<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/kategori/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/genel/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 12:15:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Genel arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/genel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:51:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istememek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi red]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu makalede, kısaca boşanma sebeplerini ve çocuk meselesinin bu süreçteki hukuki yerini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Türk Hukukunda Temel Boşanma Sebepleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;"><a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu (TMK)</a>, boşanma sebeplerini iki ana başlıkta toplar: Özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, suç işleme vb.) ve genel boşanma sebebi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Pratikte en sık karşılaşılan durum, TMK m. 166’da düzenlenen &#8220;Evlilik birliğinin temelinden sarsılması&#8221; yani halk arasındaki adıyla &#8220;şiddetli geçimsizliktir&#8221;. Bir evliliğin devam etmesi taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmişse, boşanma davası açılabilir. Çocuk sahibi olma konusundaki uyuşmazlıklar da genellikle bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) Çocuk Sahibi Olunmasının Boşanmaya Etkisi</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk sistemimizde çocuk sahibi olmak bir zorunluluk değilse de evlilik birliğinin doğal amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak farklı durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Çocuk İstememek (Keyfi Red)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden birinin, haklı bir sebep (sağlık riski, ağır maddi imkansızlık vb.) olmaksızın çocuk sahibi olmaktan kaçınması, Yargıtay tarafından &#8220;evlilik yükümlülüklerini ihlal&#8221; ve bir kusur olarak görülmektedir. Eğer taraflardan biri evlenirken çocuk istemediğini açıkça belirtmemişse ve sonradan bu konuda direnç gösteriyorsa, Yargıtay bu durumum evlilik birliğini temelinden sarstığını kabul etmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Biyolojik Olarak Çocuk Sahibi Olamama (Kısırlık)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Burada çok önemli bir ayrım vardır: Çocuk sahibi olamama tek başına bir boşanma sebebi değildir. Bir eşin biyolojik olarak çocuk sahibi olamaması, onun kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ancak çocuk sahibi olabilmek için tıbbi tedavinin gerekmesi halinde eşin bundan kaçınması, diğer eşin ise tedaviye destek vermemesi gibi haller boşanma davasında kusur olarak kabul edilir. Ayrıca bu durumun yarattığı psikolojik baskı, eşlerin birbirine karşı kırıcı tutumları veya tedavi sürecindeki ilgisizlik boşanma davasına konu olabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) İlgili Mahkeme Kararları</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Sağlık Sorunu Nedeniyle Çocuk Sahibi Olmayan Eşe Destek Verilmemesi</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 04.07.2012, 2012/35 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Mahkemece taraflar “eşit kusurlu” kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş, bunun dayanağı olarak da, davalının eşini eve almadığı, davacının da davalının çocuk sahibi olabilmesi için gerekli tedaviyi kabul etmediği gösterilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalının geçirdiği bir ameliyat sonrası doğal yolla çocuk sahibi olma ihtimalinin azaldığı, bunun üzerine üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin (tüm bebek) önerildiği, davacının bunu kabul etmeyerek evden ayrıldığı ve “yeniden evleneceğini” söyleyerek, eşinin evden gitmesini istediği, davalının da, kapıyı açmayarak kocasını eve almadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Baskın kusuru ile boşanmaya yol açan taraf da, koşulları varsa kusuru az olan diğer tarafa tazminat ödemekle sorumlu tutulmalıdır. Hal böyleyken, tarafların “eşit kusurlu” kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak davalının tazminat taleplerinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 18.02.1991, 1990/10764 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Diğer taraftan, boşanma nedeni olarak kabul edilen söz konusu göz hastalığının koşullarının gerçekleşmesi halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması, daha açık bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal, olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir. Yargıtayımızın birçok kararında da açıkça dile getirildiği üzere &#8220;kısırlık&#8221; olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olmaması bir çeşit &#8220;semavi afet&#8221;tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı, adil ve iyiniyetli bir düşünce olarak kabul edilemez.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD., 2020/6540 E. 2021/1661 K.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Erkeğin kesinleşen kusurlu davranışları yanında “Kadından ortak çocuk istemediği” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına oranla “Daha ağır” kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6540 Esas 2021/1661 Karar)</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD 2019/4035 E.  2019/11741 K.  02.12.2019 T.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur.&#8221; şeklinde hüküm kurmuştur.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 09.12.2013, 2013/16247 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; boşanmaya sebep olan olaylarda çocuk sahibi olmak istemeyen, eşi hakkında kadınlığını kullanmadığını söyleyen ve birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca tam kusurludur. Davacının bu kusurlu eylemleri aynı zamanda davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Durum böyleyken, mahkemece davalı kadının manevi tazminat talebinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD. 25.11.2013 T. E:14267, K:27556</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kocanın bağımsız ev açmadığı, kız kardeşlerinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, çocuk sahibi olmayı istemediği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da çıkan tartışmalarda küfürlü konuştuğu, geçimsizliğe neden olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu bulunduğu ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kusurun ağırlığının davalı-karşı davacı kocada olduğu anlaşılmaktadır.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong style="font-style: inherit;"><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em style="font-weight: inherit;"> <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ABD para alacakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Common Law]]></category>
		<category><![CDATA[Hilton v. Guyot 159 US 113 (1895)]]></category>
		<category><![CDATA[Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)]]></category>
		<category><![CDATA[Örfi Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu almaktadır.</p>
<h2>I-) Tanıma ve Tenfiz</h2>
<p>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;un 50. maddesi uyarınca yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi, y<a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">etkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır</a>. Aynı Kanun&#8217;un 58. maddesi ise tanımayı düzenlemekte; yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, söz konusu ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesi koşuluna bağlanmaktadır. Bu düzenleme, uluslararası hukukla uyumlu biçimde yabancı mahkeme kararlarının ülkemizde icra edilebilir kılınmasına imkân tanımaktadır.</p>
<h2><strong>II-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi</strong></h2>
<p>MÖHUK&#8217;un 1. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutarken, Amerika Birleşik Devletleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını veya tenfizini düzenleyen herhangi bir uluslararası sözleşmeye taraf değildir. İki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir antlaşma mekanizmasının bulunmaması nedeniyle Türk mahkeme kararlarının ABD&#8217;de tanınması,  Amerikan hukukuna göre belirlenmektedir.</p>
<p>ABD&#8217;nin eyalet bazlı yapısı ve örfi hukuk geleneği, Türk hukuk sistemiyle köklü farklılıklar barındırmakta; bu nedenle Türkiye&#8217;de verilen bir kararın ABD&#8217;deki varlıklara karşı doğrudan icraya konulması mümkün değildir. Amerika&#8217;da tanıma ve tenfizi düzenleyen bir federal yasa bulunmamakta olup bu konuda eyalet hukukunun incelenmesi gerekmektedir. Bu alanda, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması için eyalet mevzuatını bütünleştirmek amacıyla 1962 yılında Uniform Foreign-Country Money Judgments Recognition Act hazırlamış ve  ilgili yasa 2005 yılında güncellemiştir.</p>
<p>2005 tarihli kanun 29 eyalet ile Washington&#8217;da, 1962 tarihli kanun ise 9 eyalet ve ABD Virjin Adaları&#8217;nda yürürlüktedir. Geriye kalan 12 eyalette ise konu, ABD Yüksek Mahkemesi&#8217;nin <a href="https://supreme.justia.com/cases/federal/us/159/113/">Hilton v. Guyot, 159 US 113 (1895)</a> kararında ortaya konulan  ilkeleri çerçevesinde sürdürülmektedir. Söz konusu karar, tüm tanıma ve tenfiz mevzuatının temel kaynağı niteliğini korumaktadır.</p>
<p>Yabancı bir mahkeme kararı, ABD’de <a href="https://www.courts.wa.gov/content/petitions/1037597%20Petition%20for%20Review.pdf">yetkili bir mahkeme tarafından tanınmadıkça  icra kabiliyeti kazanmaz</a>; yukarıda belirtilen yasa ise para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. İşbu yazıda, tanımaya ilişkin hükümler ilgili mevzuatın yürürlükte olduğu New York eyalet hukuku ve <a href="https://www.nysenate.gov/legislation/laws/CVP/A53">New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)</a> Article 53 hükümleri çerçevesinde incelenecektir.</p>
<p>Bu kapsamda, CPLR § 5303 yabancı mahkeme kararlarının tanınmasının yasal dayanağını oluşturmakta, CPLR § 5304 ise yabancı mahkeme kararlarının tanınabilmesi için aranan şartları ve tanımayı engelleyen halleri, zorunlu ve takdire bağlı kategoriler halinde düzenlemektedir. Bu doğrultuda, aşağıda § 5304 kapsamında öngörülen şartlar yer almaktadır.</p>
<h3><strong>A-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Zorunlu Şartlar</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı bir mahkeme kararının ABD’de tanınabilmesi için öncelikle kararın nihai, kesin ve icra edilebilir nitelikte olmalıdır. Tanınması talep edilen yerel mahkeme kararında istinaf ve temyiz yolları açık ise, bu sürecin sonuna kadar beklenilmesi ve bu süreçte tarafların bu yollara başvurmamış olması gerekmektedir.</li>
<li>Yabancı mahkeme kararının tanınabilmesi için, kararı veren mahkemenin davanın tarafları ve ilgili hukuki uyuşmazlık konusu bakımından yetkili olması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>İlgili değerlendirme, kararı veren yabancı mahkemenin yetkisine ilişkin olup, New York’ta tanınması talep edilen kararın eyalet ile bağlantı içinde olması şartı aranmamaktadır. Bununla birlikte, tanınan mahkeme kararının icrası, icra talebinde bulunulan eyalet mahkemesinin yargı yetkisine bağlıdır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı mahkeme kararının, tarafsız mahkemeler veya hukuka uygun yargılama usullerini sağlayan bir yargı sistemi kapsamında verilmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, bir kararın adil yargılanma ilkeleriyle uyumlu bir sistem içinde verilip verilmediğinin değerlendirilmesinde, mahkeme, ilgili yargı sisteminin temel adalet ve hakkaniyet ilkelerini sağlayıp sağlamadığını inceleyecektir.</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3><strong>B-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Mahkeme Takdirine Bağlı Şartlar</strong></h3>
<p>New York Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Kuralları,  CPLR § 5304(b) uyarınca, bir eyalet mahkemesi, aşağıda sayılan hallerin varlığı halinde yabancı bir mahkeme kararının tanınmasından imtina edebilmektedir:</p>
<ul>
<li>Davalının, yabancı mahkemede yürütülen yargılamadan savunma hakkını etkin şekilde kullanmasına imkân tanıyacak süre ve usulde haberdar edilmemiş olması</li>
<li>Kararın, aleyhine hüküm kurulan tarafın iddia ve savunmalarını ileri sürmesini engelleyen bir hile (hileli davranış) sonucu elde edilmiş olması,</li>
<li>Kararın veya dayandığı hukuki sebebin, New York ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin kamu düzenine açıkça aykırı olması,</li>
<li>Kararın, daha önce verilmiş kesin ve bağlayıcı bir mahkeme kararıyla çelişmesi,</li>
<li>Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki geçerli bir anlaşma uyarınca başka bir merci önünde görülmesi gerekirken yabancı mahkeme önüne götürülmüş olması</li>
<li>Yargı yetkisinin yalnızca şahsi tebligata dayanması halinde, yabancı mahkemenin uyuşmazlığın görülmesi bakımından elverişsiz olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Bu düzenleme, ABD hukukunda uygulanan klasik forum non conveniens doktriniyle birebir örtüşmemekle birlikte, tanıma talebini inceleyen mahkemeye, yabancı mahkemenin forum non conveniens ilkesi uygulansaydı davayı ciddi bir elverişsizlik nedeniyle reddedip reddetmesi gerekip gerekmediğini dolaylı olarak değerlendirme imkânı tanımaktadır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Kararın, hükmü veren mahkemenin tarafsızlığı, bağımsızlığı veya yargılamanın dürüstlüğü yeterli ölçüde şüphe uyandıran koşullar altında verilmiş olması,</li>
<li>Karara esas teşkil eden yargılama sürecinin, somut olay bakımından adil yargılanma ilkeleri ile bağdaşmaması,</li>
<li>Uyuşmazlığın, Amerika Birleşik Devletleri dışında verilmiş bir hakaret kararına dayanması halinde, söz konusu kararın tanınabilmesi, yabancı mahkemece uygulanan hukukun, somut olay bakımından ifade ve basın özgürlüğü yönünden ABD ve New York Anayasalarının sağladığı korumaya eşdeğer bir hukuki koruma sağlamaması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anılan hükümler, New York Civil Practice Law and Rules (CPLR) uyarınca, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını düzenlemektedir. Bu kapsamda, vergiye ilişkin kararlar, idari para cezası niteliğindeki hükümler ile boşanma, nafaka, veya genel olarak aile hukukuna ilişkin olarak verilen kararlar, para alacağına hükmedilmiş olsa dahi, söz konusu düzenlemenin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Bu nitelikteki kararların tanınması ise içtihatlar çerçevesinde değerlendirilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma yardım sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigortacılık kanunu m.30]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4010</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR? A-)GENEL OLARAK Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir. B-)ASİMETRİK [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR?</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)GENEL OLARAK</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim anlaşması genel olarak tahkim yoluna başvuruda taraflara eşit yükümlülük yükleyen bir anlaşmadır. Taraflar tahkim anlaşmasını düzenlerken taraflardan birine daha geniş haklar tanıyarak bu eşitliği bozabilmektedir. Bu durumda asimetrik tahkim anlaşması söz konusu olmaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ ÇEŞİTLERİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının farklı görünüşlerinden bahsedilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir örnek olarak taraflardan biri mahkemeye başvurabilirken, diğer taraf mahkemeye başvurunun yanı sıra tahkime de başvurma hakkını haiz olmaktadır. Bu örnekte bir taraf tahkime başvuramazken diğer tarafın mahkeme veya tahkim yolu olmak üzere bir seçim hakkı bulunmaktadır. Bu seçim hakkının farklı bir görünüşü olarak, tarafların bir yetki anlaşması yapıp, uyuşmazlıkların sadece bu mahkemelerde çözüleceğini hüküm altına aldıktan sonra sadece bir tarafın tahkime gidebileceğini hüküm altına alması da söz konusu olabilir. Buradaki fark tarafların yetkili mahkemeyi iki taraf için de sınırlamış olmasına rağmen bir tarafa tahkim yoluna başvurmasına da cevaz vermesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir diğer örnek, anlaşmada taraflardan sadece birine tahkime gitme yükümlülüğünün öngörülmesidir. Burada bir tarafa tahkime başvuru konusunda bir zorunluluk öngörülmezken, diğer taraf uyuşmazlığı sadece tahkim yoluyla çözme zorunluluğu altındadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, taraflardan birine sadece tek bir tahkim merkezine başvurma hakkı verilirken, diğer tarafa sınırsız bir seçim hakkı verilmesi de bu kapsamda hibrit/karma tahkim anlaşması olarak adlandırılmaktadır ve asimetrik tahkim anlaşması olarak görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Burada başka bir örnek olarak anlaşmada tarafların ikisine de tahkime gitme yolu öngörülüp, taraflardan birinin istediği zaman bu anlaşmayı değiştirebilme şansının verildiği durumlar sayılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnşaat, kira sözleşmelerinde asimetrik tahkim anlaşmaları genellikle taraflardan sadece birinin tahkime başvurma imkanına sahip olduğu şekilde görülürken; finansal sözleşmelerde, özellikle uluslararası türev araçları veya kredi sözleşmeleri söz konusu olduğunda ise mahkeme için yapılan yetki anlaşmasının yanı sıra güçlü tarafın ayrıca tahkime başvurabilmesini sağlayan bir şart olarak ortaya çıkmaktadır. Burada kredi veya para ödüncü gibi finansal anlaşmalar söz konusuyken kredi veren/ödünç veren daha güçlü konumda olduğundan, kendi lehine hak tanımakta, kendi koşullarını kabul ettirebilmektedir. Güçlü taraf borçlunun ülkesinde ya da malvarlığının bulunduğu yerde dava açma ya da tahkime başvurma hakkını tek taraflı olarak sağlayan şartları kabul ettirmektedir. Bu tip durumlarda güçlü taraf sadece belirlediği yerde dava ile karşılaşmak isterken, tahsil kabiliyetini arttırmak için karşı tarafın mallarının bulunduğu yerlerde tahkim veya dava yoluna gitmeyi amaçlamaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-)TÜRK HUKUK SİSTEMİNİN ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARINA YAKLAŞIMI</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Hukuku’nda asimetrik tahkim anlaşmasına dair iki adet örnek bulunmaktadır. Bunlardan biri <a href="https://www.kiyiemniyeti.gov.tr/raporlar">Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</a>’ne istinaden yapılan tahkim sözleşmeleri iken, bir diğeri ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5684&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu</a> m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmeleridir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi’nde 2015 yılında yapılan değişiklikle asimetrik tahkim anlaşması niteliğindeki hüküm kaldırılmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi m. 6/4 kaldırılmadan önce “<em>Taraflarca sulh olunmaması halinde, kurtarılan değerlere verilen kurtarma-yardım hizmetinden kaynaklanan kurtarma-yardım alacağının tayinine ilişkin ihtilaf, yasal süresi içerisinde kurtarıcının talebi üzerine İstanbul’da tahkim yolu ile hallolunur.</em> Diğer ihtilaflar genel hükümlere göre İstanbul mahkemelerinde hal ve fasl olunur.” şeklinde düzenlenmişti. Burada tahkime başvuru hakkının sadece söz konusu hizmeti veren Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne verildiğini, bu tahkimin de sadece ilgili alacağın tayinine ilişkin olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">uluslararası dolaşımda olan bir geminin Çanakkale Boğazı’nda fırtınaya tutulmasından dolayı mahkemeye intikal eden bir anlaşmazlıkta mahkeme, taraflar arasında geçerli bir tahkim şartının bulunduğunu ve bu durumun tahkime konu olması nedeniyle görevsiz olduğunu belirterek davayı görevsizlikten reddetmiştir. Temyiz başvurusu üzerine dosyaya bakan Yargıtay, söz konusu asimetrik tahkim şartını geçersiz kabul etmiştir. Yargıtay burada taraflardan birine tahkime başvuru hakkının verilip de diğer tarafın mahkemeye başvuru hakkı kaldırıldığı için hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini belirtmiştir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Sigortacılık Kanunu m. 30/1 “<em>Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur.</em> Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir&#8230;” şeklindeki kısmıyla asimetrik tahkim anlaşmasına dair hüküm içermektedir. Burada bir kısım ihtilaflar yönünden tahkim imkânı sadece bir tarafa özgü olarak getirilmiştir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>IV-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ GEÇERLİLİĞİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının geçerliliği hususunda yeknesaklık söz konusu değildir. Eskiden mahkemelerin yaklaşımı bu tip tek taraflı tahkim anlaşmalarının geçersiz olduğu yönündeyken, son yıllardaki kararlara bakıldığında bu anlayışın değiştiği ve bu tip anlaşmaların geçerli olduğu yönünde kararlar verildiği görülmektedir.</p>
<p>Doktrinde de farklı görüşler bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Bir görüşe göre, tarafların işçi, tüketici gibi zayıf taraf olmadığı sürece ve yargı yollarına başvurmadan feragat söz konusu olmadıkça taraflardan sadece birinin tahkime başvurmasını öngören anlaşmaların sözleşme serbestisi anlayışı içerisinde değerlendirilip geçerli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre, zayıf tarafların söz konusu olduğu sözleşmelerde her zaman asimetrik tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu baştan kabul edilmemeli, gerekli incelemeler sonucunda zayıf tarafın lehine olarak tek taraflı bir tahkim başvuru imkânı sağlandıysa burada artık güçlü tarafın bir dayatması söz konusu olmayacağından ilgili asimetrik tahkim anlaşması geçerli sayılmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre ise asimetrik tahkim anlaşmaları taraflardan birine üstünlük tanıması, iki tarafı kapsayıcı olmaması, eşitsizlik yaratması sebebiyle geçersiz sayılmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p data-start="13957" data-end="14089">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="13957" data-end="14089"><a href="https://dikelaw.com.tr/iletisim/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[greencard]]></category>
		<category><![CDATA[greencard nasıl alınır?]]></category>
		<category><![CDATA[I-485 Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı Oturum İzni Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[konsolosluk işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Statü Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Kart]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil kart başvuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil Kart Nedir? Yeşil Kart, Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”) kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan yabancı kişiye tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir. INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Yeşil Kart Nedir?</h2>
<p>Yeşil Kart, <a href="https://www.govinfo.gov/content/pkg/COMPS-1376/pdf/COMPS-1376.pdf">Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”)</a> kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan <a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/">yabancı kişiye</a> tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir.</p>
<p>INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nde süresiz olarak ikamet etmesine hukuken izin verilmesi şeklinde tanımlamaktadır. Bu kapsamda Yeşil Kart, yabancı kişiye Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkı sağlayan göçmenlik statüsüdür. Bu statünün kazanılmasıyla yabancı kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkına sahip olur.</p>
<h3>Yeşil Kart Başvurusu Hangi Usullerle Yapılır?</h3>
<p>Yeşil Kart alma süreci, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde veya dışında bulunmasına bağlı olarak iki ayrı usulle yürütülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan yabancılar bakımından yasal daimi ikamet statüsüne geçiş, gerekli kanuni şartların sağlanması hâlinde INA § 245 kapsamında yapılan statü değişikliği başvurusuyla mümkündür.</p>
<p>Bu çerçevede, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri içinde bulunması halinde sürecin USCIS nezdinde statü değişikliği başvurusu yoluyla; Amerika Birleşik Devletleri dışında bulunması halinde ise ilgili Amerikan konsolosluğu nezdinde göçmen vize başvurusu yoluyla yürütüleceği hususu  önem taşımaktadır. Anılan ayrım, salt prosedürel bir farklılık olmayıp, başvurunun tabi olacağı makamı, değerlendirme yöntemini ve idari takdir alanını doğrudan etkileyen temel bir hukuki ayrımdır.</p>
<h3>2026  Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3>
<p>Mayıs 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen yabancı kişiler bakımından özellikle dikkat edilmesi gereken iki temel gelişme söz konusudur. Bu gelişmelerin dayanağını, USCIS tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan PM-602-0199 sayılı “Adjustment of Status is a Matter of Discretion and Administrative Grace” başlıklı memorandum oluşturmaktadır.</p>
<p>Mayıs 2026 tarihli PM-602-0199 sayılı USCIS politika memorandumu, Form I-485 başvurularını hukuken ortadan kaldırmamakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri içinde statü değişikliği yoluyla yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen kişiler bakımından değerlendirme standardını fiilen ağırlaştırmıştır. Memorandumun temel etkisi, INA § 245 kapsamında zaten mevcut olan idari takdir yetkisinin daha belirgin hale gelmesidir.</p>
<p>Bu çerçevede USCIS, Amerika Birleşik Devletleri’ne geçici olarak giriş yapan kişilerin, söz konusu geçici statüyü yasal daimi ikamet statüsüne geçiş yolu olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirtmektedir. Güncel idari yaklaşım, kalıcı oturum sürecinin esasen başvuru sahibinin vatandaşı olduğu veya mutat olarak ikamet ettiği ülkedeki Amerikan konsolosluğu nezdinde yürütülmesi gereken bir göçmen vize süreci olduğunu; Amerika Birleşik Devletleri içinde  statü değişikliğinin ise ancak kanuni şartların yanında dosyanın somut koşulları ve olumlu takdir unsurları birlikte değerlendirildiğinde mümkün olabilecek  bir başvuru yolu niteliği taşıdığını göstermektedir.</p>
<p>İlgili memorandum, statü değişikliği başvurularında USCIS’in takdir yetkisinin önemini artırmıştır. INA § 245 uyarınca statü değişikliğinin başvuru sahibinin kanuni şartları sağlamasıyla kendiliğinden sonuç doğuran mutlak bir hak olmadığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede USCIS, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş amacını, geçici statüsüne uygun davranıp davranmadığını, statü ihlali veya yetkisiz çalışma geçmişini, adli sicil durumunu, ailevi ve mesleki bağlarını, vergi ve çalışma geçmişini, insani nedenleri ve dosyanın genel hakkaniyetini birlikte değerlendirebilecektir.</p>
<p>Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri’nde kalıcı oturum elde etmeyi amaçlayan kişilerin, ülkeye giriş amacını, vize türünü, göçmenlik niyetini, başvuru zamanlamasını ve konsolosluk süreci ihtimalini baştan itibaren birlikte değerlendirmesi önem arz etmektedir.</p>
<h3>Konsolosluk Sürecine Kimler Başvurabilir?</h3>
<p>Konsolosluk aracılığıyla göçmen vizesi başvurusu yapmak isteyen yabancı kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukuku kapsamında tanınan belirli bir uygunluk kategorisine dayanması gerekir. Göçmen vize başvurusu yapılabilecek başlıca kategoriler; aile temelli göçmenlik, çalışma veya yatırım temelli göçmenlik, özel göçmen statüleri, evlat edinme, Diversity Visa programı ve belirli insani nitelikli göçmenlik yollarıdır.</p>
<p>Bu kapsamda aile temelli göçmenlik başvuruları, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya kalıcı oturum izni olan kişinin aile üyeleri bakımından gündeme gelir. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşının eşi, yirmi bir yaş altındaki evli olmayan çocuğu ve ebeveyni yakın akraba kategorisinde değerlendirilirken; vatandaşın diğer bazı çocukları ve kardeşleri ile yasal daimi ikamet sahibinin eşi ve çocukları aile temelli tercih kategorileri kapsamında göçmen vizesi başvurusu yapabilir.</p>
<p>Çalışma veya yatırım temelli göçmenlik başvuruları ise kalıcı iş teklifi, işveren sponsorluğu, üstün mesleki nitelik, ileri derece mesleki yeterlilik, belirli istihdam ilişkileri veya yatırım şartlarına dayanır. Bu çerçevede istihdam temelli birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercih kategorileri gündeme gelebilir. Yatırımcılar bakımından belirli sermaye ve istihdam yaratma şartlarının sağlanması gerekirken; özel göçmen kategorileri, kanunda ayrıca düzenlenen sınırlı kişi gruplarına uygulanır.</p>
<p>Bunların yanında, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukukunda özel olarak korunan veya ayrıca düzenlenen bazı kişiler de konsolosluk sürecinden yararlanabilir. Evlat edinme yoluyla yapılan başvurular, çeşitlilik vizesi programı kapsamında seçilen kişiler, belirli özel göçmen vizesi başvuru sahipleri ve kanunda öngörülen insani nitelikli başvuru grupları bu kapsamda değerlendirilebilir.</p>
<h3>Statü Değişikliği ve Konsolosluk Sürecinde Olumsuz Kararların Denetimi</h3>
<p>Bununla birlikte, USCIS nezdinde yürütülen statü değişikliği süreci ile konsolosluk makamları nezdinde yürütülen göçmen vize süreci arasındaki fark, olumsuz karar sonrasında başvuru sahibinin başvurabileceği hukuki yollar bakımından da önem arz etmektedir. USCIS kararları bakımından belirli idari başvuru yolları mevcut olabilmekteyken, konsolosluk makamlarınca verilen vize retleri “<a href="https://www.supremecourt.gov/opinions/23pdf/23-334_e18f.pdf">consular nonreviewability</a>” doktrini uyarınca kural olarak yargısal denetime kapalıdır. Bu durum, konsolosluk sürecinde ilk başvuru dosyasının hazırlanmasını daha da kritik hale getirmektedir.</p>
<h4>Dep&#8217;t of State v. Muñoz, 602 U.S. 899, 144 S. Ct. 1812, 219 L.Ed.2d 507 (2024)</h4>
<p><em>&#8220;Konsolosluk kararlarının yargısal denetime kapalılığı doktrini, federal hükümetin yabancı bir kişi hakkında vize verip vermeme yönündeki kararının mahkemelerce denetlenmesini kural olarak engellemektedir. Bununla birlikte mahkemeler, bu doktrine dar kapsamlı bir istisna tanımış; bir Amerikan vatandaşının temel anayasal haklarını etkileyen vize kararları bakımından, ilgili Amerikan vatandaşının yargısal denetim talep edebileceğini kabul etmiştir. Bu istisna kapsamında mahkemeler, hükümetin vize reddi için görünürde meşru ve iyi niyetli bir gerekçe sunmaması veya başvurucunun ret kararının kötü niyetle verildiğini somut şekilde ortaya koyması halinde, vize kararını sınırlı ölçüde denetleyebilir.&#8221;</em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar kökenine dayalı vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar muhaciri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar türkü]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgar vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan kolaylaştırılmış vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan muhacirleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır?]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığının geri kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan vatandaşlık kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlık şartları]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4074</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen Bulgaristan Anayasası ile Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-section-id="1g2szcg" data-start="422" data-end="491">I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar</h2>
<p data-start="493" data-end="1091">Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen <a href="https://www.parliament.bg/en/const?utm">Bulgaristan Anayasası </a>ile <a href="https://justice.government.bg/home/normdoc/2134446592?">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu</a> tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence altına almaktadır, diğer yandan ise Bulgar kökenli kişilerin kolaylaştırılmış usulle vatandaşlık edinebileceğini açıkça kabul etmektedir. Aynı anayasal hüküm, vatandaşlığın edinilmesi, korunması ve kaybına ilişkin ayrıntıların kanunla belirleneceğini de ortaya koyar.</p>
<p data-start="1093" data-end="1734">Bulgaristan vatandaşlığı, yalnızca bir ulusal hukuk statüsü değil, aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığına giriş kapısı niteliği taşıyan çok katmanlı bir hukukî kurumdur. Bulgar vatandaşlığının kazanılması, başvurucuya AB hukuk düzeni içinde serbest dolaşım, yerleşme, çalışma ve belirli siyasal haklardan yararlanma imkânı da sağlar. Bu sebeple vatandaşlık süreci; kişisel statü, aile ilişkileri, göç hukuku ve Avrupa hukuku bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken bir alan olarak ele alınmalıdır.</p>
<p data-start="1736" data-end="2403">Uygulamada Bulgaristan vatandaşlığının nasıl alındığı sorusuna tek cümlelik cevap vermek mümkün değildir. Çünkü Bulgar hukukunda vatandaşlığın kazanılması;</p>
<ul>
<li data-start="1736" data-end="2403">Doğum,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Evlat edinme,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Genel yolla kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">İstisnaî vatandaşlığa alınma ve eski vatandaşlığın yeniden kazanılması gibi farklı hukukî yollara ayrılmıştır.</li>
</ul>
<p data-start="1736" data-end="2403">Her bir yolun maddî şartları, belge rejimi, ispat standardı ve idari inceleme yoğunluğu birbirinden farklıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda en sık hata, Bulgar kökenine dayalı başvuru ile genel kazanım rejiminin birbirine karıştırılmasıdır.</p>
<p data-start="2405" data-end="2902">Nitekim son yıllardaki mevzuat değişiklikleri, Bulgar vatandaşlık rejimini iki yönde yeniden şekillendirmiştir. Bir taraftan Bulgar kökenine dayalı dosyalarda soy bağının resmî belgelerle daha sıkı ispat edilmesi öngörülmüştür. Diğer taraftan ise eskiden mevcut olan yatırım bağlantılı bazı kolaylaştırılmış yollar kaldırılmıştır. Özellikle 2021 ve 2022 değişiklikleri sonrasında soy bağı ve resmî belge güvenilirliğinin üzerinde daha çok durulmaya başlanmıştır.</p>
<h2 data-section-id="12kh33g" data-start="2909" data-end="2963">II-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılma Yolları</h2>
<h3 data-section-id="vw4mtp" data-start="2965" data-end="3009">A-) Doğum ve Kan Bağı Yoluyla Vatandaşlık</h3>
<p data-start="3011" data-end="3588">Bulgar hukukunda vatandaşlığın ilk ve en güçlü kaynağı, doğumla kazanımdır. Vatandaşlık Kanunu’na göre, en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişi Bulgar vatandaşı sayılır. Ayrıca Bulgaristan topraklarında doğan ve doğumla başka bir vatandaşlık kazanamayan kişi de Bulgar vatandaşı olur. Ebeveynleri bilinmeyen ve Bulgaristan’da bulunmuş çocuk bakımından da çocuk, Bulgaristan’da doğmuş kabul edilmektedir. Bu hükümler, vatandaşlığın yalnızca idari kararla değil, bazı hallerde doğrudan kanundan doğan bir statü olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="3590" data-end="4275">Bu nedenle uygulamada ilk yapılması gereken ayrım, kişinin gerçekten vatandaşlığa başvuracak kişi mi olduğu, yoksa aslında zaten Bulgar vatandaşlığını taşıdığı halde bu statünün tespiti mi gerektiğidir. Özellikle aile geçmişinde Bulgar doğum kayıtları, Bulgar pasaportu, eski Bulgar nüfus kaydı veya ebeveyn üzerinden doğrudan vatandaşlık ihtimali bulunan dosyalarda, başvuru yolunun yanlış seçilmesi gereksiz zaman ve masraf yaratmaktadır. Bu yönüyle bazı dosyalarda mesele vatandaşlığın kazanılması değil, mevcut vatandaşlığın varlığının ispatı olabilir. Anayasa ile kanun birlikte okunduğunda, bu ayrımın son derece önemli olduğu görülür.</p>
<h3 data-section-id="1iivm0u" data-start="4277" data-end="4311">B-) Genel Yolla Kazanım Rejimi</h3>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da genel yoldan vatandaşlık kazanımı, Vatandaşlık Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, başvuru tarihinde kanunda öngörülen koşulları taşıyorsa genel yol ile vatandaşlık kazanabilir.</p>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bu koşulların başlıcaları;</p>
<ul>
<li data-start="4313" data-end="4975">Ergin olmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da en az beş yıldır daimî veya uzun süreli oturum izni sahibi bulunmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamak ve hakkında böyle bir kovuşturma bulunmamak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kendisini Bulgaristan’da geçindirebilecek gelir veya mesleğe sahip olmak, Bulgarca bilmek ve kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak olmak şeklindedir.</li>
</ul>
<p data-start="4977" data-end="5466">Bu hüküm, Bulgar hukukunda vatandaşlığın sadece süre dolunca kendiliğinden doğan bir hak olmadığını açık biçimde ortaya koyar. Beş yıllık oturum süresi tek başına yeterli değildir. başvurucu aynı zamanda kamu düzeni, dil, ekonomik yeterlilik ve sadakat unsurlarından da denetlenir. Dolayısıyla yabancı kişi açısından Bulgaristan’da uzun süre yaşamış olmak, kendiliğinden vatandaşlık sonucunu doğurmaz yalnızca başvuru için gerekli ön koşullardan birini sağlar.</p>
<p data-start="5468" data-end="5977">Aynı maddede dikkat çeken bir nokta da çifte vatandaşlık meselesidir. Kanun, kural olarak önceki vatandaşlıktan çıkmayı arasa da Bulgar vatandaşının eşi olanlar, AB/AEA/İsviçre vatandaşları ve karşılıklılık anlaşması bulunan devletlerin vatandaşları için bu şartı kaldırmaktadır. Bu ayrım, Bulgar hukukunda çifte vatandaşlığın tüm başvurucular bakımından aynı şekilde ele alınmadığını, başvuru sebebine ve başvurucunun statüsüne göre farklılaştırıldığını göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="2976tv" data-start="5979" data-end="6020">C-) Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Kazanım Halleri</h3>
<p data-start="195" data-end="346">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 13. maddesi, genel kazanım yoluna kıyasla daha kısa ikamet süresi öngören özel halleri düzenlemektedir.</p>
<p data-start="348" data-end="458">Bu kapsamda, başvurucunun öncelikle 12. maddede yer alan genel şartları taşıması gerekir. Buna göre başvurucu:</p>
<ul data-start="460" data-end="731">
<li data-section-id="1qh01qt" data-start="460" data-end="491">18 yaşını doldurmuş olmalı,</li>
<li data-section-id="oame0x" data-start="492" data-end="537">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olmalı,</li>
<li data-section-id="1qqezv6" data-start="538" data-end="610">Bulgaristan’da geçimini sağlayabilecek ekonomik imkâna sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u9t9xd" data-start="611" data-end="651">Bulgarca dil bilgisine sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u6wotm" data-start="652" data-end="731">Kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak durumda olmalıdır.</li>
</ul>
<p data-start="733" data-end="767">Bunun yanında başvurucunun ayrıca:</p>
<ul data-start="769" data-end="871">
<li data-section-id="1tj1pwu" data-start="769" data-end="871">Bulgaristan’da en az 3 yıl süreyle daimî veya uzun süreli oturum hakkına sahip olması gerekir.</li>
</ul>
<p data-start="873" data-end="1037">Yukarıdaki genel koşullara ek olarak, aşağıdaki özel durumlardan en az birinin bulunması halinde, kişi kısaltılmış süreyle vatandaşlık başvurusunda bulunabilir;</p>
<ul data-start="1039" data-end="1248">
<li data-section-id="xf51kn" data-start="1039" data-end="1133">En az 3 yıldır Bulgar vatandaşı ile geçerli ve devam eden bir evlilik içinde bulunmak,</li>
<li data-section-id="1a6xwrl" data-start="1134" data-end="1166">Bulgaristan’da doğmuş olmak,</li>
<li data-section-id="gu3ho5" data-start="1167" data-end="1248">Daimî veya uzun süreli oturum iznini reşit olmadan önce elde etmiş olmak.</li>
</ul>
<p data-start="1250" data-end="1564">Bu düzenleme, uygulamada sıkça karşılaşılan Bulgar vatandaşı ile evlenince doğrudan vatandaşlık kazanıldığı yönündeki yanlış kanaati açıkça ortadan kaldırmaktadır. Zira evlilik, Bulgar hukukunda bağımsız bir vatandaşlık kazanım sebebi olmayıp, yalnızca genel kazanım süresini kısaltan bir hukukî faktördür.</p>
<p data-start="1566" data-end="1606">Bu nedenle evlilik temelli başvurularda:</p>
<ul data-start="1608" data-end="1765">
<li data-section-id="2dvdmp" data-start="1608" data-end="1695">Evliliğin yalnızca şeklen değil, hukuken geçerli ve fiilen devam ediyor olması ve</li>
<li data-section-id="1vet8n6" data-start="1696" data-end="1765">Başvurucunun oturum statüsünü kesintisiz şekilde sürdürmüş olması ayrıca önem arz etmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="1796" data-end="1929">Öte yandan Bulgar vatandaşlık hukukunda, belirli kırılgan statü grupları bakımından da özel düzenlemeler öngörülmüştür. Bu çerçevede:</p>
<ul data-start="1931" data-end="2228">
<li data-section-id="laavpc" data-start="1931" data-end="2033">Mülteci veya sığınma statüsü sahipleri, bu statüyü en az 3 yıl önce kazanmış olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="1c0kc1r" data-start="2034" data-end="2122">İnsani statü sahipleri, bu statüyü en az 5 yıl önce elde etmiş olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="lwltww" data-start="2123" data-end="2228">Vatansız kişiler, Bulgaristan’da en az 3 yıl daimî veya uzun süreli ikamet etmiş olmaları halinde</li>
</ul>
<p data-start="2230" data-end="2288">belirli şartlarla vatandaşlık başvurusunda bulunabilirler.</p>
<p data-start="2290" data-end="2573">Her ne kadar bu başvuru yolları Türkiye uygulamasında daha sınırlı bir yer tutsa da, bu düzenlemeler Bulgar vatandaşlık sisteminin tek tip bir model üzerine kurulmadığını; aksine başvurucunun hukuki statüsüne göre farklılaşan bir yapı benimsediğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="cj8k66" data-start="7745" data-end="7803">D-) Bulgar Kökenine Dayalı Kolaylaştırılmış Vatandaşlık</h3>
<p data-start="7805" data-end="8392">Bulgaristan vatandaşlığı bakımından Türkiye’de en çok gündeme gelen yol, Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım rejimidir. Kanunun 15. maddesine göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, Bulgar kökenli ise 12. maddenin 2, 4, 5 ve 6. bentlerindeki şartlar aranmaksızın vatandaşlık kazanabilir. Başka bir ifadeyle bu rejimde kural olarak uzun süreli ikamet, geçim kaynağı, Bulgarca bilgisi ve önceki vatandaşlıktan çıkma şartları aranmaz fakat başvurucu yine de genel kazanım yolu içerisinde kalır ve dosya idari denetime tabidir.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bu nokta uygulamadaki en önemli hususlardan biridir çünkü Bulgar kökenli olmak yalnızca bir kimlik beyanı değildir. Kanun koyucu bu hususun resmî belgelerle kanıtlanmasını zorunlu kılmıştır.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu&#8217;nun 15. maddesinin 2. fıkrasına göre başvurucu, en az üçüncü dereceye kadar bir üstsoyuyla arasındaki aile bağını ve bu üstsoyun Bulgar kökenini gösteren Bulgar veya yabancı makamlarca düzenlenmiş resmî belgeleri başvurusuna eklemek zorundadır. Belgelerde hem üstsoyun adı hem de başvurucuyla akrabalık ilişkisi açık biçimde görünmelidir.</p>
<p data-start="409" data-end="749">Bulgar kökenine dayalı başvurularda uygulamada önem taşıyan ancak kanun metninde açık şekilde düzenlenmeyen bir diğer husus, üstsoyun Bulgaristan ile olan bağının tarihsel dönemi ile ilgilidir. Özellikle 1948 yılı öncesi ve sonrası kayıtlar bakımından Bulgar makamlarının değerlendirme yaklaşımında farklılıklar gözlemlenebilmektedir.</p>
<p data-start="751" data-end="1201">1948 öncesi döneme ait kayıtlar bakımından, Osmanlı sonrası nüfus hareketleri, Balkan göçleri ve kayıt sistemlerinin parçalı ve çoğu zaman standardize edilmemiş yapısı nedeniyle belge zincirinin kurulması teknik olarak daha güçtür. Bu döneme ait kayıtlar çoğu zaman yerel, dağınık veya farklı idari sistemlere ait olduğundan, başvurucuların üstsoy ile bağlantıyı kesintisiz ve resmi belgelerle ortaya koyması uygulamada ciddi zorluklar yaratmaktadır.</p>
<p data-start="1203" data-end="1565">Buna karşılık 1948 sonrası dönemde Bulgaristan’daki nüfus ve vatandaşlık kayıt sisteminin daha merkezi hale gelmiş olması sebebiyle, Bulgar makamları bu tarihten sonraki kayıtlar bakımından daha net, doğrulanabilir ve kesintisiz bir belge zinciri beklentisi içerisindedir. Bu durum, değerlendirme standardının  farklılaşmasına yol açmaktadır.</p>
<p data-start="1567" data-end="2030">Uygulama pratikleri ve dosya tecrübelerimiz, özellikle yalnızca 1948 öncesi üstsoya dayanan başvuruların, resmi kayıt zincirinin yeterli açıklıkta kurulamaması halinde daha sık ek belge talepleri ile karşılaştığını ve bazı durumlarda başvurunun ilerletilmesinde zorluk yaşandığını göstermektedir. Hatta bazı vakalarda, 1948 öncesi döneme dayanan soy bağlantısının tek başına yeterli görülmediği yönünde değerlendirmelerle karşılaşıldığı ifade edilmelidir.</p>
<p data-start="2032" data-end="2456">Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki, bu yaklaşım kanunda açık bir ret sebebi olarak düzenlenmiş değildir. Bulgar Vatandaşlık Kanunu bakımından belirleyici olan husus, başvurucunun Bulgar kökenini resmî ve denetlenebilir belgelerle ortaya koyabilmesidir. Ancak uygulamada, 1948 sonrası kayıtlarla desteklenemeyen dosyaların daha sıkı bir incelemeye tabi tutulduğu ve ispat standardının fiilen yükseldiği görülmektedir.</p>
<p data-start="2458" data-end="2742">Bu nedenle başvurunun dayandığı üstsoyun Bulgaristan ile bağının hangi döneme ait olduğunun doğru tespiti, mümkünse 1948 sonrası kayıtlarla desteklenmesi ve belge zincirinin kesintisiz şekilde kurulması, başvuru stratejisinin en kritik unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Aile içinde Bulgar kökenine dair güçlü bir anlatı, tarihsel göç hikayesi veya mahalle bilgisi bulunabilir fakat vatandaşlık hukukunda belirleyici olan bunların nüfus, doğum, evlilik, isim değişikliği, göç ve benzeri resmî belgelerle doğrulanabilmesidir.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Özellikle isimlerin Türkçeleştirilmesi, soyadlarının değişmesi, eski Osmanlı veya Bulgar yer adlarının bugünkü kayıtlarla uyuşmaması ve aile hattındaki kadınların soyadı değişiklikleri, dosyaların en zayıf halkalarını oluşturur. Kanunun öngördüğü üçüncü dereceye kadar üstsoy standardı, belge zincirinin kopuk olmamasını fiilen zorunlu hale getirmektedir.</p>
<p data-start="9739" data-end="10472">2021 reformu sonrasında bu alan daha da sıkılaşmıştır. Başvuru, 15/2’de öngörülen belgeler olmadan yapılırsa süreç sona erdirilebilir. Ayrıca Adalet Bakanı, belgelerdeki olgu ve kayıtların açıklığa kavuşturulması için ek belge isteyebilir veya Bulgaristan Dışındaki Bulgarlar Devlet Ajansı bünyesindeki danışma kurulundan kişinin Bulgar kökenli olup olmadığına ilişkin görüş alabilir. Bu kurul, başvurucunun Bulgarca kullanımı, kendisini Bulgar kökenli olarak tanımlaması, Bulgar topluluğunun parçası olup olmadığı, tarihsel olarak Bulgar devleti sınırlarıyla bağlantı ve geleneksel Bulgar isim sistemi taşıyan üstsoy bulunup bulunmadığı gibi unsurları da dikkate alır.</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Buradan çıkan sonuç şudur;</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Bulgar kökenine dayalı vatandaşlık, teorik olarak kolaylaştırılmış bir yol olsa da, pratikte en yoğun ispat hukuku problemi doğuran başvuru biçimidir. Bu nedenle bu kategori, en kolay yol olarak görülmemelidir. Aksine çoğu zaman en çok belgelendirme yükümlülüğü gerektiren yol olarak görülmelidir. Özellikle Türkiye’den başvuran kişiler bakımından nüfus kayıtları, eski doğum kayıtları, aile nüfus tablosu, isim denklikleri ve tarihsel yerleşim bilgileri gibi belge ve bilgilerin dosyada bulunması şarttır.</p>
<h3 data-section-id="wzxzer" data-start="11105" data-end="11140">E-) İstisnaî Yolla Vatandaşlığa Alınma</h3>
<p data-start="82" data-end="238">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 16. maddesi, genel kazanım rejiminden tamamen ayrılan istisnaî bir vatandaşlık kazanım yolunu düzenlemektedir.</p>
<p data-start="240" data-end="379">Bu hüküm uyarınca;</p>
<ul data-start="381" data-end="614">
<li data-section-id="x6zw70" data-start="381" data-end="433">Bulgaristan’ın devlet menfaatinin bulunması,</li>
<li data-section-id="or9wsu" data-start="434" data-end="614">Başvurucunun Bulgaristan’a:
<ul data-start="468" data-end="614">
<li data-section-id="jhoaej" data-start="468" data-end="485">ekonomik,</li>
<li data-section-id="4wlth9" data-start="488" data-end="505">bilimsel,</li>
<li data-section-id="1nzncd0" data-start="508" data-end="527">teknolojik,</li>
<li data-section-id="3k2f8r" data-start="530" data-end="551">kültürel veya</li>
<li data-section-id="1o8goev" data-start="554" data-end="614">sportif alanlarda özel ve somut katkı sağlaması.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Durumlardan birinin varlığı halinde, 12. maddede öngörülen genel şartlar aranmaksızın vatandaşlık verilebilir.</p>
<p data-start="616" data-end="676">Bu şekilde vatandaşlığın kazanılması yolunda dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır. İstisnaî ve sınırlı bir mekanizma olduğu, vatandaşlık verilmesinin başvurucunun talebine göre değil devletin takdirine ve menfaat değerlendirmesine bağlı olduğu, sürecin sıradan başvuru dosyaları gibi işlememekte olduğu ve genellikle kurumsal öneri ve üst düzey değerlendirme gerektirdiği unutulmamalıdır.</p>
<p>Vatandaşlığa alınma önerisinin gerekçeli olması, başvurucunun hangi somut katkıyı sağladığının açıkça ortaya konulması ve bu katkının Bulgaristan açısından neden önemli olduğunun açıklanması zorunludur.</p>
<p data-start="1590" data-end="1613">Sonuç olarak 16. madde geniş bir idari takdir alanı içeren, başvurucunun talebinden çok devletin menfaatine dayanan, olağan vatandaşlık rejiminin yerine geçmeyen bir istisnaî vatandaşlığa alınma mekanizmasıdır. Bu nedenle bu yol, ancak ölçülebilir ve devlet nezdinde anlamlı bir katkı söz konusu olduğunda hukuken anlamlı hale gelmektedir.</p>
<h3 data-section-id="cyrmbk" data-start="12205" data-end="12250">F-) Eski Vatandaşlığın Yeniden Kazanılması</h3>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bulgar vatandaşlığını kaybetmiş veya bundan çıkarılmış kişiler bakımından yeniden kazanım rejimi, kanunun 26 ve 27. maddelerinde düzenlenmiştir.</p>
<p data-start="12252" data-end="12985">26. maddeye göre vatandaşlıktan çıkarılmış kişinin vatandaşlığı talebi üzerine;</p>
<ul>
<li data-start="12252" data-end="12985">Yaşadığı ülkede veya Bulgaristan’da kasıtlı suçtan mahkûm olmamışsa,</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kamu düzeni, kamu ahlakı, kamu sağlığı veya millî güvenlik bakımından tehdit oluşturmuyorsa</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kural olarak başvurudan en az üç yıl önce Bulgaristan’da daimî veya uzun süreli ikamet hakkı elde etmişse yeniden verilebilir.</li>
</ul>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bununla birlikte Bulgar kökenli kişiler için aynı maddenin ikinci fıkrası daha elverişli bir rejim öngörmekte ve yalnızca suç işlememiş olma ve kamu tehdidi oluşturmama şartlarını aramaktadır.</p>
<p data-start="12987" data-end="13598">Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeniden kazanımın kendiliğinden iade anlamına gelmemesidir. Eski vatandaş veya vatandaşlıktan çıkarılmış kişi dahi, belirli güvenlik ve kamu düzeni denetiminden geçer. Ayrıca kaybın niteliği, önceki vatandaşlığın hangi hukuki sebeple sona erdiği ve başvurucunun mevcut statüsü önem taşır. Uygulamada eski vatandaşlığa ilişkin karar, pasaport, nüfus kaydı veya çıkma belgesi mevcut değilse, yeniden kazanım rejimi de teknik açıdan güçleşebilir. Bu sebeple kaybın tarihi, hukuki sebebi ve belgeleri dosyada açık biçimde ortaya konmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="18x0dun" data-start="13605" data-end="13670">III-) Belge Rejimi, İspat Standardı ve Hukuki Boyut</h2>
<p data-start="13672" data-end="14233">Bulgar vatandaşlığı dosyalarında sonucun çoğu zaman kanun maddesinden ziyade belgelerin niteliği ile belirlendiği söylenebilir. Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, ispatın merkezinde kesintisiz soy zinciri bulunur. Kanun, başvurucunun üçüncü dereceye kadar bir üstsoyu ile bağını gösteren resmî belgeler aradığından, aile hikâyesi ile idarî kayıtlar arasındaki boşlukların kapatılması gerekir. Bu yönüyle vatandaşlık başvurusu bir ispat dosyasıdır.</p>
<p data-start="1798" data-end="2181">Uygulamada edinilen tecrübeler göstermektedir ki, özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda, nüfus kayıtlarının tek başına yeterli olduğu yönündeki yaygın kanaat hatalıdır. Somut dosyalarda aynı aile hattına ilişkin farklı kurum kayıtları arasında isim, tarih ve yer bilgisi bakımından uyumsuzluklar bulunabilmekte ve bu durum başvurunun güvenilirliğini zedeleyebilmektedir.</p>
<p data-start="2183" data-end="2623">Nitekim bazı başvurularda, üstsoya ilişkin Bulgar doğum kayıtlarının bulunmasına rağmen, Türkiye’deki nüfus kayıtları ile bu belgeler arasında doğrudan bağlantı kurulamaması nedeniyle ek belge talepleri ile karşılaşıldığı görülmektedir. Bu çerçevede uygulamada belgeler arası ilişkiyi kuran açıklayıcı bir soy ağacı ve destekleyici kayıt stratejisinin oluşturulması dosyanın kabulü açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p data-start="14235" data-end="14935">Pratikte en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:</p>
<ul>
<li data-start="14235" data-end="14935">Eski Bulgar isimlerinin Türk nüfus kayıtlarında farklı geçmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Kadın üstsoyların evlilik nedeniyle soyadı değiştirmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Doğum ve evlilik tarihlerindeki tutarsızlıklar,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Yerleşim yerlerinin tarihsel isimlerinin bugünkü resmi kayıtlarda farklı görünmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Aile hattındaki bazı kişilerin kayıtlarının eksik olması.</li>
</ul>
<p data-start="14235" data-end="14935">Bu sorunların her biri tek başına başvuruyu etkileyecek nitelikte görülmese de, dosya bütününü zayıflatabilmektedir. Bulgar makamları açısından mesele, kişinin muhtemel Bulgar kökenli olması yönünden değerlendirilmez. Başvurunun idari işlem tesis etmeye elverişli kesinlikte kanıtlanması aranmaktadır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Bu yüzden uygulamada en doğru yöntem başvuru hazırlanmadan önce soy hattının tablo halinde çıkarılması, her kuşak için doğum, evlilik, ölüm, isim değişikliği ve göç verilerinin ayrı ayrı doğrulanması ve son olarak kanundaki başvuru sebebine göre dosyanın kurulmasıdır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Başvurucuların çoğu önce hangi maddeye dayanacağını sormaktadır. Oysa çoğu dosyada doğru yöntem önce hangi belgelerle hangi soy hattının kurulabildiğini tespit etmektir. Vatandaşlık talebinin dayanağı olan mevzuat maddesi, çoğu zaman belgeler netleştikten sonra doğru biçimde seçilebilir.</p>
<h2 data-section-id="4vhtew" data-start="15480" data-end="15535">IV-) Başvuru, Usul Kuralları ve İdarî İnceleme Süreçleri</h2>
<p data-start="15537" data-end="16033">Bulgar vatandaşlığı başvuruları şahsen yapılır. Kanunun 29. maddesine göre vatandaşlığın genel yolla kazanılması, yeniden kazanılması ve vatandaşlıktan çıkma işlemleri için ilgili kişinin şahsen Adalet Bakanlığı’na veya Bulgaristan’ın diplomatik ya da konsüler temsilciliğine yaptığı başvuru üzerine yürütülür. Dış temsilcilik, başvuru hakkında gerekçeli görüş de sunar. Küçükler bakımından başvuru ebeveyn veya yasal temsilciler tarafından yapılır.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanunun 32. maddesi, başvuru ve eklerinin Bulgarca hazırlanmasını zorunlu kılar. Başvuru sırasında mülakat yapılır. Özellikle yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerden oluşan dosyalarda, başvurucuya yalnızca evrak teslim eden kişi gibi değil, dosyanın maddi içeriğini bilen taraf olarak da yaklaşılır. Bu nedenle dosyadaki aile hattını, hangi üstsoya dayanıldığını ve belgeler arasındaki ilişkiyi açıklayamayacak başvurucuların süreci fiilen zorlaşabilir.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanun metni mülakatı teknik bir usul işlemi gibi düzenlese de, uygulamada başvurucunun güvenilirliğinin teyidi işlevi görmektedir.</p>
<p data-start="16657" data-end="17190">2021 sonrası sistemde Adalet Bakanlığı’nın ek belge isteme yetkisi daha görünür hale gelmiştir. Özellikle 15. madde kapsamındaki Bulgar kökeni dosyalarında, belgelerin açıklığa kavuşturulması için ek evrak istenebilir ve eksik belge hiç sunulmamışsa işlem sonlandırılabilir. Ancak buna güvenerek dosyaların eksik veya özensiz sunulmaması gerekir.  Çünkü bazı eksiklikler, usul eksikliğinden öte, başvuru sebebinin kanıtlanamaması sonucunu doğurur.</p>
<p data-start="17192" data-end="17857">Karar süreci de çok katmanlıdır. Vatandaşlık Konseyi, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Ulusal Güvenlik Ajansı’nın yazılı görüşleri ışığında başvuruları değerlendirir. Ardından Adalet Bakanı, uygun gördüğü dosyalar bakımından Cumhurbaşkanı’na kararname çıkarılması için teklifte bulunur. Vatandaşlık, genel kazanım, yeniden kazanım, çıkarma veya iptal işlemleri nihayetinde Cumhurbaşkanı kararnamesi ile gerçekleşir ve kararname düzenlendiği gün yürürlüğe girer. Bu yapı, Bulgar vatandaşlığı işlemlerinin sadece bakanlık içi idari işlem değil, devletin en üst organlarını da içeren karma nitelikli bir süreç olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="17859" data-end="18438">Kanunda süreler de ayrıca düzenlenmiştir. Adalet Bakanı’nın vatandaşlık başvuruları için kural olarak on iki ay içinde, Bulgar kökenli kişilerin başvuruları için dokuz ay içinde, vatandaşlığın yeniden kazanılması başvuruları için ise altı ay içinde teklifte bulunması öngörülmektedir. Bununla birlikte ek belge talebi veya inceleme nedeniyle bu sürelerin durması mümkündür. Bu nedenle kanuni süre, uygulamada kesin sonuçlanma süresi gibi anlaşılmamalıdır. Yine de idarenin sınırsız biçimde bekletebileceği anlamına da gelmez.</p>
<h2 data-section-id="avr554" data-start="124" data-end="170">V-) Başvurularda Ret, İptal, Geri Alma ve Yargısal Koruma Hususları</h2>
<p data-start="172" data-end="586">Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin işlemler, her ne kadar idarenin geniş takdir yetkisi çerçevesinde yürütülse de, bu alan mutlak ve denetimsiz bir serbesti alanı değildir. Vatandaşlık başvurularının reddi, kazanılmış vatandaşlığın iptali veya geri alınması ve idarenin eylemsizliği gibi durumlar, hem ulusal hukuk hem de Avrupa hukuku bakımından belirli sınırlar ve denetim mekanizmaları içinde değerlendirilir.</p>
<h3 data-section-id="4dpngz" data-start="588" data-end="611">A-) Başvurunun Reddi</h3>
<p data-start="613" data-end="1444">Vatandaşlık başvurusu, kanunda öngörülen şartların sağlanmaması veya başvurucunun durumunun vatandaşlığa elverişli görülmemesi halinde reddedilebilir. Uygulamada ret sebepleri çoğunlukla;</p>
<ul>
<li data-start="613" data-end="1444">Kanuni şartların eksikliği,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Sabıka kaydı veya devam eden ceza soruşturması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Kamu düzeni ya da millî güvenlik bakımından sakınca bulunması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Bulgar kökenine dayalı başvurularda soy bağının yeterince ispat edilememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="613" data-end="1444">Bunun yanında sunulan belgelerde çelişki veya güvenilirlik sorunu bulunması da ret gerekçesi olabilmektedir. Bu noktada önemle vurgulanmalıdır ki vatandaşlık başvurusu, mutlak bir hakka dayalı talep değildir. Kanuni şartların sağlanması halinde idarenin değerlendirmesine tabi bir statü talebidir. Dolayısıyla şartların mevcut olması dahi tek başına vatandaşlığın verileceği anlamına gelmez.</p>
<h3 data-section-id="wlax06" data-start="1446" data-end="1498">B-) Vatandaşlığın İptali (Sonradan Geri Alınması)</h3>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bulgar vatandaşlık hukukunda dikkat çeken en önemli mekanizmalardan biri, kazanılmış vatandaşlığın sonradan iptal edilebilmesidir. Kanun uyarınca vatandaşlık;</p>
<ul>
<li data-start="1500" data-end="2413">Sahte belge kullanılması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Vatandaşlığın verilmesini engelleyecek bilgilerin gizlenmesi gibi hallerde geri alınabilir.</li>
</ul>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bu durum, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurular bakımından ayrı bir önem taşır. Zira bu başvuruların temelini oluşturan soy bağı ve belge zinciri, işlemin hukuki dayanağını doğrudan etkiler. Bu nedenle vatandaşlık kazanılmış olsa dahi bu statü mutlak ve dokunulmaz değildir. Kanun, iptal yetkisini kural olarak belirli bir süre ile sınırlandırmış olmakla birlikte, özellikle güvenlik boyutu taşıyan hallerde daha geniş bir değerlendirme alanı bırakmaktadır. Bu bağlamda uygulamada yalnızca başvurunun kabul edilmesini değil, dosyanın ileride de hukuken sürdürülebilir olması esas alınmalıdır.</p>
<h3 data-section-id="q04syo" data-start="2415" data-end="2464">C-) Vatandaşlıktan Yoksun Bırakma ve Geri Alma</h3>
<p data-start="2466" data-end="3044">Vatandaşlıktan yoksun bırakma ve geri alma mekanizmaları, Bulgar hukukunda sınırlı ve istisnai durumlar için öngörülmüştür. Özellikle devlete karşı ağır sadakat ihlalleri, terör faaliyetleri veya benzeri ciddi güvenlik tehditleri söz konusu olduğunda, vatandaşlık statüsüne müdahale gündeme gelebilir. Bununla birlikte bu tür işlemler keyfî biçimde tesis edilemez ve mutlaka kanuni dayanağa veya somut gerekçeye dayanmalıdır. Bu durum, vatandaşlık statüsünün devlet açısından stratejik önemini korurken, birey açısından da hukuk devleti güvencelerinin devam ettiğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="12p0fj7" data-start="3046" data-end="3089">D-) Yargısal Koruma ve İdarenin Denetimi</h3>
<p data-start="3091" data-end="3758">Bulgaristan vatandaşlık hukukunda idari işlemler tamamen yargı denetimi dışında bırakılmış değildir. Özellikle başvurunun makul süre içinde sonuçlandırılmaması veya idarenin işlem yapmaktan kaçınması durumlarında yargısal başvuru imkânı bulunmaktadır. Kanun uyarınca, Adalet Bakanı’nın süresi içinde işlem tesis etmemesi halinde başvurucu Sofya İdare Mahkemesi nezdinde dava açabilir. Ancak burada yargı organının rolü, vatandaşlık verilmesine doğrudan karar vermek değildir. İdarenin süreci hukuka uygun şekilde yürütüp yürütmediğini denetlemektir. Bu yönüyle yargısal koruma, esas incelemeden ziyade usul ve idari sürecin işleyişine ilişkin bir denetim mekanizmasıdır.</p>
<h2 data-section-id="1y31lyq" data-start="23202" data-end="23270">VI-) Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar</h2>
<ul>
<li data-start="23272" data-end="23768">Bulgaristan vatandaşlığı dosyalarında en sık yapılan hata, önce hukuki kategorinin belirlenmesi yerine sonuca geçmeye çalışmaktır. Başvurucu çoğu zaman Bulgaristan vatandaşlığı almak istediğini belirtir ancak avukatın ilk görevi hangi yolla sorusuna belge ve statü üzerinden cevap aramaktır. Başvurucu gerçekten Bulgar kökenine mi dayanacaktır, yoksa genel kazanım yolu daha mı güvenlidir, yoksa aslında zaten doğumla vatandaş mıdır? Bu ayrım yapılmadan dosya kurulması, hatalı hukuki sebep seçimine yol açar.</li>
<li data-start="23770" data-end="24355">İkinci büyük hata, soy bağının yalnızca nüfus kayıt örneği ile ispat edilebileceğinin sanılmasıdır. Oysa bazı dosyalarda doğum kaydı, evlenme kaydı, isim denklik belgesi, göç kaydı, eski Bulgar idari kayıtları ve yerleşim tarihi birlikte bulunmalı ve sunulmalıdır. Tek belgeyle sonuca gitmeye çalışmak, özellikle Vatandaşlık Kanunu 15. madde kapsamındaki dosyalarda zayıf bir stratejidir. Kanun, üçüncü dereceye kadar üstsoy bağlantısının resmi belgelerle kurulmasını aramaktadır.</li>
<li data-start="24357" data-end="24868">Üçüncü hata ise, başvurunun usulî boyutunun küçümsenmesidir. Başvurunun şahsen yapılması, belgelerin Bulgarca sunulması, mülakat, ek belge isteme riski, dış temsilciliğin görüşü ve güvenlik incelemeleri süreç üzerinde doğrudan etkilidir. Dosyanın maddi temeli ne kadar güçlü olursa olsun, usul zafiyeti ciddi gecikme ya da işlem sonlandırılması doğurabilir. Bulgar vatandaşlık rejimi, özellikle köken dosyalarında şekil ile esas arasındaki çizgiyi keskin tutmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="2871" data-end="3309">Bununla birlikte uygulamada, bazı başvuruların değerlendirilmesinde idarenin yazılı mevzuat dışında kalan belirli pratik ölçütleri de dikkate alabildiği yönünde gözlemler bulunmaktadır. Özellikle başvurucunun Bulgar topluluğu ile kültürel bağ kurup kurmadığı, aile içinde Bulgar kimliğinin korunup korunmadığı veya dil kullanımına ilişkin unsurların bazı dosyalarda dolaylı değerlendirme kriteri olarak öne çıkabildiği ifade edilmektedir.</p>
<p data-start="3311" data-end="3640">Bu hususlar kanunda açık bir şart olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda dosyanın  inandırıcılığı bakımından etkili olabildiği görülmektedir. Ancak bu değerlendirmelerin her dosyada aynı şekilde uygulanmadığı ve kesin bir kriter oluşturmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="i8wkm" data-start="24875" data-end="24882">VII-) Sonuç ve Değerlendirme</h2>
<p data-start="24884" data-end="25443">Bulgaristan vatandaşlığı, yüzeysel bakıldığında özellikle soy bağı bulunan kişiler bakımından ulaşılması kolay bir statü gibi görünmektedir. Oysa mevzuat dikkatle incelendiğinde, sistemin asıl merkezinin ispat ve güvenilirlik olduğu görülmektedir. Genel yolla kazanım rejiminde ikamet, geçim ve dil önemlidir. Bulgar kökenine dayalı rejimde ise resmî belge zinciri ve üstsoy bağlantısı belirleyicidir. İstisnaî kazanım ve yeniden kazanım başlıkları da kendi içinde özel denge noktaları taşımaktadır.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Bu nedenle Bulgaristan vatandaşlığı başvurusu, standart bir form doldurma işi değildir. Kişisel statü hukuku, göç hukuku, idare hukuku ve Avrupa hukuku kesişiminde yer alan teknik bir hukuk çalışmasıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda aile geçmişi ile resmî kayıtların çakıştırılması, doğru kanun maddesine dayanılması ve dosyanın ileride iptal riskine açık olmayacak biçimde kurulması hayati önemdedir.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, hukuki başarı büyük ölçüde doğru kanun maddesinin seçilmesinden ziyade, doğru belge zincirinin kurulmasına ve bu zincirin idare nezdinde ikna edici şekilde sunulmasına bağlıdır.</p>
<p data-start="25859" data-end="26172">Sonuç olarak, Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin başarılı bir dosya, bu başvurunun hukuken ispatlanabilir, usulen savunulabilir ve idari incelemeye uygun hale getirilmesine bağlıdır. Vatandaşlık hukukunda belirleyici olan şey iddia değil, kanıtlanmış aidiyettir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Bulgaristan vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Bulgaristan ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p data-start="2405" data-end="2902">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 13:55:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[akran çocuklar arasındaki cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel dokunulmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[evlenme vaadiyle cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar reşit olmayanla cinsel ilişki faili olabilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[kişilere karşı suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu faili kim olabilir?]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu hukuka uygunluk sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikayet zamanaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu uzlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[reşit olmayanla cinsel ilişki suçu zamanaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[vücut bütünlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında yer alan ve uygulamada sıklıkla hatalı değerlendirilen bir suç tipidir. Bu yazımızda, suçun hukuki çerçevesi, unsurları, yaptırımı ve Yargıtay’ın bir kısım uygulamaları incelenerek, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. I-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU NEDİR? Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 5237 Sayılı  Türk [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/">REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar arasında yer alan ve uygulamada sıklıkla hatalı değerlendirilen bir suç tipidir. Bu yazımızda, suçun hukuki çerçevesi, unsurları, yaptırımı ve Yargıtay’ın bir kısım uygulamaları incelenerek, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.</span></p>
<h2><strong>I-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU NEDİR?</strong></h2>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu 5237 Sayılı  <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Ceza Kanunu&#8217;nun</a>“Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölümünün 104. Maddesinde:</p>
<blockquote><p><em>“(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.<a name="_ftnref49"></a><sup>[49]</sup></em></p>
<p><em>(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.</em></p>
<p><em>(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.” </em>şeklinde düzenlenmiştir.</p></blockquote>
<h2><strong> II-) SUÇUN UNSURLARI NELERDİR ?</strong></h2>
<h3><strong>A-) SUÇUN MADDİ UNSURLARI</strong></h3>
<h4><strong>1. FAİL</strong></h4>
<p>Suçun birinci fıkrada düzenlenen temel şeklinde fail herkes olabilmektedir. Ancak failin belirlenmesinde cinsiyet ve yaş faktörleri konusunda günümüze dek pek çok tartışmalı kararlar verilmiştir.</p>
<h5><strong>a. Eşitlik İlkesi Bakımından Tartışılan Başlıklar</strong></h5>
<p>Kanunun madde metninde failin erkek olması gerektiğine dair bir düzenleme yer almamasına rağmen; Yargıtay&#8217;ın yerleşik içtihadına göre cinsel ilişkiden bahsedebilmek için ilişkide muhakkak bir tarafın erkek olması gerekmektedir. Bu bakımdan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, bir erkek tarafından bir kadına ya da bir erkeğe karşı ve bir kadın tarafından bir erkeğe karşı işlenebilmektedir. Ancak kabul edilen tanım gereğince bu suçun bir kadın tarafından başka bir kadına karşı işlenmesi mümkün değildir. Zira Yargıtay da bu yönde karar vermektedir.</p>
<p>Eşitlik ilkesi bakımından değinilmesi gereken diğer bir durum ise 17 yaşını doldurmuş olan çocuğun yasal temsilcisinin izniyle ya da 16 yaşını doldurmuş olan çocuğun mahkeme kararı ile evlenmiş ve bu suretle ergin kılınmış olması durumunda bu çocukların cinsel ilişkiye girmeleri halinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşmazken, aynı yaşta olan ve fakat ergin olmayan çocuğun örneğin nişanlısı veya erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girmesi durumunda bu suçun oluşmasıdır. Diğer bir ifade ile reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ergin çocuklara karşı işlenememektedir. Yargıtay da kararlarında bu görüşü benimsemiştir.</p>
<h5><strong>b.  Akran Çocuklar Arasında Gerçekleşen Cinsel İlişkide Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Oluşup Oluşmayacağına Yönelik Tartışma</strong></h5>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından özellik arz eden bir diğer durum ise akran çocuklar arasında rızaen gerçekleşen cinsel ilişki fiillerinin bu suçu oluşturup oluşturmadığıdır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun faili hem erkek hem kadın olabilmektedir. Yine bu suçun mağduru da hem erkek hem kadın olabilmektedir. Bu kapsamda her ikisi de 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış olan iki çocuk arasında, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, cinsel ilişkinin gerçekleşmesi durumunda bu suçun oluşup oluşmayacağı tartışmalıdır. Hukuki öğretide ağırlıklı görüşe göre; böyle bir durumda &#8220;<em>cinsel ilişkiye ikna eden</em>&#8221; çocuğun fail olacağı diğerinin ise mağdur durumunda olduğu ileri sürülmektedir. Azınlıktaki görüşe göre ise böyle bir durumda her iki çocuğun da hem fail hem mağdur olacağını ifade edilmektedir. Bu halde de her iki çocuğun da birbirine yönelik şikayet hakkı bulunmakta olup, şikayet halinde ilişkinin iki tarafı da mağdur ve sanık (suça sürüklenen çocuk) olarak yargılanabilecektir.</p>
<p>Yargıtay kararlarında akran çocuklar arasındaki rızai cinsel ilişkilerde fail &#8220;<em>erkek</em>&#8220;tir. Öyle ki Yargıtay bir kararında kadının erkekten büyük olmasına ve cinsel ilişki teklifini de kadının yapmış olmasına rağmen yine de erkeği fail olarak kabul etmiştir.</p>
<h4><strong>2. MAĞDUR</strong></h4>
<p>TCK’nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer verilmiş olduğu Yargıtay Genel Kurulunca kabul edilmiş olmakla;  birincisi 15 yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi 15 tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise 15 yaşını tamamlayıp 18 yaşını tamamlamamış çocuklardır.</p>
<p>Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiğini, üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmekte olduğunu belirtmekte ve cebir, tehdit ve hile olmaksızın 15 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi yönünden, şikayet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırma yoluna gidilmesi gerektiğini kabul etmektedir.</p>
<h4><strong>3. EYLEM</strong></h4>
<p>Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın “cinsel ilişki” fiilinin gerçekleştirilmesidir. İradeyi etkileyen hallerin varlığı halinde TCK m.103 cinsel istismar suçu sübuta erecektir.</p>
<p>Neyin “cinsel ilişki” kavramı içerisinde kaldığı hususu kanunun madde metninden anlaşılmamaktadır. Yargıtay TCK m.104’de yer alan “<em>cinsel ilişki</em>” kavramını; “<em>erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi”</em> olarak kabul etmektedir. Bu nedenle suçun faili ancak erkek olabilir. Yargıtay oral temas veya cisimle gerçekleştirilen penetrasyonları “cinsel ilişki” olarak kabul etmemektedir.</p>
<h4><strong>4. SUÇUN KONUSU</strong></h4>
<p>Üzerinde cinsel eylem gerçekleştirilen çocuğun vücudu ve cinsel dokunulmazlığıdır.</p>
<h3><strong>B-) SUÇUN MANEVİ UNSURLARI</strong></h3>
<p>Bu suç kasten işlenebilir bir suçtur, başka bir saik aranmaz. Mağdurun yaşı konusunda faili yanıltması veya mağdurun yaşı konusunda failin kaçınamayacağı bir hataya düşmesi halinde TCK m.30 hata hükümleri uygulanır.</p>
<h2><strong>III-) ŞİKAYET SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI</strong></h2>
<p>Suç tarihinde on beş yaşını tamamlamayan mağdur ile cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden bulunmaksızın, rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girmesi halinde TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu oluşmakta olup; bu suçun takibi şikayete bağlıdır. Şikayet süresi fiili ve faili öğrenme tarihinden itibaren 6 aydır. Mağdurun şikayetçi olmadığı hallerde görülen kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekmektedir. 6 aylık şikayet süresi geçtikten sonra şikayetçi olunması halinde  reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan dolayı soruşturma aşamasında savcılık makamı  kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Kovuşturma safhasında ise mahkeme düşme kararı verir.</p>
<p>Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde veya  suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın savcılık makamı <a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/">re&#8217;sen soruşturma</a> başlatır.</p>
<p>Mağdurun yargılama sırasında TCK m.104 kapsamında reşit olmamakla birlikte, olay tarihinde sanıktan  şikayetçi olduğunu belirtmekle,  yargılama sırasında evlenmek suretiyle ergin olması durumunda, mağdurun reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikayet hakkına sahip olduğu kabul edilerek yasal temsilcisinin şikayetten vazgeçmesi davanın düşmesine neden olmayacaktır. Ayrıca yasal temsilcinin şikayette bulunması durumunda da öncelikle TCK m.104 kapsamında bulunan mağdurun şikayetinin de mutlaka sorulması gerekmektedir.</p>
<h2><strong>IV-) REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇUNDA UZLAŞTIRMA</strong></h2>
<p>TCK’ nın “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlıklı altıncı bölümünde yer alan diğer tüm suçlar gibi reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için de uzlaştırma müessesi uygulanmamaktadır.</p>
<h2><strong>V-) GÖREVLİ MAHKEME</strong></h2>
<p>Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun temel şekline (TCK m.104/1) bakmakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan (TCK m.104/2) veya evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde (TCK m.104/3) davaya bakmakla görevli mahkeme ağır ceza mahkemeleridir.</p>
<h2><strong>VI-) HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ VEYA DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HALLER</strong></h2>
<p>Türk Ceza Kanununda yer alan hukuka uygunluk halleri (meşru savunma, zaruret hali vb.) reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun niteliği itibariyle uygulanmayacaktır.</p>
<p>Mağdurun rızasının bulunması halinde dahi fiil hukuka uygun hale gelmeyecektir. Zira kanunda cebir, tehdit, hile altında olmayan reşit olmayanla cinsel ilişki eylemi suç olarak düzenlenmiştir. Rızanın yokluğu halinde veya fesada uğraması durumunda TCK m. 103 cinsel istismar suçu oluşmuştur.</p>
<p>İlgili suç açısından kanunda herhangi bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Dolayısıyla, bu suçun işlenmesinden sonra failin pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi veya diğer olumlu davranışlarda bulunması, herhangi bir etkin pişmanlık hükmünün uygulanması sonucunu doğurmaz.</p>
<h3><strong>A-) Oral Seks Yaptırmak Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Değildir</strong></h3>
<blockquote><p><strong> Yargıtay 9. CD., 2023/2074E., 2023/3591K., T. 29.5.2023</strong></p>
<p>“Yargıtay 14. Ceza Dairesi&#8217;nin 21.06.2021 tarih ve 2017/1587- 2021/4407 E.K sayılı kararı ve dairenin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; &#8216;Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK&#8217;nın 104. maddesinde belirtilen cinsel ilişkinin, erkek cinsel organının bir kadına vajinal veya anal yoldan ya da bir erkeğe anal yoldan ithal edilmesi&#8217; ile suçun oluşumundan bahsedilecektir.</p>
<p>Mahkememizin kabulüne göre; sanığın mağdur ile rızası ile cinsel temasta bulunarak sanığın mağdura oral seks yapmasının ardından, penisini mağdurun anal bölgesine sürtmesi şeklindeki eylemin kanunun aradığı anlamda ve güncel Yargıtay içtihatları nazara alındığında, eylemin cinsel ilişki kapsamında değerlendirilemeyeceği ve TCK&#8217;nın 104. maddesinde öngörülen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı…”</p></blockquote>
<h3><strong>B-) Evlenme Vaadiyle Cinsel İlişki</strong></h3>
<blockquote><p><strong> </strong><strong>Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/203E.,2022/194K., T.22.3.2022</strong></p>
<p>“Evlenme vaadinin hile olarak kabul edilebilmesi için salt sözlü olarak dile getirilmesi yeterli görülmemelidir. Yerleşik yargısal kararlarda vurgulandığı üzere hile, basit bir yalandan öte aldatıcı ve yoğun nitelikte olmalıdır. Mağdurla evleneceğini söyleyerek onunla cinsel ilişkiye giren failin salt bu evlenme vaadine konu basit bir yalandan ibaret sözlerini hile olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira başlangıçta bu iradeye sahip fail daha sonra evlenme niyetinden vazgeçmiş olabileceği gibi mağdur tarafından da failin kendisiyle evlenmeyebileceği hususu her zaman öngörülebilecek bir durumdur. Ancak failin evlenme vaadinin yanı sıra sahte kimlik hazırlamak yahut sahte belgelerle evlilik başvurusunda bulunduğunu mağdura göstermek gibi nitelikli yalanlarda bulunduğu davranışlarının varlığı hâlinde mağdurun normalde rıza göstermeyeceği bir cinsel ilişkiye bu nitelikli yalan ve davranışların (hilenin) etkisiyle sanıkla evleneceği düşüncesi sonucu iradesinin kırılması durumunda failin davranışı TCK&#8217;nın 103/1-b maddesi kapsamında hile olarak kabul edilebilecektir.</p>
<p>…Evlenme vaadinin tek başına katılan mağdurenin cinsel eylemlere karşı koyma gücünü bertaraf edecek ve iradesini ortadan kaldıracak mahiyette bir hile olarak değerlendirilmemesi, suça sürüklenen çocuğun da aşamalarda katılan mağdureyle arkadaşlık ilişkisinin ciddi olduğunu ve evlenme niyetinin bulunduğunu inkar etmeyerek başka nedenlerle ayrıldıklarını savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, cebir, tehdit ve hile olmaksızın katılan mağdureyle birden fazla defa cinsel ilişkiye giren suça sürüklenen çocuğun eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.”</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/">REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU (TCK m.104)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-tck-m-104/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:17:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[göç ve vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ikametle vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA MUHACİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA VATANDAŞLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya vatandaşlığının kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[ROMEN MUHACİR]]></category>
		<category><![CDATA[ROMEN VATANDAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[ROMENCE]]></category>
		<category><![CDATA[rumen kültür dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[rumen topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[soy bağıyla vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıkta belge rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıkta yargısal denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden vatandaşlık kazanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3988</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) Romanya Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar Romanya vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin temel kaynak, Romanya Vatandaşlık Kanunu No. 21/1991 olup, bu kanun 12 Mart 2025 tarihli 14 sayılı Kanun ile önemli ölçüde değiştirilmiştir. Romanya vatandaşlığı kazanmanın farklı yolları vardır. Güncel sistemde vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanılabilmektedir.  Talep üzerine vatandaşlık kazanma ihtimalleri şu şekildedir; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>I-) Romanya Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar</h2>
<p>Romanya vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin temel kaynak, Romanya Vatandaşlık Kanunu No. 21/1991 olup, bu kanun<a href="https://legislatie.just.ro/Public/DetaliiDocument/1464"> 12 Mart 2025 tarihli 14 sayılı Kanun</a> ile önemli ölçüde değiştirilmiştir.</p>
<p>Romanya vatandaşlığı kazanmanın farklı yolları vardır. Güncel sistemde vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanılabilmektedir.  Talep üzerine vatandaşlık kazanma ihtimalleri şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Genel yoldan vatandaşlığın kazanılması</li>
<li>Kültürel ve kimlik temelli istisnai kazanım</li>
<li>Spor alanında özel kazanım</li>
<li>Eski vatandaşlar için yeniden kazanım</li>
<li>İrade dışı kayıp yaşayanlar ile bunların altsoyları için daha ayrıcalıklı rejimler öngörülmüştür.</li>
</ul>
<p>Bu çalışmada Romanya vatandaşlığının kazanılma şartları, ilgili mevzuat, başvuru detayları ve konuyla ilgili Avrupa Hukuku emsal içtihadı incelenmiştir.</p>
<p data-start="1963" data-end="2822">Romanya vatandaşlığı, salt iç hukuk bakımından değil, aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığına erişim sağlaması nedeniyle ulusal sınırları aşan sonuçlar doğurmaktadır. Bu sebeple Romanya vatandaşlığının kazanılması yahut kaybı, yalnızca idarî bir statü değişikliği olarak değil serbest dolaşım, yerleşme, çalışma, aile hayatı ve siyasal katılım gibi geniş bir haklar alanını etkileyen bir kurum olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Romanya hukukunda vatandaşlığın temel dayanağı olan<a href="https://legislatie.just.ro/Public/DetaliiDocumentAfis/295342"> Legea cetățeniei române nr. 21/1991, 2025</a> reformuyla birlikte hem maddî şartlar hem de usul yönünden yeniden yapılandırılmıştır. Özellikle dil yeterliliği, belge doğrulama, biyometrik doğrulama, dosya sıralaması, önceliklendirme, yemin ve başvuru belgeleri alanlarında ciddi değişiklikler getirilmiştir.</p>
<p data-start="2824" data-end="3367">Bu bağlamda Romanya vatandaşlığı nasıl alınır sorusuna kısa bir yanıt vermek hukuken mümkün değildir. Başvurucunun, Romanya’da uzun süre yaşayan bir yabancı mı, bir Romanya vatandaşıyla evli kişi mi, eski Romanya vatandaşı mı, eski vatandaşın altsoyu mu, yoksa Romanya kültürüne veya sporuna özel katkı sağlayan kişi mi olduğuna göre uygulanacak kurallar, şartlar ve ispat rejimi değişmektedir. Bu nedenle konu, uygulamada en sık karıştırılan başvuru yolları ayrıştırılarak incelenmelidir.</p>
<h2 data-section-id="1lkrip" data-start="3369" data-end="3437">II-) Romanya Vatandaşlığı Edinme Türleri</h2>
<p data-start="3439" data-end="4057">Romanya hukukuna göre vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanım yollarıyla elde edilir. Kanunun 4. maddesi, bu üç temel kazanım yolunu açıkça saymaktadır. Aynı hükümde ayrıca yabancılar ve vatansız kişiler bakımından, talep üzerine vatandaşlık kazanımının kendiliğinden doğan bir hak olarak değil, yasal koşullar gerçekleştiğinde yetkili makam kararıyla elde edilen bir statü olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle Romanya hukuku, vatandaşlığın verilmesini otomatik bir hakka değil, kanunî koşulların ispatına ve idari değerlendirmeye bağlamaktadır.</p>
<p data-start="4059" data-end="4615">Bu çerçevede maddî hukuk bakımından esas kaynak Legea nr. 21/1991&#8217;dir. Usul ve kurumsal uygulama bakımından ise Ulusal Vatandaşlık Kurumu (Autoritatea Națională pentru Cetățenie – ANC) tarafından yürütülen süreç esastır. 2025 reformu sonrasında başvuruya eklenecek belgelerin listesi ayrıca ANC Başkanı’nın 85 sayılı 11 Nisan 2025 tarihli Emri ile güncellenmiştir. Bu da göstermektedir ki uygulamada yalnızca kanun maddesini bilmek yetmemektedir. İkincil düzenlemeler ve güncel belge listesi de ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h3 data-section-id="1x4o5lb" data-start="4617" data-end="4679">A-) Genel Yol Olarak İkamete Dayalı Vatandaşlık Kazanımı</h3>
<p data-start="4681" data-end="5336">Romanya Vatandaşlık Kanunu’nun 8. maddesi, yabancılar ve vatansız kişiler için genel naturalizasyon rejimini düzenlemektedir. Buna göre başvurucunun, başvuru tarihinde Romanya’da uzun dönem oturum hakkı veya daimî ikamet hakkı sahibi olması ve ülkede en az 8 yıl yasal olarak yaşamış bulunması gerekir. Başvurucu bir Romanya vatandaşı ile evli ise ve onunla birlikte yaşıyorsa bu süre evlilik tarihinden itibaren en az 5 yıl olarak uygulanır. Bu düzenleme, evliliğin tek başına vatandaşlık sağlamadığını ve ancak genel bekleme süresini kısaltan bir hukukî sebep olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="5338" data-end="6071">Aynı maddede, süre şartının yanında başvurucunun;</p>
<ul>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya devletine sadakat göstermesi,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Hukuk düzenine ve millî güvenliğe karşı faaliyet yürütmemiş olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">18 yaşını doldurmuş olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya’da yeterli ve yasal geçim araçlarına sahip bulunması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">İyi hâlli olması ve vatandaşlığa liyakati ortadan kaldıracak bir suçtan mahkûm olmamış olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romence bilmesi,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Temel düzeyde Romanya kültür ve medeniyet bilgisine sahip olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya Anayasası ile millî marşı bilmesi şartlarını da öngörmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="5338" data-end="6071">Dolayısıyla uygulamada sadece ikamet süresinin dolmuş olması yeterli değildir; vatandaşlık incelemesi aynı zamanda güvenlik, uyum ve kamu düzeni ekseninde çok katmanlı bir denetimdir.</p>
<p data-start="6073" data-end="6838">2025 reformunun en önemli yeniliklerinden biri, 8 yıllık sürenin bazı başvurucular bakımından 3 yıla kadar azaltılabilmesidir. Kanunun 8/2. fıkrasına göre, başvurucu ekonomik hayata aktif katılımını, önemli eğitimsel başarılarını veya kültürel alan, insan hakları, sosyal katılım ya da gönüllülük alanındaki özel katkılarını ortaya koyabiliyorsa ve ayrıca AB/AEA/İsviçre vatandaşıysa ya da Romanya’da doğmuş olup ebeveynlerinden en az biri doğum tarihinde Romanya’da yasal olarak bulunuyorsa, 8 yıllık süre, hukuki sınırlar çerçevesinde en çok 3 yıl indirilebilir ve dolayısıyla  sürenin 5 yıl olarak belirlenebilmesi mümkündür. Benzer şekilde, 8/3. fıkra uyarınca mülteci statüsü sahibi olup Romanya toplumuna güçlü şekilde bağlılığı olduğunu ispatlayan kişiler bakımından da aynı oranlı indirim mümkündür.</p>
<p data-start="6840" data-end="7262">Kanun burada ayrıca önemli bir ölçüt getirmektedir. Vatandaşlık başvurusu bakımından yalnızca başvurucunun kâğıt üzerinde geçerli bir ikamet iznine sahip olması yeterli değildir. Başvurucunun fiilen Romanya’da yaşamış olması da aranır. Bu nedenle, bir takvim yılı içinde 6 aydan uzun süre Romanya dışında kalan kişinin, o yıla ilişkin ikamet süresi vatandaşlık başvurusunda dikkate alınmaz. Başka bir ifadeyle, yasal ikamet statüsünün devam etmesi tek başına yeterli olmayıp, başvurucunun ülkedeki fiilî bulunma süresi de ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3 data-section-id="o1drv4" data-start="7264" data-end="7352">B-) İstisnai Yollar</h3>
<p>İkamete dayalı vatandaşlık kazanımı, Romanya vatandaşlığına erişimde temel ve en yaygın yol olmakla birlikte, mevzuat kapsamında bazı kişiler bakımından daha avantajlı ve hızlandırılmış usuller de öngörülmüştür. Bu kapsamda, belirli şartları sağlayan yabancıların, klasik ikamet süresine tabi olmaksızın veya daha hafif şartlarla Romanya vatandaşlığını kazanmaları mümkündür.</p>
<h4 data-section-id="o1drv4" data-start="7264" data-end="7352">1-) Kültürel ve Kimlik Temelli Vatandaşlık Kazanımı</h4>
<p data-start="7354" data-end="7904">Kanundaki madde 8’e eklenmiş yeni hüküm, klasik ikamet temelli vatandaşlığın kazanılması rejiminden ayrılan özel bir rejim öngörmektedir. Buna göre vatansız kişi veya yabancı, başvurudan önce en az 3 yıl boyunca düzenli faaliyetlerle Romanya kültürünün, medeniyetinin ve manevî değerlerinin korunması ve tanıtılmasına önemli katkı sunmuşsa, ülkede yerleşim kurma zorunluluğu olmaksızın da vatandaşlığa başvurabilir. Burada belirleyici unsur, salt kültürel yakınlık iddiası değildir. Kanunun saydığı türden somut faaliyetlerle ispatlanan özel katkıdır.</p>
<p data-start="7906" data-end="8532">Maddede katkının ispat yolları da örneklenmiştir. Romanya’nın yurt dışındaki imajını güçlendiren faaliyetler, yurt dışındaki Rumenlerin haklarını destekleyen çalışmalar, yurt dışındaki Rumen dernek ve oluşumlarını destekleyen faaliyetler, Romence dil ve kültürünün öğretimi yahut bu dilde yayıncılık yapılması ve yurt dışındaki Rumen toplulukların etnik, kültürel, dilsel ve dinî kimliğinin korunmasına dönük faaliyetler bunlar arasındadır. Bu yönüyle 8. madde, etnik ve kültürel bağın soy bağı kadar güçlü olduğu durumlarda kullanılan, ancak ispat eşiği yüksek bir özel başvuru yoludur.</p>
<h4 data-section-id="17qs67q" data-start="8534" data-end="8577">2-) Spor Alanında Özel Vatandaşlığa Alınma Usulü</h4>
<p data-start="8579" data-end="9160">Kanundaki madde 8’e eklenmiş diğer bir yeni fıkra uyarınca vatandaşlık, Romanya’nın uluslararası görünürlüğüne üstün sportif performans yoluyla önemli katkı sağlayabilecek yabancı veya vatansız kişilere de verilebilir. Ancak burada da tam serbestlik yoktur. Kanun, başvurucunun Romanya’yı millî takımlarda temsil edecek durumda olmasını ve ayrıca en azından sadakat, reşitlik ve iyi hâl şartlarını taşımasını aramaktadır. Bu hüküm, istisnaî ve hedefe yönelik bir vatandaşlık yoludur. Genel yoldan vatandaşlığın kazanılması rejiminin yerine geçen geniş bir kolaylık değildir.</p>
<h4 data-section-id="1uvf6pa" data-start="9162" data-end="9215">3-) Eski Vatandaşlar İçin Yeniden Kazanım Rejimi</h4>
<p data-start="9217" data-end="9970">Romanya vatandaşlığını daha önce kaybetmiş kişiler ve bunların ikinci dereceye kadar altsoyları için düzenlenen temel hüküm, kanunun 10. maddesidir. Bu hükme göre, eski vatandaşlara ve bunların çocukları ile torunlarına, yabancı vatandaşlığı koruma imkânı saklı kalmak üzere, Romanya’da yahut yurt dışında ikamet kurularak yeniden vatandaşlık verilebilir.</p>
<p data-start="9217" data-end="9970">Ancak bu yol, uygulamada bazen yanlış biçimde tamamen şartsız iade gibi algılanmaktadır. Oysa madde açık biçimde, başvurucunun madde 8/1’deki b-e bentlerindeki şartları taşımasını ve ayrıca Romence bildiğini göstermesini aramaktadır. Yani sadakat, kamu düzeni, yaş, geçim ve iyi hâl şartları burada da önemini korumaktadır.</p>
<p data-start="9972" data-end="10639">Buradaki en önemli yenilik, 2025 reformuyla Romence dil bilgisinin madde 10&#8217;a binaen yapılan başvurularında da açık ve belgeli bir koşula dönüştürülmüş olmasıdır. Önceki yıllarda uygulamada daha esnek görülen bu alan, artık kanunî metin düzeyinde daha belirgin ve sıkı hale getirilmiştir. Bununla birlikte kanun, gerçekten eski Romanya vatandaşı olan kişiler bakımından bir istisna da tanımaktadır. Zira ilgili kanunun 15/5  maddesi uyarınca, daha önce Romanya vatandaşı olanlar, madde 10 veya 11 kapsamında başvurduklarında ayrıca dil yeterliliği belgesi sunmak zorunda değildir. Bu istisna, altsoylar ile eski asıl vatandaş arasında önemli bir fark yaratmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="1b44p7d" data-start="10641" data-end="10719">4-) İrade Dışı Kayıp Yaşayanlar ve Altsoyu İçin Ayrıcalıklı Rejim</h4>
<p data-start="10721" data-end="11385">Romanya vatandaşlığı bakımından uygulamada en çok kullanılan ve en çok yanlış anlaşılan hükümlerden biri 11. maddedir. Bu hüküm Romanya vatandaşı olup vatandaşlığını kendi kusuru olmadan kaybedenler veya vatandaşlığı iradeleri dışında geri alınanlar ile bunların üçüncü dereceye kadar altsoylarına vatandaşlığın yeniden verilmesini düzenler. Kanun, bu kişiler bakımından vatandaşlığın yabancı vatandaşlık korunarak ve Romanya’da yerleşim kurma zorunluluğu olmadan da elde edilebileceğini kabul eder. Özellikle eski Romanya topraklarında doğmuş soy bağına dayalı başvuruların hukukî zemini çoğu kez bu maddedir.</p>
<p data-start="11387" data-end="12113">Ne var ki 11. madde de mutlak değildir. Başvurucu yine madde 8/1’deki b, c ve e bentlerindeki şartları, yani sadakat, reşitlik ve iyi hâli sağlamalıdır. Ayrıca Romence bilgisini kanunda öngörülen biçimde ispat etmelidir. Burada dikkat çekici husus, 10. maddeden farklı olarak 11. maddede geçim şartının değil, daha dar şartlar öngörülmesidir. Bu da kanun koyucunun, tarihî ve soy bağına dayalı yeniden bağ kurma taleplerini, genel yoldan kazanıma göre daha elverişli bir rejime bağladığını göstermektedir. Ancak yine de bu rejim, belge temelli ve sıkı bir soy ispatı gerektirdiğinden, başvurunun esası çoğu zaman nüfus ve medeni hâl kayıtlarının güvenilirliğine bağlıdır.</p>
<p data-start="12115" data-end="12489">Dış temsilciliklerin resmî açıklamalarında da 11. madde kapsamındaki yeniden kazanımın, vatandaşlığını kusuru olmaksızın kaybeden kişiler ile bunların üçüncü dereceye kadar altsoyu için geçerli olduğu açık biçimde belirtilmektedir. İstanbul ve <a href="https://izmir.mae.ro/node/434">İzmir’deki Romanya dış temsilciliklerinin bilgilendirme metinleri</a> de bu doğrultudadır.</p>
<h2 data-section-id="u8ftjw" data-start="12491" data-end="12570">III-) Dil Yeterliliği, Belgelendirme Rejimi ve İspat Standardı</h2>
<p data-start="12572" data-end="13270">2025 reformunun en belirgin sonucu, özellikle madde 10 ve 11 kapsamındaki dosyalarda Romence dil şartının belgeye bağlanması olmuştur.</p>
<p data-start="12572" data-end="13270">Kanunun 15/4. maddesine göre Romence bilgisi Romanya’daki akredite yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı programlarından, Romence Dil Enstitüsü’nden, Romanya Kültür Enstitüsü’nden veya yurt dışındaki Rumen kültür kurumlarından alınan ve en az B1 düzeyini gösteren sertifika ile yahut en az 3 yıl Romence eğitim görüldüğünü gösteren resmî öğrenim belgeleriyle kanıtlanabilir. Bu düzenleme, özellikle soy bağına dayalı dosyalarda aile geçmişi nedeniyle dil bilindiği varsayımı anlayışını sona erdirmiştir.</p>
<p data-start="13272" data-end="13795">Bununla birlikte kanun iki önemli istisna tanımaktadır. Birincisi, eski Romanya vatandaşları ikincisi ise başvuru tarihinde 65 yaşını doldurmuş olanlar bakımından, madde 10 ve 11 başvurularında ayrıca dil yeterlilik belgesi aranmaz. Ancak bu istisnanın altsoyların tamamını kapsamadığına dikkat edilmelidir. Altsoyun, sırf eski vatandaşın torunu veya torununun çocuğu olması sebebiyle bu muafiyetten yararlanması mümkün değildir. Muafiyet sınırlarına dikkat edilmelidir.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Belge rejimi de aynı ölçüde önemlidir. Kanunun 16. maddesine göre yabancı makamlarca düzenlenen yahut onaylanan belgeler, kural olarak apostil veya süper tasdik işleminden geçmek zorundadır. Ayrıca başvurucunun medeni hâli ile üstsoy ve altsoyun medeni hâline ilişkin kayıtların, kural olarak başvurudan en çok iki yıl önce düzenlenmiş resmî örneklerle ispatı istenir. Komisyon, belgelerin aslını ibraz ettirebilir. Belge veya kayıtların gerçekliği konusunda kuşku oluşursa ayrıca doğrulama araştırması yapılabilir ve teyit alınamayan hâllerde talebin reddi dahi gündeme gelebilir. Bu yönüyle uygulamada en doğru yaklaşım, soy bağının hukuken kesintisiz ve usulüne uygun belgelerle kurulmasıdır.</p>
<h2 data-section-id="16927o9" data-start="14544" data-end="14599">IV-) Başvuru Süreci ve İdarî İnceleme</h2>
<p data-start="14601" data-end="15222">Başvuru usulü bakımından kanun;</p>
<ul>
<li data-start="14601" data-end="15222">Başvurunun Romence hazırlanmasını,</li>
<li data-start="14601" data-end="15222">Vatandaşlık Komisyonu’na hitaben yapılmasını,</li>
<li data-start="14601" data-end="15222">Kişisel olarak sunulmasını öngörmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="14601" data-end="15222">2025 reformundan sonra dosya tamamlama, görüşme, belge doğrulama ve iletişim usulleri daha ayrıntılı hale getirilmiştir. Kanun uyarınca eksik belge tespit edilirse başvurucuya bunları tamamlama imkânı verilmektedir. Süresinde tamamlanmayan başvurular desteklenmemiş başvuru gibi değerlendirilerek reddedilebilir. Genel vatandaşlık başvurularında dil, anayasa ve milli marş bilgisinin ayrıca mülakatla incelenmesi mümkündür.</p>
<p data-start="15224" data-end="15789">Başvurunun kabulü hâlinde Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı, komisyon raporunun kendisine ulaşmasından itibaren 15 gün içinde kabul kararını verir.  Red hâlinde de yine karar Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı tarafından tesis edilir. Kanunun 20. maddesine göre vatandaşlık kararın verilmesiyle değil, Romanya’ya sadakat yemininin edildiği tarihte kazanılmaktadır. Yemin için kanunen bir yıllık süre öngörülmüştür. Bu nokta son derece önemlidir çünkü başvurusu kabul edilmiş olmak, yemin edilmeden önce vatandaşlığın kesin olarak kazanıldığı anlamına gelmez.</p>
<h2 data-section-id="1ka9vjs" data-start="16177" data-end="16217">V-) Yargısal Denetim ve Hukukî Koruma</h2>
<p data-start="16219" data-end="16788">Romanya vatandaşlığı başvurusunun reddi, yargısal denetime kapalı değildir. Kanunun 19/4. maddesine göre, vatandaşlık verilmesi veya yeniden kazanım talebinin reddine ilişkin Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı kararı, 15 gün içinde Bükreş Mahkemesi’nin idarî yargıda dava konusu yapılabilir. Bu karar aleyhine ayrıca Bükreş İstinaf Mahkemesi nezdinde kanun yolu mümkündür. Bu düzenleme, vatandaşlık işlemlerinin tamamen idarî takdire bırakılmadığını ve hukuk devleti ilkesi gereği yargısal denetime tâbi olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Ayrıca kanunun 37. maddesinde, vatandaşlık kanununun uygulanmasından doğan ve 19/4 kapsamı dışında kalan diğer idarî işlemler ile haksız ret ve idari susma benzeri uyuşmazlıkların da genel idari yargı denetimine açık olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Uygulamada, özellikle başvurunun makul süre içinde sonuçlandırılmaması, sunulan belgelerin doğrulanmasına ilişkin idarî sürecin tamamlanmaması veya öncelikli inceleme taleplerinin reddi gibi uyuşmazlıklarda anılan hüküm özel bir önem taşımaktadır.</p>
<h2 data-section-id="12nnv6x" data-start="17219" data-end="17261">VI-) Avrupa Hukuku Kapsamında Değerlendirme</h2>
<p data-start="17263" data-end="17959">Vatandaşlığın verilmesi ve geri alınması ilk bakışta devletin egemenlik alanına girse de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AB hukuku bakımından bu alan sınırsız değildir.</p>
<p data-start="17263" data-end="17959"><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A62008CJ0135"> ABAD’ın Rottmann kararında,</a> bir üye devlet vatandaşlığının hile ile elde edilmesi sebebiyle geri alınmasının AB hukukuna kategorik olarak aykırı olmadığı ancak böyle bir işlemin orantılılık ilkesine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu içtihat, Romanya bakımından özellikle sahte belge, gerçeğe aykırı soy iddiası veya yanıltıcı beyana dayalı dosyalarda geri alma ve iptal yetkisinin var olduğunu fakat bunun keyfi değil, ölçülü kullanılması gerektiğini göstermektedir.</p>
<p data-start="17961" data-end="18591"><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62017CJ0221">ABAD’ın Tjebbes kararında</a> ise bir üye devlet vatandaşlığının kanun gereği kaybı sonucunda AB vatandaşlığının da ortadan kalkması durumunda, ulusal kuralların kişisel sonuçlar bakımından bireysel ve orantılı incelemeye elverişli olması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı yaklaşım daha sonraki kararlarda da sürdürülmüştür. Bu yaklaşım, Romanya vatandaşlığının kaybı veya geri alınması alanında da “salt formel şart eksikliği” ile yetinilmeyip işlemin kişinin aile hayatı, özel hayatı ve AB vatandaşlığı statüsü üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="18593" data-end="19262"><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-106785%22]}">AİHM’in Genovese/Malta </a>kararında vatandaşlık talebinin reddinin her durumda Sözleşme kapsamı dışında sayılamayacağı ve vatandaşlığın reddinin bireyin özel hayatı üzerinde etkili olması halinde AİHS m. 8 ile bağlantı kurulabileceği kabul edilmiştir. Keza <a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-164194%22]}">Ramadan/Malta kararında</a> da kazanılmış vatandaşlığın kaybının özel hayat üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceği vurgulanmıştır. Bu içtihatlar, Romanya vatandaşlığına ilişkin uyuşmazlıklarda özellikle soy bağı, kimlik, aile aidiyeti ve vatandaşlık statüsünün özel hayatla yakın bağlantısı bulunduğu durumlarda insan hakları eksenli denetimin önemini artırmaktadır.</p>
<p data-start="19264" data-end="19778">Emsal kararlar göstermektedir ki; Romanya, vatandaşlığın kazanılması bakımından şartları belirleme yetkisine sahiptir ancak bu yetki ayrımcılık yasağı, özel hayatın korunması, orantılılık, gerekçelendirme ve etkili yargısal denetim ilkeleriyle sınırlıdır. Özellikle 2025 sonrası sıkılaşan dil ve belge rejimi uygulanırken, idarenin maddî gerçeği araştırma yükümlülüğü ile başvurucunun temel hakları arasında adil denge kurulması gerekir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">2025 reformu sonrası sistemin genel eğilimi, bir yandan süreci dijitalleştirmek ve hızlandırmaktır. Diğer yandan dil yeterliliği, belge güvenilirliği, biyometrik doğrulama ve güvenlik incelemesi yoluyla vatandaşlık rejimini sıkılaştırmaktır.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Romanya vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Romanya ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<h2></h2>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:43:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[terk edilen eş]]></category>
		<category><![CDATA[terk ihtarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir. TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir.</p>
<table style="font-weight: 400;">
<tbody>
<tr>
<td width="604">TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 style="font-weight: 400;">II-DAVAYI KİMLER AÇABİLİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davasını hukuki anlamda “terk edilen” eş açabilir. Hukuken bazen müşterek konutta yaşamaya devam eden kişi de &#8220;terk eden eş&#8221; olabileceği için hangi eşin hangi koşullarda terk eden eş olarak kabul edildiğine dair yazımızın üst bölümündeki bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">III- DAVADA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">A-Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">B-Yetkili mahkeme ise tek değildir. Terk edilen eş davayı, aşağıda belirtilen iki yer mahkemesinden birinde açılabilir:</p>
<p style="font-weight: 400;">1-Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">2-Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son kez altı aydan uzun süreyle birlikte yaşadıkları yer mahkemesi.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASININ ŞARTLARI</h2>
<h3>A. Eşlerden birisinin müşterek konutu terk etmesi.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Hukuki anlamda terk günlük konuşma dilindeki anlamıyla aynı değildir. Bir eşin müşterek konutta kalmadığı her durum hukuken terk olarak kabul edilmediği gibi bazı hallerde ise müşterek konutta yaşamaya devam eden eş terk eden taraf olarak kabul edilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin;</p>
<ul>
<li>Evlilik birliğinden doğan sorumlulukları yerine getirmemek için haklı bir sebebi olmaksızın müşterek konuttan sürekli olarak ayrılması,</li>
<li>Haklı bir sebeple evden ayrılan eşin haklı sebep ortadan kalktıktan sonra müşterek konuta dönmemesi,</li>
<li>Haklı bir sebep olmaksızın diğer eşin müşterek konuta dönmesine engel olunması, (Bu halde müşterek konutta yaşamaya devam ederken diğer eşin müşterek konutta yaşamasını engelleyen eş “terk eden eş” olarak kabul edilmektedir)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Halleri hukuken terk olarak nitelendirilmektedir.</p>
<h3>B. Terk eden kişinin kusurlu olması yani haklı bir sebebinin olmaması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk eden eşin tedavi için geçici olarak bir sağlık kurumunda kalınması, eşin şiddet görmesi sebebiyle ortak konuttan ayrılması, hastalık sebebiyle geçici olarak kök ailenin yanında kalınması, memuriyet ya da kamu görevi için farklı yerde kalınması gibi haklı bir sebebi varsa bu kişi kendi kusuruyla evi terk etmediğinden kusurlu kabul edilmez.</p>
<h3>C. Terkin en az altı ay sürmüş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk süresinin kesintisiz olarak en az altı ay sürmüş olması gerekmektedir. Sadece bu sürenin kesilmesi ve davanın önlenmesi amacıyla samimi olmayan eve dönüşler bu süreyi kesmez. Ancak eşlerden biri evi terk edip bir ay sonra eve dönmüş, bir süre sonra evi tekrar terk etmişse bu süreler toplanmaz.</p>
<h3>D. Terk eden eşe eve geri dönmesi için ihtar çekilmiş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk edilen eşin terk eden eşe eve dönmesi için bir ihtarname göndermesi gerekmektedir. Eş samimi bir şekilde eve geri dönmeye çağrılmadır. Örneğin terk edilen eş ihtar göndermiş ancak evin kilitlerini değiştirmişse bu geçerli bir çağrı olarak kabul edilmez. Ayrıca eve dönemesi için eşe en az iki ay süre verilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"> İhtarın mahkemeden veya noterden gönderilmesi ve eşe tebliğ edilmiş olması şarttır.</p>
<h3>E. Terk eden eşin ihtara rağmen eve dönmemesi.</h3>
<p>Terk eden eşin ihtarname üzerine eve geri dönmesi halinde terk edilen eşin dava hakkı düşer. Eğer terk eden eş eve samimi şekilde dönmüş ancak tarafların evliliklerinde anlaşmazlıkları devam diyor ise terk sebebiyle değil şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılabilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>IV-DAVADA İSPAT YÜKÜ</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davası açan eş, yukarıda belirtilen şartların gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Eşin başka bir yerde yaşadığına ilişkin tanık anlatımları, kurum veya başka yerlerde eşinin adresini müşterek konuttan farklı bir ev olarak bildirmiş olması, yazışmalar gibi delillerle; ihtarname için ise mahkeme veya noter kayıtları ile ispat yükü yerine getirilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Müşterek haneyi terk eden eş ise aleyhine karar çıkmaması için ihtarnameye rağmen eve dönememekte haklı bir sebebinin olduğunu ispat etmelidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>V-İLGİLİ YARGI KARARLARI</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terk eden eşin hangi eş olduğunda ilişkin Yargıtay HGK., E. 2013/1688 K. 2015/1032 T. 13.3.2015</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Bu açıklamalar karşısında terke dayalı boşanma davasında dava açma hakkı, kanunun açık deyimiyle sadece terk edilen eşe ait bulunduğundan, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu olgu ile yukarıda açıklanan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı eşin gerçekte iddia ettiği gibi terk edilen değil, terk eden eş olduğunun kabulü gerekir.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İhtarda bulunması gereken koşullara ilişkin Yargıtay HGK., E. 2012/686 K. 2013/67 T. 16.1.2013</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Ne var ki, boşanma davasına bakan hâkim, salt ihtarın varlığını yeterli görmemeli; bu ihtarın, boşanma davası açabilmenin ön koşulu olmasını da gözeterek, kanunda yer alan unsurları taşıyıp taşımadığını, resen (kendiliğinden) incelemelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Önemle vurgulamakta yarar vardır ki, ihtar kararının sonuç doğurabilmesi, dolayısıyla da ihtar kararının tebliğine rağmen yasal süresinde ortak konuta dönmeyen eş aleyhine açılacak boşanma davasının kabul edilebilmesi için iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlardan ilki, ihtar kararında ve ekinde bulunması gereken biçimsel koşulların varlığı; diğeri ise işin esasına ilişkin unsurların tamlığıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terke dayalı boşanma davasında ispat yüküne dair Yargıtay HGK., E. 2012/636 K. 2012/1073 T. 5.12.2012</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Öte yandan terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, müşterek haneyi terk eden eşin, terkte haklılığını değil, davete uymamada haklılığını kanıtlaması gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 14.02.2001 gün 2011/2-122 E 2001/116 K. ile 03.02.1999 gün 1999/2-54 E 1999/56 K. sayılı kararları).”</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HARİCEN TAHSİL İLE İCRA DOSYASI NASIL KAPANIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/haricen-tahsil/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/haricen-tahsil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 16:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[alacak kalmadı beyanı]]></category>
		<category><![CDATA[banka bloke kaldırma]]></category>
		<category><![CDATA[feragat beyanı icra]]></category>
		<category><![CDATA[haciz kaldırma dilekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[haricen tahsil dilekçesi]]></category>
		<category><![CDATA[haricen tahsil sonrası hacizler]]></category>
		<category><![CDATA[icra masraf ve harçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İİK 89 fek yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[tapu haczi fek yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[trafik tescil haciz kaldırma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3936</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) HARİCEN TAHSİL NASIL YAPILIR A- ) Haricen Tahsil Nedir ? Haricen tahsil, alacağın icra veznesi dışında ifa edilmesi, yani borcun icra dosyasına değil doğrudan alacaklıya ödenmesi durumudur. Borç maddi anlamda sona erse dahi, icra dosyası ve dosyaya bağlı işlemler, dosyaya usulüne uygun beyan ve talepler sunulmadıkça kendiliğinden sona ermiş sayılmayabilir. Özellikle dosya kapsamında banka [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/haricen-tahsil/">HARİCEN TAHSİL İLE İCRA DOSYASI NASIL KAPANIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="letter-spacing: normal;" data-start="328" data-end="369"></h2>
<h2 data-start="2364" data-end="2416"><span style="font-family: 'times new roman', times;">I-) HARİCEN TAHSİL NASIL YAPILIR</span></h2>
<h3><span style="font-family: 'times new roman', times;"><strong>A- ) Haricen Tahsil Nedir ?</strong></span></h3>
<p>Haricen tahsil, alacağın icra veznesi dışında ifa edilmesi, yani borcun icra dosyasına değil doğrudan alacaklıya ödenmesi durumudur.</p>
<p>Borç maddi anlamda sona erse dahi, icra dosyası ve dosyaya bağlı işlemler, dosyaya usulüne uygun beyan ve talepler sunulmadıkça kendiliğinden sona ermiş sayılmayabilir. Özellikle dosya kapsamında banka e-haciz, tapu ve araç haczi, maaş haczi ve üçüncü kişi ihbarnameleri bulunuyorsa, borç haricen tahsil edilmiş  olsa dahi şerhlerin kurum kayıtlarında fiilen devam ettiği, bu nedenle satış, temlik ve kredi işlemleri gibi tasarruflarda sorun yaşandığı görülmektedir.</p>
<p>Bu sebeple haricen tahsil sonrası dosyanın düzgün şekilde kapatılması için aşağıdaki adımları takip etmek gerekir:</p>
<ul>
<li>Haricen tahsil beyanının dosyaya sunulması</li>
<li>Takibin kapatılması veya dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edilmesi</li>
<li>Dosyada mevcut tüm hacizler yönünden açıkça fek talep edilmesi</li>
<li>Müdürlüğün çıkaracağı harç/masraf kalemlerinin doğru kalemden ödenmesi</li>
</ul>
<p>En hızlı ve sorunsuz yöntem çoğu dosyada alacaklı veya vekilinin UYAP üzerinden açık irade beyanı içeren dilekçeyi sunmasıdır. Uygulamada müdürlükler, takibin kapatılabilmesi için çoğunlukla alacaklının alacağın kalmadığına dair beyanını aramaktadır. İşlem tesis edildikten sonra ise yalnızca dosya ekranındaki işlem yapıldığına dair kayıt ile yetinilmemelidir. Aksine banka, tapu-tescil, işveren ve üçüncü kişi kayıtlarında hacizlerin durumları da ayrıca kontrol edilmelidir.</p>
<h3><span style="font-family: 'times new roman', times;">B-) Dosyaya Sunulacak Evraklar</span></h3>
<h4><span style="font-family: 'times new roman', times;">1-) Dosyanın Kapatılması Talebi</span></h4>
<p>Dosyaya sunulacak dilekçede, icra müdürlüğünce tereddüde mahal vermeyecek şekilde değerlendirme yapılabilmesi bakımından alacağın sona erdiğine ilişkin iradenin açık ve net biçimde ortaya konulması gerekir.</p>
<p>Bu kapsamda dilekçede;</p>
<ul>
<li>Borcun haricen tahsil edildiği</li>
<li>Alacaklı bakımından alacak kalmadığı</li>
<li>Buna bağlı olarak takibin kapatılması veya dosyanın işlemden kaldırılması yönünde karar verilmesinin talep edildiği belirtilmelidir.</li>
</ul>
<p>Uygulamada, söz konusu irade beyanı çoğunlukla borcun haricen tahsil edildiği ve alacaklının takip konusu alacak bakımından herhangi bir talebinin kalmadığı açıkça belirtilmek suretiyle ortaya konulmaktadır. Bu kapsamda, takibin kapatılmasına veya dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir. Anılan beyan ve talepler, UYAP sistemi üzerinden ilgili icra dosyası seçilmek, uygun evrak ve talep türü kullanılmak suretiyle hazırlanıp güvenli elektronik imza ile dosyaya sunulabilmektedir.</p>
<h4><span style="font-family: 'times new roman', times;">2-) Hacizlerin Fekki (Kaldırılması) Talebi</span></h4>
<p data-start="4508" data-end="5326">Haricen tahsil ve takipten feragat beyanı tek başına her zaman hacizlerin kurum kayıtlarından otomatik şekilde silinmesini sağlamamaktadır. Dosyada tesis edilmiş banka e-hacizleri, tapu hacizleri, araç hacizleri, maaş ve ücret haczi ve üçüncü kişi ihbarnameleri gibi kayıtlar ayrıca fek edilmedikçe ilgili kurumlar nezdinde kayıtlı kalabilmektedir.</p>
<p data-start="4508" data-end="5326">Bu nedenle dilekçede, dosya kapsamında konulan tüm hacizlerin fekki yönünde talep ayrıca ve açık biçimde yer almalıdır. İşlemlerin hızlandırılması bakımından, bilinen hacizlerin mümkün olduğunca tek tek belirtilmesi tercih edilmelidir.</p>
<p data-start="5328" data-end="6138">İspat ve mahsup tartışmalarını önlemek bakımından mümkünse açıklama kısmına dosya bilgisi yazılması önerilir.</p>
<p data-start="5328" data-end="6138">Alacaklı veya alacaklı vekili tarafından sunulacak dilekçede alacağın tamamen tahsil edildiği ve takibin kapatılması ve işlemden kaldırılması talebi ile dosyadaki tüm hacizlerin fekkinin istendiği açıkça belirtilmelidir. Dosyada birden fazla haciz türü mevcut ise, işlemlerin hızlı yürütülebilmesi adına hacizlerin liste halinde sunulması uygulamada süreci belirgin ölçüde kolaylaştırır.</p>
<h3 data-start="5328" data-end="6138">C-) Harç ve Masraflar Nasıl Ödenir ?</h3>
<p data-start="59" data-end="503">Haricen tahsil hâlinde uygulamada en fazla tereddüt yaratan hususlardan biri, dosya ekranında görülen harç ve masraf kalemleridir. Zira borcun ödenmiş olması, dosyada daha önce gerçekleştirilen tebligat, posta, müzekkere, haciz ve benzeri takip işlemleri nedeniyle doğmuş giderleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ayrıca bazı işlemlerin tesis edilebilmesi, müdürlükçe belirlenen belirli masraf kalemlerinin ödenmesine bağlı olabilmektedir.</p>
<p data-start="505" data-end="1008">Bu nedenle ödeme yapılmadan önce, dosyada hangi kalem için hangi tutarın tahakkuk ettirildiği açık biçimde tespit edilmelidir. Nitekim yanlış masraf veya harç kalemi üzerinden yapılacak ödeme, eksik ya da hatalı tahsilat sonucunu doğurabileceği gibi, talep edilen işlemin gecikmesine de yol açabilmektedir. Uygulamada ödemeler; icra veznesine dosya numarası bildirilmek suretiyle, UYAP ödeme ekranları üzerinden ilgili kalem seçilerek veya müdürlüğün yönlendirdiği usule göre gerçekleştirilmektedir.</p>
<p data-start="1010" data-end="1718">Harçlar Kanunu ile icra harçlarına ilişkin düzenlemeler uyarınca, icra takiplerinde tahsil harcı başta olmak üzere bazı harçlar nispi nitelik taşımakta; tahsilatın dosya içinden veya dosya dışından yapılmasına göre farklı sonuçlar doğabilmektedir. Haricen tahsil hâlinde de, takip dosyasında tahsil, kapatma ve fek işlemlerine bağlı çeşitli harç ve masraf kalemleri ortaya çıkabilmektedir. Bu itibarla, haricen tahsil beyanının dosyaya sunulmasından sonra müdürlükçe tahakkuk ettirilen kalemler, dosyanın niteliğine ve daha önce tesis edilen işlemlere göre değişebileceğinden, ödeme bakımından esas alınması gereken tutar dosya ekranında görülen kalem olmalı; ödeme de buna uygun şekilde tamamlanmalıdır.</p>
<h4 data-start="0" data-end="1284"><strong data-start="0" data-end="44">GÜNCEL POSTA/TEBLİGAT MASRAFLARI </strong></h4>
<p data-start="0" data-end="1284">Dosyada yer alan posta gideri, tebligat gideri ve müzekkere gideri kalemleri, <a href="https://www.ptt.gov.tr/tarifeler">PTT’nin yürürlükteki ücret tarifesine</a> göre belirlenmekte olup icra müdürlüğünce UYAP içindeki dosya ekranına yansıtılan tutar esas alınarak yatırılmakta ve işlem bu ödeme üzerine tesis edilmektedir.</p>
<p data-start="0" data-end="1284">26.01.2026 tarihli PTT ücret tarifesine göre normal tebligat 100 grama kadar 210 TL, 250 grama kadar 270 TL, 500 grama kadar 290 TL, 1.000 grama kadar 300 TL; sonraki her 1.000 gram ve kesri için 35 TL ilavelidir. MTS tebligat 100 grama kadar 245 TL, 250 grama kadar 305 TL, 500 grama kadar 325 TL, 1.000 grama kadar 335 TL; sonraki her 1.000 gram ve kesri için 35 TL ilavelidir.</p>
<p data-start="0" data-end="1284">Hızlı tebligat 100 grama kadar 420 TL, 250 grama kadar 430 TL, 500 grama kadar 470 TL, 1.000 grama kadar 520 TL; sonraki her 1.000 gram ve kesri için 70 TL ilavelidir. Ayrıca sık kullanılan ek hizmetlerde taahhüt 65 TL, alma haber 35 TL<em> (e-posta ile 17,50 TL)</em> ve cevap istemli 110 TL olarak uygulanmaktadır.</p>
<p data-start="0" data-end="1284">Dosyada görülen posta veya tebligat gideri kalemi, hangi tebligat türü seçildiğine ve evrak ağırlığına göre değiştiğinden ödeme mutlaka dosyada çıkan kalem üzerinden yapılmalıdır.</p>
<p data-start="1286" data-end="1896" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Haricen tahsil sonrası  masraf kalemleri haricen tahsil beyanı ve kapatma ve fek sürecinde uygulamada en sık karşılaşılan masraflar;</p>
<ul>
<li data-start="1286" data-end="1896">İşlemden kaldırma(fek) müzekkereleri için posta/tebligat gideri</li>
<li data-start="1286" data-end="1896">Üçüncü kişilere (İİK 89) fek bildirimleri için tebligat gideri</li>
<li data-start="1286" data-end="1896">Bankalara, tapuya, tescile yazılan yazılar için posta gideri</li>
<li data-start="1286" data-end="1896">Dosyada daha önce yapılmış tebligat ve haciz işlemlerinden kalan posta masraf bakiyesi şeklindedir.</li>
</ul>
<p>Bu kalemler dosyaya yansıdığında, işlemlerin gecikmemesi için dosyada çıkan tutarlar üzerinden ve doğru kalem seçilerek ödeme yapılmalıdır.</p>
<h2><span style="font-family: 'times new roman', times;">II-) DOSYADAKİ HACİZLER NASIL KALDIRILIR</span></h2>
<p>İcra müdürlüğünce fek işlemi tesis edildikten sonra, ilgili kurumlara çoğunlukla elektronik sistemler üzerinden veya müzekkere ile bildirimde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, kurumların kendi iç işleyişi ve kayıt güncelleme süreçleri nedeniyle, haciz, bloke ve şerhlerin fiilen kaldırılması her zaman eşzamanlı olarak gerçekleşmeyebilir. Bu sebeple, dosyada fek işleminin tesis edildiğini gösteren kayıt ve müzekkere bilgilerinin temin edilmesi ve ilgili kurum nezdinde sürecin ayrıca takip edilmesi, kısıtlamaların fiilen ortadan kaldırılmasını hızlandıran önemli bir uygulama pratiğidir.</p>
<h3><span style="font-family: 'times new roman', times;">A-) Tapu Haczi</span></h3>
<p>Tapu hacizleri bakımından, icra müdürlüğünce ilgili tapu müdürlüğüne fek yazısı gönderilmektedir. Ancak haciz şerhinin tapu kayıtlarından kaldırılması, ilgili müdürlüğün işleme alma ve kayıt güncelleme sürecine bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle, özellikle taşınmazın devri, satışı veya sair tasarruf işlemleri söz konusu ise, yalnızca fek yazısının gönderildiği bilgisiyle yetinilmemelidir. Haciz şerhinin tapu sicilinden fiilen terkin edilip edilmediği ayrıca teyit edilmelidir.</p>
<p><span style="font-family: 'times new roman', times; font-size: 20px; font-weight: 600;">B-)  Araç Haczi</span></p>
<p>Araç hacizlerinde, icra müdürlüğünce ilgili trafik tescil birimine fek bildirimi yapılmaktadır. Bununla birlikte, elektronik sistemler ile tescil kayıtlarındaki güncellenme süreleri değişkenlik gösterebildiğinden, fek işlemi sonrasında haciz şerhinin fiilen kaldırılıp kaldırılmadığı ilgili kayıtlar üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir.</p>
<h3><span style="font-family: 'times new roman', times;">C-) Üçüncü Kişilerdeki Hak ve Alacak Hacizleri (İİK m.89)</span></h3>
<p data-start="152" data-end="632">İİK m.89 uyarınca, borçlunun üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları haczedilebilmekte ve bu kapsamda ilgili üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilebilmektedir. Haricen tahsil sonrasında takip dosyası kapatılıyor olsa dahi, söz konusu ihbarnamelere bağlı kesinti ve ödeme kısıtlarının üçüncü kişi kayıtlarında bir süre daha devam etmesi mümkündür. Bu nedenle dosyanın kapatılması talebi ile birlikte, ilgili üçüncü kişilere yönelik fek bildiriminin yapılıp yapılmadığı ve bu bildirimin fiilî sonucunun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca kontrol edilmelidir.</p>
<h4 data-start="634" data-end="676">1-) İşverenden Maaş ve Ücret Haczi</h4>
<p data-start="678" data-end="950">İşverene maaş haczi müzekkeresi veya İİK m.89 ihbarnamesi tebliğ edilmişse, haricen tahsil sonrası fek yazısı gönderildiğinde kesintinin durması gerekmektedir. Bordro ve muhasebe dönemine bağlı kısa gecikmeler olabileceğinden işveren muhasebesi ile teyit edilmesi önemlidir.</p>
<h4 data-start="952" data-end="990">2-) Bankalar Nezdindeki Haciz</h4>
<p data-start="992" data-end="1257">Bankada haciz çoğunlukla bloke, e-haciz veya İİK m.89 ihbarnamesi şeklinde görülür. Fek bildirimi gönderilmiş olsa dahi bankanın iç süreçlerine bağlı gecikmeler yaşanabileceğinden, blokajın fiilen kaldırıldığı ayrıca kontrol edilmelidir.</p>
<h4 data-start="1259" data-end="1327">3-) Diğer Üçüncü Kişiler</h4>
<p data-start="1329" data-end="1536">Kira alacağı, müşteri ödemesi gibi üçüncü kişi borçları da İİK m.89 ile haczedilebilir. Haricen tahsil sonrası ilgili üçüncü kişiye fek bildiriminin ulaştığı ve ödemenin artık tarafına yapılması gerektiği bilgisi teyit edilmelidir.</p>
<h2><span style="font-family: 'times new roman', times;">III-) Ö</span><span style="font-family: 'times new roman', times;">NE</span><span style="font-family: 'times new roman', times;">MLİ HUSUSLAR</span></h2>
<p data-start="34" data-end="550">Haricen tahsil beyanı ile buna bağlı taleplerin dosyaya sunulmasından sonra, kapanış işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığının hem dosya bazında hem de ilgili kurum kayıtları nezdinde ayrıca denetlenmesi gerekir. Bu kapsamda öncelikle UYAP üzerinden dosya içeriği incelenerek, takibin durumunun güncellenip güncellenmediği, dosyanın kapatılması veya işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemlerin sisteme işlenip işlenmediği ve haciz kayıtları bakımından fek işlemlerinin tesis edilip edilmediği kontrol edilmelidir.</p>
<p data-start="552" data-end="1080">Bununla birlikte, dosya üzerinde işlem yapılmış görünmesi tek başına yeterli kabul edilmemelidir. Ayrıca ilgili kurumlar nezdinde fiilî sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği de teyit edilmelidir. Bu çerçevede, bankalar nezdindeki hesap blokelerinin kaldırıldığı, tapu ve araç kayıtlarındaki haciz şerhlerinin terkin edildiği, işveren tarafından maaş kesintisinin durdurulduğu ve üçüncü kişiler nezdinde <a href="http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf">İİK m.89 kapsamında</a> doğan ödeme ve tasarruf kısıtlarının sona erdiği ilgili kayıt ve uygulamalar üzerinden doğrulanmalıdır.</p>
<p data-start="13489" data-end="13955">Haricen tahsil sonrasında icra dosyasının usulüne uygun biçimde sonuçlandırılması, çoğu durumda tek bir işlemle tamamlanabilecek nitelikte değildir. Bu süreçte; haricen tahsil ve alacağın sona erdiğine ilişkin beyanın dosyaya sunulması, takibin kapatılmasının veya dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edilmesi, dosyada tesis edilmiş tüm hacizlerin fekkinin istenmesi ve müdürlükçe belirlenen harç ile masraf kalemlerinin usulüne uygun şekilde ödenmesi işlemlerinin birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Uygulamada dosyanın kapatıldığına ilişkin kayıt, haciz şerh ve kısıtlamalarının ilgili kurumlar nezdinde fiilen ortadan kalktığı ayrıca teyit edilmedikçe, tek başına yeterli kabul edilmemelidir.</p>
<p data-start="13489" data-end="13955">Hak kaybı ve gecikme yaşanmaması bakımından somut dosya içeriğine göre işlemlerin<a href="https://dikelaw.com.tr/kategori/icra-hukuku/"> alanında uzman avukat</a> tarafından takip edilmesi önem taşır.</p>
<p data-start="13957" data-end="14089">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="13957" data-end="14089">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/haricen-tahsil/">HARİCEN TAHSİL İLE İCRA DOSYASI NASIL KAPANIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/haricen-tahsil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 11:01:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BORÇLAR KANUNU]]></category>
		<category><![CDATA[Dinar]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Euro]]></category>
		<category><![CDATA[Frank]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek olmayan yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[İcra iflas kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[Leva]]></category>
		<category><![CDATA[Manat]]></category>
		<category><![CDATA[Riyal]]></category>
		<category><![CDATA[Ruble]]></category>
		<category><![CDATA[Sterlin]]></category>
		<category><![CDATA[YABANCI PARALARLA İCRA TAKİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para alacağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı para alacaklarının icra takibi mevzuatta özel hükümlere tabidir.</p>
<p style="text-align: left;">Bu yazıda, yabancı para borcuyla icra takibinin nasıl yapılacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınacaktır.</p>
<h2 style="text-align: left;">I. Yabancı Para Borcu Nedir ?</h2>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu, borcun konusu olan para biriminin borcun ifa edileceği yerin resmi para birimi olmadığı borçlardır. Ödenecek para birimiyle milli para biriminin farklılık gösterdiği anlamına gelir. Türkiye&#8217; de Dolar, Euro, Frank, Sterlin, Ruble, Leva, Dinar, Riyal, Manat vb. yabancı para birimleriyle borcun ödenmesi bu kapsamdadır.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borçları gerçek ve gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Gerçek para borcunda borcun ifasının yabancı para borcuyla yapılması zorunludur. Gerçek olmayan para borcunda ise sözleşmede yabancı para olarak ödenmesine karar verilmiş olsa da ödemenin TL karşılığında yapılacağı anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcunun hukuki niteliğiyle ilgili ayrıntılı bilgi almak için sitemizde yer alan <em>&#8220;<a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-nedir/">Yabancı Para Borcu Nedir?</a>&#8221;  </em>başlıklı makalemize  bakabilirsiniz.</p>
<h2 style="text-align: left;">II. Hangi Mevzuat Uygulanır ?</h2>
<p style="text-align: left;">&#8211; <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf">İcra İflas Kanunu</a> m.58 vd.</p>
<p style="text-align: left;">&#8211; Türk Borçlar Kanunu</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6098.pdf">Türk Borçlar Kanunu</a>&#8216;nun 99.maddesine göre</strong> konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak yine <strong>Türk Borçlar Kanunun 26.maddesine dayanarak</strong> sözleşme serbestisi doğrultusunda borcu yabancı para olarak belirleyebilirler. Yabancı para olarak kararlaştırılan borçların ifası ve icrası bazı özel hükümlere tabidir.</p>
<h2 style="text-align: left;">III. Yabancı Para Borcu İle İcra Takibinde Yapılması Gerekenler</h2>
<p style="text-align: left;">İcra takibi ilamsız ve ilamlı icra takibi olarak ikiye ayrılır. İİK.m.42 vd. anlatılan ilamsız icra takibi türleri mahkeme kararı olmadan yapılırken, İİK.m.32 vd. anlatılan ilamlı icra takibi mahkeme kararına dayanarak yapılan takiptir. Ayrıca ilam olmadığı halde ilam niteliği taşıyan belgelerde de ilamlı icra takibi yapılabilir. İcra takibi belirlenirken ilam veya ilam niteliğinde belgenin var olup olmadığına göre icra takibi belirlenir.</p>
<h3 style="text-align: left;">A. İlamsız İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">Öncelikle ilamsız icra takibi başlatmak için neler yapılması gerektiği ardından söz konusu borcun yabancı para borcu olmasından kaynaklı ilamsız icrada neler yapılacağı üzerinde duracağız.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi, alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak borçlu aleyhine icra süresi başlatmasıdır. Alacaklı takip talebi hazırlar, bu talep yetkili icra dairesine sunulur ( günümüzde bu işlem UYAP sisteminden de yapılabilmektedir ). Daha sonra ödeme emri hazırlanır ve borçlunun adresine tebliğ edilir. Ödeme emrinde borcun miktarı, sebebi, 7 gün içinde ödenmesi veya bu süre içerisinde itiraz edilmesi gerektiği bildirilir. Aksi halde takip kesinleşir ve süreç devam eder.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi yabancı para alacaklarında en çok kullanılan icra takibidir. Alacağın yabancı para olmasından kaynaklı dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">İcra takibine konu olan alacak için takip talebinde bulunulurken yabancı para cinsi açık bir şekilde belirtilmelidir. ( Örneğin : 10.000-USD alacak .</li>
<li style="text-align: left;">Takip talebine Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın <a href="https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html">takip günündeki ilgili döviz kuru</a>na göre Türk lirası karşılığı eklenmelidir. Uygulamada efektif satış kuru referans alınmaktadır.</li>
<li style="text-align: left;">TCMB&#8217;nin günlük döviz kurları her gün saat 15:30&#8217;da açıklanmaktadır. Dolayısıyla takip tarihinde bu saatten sonraki kurlar baz alınmalıdır.</li>
<li style="text-align: left;">Kur hesabının hangi tarihe göre yapıldığı açıkça belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde ödeme emri hazırlanır ve borçluya tebliğ edilir. Yedi günlük yasal süre içerisinde borçlunun itiraz etme hakkı bulunur . İtiraz durumunda alacaklının itirazının iptali veya kaldırılması için ayrıca hukuki yollara başvurması gerekir.</li>
</ul>
<h3 style="text-align: left;">B. İlamlı İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacaklı kesinleşmiş mahkeme kararını veya ilam niteliğindeki belgeyi ekleyerek başvuruda bulunur. İcra müdürlüğü, alacaklının başvurusu üzerine borçluya yönelik icra emri düzenler. Bu belge, borçlunun mahkeme kararında belirtilen yükümlülüğü belirli süre içerisinde yerine getirmesini talep eder. İcra emrinin usule uygun yapılmasından sonra yedi gün içinde karar yerine getirilmelidir. Yerine getirilmediği takdirde alacaklının haciz talebi hakkı doğmaktadır. Borçlu ilamsız icrada olduğu gibi itiraz etme hakkına sahip değildir. Yalnızca usul hatalarına ve şekli hatalara itiraz edebilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacağın yabancı para olması durumunda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunlar şu şekildedir:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">Öncelikle yabancı para borcunun olduğuna dair bir mahkeme kararı veya ilam niteliğinde belge bulunması gerekmektedir.</li>
<li style="text-align: left;">İlamda yer alan para birimine dikkat edilmelidir. Açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Mahkeme kararında Türk Lirası veya yabancı para ile ödenmesi açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde icra emri düzenlenip borçluya usulüne uygun tebliğ edilmektedir. Borçlu icra emrini tebliğ aldıktan sonra itiraz etme hakkına sahip değildir. Borcun varlığı mahkeme kararıyla sabit olduğundan yalnızca usuli bir problem durumunda itiraz edilebilmektedir. Borçlu hukuken verilen süre içerisinde ödeme yapmadığı takdirde alacaklı haciz talebinde bulunabilmektedir.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: left;">IV. Yabancı Para Borcuyla İcra Takibinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</h2>
<ul>
<li>Alacak yabancı para olarak açıkça belirtilmelidir.</li>
<li>Alacağın Türk Lirası karşılığı net bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li>Kur hesabı yapılırken tarih belirli ve net olmalıdır.</li>
<li>Günlük döviz kurlarında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın resmi web sitesi baz alınmalıdır.</li>
<li>Talep edilen feriler ayrı ayrı gösterilmelidir .</li>
<li>Yapılacak faiz türü belirtilmelidir.</li>
<li>Faiz kural olarak yabancı para üzerine yapılır fakat taraflar sözleşme serbestisine dayanarak faiz oranını kendileri belirleyebilir. Kendileri belirlemediği takdirde yasal faiz hükümleri geçerlidir.</li>
<li>Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir.</li>
</ul>
<p>Bu hususlara kesinlikle dikkat edilmelidir. Bu alanda deneyimli bir avukatla çalışılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Faiz türünde yapılan bir hata, yanlış kur tarihine göre işlem yapma, takip talebinde eksik veya yanlış bilgilerin olması, borçlunun iyi niyetle olmayan itirazları sebebiyle sürecin uzamasına veya hak kayıplarına neden olabilmektedir.</p>
<h2>V. Yabancı Para Borcuyla İlgili Emsal İçtihat</h2>
<p>Yabancı para borcuyla icra takibi teknik bilgiler gerektirmektedir. Takip yapılırken doğru takip yolunu seçmek ve  hata yapmamak için özen göstermek gerekir. Aksi takdirde hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle yabancı paralarla ilgili icra takibi hakkında bilgi almak isterseniz alanında uzman avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.</p>
<h3><strong>A. Ödeme Emrinde Yabancı Paranı Türk Lirası Karşılığı Gösterilmelidir</strong></h3>
<blockquote>
<h3></h3>
<p><em><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2005/54 K. 2005/3689 T. 25.02.2005</strong></em></p>
<p><em>&#8221; </em><em>İİK.nun 58/3. maddesi gereğince alacaklı yabancı para alacağının TL. karşılığını (HED.) takip talepnamesinde ve buna bağlı olarak ödeme emrinde (İİK.nun 60/1.mad.) göstermek zorundadır. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında resen gözönünde tutulmalıdır. (HGK.nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E.-99/301 K. sayılı kararı) somut olayda gözlendiği gibi takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının ve faizinin TL. karşılığı gösterilmediğinden Mahkemece resen takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. (HGK.nun 6 Ekim 2004 tarih ve 2004/1-433 E. sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi irdelenemeyeceğinden mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 25.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<h3></h3>
<h3>B. Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</h3>
<blockquote><p>Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</p>
<p><strong>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2002/7107 K. 2002/7480 T. 26.11.2002</strong></p>
<p><em>&#8221; DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</em></p>
<p><em>1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemece, Dairemizin 25.4.2000 günlü bozma kararına uyulmakla yetkiye yönelik temyiz itirazının kesinleşmiş bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</em></p>
<p><em>2- BK.nun 83. maddesinin 3678 S. Kanun ile eklenen fıkra hükmüne göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Mahkemece, bu yön ve takip talebindeki istem gözetilerek, yabancı paranın fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının tahsiline olanak sağlayacak biçimde itirazın iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken, yabancı paranın aynen tahsiline olanak sağlayacak biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kredi sözleşmesinin döviz kredisiyle ilgili 19. maddesi hükmüne göre araştırma yapılmadan talep edilen senelik %25 oranında faize hükmedilmesi de isabetli değildir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Yukarda 1 s. bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 s. bentte açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 26.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<div class="entry-content">
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLAT EDİNME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 17:01:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[küçük evlat edinme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/ sitesinden de bilgi alabilirsiniz. I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında <a href="https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/">https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/</a> sitesinden de bilgi alabilirsiniz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:</p>
<ol>
<li>Evlat edinmek isteyenlerin evlat edinilmek istenene bir sene boyunca bakmış, onu eğitmiş olması,</li>
<li>Evlat edinmede evlat edinilen küçüğün yararının bulunması,</li>
<li>Evlat edinen/edinenlerin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesi,</li>
<li>Küçük ayırt etme gücünü haiz ise küçüğün rızası,</li>
<li>Küçük vesayet altında ise vesayet ve denetim makamlarının izin vermesi,</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rıza vermesi,</li>
<li>Evlat edinin ile evlat edinilen arasında en az 18 yaş farkı olması (Aşağıdaki yargı kararında görüleceği üzere bu farkın daha az olduğu bazı hallerde de evlat edinilmesi kabul edilmiştir),</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rızası. Bu izin velayete bağlı değildir. Yani velayet hakkı olmasa dahi anne ve babanın izin vermesi aranmaktadır. Ancak küçüğün anne ve babasının; kim olduğu, uzun süredir nerede oturdukları bilinmiyorsa ya da bu kişilerin ayırt etme güçleri yoksa yahut küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa izin şartı aranmaz.</li>
</ol>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLAT EDİNİLENİN ERGİN/KISITLI OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Ergin/kısıtlı birinin evlat edinilmesi aşağıdaki şartların sağlanmasıyla mümkündür:</p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">a.Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç biri evlat edinmek isteyen tarafından sürekli 5 yıldan beri bakılıp gözetilmiş,<br />
b.Evlat edinmek isteyen, evlat edinilmek istenen küçükken ona 5 sene bakmış, eğitmiş,<br />
c.Diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen 5 yıldan beri aile halinde birlikte yaşamaktaysalar,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinmek isteyenin alt soyu varsa onların da açık muvafakati,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen evli ise eşinin açık rızası,</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNENLERDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EŞLERİN EVLAT EDİNMESİ</h3>
<h4 style="font-weight: 400;">1-EŞLERİN BİRLİKTE EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h4>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerin evlat edinmesinde kural birlikte evlat edinmedir. En geç evlat edinme başvurusu yapıldığında beş yıldan beri evli olunması veya eşlerin 30 yaşından büyük olması gerekmektedir. Eşler beş yıldır evli değil ise ikisinin de 30 yaşından büyük olması şarttır.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">2-EŞLERDEN BİRİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMESİ</h4>
<p style="font-weight: 400;">Yukarıda açıklandığı üzere evli kişiler için kural birlikte evlat edinmedir. Ancak eşler bazı hallerde tek başlarına evlat edinmeleri mümkündür. Diğer eş ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunsa veya en az iki yıldır nerede olduğu bilinmiyorsa ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süredir ayrı yaşıyorlarsa evlat edinmek isteyen kişi 30 yaşını doldurmuş olmak şartıyla tek başına evlat edinebilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLİ OLMAYAN KİŞİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h3>
<p style="font-weight: 400;">Evli olmayan bir kimsenin evlat edinebilmesi için ayırt eme gücüne sahip olması ve 30 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca kişi vesayet altında ise vesayet ve denetim makamından yani sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinden izin alınmış olması da şarttır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">C-EŞLERDEN BİRİNİN DİĞER EŞİN ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMESİ</h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden biri diğer eşin çocuğunu evlat edinmek isterse farklı şartlar aranmaktadır. Bu durumda eşlerin sadece iki yıl evli olması ve evlat edinecek kişinin 30 yaşından büyük olması yeterlidir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNMENİN SONUÇLARI</h2>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">Ana ve babaya ait yükümlülükler evlat edinen/edinenlere geçer.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlatlığın ana ve babası ile soy bağı varlığını korur ve mirasçılık devam eder.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinen ve evlat edinilen veya bunlardan birinin diğerinin eşi ya da altsoyu arasında kesin evlenme engeli olur.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen, evlat edinene mirasçı olur. Ancak evlat edinen, evlat edinilene mirasçı olmaz.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen, isterse küçüğe yeni bir ad verebilir. Evlat edinilen ergin ise evlat edinenin soyadını isterse alabilir.</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">III-GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinenin veya birlikte evlat ediniliyorsa evlat edinen eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir. Görevli mahkeme ise aile mahkemeleridir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">IV-İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilen ile evlat edinen arasında mutlaka en az 18 yaş farkının olması şartına dair <strong>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 25/7/2023 Tarihli, B. No: 2020/10490 Yıldız Ceylan Var kararı:</strong></p>
<p class="yoast-text-mark"><span style="font-weight: 400;">“<em>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesi gereğince evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması gerektiğini ancak başvurucu ile B.V. arasındaki yaş farkının on altı olduğunu, bu durumda evlatlık ilişkisi kurulamayacağını belirterek başvurucu ile B.V. arasındaki evlatlık ilişkisi k</em></span>aldırılmasını 10/9/2015 tarihli davaname ile talep etmiştir..</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Somut olayda başvurucunun dört yaşından itibaren B.V.yi babası olarak bildiği, B.V.nin başvurucunun bakım ve gözetimini baba sıfatıyla uzun yıllar boyunca sürdürdüğü, hatta başvurucunun sonradan soyadı değişikliği yaparak B.V.nin soyadını edindiği hususları dikkate alındığında başvurucu ile B.V. arasında doğal ve gerçek düzeyde çocuk-ebeveyn ilişkisinin fiilen oluştuğu açıktır. Öte yandan B.V. geçirdiği trafik kazası nedeniyle biyolojik olarak baba olamayacağını da süreçte ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, devam eden ve süregelen hukuki süreç içerisinde B.V. ile evlatlık ilişkisi kurulmasının yararına olacağını birçok kez ileri sürmüş, kamusal makamlarca da evlat edinmenin başvurucunun yararına olacağı ve aile ilişkilerinin korunmasına katkı sağlayacağı tespit edilmiştir.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Mevcut kuralın kesin ve genel olması, hiçbir istisnaya yer vermemesi somut olayda olduğu gibi çocuğun üstün yararının korunması ilkesine ve aile hayatı ilişkilerine zarar vermektedir.”</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>YHGK, T: 15.11.2006; E: 2006/2-704, K: 2006/724:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">“…<em>Mahkemenin “TMK.nun 306. maddesine göre eşler ancak birlikte evlat edinebilirler. Davacı evli olup eşi davacı olmamış, TMK 308. maddesine göre de davacının eşi İ. S. da davacı olarak davaya katılsa bile evlat edinilmek istenen E. ile davacının eşi arasında 18 yıldan az zaman bulunduğundan davacının eşi ile birlikte davalıyı evlat edinmesi de mümkün olmadığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece “&#8230;Davacı İ. S. ile evlat edinilmek istenen ve dava tarihinde reşit olan E. arasında 18 yaştan az fark olduğundan TMK.nun 308/1.maddesi hükmündeki şart gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. … onanması gerekir. …</em>”</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> https://wa.me/905337608453</em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 14:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[4/a 4/b 4/c Sigortalılık]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Başvuru Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Formüleri]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Sağlık Yardımları]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6 NASIL ALINIR]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Çifte Sigortalılığın Önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK Yurt Dışı Sağlık İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Sosyal Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı Saplık Sigortası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3633</guid>

					<description><![CDATA[<p>A/T 6 belgesi, 6 aydan uzun süreyle Almanya'ya çalışmaya giden Türkiye'deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>I-) A/T 6’nın Hukuki Niteliği ve Uygulama Çerçevesi</strong></h2>
<p>A/T 6 belgesi, A/T 11 belgesinden farklı olarak, 6 aydan uzun süreli geçici görevlendirmelerle Almanya&#8217;ya çalışmaya giden Türkiye&#8217;deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür. Aynı şekilde Almanya&#8217;da sigortalı işçi de Türkiye&#8217;de sağlık sigortasından faydalanabilmektedir. <a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 Formüleri hakkındaki yazımız</a>ı okuyarak iki düzenleme arasındaki farkları görebilirsiniz.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında 30.04.1964 tarihinde imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, sigortalıların geçici olarak diğer akit devlette bulundukları süre boyunca sosyal güvenlik haklarının korunmasını amaçlayan koordinasyon hükümleri içermektedir. Bu sözleşme kapsamında öngörülen formülerler, kişilerin yurt dışındaki faaliyetlerinin süresi ve niteliğine göre farklı hukuki sonuçlar doğurmakta; sigortalılık statüsünün hangi ülkede devam edeceği ve sağlık yardımlarının hangi koşullarda sağlanacağı hususlarını düzenlemektedir.</p>
<p>Bu çerçevede A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sigortalılık ilişkisi devam etmekle birlikte Almanya’ya altı aydan uzun süreli ancak geçici görevle gönderilen sigortalılar bakımından uygulanan özel bir sosyal güvenlik belgesidir. A/T 6’nın temel işlevi, sigortalının Almanya’daki geçici bulunumu sırasında Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olmaksızın, Türkiye’deki sigortalılık statüsünün korunmasını ve sağlık yardımlarına ikili sözleşme hükümleri çerçevesinde erişimini sağlamaktır.</p>
<p>A/T 6, yalnızca Almanya bakımından uygulanan bir belge olmayıp; Türkiye’nin ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzaladığı diğer ülkeler bakımından benzer işlev gören ancak ülkeye özgü isim, kapsam ve koşullara sahip muadil belgeler bulunmaktadır. Bu nedenle A/T 6’nın diğer ülkelerde birebir aynı sonuçları doğurduğu yönündeki değerlendirmeler hukuken isabetli değildir. Her ülke bakımından uygulanacak belge türü ve kapsam, ilgili sözleşme hükümleri ve SGK’nın idari düzenlemeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3><strong>A-) A/T 6 Formülerinin Kapsamı</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, uygulamada sıklıkla yalnızca acil sağlık hizmetleriyle sınırlı bir belge olarak algılansa da, bu yaklaşım hukuki gerçekliği yansıtmamaktadır. A/T 6 kapsamında sağlanan sağlık yardımları, yalnızca ani ve hayati tehlike içeren durumlarla sınırlı olmayıp; sigortalının Almanya’daki geçici kalış süresi boyunca ortaya çıkan ve ertelenmesi sağlık açısından sakıncalı olan tıbben gerekli sağlık hizmetlerini de kapsamaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede ayakta ve yatarak tedaviler, hekim muayeneleri, gerekli tıbbi tetkikler, tedavinin doğal uzantısı olan ilaç giderleri ve tıbbi gereklilik hâlinde hastane yatışları sözleşme hükümleri doğrultusunda karşılanabilmektedir. Buna karşılık, önceden planlanmış, isteğe bağlı veya Almanya’da özel olarak tercih edilen tedaviler A/T 6 kapsamına dâhil değildir. Belgenin sağladığı koruma, geçici kalış süresi ve tıbbi gereklilik ölçütü ile sınırlı tutulmuştur.</p>
<h3><strong>B-) Kimler A/T 6 Formülerinden Yararlanabilir?</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemine tabi sigortalıların Almanya’ya geçici görev kapsamında gönderilmeleri hâlinde uygulanmaktadır. Bu kapsamda temel yararlanıcı grubu, Türkiye’de bir işverene bağlı olarak 4/a kapsamında sigortalı çalışmakta iken işvereni tarafından Almanya’ya altı aydan uzun süreli geçici görevle gönderilen çalışanlar oluşturmaktadır. Bu kişiler bakımından sigortalılık ilişkisi Türkiye’de devam etmekte; prim ödeme yükümlülüğü SGK’ya karşı sürdürülmektedir.</p>
<p>A/T 6, ayrıca 4/c kapsamında sigortalı kamu görevlileri için de uygulanabilmektedir. Kamu kurumları tarafından Almanya’ya geçici görevle gönderilen personel, görevlendirmenin geçici nitelik taşıması ve kamu görevlisi statüsünün korunması kaydıyla bu kapsamda değerlendirilir.</p>
<p>Bunun yanında, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları da, bu statülerinin Türkiye’de devam etmesi şartıyla, A/T 6 kapsamında sağlık yardımlarından yararlanabilmektedir. Ancak bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün sona ermiş olması hâlinde aile bireyleri açısından A/T 6 uygulanması mümkün değildir.</p>
<p>Almanya’da doğrudan Alman işverene bağlı olarak çalışmaya başlayanlar, kalıcı istihdam veya yerleşme amacıyla Almanya’ya gidenler ile 4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan Bağ-Kur’lular bakımından ise A/T 6 uygulaması söz konusu değildir. Bu kişiler açısından sağlık güvencesi, Alman mevzuatı çerçevesinde yapılacak yerel sigorta düzenlemeleriyle sağlanmaktadır.</p>
<h3><strong>C-) Süre Sınırları</strong></h3>
<p>Bu belge süresiz bir belge olmayıp, geçici görevlendirmenin süresine bağlı olarak düzenlenmektedir. İlk düzenleme aşamasında A/T 6, kural olarak en fazla 24 ay süreyle verilmektedir. Ancak bu süre otomatik olmayıp, fiilî görevlendirme süresi esas alınarak belirlenmektedir.</p>
<p>Geçici görevlendirmenin devam etmesi hâlinde belgenin süresi uzatılabilmektedir. Uzatma taleplerinin, mevcut sürenin sona ermesinden önce SGK’ya yapılması gerekmektedir. Uygulamada uzatmalar dâhil olmak üzere A/T 6’nın toplamda en fazla 5 yıla kadar uygulanabilmesi mümkündür. Bu sürenin aşılması hâlinde, görevlendirmenin geçici niteliğini yitirdiği kabul edilmekte ve sigortalının Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olması gündeme gelmektedir.</p>
<h2><strong>II-) Başvuru Süreci</strong></h2>
<p>A/T 6 Formülerine ilişkin başvuru süreci, görevlendirmenin fiilen başlamasından önce Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde yürütülmesi gereken idari işlemlerle başlamakta; Almanya’da belgenin yetkili kuruma ibraz edilmesiyle tamamlanmaktadır. Sürecin doğru ve zamanında yürütülmemesi, sağlık yardımlarından yararlanılamaması ve geriye dönük borçlandırma risklerini beraberinde getirebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Türkiye aşamasında başvuru, sigortalının kendisi tarafından değil; kural olarak işveren veya ilgili kamu kurumu tarafından yapılmaktadır. Başvuru, sigortalının bağlı bulunduğu SGK Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yöneltilir. Başvuru sırasında, görevlendirmenin geçici nitelikte olduğunu açıkça ortaya koyan belgelerin sunulması zorunludur. Bu kapsamda uygulamada <a href="https://www.sgk.gov.tr/Content/Post/ae180cac-8b02-465d-b637-99f2ca238213/Yurt-Disi-Saglik-Islemleri-2024-11-08-02-49-54">talep edilen başlıca belgeler</a> şunlardır:
<ul>
<li>İşveren veya kurum tarafından düzenlenmiş görevlendirme yazısı,</li>
<li>Görevlendirmenin süresini ve Almanya’daki faaliyet konusunu gösterir belgeler,</li>
<li>Sigortalının SGK hizmet dökümü,</li>
<li>Kimlik bilgileri ve varsa bakmakla yükümlü olunan eş ve çocuklara ilişkin nüfus kayıt örnekleri.</li>
</ul>
</li>
<li>SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda, şartların sağlandığının tespiti hâlinde A/T 6 Formüleri düzenlenir. Uygulamada SGK, A/T 6 belgesini birden fazla nüsha hâlinde düzenlemekte; bunlardan biri sigortalıya verilmekte, biri SGK arşivinde muhafaza edilmekte, bir nüsha ise gerektiğinde Alman makamlarına ibraz edilmek üzere kullanılmaktadır. Sigortalıya teslim edilen belge, Almanya’daki işlemler bakımından asli ve zorunlu belgedir.</li>
<li>Sigortalı, Almanya’ya giriş yaptıktan sonra belgesini gecikmeksizin yetkili bir Alman kamu sağlık sigortası kurumuna (Krankenkasse) ibraz etmekle yükümlüdür. Mevzuatta kesin bir gün sayısı öngörülmemekle birlikte, uygulamada belgenin Almanya’ya girişten sonra en kısa sürede, tercihen ilk birkaç hafta içinde ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Belgenin geç ibraz edilmesi hâlinde, ilgili Krankenkasse sigortalıyı geçici olarak sigortasız kabul edebilmekte veya sunulan sağlık hizmetleri için sonradan ücret talep edebilmektedir.</li>
<li>A/T 6’nın Krankenkasse’ye ibraz edilmesiyle birlikte sigortalı, geçici kalış süresi boyunca sözleşme kapsamında öngörülen sağlık yardımlarından yararlanabilir hâle gelir. Sağlık hizmeti alınırken, sigortalının A/T 6 kapsamında kayıtlı olduğunun ilgili sağlık kuruluşu tarafından görülmesi gerekmektedir. Bu nedenle kayıt işleminin tamamlanması, fiilî sağlık hizmeti ihtiyacından önce yapılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Belgenin süresinin dolmasına yakın, görevlendirmenin devam etmesi hâlinde uzatma başvurusu yine Türkiye’de SGK’ya yapılmalıdır. Uzatma işlemleri tamamlanmadan Almanya’da kalışın sürdürülmesi, belgenin geçerliliğini ortadan kaldırabileceği gibi, Alman sosyal güvenlik mevzuatına tabiiyet sonucunu da doğurabilecektir.</p>
<h2><strong>III-) Uygulamada Karşılaşılan Riskler ve Olası Hak Kayıpları</strong></h2>
<p>A/T 6 uygulamasında en sık karşılaşılan sorunların başında, belgenin sağladığı korumanın tam kapsamlı Alman kamu sağlık sigortasıyla karıştırılması gelmektedir. Kapsam dışı hizmetler nedeniyle yüksek sağlık giderleriyle karşılaşılması uygulamada yaygındır.</p>
<p>Bunun yanında, belge süresinin aşılması, uzatma işlemlerinin zamanında yapılmaması, Almanya’daki fiilî faaliyetin görevlendirme kapsamı dışına çıkması veya belgenin Alman kurumlarına zamanında ibraz edilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Ayrıca Türkiye’deki sigortalılık statüsünde meydana gelen değişikliklerin bildirilmemesi, geriye dönük prim ve sağlık gideri taleplerine neden olabilmektedir.</p>
<p>Bu nedenle A/T 6 Formülerinin, yalnızca alınması değil; süresi, kapsamı ve fiilî durumla uyumu bakımından da dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YANGIN SİGORTASINDA TAZMİNAT</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasinda-tazminat/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasinda-tazminat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansu ERÇİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 17:58:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansu ERÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[riziko]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sigortacılık kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<category><![CDATA[yangın sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[yangın sigortası genel şartları]]></category>
		<category><![CDATA[yangın sigortasında tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yangın riski, işletmelerin finansal sürekliliğini doğrudan etkilediğinden, yangın sigortasında tazminat sistemi doğru anlaşılmalıdır. Yangın sigortasında tazminat, sigorta sözleşmesinin temel amacını oluşturan edimin karşılığıdır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin hangi şartlar altında, ne ölçüde ve ne zaman ödeme yapmakla yükümlü olduğu, hem poliçe hükümleri hem de Türk Ticaret Kanunu , Sigortacılık Kanunu ve Yangın Sigortası Genel [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasinda-tazminat/">YANGIN SİGORTASINDA TAZMİNAT</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yangın riski, işletmelerin finansal sürekliliğini doğrudan etkilediğinden, yangın sigortasında tazminat sistemi doğru anlaşılmalıdır. Yangın sigortasında tazminat, sigorta sözleşmesinin temel amacını oluşturan edimin karşılığıdır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinin hangi şartlar altında, ne ölçüde ve ne zaman ödeme yapmakla yükümlü olduğu, hem poliçe hükümleri hem de<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"> Türk Ticaret Kanunu</a> , <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5684&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Sigortacılık Kanunu </a>ve <a href="https://www.tsb.org.tr/content/Legislations/Yang%C4%B1n_Sigortas%C4%B1_Genel_Sartlar%C4%B1.pdf">Yangın Sigortası Genel Şartları</a> çerçevesinde belirlenmektedir. Uygulamada en sık yaşanan uyuşmazlıklar da tazminatın kapsamı, hesaplanması ve ödenme süreci üzerinde yoğunlaşmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>I-) Tazminat Hakkının Doğması İçin Gerekli Şartlar</strong></p>
<p>Yangın sigortasında tazminat talep edilebilmesi için öncelikle rizikonun, sigorta sözleşmesinin yürürlükte olduğu süre içinde gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun yanında meydana gelen yangının, poliçede teminat altına alınmış bir nedene dayanması zorunludur. Yangın ile meydana gelen zarar arasında uygun bir illiyet bağının bulunması da tazminat sorumluluğunun doğması açısından temel şartlardan biridir.</p>
<p>Sigortalının kastı veya ağır ihmali sonucu çıkan yangınlar kural olarak teminat dışında bırakılmaktadır. Ek olarak da teminat dışında kalan halleri <a href="https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasi/">“Yangın sigortası nedir?”</a> makalemizden öğrenebilirsiniz. Bu noktada yangının çıkış sebebine ilişkin değerlendirme, genellikle bilirkişi incelemesi ve eksper raporlarıyla yapılmaktadır. Sigorta şirketi, yangının teminat dışı bir sebepten kaynaklandığını ileri sürüyorsa, bu iddiasını ispat yükü altındadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>II-) Sigortalının Hasar Sonrası Yükümlülükleri</strong></p>
<p>Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigortalının yerine getirmesi gereken birtakım yükümlülükler bulunmaktadır. Bunların başında hasarın, öğrenildiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde sigorta şirketine bildirilmesi gelir. Bildirimde yangının tarihi, yeri ve tahmini zarar miktarının belirtilmesi gerekir.</p>
<p>Sigortalı, zararın artmasını önlemek amacıyla gerekli koruma ve kurtarma önlemlerini almakla yükümlüdür. Ayrıca sigorta şirketinin veya yetkilendirdiği kişilerin hasar yerinde inceleme yapmasına izin verilmesi, talep edilen bilgi ve belgelerin eksiksiz sunulması gerekmektedir. Haklı bir neden olmaksızın hasarlı yerde değişiklik yapılması, tazminat hakkını olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>III-) Tazminatın Belirlenmesi ve Hesaplanması</strong></p>
<p>Yangın tazminatının belirlenmesinde esas alınan temel ölçüt, zarara uğrayan malın yangın öncesindeki gerçek değeridir. Amaç, sigortalının zarar nedeniyle malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermektir; sigortalının zenginleşmesi söz konusu değildir. Bu nedenle tazminat, poliçede belirtilen sigorta bedeli ile fiili zarar miktarından hangisi düşükse onunla sınırlı olarak ödenir.</p>
<p>Hasar miktarı konusunda taraflar anlaşamazsa, zarar tespiti hakem veya bilirkişiler aracılığıyla yapılır. Bu raporlar, tazminatın belirlenmesinde önemli delil niteliği taşır. Hakem veya bilirkişi raporunun, genel şartlarda öngörülen süreler içinde düzenlenmemesi halinde taraflar zararlarını her türlü delille ispat edebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>IV-) Birden Fazla Sigorta ve Tazminatın Paylaştırılması</strong></p>
<blockquote><p>Yangın Sigortası Genel Şartları B-6 maddesinde <em>‘Tazminatın Ödenmesi’</em> için sigortacının sorumluluğu açıklaması bulunmaktadır.<em>&#8220;6.2- Sigortalı şeyler üzerinde birden çok sigorta varsa tazminat miktarının yasa ve bu poliçe hükümlerine göre saptanmasından sonra sigortacı payına düşen kısmı öder.&#8221; </em></p></blockquote>
<p>Sigorta sözleşmeleri arasında özel nitelik ve yükümlülük koşulları karşılıklı olarak dikkate alınır. Sigortalı mal üzerinde birden fazla yangın sigortası bulunması halinde ilgili kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere, sigorta şirketleri tazminatı kendi paylarına düşen oranlarda öder. Bu durumda sigortalı, zararının tamamını yalnızca bir sigortacıdan talep edemez; ödeme, poliçeler arasındaki oranlama dikkate alınarak gerçekleştirilir. Yangın sigortası ile nakliyat sigortasının aynı anda teminat sağlaması durumunda ise, yangın sigortacısının sorumluluğu kural olarak nakliyat sigortacısından sonra başlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>V-) Zamanaşımı Süresi</strong></p>
<p>Yangın sigortasından doğan tazminat talepleri, rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre içinde talepte bulunulmaması veya dava açılmaması halinde, sigortalının tazminat hakkı sona erer. Zamanaşımı süresi, uygulamada sıkça gözden kaçırılan ve hak kaybına yol açan önemli bir husustur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VI-) Tazminatın Geç Ödenmesi ve Hukuki Sonuçları</strong></p>
<p>Sigorta şirketinin, gerekli belgelerin sunulmasına ve hasarın tespit edilmesine rağmen tazminatı makul sürede ödememesi halinde temerrüt söz konusu olur. Bu durumda sigortalı, yalnızca tazminat bedelini değil, aynı zamanda gecikme faizini ve koşulları varsa munzam zararı da talep edebilir. Yargı kararlarında, sigorta şirketinin haksız gecikmesinin sigortalı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği vurgulanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VII-) Tazminat Uyuşmazlıklarında Başvuru Yolları</strong></p>
<p>Sigorta şirketi ile tazminat konusunda uzlaşma sağlanamaması halinde sigortalı,  dava açabileceği gibi <a href="https://www.sigortatahkim.org/">Sigorta Tahkim Komisyonu’</a>na da başvurabilir. Tahkim yolu, daha kısa sürede sonuç alınması bakımından uygulamada sıkça tercih edilmektedir. Tahkim kararları, belirli parasal sınırlar dahilinde kesin nitelik taşımakta ve ilamlı icra yoluyla yerine getirilebilmektedir.</p>
<blockquote><p>Yangın sigortasında tazminat, yalnızca bir ödeme meselesi değil; sözleşmeye bağlılık, ispat yükü, kusur değerlendirmesi ve zarar hesabı gibi birçok hukuki unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Sigortalının yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmesi, sigorta şirketinin ise teminat kapsamındaki zararı gecikmeksizin karşılaması, sistemin sağlıklı işlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Uygulamada yaşanan uyuşmazlıklar dikkate alındığında, tazminat rejiminin doğru anlaşılması, hem sigortalılar hem de sigortacılar açısından hak kayıplarının önlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Bu sebeple alanında uzman avukatlarımızdan süreçle ilgili yardım alabilirsiniz.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasinda-tazminat/">YANGIN SİGORTASINDA TAZMİNAT</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yangin-sigortasinda-tazminat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esin Arı Bircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 15:19:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imza]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imzanın kötüye kullanılmasında ispat]]></category>
		<category><![CDATA[açığa imzanın kötüye kullanılmasının ispatı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Esin Arı Bircan]]></category>
		<category><![CDATA[belge]]></category>
		<category><![CDATA[beyaza imza]]></category>
		<category><![CDATA[imzanın kötüye kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kamu güvenine karşı suçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kötüye kullanma]]></category>
		<category><![CDATA[resmi belgede sahtecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, gelişen ekonomik ve ticari ilişkilerin doğasından kaynaklanan hukuki risklerin somut bir görünümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari işlemlerde hız ve pratiklik gereksinimi, taraflar arasında belirli ölçüde güvene dayalı esnek uygulamaları zorunlu kılarken; bu durum, aynı zamanda hukuki güvenliğin zedelenmesi ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede söz konusu suç tipi, bireylerin irade [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/">AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 16px;">Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu, gelişen ekonomik ve ticari ilişkilerin doğasından kaynaklanan hukuki risklerin somut bir görünümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari işlemlerde hız ve pratiklik gereksinimi, taraflar arasında belirli ölçüde güvene dayalı esnek uygulamaları zorunlu kılarken; bu durum, aynı zamanda hukuki güvenliğin zedelenmesi ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede söz konusu suç tipi, bireylerin irade serbestisi ve malvarlığı güvenliği ile ekonomik ilişkilerde istikrar arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Her ne kadar ispat yükünün çoğu durumda imza sahibinin üzerinde bulunması, zaman zaman hakkaniyete aykırı sonuçlar doğursa da, hukuk düzeni genel olarak kişilerin kendi imzalarından doğan hukuki sonuçları öngörmeleri ve bu konuda özenli davranmaları gerektiği ilkesini esas almaktadır. Bu yazımızda açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu detaylarıyla inceleyeceğiz.</span></p>
<h2>I-)AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU NEDİR?</h2>
<p><span style="font-size: 16px;">Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"> Türk Ceza Kanunun</a> “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmın, “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlıklı dördüncü bölümünün 209. Maddesinde:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><em>“(1)Belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, şikayet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  </em></span></p>
<p><span style="font-size: 16px;"><em>(2)İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.” </em>şeklinde düzenlenmiştir.</span></p></blockquote>
<h2>II-) SUÇUN UNSURLARI NELERDİR ?</h2>
<h3>A-) SUÇUN MADDİ UNSURLARI</h3>
<h4>1.FAİL</h4>
<p>Bu suçta fail bakımından bir sınırlama getirilmemiştir. Fail, sivil bir kişi olabileceği gibi bir kamu görevlisi de olabilir. Ancak 2. Fıkradaki suçu işleyen kişinin belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla, bir kamu görevlisi tarafından imzalı ve kısmen ya da tamamen boş bir resmi belgeyi hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da doldurulduğu taktirde TCK’nın 204. maddesine (resmi belgede sahtecilik) göre sorumlu tutulacaktır.</p>
<h4>2. MAĞDUR</h4>
<p>Birinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru; açığa imzalı kağıtta imzası bulunan kişidir.</p>
<p>İkinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru ise kamu güvenine karşı işlendiğinden toplumu oluşturan herkestir.</p>
<h4>3. EYLEM</h4>
<h5>3.a. Belirli Bir Tarzda Doldurulup Kullanılmak Üzere Kendisine Teslim Olunan Açığa İmzalı Kağıdı Verilme Nedeninden Farklı Şekilde Doldurma (m.209/1)</h5>
<p>Bu suçu oluşturan bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için:</p>
<ul>
<li>İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıt bulunmalıdır. Bilinmelidir ki paraf da açığa imza gibi sonuç doğurur.</li>
<li>İmza sahibinin açığa imzalı kağıdı <strong><u>kendi isteğiyle</u></strong> ve belirli tarzda doldurulmak üzere faile vermesi gerekir.</li>
<li>Söz konusu imzalı kağıt, fail tarafından tevdi veya teslim nedeninden farklı bir şekilde doldurulmalıdır. Doldurma ile eylem tamamlanmış olur. Ayrıca kullanılması veya imza sahibinin zarar görmesi aranmaz.</li>
<li>Açığa imzalı kağıt, resmi veya özel belge niteliğini haiz olmamalıdır. Suç, gerçek bir belgenin tahrif veya tağyiri şeklinde işlenirse artık belgede sahtecilik suçundan söz edilebilecektir. (Bkz. TCK m.204 ve m.207 )</li>
<li>Açığa imzalı kağıtta yer alan imza gerçek olmalıdır. (Aksi halde bkz. TCK m.204 ve m.207)</li>
</ul>
<h5>3.b. Açığa İmzalı Kâğıdı Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirip veya Elde Bulundurup Hukuki Sonuç Doğuracak Şekilde Doldurmak (m.209/2)</h5>
<ul>
<li>Fail <strong><u>tarafından açığa imzalı kağıt hukuka aykırı şekilde ele geçirilmiş veya elde bulunduruluyor</u></strong> olmalıdır. Açığa imzalı kağıt, imza sahibince faile teslim veya tevdi edilmiş olmamalıdır.</li>
<li>Söz konusu imzalı kağıdın fail tarafından hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurulması ile suç tamamlanır.</li>
</ul>
<h4>4. SUÇUN KONUSU</h4>
<p>İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıttır.</p>
<h3>B-) SUÇUN MANEVİ UNSURLARI</h3>
<p>Bu suç kasten işlenebilir bir suçtur. Başka bir saik aranmaz. Taksirle açığa imzanın kötüye kullanılması mümkün değildir. Zira suçun oluşabilmesi için failin iradesinin doğrudan hukuka aykırı bir şekilde belgenin içeriğini belirlemeye veya belgeyi amacı dışında kullanmaya yönelmiş olması gerekir.</p>
<h2>III-) ŞİKAYET SÜRESİ VE ZAMANAŞIMI</h2>
<p>TCK m.209/1 fıkrasında düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabidir. Şikayet süresi fiil ve faili öğrenme tarihinden itibaren 6 aydır. TCK m.209/2 fıkrasında düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması ise şikayete tabi değildir re’sen takibat yapılır.</p>
<p>Dava zamanaşımı süresi 8 yıl, ceza zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.</p>
<h2>IV-) AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇUNDA UZLAŞTIRMA</h2>
<p>TCK m.209/1’ de düzenlenen eylemler uzlaştırmaya tabi iken; TCK m.209/2’de düzenlenen suç uzlaştırma kapsamında değildir.</p>
<h2>V-) GÖREVLİ MAHKEME</h2>
<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Eylemler başka suçları da oluşturuyorsa görevli mahkeme değişebilecektir.</p>
<h2>VI-) HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ VEYA DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HALLER</h2>
<p>Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu bakımından özel bir hukuka uygunluk nedeni düzenlenmemiştir. Tüm belgede sahtecilik suçları bakımından geçerli olan  TCK m.211 uyarınca:</p>
<p><em>“Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.” </em>Şeklinde cezada indirim düzenlemesi öngörülmüştür.</p>
<p>Fail, hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı ispat veya gerçek olan durumu belgelemek amacında olmalıdır. Daha az cezayı gerektiren bu nitelikli halden yararlanabilmesi için failin bu amaçla, inanarak hareketi yeterlidir. Gerçek bir alacağın olup olmadığı veya belgelenen durumun var olup olmadığı önemli değildir.</p>
<h2>VII-) İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<blockquote>
<h5>YİBBGK E.1988/1-K.1989/2, T.23.04.1989</h5>
<p><span class="highlighted">&#8220;İmza</span>lı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak hukukça hükmü haiz bir muamele yazıldığı veya yazdırıldığı iddiasıyla Türk Ceza Kanununun 509. maddesine dayanılarak şikayet üzerine açılan ceza davasında sanığa yüklenen bu eylemin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun cevaz verdiği ayrık durumlar dışında tanıkla ispat edilemeyeceğine ilk iki toplantıda üçte iki çoğunluk sağlanamadığından 24.3.1989 günlü üçüncü toplantıda salt çoğunlukla karar verildi.&#8221;</p>
<h5><strong>Samsun BAM,4.CD, E.2019/2253, K.2020/708,T.11.03.2020</strong></h5>
<p>&#8220;Sanık K1&#8217;in belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim edilen <span class="highlighted">imza</span>lı ve miktar hanesi itibariyle boş senedi istinaf dışı sanık K2&#8242; e vermesi, K2&#8217;in <span class="highlighted">imza</span> sahibi tarafından kendisine tevdi olunmayan <span class="highlighted">imza</span>lı senedi bu şekilde bertakrip ele geçirdikten sonra, sahibinin rızası dışında unsurları tamamlanacak biçimde, borcun 2.000 TL olmasına ve ödenmesine karşın, 90.000 TL bedel ile doldurup icra takibine koyması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda; TCK&#8217;nun 209/2 madde ve fıkrada düzenlenen <span class="highlighted">açığa imza</span>nın kötüye kullanılması suretiyle sahtecilik suçu ile 158/1-d maddesinde düzenlenen bir kamu kurumu olan icra dairesinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarına uyup uymadığı yönündeki değerlendirmenin üst görevli ağır ceza mahkemesine ait olduğu&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<h2>VIII-) AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇUNDA İSPAT</h2>
<p>Uyuşmazlıklarda çoğunlukla suçun ispatı noktasında “boş kâğıdın ne için verildiği” ve “sonradan nasıl doldurulduğu” na dair tartışmalar doğmaktadır. Çoğu zaman açığa imza atma; gayri resmi bir ortamda, tanıksız ve belgesi olmayan şekilde gerçekleşir. Dolayısıyla sonrasında atılan bu imzanın ne amaçla atıldığını ispat etmek imkansız hale gelebilmektedir. Yine bu belgelerdeki imza ve yazı incelemelerinde yazının mı yoksa imzanın mı önce yazıldığı noktasında bilirkişi incelemeleri her zaman kesin olarak tespit edilememektedir. Tanık delili ise bu suçun ispatı bakımından tek başına yeterli olmamaktadır. Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu bu bakımından ceza muhakemesi hukukunun istisnalarından birisini teşkil etmektedir.</p>
<p>Bu sebeple açığa atılan imzanın sonuçlarından korunmak için birtakım önlemler alabilirsiniz. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bir hukuk profesyonelinden yardım alabilirsiniz.</p>
<p><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></p>
<p><em><a href="https://dikelaw.com.tr/"><strong>Dike Hukuk</strong></a> ile iletişime geçmek için:<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/">AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU (TCK m.209)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/aciga-imzanin-kotuye-kullanilmasi-sucu-tck-m-209/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 16:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare & Vergi Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Askeralma Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Askeralma Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlikte Muafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Askerlikte Sağlık Raporu Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Çürük Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Raporuna İtiraz]]></category>
		<category><![CDATA[Yoklama Dönemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Askerlik sürecine ilişkin kavramlar ve yoklama döneminde yapılan sağlık muayenesi, uygulamada pek çok kişi açısından tereddüt yaratabilmektedir. Bu yazı, askerlik çağının temel dönemlerini kısaca açıklamak ve  sağlık muayenesinde dikkat edilmesi gereken hususları anlaşılır şekilde ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. I-) Askerlik Çağı  Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesine göre vatan hizmeti, tüm vatandaşların görevidir. Bu yükümlülük, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/">ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Askerlik sürecine ilişkin kavramlar ve yoklama döneminde yapılan sağlık muayenesi, uygulamada pek çok kişi açısından tereddüt yaratabilmektedir. Bu yazı, askerlik çağının temel dönemlerini kısaca açıklamak ve  sağlık muayenesinde dikkat edilmesi gereken hususları anlaşılır şekilde ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır.</p>
<h2><strong>I-) Askerlik Çağı</strong></h2>
<p><strong> </strong>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesine göre vatan hizmeti, tüm vatandaşların görevidir. Bu yükümlülük, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.7179.pdf">7179 sayılı Asker Alma Kanunu</a>’nda belirtilen esaslarda düzenlenmiştir.</p>
<p>Her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci gününden başlayarak 41 yaşına girdiği yılın Ocak ayının birinci gününe kadar geçen süre askerlik çağı olarak tanımlanır. Askerlik çağı, kendi içerisinde  üç döneme ayrılmaktadır.</p>
<h3>A-Yoklama Dönemi</h3>
<p>Yoklama dönemi, askerlik çağının başlangıcından muvazzaflık hizmetinin başlangıç tarihine kadar geçen süreci kapsamaktadır.  Yoklama işlemi; askerlik yükümlülüğü bulunan kişinin kim olduğu, nerede ikamet ettiği, eğitim ve meslek durumu ile genel sağlık durumuna ilişkin kişiye ait bilgilerin tespit edilmesidir.</p>
<p><strong>!</strong> Yoklamasını süresi içinde yaptırmayan kişiler hakkında, başvuruları sırasında veya yetkili mercilerce tespit edilmeleri hâlinde “yoklama kaçağı” olarak işlem yapılır.</p>
<h3>B- Muvazzaflık Dönemi</h3>
<p>Askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silah altına alınan kişi, terhis tarihine kadar muvazzaflık dönemi içindedir.</p>
<h3>C- Yedeklik Dönemi</h3>
<p>Muvazzaflık döneminin sona ermesinden askerlik çağının sonuna kadar geçen sürede yükümlü, yedeklik döneminde kabul edilir.</p>
<blockquote>
<h4><span style="font-size: 20px;">Barış zamanında, geçerli bir mazereti olmaksızın askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hukuka aykırıdır. Bu yükümlülüğe aykırı davranan kişiler hakkında idari yaptırımlar uygulanır ve <a href="https://dikelaw.com.tr/kamu-davasi/">cezai sorumluluk</a> doğar.</span></h4>
</blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sağlık durumu askerliğe elverişli olmayan veya kanunda öngörülen muafiyet şartlarını taşıyan kişiler, askerlik hizmetini yerine getirmekle yükümlü değildir. Bunun yanında, 7179 sayılı Askeralma Kanunu ve Askeralma Yönetmeliği’nde belirtilen koşulların sağlanması hâlinde askerlik hizmetinin ertelenmesi de mümkündür.</p>
<p>Bu duruma örnek olarak, emniyet sınıfında görev yapanlar gösterilebilir. Emniyet hizmeti mensupları göreve başladıkları tarihten itibaren askerlik hizmetini yaklaşık on yıl süreyle erteleme imkânına sahiptir ve on yıl süreyle fiilen görev yapmış olanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaktadır.</p>
<h2><strong>II-) Yoklama Dön</strong><strong>eminde Sağlık Muayenesi</strong></h2>
<p>Sağlık muayenesi, öncelikle yükümlünün kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından; aile hekiminin bulunmaması hâlinde ise müracaat edilen askerlik şubesine en yakın resmî sağlık kuruluşundaki görevli hekim tarafından yapılmaktadır. Muayene sonucunda kişi, askerliğe elverişli, geçici rahatsızlığı bulunan veya askerliğe elverişli olmayan şeklinde sınıflandırılır. Askerliğe elverişli olan yükümlü, tahsil seviyesine göre yedek subay aday adayı, yedek astsubay aday adayı veya er statülerinden birine dahil edilir.</p>
<p>Sağlık muayenesi sonucu verilen Askerliğe elverişli değildir raporu (“çürük raporu” olarak da anılmaktadır) kişiyi askerlik hizmetinden muaf kılar. Geçici rahatsızlığı bulunan kişiler hakkında ise hekim değerlendirmesi doğrultusunda üç yıla kadar erteleme/istirahat niteliğinde rapor düzenlenebilir. Bu raporun geçerli olduğu süre içinde yükümlü yeniden sağlık muayenesine sevk edilmez; ayrıca bu süre zarfında kişi yoklama kaçağı olarak değerlendirilmez.</p>
<h2 data-start="119" data-end="175"><strong data-start="119" data-end="175">III-) Sağlık Muayenesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</strong></h2>
<h3 data-start="119" data-end="175">A-Sağlık Muayenesinde Doğru ve Eksiksiz Beyanın Önemi</h3>
<p data-start="177" data-end="1072">Yoklama döneminde gerçekleştirilen sağlık muayeneleri, 7179 sayılı Askeralma Kanunu, Askeralma Yönetmeliği ve Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği uyarınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılmaktadır. Bu süreçte önem arz eden husus; yükümlünün mevcut engel durumunun, geçici rahatsızlıklarının veya henüz tıbben tespit edilmemiş olmakla birlikte yükümlünün bizzat bildiği bir sağlık durumunun eksiksiz ve doğru biçimde tespit edilmesidir.</p>
<p data-start="177" data-end="1072">Muayene öncesinde yükümlülerden sağlık durumlarına ilişkin beyanları alınır. Sağlık durumu itibarıyla askerliğe elverişli olmadığını düşünen veya askerlik hizmetini etkileyebilecek bir rahatsızlığı bulunduğunu bilen yükümlünün, mevcut sağlık rapor ve belgelerini muayeneyi gerçekleştiren hekime sunması önem arz eder. Zira beyan edilmeyen ya da fizikî muayene sırasında tespit edilemeyen rahatsızlıklar bakımından ileri tetkik yoluna gidilmemektedir.</p>
<p data-start="710" data-end="1166">Bu çerçevede, muayene sürecinde “askerliğe elverişli” kararı verilmesi hâlinde, sonradan ileri sürülecek sağlık iddialarının değerlendirilmesi somut olaya göre değişmekle birlikte, uygulamada daha sınırlı imkânlarla gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle, askerliğe elverişlilik değerlendirmesine konu olabilecek sağlık durumlarının muayene aşamasında açık ve doğru biçimde beyan edilmesi, varsa ilgili belgelerin zamanında ibrazı yerinde olacaktır.</p>
<h3 data-start="1088" data-end="1291"><strong>B- Güncel Mevzuatın Takibi ve Uygulamadaki Değişiklikler</strong></h3>
<p>Askerliğe elverişlilik koşullarına ilişkin düzenlemeler ile bunların uygulama esasları, mevzuat değişiklikleri doğrultusunda zaman içerisinde güncellenebilmektedir. Bu nedenle yükümlünün, sahip olduğu sağlık sorununa göre hangi prosedürün işletilmesi gerektiğini ve sürecin doğru yürütülüp yürütülmediğini güncel mevzuat hükümleri çerçevesinde takip etmesi önem arz eder.</p>
<p data-start="1805" data-end="2202">Nitekim, 23/09/2025 tarihli mevzuat değişikliği ile dış kaynaktan temin edilecek subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş/er adayları ile öğrenci adayları bakımından; nevrotik bozukluk ya da geçirilmiş, remisyonda bulunan veya hafif düzeyde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bulunması hâlinde “sağlam kabul” edilebilmek için aranan şartlar ağırlaştırılmıştır.</p>
<h3 data-start="177" data-end="219">C- Sağlık Raporuna İtiraz Etme</h3>
<p>Sağlık muayenesi sonucunda düzenlenen ve kesinleşen sağlık raporlarına karşı, yükümlünün itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz süresi, raporun yükümlüye tebliğ edildiği veya teslim edildiği tarihten itibaren otuz gündür.</p>
<h2 data-start="0" data-end="53">IV-) Yurt Dışında Yaşayanlar İçin Sağlık Muayenesi Süreci</h2>
<p>Yurt dışında yoklama işlemleri, Türk konsoloslukları aracılığıyla ve yükümlünün bulunduğu ülkenin sağlık mevzuatına uygun şekilde resmî sağlık kuruluşlarında yürütülür. Herhangi bir rahatsızlığı bulunmayanların muayene belgesi, konsolosluk tarafından doğrudan nüfusa kayıtlı olunan askerlik şubesine gönderilir. Askerliğe engel bir sağlık sorunu bulunduğunu beyan edenlerin muayene ve tetkikleri ise yine bulundukları ülkede yapılır; sonuçlar/raporlar Türkçe tercümeleriyle birlikte konsolosluk aracılığıyla Bakanlığa iletilir.</p>
<p>Yurt dışında yoklaması yapılanlardan kural olarak sağlık beyanı alınmaması ve yurt dışı raporlara yönelik itirazların Türkiye’de yetkili sağlık kuruluşlarında sonuçlandırılması, bu süreçte belgelerin eksiksiz hazırlanması, tercümelerin usule uygun yapılması ve gönderim aşamalarının yakından takip edilmesini özellikle önemli kılmaktadır.</p>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><strong>Askerî Ceza Kanunu’nun 79. maddesi uyarınca, <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/maruhad/article/623187">kendisini  herhangi bir suretle askerliğe yaramayacak hâle getiren</a> ya da kendi rızasıyla bu hâle getirten kişiler bakımından cezai sorumluluk doğabilmektedir; 80. madde uyarınca ise 79. maddede sayılan fiilleri bilerek başkasına yapanlar da aynı şekilde cezalandırılır.</strong></span></p></blockquote>
<blockquote><p><span style="font-size: 16px;"><strong>Yükümlünün muvazzaflık dönemi içinde, hizmetle bağlantılı şekilde askerliğe elverişsiz hâle gelmesi hâlinde,  idarenin sorumluluğu söz konusudur.</strong></span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong style="font-size: 16px;">Danıştay 10. Daire Başkanlığı  2018/2826 E.  ,  2022/4217 K.</strong></p>
<p><em>&#8221; İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davasının açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. Söz konusu eylemin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık kurulu raporları sonucu ortaya çıkabilmek</em>tedir. <em>Özellikle askeri görev sırasında meydana gelen kaybolma, ölüm, yaralanma gibi durumlarda, zarara sebebiyet veren olgunun saldırı, kaza, ihmal, dikkatsizlik ve benzeri nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği yapılan adli veya idari soruşturma sonucu ortaya çıkac</em>aktır. <em>Bu bağlamda, soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında ya da sonucunda elde edilen bilgilerin, dava açmaya elverişli olup olmadığının ve takip edilecek usulün belirlenmesinde önemli bir yer tuttuğu açıktır. Bir başka ifadeyle, ölüm veya yaralanma olayının sebebine dair bilgi ve belgeler, idarenin kusur sorumluluğuna dayalı tazminat davası açılıp açılmamasına yönelik iradenin ortaya çıkmasında belirleyici bir etkiye sahiptir</em>.&#8221;</p>
<p><b><i>Askerlikte Sağlık Muayenesi ve Muafiyet ile ilgili sorularınız için iletişim formunu doldurarak veya telefonla bize ulaşabilirsiniz.</i></b></p>
<p><b><i>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </i></b><b><i>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</i></b><b> </b><a href="https://wa.me/905337608453"><b>https://wa.me/905337608453</b></a></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/">ASKERLİKTE SAĞLIK MUAYENESİ VE MUAFİYET</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/askerlik-saglik-muayenesi-muafiyet-erteleme-itiraz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
