapsamda, gönderilecek metin suç teşkil eden ifadeler içermemeli; ayrıca üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine zarar vermemelidir.</p>
<p>Usulüne uygun olarak gönderilmiş düzeltme ve cevap yazısı, sorumlu müdür tarafından hiçbir ekleme veya değişiklik yapılmaksızın yayımlanmak zorundadır. Günlük süreli yayınlarda, metnin alındığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde; diğer süreli yayınlarda ise yazının tesliminden sonraki ilk sayıda yayımlanması gereklidir. Ayrıca, düzeltme ve cevap yazısı, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve benzer biçimde yayımlanmalıdır. <a href="https://dikelaw.com.tr/internet-ortaminda-ozel-hayatin-korunmasi/">İnternet</a> haber sitelerinde ise zarar gören kişinin düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür, hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç bir gün içinde, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, URL bağlantısı sağlanmak suretiyle, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.</p>
<h3><strong>C-) Tebliğ Edilen Yazı Yayımlanmazsa Hangi Yol İzlenebilir?</strong></h3>
<p>Cevap ve düzeltme yolu, ceza hukukuna özgü bir nizasız (çekişmesiz) yargılama faaliyetidir. Düzeltme ve cevap yazısının, kanunun öngördüğü süreler içinde yayımlanmaması hâlinde, yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, ilgili kişi sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Bu başvuruyla birlikte, yazının yayımlanması ya da mevzuata uygun biçimde yeniden yayımlanması talep edilebilir.  Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar.</p>
<p>Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına ilişkin kesinleşmiş hâkim kararlarına uymayan sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili <a href="https://dikelaw.com.tr/adli-para-cezasi-nereye-ve-nasil-odenir/">adli para cezası</a> ile cezalandırılır. Sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilen para cezasının ödenmesinden yayın sahibi, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili ile birlikte müteselsilen sorumludur.</p>
<h4><strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1070 E., 2018/72 K, 27.02.2018 T.</strong></h4>
<blockquote><p><em>“5187 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince düzeltme ve cevap hakkının kullanılmasına ilişkin biçimsel koşullardan biri de, cevap yazısının kanunda belirtilen süre içerisinde dönemsel süreli yayının sorumlu müdürüne usulüne uygun olarak teslim edilmiş olmasıdır. Bu bakımdan, uyuşmazlık konusu ile bağlantılı olan “sorumlu müdür” kavramının da kısaca irdelenmesi gerekmektedir.</em></p>
<p><em>Sorumlu müdür 5187 sayılı Kanunun 5. maddesinin gerekçesinde “&#8230;süreli yayını yöneten ve eser sahibinin belli olmaması veya yargılanamaması gibi hallerde bu tür yayınlarla işlenen suçlardan sorumlu olan kişi” olarak tanımlanmış, öğretide de benzer şekilde; sorumlu müdürün, bir süreli yayının çıkarılmasından doğabilecek sorumluluğu taşıyabilecek kişi olduğu ifade edilmiştir. (Sulhi Dönmezer – Köksal Bayraktar, s. 327)</em></p>
<p><em>Aynı Kanunun 5. maddesinde, her süreli yayının bir sorumlu müdürünün bulunması ve birden fazla sorumlu müdür bulunması halinde her birinin sorumlu olduğu bölümün belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dönemsel yayın faaliyeti açısından varlığı zorunlu kılınan sorumlu müdürün esas fonksiyonu, her nüshayı yayından önce kontrol ederek suç oluşturabilecek yazı ve resimlerden arındırmaktır. Sorumlu müdürün bu fonksiyonu redaksiyon işleminden başlayarak baskı ve yayın hareketlerine kadar tüm dönemsel yayın faaliyetini kapsar. (Kayıhan İçel, Kitle İletişim Hukuku, Yenilenmiş 12. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2017, s. 201-202)</em></p>
<p><em>Düzeltme ve cevap hakkıyla ilgili olarak sorumlu müdürün, 5187 sayılı Kanunun 14. maddesine göre yayımlama yükümlülüğü, aynı Kanunun 18. maddesine göre de cezaî sorumluluğu bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; yayımlama yükümlülüğü ve cezai sorumluluğun doğması için düzeltme ve cevap yazısı sorumlu müdür muhatap alınarak düzenlendikten sonra, öncelikle bu yazının, yayımlanmama durumunda da yazının yayımlanması hususundaki mahkeme kararının doğrudan sorumlu müdüre tebliğ edilmek üzere gönderilmesi ve yazı ile kararın sorumlu müdüre 7201 sayılı Tebligat Kanunundaki düzenlemelere uygun olarak tebliğ edilmesi gerekmektedir. Öğretide görüş farklılığının bulunmadığı bu konuda Özel Daire kararlarında da benzer uygulamalar mevcuttur.”</em></p></blockquote>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/basili-yayinlarda-tekzip-hakki/">BASILI YAYINLARDA TEKZİP HAKKI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/basili-yayinlarda-tekzip-hakki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
