<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/ana-sayfa/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Oct 2026 12:25:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/ana-sayfa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İŞ MAHKEMELERİ İÇTİHADINDA GÜNCEL GELİŞMELER (2026)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/is-mahkemeleri-ictihadinda-guncel-gelismeler-2026/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/is-mahkemeleri-ictihadinda-guncel-gelismeler-2026/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (2017)]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[belirsiz alacak davası]]></category>
		<category><![CDATA[Değişken Primler]]></category>
		<category><![CDATA[Fazla Çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[FESİH VE KIDEM TAZMİNATI]]></category>
		<category><![CDATA[Hatalı Gösterilen Kanun Yolu Süresi]]></category>
		<category><![CDATA[İHTİYARİ ARABULUCULUK TUTANAĞININ İPTALİ]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ MAHKEMELERİ GÜNCEL İÇTİHAT]]></category>
		<category><![CDATA[İŞE İADE DAVALARI]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Faiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kısmi Dava]]></category>
		<category><![CDATA[Kısmi Islah]]></category>
		<category><![CDATA[Kısmi Islah Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet Yasağı Davalarında Görevli Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet Yasağı Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Talep Artırımı]]></category>
		<category><![CDATA[WhatsApp Yazışmalarına Dayanılarak Yapılan Fesih]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin Kapatılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4607</guid>

					<description><![CDATA[<p>İş mahkemeleri içtihadında güncel gelişmeler olarak görülen davalar, 2026 yılında hem kanun değişiklikleri hem de Yargıtay içtihadındaki dönüşümleri kapsayan kararlardır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kısmi ıslaha ilişkin 08.05.2026 tarihli kararı, 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davasının kaldırılması ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yıllık izin ücretinde zamanaşımına ilişkin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/is-mahkemeleri-ictihadinda-guncel-gelismeler-2026/">İŞ MAHKEMELERİ İÇTİHADINDA GÜNCEL GELİŞMELER (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İş mahkemeleri içtihadında güncel gelişmeler olarak görülen davalar, 2026 yılında hem kanun değişiklikleri hem de Yargıtay içtihadındaki dönüşümleri kapsayan kararlardır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kısmi ıslaha ilişkin 08.05.2026 tarihli kararı, <a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/">12. Yargı Paketi</a> olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davasının kaldırılması ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yıllık izin ücretinde zamanaşımına ilişkin görüş değişikliği, <a href="https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/">işçilik alacağı davaları</a>nın nasıl açılması gerektiğini doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Yazımızda, iş mahkemeleri içtihadında güncel gelişmeler 2026 yılında nelerdir sorusuna cevap arayarak,  iş mahkemelerinin önüne gelen uyuşmazlıkları etkileyen içtihadı birleştirme kararlarını, Yargıtay 9. ve 10. Hukuk Dairesi kararlarını ve bölge adliye mahkemesi kararlarını konu başlıkları altında inceliyoruz.</p>
<p><span style="font-size: 28px; font-weight: 600; letter-spacing: 0px;">I. İŞ YARGILAMASINI ETKİLEYEN İÇTİHADI BİRLEŞTİRME KARARLARI</span></p>
<h3 id="1-kısmi-islah-yoluyla-yeni-talep-eklenemez-yibbgk-20218-e-20261-k">1. Kısmi Islah Yoluyla Yeni Talep Eklenemez (YİBBGK, 2021/8 E., 2026/1 K.)</h3>
<h4 id="11-kararın-künyesi-ve-uyuşmazlığın-konusu">1.1. Kararın Künyesi ve Uyuşmazlığın Konusu</h4>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.2026 tarihli ve 2021/8 E., 2026/1 K. sayılı kararı, 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. 2026 yılında yayımlanan hukuk alanındaki tek içtihadı birleştirme kararı olarak tespit ettiğimiz bu karar, iş yargılaması bakımından da yılın en önemli gelişmesidir.</p>
<p>Kurulun önüne gelen soru şuydu: Dava dilekçesinde hiç ileri sürülmemiş bağımsız bir talep, yargılama sırasında kısmi ıslah yoluyla davaya eklenebilir mi? Bu konuda Yargıtay daireleri ile Hukuk Genel Kurulu arasında uzun süredir farklı kararlar bulunuyordu.</p>
<h4 id="12-kurulun-benimsediği-çözüm">1.2. Kurulun Benimsediği Çözüm</h4>
<p>Kurul, oy çokluğuyla, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmi ıslahla davaya dâhil edilemeyeceğine karar vermiştir. Kısmi ıslah, mevcut talebin düzeltilmesine hizmet eder; yeni bir talep getirmek ise davanın kapsamını değiştirir ve taleple bağlılık ile iddianın genişletilmesi yasağı ilkeleriyle bağdaşmaz.</p>
<p>Bununla birlikte Kurul hak arama özgürlüğünü tamamen kapatmamıştır. HMK m. 180&#8217;deki koşullar bulunduğunda, davanın tamamen ıslahı yoluyla yeni talep ileri sürülebilir.</p>
<h4 id="13-kararın-işçilik-alacağı-davalarına-etkisi">1.3. Kararın İşçilik Alacağı Davalarına Etkisi</h4>
<p>Uygulamada en çok iş davalarında başvurulan bir yol bu kararla kapanmıştır. Örneğin yalnızca kıdem ve ihbar tazminatı istenen bir davaya, bilirkişi raporundan sonra fazla çalışma veya yıllık izin ücreti kalemi kısmi ıslah dilekçesiyle artık eklenemeyecektir.</p>
<p>Bu nedenle dava dilekçesinde talep edilecek bütün alacak kalemlerinin, tutarı henüz belli olmasa bile en az bir miktarla gösterilmesi gerekir. Unutulan bir kalem için seçenek, giderleriyle birlikte tamamen ıslah ya da ayrı bir davadır. Ayrı dava açılacaksa zorunlu arabuluculuk ve zamanaşımı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p>İçtihadı birleştirme kararları derdest dosyalarda da uygulanır. Bu nedenle Temmuz 2026&#8217;dan önce kısmi ıslahla eklenmiş alacak kalemleri, istinaf ve temyiz aşamasında yeniden tartışma konusu olabilir. Kararın 12. Yargı Paketi ile getirilen yeni talep artırımı sistemiyle ilişkisini aşağıda III. başlıkta ayrıca ele alıyoruz.</p>
<h3 id="2-rekabet-yasağı-davalarında-görevli-mahkeme-asliye-ticaret-mahkemesidir-yibbgk-20231-e-20253-k">2. Rekabet Yasağı Davalarında Görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (YİBBGK, 2023/1 E., 2025/3 K.)</h3>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 E., 2025/3 K. sayılı kararıyla, işçi ile işveren arasındaki sözleşme sonrası <a href="https://dikelaw.com.tr/rekabet-yasagi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">rekabet yasağı</a> anlaşmalarından doğan davalarda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna hükmetmiştir. Karar 12.09.2025 tarihli ve 33015 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.</p>
<p>Yargıtay hukuk dairelerinin çoğu TTK m. 4/1-c hükmüne öncelik tanıyarak asliye ticaret mahkemesini görevli sayarken, 9. Hukuk Dairesi İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1-a hükmüne dayanarak iş mahkemesini görevli kabul ediyordu. Kurul birinci görüşü benimsemiştir. Bu nedenle 2026 yılında rekabet yasağına aykırılıktan doğan cezai şart ve tazminat davalarının asliye ticaret mahkemesinde açılması gerekir.</p>
<h2 id="iii-12-yargi-paketi-ile-iş-davalarinda-değişen-usul-kurallari">II. 12. YARGI PAKETİ İLE İŞ DAVALARINDA DEĞİŞEN USUL KURALLARI</h2>
<p>31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan <a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=7589&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">7589 sayılı Kanun</a>, içtihat değişikliği olmasa da 2026 yılında iş mahkemelerindeki uygulamayı en çok etkileyen düzenlemedir. Aşağıda yalnızca iş davalarını ilgilendiren değişikliklere yer veriyoruz.</p>
<h3 id="1-belirsiz-alacak-davası-kaldırıldı">1. Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı</h3>
<p>Kanunun 19. maddesiyle HMK&#8217;nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi 31.07.2026 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. İşçilik alacağı davaları yıllardır büyük ölçüde bu yolla açıldığından, değişiklik iş yargılamasında köklü bir dönüşüm anlamına gelir.</p>
<p>Geçiş hükmüne göre 31.07.2026&#8217;dan önce açılmış belirsiz alacak davaları, mülga 107. madde hükümlerine göre görülmeye devam eder. Bu tarihten sonra açılacak işçilik alacağı davalarında ise kısmi dava yoluna gidilmesi gerekir.</p>
<h3 id="2-kısmi-davada-bir-defaya-mahsus-talep-artırımı">2. Kısmi Davada Bir Defaya Mahsus Talep Artırımı</h3>
<p>Kanunun 20. maddesiyle HMK m. 109&#8217;a eklenen dördüncü fıkra, kısmi davada talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilmesine imkân tanımıştır. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Anayasa Mahkemesi, HMK m. 109&#8217;a yönelik iptal istemini 16.04.2026 tarihli ve 2025/231 E., 2026/82 K. sayılı kararıyla reddetmiştir.</p>
<p>Uygulamada artırımın zamanlaması belirleyici hâle gelmiştir. İlk bilirkişi raporundaki rakamla hemen artırım yapmak, itirazlar üzerine alınacak ek raporda tutar yükseldiğinde ikinci bir artırım imkânı bırakmaz. Ayrıntılı hesap örnekleri için <a href="https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">işçilik alacaklarının hesaplanmasına ilişkin yazımıza</a> bakılabilir.</p>
<h3 id="3-kısmi-islah-kararı-ile-yeni-sistemin-birlikte-değerlendirilmesi">3. Kısmi Islah Kararı ile Yeni Sistemin Birlikte Değerlendirilmesi</h3>
<p>HMK m. 109/4&#8217;teki artırım imkânı, dava dilekçesinde zaten yer alan talebin miktarını artırmaya yöneliktir. Kanaatimizce bu hüküm, dava dilekçesinde hiç bulunmayan yeni bir alacak kalemini davaya ekleme imkânı vermez. Bu konuda YİBBGK&#8217;nın 08.05.2026 tarihli kararı bağlayıcılığını korumaktadır.</p>
<p>İki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 31.07.2026 sonrasında açılan bir işçilik alacağı davasında bütün kalemlerin dava dilekçesinde ayrı ayrı ve en az bir tutarla gösterilmesi, her kalem için tek seferlik artırımın da doğru anda kullanılması gerekir.</p>
<h3 id="4-kanuni-faiz-ve-kanun-yollarına-ilişkin-değişiklikler">4. Kanuni Faiz ve Kanun Yollarına İlişkin Değişiklikler</h3>
<p>7589 sayılı Kanun&#8217;un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesi değiştirilmiş ve kanuni faiz, Merkez Bankası kısa vadeli reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlenmiştir. <a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">Faiz değişikliğine ilişkin yazımızda da belirttiğimiz üze</a>re bu oran 2026 yılı için yüzde 31&#8217;dir. İhbar tazminatı gibi kanuni faize tabi işçilik alacaklarında bu değişiklik doğrudan hesaba yansır. Kıdem tazminatı ve ücret alacaklarında ise en yüksek mevduat faizi uygulaması devam etmektedir.</p>
<p>Kanun yolları bakımından iki değişiklik öne çıkmaktadır. İstinaf başvurusu kabul edilerek esas hakkında yeniden verilen kararlar, parasal sınırı aşıyorsa temyiz edilebilecektir. Buna karşılık ilk derece kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki fark yalnızca vekâlet ücreti veya yargılama giderinden ibaretse temyiz yolu kapalıdır.</p>
<p>Kanun ayrıca çalışma gücünün kaybından ve destekten yoksun kalmadan doğan zararların hesap yöntemini ve faizin başlangıcını yeniden düzenlemiştir. Bu değişiklik, iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davalarında hesap raporlarının yeni kurallara göre hazırlanmasını gerektirmektedir.</p>
<h2 id="iv-fesih-ve-kidem-tazminatina-ilişkin-güncel-yargitay-kararlari">III. FESİH VE KIDEM TAZMİNATINA İLİŞKİN GÜNCEL YARGITAY KARARLARI</h2>
<p>2026 kararlarında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, fesih sebebinin hukuka uygun delillerle ve somut biçimde ispatlanmasını aramaya devam etmiş; kıdem tazminatının hesabında ise işçinin fiilen elde ettiği bütün menfaatleri dikkate almıştır.</p>
<h3 id="1-fazla-çalışma-onayını-geri-alan-işçinin-sözleşmesi-feshedilebilir-mi">1. Fazla Çalışma Onayını Geri Alan İşçinin Sözleşmesi Feshedilebilir mi?</h3>
<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-2026692-e-20261453-k-sayili-karari" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.02.2026 tarihli ve 2026/692 E., 2026/1453 K. sayılı kararına</a> konu olayda işçi, iş sözleşmesiyle verdiği fazla çalışma onayını dilekçeyle geri almış, işveren de &#8220;görevi yapmamakta ısrar&#8221; gerekçesiyle sözleşmeyi feshetmiştir.</p>
<p>İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği m. 9/2 uyarınca işçinin onayını otuz gün önceden yazılı bildirimle geri alabileceğini vurgulamıştır. Geri almanın işverenin kabulüne bağlı olmadığı, yalnızca onayın geri alınmasının haklı fesih sebebi sayılamayacağı belirtilmiştir. Görevi yapmamakta ısrar için ise işçiye görevin açıkça hatırlatılması ve makul bir süre tanınması gerekir. Yargıtay bu kararı oy birliğiyle onamıştır.</p>
<h3 id="2-whatsapp-yazışmalarına-dayanılarak-yapılan-fesih">2. WhatsApp Yazışmalarına Dayanılarak Yapılan Fesih</h3>
<p>Nisan 2026&#8217;da <a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=7589&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">basına yansıyan bir kararda</a> Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işçiye tahsis edilen telefondaki özel WhatsApp yazışmalarını inceleyerek sözleşmeyi fesheden işverenin işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Telefonun, işçiye kişisel verilerini silme imkânı tanınmadan geri alındığı anlaşılmış ve özel hayatın ihlali nedeniyle manevi tazminata hükmeden karar onanmıştır. Kararın künyesi kamuya açık kaynaklarda yer almamaktadır.</p>
<p>Daire daha önce de işçiler arasındaki WhatsApp yazışmalarını kişisel veri saymış ve nasıl elde edildiği belirsiz yazışmalara dayanan feshi haksız bulmuştu (Yargıtay 9. HD, 10.01.2019, 2018/10718 E., 2019/559 K.). 2026 kararı bu yaklaşımı şirket cihazlarına da taşımaktadır. İşverenler bakımından cihaz kullanım politikası, aydınlatma metni ve ölçülü denetim, feshin geçerliliğini doğrudan etkileyen unsurlar hâline gelmiştir.</p>
<h3 id="3-değişken-primler-kıdem-tazminatına-esas-ücrete-dâhil-midir">3. Değişken Primler Kıdem Tazminatına Esas Ücrete Dâhil midir?</h3>
<p>Ağustos 2026&#8217;da bir başka kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, satış hedefine bağlı ve tutarı her ay değişen primlerin kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücrete eklenmesi gerektiğine <a href="https://www.gundembursa.com/haber/yargitay-dan-primle-calisanlara-emsal-karar-321415.html">hükmetmiştir</a>. Bölge adliye mahkemesi bu primleri süreklilik taşımadıkları gerekçesiyle hesap dışında bırakmıştı.</p>
<p>Daireye göre primin her ay aynı tutarda ödenmemesi veya yalnızca hedefin tutturulduğu aylarda doğması, bu ödemelerin hesaba katılmamasını haklı kılmaz. Giydirilmiş ücret belirlenirken son bir yılda ödenen primlerin aylık ortalaması ücrete eklenmelidir. Kararda yemek, yol, özel sağlık sigortası ve hayat sigortası gibi para ile ölçülebilen menfaatlerin de giydirilmiş ücrete dâhil olduğu hatırlatılmıştır.</p>
<p>Hatırlatmak gerekirse, kıdem tazminatı tavanı 01.01.2026–30.06.2026 dönemi için 64.948,77 TL, 01.07.2026–31.12.2026 dönemi için 73.729,87 TL&#8217;dir.</p>
<h2 id="vi-işe-iade-davalarinda-güncel-durum">IV. İŞE İADE DAVALARINDA GÜNCEL DURUM</h2>
<h3 id="1-işe-iade-davalarında-son-söz-neden-bölge-adliye-mahkemelerindedir">1. İşe İade Davalarında Son Söz Neden Bölge Adliye Mahkemelerindedir?</h3>
<p>2026 yılında işe iade alanında Yargıtay düzeyinde yeni bir ilke kararı tespit edemedik. Bunun nedeni yapısaldır: İş Kanunu m. 20/3 uyarınca <a href="https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">işe iade davasında</a> istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi kesin olarak karar verir. Bu nedenle güncel işe iade içtihadı ağırlıkla bölge adliye mahkemelerinin hukuk dairelerinde oluşmaktadır.</p>
<p>Yargıtay ise konuya feshe bağlı alacak davaları ve arabuluculuk uyuşmazlıkları üzerinden dolaylı olarak dokunmaktadır. Yukarıda incelediğimiz fazla çalışma onayına ilişkin karar, geçerli fesih denetiminde de yol gösterici niteliktedir. Onayını usulüne uygun biçimde geri alan işçinin fazla çalışmayı reddetmesi, kural olarak ne haklı ne de geçerli fesih sebebidir.</p>
<p>Bölgeler arası içtihat farklılıklarını gidermenin başlıca yolları, kesin nitelikteki bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın 5235 sayılı Kanun m. 35 uyarınca Yargıtay&#8217;a götürülmesi ve kanun yararına bozmadır. Uygulamada ise dosyanın görüleceği bölge adliye mahkemesi dairesinin güncel kararlarının izlenmesi önem kazanmıştır.</p>
<h3 id="2-2026-yılından-örnek-bölge-adliye-mahkemesi-kararları">2. 2026 Yılından Örnek Bölge Adliye Mahkemesi Kararları</h3>
<p><a href="https://yargi.calismatoplum.org/wp-content/uploads/2026/05/89-16.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 22.01.2026 tarihli ve 2025/1494 E., 2026/1 K. sayılı kararında</a>, yazılı fesih bildiriminde açık ve kesin fesih sebebinin gösterilmemesinin feshi geçersiz kılacağını belirtmiştir. Daire bu konuda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarına dayanmıştır.</p>
<p><a href="https://yargi.calismatoplum.org/wp-content/uploads/2026/05/89-10.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi ise 29.01.2026 tarihli ve 2025/2868 E., 2026/165 K. sayılı kararında</a>, mesaiye kalmayı reddettiği ileri sürülen bir mühendisin iş sözleşmesinin feshinde ölçülülük ilkesini uygulamış ve feshin geçersizliğine hükmetmiştir.</p>
<h2 id="vii-ihtiyari-arabuluculuk-tutanağinin-iptali-davasi">V. İHTİYARİ ARABULUCULUK TUTANAĞININ İPTALİ DAVASI</h2>
<h3 id="1-olay-ve-yargılama-süreci">1. Olay ve Yargılama Süreci</h3>
<p><a href="https://www.hukukihaber.net/yargitay-9-hukuk-dairesinin-20259628-e-202687-k-sayili-karari" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13.01.2026 tarihli ve 2025/9628 E., 2026/87 K. sayılı kararına</a> konu olayda, yaklaşık on altı yıllık kıdemi bulunan işçinin iş sözleşmesi feshedilmiş ve aynı gün işyerinde başlayan arabuluculuk görüşmesi bir saat içinde anlaşmayla sonuçlanmıştır. İşçi, baskı ve yönlendirme altında imza verdiğini ileri sürerek anlaşma tutanağının iptalini ve işe iadesini talep etmiştir.</p>
<p>İlk derece mahkemesi, görüşmeler başladığında taraflar arasında henüz feshe ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı gerekçesiyle tutanağı geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi saymamış ve iptaline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi bu kararı yerinde bulmuştur.</p>
<h3 id="2-yargıtayın-değerlendirmesi">2. Yargıtay&#8217;ın Değerlendirmesi</h3>
<p>Daire oy çokluğuyla kararı bozmuştur. Gerekçeye göre arabuluculuk anlaşma belgesi borçlar hukuku anlamında bir sözleşmedir ve geçersizliği 6325 sayılı Kanun m. 18/5 çerçevesinde ileri sürülebilir. Arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı, usulsüz yapıldığı veya irade fesadı bulunduğu iddialarında ispat yükü davacı işçidedir.</p>
<p>Somut olayda davacı tanıklarının beyanları duyuma dayalı bulunmuş, irade fesadı ispatlanamamıştır. Açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve son tutanaktan işçinin arabuluculuğun esasları ve sonuçları hakkında bilgilendirildiği anlaşılmıştır.</p>
<h3 id="3-karşı-oy-gerekçesi">3. Karşı Oy Gerekçesi</h3>
<p>Karşı oyda, görüşmenin fesih günü ve işyerinde yapılmasının, öncesinde somut bir uyuşmazlığın ortaya konulmamasının ve sürecin bir saatte bitmesinin usulüne uygun bir müzakereyle bağdaşmadığı belirtilmiştir. Karşı oya göre arabuluculuk, uyuşmazlığı çözmek dışında, işçinin ileride dava açma imkânını ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamaz. Karşı oy, Anayasa Mahkemesinin arabuluculukta tarafların eşitliğine ilişkin değerlendirmelerine de dayanmıştır.</p>
<h3 id="4-kararın-uygulamaya-etkisi">4. Kararın Uygulamaya Etkisi</h3>
<p>Çoğunluk görüşü, uygulamada sık görülen &#8220;fesih ve aynı gün arabuluculuk&#8221; yöntemini büyük ölçüde güvenceye almaktadır. İşçi vekilleri açısından iptal davasında görüşmenin yeri ve süresi, ödenen tutarın yasal alacaklara oranı ve bağımsız tanık gibi somut delillerin toplanması belirleyici hâle gelmiştir. Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması, konunun ilerleyen dönemde Hukuk Genel Kurulu veya içtihadı birleştirme gündemine gelebileceğine işaret etmektedir.</p>
<h2 id="ix-önceki-yillardan-günümüze-etkisi-süren-değişiklikler">VI. ÖNCEKİ YILLARDAN GÜNÜMÜZE ETKİSİ SÜREN DEĞİŞİKLİKLER</h2>
<p>2026 içtihadı, 2017&#8217;den bu yana süren kurumsal ve usulî dönüşümün üzerine kurulmuştur. Aşağıdaki gelişmeler, bugün iş mahkemelerinde verilen kararların zeminini oluşturmaya devam etmektedir.</p>
<h3 id="1-7036-sayılı-iş-mahkemeleri-kanunu-2017">1. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (2017)</h3>
<p>25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun, 01.01.2018&#8217;den itibaren işçilik alacakları ve işe iade taleplerinde arabulucuya başvurmayı dava şartı hâline getirmiş, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı ve yıllık izin ücreti için beş yıllık zamanaşımı öngörmüş ve işe iade davalarında bölge adliye mahkemesi kararlarını kesin kılmıştır. Kıdem ve ihbar tazminatında bu tarihten önceki fesihler için on yıllık süre uygulaması devam etmektedir.</p>
<h3 id="2-yargıtay-22-hukuk-dairesinin-kapatılması-2020">2. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin Kapatılması (2020)</h3>
<p>2020 yılında 22. Hukuk Dairesi kapatılmış ve iş davaları 9. Hukuk Dairesinde toplanmıştır. Daire, birleşmenin ardından bazı konuları yeniden değerlendirmektedir. Yıllık izin ücretinde zamanaşımına ilişkin 2026 tarihli görüş değişikliği, kararın kendisinde de belirtildiği üzere bu sürecin sonucudur.</p>
<h3 id="3-belirsiz-alacak-davasına-ilişkin-anayasa-mahkemesi-kararı-2023">3. Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı (2023)</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi, 08.06.2023 tarihli ve 2019/17969 başvuru numaralı kararında, işçilik alacağı için açılan belirsiz alacak davasının alacak belirlenebilir olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali saymıştır. Karar 06.10.2023 tarihli ve 32331 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. Bu tartışma, 7589 sayılı Kanun ile HMK m. 107&#8217;nin kaldırılmasıyla 31.07.2026 sonrası açılan davalar bakımından farklı bir zemine taşınmıştır.</p>
<h3 id="4-hatalı-gösterilen-kanun-yolu-süresi-yibbgk-20215-e-20232-k">4. Hatalı Gösterilen Kanun Yolu Süresi (YİBBGK, 2021/5 E., 2023/2 K.)</h3>
<p>YİBBGK, 28.04.2023 tarihli kararıyla, hükümde kanun yolu süresinin hatalı olarak uzun gösterilmesi hâlinde, bu süre içinde yapılan başvurunun incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Karar 14.09.2023 tarihli ve 32309 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır ve mahkeme hatası nedeniyle istinaf veya temyiz hakkının kaybedilmesini önlemektedir.</p>
<h3 id="5-bozmadan-sonra-islah-yapılamaması-yibbgk-2016">5. Bozmadan Sonra Islah Yapılamaması (YİBBGK, 2016)</h3>
<p>YİBBGK&#8217;nın 2016 tarihli kararıyla kabul edilen bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kuralı da yürürlüktedir. Bu kural, 2026 tarihli kısmi ıslah kararı ve HMK m. 109/4&#8217;teki tek seferlik artırım imkânıyla birlikte değerlendirildiğinde, iş davalarında talep sonucunu sonradan genişletme imkânı önemli ölçüde daralmıştır.</p>
<h3 id="6-manevi-tazminat-davalarında-yargılama-giderleri-aym-2025">6. Manevi Tazminat Davalarında Yargılama Giderleri (AYM, 2025)</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi 2025 yılında, HMK m. 326&#8217;daki haklılık oranına göre gider paylaştırma kuralını manevi tazminat davaları yönünden iptal etmiştir. Karar, iş kazası ve mobbing nedeniyle açılan manevi tazminat davalarında kısmi kabul hâlinde işçi aleyhine doğan gider ve vekâlet ücreti riskini azaltmaktadır.</p>
<h2 id="x-sikça-sorulan-sorular">VII. SIKÇA SORULAN SORULAR</h2>
<h3 id="1-2026-yılında-iş-hukukuna-ilişkin-hangi-içtihadı-birleştirme-kararı-verildi">1. 2026 Yılında İş Hukukuna İlişkin Hangi İçtihadı Birleştirme Kararı Verildi?</h3>
<p>Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.2026 tarihli ve 2021/8 E., 2026/1 K. sayılı kararı, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmi ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceğini kabul etmiştir. Karar 30.06.2026 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır ve işçilik alacağı davalarını doğrudan etkilemektedir.</p>
<h3 id="2-belirsiz-alacak-davası-hâlâ-açılabilir-mi">2. Belirsiz Alacak Davası Hâlâ Açılabilir mi?</h3>
<p>Hayır. 7589 sayılı Kanun ile HMK m. 107 31.07.2026 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları eski hükümlere göre görülmeye devam eder. Yeni davalarda kısmi dava açılmalı ve HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus talep artırımı yapılmalıdır.</p>
<h3 id="3-kullanılmayan-yıllık-izin-ücretinde-zamanaşımı-kaç-yıldır">3. Kullanılmayan Yıllık İzin Ücretinde Zamanaşımı Kaç Yıldır?</h3>
<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2026 yılında benimsediği görüşe göre yıllık izin ücretinde zamanaşımı süresi beş yıldır ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işler. Daire, 2012–2017 arası dönem için daha önce uyguladığı on yıllık süreden dönmüştür.</p>
<h3 id="4-satış-primleri-kıdem-tazminatı-hesabına-katılır-mı">4. Satış Primleri Kıdem Tazminatı Hesabına Katılır mı?</h3>
<p>Evet. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, tutarı aydan aya değişen satış primlerinin de giydirilmiş ücrete eklenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Hesapta son bir yılda ödenen primlerin aylık ortalaması esas alınır.</p>
<h3 id="5-arabuluculukta-imzalanan-anlaşma-sonradan-iptal-edilebilir-mi">5. Arabuluculukta İmzalanan Anlaşma Sonradan İptal Edilebilir mi?</h3>
<p>İptal davası açılabilir, ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2026 tarihli kararına göre irade fesadını veya arabuluculuğun usulsüz yürütüldüğünü ispat yükü işçidedir. Duyuma dayalı tanık beyanları yeterli görülmemektedir.</p>
<h3 id="6-rekabet-yasağı-davası-hangi-mahkemede-açılır">6. Rekabet Yasağı Davası Hangi Mahkemede Açılır?</h3>
<p>YİBBGK&#8217;nın 13.06.2025 tarihli kararına göre işçi ile işveren arasındaki sözleşme sonrası rekabet yasağından doğan davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.</p>
<p>2026 yılı, iş yargılamasında usul kurallarının davanın sonucunu belirlemede esas kadar ağırlık kazandığı bir yıl olmuştur. Kısmi ıslaha ilişkin içtihadı birleştirme kararı, belirsiz alacak davasının kaldırılması, yıllık izin ücretinde beş yıllık zamanaşımına dönüş ve arabuluculuk tutanaklarına tanınan güçlü bağlayıcılık birlikte düşünüldüğünde, işçilik alacaklarının önemli bir kısmının daha dava dilekçesi aşamasında kazanıldığı ya da kaybedildiği görülmektedir.</p>
<p>Esasa ilişkin kararlarda ise işçiyi koruyan çizgi sürmektedir. Değişken primlerin giydirilmiş ücrete katılması, fazla çalışma onayının geri alınabilmesi, özel yazışmaların korunması ve geçici iş göremezlik dönemindeki kazanç kaybının tazmini bu yöndeki örneklerdir. Buna karşılık iş kazası kavramı ve illiyet bağı daha sıkı denetlenmektedir.</p>
<p>Uygulama bakımından, dava dilekçesinde bütün alacak kalemlerinin en az bir tutarla gösterilmesi, kısmi davadaki tek seferlik artırımın bilirkişi süreci tamamlanmadan kullanılmaması ve zamanaşımı def&#8217;inin cevap süresinde ileri sürülmesi gerekir. İşe iade uyuşmazlıklarında ise içtihadın bölge adliye mahkemelerinde oluştuğu unutulmamalıdır. Arabuluculuk kararındaki karşı oy ve iş kazasında illiyet bağına ilişkin tartışmalı bozma kararı, bu iki konunun yakın dönemde Hukuk Genel Kurulu veya içtihadı birleştirme gündemine gelebileceğini düşündürmektedir.</p>
<p>Yargıtay kararlarının tam metinlerine <a href="https://karararama.yargitay.gov.tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">Yargıtay Karar Arama</a> sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.</p>
<p>İş Hukuku hakkında diğer yazılarımıza <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/is-hukuku/" target="_blank" rel="noopener noreferrer nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><em>NOT: Bu yazımız bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayınıza ilişkin işlem yapmadan önce mutlaka hukuki destek alınız. İzinsiz paylaşılması hâlinde hukuki süreç başlatılacaktır.</em></p>
<p><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/is-mahkemeleri-ictihadinda-guncel-gelismeler-2026/">İŞ MAHKEMELERİ İÇTİHADINDA GÜNCEL GELİŞMELER (2026)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/is-mahkemeleri-ictihadinda-guncel-gelismeler-2026/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BALKAN VATANDAŞLIKLARI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/balkan-vatandasliklari-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/balkan-vatandasliklari-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 14:19:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan vatandaşlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar makale]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sırbistan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4137</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. BALKANLAR NERESİDİR?  TARİHİ VE NÜFUS YAPISI Balkanlar, Güneydoğu Avrupa’da yer alan ve tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan ve daha sonra ulus-devlet süreçleri ile şekillenmiş çok katmanlı bir coğrafyadır. Günümüzde Balkanlar denildiğinde genel olarak Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova ve Hırvatistan gibi ülkeler anlaşılmaktadır. Bölge, tarih boyunca yoğun göç hareketlerine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/balkan-vatandasliklari-nasil-kazanilir/">BALKAN VATANDAŞLIKLARI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-section-id="m4mu2f" data-start="285" data-end="346"><span role="text"><strong data-start="288" data-end="346">I. BALKANLAR NERESİDİR?  TARİHİ VE NÜFUS YAPISI</strong></span></h2>
<p data-start="348" data-end="727">Balkanlar, Güneydoğu Avrupa’da yer alan ve tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan ve daha sonra ulus-devlet süreçleri ile şekillenmiş çok katmanlı bir coğrafyadır. Günümüzde Balkanlar denildiğinde genel olarak Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova ve Hırvatistan gibi ülkeler anlaşılmaktadır.</p>
<p data-start="729" data-end="1026">Bölge, tarih boyunca yoğun göç hareketlerine sahne olmuş ayrıca etnik, dini ve kültürel çeşitliliğin son derece yüksek olduğu bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu durum, vatandaşlık hukukunun da tarihsel bağ, soy ilişkisi ve devlet politikaları ile iç içe geçmesine neden olmuştur.</p>
<p data-start="1028" data-end="1357">Türk nüfusu bakımından Balkanlar hâlen önemli bir coğrafyadır. Özellikle Bulgaristan, Yunanistan (Batı Trakya), Kuzey Makedonya ve Kosova’da tarihsel kökleri bulunan Türk toplulukları yaşamaya devam etmektedir. Bu durum, Türkiye’den yapılan vatandaşlık başvurularında Balkan ülkelerini  daha da önemli ve cazip hale getirmektedir.</p>
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-(--header-height)" dir="auto" data-turn-id="eab01f8c-d371-4807-abb1-0b12e3edda95" data-testid="conversation-turn-23" data-scroll-anchor="false" data-turn="user"></section>
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:a248791c-d2f0-4d38-a556-e8baf62b04b0-14" data-testid="conversation-turn-24" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="8acfc67c-d122-4b84-b53b-52475a7e76c7" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<h2 data-section-id="1da52oz" data-start="0" data-end="60"><span role="text"><strong data-start="3" data-end="60">II. BALKAN VATANDAŞLIĞINDA GENEL DURUM</strong></span></h2>
<p data-start="62" data-end="976">Balkan ülkelerindeki vatandaşlık rejimleri incelendiğinde, bu sistemlerin yüzeyde farklı kanun metinleri ve uygulama biçimleri içermesine rağmen, temelde belirli hukukî mantıklar etrafında kümelendiği görülmektedir. Bu çerçevede Balkan vatandaşlık sistemleri genel olarak üç ana kategori altında değerlendirilebilir. İlk grubu, soy bağı ve tarihsel aidiyetin belirleyici olduğu sistemler oluşturmaktadır. Özellikle Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan bu grupta yer almaktadır ve  bu ülkelerde vatandaşlık başvurularının temelini başvurucunun tarihsel olarak o devlete veya o ulusa ait bir bağının bulunup bulunmadığı oluşturmaktadır. Ancak bu bağın kabulü, bu ilişkinin resmî ve denetlenebilir belgelerle ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu yönüyle söz konusu sistemler  uygulamada yoğun bir ispat yükü doğurmaktadır.</p>
<p data-start="978" data-end="1693">İkinci grubu, ikamet ve fiilî bağın esas alındığı vatandaşlık sistemleri oluşturmaktadır. Bosna-Hersek, Kosova ve Kuzey Makedonya bu yaklaşımın tipik örnekleri arasında yer almaktadır. Bu ülkelerde vatandaşlık ilişkisi, başvurucunun ilgili devletle kurduğu güncel ve gerçek yaşam bağı üzerinden değerlendirilmektedir. Bu sistemlerde tarihsel aidiyet veya etnik köken tek başına belirleyici bir unsur olarak kabul edilmemekte ve başvurucunun ülkede kurduğu yerleşim ilişkisi, ekonomik faaliyetleri ve toplumsal uyumu ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla bu kategoride yer alan devletler bakımından vatandaşlık mevcut yaşam ilişkisine dayalı bir statü olarak şekillenmektedir.</p>
<p data-start="1695" data-end="2339">Üçüncü grubu ise karma nitelikli vatandaşlık sistemleri oluşturmaktadır. Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ ve Arnavutluk bu kategoride yer almakta olup bu ülkelerde vatandaşlık rejimi hem soy bağı hem de ikamet temelli unsurları birlikte içeren karma  bir yapı sergilemektedir. Bu sistemlerde başvurucunun hem tarihsel aidiyeti hem de devletle kurduğu fiilî bağ birlikte değerlendirilmekte ayrıca bazı durumlarda devlet menfaati veya ulusal politika hedefleri doğrultusunda esnek uygulamalara da yer verilmektedir. Bu durum, karma sistemleri diğer iki kategoriye göre daha esnek ancak aynı zamanda daha öngörülmesi güç hale getirmektedir.</p>
<p data-start="2341" data-end="2909" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu üçlü ayrım,  başvurucunun hangi ülke üzerinden vatandaşlık talebinde bulunmasının daha rasyonel olacağını belirlemede doğrudan yol gösterici bir işlev görmektedir. Zira her bir sistem, başvurucudan farklı türde bir bağ kurmasını ve bu bağı farklı yoğunlukta bir ispat standardı ile ortaya koymasını beklemektedir. Bu nedenle Balkan vatandaşlık süreçlerinde başarı, çoğu zaman başvurucunun hangi kategoriye girdiğinin doğru tespit edilmesine ve buna uygun bir başvuru stratejisinin geliştirilmesine bağlıdır.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<h2 data-section-id="1ar4ytn" data-start="189" data-end="245"><span role="text"><strong data-start="192" data-end="245">III. BALKAN VATANDAŞLIĞINDA BENZER YÖNLER</strong></span></h2>
<p data-start="247" data-end="784">Balkan ülkelerinde vatandaşlık hukuku incelendiğinde her ülkenin kendi tarihsel gelişimi, etnik yapısı ve devlet politikaları doğrultusunda farklı düzenlemeler benimsediği görülmekle birlikte bu sistemlerin belirli ortak hukuki temeller üzerinde yükseldiği açıktır. Bu ortaklıklar, başvurucunun hangi ülke üzerinden vatandaşlık talep etmesinin daha doğru olacağını belirlemek bakımından uygulamada başvuru yaparken doğrudan belirleyici bir rol oynamaktadır.</p>
<h3 data-section-id="1lk9ugf" data-start="786" data-end="821"><span role="text"><strong data-start="790" data-end="821">1. Soy Bağı </strong></span></h3>
<p data-start="823" data-end="1318">Balkan coğrafyasında vatandaşlık hukukunun en belirgin ortak yönü, soy bağına atfedilen yüksek hukuki değerdir. Birçok Balkan ülkesinde vatandaşlık, doğum yeri esasından ziyade ebeveyn veya üstsoy üzerinden kurulan bağ temelinde şekillenmektedir. Bu çerçevede başvurucular, ebeveynleri, büyük ebeveynleri veya bazı durumlarda daha üst derecedeki ataları üzerinden vatandaşlık talebinde bulunabilmektedir. Ancak bu imkanın teorik genişliği uygulamada aynı ölçüde kolaylık anlamına gelmemektedir.</p>
<p data-start="1320" data-end="1988">Zira Balkan ülkelerinde soy bağı hukuken doğrulanabilir ve idari denetime elverişli bir bağ olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle başvurucunun üstsoyu ile olan akrabalık ilişkisini kesintisiz şekilde ortaya koyması, bu ilişkinin resmi belgelerle desteklenmesi ve özellikle isim değişiklikleri, göç kayıtları ve tarihsel farklılıkların açıklanması zorunlu hale gelmektedir. Bu yönüyle soy bağına dayalı vatandaşlık, başvurucular açısından en güçlü hukuki zeminlerden biri olmakla birlikte, aynı zamanda en yoğun teknik hazırlık ve belge stratejisi gerektiren başvuru türlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="1y1w774" data-start="1990" data-end="2044"><span role="text"><strong data-start="1994" data-end="2044">2. İkamete Dayalı Vatandaşlık </strong></span></h3>
<p data-start="2046" data-end="2464">Balkan ülkelerinde vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin ikinci temel yol, belirli bir süre ilgili ülkede ikamet eden yabancıların vatandaşlığa kabul edilmesidir. Bu sistem, bireyin devletle kurduğu fiilî bağın zaman içerisinde hukuki bir statüye dönüşmesi esasına dayanmaktadır. Ancak bu bağın kurulması yalnızca süre ile ölçülmemekte ve  başvurucunun o toplum içerisindeki konumu ve uyum derecesi de dikkate alınmaktadır.</p>
<p data-start="2466" data-end="3171">Bu kapsamda başvuruculardan belirli bir süre kesintisiz ve yasal ikamet etmeleri, dil bilgisine sahip olmaları, ekonomik olarak kendilerini idame ettirebilmeleri ve kamu düzenine uygun bir yaşam sürmeleri beklenmektedir. Bununla birlikte burada önemle vurgulanmalıdır ki, ikamet süresi tek başına vatandaşlık hakkı doğurmaz. İkamet, yalnızca başvuru için gerekli ön koşullardan biridir. Nihai değerlendirme, başvurucunun devletle kurduğu ilişkinin gerçekliği, sürekliliği ve toplumsal bağ kurma kapasitesi üzerinden yapılmaktadır. Bu yönüyle Balkan ülkelerinde İdarenin takdirine dayalı  bir değerlendirme süreci olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="xo8upn" data-start="3173" data-end="3207"><span role="text"><strong data-start="3177" data-end="3207">3. Evlilik Yoluyla Kazanım</strong></span></h3>
<p data-start="3209" data-end="3623">Balkan vatandaşlık sistemlerinde evlilik, çoğu zaman kamuoyunda zannedildiği gibi doğrudan vatandaşlık sağlayan bağımsız bir yol olarak düzenlenmemiştir. Aksine evlilik, vatandaşlığa giden süreçte başvurucunun durumunu kolaylaştıran tamamlayıcı bir unsur olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede evlilik, genellikle gerekli ikamet süresinin kısaltılması veya başvuru şartlarının hafifletilmesi sonucunu doğurmaktadır.</p>
<p data-start="3625" data-end="4205">Bununla birlikte başvurucunun yine de genel vatandaşlık şartlarını sağlaması gerekmektedir. Ayrıca evliliğin yalnızca şeklen var olması yeterli görülmemekte, hukuken geçerli ve fiilen devam eden bir birliktelik olması aranmaktadır. Birçok Balkan ülkesinde idari makamlar, evliliğin gerçek olup olmadığını ayrıca değerlendirmekte ve formaliteye dayalı evlilikler başvurunun reddine yol açabilmektedir. Bu nedenle evlilik, vatandaşlık kazanımında başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınan destekleyici bir unsur olarak kabul edilmelidir.</p>
<h3 data-section-id="1iw33zs" data-start="4207" data-end="4266"><span role="text"><strong data-start="4211" data-end="4266">4. İstisnai ve Devlet Menfaatine Dayalı Vatandaşlık</strong></span></h3>
<p data-start="4268" data-end="4701">Balkan ülkelerinin önemli bir kısmında, genel vatandaşlık kazanım yollarından ayrı olarak düzenlenen bir diğer yol, devlet menfaati veya özel katkı temelli istisnai vatandaşlığa kabul sistemidir. Bu sistem kapsamında başvurucunun ekonomik, bilimsel, teknolojik, kültürel veya sportif alanlarda devlete katkı sağlayabilecek nitelikte olması halinde genel şartlar aranmaksızın vatandaşlığa kabul edilmesi mümkün olabilmektedir.</p>
<p data-start="4703" data-end="5183">Ancak bu yolun en belirgin özelliği, başvurucuya tanınmış bir hak niteliğinde olmaması ve tamamen idarenin takdirine bağlı olmasıdır. Başvurunun kabul edilmesi, devletin ilgili kişiyi vatandaşlığa almada somut bir menfaat görmesine bağlıdır. Bu nedenle istisnai vatandaşlık yolu, uygulamada sınırlı sayıda dosyada gündeme gelen ve belirli koşullar altında verilen özel bir vatandaşlık türü olarak görülmelidir.</p>
<p data-start="4703" data-end="5183">Bu noktada <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:62023CJ0181">Avrupa Birliği Adalet Divanı&#8217;nın Komisyon / Malta (C-181/23, 29.04.2025) kararı</a> belirleyici bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Büyük Daire, üye devletlerin vatandaşlık verme yetkisinin kural olarak ulusal egemenlik alanında bulunmakla birlikte sınırsız olmadığını, bu yetkinin ABİHA m.20 ve ABA m.4(3)&#8217;te düzenlenen samimi işbirliği ilkesi çerçevesinde kullanılması gerektiğini kabul etmiştir. Mahkeme, başvurucu ile devlet arasında gerçek bir bağın varlığını denetlemeksizin, önceden belirlenmiş ödeme veya yatırım karşılığında vatandaşlık tanıyan programların Birlik vatandaşlığının özüyle bağdaşmadığını ve bu tür sistemlerin vatandaşlığın ticarileştirilmesi sonucunu doğurduğunu ifade etmiştir. Bu karar, yatırım veya ekonomik katkı temelli istisnai vatandaşlık yollarının Avrupa Birliği üyesi devletler bakımından hukuki dayanağını önemli ölçüde zayıflatmakta, aday ülke konumundaki Balkan devletleri bakımından ise katılım süreci çerçevesinde uyum yükümlülüğü doğurmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="1toshpt" data-start="5185" data-end="5217"><span role="text"><strong data-start="5189" data-end="5217">5. Belge ve İspat Rejimi</strong></span></h3>
<p data-start="5219" data-end="5597">Balkan vatandaşlık sistemlerinin en kritik ve belirleyici unsuru, belge ve ispat rejimidir. Uygulamada çoğu zaman başvurunun sonucu ilgili kanun maddesinin nasıl yorumlandığından ziyade başvurucu tarafından sunulan belgelerin niteliği, tutarlılığı ve denetlenebilirliği ile belirlenmektedir. Bu durum özellikle soy bağına dayalı başvurularda daha da belirgin hale gelmektedir.</p>
<p data-start="5599" data-end="6088">Bu tür başvurularda, başvurucunun üstsoyu ile olan bağlantısını ortaya koyan kesintisiz bir belge zincirinin kurulması zorunludur. Bu zincirin herhangi bir halkasında ortaya çıkan eksiklik, çelişki veya belirsizlik başvurunun reddine yol açabilmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar arasında isim ve soyadı değişiklikleri, farklı ülkelerde tutulan kayıtlar arasındaki uyumsuzluklar, tarih ve yer bilgilerindeki çelişkiler ile eksik veya kayıp nüfus kayıtları yer almaktadır.</p>
<p data-start="6090" data-end="6671">Balkan ülkelerindeki idari makamlar açısından mesele başvurucunun muhtemel olarak o kökene sahip olması değildir. Aranan husus, bu bağın resmi, doğrulanabilir ve idari denetime elverişli şekilde ortaya konulmasıdır. Bu nedenle vatandaşlık başvurusu çoğu zaman kişisel statü ve soy ilişkisine dayalı kapsamlı bir ispat dosyası niteliği taşımaktadır. Başarılı bir başvurunun temelini ise, belgeler arasındaki tutarlılığın sağlanması, soy hattının doğru kurulması ve dosyanın idari incelemeye dayanıklı hale getirilmesi oluşturmaktadır.</p>
<h2 data-start="6090" data-end="6671">IV-) BALKAN VATANDAŞLIĞINDA FARKLI YÖNLER</h2>
<p data-start="255" data-end="726">Balkan ülkelerinde vatandaşlık hukukuna ilişkin düzenlemeler, her ne kadar benzer tarihsel ve sosyolojik arka planlardan besleniyor gibi görünse de, normatif yapı, uygulama pratiği ve ispat rejimi bakımından önemli ölçüde farklılaşmaktadır.</p>
<p data-start="728" data-end="820">Gerçekten de Balkan coğrafyasında yer alan devletler, vatandaşlık hukukunu şekillendirirken;</p>
<ul data-start="822" data-end="973">
<li data-section-id="hm9sl8" data-start="822" data-end="853">tarihsel nüfus hareketleri,</li>
<li data-section-id="odfei3" data-start="854" data-end="893">etnik ve kültürel aidiyet anlayışı,</li>
<li data-section-id="mfy13c" data-start="894" data-end="925">ulus-devlet inşa süreçleri,</li>
<li data-section-id="exjmup" data-start="926" data-end="973">Avrupa Birliği üyeliği veya adaylık statüsü</li>
</ul>
<p data-start="975" data-end="1188">gibi unsurlarda farklılaşmış bir yapı benimsemişlerdir. Bu durum, her bir ülkenin vatandaşlık rejiminin kendi içinde tutarlı olmakla birlikte, diğer ülkelerden belirgin şekilde ayrışmasına yol açmaktadır.</p>
<p data-start="1190" data-end="1485">Bu çerçevede yapılacak karşılaştırma uygulamada doğru başvuru yolunun belirlenmesi, uygun ispat stratejisinin kurulması ve idari sürecin öngörülebilirliğinin sağlanması bakımından pratik ve zorunlu bir yöntem niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="1487" data-end="1900">Nitekim Balkan ülkelerinde vatandaşlık kazanımına ilişkin düzenlemeler incelendiğinde söz konusu farkların başvurunun kaderini doğrudan belirlediği görülmektedir. Bu nedenle aşağıda yapılacak sınıflandırma başvuru stratejisinin kurulmasında yol gösterici bir işlev görmektedir.</p>
<h3 data-section-id="p33qwt" data-start="534" data-end="553">1. Bulgaristan</h3>
<p data-start="555" data-end="1306">Bulgaristan vatandaşlık hukuku, Balkan coğrafyasında soy bağına en yüksek hukukî önemi veren sistemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Nitekim Bulgar hukukunda vatandaşlık, doğum, soy bağı, genel yolla kazanım, Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım, yeniden kazanım ve belirli istisnai haller üzerinden edinilebilmektedir. Başvuruların kişisel olarak yapılması ve işlemlerin Adalet Bakanlığı bünyesindeki süreçler üzerinden yürütülmesi de sistemin merkezî ve belge odaklı yapısını göstermektedir. Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı kaynakları, vatandaşlığın varlığının tespiti, yeniden kazanım ve başvuru usullerinin ayrı kategoriler halinde ele alındığını açıkça göstermektedir.</p>
<p data-start="1308" data-end="2195">Bununla birlikte Bulgaristan bakımından asıl ayırt edici unsur, soy bağına dayalı başvuruların teorik olarak kolaylaştırılmış görünmesine rağmen uygulamada son derece ağır bir ispat rejimine tabi olmasıdır. Özellikle Bulgar kökenine dayalı dosyalarda, üstsoy bağının resmî belgelerle kurulması, isim değişikliklerinin açıklanması, tarihsel kayıt zincirinin kopmaması ve başvurunun idari denetime elverişli hale getirilmesi belirleyici hale gelmektedir. Bu sebeple Bulgaristan sistemi, ilk bakışta kökene dayalı kolay vatandaşlık gibi görünse de, gerçekte en fazla belge stratejisi gerektiren Balkan rejimlerinden biridir. Genel yolla kazanım bakımından ise kişisel başvuru, dil ve statü unsurlarının dikkate alınması, sistemin çağdaş uyum kriterlerine de bağlı olduğunu göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="1tnoe8n" data-start="2126" data-end="2141">2. Romanya</h3>
<p data-start="2214" data-end="2941">Romanya vatandaşlık hukuku, Balkan ülkeleri arasında özellikle eski vatandaşların ve onların altsoylarının yeniden vatandaşlığa kabulü bakımından en özgün ve uygulamada en sık tartışılan sistemlerden biridir. Romanya vatandaşlık rejimi, doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanım esasına dayanmaktadır. Genel yolla kazanım, eski vatandaşların yeniden kabulü ve belirli altsoy kategorileri bakımından daha elverişli yollar öngörmektedir.</p>
<p data-start="2214" data-end="2941"><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">Ulusal Vatandaşlık Kurumu (Autoritatea Națională pentru </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="58">Cetățenie – ANC) nezdinde yürütülen </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="94">başvuru süreçleri ile 2024 ve 2025 </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="129">yıllarında kabul edilen yasal </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="159">değişiklikler birlikte </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="182">değerlendirildiğinde, Romanya </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="212">vatandaşlık sisteminin son dönemde dil </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="251">yeterliliği, entegrasyon ve belge </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="285">denetimi bakımından </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="305">belirgin biçimde </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="322">sıkılaştığı </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="334">görülmektedir. Bu </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="352">kapsamda Romence dil </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="373">bilgisi, hem </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="386">vatandaşlığa kabul </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="405">hem de </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="412">yeniden kazanım </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="428">başvuruları </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="440">bakımından zorunlu </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="459">hâle </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="464">getirilmiş, dil </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="480">yeterliliğinin resmi </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="501">sertifika ile </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="515">ispatı için </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="527">tanınan geçiş </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="541">süresi 14 </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="551">Mart 2026 </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="561">tarihinde sona </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="576">ermiştir. Daha önce </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="596">Romanya vatandaşı olan </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="619">kişiler ile </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="631">başvuru </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="639">tarihinde altmış </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="656">beş </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="660">yaşını doldurmuş </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="677">olanlar bu </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="688">şarttan muaf </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="701">tutulmuştur. Ayrıca </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="721">kişisel hâl </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="733">belgelerinin başvuru </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="754">tarihinden en fazla </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="774">iki yıl </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="782">önce </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="787">düzenlenmiş olması </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="806">zorunluluğu </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="818">getirilmiş, Eylül </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="836">2024 tarihinden </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="852">itibaren tüm </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="865">başvuruculardan yüz </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="885">görüntüsü ve parmak </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="905">izi dâhil </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="915">biyometrik veri </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="931">alınması </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="940">uygulamasına </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="953">geçilmiş ve </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="965">başvuruların </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="978">sonuçlandırılma süresi iki </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1005">yıla </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1010">çıkarılmıştır. Nihayet </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1033">yemin usulü </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1045">bireyselleştirilmiş, yemin </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1072">sonrasında basit </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1089">vatandaşlık belgesi </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1109">yerine </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1116">vatandaşlık kartı </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1134">düzenlenmesi </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="1147">öngörülmüştür.</span></p>
<p data-start="2943" data-end="3887">Romanya sisteminin ayırt edici yönü, bazı başvurularda vatandaşlığın ilk kez edinilmesinden ziyade geçmişte var olmuş hukuki bağın yeniden tesis edilmesi mantığının öne çıkmasıdır. Bu nedenle belirli soy hattı veya tarihsel bağ üzerinden yapılan başvurularda, genel yolla kazanım rejimindeki kadar yoğun bir yerleşim ilişkisi aranmayabilir. Buna karşılık başvurucunun hangi aile hattından geldiği ve önceki vatandaşlık bağının hukuken nasıl kurulduğu ciddi önem taşır. Son reformlarla Romence dil bilgisi, kültürel bilgi ve usul güvenliği unsurlarının daha görünür hale gelmiş olması, Romanya’nın artık tarihsel bağın yanında başvurucunun topluma uyum derecesine de önem verdiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Romanya, Balkanlar’da hem azınlık hakları ve altsoy politikası güçlü olan hem de başvuru kalitesini yükseltmeye çalışan karma bir model sergilemektedir.</p>
<p data-start="2993" data-end="3311"><a href="https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/">Romanya vatandaşlığının nasıl kazanıldığına ilişkin rehber ve bilgilendirme niteliğindeki ayrıntılı makalemize</a> de göz atabilirsiniz.</p>
<h3 data-section-id="1ped4bh" data-start="3318" data-end="3336">3. Yunanistan</h3>
<p data-start="3909" data-end="4720">Yunanistan vatandaşlık sistemi, soy bağı ve ulusal aidiyet ekseninin iç içe geçtiği ve akrabalık ilişkisinin tek başına yeterli olmadığı bir yapıya sahiptir. Yunan makamlarının resmî sayfalarında, Yunan etnik kökeninden gelen kişilerin vatandaşlık kazanma başvurularında başvurucunun soyunu gösteren doğum ve evlilik kayıtlarının yanı sıra, Yunan vatandaşından geldiğini ispatlayan atalara ilişkin belgelerin ibrazı açıkça istenmektedir. Ayrıca yurtdışında yaşayan ve Yunan ulusal kökenine sahip olduğu kabul edilen kişiler bakımından, köken ispatı yanında ulusal bilinç unsurunun da konsolosluk makamlarınca değerlendirildiği belirtilmektedir. Bu da Yunanistan’daki soy bağı rejiminin yalnızca teknik bir nüfus kaydı incelemesi olmadığını göstermektedir.</p>
<p data-start="4722" data-end="5428">Bu çerçevede Yunanistan sistemi, Balkanlar’daki en yüksek takdir alanına sahip vatandaşlık modellerinden biri olarak görülebilir. Çünkü başvuruda sunulan belgeler  devlet nezdinde kabul gören bir aidiyeti desteklemek zorundadır. Bu yönüyle Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dan farklı olarak etnik ve tarihsel aidiyetin idari değerlendirme boyutunu daha belirgin kılmaktadır. Öte yandan genel yolla vatandaşlığın kazanılması bakımından da Yunan sistemi, dil, yerleşim ve toplumsal bağ unsurlarını ciddiyetle ele almaktadır. Dolayısıyla hem soy bağı hem ikamet yönünden güçlü fakat uygulamada kolay olmayan bir model oluşturmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="177i3wo" data-start="4339" data-end="4359">4. Bosna-Hersek</h3>
<p data-start="5452" data-end="6241">Bosna-Hersek vatandaşlık hukuku, Balkanlar’daki en tipik ikamet ve devletle fiili bağ içeren sistemlerden biridir. <span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">Bosna-Hersek </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="15">Vatandaşlık Kanunu uyarınca </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="43">vatandaşlık; soy </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="60">bağı, ülke </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="71">topraklarında doğum, evlat </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="98">edinme, vatandaşlığa </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="119">kabul ve uluslararası </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="141">anlaşmalar yoluyla </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="160">kazanılabilmektedir. Genel yolla </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="193">kazanımda başvurucudan </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="216">kural olarak </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="229">sekiz yıl </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="239">kesintisiz ve yasal </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="259">ikamet aranmakta, </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="277">Kanun&#8217;un 10. </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="290">maddesi </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="298">kapsamında </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="309">Bosna-Hersek vatandaşı </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="332">ile evli olan </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="346">yabancılar bakımından </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="368">ise evliliğin </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="382">başvuru tarihinden </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="401">önce en az </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="412">beş yıl sürmüş </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="427">ve hâlen devam </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="442">ediyor </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="449">olması ile daimî </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="466">ikamet iznine </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="480">sahip </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="486">bulunulması </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="498">koşuluyla </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="508">kolaylaştırılmış vatandaşlığa </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="538">kabul imkânı </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="551">tanınmaktadır. </span>Federal ve çok katmanlı devlet yapısı nedeniyle uygulama, kanun metninin yanında  idari örgütlenmenin de etkisi altında şekillenmektedir. Bu nedenle Bosna-Hersek bakımından vatandaşlık başvurularında, normatif metinden daha fazla, başvurunun hangi makam nezdinde nasıl ilerlediği, yerleşim ve kayıtların nasıl doğrulandığı ve kamu düzeni denetiminin nasıl yapıldığı önem kazanır. Bu da sistemi, soy bağı merkezli Balkan örneklerinden belirgin biçimde ayırmaktadır.</p>
<p data-start="6243" data-end="6842">Bosna-Hersek bakımından öne çıkan husus, vatandaşlığın çoğu zaman ülkede kurulan fiili yaşam ve yerleşim ilişkisiyle değerlendirilmesidir. Bu durum, özellikle yatırım, çalışma, şirketleşme veya uzun süreli yerleşim planı bulunan kişiler bakımından Bosna-Hersek’i pratikte anlamlı kılmaktadır. Buna karşılık azınlık veya tarihsel soy bağına dayalı başvurular bakımından Bulgaristan ya da Romanya kadar elverişli hale getirmemektedir. Başka bir ifadeyle Bosna-Hersek, tarihsel kökene dayalı başvurulardan çok mevcut yaşam ilişkisinin hukuki hale getirilmesine dayanmaktadır.</p>
<h3 data-section-id="wy84ec" data-start="4962" data-end="4979">5. Sırbistan</h3>
<p data-start="6863" data-end="7673">Sırbistan vatandaşlık hukuku, ilk bakışta ikamet ve genel kazanım yolu merkezli bir sistem gibi görünmekle birlikte, belirli etnik ve tarihsel aidiyet kategorilerine de ayrı bir kanal açan karma bir yapıya sahiptir. Sırbistan Dışişleri Bakanlığı’nın resmî açıklamalarına göre, vatandaşlık doğum ve soy bağı üzerinden kazanılabilmektedir ve belirli koşullarda vatandaşlığa kabul mümkündür.</p>
<p data-start="6863" data-end="7673">Bunun yanında, Sırp halkına mensup olan ve Sırbistan’da sürekli ikamet etmeyen kişilerin dahi, kanunda öngörülen beyanı sunmaları halinde vatandaşlığa kabul edilebilmesine ilişkin özel bir hüküm bulunmaktadır. Bu unsur, Sırbistan’ı yalnızca ikamet temelli bir vatandaşlık kazanım sistemi olmaktan çıkarıp, azınlıkları ve ulusal aidiyeti kısmen dikkate alan bir rejim haline getirmektedir.</p>
<p data-start="7675" data-end="8200">Bununla birlikte uygulamada genelde devletle kurulan bağ en önemli noktadır. İkamet, yerleşim, kamu düzeni, ehliyet ve yazılı bağlılık beyanı gibi unsurlar, sıradan başvurularda merkezi rol oynamaktadır. Dolayısıyla Sırbistan, bir yandan genel kazanım yolunu korurken, diğer yandan ulusal aidiyete dayalı esnek bir kapı da açmaktadır. Bu yönüyle Sırbistan sistemi, Balkanlar’da vatandaşlığın kazanımı için ikamet ağırlıklı ama köken istisnaları bulunan ülkelerin başlıca örneklerinden biridir</p>
<h3 data-section-id="1k4w8af" data-start="5513" data-end="5528">6. Karadağ</h3>
<p data-start="8219" data-end="8795">Karadağ vatandaşlık hukuku, Balkan ülkeleri arasında daha kontrollü ve daha sınırlayıcı  sistemlerden biri olarak dikkat çekmektedir. Karadağ Hükümeti’nin resmî açıklamasına göre vatandaşlığın kazanılması ve kaybı, Montenegrin Nationality Kanunu ile düzenlenmektedir. Sistem baştan itibaren sıkı koşullara dayandırılmaktadır. Bu çerçevede Karadağ, vatandaşlığı daha çok dikkatle sınırlandırılmış anayasal aidiyet statüsü olarak ele almaktadır.</p>
<p data-start="8797" data-end="9471">Bu yapının doğal sonucu olarak Karadağ’da ikamete dayalı başvurular daha seçici biçimde değerlendirilmekte, gerçek yerleşim ve devletle güçlü bağ aranmakta ayrıca çifte vatandaşlık ve vatandaşlığın korunmasına ilişkin meseleler de görece daha hassas ele alınmaktadır. Bununla birlikte Avrupa Birliği Adalet Divanı&#8217;nın Komisyon / Malta kararı sonrasında, yatırım karşılığı vatandaşlık uygulamalarının aday ülke statüsündeki devletler bakımından da katılım müzakereleri çerçevesinde ciddi bir uyum sorunu oluşturacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle Karadağ bakımından ekonomik katkıya dayalı istisnai kabul yollarının orta vadede daha da daralması beklenmektedir.</p>
<h3 data-section-id="1bcqwnm" data-start="6050" data-end="6073">7. Kuzey Makedonya</h3>
<p data-start="9498" data-end="10207">Kuzey Makedonya vatandaşlık hukukunda güncel konsolide metnine göre vatandaşlığın kazanımı; soy bağı, ülke topraklarında doğumun belirli halleri, genel yolla kazanım, ulusal menfaat kapsamında özel kabul ve yeniden vatandaşlığa alınma yolları üzerinden edinilebilmektedir. Başvuruların İçişleri Bakanlığına veya yurtdışında diplomatik veya konsüler temsilciliklere yapılması ve kanunda özel bilimsel, ekonomik, kültürel, sportif veya ulusal menfaat temelli vatandaşlık kazanım yolunun ayrıca düzenlenmiş olması, sistemin hem klasik hem de istisnai kanalları birlikte içerdiğini göstermektedir.</p>
<p data-start="10209" data-end="10760">Bununla birlikte Kuzey Makedonya bakımından temel mantık, yine de yerleşim ve hukuka uygun ikametle kurulan fiilî bağdır. Soy bağı önem taşımakla beraber, başvurunun en temel halini ikamete dayalı kabul oluşturmaktadır. Bu nedenle Kuzey Makedonya, Bulgaristan veya Yunanistan’daki kadar kimlik merkezli bir köken sistemi sunmaktan ziyade daha klasik bir devlet bağı ve yerleşim ispatını benimsemektedir.  Bu yönüyle sistem, Balkanlar’daki orta hat örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.</p>
<h3 data-section-id="1njaymb" data-start="6484" data-end="6502">8. Arnavutluk</h3>
<p data-start="10782" data-end="11507">Arnavutluk vatandaşlık hukuku, hem doğum ve soy bağı hem genel vatandaşlık kazanımı hem de özel durumlar üzerinden vatandaşlık kazanımını kabul eden ayrıca çifte vatandaşlığa açık yaklaşımıyla dikkat çeken bir rejimdir. Arnavutluk Dışişleri Bakanlığı’nın resmî açıklamasına göre vatandaşlığın kazanılması ve terk edilmesi Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sonuçlanmaktadır. Arnavutluk hukuku başka vatandaşlıkların taşınmasına genel olarak imkân tanımaktadır ancak kişiyi vatansız bırakacak bir terk veya kayıp kabul edilmemektedir. Bu çerçeve, Arnavutluk sisteminin ulusal egemenlik mantığını korumakla birlikte, uygulamada nispeten esnek bir tutum benimsediğini göstermektedir.</p>
<p data-start="11509" data-end="12035">Arnavutluk bakımından ikamete dayalı genel vatandaşlık kazanımı önemli bir yol olmakla birlikte, soy bağı ve özel kazanım halleri de sistemin tamamlayıcı unsurlarıdır. Ancak bu yollar genel naturalizasyon sistemi içinde yardımcı yollar olarak işlev görmektedir. Dolayısıyla Arnavutluk modeli, Balkanlar’da sert kimlik rejimleri ile katı ikamet rejimleri arasında daha esnek bir pozisyonda yer almaktadır</p>
<h3 data-section-id="aqm9o4" data-start="12037" data-end="12051">9. Kosova</h3>
<p data-start="201" data-end="657">Kosova vatandaşlık hukuku, devletin görece yeni oluşum sürecinin bir yansıması olarak, klasik anlamda tarihsel ve etnik aidiyete dayalı vatandaşlık modellerinden ziyade, modern anayasal vatandaşlık anlayışı çerçevesinde şekillenmiştir. Bu kapsamda vatandaşlık, Kosova hukukunda devlet ile birey arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler doğuran hukukî bir bağ olarak tanımlanmakta olup, söz konusu bağın kurulması belirli kanuni şartlara tabi tutulmaktadır.</p>
<p data-start="659" data-end="1134">Kosova vatandaşlık rejiminde vatandaşlığın kazanılması; soy bağı <em>(jus sanguinis)</em>, doğum <em>(jus soli’nin sınırlı uygulamaları)</em>, genel yolla vatandaşlığa kabul  ve kanunda öngörülen diğer özel haller çerçevesinde mümkün kılınmıştır. Bununla birlikte sistemin genel kurgusu incelendiğinde, vatandaşlık ilişkisinin kurulmasında tarihsel veya etnik köken anlatısından ziyade, başvurucunun Kosova devleti ile kurduğu  bağın esas alındığı görülmektedir.</p>
<p data-start="1136" data-end="1564">Nitekim Kosova hukukunda vatandaşlığın değerlendirilmesinde, başvurucunun kamu düzenine uygunluğu, medeni hâl ve kimlik kayıtlarının doğruluğu, hukuki statüsünün açıklığı ve devletle kurduğu bağın gerçekliği belirleyici unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Bu yönüyle sistem, bireyin mevcut hukuk düzeni içerisindeki konumunu esas alan çağdaş bir yaklaşım benimsemektedir.</p>
<p data-start="1566" data-end="1900">Sonuç olarak Kosova vatandaşlık rejimi, Balkan coğrafyasında tarihsel imparatorluk mirası ve azınlık politikaları üzerinden şekillenen klasik vatandaşlık modellerinden ayrışmaktadır. Anayasal aidiyet, hukuki bağlılık ve devlet ile bireyin ilişkisi temelinde inşa edilen modern bir vatandaşlık anlayışını temsil etmektedir.</p>
<h3 data-section-id="1xshgbt" data-start="169" data-end="188">10. Hırvatistan</h3>
<p data-start="190" data-end="869">Hırvatistan vatandaşlık hukuku, Balkan coğrafyasında karma nitelikli vatandaşlık rejimlerinin en belirgin örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Hırvat mevzuatında vatandaşlığın kazanılması doğum, soy bağı, ikamete dayalı genel kazanım, Hırvat vatandaşı ile evlilik veya hayat ortaklığı, göç, yeniden kazanım ve devlet menfaati kapsamında istisnai kabul gibi farklı hukukî temeller üzerinden mümkün kılınmıştır. Bu çok katmanlı yapı, Hırvatistan’ın vatandaşlık hukukunu  ulusal aidiyet ve azınlık politikaları ile devletin stratejik menfaatleri çerçevesinde şekillendirdiğini göstermektedir.</p>
<p data-start="871" data-end="1431">Sistematik açıdan değerlendirildiğinde, Hırvat vatandaşlık rejiminin iki temel eksen üzerinde kurulduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, ikamet ve toplumsal uyum temelli vatandaşlığa kabul mekanizmasıdır. İkincisi ise, Hırvat ulusuna aidiyet ve tarihsel bağ temelinde öngörülen, genel rejimden ayrılan özel kazanım yollarıdır. Özellikle azınlıklar ile bağların korunmasına yönelik düzenlemeler, Hırvatistan’ın vatandaşlığı yalnızca mevcut yerleşim ilişkisi üzerinden değerlendirmemekte aynı zamanda tarihsel ve ulusal kimlik perspektifiyle ele aldığını ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="1433" data-end="1804">Bununla birlikte Hırvatistan’ın Avrupa Birliği üyesi olması, vatandaşlık başvurularının ulusal hukuk çerçevesi yanında Avrupa Birliği hukuku ve temel haklara riayet ederek değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum, başvuru süreçlerinde belge düzeninin titizliğini, usul güvencelerinin önemini ve idari işlemlerin öngörülebilirliğini artırmaktadır. <span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">Nitekim Komisyon / Malta kararı sonrasında, devlet menfaati kapsamında öngörülen istisnai kabul yolunun uygulanmasında da başvurucu ile devlet arasındaki gerçek </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="163">bağın denetlenmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu durum, Hırvatistan bakımından istisnai vatandaşlık kararlarının gerekçelendirilmesinde daha yüksek bir standart aranacağı sonucunu doğurmaktadır.</span></p>
<p data-start="1806" data-end="2050">Bu çerçevede Hırvatistan vatandaşlık sistemi, ikamet, ulusal aidiyet ve devlet menfaati unsurlarını birlikte barındıran bir sistemdir. Bu yönüyle Balkan vatandaşlık hukukunda karma ve çok boyutlu bir model olarak nitelendirilebilecek bir yapı arz etmektedir.</p>
<h2><strong>IV-)  AVRUPA HUKUKU YÖNÜYLE DEĞERLENDİRME</strong></h2>
<p>Balkan ülkelerinde vatandaşlık hukukunun farklılaşmasının temelinde üç ana belirleyici unsur bulunmaktadır ve bunlar soy bağına atfedilen hukuki değer, ikamet ve uyum koşulları ile belge ve ispat rejimi olarak ayrılabilmektedir. Ancak bu unsurlar yalnızca ulusal hukuk çerçevesinde değerlendirilemez bilakis Avrupa Birliği hukuku ve uluslararası insan hakları hukuku ışığında da değerlendirilmelidir.</p>
<p>Zira günümüzde vatandaşlık, yalnızca bir devletle kurulan klasik bir bağ olmanın ötesine geçmiştir. Özellikle Avrupa Birliği üyesi ülkeler bakımından, bireye Avrupa Birliği vatandaşlığı statüsünü kazandıran ve bu yönüyle ulus üstü sonuçlar doğuran bir hukukî kurum haline gelmiştir.</p>
<h4><strong style="font-size: 20px;">1. Soy Bağı ve AB Hukuku Perspektifi</strong></h4>
<p>Birçok Balkan ülkesinde vatandaşlığın kazanılmasında kan bağı ilkesi temel rol oynamaktadır. Ancak bu ilkenin uygulanması mutlak ve sınırsız değildir.</p>
<p><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62008CJ0135">Rottmann v. Freistaat Bayern</a> kararında vatandaşlığın kazanılması ve kaybına ilişkin kuralların kural olarak üye devletlerin yetki alanında bulunduğunu ancak bu yetkinin Avrupa Birliği hukukundan tamamen bağımsız olmadığını ve AB vatandaşlığını etkileyen işlemlerin Birlik hukuku ışığında, özellikle ölçülülük bakımından denetlenebileceğini kabul etmiştir</p>
<p>Mahkeme bu kararda vatandaşlık verilmesi ve geri alınmasının kural olarak ulusal yetki alanında olduğunu ancak bu işlemlerin orantılılık ilkesi  çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve özellikle kişinin AB vatandaşlığını kaybetmesinin doğuracağı sonuçların dikkate alınmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>Bu yaklaşım, soy bağına dayalı vatandaşlık sistemlerinin dahi mutlak bir devlet takdirine bırakılmadığını göstermektedir.</p>
<p><strong style="font-size: 20px;">2. İkamet ve Uyum Şartlarının Sınırları</strong></p>
<p>İkamete dayalı vatandaşlık kazanımında Balkan ülkeleri, başvurucudan belirli bir süre ülkede yaşamasını ve topluma uyum sağlamasını beklemektedir. Bu kapsamda dil bilgisi yeterliliği, ekonomik yeterlilik yani yeterli geçim imkânı, toplumsal uyum gibi kriterler yaygın olarak uygulanmaktadır. Ancak bu kriterlerin uygulanması da sınırsız değildir.</p>
<p>Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın <a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62017CJ0221">Tjebbes ve Diğerleri / Hollanda (C-221/17, 12.03.2019) kararında</a>, vatandaşlığın kanun gereği kendiliğinden kaybını öngören ulusal düzenlemelerin kural olarak mümkün olduğu kabul edilmekle birlikte, bu kaybın Avrupa Birliği vatandaşlığının da ortadan kalkmasına yol açtığı durumlarda, söz konusu düzenlemenin sonuçlarının ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p>Mahkeme, bu kapsamda bireyin somut durumunun ve temel haklarına etkilerin incelenmesine imkân tanınmasının zorunlu olduğunu ortaya koymuştur.</p>
<h4><strong>3. Belge ve İspatta İnsan Hakları Boyutu</strong></h4>
<p>Balkan vatandaşlık başvurularında en belirleyici unsur olan belge ve ispat rejimi, aynı zamanda insan hakları hukuku ile de doğrudan bağlantılıdır.</p>
<p><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-106785%22]}">Genovese v. Malta kararında</a> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, vatandaşlıkla bağlantılı bir hakkın keyfi şekilde reddedilmesinin Ayrımcılık yasağı ve Özel hayatın korunması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin <a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-163820%22]}">Ramadan / Malta</a> kararında ise, vatandaşlık hakkının tek başına Sözleşme kapsamında güvence altına alınmış bir hak olmadığı belirtilmiş ancak vatandaşlığın keyfi şekilde geri alınmasının belirli durumlarda Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında bir sorun teşkil edebileceği kabul edilmiştir</p>
<p>Tüm bu içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sonuç ise vatandaşlığın, klasik anlamda yalnızca devletin egemenlik yetkisi kapsamında değerlendirilmiş bir statü olmaktan çıkmış bir husus olduğu ayrıca bireyin temel hakları, Avrupa Birliği hukuku ve uluslararası insan hakları standartları ile doğrudan bağlantılı çok katmanlı bir hukukî statü haline geldiği gözlemlenmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Balkan ülkelerindeki vatandaşlık sistemleri incelenirken soy bağı, ikamet, toplumsal uyum ve ispat unsurlarının hem ulusal mevzuat çerçevesinde hem de Avrupa hukuku ve insan hakları içtihadı ışığında değerlendirilmesi zorunludur.</p>
<h2 data-start="3476" data-end="3721">V-) GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ</h2>
<p data-start="3785" data-end="4157">Balkan ülkelerinde vatandaşlık hukukuna ilişkin yapılan ülke bazlı incelemeler, bu alanda tek  bir modelden söz edilmesinin mümkün olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Her ne kadar bölge ülkeleri benzer tarihsel süreçlerden geçmiş olsa da, vatandaşlık rejimleri farklı hukukî mantıklar, devlet politikaları ve toplumsal öncelikler doğrultusunda şekillenmiştir.</p>
<p data-start="4159" data-end="4720">Bu çerçevede Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan gibi ülkelerin vatandaşlık sistemlerinin ağırlıklı olarak soy bağı, tarihsel aidiyet ve azınlıklar ile kurulan bağ ekseninde yapılandığı görülmektedir. Buna karşılık Bosna-Hersek, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Kosova gibi ülkelerde vatandaşlık ilişkisinin daha çok ikamet, yerleşim ve devletle kurulan bağ üzerinden değerlendirildiği görülmektedir. Hırvatistan ve Slovenya ise bu iki yaklaşım arasında konumlanan, hem ulusal aidiyet hem de entegrasyon kriterlerini birlikte içeren karma modeller geliştirmiştir.</p>
<p data-start="4159" data-end="4720">Öte yandan bu tabloyu yalnızca ulusal düzenlemeler üzerinden okumak eksik kalacaktır. Avrupa genelinde vatandaşlık hukukunun daraltıldığı belirgin bir eğilim gözlenmektedir. Nitekim İtalya&#8217;da <a href="https://consginevra.esteri.it/it/news/dal_consolato/2025/09/legge-sulla-cittadinanza-modifiche-dei-requisiti-per-la-trasmissione-della-cittadinanza-iure-sanguinis/">74/2025 sayılı Kanun</a> ile soy bağına dayalı vatandaşlık kazanımına getirilen sınırlamalar İtalyan Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 63/2026 sayılı kararıyla anayasaya uygun bulunmuş, Romanya&#8217;da dil ve belge şartları ağırlaştırılmış, Avrupa Birliği Adalet Divanı ise yatırım karşılığı vatandaşlık programlarını Birlik hukukuna aykırı kabul etmiştir. Bu gelişmeler, Balkan ülkelerinde de önümüzdeki dönemde şartların hafiflemesinden ziyade sıkılaşmasının beklendiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="4722" data-end="5166">Bu farklılaşma, vatandaşlık hukukunun ispat rejimi, idari uygulamalar ve devletin vatandaşlık politikası üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Nitekim uygulamada başvurunun başarısını belirleyen unsur çoğu zaman başvurucunun hangi hukuki kategoriye girdiğinin doğru tespiti ve buna uygun bir belge ve ispat stratejisinin oluşturulmasıdır.</p>
<p data-start="5168" data-end="5735">Bu nedenle Balkan vatandaşlık süreçlerinde izlenmesi gereken doğru hukukî yaklaşım,  ilgili ülkenin vatandaşlık rejiminin dayandığı temel ilkeleri, başvurucudan beklenen bağın niteliğini ve ispat standardını doğru analiz etmektir. Zira bu alan, yalnızca maddi hukuk kurallarının uygulanmasından ibaret olmayıp aynı zamanda ispat hukuku, kişisel statü hukuku ve idari uygulama pratiğinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok katmanlı bir hukuki alandır.</p>
<p data-start="5168" data-end="5735">Bu itibarla, başvuru planlaması yapan kişilerin mevcut mevzuat ve idari uygulamayı başvuru anındaki haliyle değerlendirmesi, geçiş hükümleri ile süre sınırlamalarını yakından takip etmesi ve dosyayı ilgili ülkenin ispat standardına göre önceden yapılandırması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p data-start="5168" data-end="5735"><strong>Bu alanda kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p data-start="4092" data-end="4332">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/balkan-vatandasliklari-nasil-kazanilir/">BALKAN VATANDAŞLIKLARI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/balkan-vatandasliklari-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞE İADE DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 13:32:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Boşta Geçen Süre]]></category>
		<category><![CDATA[boşta geçen süre ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz nedeniyle fesih]]></category>
		<category><![CDATA[feshin geçersizliği]]></category>
		<category><![CDATA[geçerli fesih]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ GÜVENCESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[İşe Başlatmama Tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade arabuluculuk]]></category>
		<category><![CDATA[İşe iade davası]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade süresi]]></category>
		<category><![CDATA[işverenin ispat yükü]]></category>
		<category><![CDATA[savunma alınmadan fesih]]></category>
		<category><![CDATA[SENDİKAL NEDENLE FESİH]]></category>
		<category><![CDATA[SENDİKAL TAZMİNAT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4533</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmaksızın feshedilmesi hâlinde, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi için açtığı davadır. Bu dava, kıdem ve ihbar tazminatından farklı olarak işçiye işini geri alma imkanı tanır. İşveren işçiyi işe başlatmazsa ise işçi, kanunda öngörülen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/">İŞE İADE DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmaksızın feshedilmesi hâlinde, feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iadesi için açtığı davadır. Bu dava, kıdem ve ihbar tazminatından farklı olarak işçiye işini geri alma imkanı tanır. İşveren işçiyi işe başlatmazsa ise işçi, kanunda öngörülen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine hak kazanır. İşe iade davası kısa ve kesin sürelere bağlı olduğundan, fesih bildirimi tebliğ alındığı andan itibaren hızlı hareket edilmesi gerekir.</p>
<h2 dir="ltr">I. İŞ GÜVENCESİ VE İŞE İADE DAVASI NEDİR?</h2>
<p dir="ltr"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4857.pdf">4857 sayılı İş Kanunu</a>’nun 18 ile 21. maddeleri arasında düzenlenen iş güvencesi, belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından ancak geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebilmesini öngörür. İşveren, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin sözleşmesini feshederken bu feshin işçinin yeterliliğinden, davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandığını ispat etmek zorundadır.</p>
<p dir="ltr">İşe iade davası bir tespit ve eda davasıdır. Mahkeme feshin geçersizliğini tespit eder, işçinin işe iadesine karar verir ve işçi işe başlatılmazsa ödenecek işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini de hükümde belirler.</p>
<h2 dir="ltr">II. İŞE İADE DAVASININ ŞARTLARI</h2>
<p dir="ltr">İşe iade davası açılabilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.</p>
<h3 dir="ltr">1. İşyerinde Otuz veya Daha Fazla İşçi Çalışması</h3>
<p dir="ltr">İş güvencesi hükümleri, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde uygulanır (İş Kanunu m. 18/1). İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, işçi sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısının fesih tarihine göre hesaplanması gerekir.</p>
<p dir="ltr">Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu durumlarda, alt işverenin işçisi gibi gösterilen işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve otuz işçi sayısı asıl işverenin işçileri üzerinden belirlenir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-7-hd-e-2015-35971-k-2016-1473-t-27-01-2016/2549991/">Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 27.01.2016 tarihli, 2015/35971 E., 2016/1473 K. sayılı</a> kararı bu yöndedir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2009-247-k-2009-37746-t-18-12-2009-is-guvencesi-hukumlerinden-yararlanma-kosullari/652733/">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2009/247 E., 2009/37746 K. sayılı</a> kararında da, davacının asıl işi yapan şirketin işçisi sayılması gerektiği durumda otuz işçi sayısının o şirketin aynı işkolunda çalışan işçileriyle hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Muvazaa bulunmayan, hukuka uygun bir alt işverenlik ilişkisinde ise alt işverenin işçileri asıl işverenin işçi sayısına dahil edilmez. Bu işçiler bakımından otuz işçi şartı, kendi işverenleri olan alt işverenin aynı işkolundaki işçi sayısına göre değerlendirilir.</p>
<h3 dir="ltr">2. En Az Altı Aylık Kıdem</h3>
<p dir="ltr">İşçinin aynı işverene ait işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunmalıdır. Kıdemin hesabında, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Deneme süresi de kıdeme dahildir; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2004 tarihli kararında, deneme süreli sözleşmeyle geçen sürenin işe ilk başlama tarihinden itibaren kıdeme ekleneceği belirtilmiştir. Yeraltı işlerinde çalışan işçiler için kıdem şartı aranmaz.</p>
<h3 dir="ltr">3. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi</h3>
<p dir="ltr">İş güvencesi kural olarak belirsiz süreli iş sözleşmeleri için geçerlidir. Belirli süreli sözleşme, sürenin bitimiyle kendiliğinden sona erdiğinden işe iade davasına konu olmaz. Ancak belirli süreli sözleşmenin esaslı bir sebep bulunmaksızın birden fazla üst üste yapılması hâlinde sözleşme baştan itibaren belirsiz süreli sayılır (İş Kanunu m. 11/2). Belirli süreli sözleşmenin süresi dolmadan işverence feshedilmesi de, işçiye işe iade değil, kalan süreye ilişkin tazminat hakkı verir.</p>
<h3 dir="ltr">4. İşçinin İşveren Vekili Olmaması</h3>
<p dir="ltr">İşletmenin bütününü yöneten işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri işe iade davası açamaz (İş Kanunu m. 18/son). Uygulamada “müdür” unvanı taşıyan her işçi bu kapsamda değerlendirilmez. Belirleyici olan unvan değil, işçinin işyerinin bütününü yönetip yönetmediği ve işe alma ve çıkarma yetkisini birlikte kullanıp kullanmadığıdır. İki yetkiden yalnızca birine sahip olan işçi iş güvencesinden yararlanır.</p>
<h3 dir="ltr">5. Feshin İşverence Yapılmış Olması</h3>
<p dir="ltr">İşe iade davası yalnızca işverenin feshine karşı açılabilir. İşçinin istifası, emeklilik nedeniyle ayrılması veya karşılıklı anlaşmayla (ikale) sona eren sözleşmelerde işe iade davası açılamaz. Ancak işçiye baskı yapılarak istifa dilekçesi imzalatıldığı veya ikale sözleşmesinin irade sakatlığı altında yapıldığı ispatlanırsa, bu durum işveren feshi olarak değerlendirilebilir.</p>
<h2 dir="ltr">III. FESHİN GEÇERLİ SEBEBE DAYANMASI</h2>
<h3 dir="ltr">1. Geçerli Sebepler</h3>
<p dir="ltr">İş Kanunu m. 18 uyarınca geçerli fesih sebepleri üç gruba ayrılır.</p>
<p dir="ltr">İşçinin yeterliliğinden kaynaklanan sebepler: Benzer işi yapan işçilere göre düşük performans gösterme, sık sık hastalanma, işe yatkın olmama gibi durumlar bu kapsamdadır. Performansa dayalı fesihte, performans ölçütlerinin objektif, önceden belirlenmiş ve işçiye bildirilmiş olması gerekir. Performans düşüklüğü soyut beyanlarla değil, değerlendirme formları, uyarı yazıları ve karşılaştırmalı verilerle ispatlanmalıdır.</p>
<p dir="ltr">İşçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler: İşe geç gelme, işi aksatma, amirlerine veya iş arkadaşlarına karşı uygunsuz davranma gibi, İş Kanunu m. 25/II’deki haklı fesih ağırlığına ulaşmayan davranışlar bu gruptadır.</p>
<p dir="ltr">İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler: Sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, yeni teknolojilerin uygulanması, işyerinin daraltılması veya bazı bölümlerin kapatılması gibi işletmesel kararlar bu kapsamdadır.</p>
<h3 dir="ltr">2. İşletmesel Kararların Denetimi</h3>
<p dir="ltr">İşletmesel karara dayanan fesihlerde mahkeme, işverenin kararının yerinde olup olmadığını denetleyemez; ancak kararın keyfi olup olmadığını, tutarlı uygulanıp uygulanmadığını ve feshin kaçınılmaz olup olmadığını denetler. <a href="https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2024-14265-k-2025-1325-t-10-02-2025-feshin-kacinilmazligi/5603946/">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.02.2025 tarihli, 2024/14265 E., 2025/1325 K. sayılı</a> kararında bu denetim üç aşamada açıklanmıştır. Keyfilik denetiminde işverenin işletmesel kararı alırken dürüst davranıp davranmadığına bakılır ve keyfiliği işçi ispat eder. Tutarlılık denetiminde işverenin kararı sürekli ve kalıcı biçimde uygulayıp uygulamadığı incelenir. Ölçülülük denetiminde ise feshin kaçınılmaz olup olmadığı araştırılır. İşveren istihdam fazlası doğduğunu ve feshin son çare olduğunu ispatla yükümlüdür.</p>
<p dir="ltr">Uygulamada tutarlılık denetimi en sık bozma sebebidir. Kadro daralması gerekçesiyle işçi çıkaran işverenin, fesihten kısa süre sonra aynı pozisyona yeni işçi alması, feshin tutarsız ve dolayısıyla geçersiz olduğunu gösterir.</p>
<h3 dir="ltr">3. Feshin Son Çare Olması İlkesi</h3>
<p dir="ltr">Fesih, işveren için son çare olmalıdır. İşveren, feshe başvurmadan önce işçiyi başka bir bölümde veya pozisyonda çalıştırma, eğitim verme, çalışma saatlerini azaltma ya da uyarı gibi daha hafif önlemlere başvurma imkânlarını değerlendirmelidir. Bu imkânlar bulunduğu halde doğrudan feshe gidilmesi feshi geçersiz kılar.</p>
<p dir="ltr">Davranışa dayalı fesihlerde son çare ilkesi, ölçülülük ilkesiyle birlikte uygulanır. <a href="https://legalbank.net/belge/antalya-bolge-adliye-mahkemesi-10-hd-e-2025-2868-k-2026-165-t-29-01-2026-ise-iade/12066486/">Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 29.01.2026 tarihli, 2025/2868 E., 2026/165 K. sayılı</a> kararında, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2019/4548 E., 2019/14050 K. sayılı kararına atıfla, işverenin uyguladığı yaptırımın işçinin eylemiyle orantılı olması gerektiği belirtilmiş ve işçinin şirket kurucusuna gönderdiği bir e-postanın tek başına feshe gerekçe yapılması ölçülülük ilkesine aykırı bulunarak işe iadeye karar verilmiştir.</p>
<h3 dir="ltr">4. Geçerli Sebep Sayılmayan Hâller</h3>
<p dir="ltr">İş Kanunu m. 18/3 uyarınca şu haller fesih için geçerli sebep oluşturmaz:</p>
<ul dir="ltr">
<li>Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında ya da işverenin rızasıyla çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,</li>
<li>İşyeri sendika temsilciliği yapmak,</li>
<li>Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak,</li>
<li>Irk, renk, cinsiyet, medeni hâl, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri sebepler,</li>
<li>Kadın işçilerin çalıştırılmalarının yasak olduğu doğum öncesi ve sonrası sürelerde işe gelmemek,</li>
<li>Hastalık veya kaza nedeniyle İş Kanunu m. 25/I-b’de öngörülen bekleme süresi içinde geçici olarak işe devam edilmemesi.</li>
</ul>
<h2 dir="ltr">IV. FESİH USULÜ</h2>
<p dir="ltr">İşveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır (İş Kanunu m. 19/1). Yazılı şekle uyulmaması veya sebebin belirsiz bırakılması tek başına feshi geçersiz kılar. İşveren, yargılama sırasında fesih bildiriminde göstermediği başka bir sebebe dayanamaz. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda anılan kararında da, sonradan gönderilen belgelerin fesih anındaki yazılı bildirim eksikliğini gidermeyeceği vurgulanmıştır.</p>
<p dir="ltr">İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeplerle yapılan fesihlerde, işçiye yöneltilen iddialara karşı savunması alınmadan iş sözleşmesi feshedilemez (İş Kanunu m. 19/2). Savunma alınmadan yapılan fesih, fesih sebebi gerçek olsa bile usul yönünden geçersizdir. Savunma için işçiye makul bir süre verilmeli ve hangi iddialara karşı savunma istendiği somut olarak bildirilmelidir. İşçinin savunma vermekten kaçınması ise usul eksikliği sayılmaz; bu durum tutanakla belgelenmelidir. İş Kanunu m. 25/II’deki haklı nedenle derhal fesih hâllerinde savunma alınması zorunlu değildir; ancak haklı neden ispatlanamazsa mahkeme feshi geçerli nedenle fesih olarak değerlendirebilir ve bu durumda savunma alınmamış olması feshi geçersiz kılar.</p>
<h2 dir="ltr">V. ARABULUCULUK VE DAVA AÇMA SÜRELERİ</h2>
<h3 dir="ltr">1. Zorunlu Arabuluculuk</h3>
<p dir="ltr">7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca işe iade talebiyle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. İşçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır (İş Kanunu m. 20/1). Bildirim süreli fesihlerde de bu süre, bildirim süresinin bitiminden değil, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren başlar.</p>
<h3 dir="ltr">2. Arabuluculukta Anlaşma</h3>
<p dir="ltr">Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar işe iade konusunda anlaşırsa, anlaşma belgesinde işçinin işe başlatılacağı tarih, boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların parasal miktarı ile işçi işe başlatılmazsa ödenecek işe başlatmama tazminatının miktarı açıkça belirtilmelidir (İş Kanunu m. 21/7). Taraflar işe başlatma yerine tazminat ödenmesi konusunda da anlaşabilir. Bu unsurları içermeyen bir anlaşma, işçinin haklarının tam olarak korunması bakımından eksik kalır.</p>
<h3 dir="ltr">3. Dava Açma Süresi</h3>
<p dir="ltr">Arabuluculuk faaliyeti anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır (İş Kanunu m. 20/1). Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen gözetilir. Süresinde dava açılmazsa fesih geçerli bir sebebe dayanmış sayılır; ancak işçi bu durumda da şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir.</p>
<h3 dir="ltr">4. Görevli ve Yetkili Mahkeme</h3>
<p dir="ltr">İşe iade davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 7036 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde veya işin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir.</p>
<h2 dir="ltr">VI. YARGILAMA SÜRECİ VE İSPAT YÜKÜ</h2>
<p dir="ltr">Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir (İş Kanunu m. 20/2). İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını, örneğin gerçek sebebin sendika üyeliği olduğunu iddia ederse, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.</p>
<p dir="ltr">İşe iade davası ivedilikle sonuçlandırılır. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesinin vereceği karar kesindir (İş Kanunu m. 20/3). Bu nedenle işe iade davalarında Yargıtay’a temyiz yolu kapalıdır ve içtihat büyük ölçüde bölge adliye mahkemelerinin kararlarıyla şekillenmektedir.</p>
<h2 dir="ltr">VII. İŞE İADE KARARININ SONUÇLARI</h2>
<h3 dir="ltr">1. İşçinin İşe Başlama Başvurusu</h3>
<p dir="ltr">İşe iade kararı kesinleştikten sonra işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır (İş Kanunu m. 21/5). Bu süre içinde başvurmayan işçi bakımından fesih geçerli sayılır ve işveren yalnızca feshin hukuki sonuçlarıyla, yani şartları varsa kıdem ve ihbar tazminatıyla sorumlu olur. Başvurunun noter ihtarnamesi gibi ispat edilebilir bir yolla yapılması önerilir.</p>
<p dir="ltr">İşçinin başvurusu samimi olmalıdır. Gerçekte işe dönme niyeti bulunmayan, yalnızca tazminat almak amacıyla başvuran ve işverenin ciddi davetine rağmen işe başlamayan işçi, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini talep edemez; bu durumda fesih geçerli sayılır. Aynı şekilde işverenin işe davetinin de ciddi olması gerekir; tazminat ödememek için yapılan, işçiyi eski işinden farklı veya ağırlaştırılmış koşullarda çalıştırmayı öngören bir davet, işe başlatma sayılmaz.</p>
<h3 dir="ltr">2. İşverenin İşe Başlatma Yükümlülüğü</h3>
<p dir="ltr">İşveren, süresi içinde başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır (İş Kanunu m. 21/1). İşçi, fesihten önceki işine veya eşdeğer bir işe, fesihten sonra gerçekleşen ücret artışları da yansıtılarak döndürülmelidir.</p>
<p dir="ltr">İşveren işçiyi ciddi bir davetle işe başlatırsa, işe başlatmama tazminatı doğmaz. <a href="https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2025-9181-k-2026-3183-t-14-04-2026/9785564/">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 14.04.2026 tarihli, 2025/9181 E., 2026/3183 K. sayılı</a> kararında, işe iade kararının ardından işverenin ciddi daveti üzerine usulünce işe başlatılan işçinin işe başlatmama tazminatı isteyemeyeceği; işe başladıktan sonra gerçekleşen yeni bir feshe ilişkin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin ise bu yeni fesih olgusu üzerinden ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>
<h3 dir="ltr">3. İşe Başlatmama Tazminatı</h3>
<p dir="ltr">İşveren süresi içinde başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı öder (İş Kanunu m. 21/1). Tazminatın miktarını mahkeme, işçinin kıdemini, fesih sebebini ve somut olayın özelliklerini gözeterek belirler. Uygulamada kıdemi kısa olan işçiler için alt sınırdan, kıdemi uzun olan veya feshin açıkça kötü niyetli olduğu durumlarda daha yüksek miktarda tazminata hükmedilmektedir.</p>
<h3 dir="ltr">4. Boşta Geçen Süre Ücreti</h3>
<p dir="ltr">Mahkeme ayrıca, işçinin dava sonuçlanıncaya kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verir (İş Kanunu m. 21/3). İşçi işe başlatılsa da başlatılmasa da boşta geçen süre ücretine hak kazanır. İşçi işe başlatılırsa, fesih sırasında kendisine peşin ödenen kıdem ve ihbar tazminatı bu alacaktan mahsup edilir.</p>
<p dir="ltr">Boşta geçen dört aylık süre, işçinin kıdem süresine de eklenir. İşçi işe başlatılmazsa, iş sözleşmesi işe başlatılmadığı tarihte feshedilmiş sayılır ve kıdem ve ihbar tazminatı bu tarih ile eklenen süre esas alınarak hesaplanır.</p>
<h3 dir="ltr">5. Kesinlik ve Emredici Nitelik</h3>
<p dir="ltr">İşe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine ilişkin hükümler mutlak emredicidir; sözleşmeyle veya toplu iş sözleşmesiyle değiştirilemez, aksi kararlaştırılan hükümler geçersizdir (İş Kanunu m. 21/5).</p>
<h2 dir="ltr">VIII. TAZMİNAT HESABI</h2>
<p dir="ltr">İşe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti, işçinin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden hesaplanır. Giydirilmiş ücrete çıplak ücretin yanında yemek, yol, düzenli prim ve ikramiye gibi süreklilik arz eden ödemeler de dahil edilir.</p>
<p dir="ltr">İşe başlatmama tazminatı = Giydirilmiş brüt aylık ücret × mahkemece belirlenen ay sayısı (4 ile 8 arası)<br />
Boşta geçen süre ücreti = Giydirilmiş brüt aylık ücret × 4 + bu döneme ait diğer haklar</p>
<p dir="ltr">Örnek: Üç yıllık kıdemi bulunan ve giydirilmiş brüt ücreti aylık 60.000 TL olan bir işçinin sözleşmesi geçerli sebep olmaksızın feshedilmiş, mahkeme işe başlatmama tazminatını dört aylık ücret olarak belirlemiş olsun. İşçi süresinde başvurmuş, ancak işveren işçiyi işe başlatmamış olsun.</p>
<p dir="ltr">İşe başlatmama tazminatı: 60.000 × 4 = 240.000 TL brüt<br />
Boşta geçen süre ücreti: 60.000 × 4 = 240.000 TL brüt (ve bu döneme isabet eden ikramiye gibi diğer haklar)</p>
<p dir="ltr">Bunlara ek olarak işçi, dört aylık boşta geçen sürenin eklenmesiyle bulunacak üç yıl dört aylık kıdem üzerinden kıdem tazminatına ve şartları varsa ihbar tazminatına hak kazanır. Fesih sırasında ödenmiş kıdem ve ihbar tazminatı varsa, bunlar mahsup edilir.</p>
<h2 dir="ltr">IX. SENDİKAL NEDENLE FESİH VE SENDİKAL TAZMİNAT</h2>
<p dir="ltr">İş sözleşmesinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyet nedeniyle feshedildiği ispatlanırsa, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6356&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’</a>nun 25. maddesi uyarınca işçiye işe başlatmama tazminatının yanında, bir yıllık ücretinden az olmamak üzere sendikal tazminat ödenir. Sendikal tazminat talebinde otuz işçi ve altı aylık kıdem şartları aranmaz. Feshin sendikal nedene dayandığını ispat yükü işçidedir; ancak işçi, sendikal nedenin varlığını güçlü biçimde gösteren emareler ortaya koyduğunda ispat yükü işverene geçer.</p>
<h2 dir="ltr">X. DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR</h2>
<p dir="ltr">İşçi açısından en önemli husus sürelerdir. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde mahkemeye, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurulmalıdır. Bu sürelerden birinin kaçırılması işe iade hakkının kaybına yol açar.</p>
<p dir="ltr">İşveren açısından ise feshin yazılı yapılması, sebebin açık ve somut gösterilmesi, davranış ve verim sebepli fesihlerde savunma alınması ve işletmesel kararların belgelendirilmesi, olası bir işe iade davasının sonucunu belirler. Fesih sonrasında aynı pozisyona kısa süre içinde yeni işçi alınması, feshi tutarsız hâle getirdiğinden kaçınılması gereken bir uygulamadır.</p>
<p dir="ltr">İş hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/is-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p dir="ltr">Yargıtay kararlarının tam metinlerine <a href="https://karararama.yargitay.gov.tr">Yargıtay Karar Arama</a> sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.</p>
<p dir="ltr">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p dir="ltr">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/">İŞE İADE DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ise-iade-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bosanmada-mal-paylasim-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bosanmada-mal-paylasim-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 19:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada mal paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[Değer Artış Payı]]></category>
		<category><![CDATA[Değer Artış Payı Hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[edinilmiş mal]]></category>
		<category><![CDATA[Edinilmiş Mallar]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dönemi Kapsayan Mallar]]></category>
		<category><![CDATA[Katılma Alacağı]]></category>
		<category><![CDATA[Katılma Alacağı Hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[Katkı Payı]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel mal]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Mallar]]></category>
		<category><![CDATA[Kredi ve Kişisel Katkıyla Alınan Mallarda Hesap]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[MAL PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[mal paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Mal paylaşımı davası]]></category>
		<category><![CDATA[taşınmaz]]></category>
		<category><![CDATA[türk medeni kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanmada mal paylaşımı davası, hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi davası, evlilik birliği sona eren eşler arasında evlilik süresince edinilen malların hesaplaşmasını sağlayan davadır. Yaygın inanışın aksine, evlilik içinde edinilen mallar eşlerin “ortak malı” değildir; her eş kendi adına kayıtlı malın maliki olmaya devam eder. Mal paylaşımı, kural olarak diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosanmada-mal-paylasim-davasi/">BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p dir="ltr">Boşanmada mal paylaşımı davası, hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi davası, evlilik birliği sona eren eşler arasında evlilik süresince edinilen malların hesaplaşmasını sağlayan davadır. Yaygın inanışın aksine, evlilik içinde edinilen mallar eşlerin “ortak malı” değildir; her eş kendi adına kayıtlı malın maliki olmaya devam eder. Mal paylaşımı, kural olarak diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı oranında bir para alacağı şeklinde gerçekleşir.</p>
<p dir="ltr">Mal paylaşımı davası, boşanma davasıyla birlikte açılabilir ancak mal rejimi davası boşanmanın sonucuna bağlı olduğundan boşanma davasından ayrılır ve boşanma kararı kesinleşinceye kadar bekletici mesele yapılır. Boşanma kararı kesinleştikten sonra mal rejiminin tasfiyesine geçilir.</p>
<h2 class="wp-block-heading" dir="ltr">I. BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI DAVASI NEDİR? HANGİ MAL REJİMİ UYGULANIR?</h2>
<p dir="ltr">Eşler arasındaki mal paylaşımı, 01.01.2002 tarihinden önce ve sonra farklı kurallara tabidir.</p>
<p dir="ltr">743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde, yani 01.01.2002 tarihinden önce yasal mal rejimi mal ayrılığı idi. Bu rejimde her eş kendi adına edindiği malların tek başına maliki sayılır ve boşanmada diğer eşin bu mallar üzerinde kural olarak bir hakkı bulunmazdı. Diğer eş ancak malın edinilmesine katkıda bulunduğunu ispatlarsa katkı payı alacağı isteyebilirdi.</p>
<p dir="ltr"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu</a>’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden itibaren ise yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Bu rejimde eşlerin malvarlığı, edinilmiş mallar ve kişisel mallar olarak ikiye ayrılır. Mal rejimi sona erdiğinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 236).</p>
<p dir="ltr">01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş ve bu tarihten sonra boşanmış eşler bakımından iki rejim birlikte uygulanır. 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, eşler 01.01.2002&#8217;ye kadar mal ayrılığı, bu tarihten sonra edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu nedenle 2002 öncesine uzanan evliliklerde her mal için hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiği ayrı ayrı belirlenmelidir.</p>
<p dir="ltr">Boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer (TMK m. 225/2). Bu nedenle dava tarihinden sonra edinilen mallar paylaşıma girmez; dava tarihinden önce edinilen mallar ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır.</p>
<h2 dir="ltr">II. MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA NELER TALEP EDİLEBİLİR?</h2>
<p dir="ltr">Mal paylaşımı davasında üç farklı alacak talep edilebilir: katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı. Bu alacaklar birbirinden farklı koşullara ve hesap yöntemlerine tabidir ve aynı dava içinde birlikte ileri sürülebilir.</p>
<h3 dir="ltr">A. Katılma Alacağı</h3>
<p dir="ltr">Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel alacağıdır ve katkı şartı aranmaksızın doğar. Diğer eşin evlilik içinde edindiği mallara hiçbir maddi katkısı bulunmayan, örneğin ev işleriyle ve çocukların bakımıyla ilgilenen eş de katılma alacağına hak kazanır.</p>
<p dir="ltr">Katılma alacağının hesabı kanunda adım adım düzenlenmiştir. Önce her eşin edinilmiş malları belirlenir. Bunlara, eşin mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde olağan hediyeler dışında diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler eklenir (TMK m. 229). Eşin kişisel mallarına ait borçların edinilmiş mallarından ödenmesi veya tersi durumda, mal grupları arasında denkleştirme yapılır (TMK m. 230). Bu işlemlerden sonra, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır ve kalan miktar o eşin artık değerini oluşturur (TMK m. 231). Hesap sonucu eksi çıkarsa, bu değer eksilmesi dikkate alınmaz ve artık değer sıfır kabul edilir.</p>
<p dir="ltr">Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1). Dolayısıyla artık değer eşin edinilmiş mallarının net değeri, katılma alacağı ise diğer eşin bu net değerin yarısı üzerindeki alacağıdır.</p>
<h3 dir="ltr">B. Değer Artış Payı Alacağı</h3>
<p dir="ltr">Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay alır (TMK m. 227). Bu alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Malın değeri azalmışsa, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa, hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir.</p>
<p dir="ltr">Değer artış payı alacağı, katılma alacağından farklı olarak somut bir katkının ispatını gerektirir. Uygulamada en sık rastlanan örnek, eşlerden birinin miras yoluyla edindiği para veya evlilik öncesi birikimiyle diğer eş adına alınan taşınmazın bedeline katkıda bulunmasıdır. Değer artış payı alacağı, katılma alacağından önce hesaplanır ve borçlu eşin artık değerinden düşülür.</p>
<h3 dir="ltr">C. Katkı Payı Alacağı</h3>
<p dir="ltr">Katkı payı alacağı, 01.01.2002 tarihinden önceki mal ayrılığı döneminde, eşlerden birinin diğeri adına edinilen bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya parayla ölçülebilen katkıda bulunması hâlinde doğan alacaktır. Bu alacak, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş ve TMK m. 227&#8217;ye benzer bir yöntemle hesaplanmaktadır. Katkı payı alacağında, ev işleri ve çocuk bakımı gibi katkılar tek başına yeterli görülmez; çalışarak gelir elde eden eşin bu gelirini malın edinilmesine aktardığının ispatı gerekir.</p>
<h2 dir="ltr">III. MAL PAYLAŞIMINDA HANGİ MALLAR PAYLAŞILABİLİR?</h2>
<h3 dir="ltr">A. Paylaşılabilen Mallar: Edinilmiş Mallar</h3>
<p dir="ltr">Edinilmiş mal, her eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek edindiği malvarlığı değerleridir (TMK m. 219). Kanun edinilmiş malları şöyle saymıştır:</p>
<ol dir="ltr">
<li>Eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler,</li>
<li>Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,</li>
<li>Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,</li>
<li>Kişisel malların gelirleri,</li>
<li>Edinilmiş malların yerine geçen değerler.</li>
</ol>
<p dir="ltr">Bu kapsamda evlilik içinde maaşla alınan taşınmaz ve araçlar, banka mevduatları, kooperatif hisseleri, kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesinin evlilik dönemine isabet eden kısmı ile kişisel mal niteliğindeki bir şirket hissesinin evlilik süresince elde edilen kar payları edinilmiş mal sayılır. <a href="https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2020-458-k-2021-889-t-01-07-2021/4162229/">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.07.2021 tarihli, 2020/8-458 E., 2021/889 K. sayılı</a> kararında, evlilik öncesinde edinilen şirket hissesinin kişisel mal olduğu, ancak evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadar bu hisseye düşen gelirin edinilmiş mal grubuna dahil olduğu ve mevcutsa tasfiyeye konu edileceği açıkça belirtilmiştir.</p>
<h3 dir="ltr">B. Paylaşılamayan Mallar: Kişisel Mallar</h3>
<p dir="ltr">Kişisel mallar mal paylaşımına konu olmaz (TMK m. 220). Kanun kişisel malları şöyle saymıştır:</p>
<ul dir="ltr">
<li>Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,</li>
<li>Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,</li>
<li>Manevi tazminat alacakları,</li>
<li>Kişisel mallar yerine geçen değerler.</li>
</ul>
<h3 dir="ltr">C. İspat Yükü ve Karineler</h3>
<p dir="ltr">TMK m. 222 uyarınca bir malın eşlerden hangisine ait olduğunu iddia eden kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyet hükümlerine göre eşlerin ortak mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu nedenle bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bunu belgeyle ispatlamalıdır.</p>
<p dir="ltr">Uygulamada en çok tartışılan durum, evlilik öncesindeki bir malın satılıp yerine yeni bir mal alınmasıdır.<a href="https://legalbank.net/belge/y-8-hd-e-2016-6745-k-2018-15022-t-05-07-2018-artik-degere-katilma-alacagi-mahkemece-davalinin-edinil/3186133/"> Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2018 tarihli, 2016/6745 E., 2018/15022 K. sayılı</a> kararında, kişisel mal savunmasında bulunulan durumlarda satıldığı iddia edilen bütün malların kayıtlarının getirtilmesi, edinme ve satış tarihleri ile satış değerlerinin belirlenmesi ve tasfiyeye konu malların edinme tarihleri ve değerleriyle tek tek karşılaştırılması gerektiği belirtilmiştir. Satış ile yeni alım arasındaki zaman yakınlığı ve bedellerin uyumu, kişisel mal ikamesinin ispatında belirleyicidir.</p>
<h2 dir="ltr">IV. HESAPLAMA YÖNTEMLERİ VE ÖRNEK HESAPLAR</h2>
<h3 dir="ltr">1. Değerleme Tarihi</h3>
<p dir="ltr">Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Hesaba eklenecek değerler ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır (TMK m. 235). Burada iki ayrı tarih ayrımına dikkat etmek gerekir. Malın niteliği ve kime ait olduğu, mal rejiminin sona erdiği tarihe, yani boşanma dava tarihine göre belirlenir. Malın parasal değeri ise karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (piyasa) değerine göre belirlenir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-2-hd-e-2024-6615-k-2025-10316-t-26-11-2025/5848192/">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2025 tarihli, 2024/6615 E., 2025/10316 K. sayılı</a> kararında, malların karara en yakın tarihteki güncel sürüm değerinin esas alınmasının emredici olduğu ve bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağı kabul edilmiştir.</p>
<p dir="ltr">Değerin karar tarihine göre belirlenmesi nedeniyle, katılma alacağına kural olarak karar tarihinden itibaren faiz işletilir.</p>
<h3 dir="ltr">2. Katılma Alacağı Hesabı</h3>
<p dir="ltr">Artık değer = Edinilmiş mallar + Eklenecek değerler (TMK m. 229) ± Denkleştirme (TMK m. 230) − Edinilmiş mallara ilişkin borçlar<br />Katılma alacağı = Diğer eşin artık değeri ÷ 2 (karşılıklı alacaklar takas edilir)</p>
<p dir="ltr">Örnek: Evlilik 2008 yılında kurulmuş, boşanma davası 2021 yılında açılmış olsun. Eşlerden A adına evlilik içinde maaşıyla alınan ve bugünkü sürüm değeri 6.000.000 TL olan bir daire ile değeri 1.000.000 TL olan bir araç bulunsun. Dava tarihinde A’nın aracına ilişkin 200.000 TL kredi borcu kalmış olsun. Eş B’nin adına ise evlilik içinde biriktirdiği 400.000 TL mevduat bulunsun.</p>
<p dir="ltr">A’nın artık değeri: 6.000.000 + 1.000.000 − 200.000 = 6.800.000 TL<br />B’nin artık değeri: 400.000 TL<br />B’nin katılma alacağı: 6.800.000 ÷ 2 = 3.400.000 TL<br />A’nın katılma alacağı: 400.000 ÷ 2 = 200.000 TL<br />Takas sonucu B’nin alacağı: 3.400.000 − 200.000 = 3.200.000 TL</p>
<h3 dir="ltr">3. Kredi ve Kişisel Katkıyla Alınan Mallarda Hesap</h3>
<p dir="ltr">Uygulamada malların büyük bölümü, bir kısmı peşin ve bir kısmı krediyle alınmakta, kredi taksitlerinin bir bölümü de mal rejimi sona erdikten sonra ödenmektedir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-8-hd-e-2016-15695-k-2016-13500-t-10-10-2016/2618866/">Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2016 tarihli, 2016/15695 E., 2016/13500 K. sayılı</a> kararında bu tür mallar için izlenecek yöntem açıklanmıştır. Satın alma bedelinin kredi ile ve kişisel imkânlarla karşılanan kısımları ve oranları ayrı ayrı belirlenir; kredi geri ödemelerinin hangi döneme isabet ettiği, miktarı ve taksit sayısı tespit edilir; mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan taksitler, rejim süresinde ödenen kısım dışında tutulur; malın karara en yakın sürüm değeri keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir.</p>
<p dir="ltr">Edinilmiş mal oranı = (Kredinin satın alma bedeline oranı) × (Rejim süresinde ödenen taksit ÷ Toplam taksit)<br />Katılma alacağı = Malın sürüm değeri × Edinilmiş mal oranı ÷ 2</p>
<p dir="ltr">Örnek: A, evlilik içinde 2015 yılında 1.000.000 TL’ye bir daire almış olsun. Bedelin 300.000 TL’sini evlilik öncesindeki birikimiyle peşin, 700.000 TL’sini ise 120 ay vadeli krediyle ödemiş olsun. Boşanma dava tarihine kadar 80 taksit ödenmiş, kalan 40 taksit dava tarihinden sonra A tarafından ödenmiş olsun. Dairenin karara en yakın sürüm değeri 10.000.000 TL olsun.</p>
<p dir="ltr">Kişisel mal katkısı oranı: 300.000 ÷ 1.000.000 = %30<br />Kredinin bedele oranı: 700.000 ÷ 1.000.000 = %70<br />Rejim süresinde ödenen kredi oranı: 80 ÷ 120 = 2/3<br />Edinilmiş mal oranı: %70 × 2/3 = %46,67<br />Dairenin edinilmiş mal kısmı: 10.000.000 × %46,67 = 4.666.667 TL<br />B’nin bu daire yönünden katılma alacağı: 4.666.667 ÷ 2 = 2.333.333 TL</p>
<p dir="ltr">Dairenin %30&#8217;luk kişisel mal kısmı (3.000.000 TL) ile dava tarihinden sonra ödenen taksitlere isabet eden %23,33&#8217;lük kısmı (2.333.333 TL) paylaşıma girmez.</p>
<h3 dir="ltr">4. Değer Artış Payı Hesabı</h3>
<p dir="ltr">Katkı oranı = Katkı tutarı ÷ Malın edinme bedeli<br />Değer artış payı = Malın tasfiye anındaki sürüm değeri × Katkı oranı</p>
<p dir="ltr">Malın değeri düşmüşse oransal hesap yapılmaz, katkının başlangıçtaki değeri istenir. Değer artış payı önce hesaplanır, ardından borçlu eşin artık değerinden düşülür ve kalan değer üzerinden katılma alacağı belirlenir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2017-1614-k-2018-1550-t-23-10-2018-bosanmada-deger-artis-payi-ve-katilma-alacagi-istemi-orta/3372900/">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.10.2018 tarihli, 2017/1614 E., 2018/1550 K. sayılı</a> kararında bu sıralama, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden değer artış payı düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısının katılma alacağı olarak hükmedilmesi şeklinde açıklanmıştır.</p>
<p dir="ltr">Örnek: A adına evlilik içinde 1.000.000 TL’ye alınan bir daireye, B’nin babasından miras kalan 200.000 TL’yi katkı olarak verdiği, kalan 800.000 TL’nin ise A’nın maaşından ödendiği ispatlanmış olsun. Dairenin bugünkü sürüm değeri 10.000.000 TL olsun.</p>
<p dir="ltr">B’nin katkı oranı: 200.000 ÷ 1.000.000 = %20<br />B’nin değer artış payı: 10.000.000 × %20 = 2.000.000 TL<br />A’nın artık değeri: 10.000.000 − 2.000.000 = 8.000.000 TL<br />B’nin katılma alacağı: 8.000.000 ÷ 2 = 4.000.000 TL<br />B’nin toplam alacağı: 2.000.000 + 4.000.000 = 6.000.000 TL</p>
<h3 dir="ltr">5. Katkı Payı Hesabı (2002 Öncesi Mallar)</h3>
<p dir="ltr">Katkı payı alacağında da Yargıtay benzer bir oranlama yöntemi uygulamaktadır. Davacı eşin malın edinilmesine yaptığı katkının edinme bedeline oranı belirlenir ve bu oran malın karara en yakın sürüm değerine uygulanır. Katkının tutarı belirlenirken, malın edinildiği tarihte eşlerin gelirleri, birikimleri ve ailenin olağan giderleri araştırılır; davacı eşin geliriyle malın edinilmesine katılabilecek miktar hesaplanır.</p>
<p dir="ltr">Katkı payı alacağı = Malın karara en yakın sürüm değeri × (Davacının katkısı ÷ Malın edinme bedeli)</p>
<p dir="ltr">Örnek: 1998 yılında koca adına alınan bir dairenin bedelinin dörtte birini, öğretmen olarak çalışan kadın eşin maaş birikimiyle karşıladığı ispatlanmış olsun. Dairenin bugünkü sürüm değeri 8.000.000 TL ise kadının katkı payı alacağı 8.000.000 × 1/4 = 2.000.000 TL’dir.</p>
<h3 dir="ltr">6. İki Dönemi Kapsayan Mallar</h3>
<p dir="ltr">01.01.2002 tarihinden önce edinilmeye başlanıp sonrasında ödemesi tamamlanan mallarda, örneğin 1999&#8217;da başlayıp 2005&#8217;te biten kooperatif ödemelerinde, ödemeler dönemlere ayrılır. 2002 öncesi ödemeler katkı payı, sonrası ödemeler katılma alacağı yöntemine göre ayrı ayrı hesaplanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2019 tarihli, 2017/1618 E., 2019/1370 K. sayılı kararında, bedelini kocanın ödediği kooperatif taşınmazının kadın adına tescil edildiği bir olayda, eşler arasındaki ortak yaşamı güvence altına almaya yönelik yatırımların bağış sayılamayacağı ve ödemelerin mal ayrılığı ve edinilmiş mallara katılma dönemlerine göre ayrılarak alacağın hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.</p>
<h2 dir="ltr">V. MAL PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ</h2>
<p dir="ltr">Eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilirler (TMK m. 203). Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalı ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilmelidir (TMK m. 205).</p>
<p dir="ltr">Edinilmiş mallara katılma rejiminde kalmak isteyen eşler de, TMK m. 221 uyarınca bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti için ayrılan ve normalde edinilmiş mal sayılacak değerlerin ve kişisel malların gelirlerinin kişisel mal sayılacağını mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırabilirler. Bu imkân, özellikle aile şirketinde ortak olan veya kira geliri getiren kişisel malları bulunan eşler için önem taşır.</p>
<h2 dir="ltr">VI. ANLAŞMALI BOŞANMA DURUMUNDA MAL PAYLAŞIMI</h2>
<p dir="ltr">Anlaşmalı boşanmada eşler, boşanmanın mali sonuçlarını mahkemeye sundukları protokolde düzenler (TMK m. 166/3). Protokolde malların yarı yarıya veya farklı oranlarda paylaşılması, belirli malların bir eşe bırakılması ya da eşlerden birinin mal rejiminden doğan tüm haklarından feragat etmesi kararlaştırılabilir. Protokol hâkim tarafından onaylanarak boşanma kararına dahil edilir ve kesinleşmeyle bağlayıcı hâle gelir.</p>
<p dir="ltr">Protokolün mal rejimine ilişkin hükmünün açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması büyük önem taşır. Yalnızca “tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talebi yoktur” gibi bir ifade, mal rejiminden doğan alacaklardan feragat anlamına gelmeyebilir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin haklardan feragat edilecekse, bu durum protokolde açıkça yazılmalıdır. Protokolde mal paylaşımına ilişkin açık bir hüküm yer almıyorsa, eşler boşanma kararı kesinleştikten sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açabilir.</p>
<h2 dir="ltr">VII. ZİNA VE HAYATA KAST HALİNDE MAL PAYLAŞIMI ORANI</h2>
<p dir="ltr">Mal paylaşımı kural olarak yarı yarıya yapılır ve boşanmadaki kusur katılma alacağını etkilemez. Bunun tek istisnası TMK m. 236/2&#8217;de düzenlenmiştir: Zina (TMK m. 161) veya hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162) sebebiyle boşanmaya karar verilmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Bu istisnanın uygulanabilmesi için boşanmanın bu özel sebeplere dayandırılmış ve bu sebeplerle hüküm kurulmuş olması gerekir; genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı kararlarda bu indirim yapılamaz.</p>
<h2 dir="ltr">VIII. MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA ZAMANAŞIMI VE TEDBİR</h2>
<p dir="ltr">Mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Boşanma hâlinde zamanaşımı boşanma kararının kesinleştiği tarihten, ölüm hâlinde ise ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar.</p>
<p dir="ltr">Dava süresince eşin malları elden çıkarmasını önlemek için davaya konu taşınmaz ve araçlara ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir. Boşanma davası sırasında da TMK m. 199 uyarınca, bir eşin belirli malvarlığı değerleri üzerinde diğer eşin rızası olmadan tasarrufta bulunmasının kısıtlanması istenebilir. Ayrıca mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler, TMK m. 229 uyarınca hesaba eklenir. Eklenecek değerlerin borçlu eşten tahsil edilememesi hâlinde, TMK m. 241 uyarınca bu kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı da dava açılabilir.</p>
<p dir="ltr">Davanın türü bakımından da bir değişikliğe dikkat edilmelidir. Mal rejimi davaları uzun süre belirsiz alacak davası olarak açılmaktaydı. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi kaldırılmış, HMK m. 109&#8217;a eklenen dördüncü fıkrayla kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımı imkânı getirilmiştir. Bu tarihten sonra açılacak mal rejimi davalarında, değer bilirkişi raporuyla belirlenene kadar kısmi dava yoluyla ilerlenmeli ve talep artırımının zamanlaması, rapora yapılacak itirazlar gözetilerek dikkatle belirlenmelidir.</p>
<h2 dir="ltr">IX. MAL PAYLAŞIMINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME</h2>
<h3 dir="ltr">A. Görevli Mahkeme</h3>
<p dir="ltr">Mal rejiminin tasfiyesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar.</p>
<h3 dir="ltr">B. Yetkili Mahkeme</h3>
<p dir="ltr">TMK m. 214 uyarınca yetkili mahkeme şöyle belirlenir:</p>
<ol dir="ltr">
<li>Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermişse, ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.</li>
<li>Evlilik mahkeme kararıyla sona ermişse veya devam eden bir boşanma davası varsa, boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesi için de yetkilidir.</li>
<li>Diğer hallerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.</li>
</ol>
<h2 dir="ltr">X. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</h2>
<p dir="ltr"><strong>T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2020/8-458 K. 2021/889 T. 01.07.2021</strong></p>
<blockquote>
<p dir="ltr">“Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay yönünden evlilik birliğinin kurulmasından (22.08.2003), boşanma dava tarihine (12.10.2009) kadarki döneme ilişkin olarak davalı-karşı davacının şirketteki hissesine düşen gelir açısından davacı-karşı davalı tarafın kâr payı talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.</p>
<p dir="ltr">Her ne kadar mahkemece tanık beyanları ve hesap bilirkişi raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda şirketin hakim ortağının davalı-karşı davacının babası olduğu ve bu nedenle davacı-karşı davalı yönünden kâr payı talep hakkı doğmayacağı kanaatine varılmış ise de, dosya kapsamındaki ticaret sicil müdürlüğü resmî kayıtları karşısında davalı-karşı davacının şirketin kurulmasından ve evlilik birliğinin devamı süresince şirkette hakim ortak olarak payı bulunduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p dir="ltr">TMK 220. maddesine göre eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında sahip oldukları her türlü malvarlığı değerleri edinme şekline bakılmaksızın kişisel mallardan sayılmıştır. Dolayısıyla eşlerin evlenmeden önce edinilmiş olan şirket hisseleri kişisel mal olarak kabul edilecektir. Ne var ki aksi kararlaştırılmadığından evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadar ki döneme ilişkin olarak davalı-karşı davacının şirketteki hissesine düşen geliri edinilmiş mal grubuna dahil olduğundan, mevcut ise tasfiye davasının konusu olabilir.</p>
<p dir="ltr">O hâlde mahkemece evlilik birliğinin kurulduğu 22.08.2003 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 12.10.2009 tarihine kadar anılan şirketin kâr payı hususunda Özel Daire bozma kararında belirtilen hususlar yönünden araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.</p>
<p dir="ltr">Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”</p>
</blockquote>
<p dir="ltr"><strong>T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/6745 K. 2018/15022 T. 05.07.2018</strong></p>
<blockquote>
<p dir="ltr">“Davacı, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları sebebiyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Dava, artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece evlilik birliğinden sonra sırasıyla 2002, 2006 ve 2008 yılında edinilen taşınmazlar ile aracın davalının edinilmiş malı oldukları kabulünden hareketle tasfiye tarihi itibariyle değerlerinin yarısına katılma alacağı olarak hükmedilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı savunmasında 197 ada 108 parsel sayılı taşınmazın evlilik tarihinden önce edindiği 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 26.05.2006 tarihinde satışından elde edilen gelirle, 233 ada 22 parsel sayılı taşınmazın yine evlilik tarihinden önce edindiği 1072 ada 134 parseldeki 24 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen gelirle, aracın annesine ait taşınmazların satışından elde edilen gelirle alındığını belirterek kişisel mal savunmasında bulunmuştur. Mahkemece kişisel mal savunmasına konu taşınmazların bir kısmının kayıtları getirtilmiş ise de değerlendirilmemiş, bir kısmının kayıtları ise getirtilmemiştir. Dolayısıyla mahkemece davalının kişisel mal savunması üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece satıldığı iddia edilen tüm malvarlıklarının kayıtları getirtilerek, edinme ve satış tarihleri ile satış değerleri belirlendikten sonra tasfiyeye konu malvarlıklarının edinme tarihleri ve edinme değerleri tek tek karşılaştırılmak suretiyle tarafların gösterdiği tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.”</p>
</blockquote>
<p dir="ltr"><strong>T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/15695 K. 2016/13500 T. 10.10.2016</strong></p>
<p dir="ltr">Daire bu kararında; mal rejiminin boşanma dava tarihinde sona erdiğini, satın alma bedelinin kredi ile ve kişisel imkânlarla karşılanan kısımlarının ve oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi, kredi taksitlerinin hangi döneme isabet ettiğinin tespit edilmesi ve mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan kredi borcunun ayrıca dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinin kar paylarının edinilmiş mal olduğu, ödenmemiş kâr payları bakımından ailenin ekonomik ve sosyal durumuna göre aile harcamalarında kullanıldığı kabul edilecek makul miktar düşüldükten sonra kalan tutarın tasfiyede gözetileceği açıklanmıştır.</p>
<p dir="ltr"><strong>T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2024/6615 K. 2025/10316 T. 26.11.2025</strong></p>
<p dir="ltr">Daire, malların karara en yakın tarihteki güncel sürüm değerinin esas alınmasının emredici olduğunu ve bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.</p>
<p dir="ltr">Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p dir="ltr">Yargıtay kararlarının tam metinlerine <a href="https://karararama.yargitay.gov.tr">Yargıtay Karar Arama</a> sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.</p>
<p dir="ltr">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p dir="ltr">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosanmada-mal-paylasim-davasi/">BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bosanmada-mal-paylasim-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOŞANMA DAVASINDA KARŞI VEKALET ÜCRETİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bosanma-davasinda-karsi-vekalet-ucreti/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bosanma-davasinda-karsi-vekalet-ucreti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 18:13:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[AAÜT]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma davası vekalet ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmada karşı vekalet]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmanın ferileri]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[Mal paylaşımı davası]]></category>
		<category><![CDATA[Manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA]]></category>
		<category><![CDATA[Vekalet ücreti türleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boşanma davasında karşı vekalet ücreti, yargılama giderlerinin en tartışmalı kalemlerinden biri olup, davanın esasına ilişkin uyuşmazlık kadar tarafların menfaat dengesini de doğrudan etkiler. Boşanma davaları bakımından mesele, davanın kendine özgü niteliğinden ve yanında ileri sürülen ferî taleplerin çokluğundan ötürü ayrı bir önem taşır. Zira boşanma davası kişi haline ilişkin, konusu para ile ölçülemeyen bir dava [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosanma-davasinda-karsi-vekalet-ucreti/">BOŞANMA DAVASINDA KARŞI VEKALET ÜCRETİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="5:1-5:646;129-774">Boşanma davasında karşı vekalet ücreti, yargılama giderlerinin en tartışmalı kalemlerinden biri olup, davanın esasına ilişkin uyuşmazlık kadar tarafların menfaat dengesini de doğrudan etkiler. Boşanma davaları bakımından mesele, davanın kendine özgü niteliğinden ve yanında ileri sürülen ferî taleplerin çokluğundan ötürü ayrı bir önem taşır. Zira boşanma davası kişi haline ilişkin, konusu para ile ölçülemeyen bir dava iken, bu davaya bağlı olarak istenen maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri, para ile ölçülebilir ekonomik değerler doğurur.  Bu durum karşı yan (ilam) vekalet ücreti bakımından uygulamada sıkça hataya düşülen bir alan yaratmaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="7:1-7:474;776-1249">Bu çalışmada boşanma davasında karşı vekâlet ücreti, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1136&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">1136 sayılı Avukatlık Kanunu</a> ve güncel <a href="https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/2025-2026-tbb-avukatlik-asgari-ucret-tarifesi-aaut-resmi-gazetede-yayimlanmistir-86023">Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi</a> (AAÜT) hükümleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi&#8217;nin yerleşik içtihadı ışığında, özellikle maddi–manevi tazminat ve boşanmanın ferileri yönünden ele alınmaktadır. Değerlendirme, 4/11/2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanan 2026 dönemi Tarifesi ile bu Tarifede 8 Ocak 2026 tarihinde yapılan kritik değişiklik esas alınarak yapılmıştır.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="9:1-9:44;1251-1294">I. Vekalet Ücretinin Niteliği ve Türleri</h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="11:1-11:384;1296-1679">Yargılama giderlerinden olan karşı yan vekalet ücreti, HMK m.323/1-ğ uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretini ifade eder ve haksız çıkan tarafa yükletilir (HMK m.326). Bu ücret, tarafın kendi avukatı ile arasındaki akdi (sözleşmesel) ücretten bağımsızdır. Niteliği itibarıyla yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen bir kalemdir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="13:1-13:216;1681-1896">1136 sayılı Avukatlık Kanunu&#8217;nun 164. maddesi gereğince, AAÜT&#8217;nin altında ücret kararlaştırılamaz; dava değeri üzerinden yüzde (nispi) olarak belirlenen ücrette bu oran dava konusu değerin yüzde yirmi beşini aşamaz.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="15:1-15:40;1898-1937">Vekâlet ücreti iki yöntemle hesaplanır:</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="17:1-17:284;1939-2222"><strong>Maktu ücret</strong>, konusu para ile ölçülemeyen işlerde uygulanan, görevli mahkemeye göre belirlenen sabit tutardır. Boşanma, velayet, tahliye gibi işler ile ceza davaları bu kategoriye girer. 2026 Tarifesine göre aile mahkemelerinde maktu vekâlet ücreti 45.000 TL olarak öngörülmüştür.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="19:1-19:241;2224-2464"><strong>Nispi ücret</strong> ise konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde, dava değerinin dilimlere ayrılıp her dilime ayrı oran uygulanmasıyla bulunur. Alacak, tazminat ve itirazın iptali davaları bu esasa tabidir.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="21:1-21:56;2466-2521">II. Boşanma Davasının Hukuki Niteliği ve Maktu Ücret</h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="23:1-23:324;2523-2846"><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">Boşanma davası</a>, kişinin medeni haline ilişkin, konusu para ile ölçülemeyen bir davadır. Bu nedenle boşanma talebi yönünden hükmedilecek vekâlet ücreti maktu niteliktedir. Davanın kabulü halinde davacı lehine, reddi halinde davalı lehine, davanın görüldüğü aile mahkemesi için Tarifede öngörülen maktu ücrete hükmedilir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="25:1-25:171;2848-3018">Bu temel durum boşanma yanında ileri sürülen ekonomik taleplerin vekalet ücreti bakımından nasıl değerlendirileceği sorusunu doğurur ve asıl tartışma da burada başlar.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="27:1-27:55;3020-3074">III. Boşanmanın Ferileri ve Vekalet Ücretine Etkisi</h2>
<h3 class="text-text-100 mt-2 -mb-1 text-base font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="29:1-29:26;3076-3101">A. Feri Talep</h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="31:1-31:108;3103-3210">TMK&#8217;nın ilgili hükümleri uyarınca boşanmaya bağlı olarak istenebilecek başlıca ekonomik talepler şunlardır:</p>
<ul class="[li_&amp;]:mb-0 [li_&amp;]:mt-1 [li_&amp;]:gap-1 [&amp;:not(:last-child)_ul]:pb-1 [&amp;:not(:last-child)_ol]:pb-1 list-disc flex flex-col gap-1 pl-8 mb-3 print:block print:space-y-1" dir="ltr" data-sourcepos="33:1-36:86;3212-3762">
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="33:1-33:177;3212-3388"><strong>Maddi tazminat</strong> (TMK m.174/1): Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan isteyebileceği tazminat.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="34:1-34:140;3389-3528"><strong>Manevi tazminat</strong> (TMK m.174/2): Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın isteyebileceği tazminat.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="35:1-35:148;3529-3676"><strong>Yoksulluk nafakası</strong> (TMK m.175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla isteyebileceği süresiz nafaka.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="36:1-36:86;3677-3762"><strong>İştirak nafakası</strong> (TMK m.182) ve dava süresince tedbir nafakası (TMK m.169).</li>
</ul>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="38:1-38:217;3764-3980">Bu talepler boşanma davası içinde ileri sürüldüğünde, boşanmanın ferisi (eki) niteliğindedir. Feri nitelikli olmalarının doğrudan sonucu, boşanma davası içinde istendiklerinde ayrıca harca tabi olmamalarıdır.</p>
<h3 class="text-text-100 mt-2 -mb-1 text-base font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="40:1-40:92;3982-4073">B.  Feri Taleplerin Kabul veya Reddi Durumu</h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="42:1-42:378;4075-4452">Yargıtay 2. Hukuk Dairesi&#8217;nin yerleşik içtihadı<em><strong> ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/6888 2022/7300 22.09.2022 )</strong> </em>boşanma davasının para ile ölçülemeyen ve maktu vekalet ücretine tabi bir dava olması, boşanma ile birlikte istenen maddi tazminat, manevi tazminat ve nafaka taleplerinin ise boşanmaya bağlı ferî nitelikte olup harca tabi olmaması sebebiyle, bu talepler yönünden ayrıca (nispi) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="44:1-44:590;4454-5043">Bu kuralın kapsamı geniştir. Tarafların kusur durumu ne olursa olsun, boşanmanın ferisi niteliğindeki yoksulluk ve iştirak nafakaları ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen veya tamamen kabul ya da reddi hâlinde, bu kalemler için ayrıca vekalet ücreti takdir edilemez. Nitekim uygulamada sıkça karşılaşılan hatalardan biri tazminat talebinin bir kısmının reddi halinde, reddedilen miktar üzerinden karşı taraf (tazminat borçlusu) lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesidir. Feri talepler bakımından böyle bir uygulama, Dairenin istikrarlı içtihadına göre bozma sebebidir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="46:1-46:249;5045-5293">Dolayısıyla tipik bir çekişmeli boşanma davasında sonuç olarak boşanmaya karar verilirse yalnızca boşanma yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilir. Kabul veya reddedilen tazminat ile nafaka miktarları vekalet ücreti hesabında dikkate alınmaz.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="50:1-50:356;5329-5684">Bu içtihadın hukuki temeli, feri taleplerin harca tabi olmamasıdır. Harç ile vekalet ücreti arasındaki paralellik dolayısıyla, harca tabi olmayan bir talebin dava değerini artırmaması, aynı şekilde vekalet ücreti hesabına da esas alınmamasını gerektirir. Boşanmanın maktu ücreti, bu ferî taleplere ilişkin hukuki yardımı da kapsar biçimde değerlendirilir.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="52:1-52:72;5686-5757">IV. İstisnai Haller</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="52:1-52:72;5686-5757"><span style="font-size: 16px;">Feri nitelik, tazminat ve nafaka taleplerinin </span>boşanma davası içinde<span style="font-size: 16px;"> ileri sürülmesine bağlıdır. Bu talepler boşanmadan bağımsız bir dava ile istendiğinde nitelik değişir:</span></p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="56:1-56:284;5935-6218">Boşanma kesinleştikten sonra (TMK m.178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde) ayrı bir dava ile talep edilen maddi/manevi tazminat veya nafaka; artık ferî değil, müstakil ve para ile ölçülebilir bir dava konusudur. Bu hâlde:</p>
<ul class="[li_&amp;]:mb-0 [li_&amp;]:mt-1 [li_&amp;]:gap-1 [&amp;:not(:last-child)_ul]:pb-1 [&amp;:not(:last-child)_ol]:pb-1 list-disc flex flex-col gap-1 pl-8 mb-3 print:block print:space-y-1" dir="ltr" data-sourcepos="58:1-60:84;6220-6416">
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="58:1-58:33;6220-6252">Dava, nispi harca tabidir.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="59:1-59:80;6253-6332">Vekâlet ücreti de nispi olarak, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="60:1-60:84;6333-6416">Dava değeri; tazminat miktarları ile nafakaların yıllık tutarının toplamıdır.</li>
</ul>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="62:1-62:492;6418-6909"><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi&#8217;nin 4.5.2017 tarihli, 2016/5078 E. ve 2017/5338 K. sayılı kararı bu ayrımı açıkça ortaya koymaktadır. Boşanma davası içinde harca tabi olmadan istenebilecek tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri, boşanma davasından bağımsız olarak talep edildiğinde dava değeri üzerinden nispi harca tabidir. Bu durumda dava değeri, tazminat miktarları ile nafakanın yıllık tutarının toplamı olarak hesaplanır ve buna göre peşin nispi harç tamamlattırılarak işin esasına girilir.</strong></p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="64:1-64:233;6911-7143">Aynı mantık, boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılan ve reddedilen manevi tazminat davasında da işler. Bu tür davanın tamamen reddi halinde karar tarihindeki AAÜT&#8217;nin ilgili maddesi gereğince maktu vekâlet ücreti takdir olunur.</p>
<h3 class="text-text-100 mt-2 -mb-1 text-base font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="66:1-66:36;7145-7180">Feri Nitelikte Olmayan Talepler</h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="68:1-68:136;7182-7317">Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir husus, boşanma davasında birlikte görülse dahi bazı taleplerin boşanmanın ferisi sayılmamasıdır:</p>
<ul class="[li_&amp;]:mb-0 [li_&amp;]:mt-1 [li_&amp;]:gap-1 [&amp;:not(:last-child)_ul]:pb-1 [&amp;:not(:last-child)_ol]:pb-1 list-disc flex flex-col gap-1 pl-8 mb-3 print:block print:space-y-1" dir="ltr" data-sourcepos="70:1-71:474;7319-7905">
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="70:1-70:113;7319-7431"><strong>Ziynet (takı) alacağı</strong>, boşanmanın eki niteliğinde değildir. Nispi harca ve nispi vekalet ücretine tabidir.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="71:1-71:474;7432-7905"><strong>Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler</strong> (katkı payı, katılma alacağı, değer artış payı) da bağımsız ve para ile ölçülebilir taleplerdir. Ancak Yargıtay, boşanma davası henüz sonuçlanmadan açılan mal rejimi davasında, boşanma sonucuna bağlı olması sebebiyle bu aşamada mal rejimi yönünden nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Nispi ücret, tasfiye davasının esası hakkında karar verilebilir hale gelmesiyle gündeme gelir.</li>
</ul>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="73:1-73:100;7907-8006">V. AAÜT 2026 ve 8 Ocak 2026 Değişikliği</h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="75:1-75:379;8008-8386">2026 dönemi Tarifesi 4/11/2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmış sonrasında 8/1/2026 tarihli Resmî Gazete ile önemli bir değişiklik, 28/3/2026 tarihli ve 33207 sayılı Resmî Gazete ile de usule ilişkin dar kapsamlı bir düzeltme (m.14/5) yapılmıştır. Boşanmanın ferisi olmaktan çıkan bağımsız tazminat davaları bakımından 8 Ocak 2026 değişikliği belirleyicidir.</p>
<h3 class="text-text-100 mt-2 -mb-1 text-base font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="77:1-77:43;8388-8430">A. Manevi Tazminatta Ücret (AAÜT m.10)</h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="79:1-79:466;8432-8897">Tarifenin 10. maddesine göre manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre (nispi) belirlenir. Davaların tamamının reddi hâlinde ücret, ikinci kısmın ikinci bölümüne göre (maktu) hükmolunur. Manevi tazminatın, maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması halinde ise manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir (m.10/4).</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="81:1-81:520;8899-9418">8 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete ile 10. maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga hükme göre; manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf (davalı) vekili lehine üçüncü kısma göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemiyordu. Bu sınırlama, yüksek manevi tazminat talep eden ancak talebinin küçük bir kısmına hükmedilen davacıyı, reddedilen kısım üzerinden orantısız bir karşı vekalet ücreti yüküyle karşılaşmaktan koruyordu.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="83:1-83:534;9420-9953">Fıkranın kaldırılmasıyla birlikte bu koruma ortadan kalkmıştır. Artık manevi tazminat davasının kısmen reddi hâlinde, reddedilen kısım üzerinden davalı vekili lehine nispi vekâlet ücreti, davacı lehine belirlenen ücretle sınırlı olmaksızın işletilecektir. Bu durum, özellikle boşanma kesinleştikten sonra açılan bağımsız manevi tazminat davalarında talep miktarının belirlenmesinde daha ölçülü davranmayı zorunlu kılmaktadır. Yüksek tutarlı ve büyük ölçüde reddedilen taleplerde davacı, ağır bir karşı vekalet ücreti riski taşır.</p>
<h3 class="text-text-100 mt-2 -mb-1 text-base font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="85:1-85:42;9955-9996">B. Maddi Tazminatta Ücret (AAÜT m.13)</h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="87:1-87:407;9998-10404">Maddi tazminat istemli davalarda ücret, kural olarak Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi belirlenir ancak hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez (m.13/2). Maddi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına üçüncü kısma göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez (m.13/3). Davaların tamamının reddinde ise maktu ücrete hükmolunur.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="89:1-89:383;10406-10788">Görüldüğü üzere maddi tazminatta kısmi ret için öngörülen &#8220;davacı lehine belirlenen ücreti geçememe&#8221; sınırı (m.13/3) korunmuşken; manevi tazminatta aynı işlevi gören sınır (mülga m.10/2) kaldırılmıştır. Bu, iki tazminat türü arasında karşı vekalet ücreti bakımından yapısal bir farklılık doğurmuştur ve derdest bağımsız tazminat dosyalarında talep stratejisini doğrudan etkiler.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="91:1-91:48;10790-10837">VI. Uygulamada Dikkat Edilecek Özel Durumlar</h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="93:1-93:384;10839-11222">Vekalet ücreti, davanın açıldığı tarihteki değil, hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifeye göre belirlenir. Bu ilke gereği, 8 Ocak 2026&#8217;dan önce açılmış olsa dahi bu tarihten sonra karara bağlanan (veya bozulup yeniden yargılanan) manevi tazminat davalarında mahkeme, mülga m.10/2&#8217;yi değil, yürürlükteki düzenlemeyi esas alacaktır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="95:1-95:487;11224-11710">Karşılıklı boşanma taleplerinde ücret. Hem davacının hem davalının (karşı dava ile) boşanma talep ettiği ve her ikisinin boşanmayı elde ettiği hâllerde vekâlet ücretinin nasıl paylaştırılacağı uygulamada farklılık gösterebilir. Her iki tarafın da davasında haklı çıkması hâlinde, karşılıklı hükmedilen maktu ücretlerin sonucu itibarıyla birbirini karşılayabileceği yönünde uygulamalar bulunmakla birlikte, somut olayın kabul–ret dengesine göre değerlendirme yapılması isabetli olur.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="97:1-97:371;11712-12082">Boşanma davasında ferî taleplerin varlığı, akdi  (avukat–müvekkil arası) ücretin serbestçe ve daha yüksek kararlaştırılmasına elbette engel değildir ancak bu, <strong>karşı yan vekalet ücreti</strong> bakımından yukarıdaki kuralı değiştirmez. Akdi ücret ile yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen ücret birbirinden titizlikle ayrılmalıdır.</p>
<h2 class="text-text-100 mt-3 -mb-1 text-[1.125rem] font-bold" dir="ltr" data-sourcepos="99:1-99:31;12084-12114">VII. Sonuç</h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="101:1-101:124;12116-12239">Boşanma davasında karşı vekâlet ücretinin doğru tayini, davanın kendine özgü yapısının kavranmasına bağlıdır. Özetle:</p>
<ol class="[li_&amp;]:mb-0 [li_&amp;]:mt-1 [li_&amp;]:gap-1 [&amp;:not(:last-child)_ul]:pb-1 [&amp;:not(:last-child)_ol]:pb-1 list-decimal flex flex-col gap-1 pl-8 mb-3 print:block print:space-y-1" dir="ltr" data-sourcepos="103:1-107:240;12241-13074">
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="103:1-103:87;12241-12327">Boşanma talebi para ile ölçülemez; bu yönden maktu vekâlet ücretine hükmedilir.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="104:1-104:228;12328-12555">Boşanma davası içinde istenen maddi–manevi tazminat ve nafaka talepleri boşanmanın ferisi olup harca tabi değildir; kısmen ya da tamamen kabul veya reddedilseler dahi bunlar için ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemez.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="105:1-105:203;12556-12758">Aynı talepler boşanmadan bağımsız bir dava ile istendiğinde nitelik değişir; nispi harç ve nispi vekâlet ücreti gündeme gelir, dava değeri tazminat ile yıllık nafaka tutarının toplamıdır.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="106:1-106:76;12759-12834">Ziynet ve mal rejimi talepleri ferî sayılmaz; kendi rejimlerine tabidir.</li>
<li class="font-claude-response-body whitespace-normal break-words pl-2" data-sourcepos="107:1-107:240;12835-13074">8 Ocak 2026 değişikliği ile AAÜT m.10/2&#8217;nin kaldırılması, bağımsız manevi tazminat davalarında kısmî ret hâlinde davacı aleyhine karşı vekâlet ücreti riskini ağırlaştırmıştır; talep miktarının belirlenmesinde bu risk gözetilmelidir.</li>
</ol>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr" data-sourcepos="109:1-109:410;13076-13485">Nihayetinde, boşanma ile ferilerinin vekâlet ücreti yönünden değerlendirilmesinde belirleyici ölçüt, talebin harca tabi olup olmaması ve boşanmayla ferî bağının bulunup bulunmamasıdır. Bu ayrımın gözden kaçırılması, hem müvekkil aleyhine gereksiz bir gider yükü hem de temyiz/istinaf aşamasında bozma sebebi doğurabilecek nitelikte olduğundan, hüküm fıkrasının kurulmasında azami özen gösterilmelidir.</p>
<p>Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosanma-davasinda-karsi-vekalet-ucreti/">BOŞANMA DAVASINDA KARŞI VEKALET ÜCRETİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bosanma-davasinda-karsi-vekalet-ucreti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRAS PAYI HESAPLAMASI NASIL YAPILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 17:50:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir miras avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[MAL REJİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[MAL REJİMİNİN TASFİYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[miras payı hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı zümreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit Tenkis Oranı]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eşin miras payı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağ Kalan Eşin Payı]]></category>
		<category><![CDATA[saklı pay]]></category>
		<category><![CDATA[Saklı Pay Oranları]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf nisabı]]></category>
		<category><![CDATA[tenkis davası]]></category>
		<category><![CDATA[TENKİS HESABI]]></category>
		<category><![CDATA[TENKİSE ESAS TEREKE]]></category>
		<category><![CDATA[TEREKE]]></category>
		<category><![CDATA[veraset ve intikal vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[veraset vergisi 2026]]></category>
		<category><![CDATA[yasal mirasçılar]]></category>
		<category><![CDATA[zümre sistemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4475</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. GİRİŞ Miras Payı Hesaplama Nasıl Yapılır ?Bu soru, murisin ölümüyle beraber geride kalanlar açısından kimin mirasçı olduğu ve terekeden kime ne kadar düşeceği açısından ilk sorulan sorulardan biridir. Miras payı hesaplaması, mirasçıların zümre sistemine göre belirlenmesi, sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağının ayrılması, saklı payların ve tasarruf edilebilir kısmın bulunması, saklı payı zedelenen [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/">MİRAS PAYI HESAPLAMASI NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>I. GİRİŞ</h2>
<p>Miras Payı Hesaplama Nasıl Yapılır ?Bu soru, murisin ölümüyle beraber geride kalanlar açısından kimin mirasçı olduğu ve terekeden kime ne kadar düşeceği açısından ilk sorulan sorulardan biridir. Miras payı hesaplaması, mirasçıların zümre sistemine göre belirlenmesi, sağ kalan eşin mal rejiminden doğan alacağının ayrılması, saklı payların ve tasarruf edilebilir kısmın bulunması, saklı payı zedelenen mirasçılar için tenkis hesabının yapılması ve son olarak veraset ve intikal vergisinin hesaplanması aşamalarından oluşur. Bu aşamalardan birinde yapılan hata, sonraki bütün hesapları etkiler.</p>
<h2 dir="ltr">II. MAL REJİMİNİN TASFİYESİ</h2>
<p dir="ltr">Evli bir kişinin ölümünde, miras paylaşımından önce eşler arasındaki mal rejiminin tasfiye edilmesi gerekir. Uygulamada en sık yapılan hata, murisin adına kayıtlı malların tamamının tereke sayılmasıdır. Oysa sağ kalan eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacağı terekenin borcudur ve önce bu alacak ayrılır. Miras ancak geriye kalan net değer üzerinden paylaşılır.</p>
<p dir="ltr"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu</a>’na göre 01.01.2002 tarihinden sonra evlilik içinde edinilen mallar bakımından yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Mal rejimi ölümle sona erer (TMK m. 225). Eşlerden her birinin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarılarak artık değer bulunur ve her eş, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 231, 236). Tasfiyede mal rejiminin sona erdiği tarihteki mallar, tasfiye anındaki sürüm değerleriyle hesaba katılır (TMK m. 235). Eşlerin kişisel malları, örneğin evlilikten önce edinilen ya da miras yoluyla gelen mallar, tasfiyeye girmez. 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallar ise mal ayrılığı rejimine tabidir ve bu dönem için eşin katkı payı alacağı ayrıca değerlendirilir.</p>
<p dir="ltr">Katılma alacağı = Muris eşin artık değeri ÷ 2 (sağ kalan eşin artık değeri varsa, onun yarısı mahsup edilir)</p>
<p dir="ltr">Örnek: Evlilik içinde 2010 yılında satın alınıp murisin adına tescil edilen ve bugün 8.000.000 TL değerindeki konut dışında hiçbir mal bulunmasın; sağ kalan eşin de edinilmiş malı olmasın. Sağ kalan eşin katılma alacağı 8.000.000 ÷ 2 = 4.000.000 TL’dir. Tereke 8.000.000 TL değil, 4.000.000 TL’dir. Eş, ayrıca bu 4.000.000 TL üzerinden mirasçı sıfatıyla pay alır.</p>
<p dir="ltr">Sağ kalan eş ayrıca birlikte yaşadıkları konut ve ev eşyası üzerinde, miras payı ve katılma alacağına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 240, 652). Bu nedenle tasfiye hesabı yapılmadan miras payı hesaplanmamalıdır.</p>
<h2 dir="ltr">III. YASAL MİRASÇILAR VE PAYLARI</h2>
<h3 dir="ltr">1. Zümre Sistemi</h3>
<p dir="ltr">Türk hukukunda yasal mirasçılık kan hısımlığına dayanan zümre sistemine göre belirlenir. Önceki zümrede tek bir mirasçının bulunması, sonraki zümreyi mirasçılıktan çıkarır.</p>
<p dir="ltr"><strong>Birinci zümre</strong> miras bırakanın altsoyudur, yani çocukları ve onların altsoyu (TMK m. 495). Çocuklar eşit pay alır. Miras bırakandan önce ölen çocuğun yerini, halefiyet yoluyla kendi altsoyu alır.</p>
<p dir="ltr"><strong>İkinci zümre</strong> ana ve babadır (TMK m. 496). Altsoyu olmayan miras bırakanın mirası ana ve babasına eşit olarak kalır. Ana veya babadan biri önce ölmüşse onun yerini kendi altsoyu, yani miras bırakanın kardeşleri ve yeğenleri alır; altsoyu yoksa pay diğer tarafa geçer.</p>
<p dir="ltr"><strong>Üçüncü zümre</strong> büyük ana ve büyük babalardır (TMK m. 497). Önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babanın yerini onların çocukları, yani amca, hala, dayı ve teyzeler alır. Halefiyet bu derecede durur; kuzenler yasal mirasçı değildir.</p>
<p dir="ltr">Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur; evlat edinen ve hısımları ise evlatlığa mirasçı olmaz (TMK m. 500). Hiçbir yasal mirasçı bulunmazsa miras Devlete geçer (TMK m. 501).</p>
<h3 dir="ltr">2. Sağ Kalan Eşin Payı</h3>
<p dir="ltr">Sağ kalan eşin payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir (TMK m. 499). Altsoy ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte biri, ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa yarısı, büyük ana ve büyük babalar ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa dörtte üçü eşe kalır; bunlar da yoksa mirasın tamamı eşindir. Eşin mirasçı olabilmesi için ölüm anında evliliğin devam ediyor olması gerekir; boşanmış eş mirasçı değildir.</p>
<h3 dir="ltr">3. Örnek Hesaplar</h3>
<p dir="ltr">Eş ve üç çocuk: Eşin payı 1/4&#8217;tür. Kalan 3/4 üç çocuk arasında eşit paylaşılır; her çocuğun payı 3/4 ÷ 3 = 1/4&#8217;tür. Tereke 4.000.000 TL ise eşe ve her çocuğa 1.000.000 TL düşer.</p>
<p dir="ltr">Eş, iki çocuk ve önce ölmüş üçüncü çocuğun iki torunu: Eşin payı 1/4, her çocuk kolu 1/4&#8217;tür. Önce ölen çocuğun 1/4&#8217;lük payı onun iki çocuğuna geçer ve her torun 1/8 alır.</p>
<p dir="ltr">Eş, anne ve baba (çocuk yok): Eşin payı 1/2&#8217;dir. Kalan 1/2 anne ve baba arasında eşit paylaşılır; her biri 1/4 alır. Baba önce ölmüşse onun 1/4&#8217;lük payı miras bırakanın kardeşlerine eşit olarak geçer.</p>
<p dir="ltr">Yalnızca eş ve dayı (büyük ana ve büyük babalar ölmüş): Eş 3/4 alır, kalan 1/4 üçüncü zümreye düşer.</p>
<h2 dir="ltr">IV. SAKLI PAY VE TASARRUF EDİLEBİLİR KISIM</h2>
<h4 dir="ltr">1. Saklı Pay Oranları</h4>
<p dir="ltr">Miras bırakan, mirasının tamamı üzerinde dilediği gibi tasarruf edemez. Kanun bazı yakınları için saklı pay öngörmüştür ve miras bırakan ancak <a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">saklı paylar</a> dışında kalan kısımda ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir (TMK m. 505). TMK m. 506&#8217;ya göre saklı pay, altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eş için altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür.</p>
<p dir="ltr">Kardeşlerin saklı payı, 04.05.2007 tarihli 5650 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır. Bu nedenle mirasçı olarak yalnızca kardeşleri bulunan kişi, mirasının tamamını vasiyetle başkasına bırakabilir.</p>
<h4 dir="ltr">2. Hesap Formülü</h4>
<p dir="ltr">Saklı pay = Yasal miras payı × saklı pay oranı<br />
Tasarruf edilebilir kısım (nisap) = 1 − saklı payların toplamı</p>
<h4 dir="ltr">3. Örnek Hesaplar</h4>
<p dir="ltr">Eş ve iki çocuk: Eşin yasal payı 1/4, saklı payı yasal payının tamamı, yani 1/4&#8217;tür. Her çocuğun yasal payı 3/8, saklı payı 3/8 × 1/2 = 3/16&#8217;dır. Saklı paylar toplamı 1/4 + 3/16 + 3/16 = 5/8, tasarruf edilebilir kısım 3/8&#8217;dir.</p>
<p dir="ltr">Eş, anne ve baba: Eşin saklı payı 1/2&#8217;dir. Anne ve babanın her birinin yasal payı 1/4, saklı payı 1/4 × 1/4 = 1/16&#8217;dır. Saklı paylar toplamı 5/8, tasarruf edilebilir kısım 3/8&#8217;dir.</p>
<p dir="ltr">Yalnızca iki çocuk: Her çocuğun yasal payı 1/2, saklı payı 1/4&#8217;tür. Toplam saklı pay 1/2, tasarruf edilebilir kısım 1/2&#8217;dir.</p>
<p dir="ltr">Yalnızca eş: Eşin saklı payı 3/4, tasarruf edilebilir kısım 1/4&#8217;tür.</p>
<p dir="ltr">Eş ve büyük ana ve büyük babalar: Eşin yasal payı 3/4, saklı payı 3/4 × 3/4 = 9/16&#8217;dır. Üçüncü zümrenin saklı payı yoktur; tasarruf edilebilir kısım 7/16&#8217;dır.</p>
<h2 dir="ltr">V. TENKİSE ESAS TEREKENİN HESAPLANMASI</h2>
<p dir="ltr">Saklı payın zedelenip zedelenmediği, kağıt üzerinde oluşturulan bir hesap terekesi üzerinden belirlenir. TMK m. 507 uyarınca tasarruf oranı, miras bırakanın ölüm günündeki terekesine göre hesaplanır. Hesaplamada miras bırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile miras bırakanla birlikte yaşayan kişilerin üç aylık bakım giderleri terekeden çıkarılır.</p>
<p dir="ltr"><a href="https://legalbank.net/belge/y-7-hd-e-2023-202-k-2024-1320-t-05-03-2024/5333893/">Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2024 tarihli, 2023/202 E., 2024/1320 K. sayılı</a> kararında hesap yöntemi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Karara göre terekenin aktifine, denkleştirmeye tabi kazandırmalar (TMK m. 669), tenkise tabi sağlararası kazandırmalar (TMK m. 508, 565) ve hayat sigortasının satın alma değeri (TMK m. 509, 567) eklenir. Buna karşılık tenkise tabi ölüme bağlı tasarruflar, miras açıldığı anda henüz terekeden çıkmamış olduklarından terekeye ayrıca eklenmez. Bu eklemeler ve çıkarmalar varsayımsaldır. Terekeye bir değer girmez veya çıkmaz.</p>
<p dir="ltr">Tenkise esas tereke = Ölüm tarihindeki aktif değerler − borçlar ve TMK m. 507/2 giderleri + tenkise tabi sağlararası kazandırmalar + denkleştirmeye tabi kazandırmalar + hayat sigortası satın alma değeri</p>
<p dir="ltr">Sağlararası kazandırmaların hangilerinin hesaba ekleneceği TMK m. 565&#8217;te sayılmıştır. Mirasçıya mirasına mahsuben yapılan çeyiz, kuruluş sermayesi, mal devri veya borçtan kurtarma gibi kazandırmalar mahsup yükümlülüğü kaldırılmışsa, mirasçılık payına mahsuben yapılan ödemeler, miras bırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tuttuğu bağışlamalar ile ölümünden önceki bir yıl içinde yaptığı olağan hediyeler dışındaki bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yapıldığı açık olan kazandırmalar bu kapsamdadır. Yargıtay, son bentteki kazandırmalar bakımından saklı payı zedeleme kastının nesnel ve öznel unsurlarla ortaya konulmasını aramaktadır. Değerleme tarihi konusunda Yargıtay’ın ayrımı nettir: Terekenin ve tasarrufların değeri miras bırakanın ölüm tarihine göre belirlenir.</p>
<h2 dir="ltr">VI. TENKİS HESABI</h2>
<h3 dir="ltr">1. Tenkis Davasının Koşulları ve Sırası</h3>
<p dir="ltr">Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir (TMK m. 560). <a href="https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2022-1177-k-2023-1237-t-13-12-2023/5197466/">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.12.2023 tarihli, 2022/1177 E., 2023/1237 K. sayılı</a> kararında belirtildiği üzere, tasarruf nisabını aşan bütün ölüme bağlı tasarruflar tenkise tabidir. Sağlararası kazandırmalar ise ancak TMK m. 565&#8217;te sayılan hallerden birine girerse tenkis edilir.</p>
<p dir="ltr">Tenkiste kanuni bir sıra vardır (TMK m. 570). Önce ölüme bağlı tasarruflar, bunlar yetmezse sağlararası kazandırmalar tenkis edilir; sağlararası kazandırmalarda en yeni tarihli olandan başlanarak eskiye doğru gidilir. Davalı da saklı paylı bir mirasçı ise, yalnızca kendi saklı payını aşan kısımla sorumlu tutulur (TMK m. 561). Birden fazla kişiye yapılan kazandırmalarda ise her biri aldığıyla orantılı olarak sorumludur (TMK m. 563).</p>
<h3 dir="ltr">2. Sabit Tenkis Oranı</h3>
<p dir="ltr">Tenkise konu mal çoğu zaman bölünemeyen bir taşınmazdır ve dava yıllar sürdüğü için malın değeri ölüm tarihinden karar tarihine kadar büyük ölçüde değişir. Yargıtay bu sorunu, 11.11.1994 tarihli ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile benimsenen sabit tenkis oranı yöntemiyle çözmektedir.</p>
<p dir="ltr">Sabit tenkis oranı = İhlal edilen saklı pay (ölüm tarihi değerleriyle) ÷ Tasarrufun ölüm tarihindeki değeri<br />
Ödenecek tenkis bedeli = Tasarruf konusu malın karar tarihine en yakın değeri × sabit tenkis oranı</p>
<p dir="ltr"><a href="https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2017-1827-k-2021-625-t-27-05-2021/4157324/">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1-1827 E., 2021/625 K. sayılı kararı</a>nda da teyit edildiği üzere, önce malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği araştırılır. Bölünebiliyorsa bu oranda bağımsız bölümler hâlinde taraflar adına tescile karar verilir. Bölünemiyorsa davalıya TMK m. 564&#8217;teki seçimlik hakkı sorulur. Davalı ya tenkis gereken kısmın değerini ödeyerek malı kendisinde tutar ya da malı verip tasarruf edilebilir kısmın değerini ister. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/202 E., 2024/1320 K. sayılı kararında, Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/2-528 E., 2010/77 K. sayılı kararına atıfla, seçimlik hakkın taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde kullanılamayacağını, her iki ihtimalde de malın tamamının bir taraf adına tesciline karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>
<h3 dir="ltr">3. Örnek Hesap</h3>
<p dir="ltr">Miras bırakan, geride eşini ve iki çocuğunu (A ve B) bırakmış olsun. Ölüm tarihinde terekede 2.000.000 TL değerinde mal bulunsun ve borcu olmasın. Miras bırakan, ölümünden altı ay önce mirasçı olmayan üçüncü bir kişiye ölüm tarihi itibarıyla 6.000.000 TL değerindeki bir taşınmazı bağışlamış olsun. Bu bağış, ölümden önceki bir yıl içinde yapıldığından TMK m. 565 kapsamında hesaba eklenir.</p>
<p dir="ltr">Tenkise esas tereke: 2.000.000 + 6.000.000 = 8.000.000 TL</p>
<p dir="ltr">Yasal paylar: Eş 1/4 = 2.000.000 TL, A ve B her biri 3/8 = 3.000.000 TL<br />
Saklı paylar: Eş 2.000.000 TL, A ve B her biri 3/8 × 1/2 = 1.500.000 TL<br />
Saklı paylar toplamı: 5.000.000 TL<br />
Tasarruf edilebilir kısım: 3.000.000 TL</p>
<p dir="ltr">Fiilen kalan 2.000.000 TL’lik tereke yasal paylara göre paylaşılınca eşe 500.000 TL, A ve B’nin her birine 750.000 TL düşer. Buna göre ihlal edilen saklı paylar eş için 1.500.000 TL, A ve B için 750.000&#8217;er TL’dir. Toplam ihlal 3.000.000 TL olup bu tutar, bağışın tasarruf edilebilir kısmı aşan bölümüne (6.000.000 − 3.000.000) eşittir.</p>
<p dir="ltr">Yalnızca B dava açmışsa, B için sabit tenkis oranı 750.000 ÷ 6.000.000 = 0,125&#8217;tir. Taşınmazın karar tarihine en yakın değeri 9.000.000 TL olarak belirlenirse, B lehine hükmedilecek tenkis bedeli 9.000.000 × 0,125 = 1.125.000 TL’dir. Tenkis yalnızca dava açan mirasçı lehine sonuç doğurur; eş ve A dava açmadıkça onların saklı payları için hüküm kurulamaz.</p>
<h3 dir="ltr">4. Süreler</h3>
<p dir="ltr">Tenkis davası, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından başlayarak on yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 571). Tenkis talebi def’i yoluyla ise her zaman ileri sürülebilir. Uygulamada bu süreler hak düşürücü nitelikte kabul edildiğinden, zedelenmenin öğrenildiği anın belgelerle saptanması önem taşır. Saklı payın zedelenip zedelenmediğini ve miktarını bilmek uzmanlık gerektirdiğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yukarıda anılan 2021/625 K. sayılı kararında tarafların bu hesabı kendiliğinden bilmesini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmiştir.</p>
<h2 dir="ltr">VII. DENKLEŞTİRME</h2>
<p dir="ltr">Saklı pay ve tenkisten farklı olarak <a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">denkleştirme</a>, yasal mirasçılar arasında eşitliği sağlamaya yönelik bir kurumdur. Yasal mirasçılar, miras bırakandan sağlığında mirasa mahsuben aldıkları kazandırmaları, aralarındaki eşitliği sağlamak amacıyla geri vermekle yükümlüdür (TMK m. 669). Altsoya çeyiz, kuruluş sermayesi, mal devri veya borçtan kurtarma gibi yollarla yapılan kazandırmalar, miras bırakan aksini açıkça belirtmedikçe denkleştirmeye tabidir. Denkleştirme ya kazandırmanın aynen terekeye iadesi ya da değerinin mirasçının payından mahsubu yoluyla yapılır.</p>
<p dir="ltr">Örnek: Babanın ölümünde terekede 3.000.000 TL bulunsun, baba sağlığında oğluna iş yeri kurması için 1.000.000 TL vermiş olsun ve denkleştirmeden muaf tutmamış olsun. Denkleştirme hesabında tereke 4.000.000 TL kabul edilir. İki çocuğun payı 2.000.000&#8217;er TL’dir. Oğul daha önce 1.000.000 TL aldığından terekeden 1.000.000 TL, kız ise 2.000.000 TL alır.</p>
<h2 dir="ltr">VIII. VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ HESABI</h2>
<p dir="ltr">Mirasçılar, kendilerine düşen pay üzerinden veraset ve intikal vergisi öder. Vergi, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na göre hesaplanır. Taşınmazlar emlak vergisi değeri üzerinden değerlendirilir; murisin borçları ve cenaze giderleri matrahtan düşülür.</p>
<p dir="ltr"><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/12/20251231M5-22.pdf">31.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 57 Seri No’lu Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu</a> Genel Tebliği uyarınca 2026 yılında, evlatlıklar dahil altsoy ve eşten her birine isabet eden miras payında 2.907.136 TL, altsoy bulunmaması hâlinde eşe isabet eden payda 5.817.845 TL istisna uygulanır. İstisnayı aşan tutar, veraset yoluyla intikallerde ilk 3.000.000 TL için %1, sonra gelen 7.000.000 TL için %3, sonra gelen 15.000.000 TL için %5, sonra gelen 30.000.000 TL için %7, 55.000.000 TL’yi aşan bölüm için %10 oranında vergilendirilir.</p>
<p dir="ltr">Vergi = (Mirasçının payı − istisna tutarı) × dilim oranı</p>
<p dir="ltr">Örnek: Net terekesi 12.000.000 TL olan miras bırakanın mirasçıları eşi ve iki çocuğu olsun. Her çocuğun payı 3/8 × 12.000.000 = 4.500.000 TL’dir. İstisna düşüldükten sonra matrah 4.500.000 − 2.907.136 = 1.592.864 TL, vergi %1 oranıyla 15.928,64 TL’dir. Eşin payı 3.000.000 TL’dir; matrah 92.864 TL, vergi 928,64 TL’dir.</p>
<p dir="ltr">Ölüm Türkiye’de gerçekleşmiş ve mirasçılar Türkiye’de ise beyanname ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde verilir. Tahakkuk eden vergi, üç yılda ve her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olmak üzere altı eşit taksitte ödenebilir. Beyan süresinin kaçırılması vergi ziyaı cezasına yol açabileceğinden, bu süre miras sürecinin başında takvime alınmalıdır.</p>
<h2 dir="ltr">IX. UYGULAMADA SIK YAPILAN HATALAR</h2>
<p dir="ltr">Miras hesabında uygulamada sıkça karşılaşılan birtakım hatalar bulunmaktadır. Mal rejimi tasfiyesi yapılmadan murisin adına kayıtlı bütün malların tereke sayılması; kardeşlere saklı pay tanınması; saklı pay oranının terekeye değil yasal miras payına uygulanması gerektiğinin gözden kaçırılması; tenkise esas terekeye ölüme bağlı tasarrufların da eklenerek terekenin şişirilmesi; ölüm tarihi değerleri ile karar tarihi değerlerinin karıştırılması; davalının saklı paylı mirasçı olduğu durumda TMK m. 561&#8217;in gözetilmemesi; seçimlik hakkın paylı tescil şeklinde uygulanması ve önce ölen mirasçının payının halefiyet kurallarına göre dağıtılmaması gibi sebepler sayılabilmektedir.</p>
<h2 dir="ltr">X. SONUÇ</h2>
<p dir="ltr">Miras payı hesaplama, birbirine bağlı aşamalardan oluşan teknik bir süreçtir. Mal rejiminin tasfiyesiyle başlayıp yasal payların, saklı payların ve tasarruf edilebilir kısmın belirlenmesiyle devam eden hesap, tenkis ve denkleştirme talepleriyle şekillenir ve veraset ve intikal vergisinin hesaplanmasıyla tamamlanır. Özellikle tenkis davalarında hesabın Yargıtay’ın benimsediği yönteme uygun yapılmaması bozma nedenidir ve davaların yıllarca uzamasına yol açar. Bu nedenle mirasla ilgili her uyuşmazlıkta, dava açılmadan önce bütün aşamaları kapsayan bir ön hesap yapılması ve sürelerin baştan belirlenmesi gerekir.</p>
<p dir="ltr">Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p dir="ltr">Yargıtay kararlarının tam metinlerine <a href="https://karararama.yargitay.gov.tr">Yargıtay Karar Arama</a> sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.</p>
<p dir="ltr">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayınıza ilişkin işlem yapmadan önce mutlaka hukuki destek alınız. İzinsiz paylaşılması halinde hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p dir="ltr">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/">MİRAS PAYI HESAPLAMASI NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İŞÇİLİK ALACAKLARI NASIL HESAPLANIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 15:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[belirsiz alacak davası]]></category>
		<category><![CDATA[Boşta Geçen Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Çıplak Ücret]]></category>
		<category><![CDATA[Emsal Ücret Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ HESABI]]></category>
		<category><![CDATA[Giydirilmiş Ücret]]></category>
		<category><![CDATA[HAFTA TATİLİ ÜCRETİ]]></category>
		<category><![CDATA[hafta tatili ücreti hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkaniyet İndirimi]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Süresinin Tespiti]]></category>
		<category><![CDATA[ihbar tazminatı hesabı]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ GÜVENCESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[İŞÇİLİK ALACAK HESAPLAMALARI]]></category>
		<category><![CDATA[işçilik alacakları]]></category>
		<category><![CDATA[İşe Başlatmama Tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[işe başlatmama tazminatı nasıl hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir iş avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[KIDEM TAZMİNATI HESABI]]></category>
		<category><![CDATA[kıdem tazminatı nasıl hesaplanır]]></category>
		<category><![CDATA[Kıdem Tazminatı Tavanı]]></category>
		<category><![CDATA[kötüniyet tazminatı]]></category>
		<category><![CDATA[UBGT]]></category>
		<category><![CDATA[ÜCRET ALACAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal bayram genel tatil ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ÜCRETİ]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık izin ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[Zorunlu Arabuluculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4464</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. GİRİŞ İş davalarında işçilik alacakları nasıl hesaplanır sorusu özellikle iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ve ücret alacaklarının hesabında dikkate alınır. İşçilik alacakları hesaplama işlemi çoğu zaman dava açılırken kesin olarak yapılamaz; mahkeme hesabı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/">İŞÇİLİK ALACAKLARI NASIL HESAPLANIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 dir="ltr">I. GİRİŞ</h2>
<p dir="ltr">İş davalarında işçilik alacakları nasıl hesaplanır sorusu özellikle <a href="https://dikelaw.com.tr/is-sozlesmesinin-devri-ve-isyeri-devri/">iş sözleşmesi</a>nin sona ermesiyle birlikte işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ve ücret alacaklarının hesabında dikkate alınır. İşçilik alacakları hesaplama işlemi çoğu zaman dava açılırken kesin olarak yapılamaz; mahkeme hesabı bilirkişiye yaptırır ve karar büyük ölçüde bilirkişi raporunun doğruluğuna dayanır. Bu nedenle hem işçinin hem işverenin, alacakların hangi formülle ve hangi verilerle hesaplandığını bilmesi, raporu denetleyebilmesi bakımından büyük önem taşır.</p>
<h2 dir="ltr">II. HESAPLAMA DAYANAKLARI</h2>
<h3 dir="ltr">1. Çıplak Ücret ve Giydirilmiş Ücret</h3>
<p dir="ltr">Bütün işçilik alacaklarının hesabı ücretin doğru belirlenmesiyle başlar. Uygulamada iki ücret kavramı kullanılır.</p>
<p dir="ltr">Çıplak ücret, işçiye iş karşılığında ödenen temel ücrettir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti çıplak ücret üzerinden hesaplanır.</p>
<p dir="ltr">Giydirilmiş ücret ise çıplak ücrete, işçiye sürekli olarak sağlanan para ve parayla ölçülebilen menfaatlerin eklenmesiyle bulunur. Yemek yardımı, yol ve servis bedeli, düzenli ödenen ikramiye ve primler, yakacak ve giyecek yardımı bu kapsamdadır.<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=1475&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"> 1475 sayılı İş Kanunu’</a>nun yürürlükteki 14. maddesinin on üçüncü fıkrası, kıdem tazminatının hesabında ücrete ek olarak bu menfaatlerin de dikkate alınacağını öngörür. Kıdem ve ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve kötüniyet tazminatı giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanır. Yılda bir veya birkaç kez ödenen ikramiyeler, yıllık toplamın on ikiye bölünmesiyle aylık ücrete eklenir.</p>
<p dir="ltr">Arızi ödemeler, örneğin bir defalık ödül veya işin gereği olarak yapılan masraf karşılıkları giydirilmiş ücrete katılmaz. Yine de Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin güncel uygulamasında, satış hedeflerine bağlı olup tutarı aydan aya değişen primlerin de süreklilik taşıdıkça giydirilmiş ücrete eklenmesi gerektiği, bunun için son bir yılda ödenen primlerin aylık ortalamasının alınacağı kabul edilmektedir.</p>
<h3 dir="ltr">2. Ücretin İspatı ve Emsal Ücret Araştırması</h3>
<p dir="ltr">Ücretin miktarı tartışmalı değilse bordro ve banka kayıtları esas alınır. Uygulamada sıkça karşılaşılan durum, işçinin bordroda asgari ücretle gösterilip aradaki farkın elden ödenmesidir. Bu halde işçi gerçek ücretini tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Mahkeme, işçinin mesleği, kıdemi ve işin niteliği bakımından ilgili meslek odasından, sendikadan veya kamu kurumlarından emsal ücret araştırması yaparak tanık beyanlarını denetler. Emsal ücret araştırması yapılmadan yalnızca tanık anlatımına göre ücret belirlenmesi Yargıtay’ın sık bozma nedenlerindendir.</p>
<p dir="ltr">Geçmiş dönemlere ait ücret bilinmiyorsa bilirkişi, son ücretin o tarihteki asgari ücrete oranını bulur ve bu oranı geçmiş yılların asgari ücretlerine uygulayarak geriye doğru ücret tespiti yapar. Bu yöntem, ücret artışlarının asgari ücretteki artışlarla paralel olduğu varsayımına dayanır.</p>
<h3 dir="ltr">3. Hizmet Süresinin Tespiti</h3>
<p dir="ltr">Hizmet süresi SGK hizmet dökümü, işe giriş ve çıkış bildirgeleri, işyeri kayıtları ve gerektiğinde tanık beyanlarıyla belirlenir. SGK kaydı ile fiili çalışma süresi arasında fark varsa, kayıt dışı dönem tanık ve diğer delillerle ispatlanabilir. Aynı işverene ait farklı dönem çalışmaları, önceki dönem için kıdem tazminatı ödenmemişse ve önceki fesih kıdem tazminatına engel bir nedenle gerçekleşmemişse birleştirilerek hesaba katılır.</p>
<h3 dir="ltr">4. Brüt ve Net Ayrımı</h3>
<p dir="ltr">Bilirkişi önce brüt alacağı hesaplar, ardından yasal kesintileri düşerek net tutarı gösterir. Kesintiler alacağın niteliğine göre değişir. Kıdem tazminatından yalnızca damga vergisi (binde 7,59) kesilir. Gelir vergisi ve sigorta primi kesilmez. İhbar tazminatından gelir vergisi ve damga vergisi kesilir. Ücret niteliğindeki fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücretlerinden ise SGK işçi payı (%14), <a href="https://dikelaw.com.tr/issizlik-maasi-alabilmek-icin-gerekli-sartlar/">işsizlik</a> sigortası işçi payı (%1), gelir vergisi ve damga vergisi kesilir. Hüküm kurulurken alacağın brüt mü net mi olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir, aksi halde hükmün  infazında tereddüt doğar.</p>
<h2 dir="ltr">III. İŞÇİLİK ALACAK HESAPLAMALARI</h2>
<h3 dir="ltr">1. KIDEM TAZMİNATI HESABI NASIL YAPILIR?</h3>
<h4 dir="ltr">1.1. Hak Kazanma Koşulları</h4>
<p dir="ltr">Kıdem tazminatı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması ve sözleşmenin kanunda sayılan hallerden biriyle sona ermesi gerekir. İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışındaki feshi, işçinin 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesine dayanan haklı nedenle feshi, muvazzaf askerlik, yaşlılık aylığı veya toptan ödeme almak, kadın işçinin evlilikten itibaren bir yıl içinde ayrılması, gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlayarak SGK’dan alınan yazıyla ayrılma ve işçinin ölümü bu hallerdendir. İşçinin haklı bir neden olmadan istifası kıdem tazminatına hak kazandırmaz.</p>
<h4 dir="ltr">1.2. Hesap Formülü</h4>
<p dir="ltr">Kıdem tazminatı, her tam hizmet yılı için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret tutarındadır. Bir yıldan artan süreler için de aynı oranda ödeme yapılır.</p>
<p dir="ltr">Kıdem tazminatı = (Giydirilmiş brüt aylık ücret × tam yıl sayısı) + (Giydirilmiş brüt aylık ücret × artan ay ÷ 12) + (Giydirilmiş brüt aylık ücret ÷ 365 × artan gün)</p>
<p dir="ltr">Hesapta esas alınan ücret, fesih tarihindeki son ücrettir. Emeklilik nedeniyle ayrılıp aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçi bakımından ise ilk dönemin kıdem tazminatı emeklilik tarihindeki ücret üzerinden hesaplanır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ücretin ve ücrete eklenecek yardımların parasal değerinin emeklilik tarihine göre belirlenmesi gerektiğini birçok kararında vurgulamıştır.</p>
<h4 dir="ltr">1.3. Kıdem Tazminatı Tavanı</h4>
<p dir="ltr">Bir hizmet yılı için ödenecek kıdem tazminatı, en yüksek devlet memuruna ödenen emeklilik ikramiyesini aşamaz. Tavan, memur maaş katsayısına bağlı olarak Ocak ve Temmuz aylarında yeniden belirlenir. 1 Temmuz 2026 ile 31 Aralık 2026 arasında sona eren iş sözleşmeleri için tavan yaklaşık 73.729 TL’dir. İşçinin giydirilmiş ücreti tavanı aşıyorsa hesapta tavan esas alınır. Tavan kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re’sen gözetilir; uygulanacak tavan fesih tarihindeki tavandır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2021/909 E., 2021/6993 K. sayılı kararında, yabancı para üzerinden ücret alan işçinin kıdem tazminatının da fesih tarihindeki tavan gözetilerek belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır.</p>
<h4 dir="ltr">1.4. Örnek Hesap</h4>
<p dir="ltr">01.03.2019 tarihinde işe başlayan ve iş sözleşmesi 15.09.2026 tarihinde işverence haklı bir neden olmaksızın feshedilen bir işçiyi düşünelim. İşçinin son çıplak brüt ücreti 60.000 TL, aylık yemek yardımı 4.400 TL, yol yardımı 2.200 TL olsun. Giydirilmiş brüt ücret 66.600 TL’dir ve tavanın altında kaldığından hesapta bu tutar kullanılır. Hizmet süresi 7 yıl 6 ay 14 gündür.</p>
<p dir="ltr">7 yıl için: 66.600 × 7 = 466.200,00 TL<br />
6 ay için: 66.600 × 6 ÷ 12 = 33.300,00 TL<br />
14 gün için: 66.600 ÷ 365 × 14 = 2.554,52 TL<br />
Toplam brüt kıdem tazminatı: 502.054,52 TL<br />
Damga vergisi (binde 7,59): 3.810,59 TL<br />
Net kıdem tazminatı: 498.243,93 TL</p>
<h4 dir="ltr">1.5. Faiz</h4>
<p dir="ltr">Kıdem tazminatının geç ödenmesi halinde, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilir. Bu faiz, kanuni faizden farklı ve çoğunlukla daha yüksektir. Dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi gerekir.</p>
<h3 dir="ltr">2. İHBAR TAZMİNATI HESABI NASIL YAPILIR?</h3>
<h4 dir="ltr">2.1. Bildirim Süreleri</h4>
<p dir="ltr">Belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden taraf, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4857&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi</a>nde öngörülen sürelere uyarak karşı tarafa önceden bildirimde bulunmak zorundadır.</p>
<ul>
<li dir="ltr">Hizmet süresi altı aydan az ise iki hafta,</li>
<li dir="ltr">altı ay ile bir buçuk yıl arasında ise dört hafta,</li>
<li dir="ltr">bir buçuk yıl ile üç yıl arasında ise altı hafta,</li>
<li dir="ltr">üç yıldan fazla ise sekiz haftadır.</li>
</ul>
<p>Bu sürelere uymayan taraf, bildirim süresine ait ücret tutarında ihbar tazminatı öder. İhbar tazminatı yalnızca işçiye değil, bildirim süresine uymadan istifa eden işçiye karşı işverene de tanınmış bir haktır.</p>
<h4 dir="ltr">2.2. Hesap Formülü</h4>
<p dir="ltr">İhbar tazminatı = Giydirilmiş brüt aylık ücret ÷ 30 × (bildirim süresi hafta sayısı × 7)</p>
<h4 dir="ltr">2.3. Örnek Hesap</h4>
<p dir="ltr">Aşağıdaki örnekte hizmet süresi üç yıldan fazla hesap edildiği takdirde bildirim süresi sekiz hafta, yani 56 gündür.</p>
<p dir="ltr">Günlük giydirilmiş ücret: 66.600 ÷ 30 = 2.220 TL<br />
Brüt ihbar tazminatı: 2.220 × 56 = 124.320 TL</p>
<p dir="ltr">Bu tutardan gelir vergisi ve damga vergisi kesilerek net tutar bulunur. Gelir vergisi, işçinin o yılki kümülatif vergi matrahına göre uygulanacak dilim dikkate alınarak hesaplanır.</p>
<h3 dir="ltr">3. FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ HESABI NASIL YAPILIR?</h3>
<h4 dir="ltr">3.1. Yasal Çerçeve</h4>
<p dir="ltr">4857 sayılı Kanun’un 63. maddesi uyarınca haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir. 41. maddeye göre haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır ve her bir saat için normal saat ücretinin yüzde elli fazlası ödenir. Sözleşmeyle haftalık süre 45 saatin altında belirlenmişse, bu süre ile 45 saat arasındaki çalışmalar fazla sürelerle çalışmadır ve yüzde yirmi beş zamlı ödenir. Günlük çalışma süresi on bir saati aşamaz ve yıllık fazla çalışma 270 saatle sınırlıdır. Ancak Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre bu sınırın aşılması, aşan saatlerin ücretinin ödenmesine engel değildir. İşçi fiilen yaptığı bütün fazla çalışmanın karşılığını alır.</p>
<p dir="ltr">Hesapta işçinin kullandığı ara dinlenmeleri düşülür. 68. madde uyarınca dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar işlerde yarım saat, yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat ara dinlenme verilir. Gece çalışmalarında 69. madde uyarınca günlük çalışma yedi buçuk saati aşamaz. Bu sınırın aşılması da fazla çalışma olarak değerlendirilir.</p>
<h4 dir="ltr">3.2. Hesap Formülü</h4>
<p dir="ltr">Saat ücreti = Çıplak brüt aylık ücret ÷ 225<br />
Zamlı saat ücreti = Saat ücreti × 1,5<br />
Haftalık fazla çalışma = Haftalık fiili çalışma (ara dinlenmeler düşülerek) − 45 saat<br />
Fazla çalışma ücreti = Zamlı saat ücreti × haftalık fazla çalışma × hesap dönemindeki hafta sayısı</p>
<p dir="ltr">Bilirkişi hesabı her ücret dönemi için ayrı yapar. Yıllık izin, rapor ve işçinin çalışmadığı diğer haftalar hesaptan çıkarılır. Bordroda fazla çalışma ödemesi görünen aylarda, ödenen tutar hesaplanan tutardan mahsup edilir.</p>
<h4 dir="ltr">3.3. Örnek Hesap</h4>
<p dir="ltr">Çıplak brüt ücreti 60.000 TL olan işçinin haftada altı gün 08.00 ile 19.00 saatleri arasında çalıştığını ve bir saat ara dinlenme kullandığını varsayalım.</p>
<p dir="ltr">Günlük fiili çalışma: 11 − 1 = 10 saat<br />
Haftalık fiili çalışma: 10 × 6 = 60 saat<br />
Haftalık fazla çalışma: 60 − 45 = 15 saat<br />
Saat ücreti: 60.000 ÷ 225 = 266,67 TL<br />
Zamlı saat ücreti: 266,67 × 1,5 = 400 TL<br />
Bir haftalık fazla çalışma ücreti: 400 × 15 = 6.000 TL</p>
<p dir="ltr">Fazla çalışma tanık beyanlarıyla ispatlanmışsa bu tutardan aşağıda açıklanan hakkaniyet indirimi yapılır.</p>
<h4 dir="ltr">3.4. İspat Kuralları</h4>
<p dir="ltr">Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bunu ispatla yükümlüdür. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre işçinin imzasını taşıyan bordro, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delildir. İmzalı bordroda fazla çalışma tahakkuku varsa, işçi ancak daha fazla çalıştığını yazılı delille ispat edebilir. Bordroya ihtirazi kayıt koyduysa bordroda görünenden fazla çalışmayı her türlü delille kanıtlayabilir. Bordroda fazla çalışma tahakkuku hiç bulunmuyorsa veya ilgili sütun sıfır gösterilmişse, imzalı olsa dahi bu bordro fazla çalışmanın yapılmadığını göstermez ve işçi tanıkla ispat yoluna gidebilir. Bordro imzalatılmadan, fazla çalışma tahakkuklarını da içerecek şekilde her ay değişen tutarlarda banka yoluyla ödeme yapılması durumunda ise işçinin itirazsız kabulü, kural olarak ödenenden fazla çalışma yapılmadığına karine sayılır.</p>
<p dir="ltr">İşyerine giriş ve çıkış kayıtları, puantaj, kamera görüntüleri, servis çizelgeleri ve e-posta kayıtları gibi belgeler fazla çalışmanın ispatında tanık beyanından daha güçlü delillerdir. Yargıtay, davalı işverene karşı dava açmış işçilerin tanıklığına ihtiyatla yaklaşılması ve yalnızca bu beyanlarla sonuca gidilmemesi gerektiğini de kararlarında vurgulamaktadır.</p>
<h4 dir="ltr">3.5. Hakkaniyet İndirimi</h4>
<p dir="ltr">Fazla çalışma uzun bir dönem için ve tamamen tanık beyanlarına dayanılarak hesaplanmışsa, Yargıtay hesaplanan tutardan takdiri bir indirim yapılmasını aramaktadır. Gerekçe, bir işçinin yıllarca her gün aynı düzende fazla çalışma yapmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi; hastalık, mazeret ve izin gibi nedenlerle çalışılmayan günlerin bulunmasıdır. <a href="https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2007-14643-k-2008-6770-t-31-03-2008-fazla-calisma-alacagindan-indirim-yapilmasi/410655/">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 31.03.2008 tarihli, 2007/14643 E., 2008/6770 K. sayılı</a> kararında, tamamen tanık beyanına dayanan hesapta indirim yapılmadan alacağın tamamının hüküm altına alınması bozma nedeni sayılmıştır.</p>
<p dir="ltr">İndirimin oranı kanunda belirlenmemiştir; uygulamada genellikle yüzde otuz oranında indirim yapılmaktadır. Ancak indirim oranı sınırsız değildir. <a href="https://legalbank.net/belge/y-9-hd-e-2015-27058-k-2018-23215-t-13-12-2018-fazla-calisma-ve-genel-tatil-ucreti-alacaginda-indirim/3362078/">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2018 tarihli, 2015/27058 E., 2018/23215 K. sayılı kararı</a>nda, tanıkla ispatlanan fazla çalışma ve genel tatil alacaklarından yapılan yüzde elli oranındaki indirimin hakkın özünü etkileyecek ölçüde fahiş olduğu belirtilmiştir. Yazılı belgelerle ispatlanan fazla çalışmalardan ise hakkaniyet indirimi yapılmaz. Daire, 21.03.2011 tarihli, 2009/7608 E., 2011/7526 K. sayılı kararında indirimin aslında çalışma süresinden yapılan bir indirim olarak anlaşılması gerektiğini ifade etmiştir.</p>
<h3 dir="ltr">4. HAFTA TATİLİ ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?</h3>
<h4 dir="ltr">4.1. Yasal Çerçeve</h4>
<p dir="ltr">4857 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre işçiye, tatil gününden önce yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme verilir. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz; yirmi dört saatten kısa kullandırılan hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. Hafta tatilinin pazar günü olması zorunlu değildir.</p>
<h4 dir="ltr">4.2. Hesap Formülü</h4>
<p dir="ltr">Aylık ücretli işçinin aylık ücreti çalışılmayan hafta tatilinin karşılığını da içerdiğinden, hafta tatilinde çalışan işçiye ayrıca yüzde elli zamlı bir günlük ücret ödenir.</p>
<p dir="ltr">Günlük çıplak ücret = Çıplak brüt aylık ücret ÷ 30<br />
Hafta tatili ücreti = Günlük çıplak ücret × 1,5 × çalışılan hafta tatili sayısı</p>
<h4 dir="ltr">4.3. Örnek Hesap</h4>
<p dir="ltr">Çıplak brüt ücreti 60.000 TL olan işçinin günlük ücreti 2.000 TL’dir. Hafta tatilinde çalıştığı her gün için 2.000 × 1,5 = 3.000 TL hafta tatili ücreti alacağı doğar.</p>
<p dir="ltr">Hafta tatilinde yapılan çalışma, aynı zamanda haftalık 45 saati aşan bir çalışma ise aynı saatler hem hafta tatili hem fazla çalışma olarak iki kez ücretlendirilemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin güncel kararlarında, hafta tatilinde yapılan çalışmanın hem hafta tatili ücreti hem de fazla çalışma hesabına katılması mükerrer ödeme olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca mevsimlik farklılıklar gözetilmelidir. Yargıtay, yalnızca yaz aylarında haftada yedi gün çalışıldığının anlaşıldığı bir olayda yılın tamamı için hafta tatili ücreti hesaplanmasını bozma nedeni saymıştır. Tanıkla ispatlanan hafta tatili alacağından da fazla çalışmada olduğu gibi hakkaniyet indirimi yapılır.</p>
<h3 dir="ltr">5. ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?</h3>
<h3 dir="ltr">5.1. Yasal Çerçeve</h3>
<p dir="ltr">Ulusal bayram ve genel tatil günleri 2429 sayılı Kanun’da sayılmıştır. 1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos ve 29 Ekim günleri ile 28 Ekim’in öğleden sonrası, Ramazan Bayramı’nın arife günü öğleden sonrası ve üç günü, Kurban Bayramı’nın arife günü öğleden sonrası ve dört günü bu kapsamdadır. Yılda toplam on beş buçuk gün eder.</p>
<p dir="ltr">4857 sayılı Kanun’un 47. maddesine göre işçi bu günlerde çalışmazsa ücreti tam ödenir. Tatil yapmayarak çalışırsa ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücret ödenir.</p>
<h3 dir="ltr">5.2. Hesap Formülü</h3>
<p dir="ltr">Ulusal bayram ve genel tatil ücreti = Günlük çıplak ücret × çalışılan tatil günü sayısı</p>
<h3 dir="ltr">5.3. Örnek Hesap</h3>
<p dir="ltr">Günlük ücreti 2.000 TL olan ve bir yıl boyunca bütün bayram ve genel tatil günlerinde çalışan işçinin alacağı 2.000 × 15,5 = 31.000 TL’dir. Bilirkişi her yılın tatil günlerini takvime göre ayrı ayrı belirler ve işçinin o dönemdeki ücretini esas alır. Bu günlerden birinin hafta tatiline denk gelmesi hâlinde yalnızca bir tatil ücreti hesaplanır. Tanıkla ispatlanan genel tatil çalışmasından da hakkaniyet indirimi yapılmaktadır.</p>
<h3 dir="ltr">6. YILLIK İZİN ÜCRETİ NASIL HESAPLANIR?</h3>
<h4 dir="ltr">6.1. İzin Süreleri</h4>
<p dir="ltr">4857 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre işyerinde en az bir yıl çalışmış işçiye;</p>
<ul>
<li dir="ltr">hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört gün,</li>
<li dir="ltr">beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi gün,</li>
<li dir="ltr">on beş yıl ve daha fazla olanlara yirmi altı gün ücretli izin verilir.</li>
<li dir="ltr">On sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyük işçilere verilecek izin yirmi günden az olamaz.</li>
</ul>
<p>İzin süresine rastlayan hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.</p>
<h4 dir="ltr">6.2. Hesap Formülü</h4>
<ol dir="ltr" start="59">
<li>madde uyarınca sözleşme herhangi bir nedenle sona erdiğinde, işçinin hak kazanıp kullanmadığı izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden ödenir.</li>
</ol>
<p dir="ltr">Yıllık izin ücreti = Son günlük çıplak brüt ücret × kullanılmayan izin günü</p>
<h4 dir="ltr">6.3. Örnek Hesap</h4>
<p dir="ltr">Yedi yıl altı ay çalışmış işçinin hak ettiği izin süresi, ilk beş hizmet yılı için 5 × 14 = 70 gün, altıncı ve yedinci yıllar için 2 × 20 = 40 gün olmak üzere toplam 110 gündür. Son yılın tamamlanmamış altı aylık kısmı izin hakkı doğurmaz. İşçi bu sürenin 40 gününü kullanmışsa, kalan 70 gün için alacağı 2.000 × 70 = 140.000 TL brüt olur.</p>
<p dir="ltr">Yıllık iznin kullandırıldığını ispat yükü işverendedir. İşveren bunu işçinin imzasını taşıyan izin defteri veya izin belgeleriyle ispatlamalıdır. Yıllık izin ücretinde zamanaşımı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten başlar. Bu nedenle işçinin yıllar önce hak ettiği izinler de sözleşmenin sonunda talep edilebilir.</p>
<h3 dir="ltr">7. ÜCRET ALACAĞI VE ÜCRET FARKI</h3>
<p dir="ltr">Ödenmeyen ücret alacağı, ödenmeyen dönemin ücreti üzerinden hesaplanır. İşçinin gerçek ücretinin bordroda gösterilenden yüksek olduğu ispatlanırsa, aradaki fark geçmiş dönemler için ücret farkı alacağı olarak hesaplanır ve bu durumda fazla çalışma, tatil ve izin alacakları da gerçek ücret üzerinden yeniden hesaplanır. Ücretin ödendiğini ispat yükü işverendedir. Gününde ödenmeyen ücretler için 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır.</p>
<h2 dir="ltr">IV. İŞ GÜVENCESİNE BAĞLI ALACAKLAR VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI</h2>
<h3 dir="ltr">1. İşe Başlatmama Tazminatı ve Boşta Geçen Süre Ücreti</h3>
<p dir="ltr">Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan işçinin sözleşmesi geçerli bir neden olmadan feshedilirse, işçi işe iade davası açabilir. Mahkeme işe iadeye karar verdiğinde, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca işçi işe başlatılmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenir. Bunun yanında kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları da ödenir. İşçinin kararın kesinleşmesinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurması şarttır. Bu tazminatlar giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanır.</p>
<h3 dir="ltr">2. Kötüniyet Tazminatı</h3>
<p dir="ltr">İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçinin sözleşmesi fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilirse, 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca işçiye bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenir. Bildirim süresine de uyulmamışsa ayrıca ihbar tazminatı ödenir. Yukarıdaki örnekte sekiz haftalık ihbar tazminatı 124.320 TL olduğundan kötüniyet tazminatı 124.320 × 3 = 372.960 TL olur. Fesih hakkının kötüye kullanıldığını ispat yükü işçidedir.</p>
<h2 dir="ltr">V. ZAMANAŞIMI, ARABULUCULUK VE FAİZ</h2>
<h3 dir="ltr">1. Zamanaşımı</h3>
<p dir="ltr">Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile yıllık izin ücreti, 4857 sayılı Kanun’un ek 3. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir ve süre sözleşmenin sona erdiği tarihten işler. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile ücret alacakları da Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir ancak bu alacaklarda süre her bir alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. Bu nedenle davalı işveren zamanaşımı def’inde bulunursa, bilirkişi bu alacakları dava veya arabuluculuk başvurusu tarihinden geriye doğru beş yıllık dönemle sınırlı olarak hesaplar. Zamanaşımı def’i ileri sürülmemişse mahkeme bunu re’sen gözetemez.</p>
<h3 dir="ltr">2. Zorunlu Arabuluculuk</h3>
<p dir="ltr">7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucuya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. İşe iade talebinde arabulucuya başvuru süresi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aydır.</p>
<h3 dir="ltr">3. Faiz</h3>
<p dir="ltr">Kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi işletilir. Ücret ve ücret niteliğindeki alacaklarda, talep edilmesi hâlinde 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesi uyarınca en yüksek mevduat faizi uygulanır; Yargıtay, açık talebe rağmen bu alacaklara kanuni faiz uygulanmasını kanun yararına bozma konusu yapmıştır. İhbar ve kötüniyet tazminatı gibi diğer alacaklarda ise temerrüt tarihinden, temerrüt yoksa dava veya talep artırım tarihinden itibaren kanuni faiz istenir.</p>
<p dir="ltr">Kanuni faiz bakımından önemli bir değişiklik yapılmıştır. 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.3095.pdf">3095 sayılı Kanun</a>’un 1. maddesi değiştirilmiştir.  Kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlenmiştir. Reeskont oranı 30 Haziran’da önceki yılın sonuna göre beş puan veya daha fazla değişmişse, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’daki oranın yüzde sekseni uygulanır. Faiz hesaplarında hangi dönem için hangi oranın uygulandığının raporda ayrıca gösterilmesi gerekir.</p>
<h2 dir="ltr">VI. BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI VE YENİ DÖNEM</h2>
<p dir="ltr">İşçilik alacakları davaları yıllardır büyük ölçüde belirsiz alacak davası olarak açılmaktaydı. Bu konudaki tartışmalar hem <a href="https://legalbank.net/belge/y-hgk-e-2021-916-k-2023-108-t-22-02-2023/5008717/">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.02.2023 tarihli, 2021/916 E., 2023/108 K. sayılı</a> kararına hem de Anayasa Mahkemesi’nin 08.06.2023 tarihli ve 2019/17969 başvuru numaralı kararına konu olmuştu. Anayasa Mahkemesi, işçilik alacağı için açılan belirsiz alacak davasının alacak belirlenebilir olduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali saymıştı.</p>
<p dir="ltr">Bu tartışma 7589 sayılı Kanun ile farklı bir zemine taşınmıştır. Kanunun 19. maddesiyle <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6100.pdf">6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun 20. maddesiyle HMK’nın 109. maddesine eklenen dördüncü fıkra ile kısmi davada, talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilmesi imkanı getirilmiştir. Bu yolla artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Kısmi davaya ilişkin HMK 109. maddeye yönelik iptal istemi ise Anayasa Mahkemesi’nin 16.04.2026 tarihli, E.2025/231, K.2026/82 sayılı kararıyla reddedilmiştir.</p>
<p dir="ltr">Geçiş hükmüne göre 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davaları, mülga 107. madde hükümlerine göre görülmeye devam eder. Bu tarihten sonra açılacak işçilik alacağı davalarında ise kısmi dava yoluna gidilmesi gerekir.</p>
<p dir="ltr">Uygulama bakımından en önemli sonuç ise talep artırımının yalnızca bir defa yapılabilmesidir. Bilirkişi raporuna yapılacak itirazlar ve alınabilecek ek rapor ihtimali hesaba katılmadan, ilk rapordaki rakamla hemen artırım yapılması telafisi güç kayıplara yol açabilir. Artırımın zamanlaması, raporun ve itirazların durumuna göre dikkatle belirlenmelidir. Faizin başlangıcı ise zamanaşımından ayrı bir meseledir. Artırılan kısım için faiz başlangıcı temerrüt kurallarına göre ayrıca değerlendirilir.</p>
<h2 dir="ltr">V. SONUÇ</h2>
<p dir="ltr">İşçilik alacaklarının hesabı ücretin doğru tespiti, ispat kurallarının doğru uygulanması, zamanaşımı ve mahsup gibi pek çok değişkene bağlıdır. Bilirkişi raporundaki küçük bir hata, alacağın yarı yarıya azalmasına ya da işverenin hiç borçlu olmadığı bir tutarla sorumlu tutulmasına yol açabilir. Belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada tek seferlik talep artırımı sistemine geçilmesiyle birlikte, dava açılmadan önce yapılacak ön hesabın ve talep artırımının zamanlamasının önemi daha da artmıştır.</p>
<p dir="ltr">Yargıtay kararlarının tam metinlerine <a href="https://karararama.yargitay.gov.tr">Yargıtay Karar Arama</a> sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.</p>
<p dir="ltr">İş Hukuku hakkında diğer yazılarımıza<a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/is-hukuku/"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p dir="ltr">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayınıza ilişkin işlem yapmadan önce mutlaka hukuki destek alınız. İzinsiz paylaşılması halinde hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p dir="ltr">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/">İŞÇİLİK ALACAKLARI NASIL HESAPLANIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/iscilik-alacaklari-nasil-hesaplanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAVİ KARTLILAR VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKANLARDA ASKERLİK DURUMU</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mavi-kartlilarin-ve-vatandasliktan-cikanlarin-askerlik-yukumlulukleri/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mavi-kartlilarin-ve-vatandasliktan-cikanlarin-askerlik-yukumlulukleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2026 12:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[1111 sayılı askerlik kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[5901 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[7179 sayılı askeralma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik muafiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik tecil]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kart askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kart nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kart sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[mavi kart sınırlamalar]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus müdürlüğü işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk hukuk sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye askerlik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıktan çıkanların askerlik durumu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıktan çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[yoklama kaçağı]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışı türk vatandaşları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mavi kartlılar ve vatandaşlıktan çıkanlarda askerlik durumu vatandaşlık hukuku açısından önemli bir konudur. Türk vatandaşlığından çıkma izni alarak vatandaşlık statüsünü kaybeden kişiler ve onların altsoyları için 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında Mavi Kart Sistemi düzenlenmiştir. Bu statü, kişilerin Türkiye ile bağlarını tamamen koparmaz. Kişilere belirli haklar tanınırken, vatandaşlığa bağlı bazı yükümlülüklerden muafiyet sağlanır. Mavi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mavi-kartlilarin-ve-vatandasliktan-cikanlarin-askerlik-yukumlulukleri/">MAVİ KARTLILAR VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKANLARDA ASKERLİK DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:2ccc57e3-f7ae-452b-b0e9-faf2fcf29a57-15" data-testid="conversation-turn-32" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="f96d387a-948a-4444-978e-c851af354c8f" data-message-model-slug="gpt-5-3-mini" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<p>Mavi kartlılar ve vatandaşlıktan çıkanlarda askerlik durumu vatandaşlık hukuku açısından önemli bir konudur. Türk vatandaşlığından çıkma izni alarak vatandaşlık statüsünü kaybeden kişiler ve onların altsoyları için 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında Mavi Kart Sistemi düzenlenmiştir. Bu statü, kişilerin Türkiye ile bağlarını tamamen koparmaz. Kişilere belirli haklar tanınırken, vatandaşlığa bağlı bazı yükümlülüklerden muafiyet sağlanır. Mavi Kart sisteminde en çok tartışılan konulardan biri, vatandaşlığın askerlik yükümlülüğüne etkisidir. Çünkü askerlik, doğrudan vatandaşlık bağına bağlı bir kamu yükümlülüğüdür. Bu nedenle mavi kartlıların ve vatandaşlıktan çıkanların askerlik yükümlülükleri, mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.</p>
<h2 data-section-id="73wrgq" data-start="832" data-end="862">I. Mavi Kart Sistemi Nedir?</h2>
<p data-start="864" data-end="1164">Mavi Kart, doğumla Türk vatandaşlığını kazanıp çıkma izniyle vatandaşlığını kaybeden kişilere ve onların üçüncü dereceye kadar altsoylarına verilen resmî bir belgedir. Bu belge, kişilerin Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28. maddesi kapsamında <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ppil/article/951839">Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanmasını sağlar.</a></p>
<p data-start="1166" data-end="1367">Mavi Kart uygulamasının temel dayanağı <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5901&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu</a>’nun 28. maddesidir. Ayrıca 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve Milli Savunma Bakanlığı asker alma düzenlemeleri de dikkate alınır.</p>
<p data-start="1369" data-end="1690">Mavi Kart başvurusu, 5901 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca yapılır. Başvuruda dilekçeye iki fotoğraf, pasaport ve yabancı ülke kimlik belgesi eklenir. Bu belgeler dışında ek belge istenmez. Başvurular yurt içinde nüfus müdürlüklerine, yurt dışında dış temsilciliklere yapılır. Mavi Kartların geçerlilik süresi yoktur.</p>
<h3 data-section-id="ct9k0n" data-start="1697" data-end="1749">A. Mavi Kart Sahiplerinin Yararlanabildiği Haklar</h3>
<p data-start="1751" data-end="1957">Mavi Kart sahipleri, 5901 sayılı Kanun’un 28. maddesi kapsamında Türk vatandaşlarına tanınan hakların büyük kısmından yararlanır. Ancak bu haklar sınırsız değildir ve kanunda belirlenen istisnalara tabidir.</p>
<p data-start="1959" data-end="2256">Mavi Kartlılar, kart numarası ile resmî işlemlerini yapabilir. Türkiye’de çalışma hakkına sahiptirler ve mesleklerini serbestçe icra edebilirler. Miras hakkından yararlanırlar. Kazanılmış haklarını korurlar. Ayrıca taşınmaz edinme ve taşınmaz üzerinde alım-satım işlemleri yapabilirler.</p>
<h3 data-section-id="aakmm7" data-start="2263" data-end="2314">B. Mavi Kart Sahiplerinin Yararlanamadığı Haklar</h3>
<p data-start="2316" data-end="2514">Mavi Kart sistemi yalnızca hakları korumaz; aynı zamanda vatandaşlığa bağlı bazı yükümlülükleri de ortadan kaldırır. Bu kapsamda Mavi Kart sahipleri bazı kamu hak ve yükümlülüklerinden muaf tutulur.</p>
<p data-start="2516" data-end="2550">Bu hak ve yükümlülükler şunlardır:</p>
<ul data-start="2552" data-end="2731">
<li data-section-id="nxvhfq" data-start="2552" data-end="2578">Seçme ve seçilme hakkı</li>
<li data-section-id="1on69bi" data-start="2579" data-end="2630">Türk vatandaşlarına özgü meslekleri yapma hakkı</li>
<li data-section-id="bot20u" data-start="2631" data-end="2666">Kamu görevine girme (memuriyet)</li>
<li data-section-id="u5c1aj" data-start="2667" data-end="2706">Gümrük ve eşya ithalat muafiyetleri</li>
</ul>
<p data-start="2733" data-end="2882">Askerlik hizmeti, devlet ile birey arasındaki vatandaşlık bağına dayanan bir kamu yükümlülüğüdür. Bu bağ sona erdiğinde yükümlülük de ortadan kalkar.</p>
<h2 data-section-id="uih79r" data-start="2889" data-end="2935">II. Askerlik Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği</h2>
<p data-start="2937" data-end="3168">Askerlik hizmeti, anayasal temele sahip bir yükümlülüktür ve yalnızca Türk vatandaşlarına uygulanır. Bu yükümlülük önce 1111 sayılı Askerlik Kanunu kapsamında düzenlenmiş, günümüzde 7179 sayılı Askeralma Kanunu ile yürütülmektedir.</p>
<p data-start="3170" data-end="3277"><a href="https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/">Askerlik yükümlülüğü</a> vatandaşlık bağına dayanır, kamu hukuku niteliği taşır ve kişiye sıkı sıkıya bağlıdır.</p>
<p data-start="3279" data-end="3394">Bu nedenle askerlik yükümlülüğü, yalnızca Türk vatandaşlarında doğar ve vatandaşlık sona erdiğinde kural olarak ortadan kalkar.</p>
<h2 data-section-id="o1tegp" data-start="3401" data-end="3452">III. Mavi Kart Sahiplerinin Askerlik Yükümlülüğü</h2>
<p data-start="3454" data-end="3550">Mavi Kart sahipleri Türk vatandaşı değildir. Bu nedenle askerlik yükümlülüğüne tabi tutulmazlar.</p>
<p data-start="3552" data-end="3630">Kanun, Mavi Kart sahiplerini askerlik yükümlülüğü kapsamı dışında bırakmıştır.</p>
<p data-start="3632" data-end="3644">Bu kapsamda:</p>
<ul data-start="3646" data-end="3793">
<li data-section-id="lfoy3j" data-start="3646" data-end="3691">Mavi Kartlılar askerlik celbine çağrılmaz</li>
<li data-section-id="1qh6ur0" data-start="3692" data-end="3736">Yoklama ve askerlik işlemleri uygulanmaz</li>
<li data-section-id="rajmvj" data-start="3737" data-end="3793">Türkiye’de bulunmaları askerlik yükümlülüğü doğurmaz</li>
</ul>
<p data-start="3795" data-end="3870">Bu uygulama hem kanun metnine hem de idari pratiğe uygun şekilde yürütülür.</p>
<h2 data-start="3795" data-end="3870">IV. Vatandaşlıktan Çıkma ve Askerlik İlişkisi</h2>
<p data-start="3927" data-end="4056">Vatandaşlıktan çıkma süreci ile askerlik arasında doğrudan bir ilişki vardır. Çıkış öncesinde kişinin askerlik durumu önem taşır.</p>
<p data-start="4058" data-end="4349">Askerliğini yapmış kişilerde süreç sorunsuz tamamlanır ve askerlik yükümlülüğü sona erer. Tecilli kişilerde askerlik durumu idare tarafından kontrol edilir ve çoğunlukla işlem engeli oluşmaz. Yoklama kaçağı veya bakaya olan kişilerde ise idari yaptırımlar uygulanabilir ve süreç gecikebilir. (Türk vatandaşlığından çıkma, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında düzenlenmektedir. Kanun&#8217;un 25. maddesi uyarınca, izin alarak Türk vatandaşlığından çıkılabilmesi için aranan şartlardan biri, kişinin herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişiler arasında bulunmamasıdır. Askerlik hizmetine ilişkin bu şart, başvuru sahibinin yaşı, askerlik yükümlülüğü ve tecil durumu dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Askerlik hizmetini tamamlamış, dövizle askerlik uygulamasından yararlanmış veya askerlik hizmetini ertelemiş kişiler, diğer yasal şartları da sağlamaları hâlinde izin alarak Türk vatandaşlığından çıkabilir ve Mavi Kart statüsünden yararlanabilirler.)</p>
<p data-start="4351" data-end="4502">Vatandaşlıktan çıkış tamamlandıktan sonra kişi artık askerlik yükümlüsü değildir. Yeni bir yükümlülük doğmaz ve kişi askerlik sisteminin dışında kalır.</p>
<p data-start="4504" data-end="4700">Bazı durumlarda kişi yeniden Türk vatandaşlığı kazanabilir. Bu durumda askerlik yükümlülüğü yeniden değerlendirilir. Değerlendirmede kişinin yaşı, önceki askerlik durumu ve mevzuat dikkate alınır.</p>
<p data-start="4702" data-end="4838">Mavi Kart sahiplerinin Türkiye’de uzun süre yaşaması askerlik yükümlülüğü doğurmaz. Çünkü belirleyici unsur ikamet değil vatandaşlıktır.</p>
<p data-start="4845" data-end="5422" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Yapılan değerlendirmelere göre Mavi Kart sahipleri ve vatandaşlıktan çıkan kişiler açısından askerlik yükümlülüğü yalnızca vatandaşlık bağına bağlıdır. Vatandaşlık sona erdiğinde askerlik yükümlülüğü de sona erer. Mavi Kart sistemi, kişilerin Türkiye ile bağlarını sürdürürken vatandaşlığa bağlı yükümlülükleri ortadan kaldıran özel bir hukuki düzenlemedir. Vatandaşlıktan çıkış öncesi durum ve yeniden vatandaşlık kazanılması gibi istisnai haller ise ayrıca değerlendirilir. Genel kural olarak vatandaşlık bağı olmayan kişiler bakımından askerlik yükümlülüğünden söz edilemez.</p>
<p data-start="4845" data-end="5422" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu alanda kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/idare-vergi-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start">
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
</div>
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"></div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"></div>
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:69d9545d-5f7c-455c-9c1a-a26059a732fc-4" data-testid="conversation-turn-10" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"></div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"></div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p data-start="750" data-end="943">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mavi-kartlilarin-ve-vatandasliktan-cikanlarin-askerlik-yukumlulukleri/">MAVİ KARTLILAR VE VATANDAŞLIKTAN ÇIKANLARDA ASKERLİK DURUMU</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mavi-kartlilarin-ve-vatandasliktan-cikanlarin-askerlik-yukumlulukleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADININ KENDİ SOYADINI KULLANMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/kadinin-kendi-soyadini-kullanmasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/kadinin-kendi-soyadini-kullanmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 13:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AYM & AİHM Bireysel Başvuruları]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa 153. Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi soyadı kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bekarlık soyadı kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[bekarlık soyadının kullanılması]]></category>
		<category><![CDATA[çift soyadı kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte kadının soyadı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte soyadı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadının kendi soyadını kullanması]]></category>
		<category><![CDATA[kadının soyadını kullanmasıü]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı AYM kararı]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[soyadı kararı]]></category>
		<category><![CDATA[TMK 187]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay soyadı kararı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4303</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soyadı, bir kişinin kimliğinin en kalıcı ve en görünür unsurlarından biridir. Kişinin toplumsal, mesleki ve ailevi bağlarını temsil eden; boşanma, yeniden evlenme gibi özel hayata ilişkin durumları üçüncü kişilere ister istemez açık eden bir kişilik değeridir. Türk hukukunda uzun yıllar boyunca bu değer, erkekler bakımından doğumla kazanılıp ömür boyu korunan bir hak olarak tanınırken kadınlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kadinin-kendi-soyadini-kullanmasi/">KADININ KENDİ SOYADINI KULLANMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soyadı, bir kişinin kimliğinin en kalıcı ve en görünür unsurlarından biridir. Kişinin toplumsal, mesleki ve ailevi bağlarını temsil eden; boşanma, yeniden evlenme gibi özel hayata ilişkin durumları üçüncü kişilere ister istemez açık eden bir kişilik değeridir. Türk hukukunda uzun yıllar boyunca bu değer, erkekler bakımından doğumla kazanılıp ömür boyu korunan bir hak olarak tanınırken kadınlar bakımından evlilikle birlikte kendiliğinden değişen, iradeye bağlı olmayan bir zorunluluğa dönüşmüştür.</p>
<p><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">4721 sayılı Türk Medeni Kanunu</a>&#8216;nun 187. maddesinin birinci cümlesi, evlenen kadının kocasının soyadını almasını öngörmekte ve kadına ancak kocasının soyadının önünde kendi soyadını da kullanma imkanı tanımaktaydı. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 22.02.2023 tarihli kararıyla iptal edilmiş ve karar 28.01.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ne var ki iptal kararının üzerinden geçen sürede yasama organı yeni bir düzenleme yapmadığından uygulamada belirsizlikler ve daireler arası tereddütler ortaya çıkmıştır. Bu makalede, iptal kararının hukuki temelleri, yarattığı normatif boşluk, güncel Yargıtay içtihadı ve iptal sonrası idari uygulamadaki çelişkiler ele alınmaktadır.</p>
<h2>I. Hukuki Durum</h2>
<p>İptal edilen düzenlemeye göre kadın, evlenmekle kocasının soyadını alıyordu. Kanun kadına yalnızca sınırlı bir seçimlik hak tanımaktaydı: Evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadının önünde kendi bekarlık soyadını da kullanabilmekteydi.</p>
<p>Bu düzenlemenin iki temel sonucu vardı:</p>
<ul>
<li><strong>Birincisi</strong>, kadının evlilikle birlikte doğumla kazandığı soyadını tek başına kullanma imkanı bulunmuyordu. Kadın ya yalnızca kocasının soyadını ya da her iki soyadını birlikte kullanabiliyordu.</li>
<li><strong>İkincisi</strong>, evlenen erkek doğumdan gelen soyadını hiçbir işleme gerek olmaksızın koruyabilirken, kadın için bekarlık soyadını koruyabilmesi için ek idari külfetler söz konusuydu.</li>
</ul>
<p>Bu durum, uzun yıllar boyunca hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem de Anayasa Mahkemesi önünde çok sayıda bireysel başvuruya konu olmuştur. AİHM, kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemesini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;nin özel hayata saygı hakkını düzenleyen 8. maddesiyle bağlantılı olarak, ayrımcılık yasağını içeren 14. maddesinin ihlali olarak değerlendirmiştir.</p>
<h2>II. Anayasa Mahkemesi&#8217;nin İptal Kararı</h2>
<h3>A. Kararın Künyesi ve Yürürlük Tarihi</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi, İstanbul 8. Aile Mahkemesi&#8217;nin somut norm denetimi başvurusu üzerine, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230428-9.pdf">22.02.2023 tarihli ve E.2022/155, K.2023/38 sayılı</a> kararıyla, TMK m. 187&#8217;nin birinci cümlesinin iptaline karar vermiştir. Karar 28.04.2023 tarihli Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmıştır. Mahkeme, yasama organının yeni bir düzenleme yapabilmesi için dokuz aylık bir süre öngörmüş ve bu süre uyarınca iptal kararı 28.01.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Belirtmek gerekir ki bu, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin konuya ilişkin ilk kararı değildir. Mahkeme, 2011 tarihli önceki bir kararında benzer bir iptal talebini reddetmişti. 2023 tarihli karar, bu içtihadın on iki yıl sonra terk edilmesi ve eşitlik ilkesi lehine dönüşmesi anlamına gelmektedir.</p>
<h3>B. İptalin Anayasal Gerekçesi</h3>
<p>Anayasa Mahkemesi, iptal kararında düzenlemeyi Anayasa&#8217;nın 2. (hukuk devleti), 10. (kanun önünde eşitlik), 17. (kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı), 20. (özel hayatın gizliliği), 90. (milletlerarası antlaşmaların iç hukuktaki yeri) ve 153. (Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı) maddeleri ışığında değerlendirmiştir.</p>
<p>Kararın özünde iki temel gerekçe yer almaktadır:</p>
<ul>
<li><strong>Eşitlik ilkesinin ihlali:</strong> Mahkeme, evlenmeden önceki soyadının evlilikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ile erkek arasında öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmadığı sonucuna ulaşmıştır. Erkeğin doğumla kazandığı soyadını ömür boyu koruyabilmesine karşılık, kadının evlilikle birlikte bu soyadını kaybetmesi, cinsiyete dayalı ve haklı bir gerekçesi bulunmayan bir ayrım oluşturmaktadır.</li>
<li><strong>Kamu yararı savunmasının reddi:</strong> Düzenlemenin gerekçesi olarak ileri sürülen nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı tespiti şeklindeki kamu yararı iddiası Mahkeme tarafından kabul edilmemiştir. Anayasa Mahkemesi&#8217;ne göre bu kamu yararının sağlanmasının yegâne yolu, kadının kendi soyadını ancak eşinin soyadının önünde kullanabilmesi değildir. Söz konusu idari kaygılar, kimlik numarası ve kayıt bütünlüğü gibi teknik araçlarla zaten yönetilebilir niteliktedir.</li>
</ul>
<p>Mahkeme ayrıca, Anayasa&#8217;nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına dayanarak, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hüküm içermesi hâlinde antlaşma hükümlerinin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır. Bu itibarla, kadın ve erkeğin evlilik sonrası soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören uluslararası düzenlemeler, iç hukukun aksi yöndeki hükmüne üstün tutulmuştur.</p>
<h2>III. İptal Sonrası Uygulamadaki Belirsizlik</h2>
<p>İptal kararının en tartışmalı yönü, yarattığı yasal boşluktur. Anayasa Mahkemesi&#8217;nin yasama organına tanıdığı dokuz aylık süre 28.01.2024 tarihinde dolmuş ancak bu tarihe kadar TBMM, evlenmenin kadının soyadına etkisini düzenleyen yeni bir hüküm ihdas etmemiştir. Bunun sonucunda TMK m. 187, güncel bir normatif metinden yoksun kalmıştır: Maddenin iptal edilen birinci cümlesi yürürlükten kalkmış, yerine yeni bir kural konulmamıştır.</p>
<p>Bu durum iki sorun doğurmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Birincisi</strong>, iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte TMK m. 187&#8217;nin iptal edilen hükmü artık uygulanamaz hale gelmiştir.</li>
<li><strong>İkincisi</strong> ise  Nüfus Hizmetleri Kanunu&#8217;nun uygulanmasına ilişkin ikincil mevzuatta (yönetmelik hükümlerinde), iptal edilen kanun hükmüyle aynı içerikte düzenlemelerin varlığını sürdürmesidir. İptal kararının yalnızca kanun hükmüne yönelik olması, buna paralel yönetmelik düzenlemelerinin akıbetini tartışmalı kılmakta ve idarenin bu yönetmelik hükümlerine dayanarak işlem tesis edip edemeyeceği sorusunu gündeme getirmektedir.</li>
</ul>
<p>Nitekim iptal kararının üzerinden geçen sürede kamuoyuyla paylaşılan yargı paketi taslaklarında, iptal edilen hükmün özü itibarıyla korunmaya çalışıldığı yönünde eleştiriler dile getirilmiştir. Bu tartışmalar, meselenin  teknik bir kanun boşluğu olmaktan öte, yasama organı ile Anayasa Mahkemesi arasındaki içtihadın bağlayıcılığına ilişkin daha temel bir gerilimi barındırdığını göstermektedir. Anayasa&#8217;nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığından, iptal edilen bir hükmün aynı içerikle yeniden yasalaştırılması ciddi bir anayasaya uygunluk sorunu yaratacaktır.</p>
<p>Uygulamada en çok tereddüt yaratan konulardan diğerleri, iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra kadının hangi usulle kendi soyadını tek başına kullanabileceğidir. Bu noktada, yeni evlenecek kadınlar ile hâlihazırda evli olan kadınlar arasında ayrım yapmak gerekmektedir. Öte yandan idari uygulamada henüz tam bir birlik sağlanamadığını dürüstçe belirtmek gerekir.</p>
<h3><strong>A. Yeni evlenecek kadınlar bakımından</strong></h3>
<p>İptal kararının mantığı gereği, 28.01.2024&#8217;ten sonra evlenecek bir kadının, nikah sırasında evlendirme memuruna beyanda bulunarak yalnızca kendi soyadını taşımayı seçebilmesi beklenir. Anayasal bir hak niteliği taşıması nedeniyle, bu tercih için kural olarak nikâh memurluğuna veya nüfus müdürlüğüne verilecek bir dilekçenin yeterli olması gerektiği savunulmaktadır. Ne var ki uygulamada bazı nüfus müdürlüklerinin, yerine geçecek bir kanun hükmünün bulunmadığı (yasal boşluk) gerekçesiyle bu idari başvuruları reddedebildiği görülmektedir. Dolayısıyla idari yolun sonuç vereceği her somut olayda garanti değildir.</p>
<h3><strong>B. Halihazırda evli kadınlar bakımından</strong></h3>
<p>İptal kararı yürürlüğe girmeden önce evlenmiş ve eşinin soyadını almış kadınların durumu daha nettir: Bu kişilerin yalnızca kendi soyadlarını kullanabilmeleri için, mevcut uygulamada büyük ölçüde aile mahkemesinde dava açmaları gerekmektedir. İdari başvurusu reddedilen kadınlar için de yargı yolu güncel pratikte fiilen zorunlu hâle gelebilmektedir.</p>
<h3><strong>C. Çift soyadı kullanımı bakımından</strong></h3>
<p>Kadının kendi soyadını eşinin soyadının önünde birlikte kullanmak istemesi hâlinde ise, nüfus müdürlüğüne ya da e-Devlet üzerinden yapılacak başvuru yeterli olup, dava açılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu, mevcut uygulamada en sorunsuz işleyen seçenektir.</p>
<p>Bu durum ortada temel bir hak niteliğinde tanınmış bir yetki bulunmasına rağmen, bu hakkın kullanımının usul bakımından hâlâ belirsizlik taşıdığını ve pek çok durumda yargı yoluna başvurmayı gerektirebildiğini göstermektedir. Bu belirsizlik, esasen yasama organının Anayasa Mahkemesi kararının gereğini yerine getirmemesinden kaynaklanmaktadır.</p>
<h2>IV. Güncel Yargıtay Yaklaşımı</h2>
<p>Yargıtay&#8217;ın konuya ilişkin yerleşik içtihadı, esasen Anayasa Mahkemesi&#8217;nin iptal kararından da önce şekillenmeye başlamıştı ve iptal sonrası dönemde bu içtihat pekişmiştir.</p>
<p><strong>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 30.09.2015 tarihli, 2014/889 E. ve 2015/2011 K. sayılı kararı</strong>, bu alandaki dönüm noktalarından biridir. Kararda, evlilik birliği içinde kızlık soyadının kullanılması istemi bakımından haklı bir gerekçenin bulunmasının aranmayacağı ve bu hakkın AİHS&#8217;nin 8. ve Anayasa&#8217;nın 17. maddeleri kapsamında korunan bir kişilik hakkı niteliği taşıdığı benimsenmiştir. Böylece kadının kendi soyadını tek başına kullanma talebi, herhangi bir &#8220;haklı sebep&#8221; ispatı külfetinden kurtarılmıştır.</p>
<p><strong>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi&#8217;nin 09.11.2023 tarihli, 2023/5977 E. ve 2023/5345 K. sayılı kararında</strong> da, kadının kızlık soyadını tek başına kullanması için haklı bir gerekçeye ihtiyaç duyulmadığı teyit edilmiş ve yerel mahkemenin kabul hükmü onanmıştır. Bu karar, iptal kararının yürürlüğe girmesinden hemen önceki dönemde dahi yargısal eğilimin, kadının soyadı üzerindeki iradesini esas alan yönde sağlamlaştığını göstermektedir.</p>
<p>Yargıtay&#8217;ın yaklaşımında, talebin değerlendirilmesinde başvurulan sınırlı ölçütlerin de altını çizmek gerekir. Yargısal denetimde öne çıkan hususlar talebin kişilik hakkı boyutu, talebin kötü niyetli olup olmadığı ve talebin üçüncü kişiler bakımından açık bir karışıklık yaratıp yaratmadığıdır. Ancak karışıklığın  tek başına temel bir hakkı ortadan kaldıracak güçte görülmemesi gerektiği ve bu tür idari kaygıların kayıt sistemi araçlarıyla giderilebileceği vurgulanmaktadır.</p>
<h2>V. Dava Yolu Ve Kararın İcrası</h2>
<p>Yalnızca kendi soyadını kullanmak isteyen ve idari yoldan sonuç alamayan kadınlar bakımından açılacak davada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Görevli mahkeme:</strong> Uyuşmazlık, evliliğin genel hükümleri çerçevesinde kadının soyadının düzenlenmesine ilişkin olduğundan, görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.</li>
<li><strong>Husumet (davalı sıfatı): </strong>Kadının evlilik birliği içinde yalnızca kendi soyadını kullanmak amacıyla açacağı dava, uygulamada Nüfus Müdürlüğü&#8217;ne (ve duruma göre eşine) karşı yöneltilmektedir. Bu noktada husumetin doğru yöneltilmesi, davanın usulden reddini önlemek bakımından kritik önem taşır; iptal öncesi dönemde en sık rastlanan hatalardan biri, talebin yanlış tarafa yöneltilmesiydi.</li>
<li><strong>Kararın icrası:</strong> Mahkeme kararı verilip kesinleştikten sonra, ilgili nüfus müdürlüğüne başvurularak soyadı değişikliğinin kütüğe işlenmesi ve akabinde yeni kimlik belgesinin düzenlenmesi talep edilmelidir.</li>
<li><strong>Yabancı eş hali:</strong> Eşi yabancı olan ve evlenmekle yabancı eşinin soyadını almış kadının önceki soyadına dönmesi taleplerinde de yargı yoluna başvurulması gerekmektedir. Bu tür nüfus kaydı düzeltme davalarında usulî kazanılmış hak ilkesinin kamu düzenine ilişkin niteliği bakımından ayrıca dikkatli olunmalıdır.</li>
</ul>
<p>Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 22.02.2023 tarihli iptal kararı, Türk hukukunda kadının soyadı meselesinde eşitlik ilkesi lehine köklü bir dönüşümü ifade etmektedir. Karar, soyadının cinsiyete dayalı olarak farklı bir hukuki rejime tabi tutulmasının anayasal eşitlik ve özel hayata saygı ilkeleriyle bağdaşmadığını açıkça ortaya koymuştur. Yargıtay içtihatları da, kadının kendi soyadını tek başına kullanma talebini haklı sebep aramaksızın korunan bir kişilik hakkı olarak istikrarlı biçimde tanımaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, yasama organının iptal kararının gereğini yerine getirerek yeni ve hem uluslararası mahkeme kararlarına hem de Anayasa&#8217;ya uygun bir düzenleme yapmamış olması, uygulamada ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır. Temel bir hak olarak tanınan yetkinin kullanımı, günümüzde hâlâ idari uygulamanın tutarsızlığına ve çoğu durumda dava açma külfetine bağlı kalmaktadır. Bu tablo karşısında, kadının soyadına ilişkin uyuşmazlıklarda somut olayın koşullarına göre idari başvuru ile yargı yolu arasındaki tercihin dikkatle değerlendirilmesi ve husumetin doğru yöneltilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından belirleyici önem taşımaktadır. Nihai ve kalıcı çözüm ise, ancak yasama organının Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine uygun, eşler arasında soyadı seçiminde tam eşitliği sağlayan bir düzenleme yapmasıyla mümkün olacaktır.</p>
<p>Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kadinin-kendi-soyadini-kullanmasi/">KADININ KENDİ SOYADINI KULLANMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/kadinin-kendi-soyadini-kullanmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARNAVUTLUK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/arnavutluk-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/arnavutluk-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[113/2020 sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[arnavut göçmenleri vatandaşlık alabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[arnavut göçmenleri vatandaşlık hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[arnavut göçmenlerin vatandaşlık imkanı]]></category>
		<category><![CDATA[arnavut muhacirleri]]></category>
		<category><![CDATA[arnavut vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[arnavutluk göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[arnavutluk muhacirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk oturma izni]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk vatandaşlığı nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[arnavutluk vatandaşlık başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Arnavutluk vatandaşlık kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[arnavutluk vatandaşlık şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[köken yoluyla arnavutluk vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışı vatandaşlık başvurusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balkan vatandaşlıklarının edinilmesi birçok yola dayanmakla beraber, ülke bazında birtakım değişiklikler içermektedir. Sitemizde diğer balkan ülkelerinin vatandaşlık edinme yolları hakkında kapsamlı rehber niteliğinde makalelerimiz mevcuttur. Arnavutluk vatandaşlığının kazanılması, 29 Temmuz 2020 tarihli ve 113/2020 sayılı &#8220;Vatandaşlık Hakkında Kanun&#8221; (Ligj nr. 113/2020 &#8220;Për shtetësinë&#8221;) ile düzenlenmiştir. Anılan Kanun, uzun yıllar yürürlükte kalan 8389 sayılı 1998 tarihli [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/arnavutluk-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ARNAVUTLUK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balkan vatandaşlıklarının edinilmesi birçok yola dayanmakla beraber, ülke bazında birtakım değişiklikler içermektedir. Sitemizde diğer balkan ülkelerinin vatandaşlık edinme yolları hakkında kapsamlı rehber niteliğinde makalelerimiz mevcuttur.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr"><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">Arnavutluk vatandaşlığının kazanılması, 29 Temmuz 2020 tarihli ve 113/2020 sayılı &#8220;Vatandaşlık Hakkında Kanun&#8221;<a href="https://mb.gov.al/wp-content/uploads/2024/10/LIGJ-PER-SHTETESINE-Nr.-1132020.pdf"> (Ligj nr. 113/2020 &#8220;Për shtetësinë&#8221;)</a> ile düzenlenmiştir. Anılan Kanun, uzun yıllar yürürlükte kalan 8389 sayılı 1998 tarihli Kanun&#8217;u yürürlükten kaldırmış olup 77/2023 sayılı Kanun ile de değişikliğe uğramıştır. Bu itibarla Arnavutluk vatandaşlık hukukuna ilişkin değerlendirmelerin, mülga 1998 tarihli düzenleme yerine güncel Kanun metni esas alınarak yapılması zorunludur.</span></p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr"><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">113/2020 sayılı Kanun uyarınca Arnavutluk vatandaşlığı; doğum, köken, Arnavutluk </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="573">topraklarında doğum, sonradan kazanma </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="611">(naturalizasyon) ve evlat edinme </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="644">yolları ile kazanılmaktadır. Kanun </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="679">ayrıca yabancılar bakımından özel </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="713">hâllerde vatandaşlık kazanımını </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="745">düzenlemekte, vatandaşlığın kaybı ile </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="783">yeniden kazanılmasına ilişkin hükümlere </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="823">de yer vermektedir.</span></p>
<p data-start="720" data-end="1146">Arnavutluk hukuk sisteminde vatandaşlık, devlet ile birey arasında kurulan hukuki ve siyasi bağlılık ilişkisi olarak kabul edilmekte olup bu bağın kurulması ve sona erdirilmesi sıkı şekil ve şartlara bağlanmıştır. Bu bağlamda, vatandaşlığın kazanılması  kamu düzeni, milli güvenlik ve toplumsal uyum kriterleri çerçevesinde yapılan idari değerlendirme sonucunda mümkündür.</p>
<h2 data-start="720" data-end="1146">I. GENEL YOLLAR İLE ARNAVUTLUK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASI</h2>
<p><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="2">113/2020 sayılı Kanun, </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="25">vatandaşlığın kazanılmasını dört temel </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="63">yol üzerinden düzenlemektedir. Bunlar </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="101">doğum, köken, </span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="140">sonradan kazanma ve evlilik yoluyla Arnavutluk vatandaşlığı edinmedir</span><span class="_animating_yu34g_10" data-newtext-seq="173">. </span></p>
<h3>A. DOĞUM YOLU İLE KAZANILAN VATANDAŞLIK</h3>
<p data-start="74" data-end="482">Arnavutluk vatandaşlık hukukunda doğumla vatandaşlık kazanımına ilişkin sistem, esas itibarıyla soybağı ilkesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, devlet ile birey arasındaki vatandaşlık bağının coğrafi olarak doğum yerinden ziyade ailevi ve hukuki soy ilişkisi üzerinden kurulmasını esas almakta bu yönüyle klasik kıta Avrupası vatandaşlık rejimlerinin tipik bir yansımasını teşkil etmektedir.</p>
<p data-start="675" data-end="1029">113/2020 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesi uyarınca, anne veya babadan en az birinin Arnavutluk vatandaşı olması hâlinde, çocuğun doğum yeri, doğumun gerçekleştiği ülke veya çocuğun başka bir devlet vatandaşlığını kazanıp kazanmadığı hususları önem taşımaksızın doğrudan ve kendiliğinden Arnavutluk vatandaşlığı kazanılmaktadır.</p>
<p data-start="1031" data-end="1432">Bu hüküm, vatandaşlığın kazanımında kendiliğinden vatandaşlık kazanma prensibini içermekte olup herhangi bir idari başvuruya, takdir yetkisine veya onay merciine tabi olmaksızın, kanun hükmü gereği sonuç doğurmaktadır. Bu yönüyle doğumla vatandaşlık kazanımı, sonradan kazanım yollarından  ayrılmakta ve daha güçlü, doğrudan bir hukuki statü tesis etmektedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu noktada 113/2020 sayılı Kanun&#8217;un getirdiği önemli bir güvenceye işaret edilmelidir. Doğum yoluyla kazanılan vatandaşlığın tescili talebi herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Bu hak, kişi on sekiz yaşını doldurduktan sonra da sona ermemekte ve doğumun gerçekleştiği yerden bağımsız olarak her zaman ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla ebeveynin ihmali veya kaydın zamanında yaptırılmamış olması, çocuğun vatandaşlık statüsünü ortadan kaldırmamaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bununla birlikte teorik statü ile bu statünün fiilen kullanılabilmesi arasındaki ayrım gözden kaçırılmamalıdır. Vatandaşlık kanun gereği doğum anında kazanılmakta ise de, kimlik belgesi ve pasaport düzenlenebilmesi ancak nüfus kütüğüne tescil işleminin tamamlanmasıyla mümkün olmaktadır. Bu nedenle özellikle yurt dışında doğan çocuklar bakımından doğum kaydının, ebeveynin vatandaşlık kaydı ile birlikte usulüne uygun şekilde Arnavut makamları nezdinde tesis edilmesi belirleyici önem taşımaktadır. Uygulamada apostil, resmî tercüme ve belgeler arası isim uyumu gibi teknik hususlarda yapılan hatalar sürecin ciddi biçimde uzamasına yol açmaktadır.</p>
<p data-start="1434" data-end="1896">Öte yandan, soybağı ilkesinin uygulanmasında ebeveynlik bağının hukuken tespiti önem arz etmektedir. Bu kapsamda, özellikle evlilik dışı doğumlarda babalık bağının tanınması veya mahkeme kararıyla hüküm altına alınması gibi hususlar, çocuğun vatandaşlık statüsünün belirlenmesinde doğrudan etkili olmaktadır. Zira vatandaşlık bağının kurulabilmesi için yalnızca biyolojik bağ yeterli görülmemekte ayrıca bu bağın hukuk düzeni tarafından tanınmış olması aranmaktadır.</p>
<p data-start="1898" data-end="2609">Arnavutluk vatandaşlık rejimi, temel olarak soy bağı ilkesine dayanmakla birlikte, vatansızlığın önlenmesi ve çocuğun hukuki statüsüz kalmasının engellenmesi amacıyla sınırlı ve tamamlayıcı nitelikte doğum yeri esasına yaklaşan düzenlemelere de yer vermektedir. Bu bağlamda, ebeveynlerin vatansız olması, kimliğinin tespit edilememesi veya çocuğun başka bir devlet vatandaşlığını kazanamaması gibi istisnai hallerde, çocuğun Arnavutluk topraklarında doğmuş olması halinde vatandaşlık kazanımına imkân tanınmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan vatansızlığın önlenmesi ilkesinin ulusal mevzuata yansıması niteliğindedir.</p>
<p data-start="2611" data-end="3047">Nitekim bu tür düzenlemeler devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve teamül hukukunun da bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda, çocukların doğumla vatandaşlık kazanımına ilişkin hükümler, bireyin hukuki kimliğinin korunması, temel haklara erişimin sağlanması ve devlet ile birey arasındaki bağın erken aşamada tesis edilmesi bakımından kritik öneme sahiptir.</p>
<p data-start="3049" data-end="3539" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sonuç olarak, Arnavutluk vatandaşlık hukukunda doğum yoluyla vatandaşlık kazanımı, soybağı esaslı bir sistem üzerine inşa edilmiş olmakla birlikte belirli istisnai hallerde doğum yeri esasına yaklaşan tamamlayıcı yollar da mevcuttur. Bu yapı, hem devletin demografik sürekliliğini koruma amacına hizmet etmekte hem de bireyin vatansız kalmasının önüne geçilmesini temin eden modern vatandaşlık hukuku anlayışı ile uyum göstermektedir.</p>
<h3 class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr"><strong>B. KÖKEN YOLUYLA VATANDAŞLIK KAZANIMI</strong></h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">113/2020 sayılı Kanun ile getirilen ve önceki düzenlemeden ayrışan en önemli yeniliklerden biri, kökene dayalı vatandaşlık kazanımının müstakil bir yol olarak düzenlenmiş olmasıdır. Bu yol, Arnavutluk&#8217;un diasporası ile bağlarını koruma politikasının hukuki yansımasını oluşturmaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu kapsamda, Arnavutluk vatandaşı olan bir kişinin doğrudan altsoyu, soy hattının üçüncü dereceyi aşmaması kaydıyla vatandaşlık talebinde bulunabilmektedir. Anılan düzenleme, büyükanne ve büyükbaba hattı üzerinden kurulan bağların dahi vatandaşlık kazanımına esas teşkil edebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yönüyle köken yolu, uzun süreli ikamet şartına bağlı olmaksızın işleyen ve tarihsel aidiyeti esas alan bir kazanım usulü niteliği taşımaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bununla birlikte bu yol da tamamen şartsız değildir. Başvurucudan Arnavut dili ve kültürüne ilişkin yeterli bilgi düzeyine sahip olması aranmakta, ayrıca soy bağının kesintisiz biçimde resmî belgelerle ortaya konulması gerekmektedir. Uygulamada başvurunun kaderini belirleyen asıl unsur da bu belge zinciridir. Nüfus kayıtlarındaki isim farklılıkları, göç dönemine ait eksik kayıtlar ve farklı devletlerde tutulan sicillerin birbiriyle uyumsuzluğu, en sık karşılaşılan ret sebepleri arasında yer almaktadır. 77/2023 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca dil ve tarih sınavından muaf tutulan kategoriler ayrıca belirlenmiştir. Bu kapsamda Arnavutçanın resmî dil olduğu ülkelerin vatandaşları ile Arnavutluk vatandaşı eşi veya küçük çocuğu ile aile birleşimi amacıyla başvuranlar bu şarttan muaftır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr"><strong>Bu yol, özellikle Türkiye&#8217;de yaşayan Arnavut kökenli kişiler ile Kosova, Kuzey Makedonya ve Karadağ&#8217;daki Arnavut toplulukları bakımından pratik önem taşımaktadır.</strong> Bu nedenle başvuru planlamasında öncelikle köken hattının kurulabilirliğinin değerlendirilmesi, sonradan kazanma yoluna göre çok daha elverişli bir sonuç doğurabilmektedir.</p>
<div class="" data-turn-id-container="request-WEB:9e516aee-2f7d-40d5-b9c2-ec9a1c4bb754-8" data-is-intersecting="true">
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:9e516aee-2f7d-40d5-b9c2-ec9a1c4bb754-8" data-testid="conversation-turn-18" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="279e3fcc-3e56-446e-ba1c-89ca3b962261" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<h3 data-start="0" data-end="69"></h3>
<h3 data-start="0" data-end="69"><strong data-start="0" data-end="67">C. SONRADAN VATANDAŞLIK KAZANILMASI VE ŞARTLARI</strong></h3>
<p data-start="71" data-end="449">113/2020 sayılı Kanun&#8217;un ilgili hükmü uyarınca sonradan kazanmanın temel ön koşulu, Arnavutluk Cumhuriyeti topraklarında en az yedi yıl süreyle kesintisiz ve yasal ikamet edilmiş olmasıdır. Bu süre, mülga 1998 tarihli Kanun döneminde beş yıl olarak öngörülmüş olup 2020 tarihli düzenleme ile yedi yıla çıkarılmıştır. Aynı reform ile başvurucudan Arnavut dili ve Arnavutluk tarihi hakkında bilgi sahibi olması şartı da getirilmiştir. Mülteci statüsü tanınmış kişiler bakımından ise yedi yıllık sürenin, statünün kazanıldığı tarihten itibaren kesintisiz olarak hesaplanacağı kabul edilmektedir.</p>
<p data-start="996" data-end="1669">Bununla birlikte, Arnavutluk vatandaşlık hukukunda vatandaşlığın kazanılması yalnızca süreye bağlı bir kazanım yolu olarak düzenlenmemiştir. Başvuru sahibinin toplumsal, ekonomik ve hukuki olarak topluma uyum düzeyinin toplu bir biçimde değerlendirilmesine tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, başvuru sahibinin Arnavutça diline yeterli derecede hâkim olması şartı ülkenin sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlayabilme kapasitesini ifade etmektedir. Dil kriteri, Avrupa vatandaşlık hukukunda sıklıkla karşılaşılan topluma uyum ölçütlerinden biri olup bireyin toplumla kurduğu bağın somut bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.</p>
<p data-start="1671" data-end="2048">Ekonomik yeterlilik şartı ise, başvuru sahibinin Arnavutluk’ta bağımsız bir yaşam sürdürebilecek mali imkânlara sahip olmasını ifade etmekte olup sosyal yardım sistemine yük olmama prensibi ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda, düzenli gelir, istihdam veya benzeri ekonomik göstergeler idari değerlendirme sürecinde dikkate alınan temel unsurlar arasında yer almaktadır.</p>
<p data-start="2050" data-end="2543">Öte yandan, sabıka kaydına ilişkin şart, vatandaşlık hukukunun kamu düzeni ile olan doğrudan ilişkisini ortaya koymaktadır. Başvuru sahibinin ciddi suçlardan mahkûmiyetinin bulunmaması, başvurucunun geçmiş hayatına ilişkin yaşantısını göstermekle beraber bireyin gelecekteki davranışlarına ilişkin toplumun korunmasına yönelik bir güvenlik tedbiri teşkil etmektedir.  Nitekim mevzuatta yer alan bu kriter, devletin kendi kamu düzenini ve toplumsal güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p data-start="2545" data-end="2976">Benzer şekilde, başvuru sahibinin Arnavutluk Cumhuriyeti’nin milli güvenliği açısından tehdit teşkil etmemesi şartı, idareye geniş bir değerlendirme alanı tanımakta olup bu kriterin uygulaması çoğu zaman güvenlik birimlerinden alınan istihbarat doğrultusunda şekillenmektedir.</p>
<p data-start="2978" data-end="3470">Tüm bu şartlar birlikte değerlendirildiğinde, Arnavutluk’ta vatandaşlığın sonradan kazanılması şekli kriterlerin ötesinde uyum, sadakat ve kamu düzenine uygunluk ilkeleri çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki söz konusu şartların tamamının sağlanması dahi başvuru sahibine mutlak bir vatandaşlık hakkı tanımamaktadır. Devlet idaresi, kamu yararı ve devlet menfaatleri doğrultusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olmaya devam etmektedir.</p>
<p data-start="3472" data-end="3801" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Bu bağlamda vatandaşlık, idarenin değerlendirmesine bağlı olarak tanınan bir statü olarak ortaya çıkmakta dolayısıyla başvurunun olumlu sonuçlanması idarenin genel değerlendirmesine bağlı bulunmaktadır.</p>
</div>
<h3 data-start="0" data-end="46"></h3>
<h3 data-start="0" data-end="46"><strong data-start="0" data-end="44">D. EVLİLİK YOLUYLA VATANDAŞLIK KAZANIMI</strong></h3>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">113/2020 sayılı Kanun, evliliği vatandaşlığın kazanılmasında müstakil ve bağımsız bir hukuki sebep olarak düzenlememiştir. Bu yönüyle Arnavutluk hukuku, evlilik bağının kendiliğinden vatandaşlık doğurmadığı çağdaş yaklaşımı benimsemiştir. Bununla birlikte Arnavutluk vatandaşı ile evli olan yabancılar bakımından sonradan kazanma sürecinde önemli bir kolaylık öngörülmüştür. Bu kapsamda söz konusu kişiler, genel yol için aranan yedi yıllık ikamet şartını sağlamasalar dahi, Arnavutluk Cumhuriyeti topraklarında en az üç yıl süreyle kesintisiz ve yasal olarak ikamet etmiş olmaları hâlinde vatandaşlığa kabul talebinde bulunabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sürenin evliliğin süresine değil, ülkedeki yasal ikamete bağlanmış olmasıdır. Uygulamada en sık yapılan hata, evlilik süresinin tek başına yeterli sayılacağı yönündeki yanlış kanaattir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Ayrıca 77/2023 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Arnavutluk vatandaşı eşi ile aile birleşimi amacıyla başvuran yabancılar Arnavut dili ve tarihi sınavından muaf tutulmuştur. Bu düzenleme, evlilik yoluyla kurulan bağın topluma uyum sürecini hızlandırdığı varsayımına dayanmaktadır.</p>
<p data-start="1453" data-end="2073">Bu değerlendirme sürecinde özellikle muvazaalı (sahte) evliliklerin tespiti ve önlenmesi amacıyla idareye geniş bir inceleme ve araştırma yetkisi tanınmıştır. Nitekim vatandaşlık hukukunda evlilik yoluyla kazanım, kötüye kullanıma en açık alanlardan biri olarak kabul edilmekte olup bu nedenle birçok hukuk sisteminde olduğu gibi Arnavutluk hukukunda da sıkı bir denetime tabi tutulmuştur. Bu çerçevede, tarafların birlikte yaşadıklarına ilişkin belgeler, ortak ekonomik hayat, sosyal çevre ve benzeri unsurlar, başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınan önemli kriterler arasında yer almaktadır.</p>
<p data-start="2075" data-end="2548">Öte yandan, evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunan yabancının genel vatandaşlık kriterlerine uygunluğu da dolaylı olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir sabıka kaydının bulunmaması, milli güvenlik açısından risk oluşturmaması ve ülke ile gerçek bir bağ kurmuş olması gibi hususlar, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde göz önünde bulundurulmaktadır.</p>
<p data-start="2550" data-end="3086" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sonuç olarak, Arnavutluk hukukunda evlilik yoluyla vatandaşlık kazanımı uygulamada sıkı denetime tabi, çok yönlü bir değerlendirme sürecine bağlı olup evlilik bağının gerçekliği ve sürekliliği ile başvuru sahibinin ülke ile kurduğu ilişkinin niteliği belirleyici rol oynamaktadır.</p>
</div>
<h2 data-start="2550" data-end="3086"></h2>
<h2 data-start="2550" data-end="3086"><strong data-start="0" data-end="49">II. İSTİSNAİ YOLLAR İLE VATANDAŞLIK KAZANIMI</strong></h2>
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<p data-start="53" data-end="570">Arnavutluk vatandaşlık hukukunda istisnai yolla vatandaşlığın kazanımı genel yollardan farklı olarak başvuru sahibinin kişisel durumundan ziyade devletin üstün menfaatleri ve kamu yararı esas alınarak düzenlenmiş özel bir vatandaşlık edinim sistemidir. Bu yönüyle söz konusu yol, genel yollarla kazanım usullerinden ayrılmakta ve somut olay bazında yapılan idari değerlendirmelere dayanmaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">113/2020 sayılı Kanun&#8217;un 9. maddesi, on sekiz yaşını doldurmuş yabancılar bakımından özel hâllerde vatandaşlık kazanımını düzenlemektedir. Bu kapsamda eğitim, bilim, sanat, kültür, ekonomi ve spor alanlarında Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından ulusal menfaat bulunması hâlinde, genel şartlar aranmaksızın vatandaşlık verilmesi mümkündür.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu noktada 2020 reformunun getirdiği önemli bir yapısal değişikliğe işaret edilmelidir. Mülga 1998 tarihli Kanun döneminde istisnai vatandaşlık büyük ölçüde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ve geniş bir takdir alanı içerisinde verilmekteydi. Bu uygulama, denetim ve şeffaflık bakımından yoğun eleştirilere konu olmuştur. 113/2020 sayılı Kanun ise başvuruların incelenmesi görevini İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan özel bir birime bırakarak Cumhurbaşkanının bu alandaki karar alma yetkisini önemli ölçüde daraltmıştır. Nitekim bu düzenleme nedeniyle Kanun, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş, ancak Meclis vetoyu aşarak metni kanunlaştırmıştır.</p>
<p data-start="1144" data-end="1786">İstisnai vatandaşlık kazanımının temelinde, başvuru sahibinin Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından özel bir değer veya katkı potansiyeli taşıması yatmaktadır. Bu katkı, ekonomik yatırımlar yoluyla ülke ekonomisine sağlanabilecek faydalar, bilimsel ve teknolojik gelişmelere yapılabilecek katkılar, kültürel ve sanatsal alanda uluslararası temsil gücü ya da ulusal menfaatler açısından stratejik önem taşıyan faaliyetler şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle uygulamada yüksek tutarlı yatırımcılar, uluslararası düzeyde tanınmış bilim insanları, sanatçılar veya devlet açısından kritik öneme sahip kişiler bu kapsama girebilmektedir.</p>
<p data-start="1788" data-end="2289">Bununla birlikte istisnai vatandaşlık rejiminin en belirgin özelliği önceden belirlenmiş veya sınırları kesin çizilmiş objektif kriterlerin bulunmamasıdır. Her ne kadar Kanun’da <em>“bilimsel, ekonomik, kültürel veya ulusal ilgi”</em> gibi genel çerçeveler çizilmiş olsa da, bu kavramların içeriği büyük ölçüde idari makamların yorumuna bırakılmıştır. Bu durum, uygulamada geniş bir değerlendirme alanı yaratmakta ve her başvurunun kendi somut koşulları içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p data-start="2291" data-end="2750">Ayrıca bu yol bakımından, genel vatandaşlık kazanım yollarında aranan uzun süreli ikamet, dil bilgisi veya entegrasyon gibi şartlar ya hiç aranmamakta ya da ikincil planda kalmaktadır. Bu yönüyle istisnai vatandaşlık menfaat temelli bir kabul mekanizması olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla burada esas olan bireyin devlet açısından ne tür bir katkı sağlayabileceğidir.</p>
<p data-start="2752" data-end="3213">Ancak bu geniş takdir alanı, beraberinde hukuki denetim ve şeffaflık tartışmalarını da gündeme getirmektedir. Zira vatandaşlık gibi temel bir hukuki statünün, belirli ölçüde bireysel değerlendirmelere dayanarak verilmesi, eşitlik ilkesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından hassasiyet doğurabilmektedir. Bu nedenle uygulamada, istisnai vatandaşlık kararlarının genellikle sınırlı sayıda ve dikkatli bir değerlendirme süreci sonucunda verildiği görülmektedir.</p>
<p data-start="3215" data-end="3699" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sonuç itibarıyla, Arnavutluk hukukunda istisnai vatandaşlık kazanımı genel yollardan tamamen farklı bir nitelik arz etmekte olup bireye tanınmış bir hak olmaktan ziyade, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kamu yararı ve ulusal menfaatler doğrultusunda kullanılan istisnai bir araç olarak değerlendirilmelidir. Bu yönüyle söz konusu yol, vatandaşlık hukukunun diğer kazanım yollarını tamamlayan ancak onlardan  ayrışan özel bir düzenleme niteliğindedir.</p>
</div>
<div class="" data-turn-id-container="c3ad63a9-3673-4b84-8161-ddd0b914942a" data-is-intersecting="true">
<h2 dir="ltr"></h2>
<h2 class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr"><strong>III. VATANDAŞLIĞIN KAYBI VE YENİDEN KAZANILMASI</strong></h2>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">113/2020 sayılı Kanun, vatandaşlığın kaybını iki temel hâlde düzenlemektedir. Bunlardan ilki kişinin kendi iradesiyle vatandaşlıktan çıkma talebinde bulunmasıdır. İkincisi ise talep olmaksızın vatandaşlıktan çıkarma yoludur.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Vatandaşlıktan çıkarma yalnızca sonradan kazanma yoluyla vatandaşlık elde etmiş kişiler bakımından ve sınırlı sebeplerle mümkündür. Bu kapsamda başvuru sürecinde sahte belge kullanılması veya yanıltıcı bilgi verilmesi başlıca sebep olarak düzenlenmiştir. 2020 reformu ile ayrıca Arnavutluk&#8217;un anayasal düzenine ve milli güvenliğine karşı faaliyet yürüten örgütlere mensubiyet veya destek hâli de yeni bir çıkarma sebebi olarak öngörülmüştür.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu düzenlemelerin uygulanmasında iki temel sınır bulunmaktadır. Birincisi, hiç kimsenin keyfî biçimde vatandaşlıktan yoksun bırakılamayacağı ilkesidir. İkincisi ise çıkarma işleminin kişiyi vatansız bırakmaması gerekliliğidir. Bu iki ilke, hem Arnavutluk Anayasası hem de Arnavutluk&#8217;un taraf olduğu uluslararası sözleşmeler bakımından bağlayıcı niteliktedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Vatandaşlığın yeniden kazanılması bakımından ise, daha önce Arnavutluk vatandaşı olup bu statüyü kaybetmiş kişilere yeniden başvuru imkânı tanınmıştır. Bu yolda başvurucunun geçmişteki vatandaşlık durumunu ve kaybın hangi sebeple gerçekleştiğini belgelemesi gerekmektedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Nihayet Arnavutluk hukuku çoklu vatandaşlığa açık bir yapı benimsemiştir. Arnavutluk vatandaşlığının kazanılması, kural olarak önceki vatandaşlıktan çıkılmasını gerektirmemektedir. Bu tercih, ülkenin diaspora politikasının doğrudan bir sonucudur.</p>
</div>
<div class="" data-turn-id-container="request-WEB:9e516aee-2f7d-40d5-b9c2-ec9a1c4bb754-11" data-is-intersecting="true">
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:9e516aee-2f7d-40d5-b9c2-ec9a1c4bb754-11" data-testid="conversation-turn-24" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="a56e302e-23af-4454-854a-49fe7b199571" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="streaming-animation markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<h2 data-start="0" data-end="50"></h2>
<h2 data-start="0" data-end="50"><strong data-start="0" data-end="48">IV. VATANDAŞLIK BAŞVURU USULÜ VE İDARİ SÜREÇ</strong></h2>
<p data-start="52" data-end="495">Arnavutluk vatandaşlığının kazanımına ilişkin başvuru süreci idari nitelikte bir işlem olup esas itibarıyla İçişleri Bakanlığı ve bu bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren yetkili birimler nezdinde yürütülmektedir. Bu süreç başvuru sahibinin hukuki statüsü, ekonomik durumu ve devlet ile kurduğu bağın değerlendirildiği kapsamlı bir inceleme aşamasını içermektedir.</p>
<p data-start="497" data-end="1021">Başvuru kapsamında talep edilen belgeler, başvuru sahibinin kimliğini, Arnavutluk’taki ikamet süresini ve statüsünü, ekonomik durumunu, sabıka kaydını ve dil yeterliliğini ortaya koymaya yönelik olup bu belgeler aracılığıyla bireyin hem hukuki hem de sosyo-ekonomik profili idari makamlarca analiz edilmektedir. Bu yönüyle başvuru süreci başvuru sahibinin uyum düzeyi ve güvenilirliğinin tespitine yönelik bir değerlendirme süreci niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="1023" data-end="1472">Başvurunun değerlendirilmesi aşamasında, ilgili idari makamlar tarafından yapılan inceleme gerektiğinde güvenlik birimlerinden alınan bilgiler, sosyal inceleme raporları ve diğer idari veriler de dikkate alınmaktadır. Bu kapsamda, başvuru sahibinin kamu düzeni, milli güvenlik ve toplumsal uyum bakımından herhangi bir risk teşkil edip etmediği hususu karar sürecinde belirleyici rol oynamaktadır.</p>
<p data-start="1474" data-end="1901">Başvurunun kabulü veya reddine ilişkin nihai karar, çoğu durumda Cumhurbaşkanlığı makamının onayına tabi olup bu durum vatandaşlık kazanımının devletin egemenlik yetkisi kapsamında değerlendirilen bir statü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, vatandaşlık verilmesi işlemi devletin birey ile kurduğu hukuki bağın tesisine ilişkin üst düzey bir tasarruf niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="1903" data-end="2462">Öte yandan, başvurunun reddi halinde, bu kararın idari işlem niteliği taşıması nedeniyle hukuka uygunluk denetimine tabi olduğu açıktır. Bu çerçevede, hukuka aykırı olduğu değerlendirilen ret kararlarına karşı idari yargı mercileri nezdinde dava açılması mümkün olup yargısal denetim süreci, idarenin takdir yetkisinin sınırlarının belirlenmesi bakımından önem arz etmektedir. Bununla birlikte, vatandaşlık hukukunun doğası gereği idareye tanınan geniş takdir alanı, yargısal denetimin kapsamını da sınırlayan bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
</div>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu noktada Arnavutluk&#8217;un hukuki konumunun doğru tespiti önem taşımaktadır. <strong>Arnavutluk, Avrupa Birliği üyesi olmayıp aday ülke statüsündedir</strong>. Bu nedenle Avrupa Birliği hukuku, vatandaşlık işlemleri bakımından doğrudan uygulanabilir nitelikte değildir. Buna karşılık Arnavutluk, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi&#8217;ne taraf bir devlettir. Dolayısıyla iç hukuk yolları tüketildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;ne bireysel başvuruda bulunulması mümkündür.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu çerçevede Mahkeme içtihadı, vatandaşlığın Sözleşme&#8217;de doğrudan güvence altına alınmış bir hak olmadığını kabul etmekle birlikte, vatandaşlık talebinin keyfî biçimde reddedilmesinin veya vatandaşlığın keyfî şekilde geri alınmasının kişinin özel hayatı üzerindeki etkisi nedeniyle Sözleşme&#8217;nin 8. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğini benimsemiştir. Keyfîlik denetiminde işlemin kanuna uygunluğu, gerekli usulî güvencelerin sağlanmış olması ve kararın bağımsız bir mahkeme önünde dava edilebilir olması belirleyici ölçütler olarak öne çıkmaktadır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Öte yandan Arnavutluk&#8217;un Avrupa Birliği&#8217;ne katılım süreci, orta vadede vatandaşlık rejimi üzerinde dolaylı bir uyum baskısı doğurmaktadır. Nitekim Avrupa Birliği Adalet Divanı&#8217;nın Komisyon / Malta (C-181/23, 29.04.2025) kararında, başvurucu ile devlet arasında gerçek bir bağın varlığı denetlenmeksizin ödeme veya yatırım karşılığında vatandaşlık tanıyan programların Birlik hukukuna aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, ulusal menfaate ve ekonomik katkıya dayalı istisnai kazanım yollarının aday ülkeler bakımından da katılım müzakereleri çerçevesinde değerlendirileceğini göstermektedir.</p>
<div class="streaming-animation markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word dark markdown-new-styling">
<h2 data-start="2469" data-end="2502"></h2>
<h2 data-start="2469" data-end="2502"><strong data-start="2469" data-end="2500">V. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ</strong></h2>
<p data-start="2504" data-end="2939">Arnavutluk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin hukuki sistem, devlet ile birey arasında kurulan bağın niteliğini esas alan bir sistem üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda vatandaşlık, bireyin devlet ile kurduğu kalıcı ve  gerçek  bir ilişki olarak değerlendirilmektedir. Bu ilişkinin varlığı, başvuru sürecinin merkezinde yer almaktadır.</p>
<p data-start="2941" data-end="3543">Özellikle genel yolla kazanım yolunda ve evlilik yoluyla vatandaşlık kazanımında, idarenin sahip olduğu geniş takdir yetkisi başvuruların sonuçlandırılmasında belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, vatandaşlık kazanımını her başvurunun kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla mevzuatta öngörülen şartların sağlanması her ne kadar gerekli ise de çoğu zaman tek başına yeterli olmamakta ve başvuru sahibinin genel profili ve devlet ile kurduğu bağın niteliği de karar sürecine doğrudan etki etmektedir.</p>
<p data-start="3545" data-end="3953">Mevzuat bütün olarak incelendiğinde, Arnavutluk’un vatandaşlık rejiminin, kıta Avrupası hukuk sistemleri ile büyük ölçüde uyumlu olduğu ancak uygulamada idari değerlendirme mekanizmasının belirgin şekilde ağırlık kazandığı görülmektedir. Bu durum, vatandaşlık hukukunun egemenlik yetkisi ile olan yakın ilişkisini yansıttığı gibi aynı zamanda idarenin karar süreçlerindeki rolünü de güçlendirmektedir.</p>
<p data-start="3955" data-end="4434" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sonuç olarak Arnavutluk vatandaşlığına ilişkin başvuruların başarılı şekilde sonuçlandırılabilmesi başvurunun hukuki, ekonomik ve sosyal yönleriyle bütün bir şekilde hazırlanması ve idarenin değerlendirme kriterlerinin doğru analiz edilmesiyle mümkündür. Özellikle Türkiye&#8217;de ciddi bir Arnavutluk göçmeni olduğu bilinmektedir. Arnavut muhacirlerin köken yoluyla vatandaşlık edinme imkanları bulunmaktadır. Bu çerçevede, sürecin profesyonel bir yaklaşımla ele alınması başvuru sahibinin lehine sonuç alınması bakımından belirleyici bir öneme sahiptir.</p>
<p>Yabancılar Hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start">
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
</div>
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"></div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"></div>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/arnavutluk-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ARNAVUTLUK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/arnavutluk-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yunanistan-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yunanistan-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[göç hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yunan göçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[yunan muhaciri]]></category>
		<category><![CDATA[yunan muhacirleri vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan soybağı]]></category>
		<category><![CDATA[yunan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yunan vatandaşlığı başvuru şartları]]></category>
		<category><![CDATA[yunan vatandaşlığı başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[yunan vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan göç]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan göçmeni]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan muhaciri]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan muhaciri vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlığı nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlık başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[yunanistan vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan vatandaşlık şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan vatandaşlığı  temel olarak soybağı  esasına dayanan bir sistem üzerine kuruludur. Bu kapsamda, Yunanistan hukukunda bir çocuğun Yunanistan vatandaşlığını kazanmasının ana yolu, Yunan anne veya babadan doğmuş olmasıdır. Bununla birlikte Yunan hukuk sistemi, yalnızca soybağına dayalı bir modelden ibaret olmayıp; Yunanistan’da doğum ve eğitim, Vatandaşlığa kabul, Yunan kökenlilere özel yollar, Evlat edinme ve tanıma, Yeniden [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yunanistan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan vatandaşlığı  temel olarak soybağı  esasına dayanan bir sistem üzerine kuruludur. Bu kapsamda, Yunanistan hukukunda bir çocuğun Yunanistan vatandaşlığını kazanmasının ana yolu, Yunan anne veya babadan doğmuş olmasıdır.</p>
<p data-start="667" data-end="761">Bununla birlikte Yunan hukuk sistemi, yalnızca soybağına dayalı bir modelden ibaret olmayıp;</p>
<ul data-start="763" data-end="988">
<li data-section-id="1qdhz48" data-start="763" data-end="797">Yunanistan’da doğum ve eğitim,</li>
<li data-section-id="jy0tcs" data-start="798" data-end="837">Vatandaşlığa kabul,</li>
<li data-section-id="116ieqg" data-start="838" data-end="877">Yunan kökenlilere özel yollar,</li>
<li data-section-id="ylj4wy" data-start="878" data-end="923">Evlat edinme ve tanıma,</li>
<li data-section-id="1a8sr8f" data-start="924" data-end="955">Yeniden kazanma ve</li>
<li data-section-id="1c6jlxw" data-start="956" data-end="988">İstisnai / onursal vatandaşlık</li>
</ul>
<p data-start="990" data-end="1100">gibi birden fazla alternatif kazanım yollarını da düzenlemektedir.</p>
<p data-start="1102" data-end="1245">Bu makale, Yunan Vatandaşlık Kanunu <a href="https://data.globalcit.eu/NationalDB/docs/GRE%203284%202004%20(original).pdf"><em>(Ν. 3284/2004 – Κώδικας Ελληνικής Ιθαγένειας)</em></a>, bu Kanun&#8217;da 4735/2020 sayılı Kanun ve sonraki değişikliklerle yapılan düzenlemeler ile güncel idari uygulamalar esas alınarak hazırlanmıştır.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bununla birlikte Kanun&#8217;un güncel hâli, <a href="https://www.kodiko.gr/nomothesia/document/644125/nomos-4735-2020">4735/2020 sayılı Kanun</a> ile getirilen kapsamlı değişiklikler doğrultusunda okunmalıdır. Anılan düzenleme, vatandaşlığa kabul usulünü yeniden yapılandırmış, gelir eşiklerine ilişkin ölçütler getirmiş ve indirimli ikamet sürelerinden yararlanacak kategorileri açıklığa kavuşturmuştur.</p>
<h2 data-section-id="veisps" data-start="185" data-end="245"><span role="text"><strong data-start="187" data-end="245">I. YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞININ HUKUKİ TEMELLERİ</strong></span></h2>
<p data-start="247" data-end="731">Yunan vatandaşlık hukuku, esas itibariyle soybağı ilkesine dayanan ve bu yönüyle kıta Avrupası hukuk sistemlerinin tipik bir örneğini oluşturan bir yapıya sahiptir. Bu sistemde vatandaşlığın kazanımında belirleyici olan unsur, doğumun gerçekleştiği yer değildir. Çocuğun ebeveynlerinden en az birinin vatandaşlığıdır. Bu yaklaşım, ulus-devlet anlayışının tarihsel devamlılığı ve kimlik temelli vatandaşlık politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p data-start="733" data-end="1335">Yunan vatandaşlığının temel düzenlemesi, Yunanistan İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ve güncel hâliyle düzenlenmiş bulunan Ν. 3284/2004 sayılı Yunan Vatandaşlık Kanunu&#8217; dur. Söz konusu kanunun 1. maddesinde yer alan <em>“Yunan anne veya babanın çocuğu doğumla Yunan vatandaşlığını kazanır”</em> hükmü, sistemin temelini oluşturan soybağı ilkesini açık ve tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Yunan hukuku, vatandaşlık statüsünü doğum anına bağlamakta ve bu statünün kazanımını kural olarak hukuki bir olguya dayandırmaktadır.</p>
<p data-start="1337" data-end="1921">Bununla birlikte Yunan vatandaşlık sistemi yalnızca klasik soybağı ile vatandaşlık alınması yolundan ibaret değildir. Özellikle son yıllarda göç hareketlerinin artması, Avrupa Birliği hukukunun dolaylı etkileri ve entegrasyon politikalarının güçlenmesi ile birlikte sistem daha karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya evrilmiştir. Bu çerçevede, belirli şartlar altında doğum yeri esasına dayalı kazanım, eğitim ve sosyal entegrasyon temelli vatandaşlık yolları, olağan ve özel vatandaşlığa kabul mekanizmaları ile yeniden kazanım gibi çeşitli hukuki yollar öngörülmüştür.</p>
<p data-start="1923" data-end="2216">Bu bağlamda Yunan vatandaşlık hukuku, hem klasik hem de modern unsurları bünyesinde barındıran hibrit bir sistem olarak değerlendirilmelidir. Sistem içerisinde bir yandan soybağına öncelik verirken, diğer yandan toplumsal uyumun sağlanmasını ve Yunanistan devletine bağlılığı da dikkate alan bir yapı geliştirmiştir.</p>
<h2 data-section-id="1786gyi" data-start="208" data-end="258"><span role="text"><strong data-start="210" data-end="258">II. YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞINI KAZANILMA YOLLARI</strong></span></h2>
<p data-start="260" data-end="651">Yunan vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin yollar, hukuki nitelikleri itibarıyla birbirinden farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bu sistem içerisinde bazı yollar vatandaşlığın doğrudan ve kendiliğinden kazanılmasına imkân tanırken, bazı yollar ise idarenin değerlendirmesine tabi olan, tarafların başvurmasına dayalı ve birden çok aşaması olan süreçler olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<h3 data-start="260" data-end="651"><strong>A.) YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASINDA GENEL YOLLAR</strong></h3>
<h4 data-section-id="9g4d78" data-start="658" data-end="711"><span role="text"><strong data-start="661" data-end="711">1. Soybağı Yoluyla Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="267" data-end="844">Yunan vatandaşlık hukukunda en temel ve en güçlü kazanım yolu, soybağına dayalı vatandaşlık sistemidir. Yunan Vatandaşlık Kanunu’nun açık hükmü gereğince, anne veya babasından en az biri Yunan vatandaşı olan bir çocuk, doğum anından itibaren kendiliğinden Yunan vatandaşlığını kazanır. Bu kazanım herhangi bir idari işleme bağlı olmaksızın gerçekleşmekte olup hukuki anlamda vatandaşlık statüsü doğumla birlikte kazanılmış sayılmaktadır. Bu yönüyle Yunan hukuku, vatandaşlığı doğrudan doğruya kanundan doğan bir statü olarak kabul etmektedir.</p>
<p data-start="846" data-end="1434">Ancak bu teorik yaklaşım, uygulamada birebir karşılık bulmamaktadır. Zira Yunan hukuk sisteminde vatandaşlık statüsünün fiilen kullanılabilmesi, yalnızca hukuki kazanım ile sağlanmamaktadır. Bu statünün idari sistemde görünür hâle getirilmesi ile mümkündür. Bu noktada özellikle Yunan belediye kütükleri merkezi bir rol oynamakta olup kişinin vatandaşlık statüsünün tanınması ve resmi belgelerinin düzenlenebilmesi bu kayıtlara bağlıdır. Dolayısıyla vatandaşlık, doğumla kazanılsa dahi idari kayıt süreci tamamlanmadan bu statünün pratikte bir karşılığı bulunmamaktadır.</p>
<p data-start="1436" data-end="1984">Bu çerçevede uygulamada çoğu zaman birden çok aşama gerektiren ve resmi belgelerle ispatlanması gereken bir süreç olmaktadır. Öncelikle Yunan ebeveynin vatandaşlığının ve belediye kütüğündeki kaydının tespit edilmesi gerekmekte; akabinde ebeveynin evlilik kaydı, çocuğun doğum kaydı ve bu belgelerin Yunan makamları nezdinde tanınması sağlanmaktadır. Özellikle yurt dışında doğan çocuklar bakımından apostil, resmi tercüme ve belge uyumu gibi hususlar kritik önem taşımakta olup, bu aşamada yapılan hatalar sürecin ciddi şekilde uzamasına neden olabilmektedir.</p>
<p data-start="1986" data-end="2362">Sonuç olarak, soy bağına dayalı vatandaşlık teoride kendiliğinden kazanım olarak görünse de pratikte son derece teknik ve belgeye dayalı bir süreci beraberinde getirmektedir. Bu nedenle özellikle uluslararası unsurlu dosyalarda bu statünün ispatı ve idari sistemde tanınması sürecinin doğru yönetilmesi belirleyici olmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="imt39s" data-start="2369" data-end="2424"><span role="text"><strong data-start="2372" data-end="2424">2. Yunanistan’da Doğum İle Vatandaşlık </strong></span></h4>
<p data-start="2426" data-end="2801">Yunan vatandaşlık hukukunda doğum yeri esasına dayalı vatandaşlık sistemi genel bir kural olarak benimsenmemiştir. Aksine, bu sistem yalnızca belirli istisnai durumlar için öngörülmüş olup klasik soy bağına dayalı yaklaşımının tamamlayıcı bir unsuru olarak düzenlenmiştir. Bu durum, Yunan hukukunun vatandaşlık politikasında soybağına verdiği önceliği açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="2803" data-end="3332">Bu kapsamda Yunanistan’da doğan bir çocuğun vatandaşlık kazanabilmesi için doğumun tek başına yeterli olmadığı ve kanunda öngörülen ek şartların da sağlanması gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle çocuğun başka bir vatandaşlık kazanamaması veya ebeveynlerden birinin Yunanistan’da doğmuş ve sürekli ikamet ediyor olması gibi durumlar, doğum yoluyla vatandaşlık kazanımına imkân tanıyan sınırlı hâller arasında yer almaktadır. Yunanistan&#8217;da doğan çocuk bakımından ebeveynlerden en az birinin çocuğun doğumundan önce en az beş yıl kesintisiz ve yasal olarak ülkede ikamet etmiş olması şartıdır. Bu düzenleme, uluslararası hukukta önemli bir ilke olan vatansızlığın önlenmesi amacıyla da uyumludur.</p>
<p data-start="3334" data-end="3738">Bununla birlikte uygulamada bu hükümlerin yorumlanması oldukça teknik bir alan oluşturmaktadır. Özellikle sürekli ikamet olgusunun kapsamından dolayı ebeveynlerin ikamet statüsü ve çocuğun diğer vatandaşlık ihtimalleri gibi hususlar, idare tarafından detaylı şekilde incelenmektedir. Bu nedenle bu yolla vatandaşlık kazanımı teorik olarak kolay ve uygulanması rahat bir uygulama gibi gözükse de oldukça sınırlı bir alana sahiptir.</p>
<p data-start="3740" data-end="4112">Bu bağlamda en sık karşılaşılan yanlışlardan biri, Yunanistan’da doğmuş olmanın kendiliğinden vatandaşlık hakkı sağladığı yönündeki kanaattir. Oysa Yunan hukukunda böyle bir genel kural bulunmamaktadır. Bu nedenle doğum yeri esasına dayalı başvurularda, somut olayın özelliklerinin dikkatle analiz edilmesi ve hukuki şartların titizlikle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<h4 data-section-id="1pvnjzt" data-start="5205" data-end="5256"><span role="text"><strong data-start="5208" data-end="5256">3. Olağan Yolla Vatandaşlığa Kabul</strong></span></h4>
<p data-start="5258" data-end="5638">Olağan yolla vatandaşlığa kabul, Yunan vatandaşlığının en yaygın ve en kapsamlı kazanım yollarından biridir. Bu süreç, başvurucunun belirli şartları sağlaması hâlinde, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde vatandaşlık verilmesini öngören bir mekanizmadır. Bu yönüyle vatandaşlığa kabul, doğrudan kanundan doğan bir hak değildir. İdari bir işlem sonucunda kazanılan bir statü niteliğindedir.</p>
<p data-start="5640" data-end="6014">Bu süreçte başvurucunun yalnızca belirli bir süre (7 veya 12 Yıl) Yunanistan’da ikamet etmiş olması yeterli görülmemekte; aynı zamanda dil bilgisi, kültürel uyum, ekonomik faaliyetler ve sosyal entegrasyon gibi unsurlar da detaylı şekilde değerlendirilmektedir. Özellikle Yunanca dil bilgisi ve Yunan kültürüne ilişkin bilgi düzeyi, bu süreçte belirleyici kriterler arasında yer almaktadır.</p>
<p class="PDq2pG_selectionAnchorContainer" data-start="1068" data-end="1121"><strong>Yedi yıllık yasal ikamet izni şartı</strong> sistemi özellikle şu statülerde uygulanır:</p>
<ul data-start="1123" data-end="1449">
<li data-section-id="12j6ga4" data-start="1123" data-end="1151">AB uzun dönem ikamet izni,</li>
<li data-section-id="13rg6ip" data-start="1152" data-end="1205">Yunan veya AB vatandaşının aile üyesi oturma kartı,</li>
<li data-section-id="14o93us" data-start="1206" data-end="1244">mülteci veya ikincil koruma statüsü,</li>
<li data-section-id="1va5elx" data-start="1245" data-end="1267">vatansızlık belgesi,</li>
<li data-section-id="ortlok" data-start="1268" data-end="1295">ikinci kuşak oturma izni,</li>
<li data-section-id="kw69i8" data-start="1296" data-end="1333">süresiz veya on yıllık oturma izni,</li>
<li data-section-id="owo3pd" data-start="1334" data-end="1359">yatırım faaliyeti izni,</li>
<li data-section-id="q5jvap" data-start="1360" data-end="1449">taşınmaz sahibi oturma izni ve daimi yatırımcı izni, yani belirli Golden Visa izinleri.</li>
</ul>
<p data-start="1451" data-end="1604">Bunların dışında kalan geçerli ve geçici olmayan oturma izinlerinde genel olarak <strong data-start="1532" data-end="1558">12 yıllık yasal ikamet</strong> aranır.</p>
<p data-start="6016" data-end="6394">Uygulamada vatandaşlığa kabul süreci oldukça detaylı ve çok aşamalı bir incelemeye tabi tutulmaktadır. Başvurucunun vergi kayıtları, sosyal güvenlik durumu, çalışma hayatı ve genel yaşam düzeni gibi unsurlar idare tarafından titizlikle incelenmektedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu noktada 4735/2020 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme belirleyici önem taşımaktadır. Anılan Kanun, vatandaşlığa kabul usulünde köklü bir değişiklik yaparak Vatandaşlığa Kabul İçin Bilgi Yeterliliği Sertifikası (ΠΕΓΠ) şartını öngörmüştür. 2021 yılından itibaren uygulanan bu sistemde başvurucular, yılda iki kez düzenlenen merkezî yazılı sınava girmek zorundadır. Sınav, B1 seviyesinde Yunanca dil yeterliliğinin yanı sıra Yunan tarihi, coğrafyası, anayasası, kültürel gelenekleri ve siyasi sistemine ilişkin bilgileri ölçmektedir. Başarılı sayılabilmek için yüz puan üzerinden en az yetmiş puan alınması, ayrıca dil bölümünde altmış puan üzerinden en az kırk, genel kültür bölümünde ise kırk puan üzerinden en az yirmi puan elde edilmesi gerekmektedir.</p>
<p class="font-claude-response-body break-words whitespace-normal" dir="ltr">Bu şartın en kritik sonucu usuli niteliğidir. Geçerli bir sertifika bulunmaksızın yapılan vatandaşlığa kabul başvurusu esastan incelemeye dahi alınmamaktadır. Dolayısıyla sınav, başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınan yardımcı bir unsur olmayıp, başvurunun ön koşulunu oluşturmaktadır. Bu nedenle uygulamada başvuru planlamasının, sınav takvimi gözetilerek yapılması zorunludur.</p>
<p data-start="6396" data-end="6736">Bu bağlamda vatandaşlığa kabul süreci, başvurucunun Yunan toplumu ile kurduğu gerçek ve kalıcı bağın bütüncül olarak değerlendirildiği bir süreçtir. Bu nedenle bu yol, en teknik ve en dikkatli yürütülmesi gereken vatandaşlık kazanım yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="1qwfhlb" data-start="4119" data-end="4178"><span role="text"><strong data-start="4122" data-end="4178">4. </strong></span><span role="text"><strong data-start="5622" data-end="5655">Eğitim Yoluyla Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="5657" data-end="5999">Yunanistan’da uzun süre eğitim gören bireyler bakımından öngörülen vatandaşlık kazanım yolu, modern hukuk sistemlerinde giderek yaygınlaşan topluma kazandırma odaklı yaklaşımların bir yansımasıdır. Bu sistemde vatandaşlık, doğum veya soy bağına dayalı olmaksızın, bireyin eğitim süreci boyunca toplumla kurduğu ilişki üzerinden değerlendirilmektedir.</p>
<p data-start="6001" data-end="6342">Eğitim yoluyla vatandaşlık kazanımında, bireyin Yunan eğitim sistemine belirli bir süre dahil olması ve bu süreçte yasal ikamet şartını sağlaması temel kriterler arasında yer almaktadır. Bu düzenleme, özellikle ikinci kuşak göçmenler bakımından büyük önem taşımakta olup bireylerin eğitim yoluyla topluma entegre olmasını teşvik etmektedir. Bu kapsamda aranan öğrenim süresi bakımından, ilköğretim düzeyinde dokuz yıllık ya da ortaöğretim düzeyinde altı yıllık eğitimin Yunan okullarında tamamlanmış olması ölçüt olarak kabul edilmektedir.</p>
<p data-start="6344" data-end="6672">Uygulamada bu süreç, yalnızca okul kayıtları ile sınırlı kalmamaktadır ve bireyin sosyal çevresi, dil becerileri ve genel uyum düzeyi de dikkate alınmaktadır. Bu nedenle eğitim yoluyla vatandaşlık başvurularında, başvurucunun eğitim geçmişinin yanı sıra sosyal entegrasyonuna ilişkin unsurlar da büyük önem taşımaktadır.</p>
<p data-start="6674" data-end="6974">Bu yaklaşım, vatandaşlığı toplumsal aidiyetin bir sonucu olarak değerlendiren modern vatandaşlık teorilerinin somut bir yansımasıdır. Bu yönüyle Yunan hukukunun, klasik vatandaşlık kazanım yollarından uzaklaşarak daha esnek ve kapsayıcı bir yapıya evrildiği görülmektedir.</p>
<h3 data-start="6674" data-end="6974"><strong>B.) İSTİSNAİ YOLLARDAN YUNAN VATANDAŞLIĞI KAZANMA HALLERİ</strong></h3>
<h4 data-section-id="azhlsk" data-start="222" data-end="276"><span role="text"><strong data-start="225" data-end="276">1. Tanıma Yoluyla Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="278" data-end="790">Yunan vatandaşlık hukukunda nesep kurulması, özellikle evlilik dışı doğum hâllerinde önemli bir vatandaşlık kazanım yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sistemde çocuğun Yunan vatandaşı olan ebeveyni ile hukuken tanınması sonucunda soy bağı ilişkisi kurulmakta ve bu ilişkiye bağlı olarak vatandaşlık hakkı doğmaktadır. Bu yönüyle tanıma, yalnızca medeni hukuk ilişkisi doğurmakla kalmayıp aynı zamanda kamu hukuku alanında doğrudan vatandaşlık statüsünü etkileyen bir kurum niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="792" data-end="1254">Bu kazanım yolunun en önemli özelliği vatandaşlığın tanıma işleminin hukuken geçerli olduğu andan itibaren etkili olmasıdır. Ancak uygulamada bu durum çoğu zaman doğrudan sonuç doğurmamaktadır. İlgili kişinin vatandaşlık statüsünün idari makamlar tarafından ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle tanıma işlemi ile vatandaşlık kazanımı arasında, fiilî olarak bir idari süreç yer almakta ve bu süreç çoğu zaman teknik değerlendirmelere tabi tutulmaktadır.</p>
<p data-start="1256" data-end="1700">Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlar, tanıma işleminin geçerliliği, yabancı ülkede yapılmış tanıma işlemlerinin Yunan hukukunda tanınıp tanınmayacağı ve belgelerin doğruluğu gibi hususlarda ortaya çıkmaktadır. Özellikle farklı hukuk sistemlerinde yapılan tanıma işlemlerinin Yunan makamları nezdinde geçerlilik kazanabilmesi için, bu işlemlerin usulüne uygun şekilde belgelenmesi ve gerektiğinde yargı kararı ile desteklenmesi gerekmektedir.</p>
<p data-start="1702" data-end="2021">Sonuç olarak tanıma yoluyla vatandaşlık kazanımı, hem medeni hukuk hem de idare hukuku boyutunu birlikte barındıran karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle bu tür başvurularda yalnızca soy bağının varlığı yeterli olmayıp bu ilişkinin hukuken geçerli şekilde ispatlanması ve idari sistemde tanınması büyük önem arz etmektedir.</p>
<h4 data-section-id="16ye7nm" data-start="2028" data-end="2070"><span role="text"><strong data-start="2031" data-end="2070">2. Evlat Edinme Yoluyla Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="2072" data-end="2510">Evlat edinme yoluyla vatandaşlık kazanımı, Yunan hukukunda çocuğun korunması ve aile birliğinin sağlanması amacıyla düzenlenmiş önemli bir mekanizmadır. Bu sistemde, Yunan vatandaşı tarafından evlat edinilen ve henüz reşit olmayan bir çocuk, evlat edinme işleminin tamamlanmasıyla birlikte doğrudan Yunan vatandaşlığını kazanmaktadır. Bu yönüyle evlat edinme, vatandaşlık kazanımı bakımından kurucu bir hukuki işlem niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="2512" data-end="2914">Bu sistemin temelinde, çocuğun hukuki statüsünün evlat edinen ebeveyn ile uyumlu hâle getirilmesi amacı yatmaktadır. Zira aile birliği içerisinde farklı vatandaşlık statülerinin bulunması, hem hukuki hem de pratik açıdan çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle Yunan hukuku, evlat edinme yoluyla çocuğun vatandaşlık statüsünü ebeveyn ile eşitleyerek bu sorunların önüne geçmeyi amaçlamaktadır.</p>
<p data-start="2916" data-end="3333">Uygulamada bu süreç, evlat edinme kararının geçerliliği, çocuğun yaşı ve evlat edinme işleminin hangi hukuk sistemine göre yapıldığı gibi hususlara bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle yabancı ülkelerde gerçekleştirilen evlat edinme işlemlerinin Yunan hukukunda tanınması ayrı bir değerlendirme sürecine tabi tutulmakta ve bu aşamada belgelerin doğruluğu ile usule uygunluğu büyük önem taşımaktadır.</p>
<p data-start="3335" data-end="3613">Bu bağlamda evlat edinme yoluyla vatandaşlık kazanımı, aile hukukunun vatandaşlık hukukuna doğrudan etki ettiği en önemli alanlardan birini oluşturmaktadır. Bu sistem, çocuğun üstün yararı ilkesinin vatandaşlık hukukundaki somut yansımalarından biri olarak değerlendirilmelidir.</p>
<h4 data-section-id="szycjz" data-start="3620" data-end="3683"><span role="text"><strong data-start="3623" data-end="3683">3. Evlilik Bağlantılı Vatandaşlık </strong></span></h4>
<p data-start="3685" data-end="4039">Yunan vatandaşlık hukukunda evlilik doğrudan vatandaşlık kazandıran bir hukuki sebep olarak kabul edilmemektedir. Bu yönüyle Yunan sistemi bazı diğer hukuk sistemlerinden ayrılmakta ve evliliği bağımsız bir vatandaşlık kazanım yolu olarak görmemektedir. Ancak evlilik, vatandaşlığa kabul sürecinde önemli bir kolaylaştırıcı unsur olarak düzenlenmiştir.</p>
<p data-start="4041" data-end="4474">Olağan yolla vatandaşlığa kabulde kural olarak yedi yıllık kesintisiz ve yasal ikamet aranmaktadır. Bu süre, Yunan vatandaşı ile evli olan ve bu evlilikten en az bir çocuğu bulunan kişiler bakımından üç yıla indirilmektedir. Aynı indirim, Avrupa Birliği vatandaşları, Yunan vatandaşının yasal vasisi konumundaki kişiler ve tanınmış siyasi mülteciler bakımından da uygulanmaktadır. Görüldüğü üzere evlilik tek başına indirim sebebi oluşturmamakta, indirimden yararlanılabilmesi için evlilikten doğan çocuk şartının da sağlanması gerekmektedir. Bu düzenleme, evlilik yoluyla kurulan aile bağının, kişinin Yunan toplumu ile olan uyum sürecinin hızlandırdığı varsayımına dayanmaktadır. Dolayısıyla evlilik doğrudan bir hak doğurmasa da vatandaşlığa kabul sürecini önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.</p>
<p data-start="4476" data-end="4875">Uygulamada bu süreçte en kritik husus, evliliğin gerçek ve fiili bir birliktelik olup olmadığıdır. Zira sırf vatandaşlık elde etmek amacıyla yapılan muvazaalı evlilikler, Yunan makamları tarafından ciddi şekilde denetlenmekte ve bu tür başvurular genellikle reddedilmektedir. Bu nedenle evlilik yoluyla vatandaşlık stratejisi resmiyette evli gözükmenin yanında gerçek bir yaşam birliğine dayanmalıdır.</p>
<p data-start="4877" data-end="5198">Sonuç olarak evlilik, Yunan vatandaşlık hukukunda bağımsız bir kazanım yolu değildir. Vatandaşlığa kabul sürecini destekleyen tamamlayıcı bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Bu durum, Yunan hukukunun, evliliği bireylerin topluma kazandırılması ve vatandaşlar arasındaki uyumun artırılması sürecinin bir parçası olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.</p>
<h4 data-section-id="svni74" data-start="6743" data-end="6806"><span role="text"><strong data-start="6746" data-end="6806">4. Yunan Kökenlilere Özgü Vatandaşlık </strong></span></h4>
<p data-start="6808" data-end="7091">Yunan kökenli kişilere yönelik olarak öngörülen özel vatandaşlık rejimi, Yunanistan’ın azınlık politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu sistemde, Yunan kökenini belgeleyebilen kişiler, diğer yabancılara kıyasla daha esnek şartlar altında vatandaşlık kazanabilmektedir.</p>
<p data-start="7093" data-end="7389">Bu kapsamda başvurucunun Yunan kökenini ortaya koyan belgeler sunması ve bu bağın Yunan makamları tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yalnızca soy bağı ile sınırlı olmayıp aynı zamanda başvurucunun Yunan kültürü ile olan ilişkisi ve aidiyet duygusu da dikkate alınmaktadır.</p>
<p data-start="7391" data-end="7645">Uygulamada bu süreç çoğu zaman konsolosluklar aracılığıyla yürütülmekte ve başvurucular belirli mülakatlara tabi tutulmaktadır. Bu mülakatlarda, başvurucunun Yunan dili, kültürü ve tarihi hakkındaki bilgisi ile genel aidiyet düzeyi değerlendirilmektedir.</p>
<p data-start="7647" data-end="7898">Bu sistem, modern vatandaşlık hukukunda etnik ve kültürel bağlılık temelli yaklaşımların bir örneğini oluşturmaktadır. Yunanistan, bu mekanizma ile tarihsel ve kültürel bağlarını korumayı ve azınlıklar ile olan ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.</p>
<h4 data-section-id="p7wi8o" data-start="7905" data-end="7946"><span role="text"><strong data-start="7908" data-end="7946">5. İstisnai Yol Olan Onursal Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="7948" data-end="8249">Yunan vatandaşlık hukukunda istisnai vatandaşlık, devlete olağanüstü hizmet sunan veya vatandaşlığa alınması ulusal çıkar açısından önemli görülen kişiler bakımından öngörülmüş özel bir yoldur. Bu sistem, genel vatandaşlık rejiminden tamamen ayrı ve istisnai bir düzenleme niteliği taşımaktadır.</p>
<p data-start="8251" data-end="8478">Bu yol kapsamında vatandaşlık, idarenin geniş takdir yetkisi çerçevesinde ve çoğu zaman siyasi değerlendirmeler doğrultusunda verilmektedir. Bu nedenle standart bir başvuru süreci veya objektif kriterler dizisi bulunmamaktadır.</p>
<p data-start="8480" data-end="8676">Uygulamada bu yol son derece sınırlı sayıda kişi için kullanılmakta olup genellikle sanat, bilim, spor veya ekonomik alanlarda ülkeye önemli katkı sağlayan kişiler bakımından gündeme gelmektedir.</p>
<p data-start="8678" data-end="8868">Bu bağlamda istisnai vatandaşlık, vatandaşlık hukukunun genel kurallarından ayrışan ve tamamen özel koşullara bağlı olarak uygulanan bir yol olarak değerlendirilmelidir.</p>
<h4 data-section-id="1muw7mp" data-start="8875" data-end="8924"><span role="text"><strong data-start="8878" data-end="8924">6. Vatandaşlığın Yeniden Kazanılması</strong></span></h4>
<p data-start="8926" data-end="9232">Yunan vatandaşlığının yeniden kazanılması, özellikle geçmişte çeşitli sebeplerle vatandaşlık bağını kaybetmiş kişiler bakımından düzenlenmiş önemli bir hukuki imkândır. Bu sistem, tarihsel süreç içerisinde vatandaşlık statüsünü kaybetmiş olan bireylerin bu statüyü yeniden elde edebilmesini amaçlamaktadır.</p>
<p data-start="9234" data-end="9517">Bu mekanizma özellikle eski mevzuat dönemlerinde vatandaşlığını kaybetmiş olan kişiler veya bu kişilerin alt soyları bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda başvurucunun geçmişteki vatandaşlık durumunu ve bu statünün hangi sebeple kaybedildiğini ortaya koyması gerekmektedir.</p>
<p data-start="9519" data-end="9781">Uygulamada yeniden kazanma süreci, belgeye dayalı ve çoğu zaman tarihsel inceleme gerektiren bir yapıya sahiptir. Bu nedenle başvuruların hazırlanması aşamasında, eski kayıtların temin edilmesi ve bu kayıtların doğru şekilde yorumlanması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p data-start="9783" data-end="9980">Sonuç olarak yeniden kazanma mekanizması, vatandaşlık hukukunun süreklilik ilkesini yansıtan ve geçmiş ile günümüz arasında bağı koruyan önemli bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir.</p>
<h2><span role="text"><strong data-start="216" data-end="287">III. AVRUPA HUKUKU KAPSAMINDA EMSAL İÇTİHATLAR IŞIĞINDA GENEL DEĞERLENDİRME</strong></span></h2>
<p data-start="289" data-end="735">Yunan vatandaşlık hukukuna ilişkin düzenlemeler, her ne kadar ulusal egemenlik alanı içerisinde yer almakta ise de, Avrupa Birliği hukuku ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemi çerçevesinde denetime açık bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda vatandaşlık, yalnızca devletin takdirine bırakılmış mutlak bir alan olmayıp; temel haklar, ayrımcılık yasağı ve özel hayatın korunması ilkeleri ile sınırlı bir hukuk alanı olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p data-start="737" data-end="1305">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin <a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-106785%22]}"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Genovese v. Malta</span></span></a> kararında, vatandaşlık verilmemesinin tek başına Sözleşme ihlali oluşturmayacağı, ancak bu sürecin ayrımcı uygulamalar içermesi hâlinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. ve 14. maddeleri kapsamında ihlal teşkil edebileceği açıkça ortaya konulmuştur. Mahkeme, özellikle soybağına dayalı vatandaşlık taleplerinde evlilik içi ve evlilik dışı çocuklar arasında ayrım yapılmasını hukuka aykırı bulmuş ve vatandaşlık süreçlerinin eşitlik ilkesi çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurgulamıştır.</p>
<p data-start="1307" data-end="1775">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Karassev / Finlandiya kararında vatandaşlığın Sözleşme&#8217;de doğrudan güvence altına alınmış bir hak olmamakla birlikte, vatandaşlık talebinin keyfî biçimde reddedilmesinin kişinin özel hayatı üzerindeki etkisi nedeniyle Sözleşme&#8217;nin 8. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Aynı yaklaşım Ramadan / Malta kararında da sürdürülmüş, vatandaşlığın keyfî şekilde geri alınmasının belirli hâllerde özel hayata saygı hakkı bakımından sorun oluşturabileceği belirtilmiştir. Mahkeme keyfîlik denetiminin ölçütlerini Usmanov / Rusya kararında somutlaştırmıştır. İşlemin kanuna uygunluğu, gerekli usuli güvencelerin sağlanmış olması ve ilgilinin kararı bağımsız bir mahkeme önünde dava edebilme imkânı belirleyici unsurlar olarak ortaya konulmuştur.</p>
<p data-start="1777" data-end="2210">Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Rottmann v. Bayern</span></span> kararında ise, vatandaşlığın kaybına ilişkin işlemlerin dahi Avrupa Birliği hukuku kapsamında denetlenebileceği kabul edilmiştir. Mahkeme, üye devletlerin vatandaşlık konusundaki takdir yetkisinin sınırsız olmadığını ve bu yetkinin Avrupa Birliği hukukunun genel ilkeleri, özellikle orantılılık ilkesi çerçevesinde kullanılması gerektiğini açıkça ifade etmiştir.</p>
<p data-start="2212" data-end="2702">Yine<a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62017CJ0221"> <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline"><span class="whitespace-normal">Tjebbes and Others</span></span> </a>kararında Avrupa Birliği Adalet Divanı, vatandaşlığın kaybına ilişkin ulusal düzenlemelerin bireylerin Avrupa Birliği vatandaşlığı statüsünü de etkilediğini ve bu nedenle bu tür işlemlerin bireysel durum dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, vatandaşlık hukukunun artık yalnızca ulusal bir mesele olmadığını, aynı zamanda Avrupa Birliği düzeyinde hak ve yükümlülükler doğuran bir statü olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="2704" data-end="3223">Bu içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, Yunan vatandaşlık hukukunun uygulanmasında da belirli temel ilkelerin gözetilmesi zorunludur. Özellikle eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, ölçülülük ilkesi ve özel hayata saygı hakkı, vatandaşlık süreçlerinin değerlendirilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle Yunan makamları tarafından yürütülen vatandaşlık işlemleri, yalnızca ulusal mevzuat çerçevesinde değil; aynı zamanda Avrupa insan hakları hukuku ve Avrupa Birliği hukuku ışığında da değerlendirilmelidir.</p>
<p data-start="2704" data-end="3223">Emsal içtihatlara yönelik açıklamalarımız ve resmi kaynakları, diğer Balkan Vatandaşlığının Ülke Bazında Edinme Yollarını açıkladığımız kapsamlı makalelerimizde de mevcuttur.</p>
<p data-start="3247" data-end="3629">Yunan vatandaşlığına ilişkin hukuki rejim, klasik soybağı esasına dayalı sistem ile modern vatandaşlık kazanımı temelli yaklaşımların birleştiği çok katmanlı bir yapı arz etmektedir. Bu sistem içerisinde vatandaşlık, yalnızca doğumla kazanılan bir statü olmanın ötesinde bireyin devlet ile kurduğu hukuki, sosyal ve kültürel bağların bütüncül bir değerlendirmesi sonucunda şekillenmektedir.</p>
<p data-start="3631" data-end="4035">Bu çerçevede vatandaşlık süreçleri, yüzeysel değerlendirmelerle yürütülebilecek basit işlemler olmayıp her somut olayın kendi içerisinde değerlendirilmesini gerektiren, teknik ve uzmanlık gerektiren hukuki süreçlerdir. Özellikle başvurunun doğru hukuki temele oturtulması, belge sürecinin eksiksiz yönetilmesi ve idari sürecin etkin şekilde takip edilmesi, başarı açısından belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle başvuru yaparken uzman bir avukata danışmanız ve süreci beraber yürütmeniz önerilmektedir.</p>
<p data-start="4042" data-end="4165"><strong>Yabancılar Hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<p data-start="4042" data-end="4165"><strong data-start="4042" data-end="4050">Not: </strong>Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="4167" data-end="4265"><strong data-start="4167" data-end="4208">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: </strong><a class="decorated-link" href="https://wa.me/905337608453" target="_new" rel="noopener" data-start="4211" data-end="4237">https://wa.me/905337608453 ,  </a><a class="decorated-link" href="https://dikelaw.com.tr/" target="_new" rel="noopener" data-start="4240" data-end="4263">https://dikelaw.com.tr/</a></p>
<p data-start="9783" data-end="9980">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yunanistan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">YUNANİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yunanistan-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOSNA-HERSEK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bosna-hersek-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bosna-hersek-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan vatandaşlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bosna hersek vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bosna hersek vatandaşlığı nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[bosna türkü]]></category>
		<category><![CDATA[bosna vatandaşı nasıl olunur]]></category>
		<category><![CDATA[bosna vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[boşnak vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlık hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bosna-Hersek vatandaşlığı, Balkan coğrafyasının tarihsel, etnik ve hukuki dinamiklerinin etkisiyle şekillenmiş Avrupa vatandaşlık sistemlerinden farklı olarak ağırlıklı biçimde soy bağı ilkesine dayanan bir yapıya sahiptir. 1997 tarihli Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu ile düzenlenen bu sistem, vatandaşlığın kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılmasına ilişkin kuralları ayrıntılı şekilde ortaya koymaktadır. Aynı zamanda devletin idari yapısı nedeniyle uygulamada dikkatli bir süreç [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosna-hersek-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BOSNA-HERSEK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="364" data-end="1274">Bosna-Hersek vatandaşlığı, Balkan coğrafyasının tarihsel, etnik ve hukuki dinamiklerinin etkisiyle şekillenmiş Avrupa vatandaşlık sistemlerinden farklı olarak ağırlıklı biçimde soy bağı ilkesine dayanan bir yapıya sahiptir.<a href="https://www.ohr.int/ohr-dept/legal/laws-of-bih/pdf/012%20-%20CITIZENSHIP%20-%20TRAVEL%20DOCUMENTS/Citizenship/HR%20DECISION%20ON%20LAW%20ON%20CITIZENSHIP%204-97.pdf"> 1997 tarihli Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu</a> ile düzenlenen bu sistem, vatandaşlığın kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılmasına ilişkin kuralları ayrıntılı şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="364" data-end="1274">Aynı zamanda devletin idari yapısı nedeniyle uygulamada dikkatli bir süreç yönetimini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Bosna-Hersek vatandaşlığı doğru belgeleri sunmakla beraber; ispat stratejisi ve idari prosedürlerin eksiksiz takibi ile mümkün hale gelmektedir. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurular bakımından, sürece etkin ve sağlam bir evrak bütünüyle profesyonel olarak yaklaşmak büyük önem taşımaktadır.</p>
<h2 data-section-id="1ms7g74" data-start="1281" data-end="1334">I. BOSNA-HERSEK VATANDAŞLIĞININ HUKUKİ ÇERÇEVESİ</h2>
<p data-start="1336" data-end="2227">Bosna-Hersek vatandaşlığı sistemi, Bosna-Hersek Anayasası ile 1997 tarihli Vatandaşlık Kanunu temelinde şekillenmiş olup sistemin ana karakterini belirleyen unsur kan bağı esasına öncelik verilmesidir. Bu çerçevede vatandaşlık, doğum yeri yerine esas itibarıyla ebeveynlerin vatandaşlığı üzerinden belirlenmektedir. Hukuki sistem, vatandaşlığın keyfi olarak geri alınmasını engelleyen, vatansızlığı önlemeyi amaçlayan ve sınırlı şekilde çifte vatandaşlığa izin veren bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte Bosna-Hersek’in idari yapısının federatif olması (Federasyon ve Republika Srpska gibi alt yapılar) nedeniyle, vatandaşlık işlemlerinde merkezi ve yerel makamlar arasında koordinasyon gerekmektedir. Bu durum uygulamada süreci uzatabilmektedir. Bu nedenle başvuruların yalnızca mevzuata uygun olması yeterli olmayıp aynı zamanda doğru idari merciler nezdinde yürütülmesi gerekmektedir.</p>
<h2 data-section-id="twq99" data-start="242" data-end="327"><span role="text"><strong data-start="245" data-end="327">II.BOSNA-HERSEK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMA YOLLARI</strong></span></h2>
<p data-start="329" data-end="643">Bosna-Hersek vatandaşlık hukuku, yüzeyde çok sayıda kazanım yolu öngörüyor gibi görünse de, uygulamada bu yolların tamamı aynı ağırlıkta değildir. Aksine sistem, açık biçimde iki katmanlıdır:<br data-start="520" data-end="523" />(i) <strong data-start="527" data-end="567">Genel rejim<em> (olağan kazanım yolları)</em></strong> ve<br data-start="570" data-end="573" />(ii) <strong data-start="578" data-end="640">İstisnai rejim <em>(özel ve sınırlı uygulanan kazanım yolları)</em></strong><em>.</em></p>
<p data-start="645" data-end="932">Bu ayrım başvurunun kaderini belirleyen temel unsurdur. Zira Bosna-Hersek idaresi genel yolları dahi sıkı denetime tabi tutarken istisnai yolları son derece dar yorumlamakta ve çoğu zaman idarenin takdir alanı içinde değerlendirmektedir.</p>
<h3 data-section-id="11a0md7" data-start="939" data-end="991"><span role="text"><strong data-start="942" data-end="991">A. Genel Yoldan Vatandaşlık Kazanım Yolları</strong></span></h3>
<p data-start="290" data-end="765">Bosna-Hersek vatandaşlık hukukunda genel yollar, en erişilebilir görünen ancak uygulamada en fazla hata yapılan başvuruları oluşturur. Bunun temel sebebi, bu yolların açık düzenlenmiş olmasıdır. Zira çoğu başvuru sahibi, kanunda bir yolun yazıyor olmasını, o yolun ulaşılabilir olduğu şeklinde yorumlamaktadır. Oysa Bosna-Hersek idaresinin yaklaşımı, kanun maddesinin varlığı ile o maddenin uygulanabilirliği arasında ciddi bir ayrım yapmaktadır.</p>
<p data-start="767" data-end="1122">Bu nedenle genel rejim kapsamındaki başvurular, istisnai yollardan farklı olarak takdiri değil gibi görünse de, gerçekte yoğun bir maddi ispat ve idari ikna süreci gerektirir. Bu başlıklarda başarıyı belirleyen unsur, şartların doğru hukuki kategoriye oturtulması ve belgelerle tutarlı şekilde ortaya konulmasıdır.</p>
<h4 data-section-id="vh0obh" data-start="140" data-end="178"><span role="text"><strong data-start="143" data-end="178">1. Soybağına Dayalı Vatandaşlık</strong></span></h4>
<p data-start="180" data-end="614">Bosna-Hersek vatandaşlık hukukunun temelini oluşturan soybağına dayalı vatandaşlık, kanunun sistematiği gereği en güçlü ve en güvenli yol olarak kabul edilmektedir. Nitekim Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu’nda da vatandaşlığın kazanılmasında esas ilke, doğum ve soy ilişkisidir. Bu kapsamda, anne veya babasından biri Bosna-Hersek vatandaşı olan kişiler, doğum yeri fark etmeksizin Bosna-Hersek vatandaşlığını kazanma hakkına sahiptir.</p>
<p data-start="616" data-end="1197">Ancak bu yolun uygulamadaki en önemli özelliği mevcut bir hukuki statünün tespiti ve idare tarafından tanınması niteliğinde olmasıdır. Başka bir ifadeyle, başvuru sahibi aslında vatandaşlığı sonradan elde etmemekte ve mevcut olan bir hakkın resmi kayıtlara geçirilmesini talep etmektedir. Bu durum, başvurunun hukuki niteliğini doğrudan etkiler. Zira bu tür dosyalarda idarenin takdir yetkisi oldukça sınırlıdır; idareden beklenen, ileri sürülen soy bağının hukuken ispat edilmesi halinde vatandaşlık statüsünü tescil etmesidir.</p>
<p data-start="1199" data-end="1739">Bu nedenle soybağına dayalı başvurularda asıl belirleyici unsur, hukuki şartların varlığından ziyade bu şartların eksiksiz ve kesintisiz şekilde ispat edilebilmesidir. Uygulamada özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda en büyük güçlük, soy zincirinin resmi belgelerle ortaya konulmasında yaşanmaktadır. Osmanlı dönemine uzanan kayıtların eksikliği, Yugoslavya dönemine ait nüfus sistemlerinin farklılığı ve göç sonrası Türkiye’deki kayıtların Bosna-Hersek kayıtlarıyla doğrudan örtüşmemesi, bu süreci teknik açıdan zorlaştırmaktadır.</p>
<p data-start="1741" data-end="2223">Bosna-Hersek idaresinin bu tür başvurularda aradığı temel kriter, yalnızca Bosna-Hersek kökeninin varlığı değil; bu kökenin resmi belgelerle nesilden nesile kesintisiz bir soy zinciri halinde ispat edilmesidir. Bu noktada uygulamada yapılan en yaygın hata, soy bağının genel aile bilgisi veya sözlü anlatımlarla karıştırılmasıdır. Oysa hukuken geçerli olan soy ilişkisi, ancak resmi kayıtlar, nüfus belgeleri, doğum ve evlilik kayıtları gibi somut belgelerle ortaya konulabilir.</p>
<p>Bu çerçevede uygulamada dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır;</p>
<ul>
<li>Her neslin ayrı ayrı ve resmi belgelerle ortaya konulması,</li>
<li>İsim değişiklikleri, evlilikler ve göç hareketlerinin ayrıca açıklanması ve belgelenmesi,</li>
<li>Türkiye’deki nüfus kayıtlarının, mümkün olduğu ölçüde Bosna-Hersek veya eski Yugoslavya kayıtlarıyla desteklenmesi.</li>
</ul>
<p data-start="2575" data-end="3014">Dolayısıyla soybağına dayalı vatandaşlık başvuruları, hem Türkiye’de hem de Bosna-Hersek’te yapılacak arşiv araştırmaları, kurum yazışmaları ve belge temini süreçlerini içeren bütüncül bir dosya hazırlığını gerektirmektedir. Başarılı bir başvuru eksik yönlerin tamamlanması ve soy zincirinin hukuken tartışmasız şekilde kurulması ile mümkün olmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="1b9yzkr" data-start="2403" data-end="2481"><strong><span role="text">2. Evlilik Yoluyla Vatandaşlık </span></strong></h4>
<p data-start="3060" data-end="3504">Bosna-Hersek vatandaşı ile evlilik, vatandaşlık kazanımını kolaylaştıran bir yol olarak Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kapsamda, Bosna-Hersek vatandaşı ile evli olan yabancıların, belirli şartları sağlamaları halinde vatandaşlığa kabul edilmeleri mümkündür. Kanuni düzenleme çerçevesinde, belirli bir süre devam eden evlilik, ülkede yasal ikamet ve genel uygunluk şartlarının sağlanması bu başvurunun temelini oluşturur.</p>
<p data-start="3506" data-end="3904">Bununla birlikte uygulamada bu yol, idare tarafından en sıkı denetime tabi tutulan başvuru türlerinden biridir. Bunun temel sebebi, evlilik yoluyla vatandaşlık yolunun kötüye kullanıma açık olmasıdır. Bu nedenle idare, bu tür başvurularda yalnızca resmi evlilik bağının varlığı ile yetinmemekte; evliliğin gerçek bir aile birliğine dayanıp dayanmadığını ayrıntılı şekilde incelemektedir.</p>
<p data-start="3906" data-end="4391">Bu çerçevede değerlendirme, evlilik süresi yanında; evliliğin fiili gerçekliği ve sürekliliği üzerinden yapılır. Ortak yaşamın varlığı, birlikte ikamet edilip edilmediği, taraflar arasında ekonomik ve sosyal bir birlikteliğin bulunup bulunmadığı gibi unsurlar, başvurunun sonucunu doğrudan etkileyen kriterlerdir. Bu inceleme, çoğu zaman resmi belgelerin ötesine geçmekte ve tarafların günlük yaşam düzenini ortaya koyan unsurların değerlendirilmesini de içermektedir.</p>
<p data-start="4393" data-end="4808">Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar arasında; eşlerin farklı ülkelerde yaşamaya devam etmesi, ortak bir adresin bulunmaması, evliliğin kısa süre içerisinde vatandaşlık başvurusuna konu edilmesi ve evlilik birliğinin fiilen sürdürüldüğüne dair yeterli delilin sunulamaması yer almaktadır. Bu tür durumlar, idare tarafından şüpheli evlilik olarak değerlendirilebilmekte ve başvurunun reddine yol açabilmektedir.</p>
<p data-start="4810" data-end="5215">Bu nedenle evlilik yoluyla vatandaşlık başvurularında, yalnızca hukuki evlilik ilişkisinin varlığı yeterli olmayıp bu ilişkinin gerçek, sürekli ve samimi bir aile birliği oluşturduğunun da ortaya konulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, bu başvurular yalnızca bir hukuki statü incelemesi değildir, Aynı zamanda fiili yaşamın ve taraflar arasındaki ilişkinin gerçekliğinin değerlendirildiği bir süreçtir.</p>
<p data-start="5217" data-end="5478">Sonuç olarak evlilik yoluyla vatandaşlık, kanunen kolaylaştırılmış bir yol olmakla birlikte, uygulamada ciddi bir ispat yükü barındırmakta ve başvurunun başarısı büyük ölçüde evliliğin fiili gerçekliğinin somut delillerle ortaya konulmasına bağlı bulunmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="7u53o" data-start="3529" data-end="3596"><span role="text"><strong data-start="3533" data-end="3596">3. İkamete Dayalı Vatandaşlık </strong></span></h4>
<p data-start="204" data-end="674">İkamete dayalı vatandaşlık, klasik anlamda yabancıların vatandaşlığa kabulünü ifade eden bir yoldur ve Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir. Ancak bu yol, uygulamada en zor ve en uzun süreçlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun temel nedeni, bu başvuru türünde başvuru sahibinin Bosna-Hersek ile kurduğu yaşam bağının güçlü ve sürekli olduğunun ortaya konulmasına bağlı olmasıdır.</p>
<p data-start="676" data-end="1401">Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca, bir yabancının vatandaşlığa kabul edilebilmesi için başlıca şu şartları taşıması gerekmektedir;</p>
<ul>
<li data-start="676" data-end="1401">Başvuru sahibinin 18 yaşını doldurmuş olması,</li>
<li data-start="676" data-end="1401">Bosna-Hersek’te belirli bir süre kesintisiz ve yasal olarak ikamet etmiş olması (genel olarak uzun süreli ikamet ve devamında kalıcı oturum izni),</li>
<li data-start="676" data-end="1401">Bosna-Hersek’in resmi dillerinden en az birini yeterli düzeyde bilmesi,</li>
<li data-start="676" data-end="1401">Kendi geçimini sağlayabilecek ekonomik güce sahip olması,</li>
<li data-start="676" data-end="1401">hakkında kesinleşmiş ağır bir ceza mahkûmiyeti bulunmaması ve kamu düzeni ile güvenliği açısından sakınca teşkil etmemesi.</li>
</ul>
<p data-start="676" data-end="1401">Ayrıca bazı durumlarda, başvuru sahibinin mevcut vatandaşlığından çıkması veya çıkacağını taahhüt etmesi de istenebilmektedir.</p>
<p data-start="1403" data-end="1932">Bununla birlikte uygulamada belirleyici olan husus, bu şartların idareyi ikna edecek şekilde somut ve denetlenebilir belgelerle ortaya konulmasıdır. Özellikle ikamet şartı bakımından, sadece ülkede belirli bir süre bulunmuş olmak yeterli görülmemekte ve bu sürenin kesintisiz, gerçek ve fiili bir yaşamı ifade etmesi aranmaktadır. Sık sık ülke dışına çıkılması, adres değişiklikleri veya fiilen başka bir ülkede yaşandığına dair emareler, başvurunun olumsuz değerlendirilmesine yol açabilmektedir.</p>
<p data-start="1934" data-end="2361">Dil bilgisi şartı da uygulamada en hassas konulardan biridir. Kanunda genel bir ifade ile düzenlenmiş olsa da, idare bu şartı belgelendirme üzerinden değil, başvuru sahibinin günlük yaşamda iletişim kurabilecek düzeyde dil bilgisine sahip olup olmadığı üzerinden değerlendirmektedir. Bu nedenle sadece dil sertifikası sunulması çoğu zaman yeterli görülmemekte, dilin fiilen kullanılabildiğinin ortaya konulması beklenmektedir.</p>
<p data-start="2363" data-end="2760">Ekonomik yeterlilik bakımından ise başvuru sahibinin Bosna-Hersek’te kendi geçimini sağlayabilecek düzenli ve yasal bir gelirinin bulunması şarttır. Bu kapsamda iş sözleşmeleri, vergi kayıtları ve banka hareketleri gibi belgeler büyük önem taşımaktadır. Düzensiz gelirler veya üçüncü kişilere bağımlı bir yaşam biçimi, bu şartın sağlanmadığı yönünde değerlendirme yapılmasına neden olabilmektedir.</p>
<p data-start="2762" data-end="3126">Sabıka kaydı ve kamu düzenine uygunluk şartı da yalnızca ağır suç mahkûmiyetleri ile sınırlı bir inceleme değildir. İdare, başvuru sahibinin genel yaşam düzenini, hukuka uyumunu ve toplum içinde sorun yaratıp yaratmayacağını geniş bir çerçevede değerlendirmektedir. Bu nedenle küçük ihlaller dahi başvurunun genel değerlendirmesinde olumsuz etki doğurabilmektedir.</p>
<p data-start="3128" data-end="3548">Ayrıca bazı başvurularda mevcut vatandaşlıktan çıkma şartının aranması, süreci daha karmaşık hale getirmektedir. Zira başvuru sahibi, henüz Bosna-Hersek vatandaşlığını kesin olarak kazanmadan mevcut vatandaşlığından çıkmak zorunda kalabileceği bir durumla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle başvuru öncesinde çifte vatandaşlık rejimi ve ilgili devletler arasındaki anlaşmaların dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p data-start="3550" data-end="4022">Sonuç olarak ikamete dayalı vatandaşlık, kanunda açıkça düzenlenmiş olmakla birlikte, uygulamada yalnızca Bosna-Hersek’te uzun süre yaşamış, ekonomik ve sosyal hayatını bu ülkeye bağlamış ve ülke ile gerçek bir yaşam ilişkisi kurmuş kişiler açısından anlamlı bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Aksi halde bu başvuru türü, şartların teknik olarak sağlanmış görünmesine rağmen, yeterli düzeyde ispat sunulamadığı gerekçesiyle reddedilen dosyalar arasında yer almaktadır.</p>
<h3 data-section-id="12uwpx5" data-start="980" data-end="1039">B. Vatandaşlık Kazanılmasında İstisnai Yollar</h3>
<p data-start="1041" data-end="1862">Bosna-Hersek vatandaşlık hukukunda istisnai yollar, genel başvuru rejiminin alternatifi olan serbest ve sınırsız bir yol bütünü değildir. Tam tersine, bunlar çoğu zaman ya kanunun belirli bir tarihsel bağlamı gözeterek öngördüğü özel kolaylaştırılmış yollar ya da devletin kamu yararı değerlendirmesi çerçevesinde işletilen dar takdir alanlarıdır. Bu sebeple istisnai rejim, uygulamada başvuru sahibine mutlak bir hak vermez.</p>
<p data-start="1041" data-end="1862">Çoğu dosyada belirleyici unsur, kişinin Bosna-Hersek ile arasındaki bağın yoğunluğu, bu bağın hangi resmi belgelerle ortaya konabildiği ve başvurunun kanundaki doğru kategoriye oturtulup oturtulmadığıdır. İstisnai yolun en büyük özelliği de budur. Burada şeklen uygun görünen başvuru, maddi bağ yeterince kurulamadığında kolayca başarısız olabilir</p>
<h4 data-section-id="3vd9bq" data-start="4708" data-end="4753"><span role="text"><strong data-start="4712" data-end="4753">1.</strong></span> Yeniden Vatandaşlık / Önceki Vatandaşlık Bağına Dayalı Başvuru</h4>
<p data-start="1935" data-end="2906">Bu başlık altında dikkatli olmak gerekir. Çünkü uygulamada yeniden vatandaşlık denilen her dosya, kanunda aynı maddi rejime tabi değildir. Bir kişinin daha önce Bosna-Hersek vatandaşlığını taşıması, eski Yugoslavya döneminde cumhuriyet vatandaşlığı veya sonraki Bosna-Hersek vatandaşlığı bağının bulunması, yahut göç nedeniyle bu bağın zayıflamış olması, kendiliğinden bugünkü anlamda doğrudan bir vatandaşlık hakkı doğurmaz. Ancak kanun, özellikle Bosna-Hersek’e geri dönen göçmenler ile bunların birinci ve ikinci kuşak altsoyları için, genel kazanım şartlarının bir kısmından muafiyet sağlayan özel bir başvuru rejimi öngörmektedir. Kanunun 12. maddesine göre Bosna-Hersek’e geri dönen göçmenler ile bunların birinci ve ikinci kuşak altsoyları, 9. maddedeki bazı genel kazanım şartlarını taşımadan vatandaşlığa başvurabilir. Aynı maddede, geri dönen göçmenin eşi için de sınırlı bir kolaylık tanınmıştır.</p>
<p data-start="2908" data-end="3939">Birçok başvuruda kişi, kendisini eski Bosna vatandaşı ailesinin torunu olarak tanımlar fakat hukuken dosya, bazen descent yani soybağına daha yakın bir çizgide, bazen de 12. madde kapsamındaki geri dönen göçmen/altsoy rejimine daha yakın bir yapıda olabilir. Yanlış hukuki çerçeveye oturtulan başvuru, gereksiz belge yükü yaratır veya yanlış makam önünde yanlış gerekçeyle ilerletilir. Uygulamada doğru yöntem, önce kişinin veya üstsoyunun Bosna-Hersek ya da önceki cumhuriyet vatandaşlığıyla ilişkisini tarihsel belgelerle netleştirmek ardından bu ilişkinin doğrudan hak temelli bir soybağı mı, kolaylaştırılmış başvuruya imkan veren bir göçmen dönüşü mü, yoksa önceki kaybın sonuçlarını telafi etmeye dönük karma bir başvuru mu olduğunu tespit etmektir.</p>
<p data-start="3941" data-end="4799">Özellikle Yugoslavya sonrası dağılma döneminde, çok sayıda kişinin hukuki statüsü ikamet, kayıt, savaş dönemi yer değiştirmeleri ve sonradan edinilen yabancı vatandaşlıklar nedeniyle karmaşık hale gelmiştir. Kanunun geçiş hükümleri de bu tarihsel arka planı yansıtır. Kanun, eski Yugoslavya vatandaşları ve belirli tarih aralıklarında Bosna-Hersek’te daimi ikamet kuran kişiler bakımından başvuru üzerine vatandaşlık kazanımını düzenleyen geçiş hükümleri içermektedir. Bu hükümler, klasik kazanım yollarından farklı olarak tarihsel statü devamlılığını dikkate alır. Bu yüzden yeniden vatandaşlık alınmasına ilişkin dosyalarda çoğu zaman sadece bugünkü ikamet veya sabıka kaydıyla yetinilmemektedir ve 6 Nisan 1992 öncesi yerleşim, savaş dönemi göç, önceki cumhuriyet kayıtları ve sonradan kurulan yaşam merkezi gibi unsurlarla birlikte okunmaktadır.</p>
<p data-start="4801" data-end="5669">Bu kategoride idarenin daha esnek davrandığı doğru olmakla birlikte, bu esneklik mutlak değildir. İdare yine de başvuru sahibinden, önceki vatandaşlık bağını veya göçmen dönüşü statüsünü açıkça gösteren belgeler ister. Bunlar arasında eski nüfus kayıtları, doğum kütüğü, aile nüfus zinciri, eski Yugoslav belge ve kayıtları, Bosna-Hersek’te önceki daimi ikamet verileri, konsolosluk tescilleri ve vatandaşlık kaybına yol açan işlemlere ilişkin kayıtlar önem taşır. Avukat gözüyle bakıldığında, bu dosyalarda en sık hata tarihsel aidiyet ile hukuki statünün karıştırılmasıdır. Kişinin ailesinin Bosnalı olması tek başına yetmez ayrıca o ilişkinin hangi  kategoride olduğu ve resmi belgelerle nasıl kanıtlandığı gösterilmelidir. Aksi halde başvuru hukuki sonuç üretmez.</p>
<p data-start="5671" data-end="6525">Bir başka kritik nokta da çifte vatandaşlık ve önceki vatandaşlığın kaybı meselesidir. Kanunun 17. maddesi, kural olarak başka bir vatandaşlığın gönüllü kazanılması halinde Bosna-Hersek vatandaşlığının kaybını düzenler ancak ikili anlaşma bulunması halinde istisna kabul eder. 14. madde de, önceki vatandaşlığın kaybı zorunluluğunun ikili anlaşma varsa aranmayacağını belirtir. Bu nedenle yeniden vatandaşlık niteliği taşıyan dosyalarda, müvekkilin önceki Bosna-Hersek vatandaşlığını hangi hukuki sebeple kaybettiği, gönüllü başka vatandaşlık edinip edinmediği ve ilgili devletle ikili anlaşma rejiminin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir. Yani burada yalnızca tekrar alabilir miyim sorusu değil, hangi sebeple kaybettim, o kayıp bugün hangi hukuki sonuçları doğuruyor sorusu da dosyanın merkezindedir.</p>
<h4 data-section-id="tdt9s5" data-start="6527" data-end="6566">2. Evlat Edinme Yoluyla Vatandaşlık</h4>
<p data-start="6568" data-end="7232">Evlat edinme yoluyla vatandaşlık, ilk bakışta küçük ve tali bir başlık gibi görünse de, aslında Bosna-Hersek vatandaşlık hukukunda çocuğun hukuki statüsünü koruma amacını en açık biçimde yansıtan düzenlemelerden biridir. Kanunun 8. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük bir çocuk, Bosna-Hersek vatandaşı tarafından tam evlat edinme yoluyla evlat edinilmişse Bosna-Hersek vatandaşlığını kazanır.</p>
<p data-start="113" data-end="592">Evlat edinme yoluyla vatandaşlık kazanımında Bosna-Hersek vatandaşlık sisteminin çift katmanlı yapısı ayrıca önem taşımaktadır. Zira Bosna-Hersek hukukunda vatandaşlık yalnızca devlet düzeyinde değil, aynı zamanda<em> “entity”</em> / &#8220;<em>entite</em>&#8221; olarak adlandırılan alt idari birimler<em> (Federation of Bosnia and Herzegovina ile Republika Srpska)</em> düzeyinde de söz konusudur. Bu çerçevede bir kişi Bosna-Hersek vatandaşı olmakla birlikte, aynı zamanda bu iki entityden birinin vatandaşlığına da bağlıdır.</p>
<p data-start="594" data-end="902">Evlat edinme halinde çocuk, kural olarak yalnızca Bosna-Hersek vatandaşlığını kazanmakla kalmaz aynı zamanda evlat edinen ebeveynin bağlı bulunduğu entity vatandaşlığına da dahil olur. Başka bir ifadeyle, evlat edinen ebeveyn hangi entity&#8217;ye bağlı ise çocuk da o entity&#8217;nin vatandaşlık sistemine kaydedilir.</p>
<p data-start="904" data-end="1453">Bununla birlikte, evlat edinen ebeveynlerin farklı entity vatandaşlıklarına sahip olması halinde durum daha teknik bir hal almaktadır. Bu gibi hallerde çocuğun hangi entity vatandaşlığına bağlanacağı otomatik olarak belirlenmemekte; Bosna-Hersek Vatandaşlık Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca çözülmektedir. Anılan düzenleme çerçevesinde, öncelikle ebeveynlerin ortak iradesi dikkate alınmakta; bu iradenin bulunmaması halinde ise çocuğun fiili yaşam merkezi, ikamet yeri ve idari kayıtları gibi bağ unsurları esas alınarak bir belirleme yapılmaktadır.</p>
<p data-start="1455" data-end="1870">Dolayısıyla evlat edinme yoluyla vatandaşlık kazanımı entity düzeyindeki aidiyet bakımından da sonuç doğuran çok katmanlı bir hukuki işlem niteliğindedir. Bu durum özellikle sınır aşan evlat edinme dosyalarında ve farklı entity vatandaşlıklarına sahip ebeveynlerin bulunduğu hallerde, başvurunun teknik olarak doğru yapılandırılmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p data-start="7234" data-end="8056">Buradaki temel nokta tam evlat edinmedir. Bu ifade,  çocuğun önceki ailesiyle hukuki bağlarının ya tamamen ya da kanunun öngördüğü ölçüde sona erdiği ve yeni ebeveynle tam soy ilişkisi kuran evlat edinmeyi ifade eder. Dolayısıyla uygulamada ilk incelenmesi gereken husus, yabancı ülkede veya başka bir hukuk sisteminde yapılmış evlat edinme işleminin Bosna-Hersek hukuku bakımından tam evlat edinme niteliğinde tanınıp tanınmayacağıdır. Şayet işlem Bosna-Hersek makamlarınca tam evlat edinme olarak görülmezse, vatandaşlık sonucunun da doğmaması gündeme gelebilir. Bu sebeple sınır aşan aile hukuku işlemlerinde, vatandaşlık dosyasından önce evlat edinme kararının tanınması ve niteliğinin belirlenmesi çoğu zaman ana meseledir.</p>
<p data-start="8058" data-end="8839">Bu yolun bir takdiri vatandaşlık başvurusu olmadığını özellikle vurgulamak gerekir. Zira burada idare esasen kişiye ricaya dayalı takdiri bir vatandaşlık vermez. Kanunun öngördüğü aile statüsünün sonucu olarak vatandaşlık ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle evlat edinme, belirli şartlar gerçekleştiğinde doğrudan vatandaşlık sonucuna bağlanmış hukuki bir olaydır. Bu nedenle uygulamada vatandaşlık istemekten çok, evlat edinmenin vatandaşlık doğuracak hukuki nitelikte olduğunu ve usulüne uygun biçimde tamamlandığını ispat etmek asıl amaç olmalıdır. Özellikle çocuğun yaşı, evlat edinme kararının tarihi, kararın kesinleşmesi, yabancı mahkeme kararı varsa tanıma/tenfiz gerekliliği, tercüme ve apostil gibi meseleler dosyanın kaderini belirler.</p>
<p data-start="8841" data-end="9668">Ayrıca bu başlık, çocuk yararı ilkesinin vatandaşlık hukukuna yansıdığı alanlardan biridir. Kanun, vatansızlık riskine karşı da koruyucu yaklaşım benimser.</p>
<p data-start="8841" data-end="9668">7. madde belirli koşullarda Bosna-Hersek’te doğmuş veya bulunmuş, ebeveynleri bilinmeyen ya da vatansız çocukların vatandaşlık kazanmasını düzenler ve 15. madde devletsizlik doğuracak kaybı kural olarak yasaklar. Bu durum, evlat edinme yoluyla vatandaşlık yolunun temelinde çocuğun hukuki güvenliğinin korunması amacı bulunduğu görülür. Bu yüzden çocuk odaklı dosyalarda vatandaşlık tartışması hiçbir zaman bir nüfus işlemi olarak ele alınmamalıdır. Aile hukuku, milletlerarası özel hukuk ve çocuk hakları boyutu da birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p data-start="9670" data-end="10115">Evlat edinme yoluyla vatandaşlıkta 18 yaş altı sınırı kritik olduğundan, işlemlerin zamanlaması son derece önemlidir. Evlat edinme kararı geç verilmiş, tanıma işlemleri gecikmiş veya nüfus tescili ertelenmişse, dosya maddi hak bakımından çok daha karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle sayılı unsurlara dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<h4>3. Devlet Takdiri İle Vatandaşlık</h4>
<p data-start="10178" data-end="10815">Bosna-Hersek hukukunda en dar, en hassas ve en öngörülemez başvuru alanı budur. Kanunun 13. maddesine göre, bir kişinin vatandaşlık kazanımının Bosna-Hersek için özel fayda sağladığı bireysel olaylarda bu kişi 9. maddenin bazı genel şartlarını yerine getirmeksizin vatandaşlık kazanabilir. Üstelik bu karar Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi’nin oybirliği ile alınır. Bu husus tek başına dahi, istisnai vatandaşlığın sıradan bir başvuru kanalı olmadığını ve yüksek düzeyde değerlendirme ve siyasi-idari kanaat gerektiren özel bir yol olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="10817" data-end="11671">Burada dikkat edilmesi gereken ilk nokta, özel fayda kavramının kanunda ayrıntılı ve kapalı bir liste halinde tanımlanmamış olmasıdır. Bu nedenle kavram geniş görünür fakat uygulamada tam tersine dar yorumlanır. Kişinin Bosna-Hersek’e yatırım yapması, bilimsel katkı sunması, uluslararası temsilde ülkeye ciddi prestij kazandırması, stratejik ekonomik ya da kamusal yarar oluşturması gibi unsurlar teorik olarak bu başlık altında değerlendirilebilir. Ne var ki sadece ekonomik güç, ticari ilişki veya ülkeye sempati duyulması tek başına yeterli görülmez. Bu yol, genel şartlardan muafiyet sağlasa da karşılığında çok daha yüksek yoğunlukta bir kamu yararı ispatı ister.</p>
<p data-start="11673" data-end="12610">Bu rejimde başvurunun dili de diğer dosyalardan farklı kurulmalıdır. Soybağı dosyasında merkezde soy zinciri; evlilik dosyasında gerçek aile birliği; vatandaşlık kazanımında uyum ve ikamet şartları vardır. İstisnai vatandaşlıkta ise dosyanın temeli, başvuru sahibinin şahsında Bosna-Hersek’in ne elde edeceğidir. Başka bir ifadeyle burada soru başvuru sahibi neden vatandaş olmak istiyor değil, Bosna-Hersek bu kişiyi neden vatandaşlığa kabul etmeli sorusudur. Yatırım planı varsa nicel verilerle, akademik katkı varsa kurumsal referanslarla, stratejik yarar varsa ilgili kamu kurumları ve destek yazılarıyla güçlendirilmelidir. Aksi halde 13. maddeye dayalı başvuru, normatif çerçevesi geniş ama ikna gücü zayıf bir dilekçeye dönüşür.</p>
<p data-start="12612" data-end="13358">Ayrıca Bakanlar Konseyi’nin uzlaşıyla karar vermesi,  yer yer politik hassasiyetler taşıdığını da göstermektedir. Bu nedenle 13. madde başvuruları, sadece belge sunularak sonuç alınan idari dosyalar değildir. Çoğu zaman başvuru sahibinin katkısının ilgili kurumlar nezdinde önceden görünür hale gelmesi, yerel ve merkezi düzeyde destekleyici değerlendirmelerin oluşması ve dosyanın devlet yararı perspektifiyle hazırlanması gerekir. Bu sebeple istisnai vatandaşlık, teoride mevcut olsa da pratikte herkes için açık bir yol değildir. Daha doğrusu hukuk tek başına burada yeterli değildir, hukukun yanına güçlü bir kamu yararı eklenmelidir.</p>
<p data-start="13360" data-end="13915">Son olarak, 13. madde her ne kadar 9. maddedeki bazı şartlardan muafiyet tanısa da, bu başvurunun tamamen sınırsız olduğu anlamına gelmez. Özellikle kamu düzeni, güvenlik ve başvuru sahibinin genel uygunluğu yine dolaylı biçimde değerlendirilir. Zira devlet için özel fayda sağladığı ileri sürülen bir kişinin aynı zamanda ciddi güvenlik veya hukuk devleti riski oluşturması kabul edilebilir değildir. Bu nedenle bu tür dosyalarda başvuru sahibinin geçmişini temiz ve istikrarlı gösteren tamamlayıcı belgeler de önem taşır.</p>
<h3 data-section-id="1oo1a3l" data-start="106" data-end="151"><span role="text"><strong data-start="109" data-end="151">III. BAŞVURU SÜRECİ VE BELGE YÖNETİMİ</strong></span></h3>
<p data-start="153" data-end="534">Bosna-Hersek vatandaşlığına ilişkin başvurular, kural olarak Bosna-Hersek Sivil İşler Bakanlığı <em>(Ministry of Civil Affairs)</em> koordinasyonunda ve ilgili yerel idari birimler aracılığıyla yürütülmektedir. Başvuru süreci, şeklen dilekçe ve belge sunumundan ibaret gibi görünmekle birlikte uygulamada son derece teknik ve çok aşamalı bir idari inceleme sürecini içermektedir.</p>
<p data-start="536" data-end="1061">Başvuru kapsamında sunulması gereken belgeler, başvuru türüne göre değişiklik göstermekle birlikte genel olarak geçerli pasaport, doğum belgesi, sabıka kaydı, gelir ve geçim durumunu gösterir belgeler, ikamet izinleri ve başvuruya esas teşkil eden soy bağı veya evlilik ilişkisini ortaya koyan resmi belgelerden oluşmaktadır. Bununla birlikte bu belgelerin varlığı tek başına yeterli olmayıp, belgelerin usulüne uygun şekilde hazırlanması ve geçerlilik kazanması başvurunun kabulü açısından belirleyici rol oynamaktadır.</p>
<p data-start="1063" data-end="1580">Bu noktada özellikle üç husus ön plana çıkmaktadır;</p>
<ul>
<li data-start="1063" data-end="1580">Belgelerin doğru şekilde tercüme edilmesi,</li>
<li data-start="1063" data-end="1580">Apostil şerhi ile uluslararası geçerliliğinin sağlanması</li>
<li data-start="1063" data-end="1580">ilgili idari makamlar nezdinde kabul edilebilir formatta sunulması.</li>
</ul>
<p data-start="1063" data-end="1580">Uygulamada en sık karşılaşılan sorunların başında belgelerin eksik sunulması kadar usule uygun olmayan tercümeler, eksik apostil işlemleri veya belge içerikleri arasındaki tutarsızlıklar gelmektedir. Bu tür eksiklikler, başvurunun esasına girilmeksizin reddedilmesine dahi yol açabilmektedir.</p>
<p data-start="1582" data-end="1968">Dolayısıyla Bosna-Hersek vatandaşlığı başvurularında belirleyici olan unsur, belgelerin birbiriyle uyumlu, eksiksiz ve hukuki açıdan denetlenebilir bir bütünlük içerisinde sunulmasıdır. Bu yönüyle başvuru süreci, teknik bir dosya hazırlama ve belge yönetimi süreci olarak değerlendirilmelidir.</p>
<h3 data-section-id="tyo8t9" data-start="1975" data-end="2025"><span role="text"><strong data-start="1978" data-end="2025">IV. ÇİFTE VATANDAŞLIK VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİSİ</strong></span></h3>
<p data-start="2027" data-end="2427">Bosna-Hersek vatandaşlık hukukunda çifte vatandaşlık, kural olarak sınırlı şekilde kabul edilen bir statüdür. Kanun sistematiği gereği, bir kişinin başka bir devlet vatandaşlığını kazanması halinde Bosna-Hersek vatandaşlığının kaybı gündeme gelebilmektedir. Ancak bu durum, Bosna-Hersek ile ilgili devlet arasında çifte vatandaşlığa izin veren bir anlaşmanın bulunması halinde istisna teşkil etmektedir.</p>
<p data-start="2429" data-end="2849">Türkiye Cumhuriyeti bakımından uygulamaya bakıldığında, Bosna-Hersek ile olan ilişkiler çerçevesinde çifte vatandaşlık fiilen mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte bu durum her başvuru türü bakımından otomatik bir sonuç doğurmamakta özellikle ikamete dayalı vatandaşlık başvurularında veya bazı özel durumlarda, başvuru sahibinden mevcut vatandaşlığından çıkması veya çıkacağını taahhüt etmesi talep edilebilmektedir.</p>
<p data-start="2851" data-end="3326">Bu nedenle çifte vatandaşlık meselesi,  somut başvuru dosyası özelinde değerlendirilmesi gereken bir husustur. Özellikle başvurunun hangi hukuki kategoriye girdiği, ilgili başvuruda çifte vatandaşlığın mümkün olup olmadığı ve mevcut vatandaşlıktan çıkmanın gerekip gerekmediği açık şekilde analiz edilmelidir. Aksi halde başvuru sahibi, geri dönüşü zor hukuki ve fiili sonuçlarla karşı karşıya kalabilir.</p>
<h2 data-section-id="1ilut6i" data-start="3333" data-end="3349"><span role="text"><strong data-start="3336" data-end="3349">V. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></span></h2>
<p data-start="3351" data-end="3772">Bosna-Hersek vatandaşlık sistemi, ilk bakışta açık ve erişilebilir bir yapı arz etmekle birlikte, uygulamada son derece teknik, detaylı ve dikkat gerektiren bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sistemde başarı, yalnızca mevzuata hâkimiyetle sınırlı olmayıp aynı zamanda başvurunun doğru hukuki kategoriye oturtulması, belge yönetiminin eksiksiz şekilde yapılması ve sürecin stratejik olarak yürütülmesine bağlıdır.</p>
<p data-start="3774" data-end="4162">Türkiye’den yapılan başvurular bakımından değerlendirildiğinde, en etkili ve güvenli yolun soy bağına dayalı başvurular olduğu görülmektedir. Buna karşılık evlilik ve ikamete dayalı başvurular, daha yoğun bir ispat yükü ve daha uzun bir değerlendirme süreci gerektirmektedir. İstisnai başvuru yolları ise sınırlı uygulanmakta ve çoğu zaman idari takdir çerçevesinde değerlendirilmektedir.</p>
<p data-start="4164" data-end="4224">Sonuç olarak Bosna-Hersek vatandaşlığına ilişkin başvurular hukuki bilgi, güçlü belge yönetimi ve doğru stratejik planlamanın birlikte yürütülmesini gerektiren profesyonel bir süreçtir.</p>
<p data-start="4359" data-end="4551">Bu nedenle başvuru sürecinin başından itibaren doğru hukuki çerçevenin belirlenmesi ve dosyanın bu doğrultuda hazırlanması, başvurunun olumlu sonuçlanması açısından belirleyici öneme sahiptir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Bosna- Hersek vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Bosna- Hersek ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Yabancılar Hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere<a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/"> buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bosna-hersek-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BOSNA-HERSEK VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bosna-hersek-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA IBAN DOLANDIRICILIĞI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category>
		<category><![CDATA[7589 sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Dolandırıcılık Suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Etkin Pişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Iban dolandırıcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[iban mağdurları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” olarak adlandırılan durum; kişilerin banka hesaplarını yalnızca para transferi yapılacağı düşüncesiyle üçüncü kişilerin kullanımına bırakmaları ve söz konusu hesapların suç teşkil eden eylemlerde kullanılması sonucunda, hesap sahiplerinin dolandırıcılık soruşturmalarında şüpheli konumuna gelmesine yol açan yaygın bir sorun hâline gelmiştir. TCK m. 157’ye göre dolandırıcılık; hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve onun veya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/">12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA IBAN DOLANDIRICILIĞI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Kamuoyunda “IBAN dolandırıcılığı” olarak adlandırılan durum; kişilerin banka hesaplarını yalnızca para transferi yapılacağı düşüncesiyle üçüncü kişilerin kullanımına bırakmaları ve söz konusu hesapların suç teşkil eden eylemlerde kullanılması sonucunda, hesap sahiplerinin dolandırıcılık soruşturmalarında <a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/">şüpheli</a> konumuna gelmesine yol açan yaygın bir sorun hâline gelmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 16px;">TCK m. 157’ye göre dolandırıcılık; hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve onun veya başkasının zararına haksız yarar sağlanmasıdır. Suçtan elde edilen paranın kullandırılan hesaba aktarılması, bu hesaptan çekilmesi veya başka hesaplara gönderilmesi, hesap sahibinin suça iştirak ettiği iddiasını gündeme getirir.<a href="https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/KanunMetni/b074aa2a-c1eb-4bd5-b5d9-4b61a9ac3924.htm"> 7589 sayılı Kanun değişikliği</a> ile TCK m. 158’e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, haksız menfaat sağlama amacıyla hareket eden kişinin suça katkısının yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır.</span></p>
<h2><strong>Yeni Düzenlemenin Kapsamı</strong></h2>
<p>7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m. 158’e aşağıdaki fıkra eklenmiştir:</p>
<blockquote><p><em>“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakın, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”</em></p></blockquote>
<p>Yeni hüküm hem TCK m. 157’deki basit dolandırıcılık ile m. 158’deki nitelikli dolandırıcılık bakımından uygulanacaktır. Kapsama banka hesaplarının yanı sıra kredi ve banka kartları, aracı kurum hesapları, elektronik ödeme hesapları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da dâhildir.</p>
<h3><strong>İndirim Hükmünün Uygulanma Şartları</strong></h3>
<p>Cezanın yarı oranında indirilebilmesi için öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna kasten iştirak ettiğinin sabit olması gerekir. Bunun yanında iştirak teşkil eden katkının, hesap veya ödeme aracını yahut bunların kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı kalması gerekmektedir. Mağdurun zararının giderilmesi hâlinde, koşulları mevcutsa TCK m. 168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri ayrıca uygulanabilir.</p>
<h3><strong>Devam Eden Dosyalarda Uygulama</strong></h3>
<p>Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiş olup; derdest olan  tüm soruşturma ve kovuşturma dosyalarında, kişinin suça konu olan fiillerinin TCK m. 158/4 kapsamında kalıp kalmadığı doğrudan değerlendirme kapsamına alınacaktır.</p>
<p>Değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce hüküm verilmiş ve dosya bölge adliye mahkemesinde kanun yolu incelemesinde bulunuyorsa, yeni hükmün uygulanabileceği sanık bakımından karar bozularak dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilecektir.</p>
<h2><strong>Kesinleşmiş Dosyalarda Etkin Pişmanlık Uygulaması</strong></h2>
<p>Etkin pişmanlık, dolandırıcılık suçu tamamlandıktan sonra mağdurun uğradığı zararın giderilmesini cezada indirim yapılmasını sağlayan bir düzenlemedir. TCK m. 168/2 uyarınca bu imkândan, kural olarak, kovuşturma başladıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce yararlanılabilir ve ceza yarısına kadar indirilebilir. Hüküm kesinleştikten sonra yapılan ödeme ise normal şartlarda etkin pişmanlık indirimi sağlamamaktadır.</p>
<p>7589 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin yedinci fıkrası, bu kurala sınırlı ve istisnai bir düzenleme getirmiştir. Buna göre;</p>
<ul>
<li>Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce TCK m. 157 veya 158 uyarınca hakkında hüküm verilmiş olması,</li>
<li>Dosyanın infaz aşamasında bulunması,</li>
<li>Önceki hükümde TCK m. 168’in uygulanmamış olması,</li>
<li>Hükümlünün fiilinin yeni TCK m. 158/4 kapsamında, yani suça katkısının hesap veya ödeme aracı kullandırmakla sınırlı kalması,</li>
</ul>
<p>şartlarını taşıyan hükümlü, mahkemece yapılacak ihtarın tebliğinden itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse TCK m. 168/2’deki etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilir. Ödeme taahhüdü veya kısmi tazmin yeterli olmayıp hükme konu zararın tamamının giderilmesi zorunludur.</p>
<p>Altı aylık sürenin tanınması infazı kendiliğinden durdurmamaktadır. Mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilmeyecektir. Zararın tamamen karşılanmasının ardından, lehe düzenlemelerin uygulanması ve yeni cezanın belirlenmesi mahkemeden talep edilebilir.</p>
<p>Bu alanda kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/makaleler/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></span></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/">12. YARGI PAKETİ KAPSAMINDA IBAN DOLANDIRICILIĞI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12. YARGI PAKETİ İLE MİRASÇILAR BAKIMINDAN ORTAKLIK</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ortakligin-giderilmesi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ortakligin-giderilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Gayrimenkul & Kira Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category>
		<category><![CDATA[7589 sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Miras Ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılar arası satış]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaklığın Giderilmesi Davası]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklığın giderilmesi davasında satış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4380</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miras yoluyla birden fazla kişiye kalan ev, arsa veya tarla, mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığında önemli sorunlara yol açmaktadır. Taşınmazın kim tarafından kullanılacağı, kiraya verilip verilemeyeceği, bakım ve vergi giderlerinin nasıl karşılanacağı ya da satılıp satılmayacağı konularındaki uyuşmazlıklar, çoğu zaman ortaklar arasında hukuki yollara başvurulmasına yol açmaktadır. Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen 7589 sayılı Kanunda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ortakligin-giderilmesi/">12. YARGI PAKETİ İLE MİRASÇILAR BAKIMINDAN ORTAKLIK</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Miras yoluyla birden fazla kişiye kalan ev, arsa veya tarla, <a href="https://dikelaw.com.tr/miras-payi-hesaplamasi-nasil-yapilir/">mirasçılar</a> arasında anlaşma sağlanamadığında önemli sorunlara yol açmaktadır. Taşınmazın kim tarafından kullanılacağı, kiraya verilip verilemeyeceği, bakım ve vergi giderlerinin nasıl karşılanacağı ya da satılıp satılmayacağı konularındaki uyuşmazlıklar, çoğu zaman ortaklar arasında hukuki yollara başvurulmasına yol açmaktadır.</p>
<p>Kamuoyunda “<a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-1.htm">12. Yargı Paketi</a>” olarak bilinen 7589 sayılı Kanunda getirilen <a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/">yeni düzenlemeler</a> ile, belirli şartların mevcut olması hâlinde ilk açık artırmanın yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılması kabul edilmiştir.</p>
<h2><b>Mirasçılar Bakımından Ortaklık</b></h2>
<p class="isselectedend" style="text-align: justify;">Miras ortaklığında yönetim ve tasarruf işlemlerinin kural olarak mirasçıların birlikte hareket etmesini gerektirmesi; taşınmazın kullanılması, kiraya verilmesi, gelirlerinin paylaşılması, bakım ve vergi giderlerinin karşılanması gibi hususlarda uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Taşınmazın mirasçılardan biri tarafından münhasıran kullanılması da kendisine bağımsız bir mülkiyet hakkı kazandırmaz; diğer mirasçıların kullanımının engellenmesi hâlinde müdahalenin önlenmesi ve şartları varsa ecrimisil talepleri gündeme gelebilir.<b></b></p>
<p class="isselectedend" style="text-align: justify;">Mirasçılar, ortaklık konusu malın paylaşılması ya da satılması konusunda anlaşamadıkları takdirde <a href="https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/">ortaklığın giderilmesi davasına</a> başvurabilirler. Ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde taşınmaz açık artırma yoluyla satılarak elde edilen bedel hak sahipleri arasında payları oranında dağıtılır. 12. Yargı Paketi ile miras yoluyla edinilen ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, malik mirasçıların üçüncü kişi alıcılara karşı korunması amacıyla ilk açık artırmanın yalnızca mirasçılar arasında yapılması öngörülmüştür.</p>
<h2><strong>Yeni Düzenlemeye Göre Satış ve İhaleye Katılma Usulü</strong></h2>
<h3><strong>Teminat</strong></h3>
<p>Satış talep eden alacaklı, artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai sonuna kadar icra dairesine başvurursa alacağının karşıladığı miktar ölçüsünde teminattan muaf tutulur. Hazine ise bütün açık artırmalarda teminat göstermekten muaftır. Ortaklığın giderilmesi satışlarında pay sahiplerine daha önce tanınan teminat muafiyeti kaldırılmıştır. Dolayısıyla paylı veya elbirliği mülkiyetindeki hak sahipleri de artırmaya katılabilmek için teminat göstermek zorundadır.</p>
<h3><strong>Teklif alt sınırı</strong></h3>
<p>İlk artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapıldığı hâllerde teklifin;</p>
<ul>
<li>Taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yüzü ile varsa rüçhanlı alacakların toplamından yüksek olan miktarı ve</li>
<li>Bu miktara eklenecek paraya çevirme ve paylaştırma giderlerini</li>
</ul>
<p>aşması gerekir. İlk artırmada alıcı çıkmazsa ikinci artırma herkese açık yapılır. İkinci artırmada muhammen kıymetin yüzde ellisi ile rüçhanlı alacakların toplamından yüksek olan miktar ve satış giderleri esas alınır. Kanuni şartların gerçekleşmesi hâlinde taşınmaz en yüksek teklifi verene ihale edilir.</p>
<h3><strong>İhale bedelinin ödenmemesi</strong></h3>
<p>En yüksek teklifi veren kişi ihale bedelini süresinde yatırmazsa teminatı iade edilmez. Ortaklığın giderilmesi satışlarında teminattan satış masrafları düşüldükten sonra kalan tutar paydaşlara payları oranında dağıtılır. Bedeli yatırmayan kişi paydaş ise teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında ödenir. Ayrıca ihale bedelini yatırmayan kişiye teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası uygulanır.</p>
<p>İcra satışlarında bedeli yatırmayan kişi satış talep eden alacaklı ise ayrıca muhammen bedelin yüzde onu kendi alacağından mahsup edilir ve ilgili satışın masrafları borçluya yüklenmeyerek alacaklı üzerinde bırakılır.</p>
<p><strong>Bu alanda kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/makaleler/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</strong></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></span></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ortakligin-giderilmesi/">12. YARGI PAKETİ İLE MİRASÇILAR BAKIMINDAN ORTAKLIK</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ortakligin-giderilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12. YARGI PAKETİ DEĞİŞİKLİKLERİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category>
		<category><![CDATA[12. yargı paketi değişiklikleri]]></category>
		<category><![CDATA[7589 sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[belirsiz alacak davası]]></category>
		<category><![CDATA[destekten yoksun kalmada faiz başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[faiz değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iban düzenlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[iban kullandırma suçu]]></category>
		<category><![CDATA[iban mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[kısmi davada talep artırma]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklığın giderilmesi davasında satış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4362</guid>

					<description><![CDATA[<p>7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (12. Yargı Paketi) ile çeşitli alanlarda değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikleri bu yazımızda özet olarak sunmaktayız. Değişiklikler hakkında ayrıntılı bilgi için yazımızda yer alan linklere tıklayarak daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz. 12. Yargı paketi ile yasalaşan değişikliler özetle şu şekildedir: I. Ceza Yargılaması [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/">12. YARGI PAKETİ DEĞİŞİKLİKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/">7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a> (12. Yargı Paketi) ile çeşitli alanlarda değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikleri bu yazımızda özet olarak sunmaktayız. Değişiklikler hakkında ayrıntılı bilgi için yazımızda yer alan linklere tıklayarak daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz. 12. Yargı paketi ile yasalaşan değişikliler özetle şu şekildedir:</p>
<h2><strong>I. Ceza Yargılaması ve İnfaz Değişiklikleri (CMK &amp; TCK)</strong></h2>
<ul>
<li><strong>HAGB Kararlarına İstinaf ve Temyiz:</strong> Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına karşı eski itiraz usulü kaldırıldı; Bölge Adliye Mahkemelerine (BAM) <strong>istinaf</strong>, kanuni şartları varsa Yargıtay&#8217;a temyiz kanun yolu açıldı.</li>
<li><strong>Kaçak Sanıklar Hakkında Düzenleme:</strong> Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde savunma hakkının kullanılması amacıyla kaçak sanığa ve müdafiye yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.</li>
<li><strong>Yargıtay C. Başsavcılığı İtiraz Yetkisi:</strong> Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisinin kapsamı genişletildi ve başsavcılığa dosya tesliminden itibaren <strong>3 aylık hak düşürücü süre </strong>getirildi.</li>
<li><strong>IBAN/ Hesap Kullanımı Cezai İndirimi</strong>: Suçta kullanılan IBAN, banka kartı veya kripto varlık hesaplarında, fiilin yalnızca &#8220;hesap kullandırmaktan&#8221; ibaret kaldığı durumlarda fail hakkında cezada yarı oranında indirim öngörüldü.</li>
<li>İşkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilemeyeceği yasalaştırılmıştır.</li>
</ul>
<h2><strong style="font-size: 28px; letter-spacing: 0px;">II. Hukuk Yargılaması ve İcra-İflas (HMK, İİK &amp; TMK)</strong></h2>
<ul>
<li><strong>Belirsiz Alacak Davası (HMK m.107) Kaldırıldı:</strong> Belirsiz alacak davası uygulaması kaldırıldı. Öte yandan kısmi davada tahkikat bitinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talep artırımı yapılabileceği düzenlendi.</li>
<li><strong>Duruşma Araları (3 Ay Sınırı):</strong> Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda kural olarak iki duruşma arasının istisnai haller haricinde en fazla 3 ay olabileceği düzenlenmektedir.</li>
<li><strong>SEGBİS ve e-Duruşma:</strong> Uzaktan ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılma (SEGBİS/e-Duruşma) usul ve esasları genişletildi ve yeniden düzenlendi.</li>
<li><strong> Elektronik Satış ve İcra Satışları</strong>: İcra ve ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) satışlarında elektronik satış portalı, teminat yatırma, ihale bedelinin ödenmesi ve paydaşlara satış süreçlerinde önemli değişiklikler yapıldı.</li>
</ul>
<p>&#8211; Tüm maliklere miras yoluyla intikal eden ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar yönünden ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin açık artırmalarda satışa konu malın kıymetinin yüzde yüzü üzerinden yapılacak ilk artırmaya yalnızca malik olan mirasçıların katılması esası kabul edilmektedir.</p>
<p>&#8211; Ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde pay sahiplerine de teminat yatırma zorunluluğu getirilmektedir.</p>
<p>&#8211; İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde alınan teminatın iade edilmeyip, öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği kalan kısmın hak sahiplerine dağıtılacağı hüküm altına alınmaktadır.</p>
<p>-İhale alıcısının süresi içinde ihale bedelini yatırmayarak, yapılan ihalenin iptaline neden olması karşılığında teklif ettiği bedelin %5&#8217;i oranında idari para cezası verileceği düzenlenmektedir.</p>
<p>-Vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışının UYAP e-satış portalı üzerinden yapılması sağlanmaktadır</p>
<ul>
<li><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/"><strong>Destekten Yoksun Kalma Tazminatı:</strong></a> Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararların hesap yöntemi ve hesaplanacak miktara işleyecek faizin başlama ve uygulama zaman aralığı yeniden belirlenmektedir. Ayrıca ifa amacıyla yapılan peşin ödemeler, toplam alacaktan oransal olarak mahsup edilecektir.</li>
</ul>
<h2><strong style="font-size: 28px; letter-spacing: 0px;">III. Kanun Yolları, İdari Yargı ve Diğer Kurumsal Değişiklikler</strong></h2>
<ul>
<li><span style="font-size: 16px;"><strong>İstinaf ve Temyiz Parasal Sınırları:</strong> Adli yargıda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararların, miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olması halinde, bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmesi sağlanmaktadır.</span>;</li>
<li><strong>Vekâlet Ücreti ve Yargılama Gideri Kısıtlaması:</strong> BAM kararı ile ilk derece kararı arasındaki farkın sadece vekalet ücreti veya yargılama giderinden ibaret olduğu uyuşmazlıklarda Danıştay ve Yargıtay&#8217;a temyiz yolu kapatıldı.</li>
<li><strong><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-ile-faizde-yapilan-degisiklik/">Kanuni Faiz Oranı: </a></strong>Kanuni faiz oranının yüzde 24 yerine Merkez Bankasının belirlemiş olduğu kısa vadeli reeskont kredi oranının yüzde 80’i (2026 yılı için reeskont oranı yüzde 38,75; reeskont oranının %80’i yüzde 31) üzerinden belirlenmesine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.</li>
<li><strong>Diğer Alanlar: </strong>Hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve Cumhuriyet savcılarına uyarma cezası verilebilmesi düzenlenmektedir.</li>
</ul>
<p>&#8211; İdare mahkemelerinde tek hâkim tarafından karara bağlanacak dava türleri artırılmaktadır. Böylece 486.000-TL parasal sınırı aşmayan uyuşmazlıklarda tek hakimle yargılama yapılacağı düzenlendi.</p>
<p>-Noterlik işlemleri, Adli Tıp Kurumu yapısı, hâkim-savcı yardımcılığı sistemi, bilirkişilik mekanizmasına dair kapsamlı düzenlemeler yürürlüğe girdi.</p>
<p>Bu alanda kaleme aldığımız diğer makalelere <a href="https://dikelaw.com.tr/iban-dolandiriciliginda-ceza-indirimi/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></span></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/">12. YARGI PAKETİ DEĞİŞİKLİKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/12-yargi-paketi-degisiklikleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
