<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yabancılar &amp; Avrupa Hukuku arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 12:15:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Yabancılar &amp; Avrupa Hukuku arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/yabancilar-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:20:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ABD para alacakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Common Law]]></category>
		<category><![CDATA[Hilton v. Guyot 159 US 113 (1895)]]></category>
		<category><![CDATA[Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)]]></category>
		<category><![CDATA[Örfi Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk mahkemelerince verilen kararların fiilen uygulanabilirliği, borçlunun mal varlığının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde bulunduğu hâllerde güçlükler doğurabilmektedir. Bu durum; uluslararası ticari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda olduğu kadar, taraflardan birinin ABD&#8217;de yerleşik olduğu aile hukuku davalarında da sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu yazı, para alacaklarına ilişkin yargı kararlarının Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde tanınması ve tenfizine ilişkin hukuki süreçleri konu almaktadır.</p>
<h2>I-) Tanıma ve Tenfiz</h2>
<p>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;un 50. maddesi uyarınca yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye&#8217;de icra olunabilmesi, y<a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">etkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır</a>. Aynı Kanun&#8217;un 58. maddesi ise tanımayı düzenlemekte; yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, söz konusu ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesi koşuluna bağlanmaktadır. Bu düzenleme, uluslararası hukukla uyumlu biçimde yabancı mahkeme kararlarının ülkemizde icra edilebilir kılınmasına imkân tanımaktadır.</p>
<h2><strong>II-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi</strong></h2>
<p>MÖHUK&#8217;un 1. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutarken, Amerika Birleşik Devletleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını veya tenfizini düzenleyen herhangi bir uluslararası sözleşmeye taraf değildir. İki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir antlaşma mekanizmasının bulunmaması nedeniyle Türk mahkeme kararlarının ABD&#8217;de tanınması,  Amerikan hukukuna göre belirlenmektedir.</p>
<p>ABD&#8217;nin eyalet bazlı yapısı ve örfi hukuk geleneği, Türk hukuk sistemiyle köklü farklılıklar barındırmakta; bu nedenle Türkiye&#8217;de verilen bir kararın ABD&#8217;deki varlıklara karşı doğrudan icraya konulması mümkün değildir. Amerika&#8217;da tanıma ve tenfizi düzenleyen bir federal yasa bulunmamakta olup bu konuda eyalet hukukunun incelenmesi gerekmektedir. Bu alanda, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınması için eyalet mevzuatını bütünleştirmek amacıyla 1962 yılında Uniform Foreign-Country Money Judgments Recognition Act hazırlamış ve  ilgili yasa 2005 yılında güncellemiştir.</p>
<p>2005 tarihli kanun 29 eyalet ile Washington&#8217;da, 1962 tarihli kanun ise 9 eyalet ve ABD Virjin Adaları&#8217;nda yürürlüktedir. Geriye kalan 12 eyalette ise konu, ABD Yüksek Mahkemesi&#8217;nin <a href="https://supreme.justia.com/cases/federal/us/159/113/">Hilton v. Guyot, 159 US 113 (1895)</a> kararında ortaya konulan  ilkeleri çerçevesinde sürdürülmektedir. Söz konusu karar, tüm tanıma ve tenfiz mevzuatının temel kaynağı niteliğini korumaktadır.</p>
<p>Yabancı bir mahkeme kararı, ABD’de <a href="https://www.courts.wa.gov/content/petitions/1037597%20Petition%20for%20Review.pdf">yetkili bir mahkeme tarafından tanınmadıkça  icra kabiliyeti kazanmaz</a>; yukarıda belirtilen yasa ise para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. İşbu yazıda, tanımaya ilişkin hükümler ilgili mevzuatın yürürlükte olduğu New York eyalet hukuku ve <a href="https://www.nysenate.gov/legislation/laws/CVP/A53">New York Civil Practice Law and Rules (CPLR)</a> Article 53 hükümleri çerçevesinde incelenecektir.</p>
<p>Bu kapsamda, CPLR § 5303 yabancı mahkeme kararlarının tanınmasının yasal dayanağını oluşturmakta, CPLR § 5304 ise yabancı mahkeme kararlarının tanınabilmesi için aranan şartları ve tanımayı engelleyen halleri, zorunlu ve takdire bağlı kategoriler halinde düzenlemektedir. Bu doğrultuda, aşağıda § 5304 kapsamında öngörülen şartlar yer almaktadır.</p>
<h3><strong>A-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Zorunlu Şartlar</strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı bir mahkeme kararının ABD’de tanınabilmesi için öncelikle kararın nihai, kesin ve icra edilebilir nitelikte olmalıdır. Tanınması talep edilen yerel mahkeme kararında istinaf ve temyiz yolları açık ise, bu sürecin sonuna kadar beklenilmesi ve bu süreçte tarafların bu yollara başvurmamış olması gerekmektedir.</li>
<li>Yabancı mahkeme kararının tanınabilmesi için, kararı veren mahkemenin davanın tarafları ve ilgili hukuki uyuşmazlık konusu bakımından yetkili olması gerekmektedir.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>İlgili değerlendirme, kararı veren yabancı mahkemenin yetkisine ilişkin olup, New York’ta tanınması talep edilen kararın eyalet ile bağlantı içinde olması şartı aranmamaktadır. Bununla birlikte, tanınan mahkeme kararının icrası, icra talebinde bulunulan eyalet mahkemesinin yargı yetkisine bağlıdır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Yabancı mahkeme kararının, tarafsız mahkemeler veya hukuka uygun yargılama usullerini sağlayan bir yargı sistemi kapsamında verilmiş olması gerekmektedir. Bu kapsamda, bir kararın adil yargılanma ilkeleriyle uyumlu bir sistem içinde verilip verilmediğinin değerlendirilmesinde, mahkeme, ilgili yargı sisteminin temel adalet ve hakkaniyet ilkelerini sağlayıp sağlamadığını inceleyecektir.</li>
</ul>
<h3></h3>
<h3><strong>B-) ABD’de Yargı Kararlarının Tanınması ve Tenfizi için Mahkeme Takdirine Bağlı Şartlar</strong></h3>
<p>New York Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Kuralları,  CPLR § 5304(b) uyarınca, bir eyalet mahkemesi, aşağıda sayılan hallerin varlığı halinde yabancı bir mahkeme kararının tanınmasından imtina edebilmektedir:</p>
<ul>
<li>Davalının, yabancı mahkemede yürütülen yargılamadan savunma hakkını etkin şekilde kullanmasına imkân tanıyacak süre ve usulde haberdar edilmemiş olması</li>
<li>Kararın, aleyhine hüküm kurulan tarafın iddia ve savunmalarını ileri sürmesini engelleyen bir hile (hileli davranış) sonucu elde edilmiş olması,</li>
<li>Kararın veya dayandığı hukuki sebebin, New York ya da Amerika Birleşik Devletleri’nin kamu düzenine açıkça aykırı olması,</li>
<li>Kararın, daha önce verilmiş kesin ve bağlayıcı bir mahkeme kararıyla çelişmesi,</li>
<li>Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki geçerli bir anlaşma uyarınca başka bir merci önünde görülmesi gerekirken yabancı mahkeme önüne götürülmüş olması</li>
<li>Yargı yetkisinin yalnızca şahsi tebligata dayanması halinde, yabancı mahkemenin uyuşmazlığın görülmesi bakımından elverişsiz olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p>Bu düzenleme, ABD hukukunda uygulanan klasik forum non conveniens doktriniyle birebir örtüşmemekle birlikte, tanıma talebini inceleyen mahkemeye, yabancı mahkemenin forum non conveniens ilkesi uygulansaydı davayı ciddi bir elverişsizlik nedeniyle reddedip reddetmesi gerekip gerekmediğini dolaylı olarak değerlendirme imkânı tanımaktadır.</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Kararın, hükmü veren mahkemenin tarafsızlığı, bağımsızlığı veya yargılamanın dürüstlüğü yeterli ölçüde şüphe uyandıran koşullar altında verilmiş olması,</li>
<li>Karara esas teşkil eden yargılama sürecinin, somut olay bakımından adil yargılanma ilkeleri ile bağdaşmaması,</li>
<li>Uyuşmazlığın, Amerika Birleşik Devletleri dışında verilmiş bir hakaret kararına dayanması halinde, söz konusu kararın tanınabilmesi, yabancı mahkemece uygulanan hukukun, somut olay bakımından ifade ve basın özgürlüğü yönünden ABD ve New York Anayasalarının sağladığı korumaya eşdeğer bir hukuki koruma sağlamaması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anılan hükümler, New York Civil Practice Law and Rules (CPLR) uyarınca, para alacaklarına ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanınmasını düzenlemektedir. Bu kapsamda, vergiye ilişkin kararlar, idari para cezası niteliğindeki hükümler ile boşanma, nafaka, veya genel olarak aile hukukuna ilişkin olarak verilen kararlar, para alacağına hükmedilmiş olsa dahi, söz konusu düzenlemenin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Bu nitelikteki kararların tanınması ise içtihatlar çerçevesinde değerlendirilecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/">PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN KARARLARIN ABD’DE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mahkeme-kararlarinin-taninmasi-ve-tenfizi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim]]></category>
		<category><![CDATA[asimetrik tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarma yardım sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigortacılık kanunu m.30]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[tahkim sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4010</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR? A-)GENEL OLARAK Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir. B-)ASİMETRİK [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-)TAHKİM ANLAŞMASI NEDİR?</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)GENEL OLARAK</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim, kanunun cevaz verdiği konularda olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine hakemler vasıtasıyla kesin ve bağlayıcı olarak çözülmesi konusunda tarafların anlaşarak başvurduğu kurum olarak tanımlanabilir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi amacıyla yapılan sözleşmeye tahkim anlaşması denmektedir. Tahkim yoluna gidilebilmesi için öncelikle bir tahkim anlaşmasının mevcudiyeti gereklidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Tahkim anlaşması genel olarak tahkim yoluna başvuruda taraflara eşit yükümlülük yükleyen bir anlaşmadır. Taraflar tahkim anlaşmasını düzenlerken taraflardan birine daha geniş haklar tanıyarak bu eşitliği bozabilmektedir. Bu durumda asimetrik tahkim anlaşması söz konusu olmaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ ÇEŞİTLERİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının farklı görünüşlerinden bahsedilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir örnek olarak taraflardan biri mahkemeye başvurabilirken, diğer taraf mahkemeye başvurunun yanı sıra tahkime de başvurma hakkını haiz olmaktadır. Bu örnekte bir taraf tahkime başvuramazken diğer tarafın mahkeme veya tahkim yolu olmak üzere bir seçim hakkı bulunmaktadır. Bu seçim hakkının farklı bir görünüşü olarak, tarafların bir yetki anlaşması yapıp, uyuşmazlıkların sadece bu mahkemelerde çözüleceğini hüküm altına aldıktan sonra sadece bir tarafın tahkime gidebileceğini hüküm altına alması da söz konusu olabilir. Buradaki fark tarafların yetkili mahkemeyi iki taraf için de sınırlamış olmasına rağmen bir tarafa tahkim yoluna başvurmasına da cevaz vermesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir diğer örnek, anlaşmada taraflardan sadece birine tahkime gitme yükümlülüğünün öngörülmesidir. Burada bir tarafa tahkime başvuru konusunda bir zorunluluk öngörülmezken, diğer taraf uyuşmazlığı sadece tahkim yoluyla çözme zorunluluğu altındadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, taraflardan birine sadece tek bir tahkim merkezine başvurma hakkı verilirken, diğer tarafa sınırsız bir seçim hakkı verilmesi de bu kapsamda hibrit/karma tahkim anlaşması olarak adlandırılmaktadır ve asimetrik tahkim anlaşması olarak görülmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Burada başka bir örnek olarak anlaşmada tarafların ikisine de tahkime gitme yolu öngörülüp, taraflardan birinin istediği zaman bu anlaşmayı değiştirebilme şansının verildiği durumlar sayılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnşaat, kira sözleşmelerinde asimetrik tahkim anlaşmaları genellikle taraflardan sadece birinin tahkime başvurma imkanına sahip olduğu şekilde görülürken; finansal sözleşmelerde, özellikle uluslararası türev araçları veya kredi sözleşmeleri söz konusu olduğunda ise mahkeme için yapılan yetki anlaşmasının yanı sıra güçlü tarafın ayrıca tahkime başvurabilmesini sağlayan bir şart olarak ortaya çıkmaktadır. Burada kredi veya para ödüncü gibi finansal anlaşmalar söz konusuyken kredi veren/ödünç veren daha güçlü konumda olduğundan, kendi lehine hak tanımakta, kendi koşullarını kabul ettirebilmektedir. Güçlü taraf borçlunun ülkesinde ya da malvarlığının bulunduğu yerde dava açma ya da tahkime başvurma hakkını tek taraflı olarak sağlayan şartları kabul ettirmektedir. Bu tip durumlarda güçlü taraf sadece belirlediği yerde dava ile karşılaşmak isterken, tahsil kabiliyetini arttırmak için karşı tarafın mallarının bulunduğu yerlerde tahkim veya dava yoluna gitmeyi amaçlamaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-)TÜRK HUKUK SİSTEMİNİN ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARINA YAKLAŞIMI</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Hukuku’nda asimetrik tahkim anlaşmasına dair iki adet örnek bulunmaktadır. Bunlardan biri <a href="https://www.kiyiemniyeti.gov.tr/raporlar">Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</a>’ne istinaden yapılan tahkim sözleşmeleri iken, bir diğeri ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5684&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu</a> m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmeleridir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-)Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Kurtarma-Yardım Sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi’nde 2015 yılında yapılan değişiklikle asimetrik tahkim anlaşması niteliğindeki hüküm kaldırılmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kurtarma-Yardım Sözleşmesi m. 6/4 kaldırılmadan önce “<em>Taraflarca sulh olunmaması halinde, kurtarılan değerlere verilen kurtarma-yardım hizmetinden kaynaklanan kurtarma-yardım alacağının tayinine ilişkin ihtilaf, yasal süresi içerisinde kurtarıcının talebi üzerine İstanbul’da tahkim yolu ile hallolunur.</em> Diğer ihtilaflar genel hükümlere göre İstanbul mahkemelerinde hal ve fasl olunur.” şeklinde düzenlenmişti. Burada tahkime başvuru hakkının sadece söz konusu hizmeti veren Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne verildiğini, bu tahkimin de sadece ilgili alacağın tayinine ilişkin olduğu hüküm altına alınmıştır.</p>
<p style="font-weight: 400;">uluslararası dolaşımda olan bir geminin Çanakkale Boğazı’nda fırtınaya tutulmasından dolayı mahkemeye intikal eden bir anlaşmazlıkta mahkeme, taraflar arasında geçerli bir tahkim şartının bulunduğunu ve bu durumun tahkime konu olması nedeniyle görevsiz olduğunu belirterek davayı görevsizlikten reddetmiştir. Temyiz başvurusu üzerine dosyaya bakan Yargıtay, söz konusu asimetrik tahkim şartını geçersiz kabul etmiştir. Yargıtay burada taraflardan birine tahkime başvuru hakkının verilip de diğer tarafın mahkemeye başvuru hakkı kaldırıldığı için hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini belirtmiştir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/1 uyarınca yapılan tahkim sözleşmesi</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Sigortacılık Kanunu m. 30/1 “<em>Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur.</em> Sigortacılık yapan kuruluşlardan, sigorta tahkim sistemine üye olmak isteyenler, durumu yazılı olarak Komisyona bildirmek zorundadır. Sigorta tahkim sistemine üye olan kuruluşlarla uyuşmazlığa düşen kişi, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usûlünden faydalanabilir. (Ek cümle : 3/4/2013-6456/45 md.) İlgili mevzuat ile zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan bu fıkra kapsamındaki uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri bu bölüm hükümlerine göre tahkim usulünden faydalanabilir&#8230;” şeklindeki kısmıyla asimetrik tahkim anlaşmasına dair hüküm içermektedir. Burada bir kısım ihtilaflar yönünden tahkim imkânı sadece bir tarafa özgü olarak getirilmiştir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>IV-)ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMALARININ GEÇERLİLİĞİ</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Asimetrik tahkim anlaşmalarının geçerliliği hususunda yeknesaklık söz konusu değildir. Eskiden mahkemelerin yaklaşımı bu tip tek taraflı tahkim anlaşmalarının geçersiz olduğu yönündeyken, son yıllardaki kararlara bakıldığında bu anlayışın değiştiği ve bu tip anlaşmaların geçerli olduğu yönünde kararlar verildiği görülmektedir.</p>
<p>Doktrinde de farklı görüşler bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Bir görüşe göre, tarafların işçi, tüketici gibi zayıf taraf olmadığı sürece ve yargı yollarına başvurmadan feragat söz konusu olmadıkça taraflardan sadece birinin tahkime başvurmasını öngören anlaşmaların sözleşme serbestisi anlayışı içerisinde değerlendirilip geçerli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre, zayıf tarafların söz konusu olduğu sözleşmelerde her zaman asimetrik tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu baştan kabul edilmemeli, gerekli incelemeler sonucunda zayıf tarafın lehine olarak tek taraflı bir tahkim başvuru imkânı sağlandıysa burada artık güçlü tarafın bir dayatması söz konusu olmayacağından ilgili asimetrik tahkim anlaşması geçerli sayılmalıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Başka bir görüşe göre ise asimetrik tahkim anlaşmaları taraflardan birine üstünlük tanıması, iki tarafı kapsayıcı olmaması, eşitsizlik yaratması sebebiyle geçersiz sayılmalıdır.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p data-start="13957" data-end="14089">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="13957" data-end="14089"><a href="https://dikelaw.com.tr/iletisim/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/">ASİMETRİK TAHKİM ANLAŞMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/asimetrik-tahkim-anlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Yonca KAZANASMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenlik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[greencard]]></category>
		<category><![CDATA[greencard nasıl alınır?]]></category>
		<category><![CDATA[I-485 Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Kalıcı Oturum İzni Başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[konsolosluk işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Statü Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Kart]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil kart başvuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4236</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil Kart Nedir? Yeşil Kart, Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”) kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan yabancı kişiye tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir. INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Yeşil Kart Nedir?</h2>
<p>Yeşil Kart, <a href="https://www.govinfo.gov/content/pkg/COMPS-1376/pdf/COMPS-1376.pdf">Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu (“INA”)</a> kapsamında, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan <a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/">yabancı kişiye</a> tanınan yasal daimi ikamet statüsünü ifade eder. INA § 101(a)(3) uyarınca “yabancı”, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya uyruğu olmayan kişidir.</p>
<p>INA § 101(a)(20) ise yasal daimi ikamet statüsünü, yabancı kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nde süresiz olarak ikamet etmesine hukuken izin verilmesi şeklinde tanımlamaktadır. Bu kapsamda Yeşil Kart, yabancı kişiye Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkı sağlayan göçmenlik statüsüdür. Bu statünün kazanılmasıyla yabancı kişi, Amerika Birleşik Devletleri’nde daimi ikamet etme ve çalışma hakkına sahip olur.</p>
<h3>Yeşil Kart Başvurusu Hangi Usullerle Yapılır?</h3>
<p>Yeşil Kart alma süreci, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde veya dışında bulunmasına bağlı olarak iki ayrı usulle yürütülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan yabancılar bakımından yasal daimi ikamet statüsüne geçiş, gerekli kanuni şartların sağlanması hâlinde INA § 245 kapsamında yapılan statü değişikliği başvurusuyla mümkündür.</p>
<p>Bu çerçevede, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri içinde bulunması halinde sürecin USCIS nezdinde statü değişikliği başvurusu yoluyla; Amerika Birleşik Devletleri dışında bulunması halinde ise ilgili Amerikan konsolosluğu nezdinde göçmen vize başvurusu yoluyla yürütüleceği hususu  önem taşımaktadır. Anılan ayrım, salt prosedürel bir farklılık olmayıp, başvurunun tabi olacağı makamı, değerlendirme yöntemini ve idari takdir alanını doğrudan etkileyen temel bir hukuki ayrımdır.</p>
<h3>2026  Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3>
<p>Mayıs 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen yabancı kişiler bakımından özellikle dikkat edilmesi gereken iki temel gelişme söz konusudur. Bu gelişmelerin dayanağını, USCIS tarafından 21 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan PM-602-0199 sayılı “Adjustment of Status is a Matter of Discretion and Administrative Grace” başlıklı memorandum oluşturmaktadır.</p>
<p>Mayıs 2026 tarihli PM-602-0199 sayılı USCIS politika memorandumu, Form I-485 başvurularını hukuken ortadan kaldırmamakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri içinde statü değişikliği yoluyla yasal daimi ikamet statüsü elde etmek isteyen kişiler bakımından değerlendirme standardını fiilen ağırlaştırmıştır. Memorandumun temel etkisi, INA § 245 kapsamında zaten mevcut olan idari takdir yetkisinin daha belirgin hale gelmesidir.</p>
<p>Bu çerçevede USCIS, Amerika Birleşik Devletleri’ne geçici olarak giriş yapan kişilerin, söz konusu geçici statüyü yasal daimi ikamet statüsüne geçiş yolu olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirtmektedir. Güncel idari yaklaşım, kalıcı oturum sürecinin esasen başvuru sahibinin vatandaşı olduğu veya mutat olarak ikamet ettiği ülkedeki Amerikan konsolosluğu nezdinde yürütülmesi gereken bir göçmen vize süreci olduğunu; Amerika Birleşik Devletleri içinde  statü değişikliğinin ise ancak kanuni şartların yanında dosyanın somut koşulları ve olumlu takdir unsurları birlikte değerlendirildiğinde mümkün olabilecek  bir başvuru yolu niteliği taşıdığını göstermektedir.</p>
<p>İlgili memorandum, statü değişikliği başvurularında USCIS’in takdir yetkisinin önemini artırmıştır. INA § 245 uyarınca statü değişikliğinin başvuru sahibinin kanuni şartları sağlamasıyla kendiliğinden sonuç doğuran mutlak bir hak olmadığı vurgulanmaktadır. Bu çerçevede USCIS, başvuru sahibinin Amerika Birleşik Devletleri’ne giriş amacını, geçici statüsüne uygun davranıp davranmadığını, statü ihlali veya yetkisiz çalışma geçmişini, adli sicil durumunu, ailevi ve mesleki bağlarını, vergi ve çalışma geçmişini, insani nedenleri ve dosyanın genel hakkaniyetini birlikte değerlendirebilecektir.</p>
<p>Bu nedenle Amerika Birleşik Devletleri’nde kalıcı oturum elde etmeyi amaçlayan kişilerin, ülkeye giriş amacını, vize türünü, göçmenlik niyetini, başvuru zamanlamasını ve konsolosluk süreci ihtimalini baştan itibaren birlikte değerlendirmesi önem arz etmektedir.</p>
<h3>Konsolosluk Sürecine Kimler Başvurabilir?</h3>
<p>Konsolosluk aracılığıyla göçmen vizesi başvurusu yapmak isteyen yabancı kişilerin, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukuku kapsamında tanınan belirli bir uygunluk kategorisine dayanması gerekir. Göçmen vize başvurusu yapılabilecek başlıca kategoriler; aile temelli göçmenlik, çalışma veya yatırım temelli göçmenlik, özel göçmen statüleri, evlat edinme, Diversity Visa programı ve belirli insani nitelikli göçmenlik yollarıdır.</p>
<p>Bu kapsamda aile temelli göçmenlik başvuruları, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı veya kalıcı oturum izni olan kişinin aile üyeleri bakımından gündeme gelir. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşının eşi, yirmi bir yaş altındaki evli olmayan çocuğu ve ebeveyni yakın akraba kategorisinde değerlendirilirken; vatandaşın diğer bazı çocukları ve kardeşleri ile yasal daimi ikamet sahibinin eşi ve çocukları aile temelli tercih kategorileri kapsamında göçmen vizesi başvurusu yapabilir.</p>
<p>Çalışma veya yatırım temelli göçmenlik başvuruları ise kalıcı iş teklifi, işveren sponsorluğu, üstün mesleki nitelik, ileri derece mesleki yeterlilik, belirli istihdam ilişkileri veya yatırım şartlarına dayanır. Bu çerçevede istihdam temelli birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercih kategorileri gündeme gelebilir. Yatırımcılar bakımından belirli sermaye ve istihdam yaratma şartlarının sağlanması gerekirken; özel göçmen kategorileri, kanunda ayrıca düzenlenen sınırlı kişi gruplarına uygulanır.</p>
<p>Bunların yanında, Amerika Birleşik Devletleri göçmenlik hukukunda özel olarak korunan veya ayrıca düzenlenen bazı kişiler de konsolosluk sürecinden yararlanabilir. Evlat edinme yoluyla yapılan başvurular, çeşitlilik vizesi programı kapsamında seçilen kişiler, belirli özel göçmen vizesi başvuru sahipleri ve kanunda öngörülen insani nitelikli başvuru grupları bu kapsamda değerlendirilebilir.</p>
<h3>Statü Değişikliği ve Konsolosluk Sürecinde Olumsuz Kararların Denetimi</h3>
<p>Bununla birlikte, USCIS nezdinde yürütülen statü değişikliği süreci ile konsolosluk makamları nezdinde yürütülen göçmen vize süreci arasındaki fark, olumsuz karar sonrasında başvuru sahibinin başvurabileceği hukuki yollar bakımından da önem arz etmektedir. USCIS kararları bakımından belirli idari başvuru yolları mevcut olabilmekteyken, konsolosluk makamlarınca verilen vize retleri “<a href="https://www.supremecourt.gov/opinions/23pdf/23-334_e18f.pdf">consular nonreviewability</a>” doktrini uyarınca kural olarak yargısal denetime kapalıdır. Bu durum, konsolosluk sürecinde ilk başvuru dosyasının hazırlanmasını daha da kritik hale getirmektedir.</p>
<h4>Dep&#8217;t of State v. Muñoz, 602 U.S. 899, 144 S. Ct. 1812, 219 L.Ed.2d 507 (2024)</h4>
<p><em>&#8220;Konsolosluk kararlarının yargısal denetime kapalılığı doktrini, federal hükümetin yabancı bir kişi hakkında vize verip vermeme yönündeki kararının mahkemelerce denetlenmesini kural olarak engellemektedir. Bununla birlikte mahkemeler, bu doktrine dar kapsamlı bir istisna tanımış; bir Amerikan vatandaşının temel anayasal haklarını etkileyen vize kararları bakımından, ilgili Amerikan vatandaşının yargısal denetim talep edebileceğini kabul etmiştir. Bu istisna kapsamında mahkemeler, hükümetin vize reddi için görünürde meşru ve iyi niyetli bir gerekçe sunmaması veya başvurucunun ret kararının kötü niyetle verildiğini somut şekilde ortaya koyması halinde, vize kararını sınırlı ölçüde denetleyebilir.&#8221;</em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/">ABD YEŞİL KART BAŞVURULARI: 2026 SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/abd-yesil-kart-basvurulari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:12:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar kökenine dayalı vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar muhaciri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgar türkü]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgar vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan göçmenleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan kolaylaştırılmış vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan muhacirleri]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır?]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlığının geri kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan vatandaşlık kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[bulgaristan vatandaşlık şartları]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık şartları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4074</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen Bulgaristan Anayasası ile Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 data-section-id="1g2szcg" data-start="422" data-end="491">I-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar</h2>
<p data-start="493" data-end="1091">Bulgaristan vatandaşlığı nasıl kazanılır sorusu, özellikle soy bağına dayalı başvurular bakımından farklı hukuki yollar içermektedir. Bulgaristan vatandaşlığının kazanılması, kaybı ve yeniden kazanılması esasen <a href="https://www.parliament.bg/en/const?utm">Bulgaristan Anayasası </a>ile <a href="https://justice.government.bg/home/normdoc/2134446592?">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu</a> tarafından düzenlenmektedir. Anayasa’nın 25. maddesi, bir yandan en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişilerin vatandaşlığını anayasal düzeyde güvence altına almaktadır, diğer yandan ise Bulgar kökenli kişilerin kolaylaştırılmış usulle vatandaşlık edinebileceğini açıkça kabul etmektedir. Aynı anayasal hüküm, vatandaşlığın edinilmesi, korunması ve kaybına ilişkin ayrıntıların kanunla belirleneceğini de ortaya koyar.</p>
<p data-start="1093" data-end="1734">Bulgaristan vatandaşlığı, yalnızca bir ulusal hukuk statüsü değil, aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığına giriş kapısı niteliği taşıyan çok katmanlı bir hukukî kurumdur. Bulgar vatandaşlığının kazanılması, başvurucuya AB hukuk düzeni içinde serbest dolaşım, yerleşme, çalışma ve belirli siyasal haklardan yararlanma imkânı da sağlar. Bu sebeple vatandaşlık süreci; kişisel statü, aile ilişkileri, göç hukuku ve Avrupa hukuku bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken bir alan olarak ele alınmalıdır.</p>
<p data-start="1736" data-end="2403">Uygulamada Bulgaristan vatandaşlığının nasıl alındığı sorusuna tek cümlelik cevap vermek mümkün değildir. Çünkü Bulgar hukukunda vatandaşlığın kazanılması;</p>
<ul>
<li data-start="1736" data-end="2403">Doğum,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Evlat edinme,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Genel yolla kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım,</li>
<li data-start="1736" data-end="2403">İstisnaî vatandaşlığa alınma ve eski vatandaşlığın yeniden kazanılması gibi farklı hukukî yollara ayrılmıştır.</li>
</ul>
<p data-start="1736" data-end="2403">Her bir yolun maddî şartları, belge rejimi, ispat standardı ve idari inceleme yoğunluğu birbirinden farklıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda en sık hata, Bulgar kökenine dayalı başvuru ile genel kazanım rejiminin birbirine karıştırılmasıdır.</p>
<p data-start="2405" data-end="2902">Nitekim son yıllardaki mevzuat değişiklikleri, Bulgar vatandaşlık rejimini iki yönde yeniden şekillendirmiştir. Bir taraftan Bulgar kökenine dayalı dosyalarda soy bağının resmî belgelerle daha sıkı ispat edilmesi öngörülmüştür. Diğer taraftan ise eskiden mevcut olan yatırım bağlantılı bazı kolaylaştırılmış yollar kaldırılmıştır. Özellikle 2021 ve 2022 değişiklikleri sonrasında soy bağı ve resmî belge güvenilirliğinin üzerinde daha çok durulmaya başlanmıştır.</p>
<h2 data-section-id="12kh33g" data-start="2909" data-end="2963">II-) Bulgaristan Vatandaşlığının Kazanılma Yolları</h2>
<h3 data-section-id="vw4mtp" data-start="2965" data-end="3009">A-) Doğum ve Kan Bağı Yoluyla Vatandaşlık</h3>
<p data-start="3011" data-end="3588">Bulgar hukukunda vatandaşlığın ilk ve en güçlü kaynağı, doğumla kazanımdır. Vatandaşlık Kanunu’na göre, en az bir ebeveyni Bulgar vatandaşı olan kişi Bulgar vatandaşı sayılır. Ayrıca Bulgaristan topraklarında doğan ve doğumla başka bir vatandaşlık kazanamayan kişi de Bulgar vatandaşı olur. Ebeveynleri bilinmeyen ve Bulgaristan’da bulunmuş çocuk bakımından da çocuk, Bulgaristan’da doğmuş kabul edilmektedir. Bu hükümler, vatandaşlığın yalnızca idari kararla değil, bazı hallerde doğrudan kanundan doğan bir statü olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="3590" data-end="4275">Bu nedenle uygulamada ilk yapılması gereken ayrım, kişinin gerçekten vatandaşlığa başvuracak kişi mi olduğu, yoksa aslında zaten Bulgar vatandaşlığını taşıdığı halde bu statünün tespiti mi gerektiğidir. Özellikle aile geçmişinde Bulgar doğum kayıtları, Bulgar pasaportu, eski Bulgar nüfus kaydı veya ebeveyn üzerinden doğrudan vatandaşlık ihtimali bulunan dosyalarda, başvuru yolunun yanlış seçilmesi gereksiz zaman ve masraf yaratmaktadır. Bu yönüyle bazı dosyalarda mesele vatandaşlığın kazanılması değil, mevcut vatandaşlığın varlığının ispatı olabilir. Anayasa ile kanun birlikte okunduğunda, bu ayrımın son derece önemli olduğu görülür.</p>
<h3 data-section-id="1iivm0u" data-start="4277" data-end="4311">B-) Genel Yolla Kazanım Rejimi</h3>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da genel yoldan vatandaşlık kazanımı, Vatandaşlık Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, başvuru tarihinde kanunda öngörülen koşulları taşıyorsa genel yol ile vatandaşlık kazanabilir.</p>
<p data-start="4313" data-end="4975">Bu koşulların başlıcaları;</p>
<ul>
<li data-start="4313" data-end="4975">Ergin olmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Bulgaristan’da en az beş yıldır daimî veya uzun süreli oturum izni sahibi bulunmak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamak ve hakkında böyle bir kovuşturma bulunmamak,</li>
<li data-start="4313" data-end="4975">Kendisini Bulgaristan’da geçindirebilecek gelir veya mesleğe sahip olmak, Bulgarca bilmek ve kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak olmak şeklindedir.</li>
</ul>
<p data-start="4977" data-end="5466">Bu hüküm, Bulgar hukukunda vatandaşlığın sadece süre dolunca kendiliğinden doğan bir hak olmadığını açık biçimde ortaya koyar. Beş yıllık oturum süresi tek başına yeterli değildir. başvurucu aynı zamanda kamu düzeni, dil, ekonomik yeterlilik ve sadakat unsurlarından da denetlenir. Dolayısıyla yabancı kişi açısından Bulgaristan’da uzun süre yaşamış olmak, kendiliğinden vatandaşlık sonucunu doğurmaz yalnızca başvuru için gerekli ön koşullardan birini sağlar.</p>
<p data-start="5468" data-end="5977">Aynı maddede dikkat çeken bir nokta da çifte vatandaşlık meselesidir. Kanun, kural olarak önceki vatandaşlıktan çıkmayı arasa da Bulgar vatandaşının eşi olanlar, AB/AEA/İsviçre vatandaşları ve karşılıklılık anlaşması bulunan devletlerin vatandaşları için bu şartı kaldırmaktadır. Bu ayrım, Bulgar hukukunda çifte vatandaşlığın tüm başvurucular bakımından aynı şekilde ele alınmadığını, başvuru sebebine ve başvurucunun statüsüne göre farklılaştırıldığını göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="2976tv" data-start="5979" data-end="6020">C-) Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Kazanım Halleri</h3>
<p data-start="195" data-end="346">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 13. maddesi, genel kazanım yoluna kıyasla daha kısa ikamet süresi öngören özel halleri düzenlemektedir.</p>
<p data-start="348" data-end="458">Bu kapsamda, başvurucunun öncelikle 12. maddede yer alan genel şartları taşıması gerekir. Buna göre başvurucu:</p>
<ul data-start="460" data-end="731">
<li data-section-id="1qh01qt" data-start="460" data-end="491">18 yaşını doldurmuş olmalı,</li>
<li data-section-id="oame0x" data-start="492" data-end="537">Kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olmalı,</li>
<li data-section-id="1qqezv6" data-start="538" data-end="610">Bulgaristan’da geçimini sağlayabilecek ekonomik imkâna sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u9t9xd" data-start="611" data-end="651">Bulgarca dil bilgisine sahip olmalı,</li>
<li data-section-id="u6wotm" data-start="652" data-end="731">Kural olarak önceki vatandaşlığından çıkmış veya çıkacak durumda olmalıdır.</li>
</ul>
<p data-start="733" data-end="767">Bunun yanında başvurucunun ayrıca:</p>
<ul data-start="769" data-end="871">
<li data-section-id="1tj1pwu" data-start="769" data-end="871">Bulgaristan’da en az 3 yıl süreyle daimî veya uzun süreli oturum hakkına sahip olması gerekir.</li>
</ul>
<p data-start="873" data-end="1037">Yukarıdaki genel koşullara ek olarak, aşağıdaki özel durumlardan en az birinin bulunması halinde, kişi kısaltılmış süreyle vatandaşlık başvurusunda bulunabilir;</p>
<ul data-start="1039" data-end="1248">
<li data-section-id="xf51kn" data-start="1039" data-end="1133">En az 3 yıldır Bulgar vatandaşı ile geçerli ve devam eden bir evlilik içinde bulunmak,</li>
<li data-section-id="1a6xwrl" data-start="1134" data-end="1166">Bulgaristan’da doğmuş olmak,</li>
<li data-section-id="gu3ho5" data-start="1167" data-end="1248">Daimî veya uzun süreli oturum iznini reşit olmadan önce elde etmiş olmak.</li>
</ul>
<p data-start="1250" data-end="1564">Bu düzenleme, uygulamada sıkça karşılaşılan Bulgar vatandaşı ile evlenince doğrudan vatandaşlık kazanıldığı yönündeki yanlış kanaati açıkça ortadan kaldırmaktadır. Zira evlilik, Bulgar hukukunda bağımsız bir vatandaşlık kazanım sebebi olmayıp, yalnızca genel kazanım süresini kısaltan bir hukukî faktördür.</p>
<p data-start="1566" data-end="1606">Bu nedenle evlilik temelli başvurularda:</p>
<ul data-start="1608" data-end="1765">
<li data-section-id="2dvdmp" data-start="1608" data-end="1695">Evliliğin yalnızca şeklen değil, hukuken geçerli ve fiilen devam ediyor olması ve</li>
<li data-section-id="1vet8n6" data-start="1696" data-end="1765">Başvurucunun oturum statüsünü kesintisiz şekilde sürdürmüş olması ayrıca önem arz etmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="1796" data-end="1929">Öte yandan Bulgar vatandaşlık hukukunda, belirli kırılgan statü grupları bakımından da özel düzenlemeler öngörülmüştür. Bu çerçevede:</p>
<ul data-start="1931" data-end="2228">
<li data-section-id="laavpc" data-start="1931" data-end="2033">Mülteci veya sığınma statüsü sahipleri, bu statüyü en az 3 yıl önce kazanmış olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="1c0kc1r" data-start="2034" data-end="2122">İnsani statü sahipleri, bu statüyü en az 5 yıl önce elde etmiş olmaları halinde,</li>
<li data-section-id="lwltww" data-start="2123" data-end="2228">Vatansız kişiler, Bulgaristan’da en az 3 yıl daimî veya uzun süreli ikamet etmiş olmaları halinde</li>
</ul>
<p data-start="2230" data-end="2288">belirli şartlarla vatandaşlık başvurusunda bulunabilirler.</p>
<p data-start="2290" data-end="2573">Her ne kadar bu başvuru yolları Türkiye uygulamasında daha sınırlı bir yer tutsa da, bu düzenlemeler Bulgar vatandaşlık sisteminin tek tip bir model üzerine kurulmadığını; aksine başvurucunun hukuki statüsüne göre farklılaşan bir yapı benimsediğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="cj8k66" data-start="7745" data-end="7803">D-) Bulgar Kökenine Dayalı Kolaylaştırılmış Vatandaşlık</h3>
<p data-start="7805" data-end="8392">Bulgaristan vatandaşlığı bakımından Türkiye’de en çok gündeme gelen yol, Bulgar kökenine dayalı kolaylaştırılmış kazanım rejimidir. Kanunun 15. maddesine göre Bulgar vatandaşı olmayan bir kişi, Bulgar kökenli ise 12. maddenin 2, 4, 5 ve 6. bentlerindeki şartlar aranmaksızın vatandaşlık kazanabilir. Başka bir ifadeyle bu rejimde kural olarak uzun süreli ikamet, geçim kaynağı, Bulgarca bilgisi ve önceki vatandaşlıktan çıkma şartları aranmaz fakat başvurucu yine de genel kazanım yolu içerisinde kalır ve dosya idari denetime tabidir.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bu nokta uygulamadaki en önemli hususlardan biridir çünkü Bulgar kökenli olmak yalnızca bir kimlik beyanı değildir. Kanun koyucu bu hususun resmî belgelerle kanıtlanmasını zorunlu kılmıştır.</p>
<p data-start="8394" data-end="8954">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu&#8217;nun 15. maddesinin 2. fıkrasına göre başvurucu, en az üçüncü dereceye kadar bir üstsoyuyla arasındaki aile bağını ve bu üstsoyun Bulgar kökenini gösteren Bulgar veya yabancı makamlarca düzenlenmiş resmî belgeleri başvurusuna eklemek zorundadır. Belgelerde hem üstsoyun adı hem de başvurucuyla akrabalık ilişkisi açık biçimde görünmelidir.</p>
<p data-start="409" data-end="749">Bulgar kökenine dayalı başvurularda uygulamada önem taşıyan ancak kanun metninde açık şekilde düzenlenmeyen bir diğer husus, üstsoyun Bulgaristan ile olan bağının tarihsel dönemi ile ilgilidir. Özellikle 1948 yılı öncesi ve sonrası kayıtlar bakımından Bulgar makamlarının değerlendirme yaklaşımında farklılıklar gözlemlenebilmektedir.</p>
<p data-start="751" data-end="1201">1948 öncesi döneme ait kayıtlar bakımından, Osmanlı sonrası nüfus hareketleri, Balkan göçleri ve kayıt sistemlerinin parçalı ve çoğu zaman standardize edilmemiş yapısı nedeniyle belge zincirinin kurulması teknik olarak daha güçtür. Bu döneme ait kayıtlar çoğu zaman yerel, dağınık veya farklı idari sistemlere ait olduğundan, başvurucuların üstsoy ile bağlantıyı kesintisiz ve resmi belgelerle ortaya koyması uygulamada ciddi zorluklar yaratmaktadır.</p>
<p data-start="1203" data-end="1565">Buna karşılık 1948 sonrası dönemde Bulgaristan’daki nüfus ve vatandaşlık kayıt sisteminin daha merkezi hale gelmiş olması sebebiyle, Bulgar makamları bu tarihten sonraki kayıtlar bakımından daha net, doğrulanabilir ve kesintisiz bir belge zinciri beklentisi içerisindedir. Bu durum, değerlendirme standardının  farklılaşmasına yol açmaktadır.</p>
<p data-start="1567" data-end="2030">Uygulama pratikleri ve dosya tecrübelerimiz, özellikle yalnızca 1948 öncesi üstsoya dayanan başvuruların, resmi kayıt zincirinin yeterli açıklıkta kurulamaması halinde daha sık ek belge talepleri ile karşılaştığını ve bazı durumlarda başvurunun ilerletilmesinde zorluk yaşandığını göstermektedir. Hatta bazı vakalarda, 1948 öncesi döneme dayanan soy bağlantısının tek başına yeterli görülmediği yönünde değerlendirmelerle karşılaşıldığı ifade edilmelidir.</p>
<p data-start="2032" data-end="2456">Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki, bu yaklaşım kanunda açık bir ret sebebi olarak düzenlenmiş değildir. Bulgar Vatandaşlık Kanunu bakımından belirleyici olan husus, başvurucunun Bulgar kökenini resmî ve denetlenebilir belgelerle ortaya koyabilmesidir. Ancak uygulamada, 1948 sonrası kayıtlarla desteklenemeyen dosyaların daha sıkı bir incelemeye tabi tutulduğu ve ispat standardının fiilen yükseldiği görülmektedir.</p>
<p data-start="2458" data-end="2742">Bu nedenle başvurunun dayandığı üstsoyun Bulgaristan ile bağının hangi döneme ait olduğunun doğru tespiti, mümkünse 1948 sonrası kayıtlarla desteklenmesi ve belge zincirinin kesintisiz şekilde kurulması, başvuru stratejisinin en kritik unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Aile içinde Bulgar kökenine dair güçlü bir anlatı, tarihsel göç hikayesi veya mahalle bilgisi bulunabilir fakat vatandaşlık hukukunda belirleyici olan bunların nüfus, doğum, evlilik, isim değişikliği, göç ve benzeri resmî belgelerle doğrulanabilmesidir.</p>
<p data-start="8956" data-end="9737">Özellikle isimlerin Türkçeleştirilmesi, soyadlarının değişmesi, eski Osmanlı veya Bulgar yer adlarının bugünkü kayıtlarla uyuşmaması ve aile hattındaki kadınların soyadı değişiklikleri, dosyaların en zayıf halkalarını oluşturur. Kanunun öngördüğü üçüncü dereceye kadar üstsoy standardı, belge zincirinin kopuk olmamasını fiilen zorunlu hale getirmektedir.</p>
<p data-start="9739" data-end="10472">2021 reformu sonrasında bu alan daha da sıkılaşmıştır. Başvuru, 15/2’de öngörülen belgeler olmadan yapılırsa süreç sona erdirilebilir. Ayrıca Adalet Bakanı, belgelerdeki olgu ve kayıtların açıklığa kavuşturulması için ek belge isteyebilir veya Bulgaristan Dışındaki Bulgarlar Devlet Ajansı bünyesindeki danışma kurulundan kişinin Bulgar kökenli olup olmadığına ilişkin görüş alabilir. Bu kurul, başvurucunun Bulgarca kullanımı, kendisini Bulgar kökenli olarak tanımlaması, Bulgar topluluğunun parçası olup olmadığı, tarihsel olarak Bulgar devleti sınırlarıyla bağlantı ve geleneksel Bulgar isim sistemi taşıyan üstsoy bulunup bulunmadığı gibi unsurları da dikkate alır.</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Buradan çıkan sonuç şudur;</p>
<p data-start="10474" data-end="11103">Bulgar kökenine dayalı vatandaşlık, teorik olarak kolaylaştırılmış bir yol olsa da, pratikte en yoğun ispat hukuku problemi doğuran başvuru biçimidir. Bu nedenle bu kategori, en kolay yol olarak görülmemelidir. Aksine çoğu zaman en çok belgelendirme yükümlülüğü gerektiren yol olarak görülmelidir. Özellikle Türkiye’den başvuran kişiler bakımından nüfus kayıtları, eski doğum kayıtları, aile nüfus tablosu, isim denklikleri ve tarihsel yerleşim bilgileri gibi belge ve bilgilerin dosyada bulunması şarttır.</p>
<h3 data-section-id="wzxzer" data-start="11105" data-end="11140">E-) İstisnaî Yolla Vatandaşlığa Alınma</h3>
<p data-start="82" data-end="238">Bulgaristan Vatandaşlık Kanunu’nun 16. maddesi, genel kazanım rejiminden tamamen ayrılan istisnaî bir vatandaşlık kazanım yolunu düzenlemektedir.</p>
<p data-start="240" data-end="379">Bu hüküm uyarınca;</p>
<ul data-start="381" data-end="614">
<li data-section-id="x6zw70" data-start="381" data-end="433">Bulgaristan’ın devlet menfaatinin bulunması,</li>
<li data-section-id="or9wsu" data-start="434" data-end="614">Başvurucunun Bulgaristan’a:
<ul data-start="468" data-end="614">
<li data-section-id="jhoaej" data-start="468" data-end="485">ekonomik,</li>
<li data-section-id="4wlth9" data-start="488" data-end="505">bilimsel,</li>
<li data-section-id="1nzncd0" data-start="508" data-end="527">teknolojik,</li>
<li data-section-id="3k2f8r" data-start="530" data-end="551">kültürel veya</li>
<li data-section-id="1o8goev" data-start="554" data-end="614">sportif alanlarda özel ve somut katkı sağlaması.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p>Durumlardan birinin varlığı halinde, 12. maddede öngörülen genel şartlar aranmaksızın vatandaşlık verilebilir.</p>
<p data-start="616" data-end="676">Bu şekilde vatandaşlığın kazanılması yolunda dikkat edilmesi gereken unsurlar vardır. İstisnaî ve sınırlı bir mekanizma olduğu, vatandaşlık verilmesinin başvurucunun talebine göre değil devletin takdirine ve menfaat değerlendirmesine bağlı olduğu, sürecin sıradan başvuru dosyaları gibi işlememekte olduğu ve genellikle kurumsal öneri ve üst düzey değerlendirme gerektirdiği unutulmamalıdır.</p>
<p>Vatandaşlığa alınma önerisinin gerekçeli olması, başvurucunun hangi somut katkıyı sağladığının açıkça ortaya konulması ve bu katkının Bulgaristan açısından neden önemli olduğunun açıklanması zorunludur.</p>
<p data-start="1590" data-end="1613">Sonuç olarak 16. madde geniş bir idari takdir alanı içeren, başvurucunun talebinden çok devletin menfaatine dayanan, olağan vatandaşlık rejiminin yerine geçmeyen bir istisnaî vatandaşlığa alınma mekanizmasıdır. Bu nedenle bu yol, ancak ölçülebilir ve devlet nezdinde anlamlı bir katkı söz konusu olduğunda hukuken anlamlı hale gelmektedir.</p>
<h3 data-section-id="cyrmbk" data-start="12205" data-end="12250">F-) Eski Vatandaşlığın Yeniden Kazanılması</h3>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bulgar vatandaşlığını kaybetmiş veya bundan çıkarılmış kişiler bakımından yeniden kazanım rejimi, kanunun 26 ve 27. maddelerinde düzenlenmiştir.</p>
<p data-start="12252" data-end="12985">26. maddeye göre vatandaşlıktan çıkarılmış kişinin vatandaşlığı talebi üzerine;</p>
<ul>
<li data-start="12252" data-end="12985">Yaşadığı ülkede veya Bulgaristan’da kasıtlı suçtan mahkûm olmamışsa,</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kamu düzeni, kamu ahlakı, kamu sağlığı veya millî güvenlik bakımından tehdit oluşturmuyorsa</li>
<li data-start="12252" data-end="12985">Kural olarak başvurudan en az üç yıl önce Bulgaristan’da daimî veya uzun süreli ikamet hakkı elde etmişse yeniden verilebilir.</li>
</ul>
<p data-start="12252" data-end="12985">Bununla birlikte Bulgar kökenli kişiler için aynı maddenin ikinci fıkrası daha elverişli bir rejim öngörmekte ve yalnızca suç işlememiş olma ve kamu tehdidi oluşturmama şartlarını aramaktadır.</p>
<p data-start="12987" data-end="13598">Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeniden kazanımın kendiliğinden iade anlamına gelmemesidir. Eski vatandaş veya vatandaşlıktan çıkarılmış kişi dahi, belirli güvenlik ve kamu düzeni denetiminden geçer. Ayrıca kaybın niteliği, önceki vatandaşlığın hangi hukuki sebeple sona erdiği ve başvurucunun mevcut statüsü önem taşır. Uygulamada eski vatandaşlığa ilişkin karar, pasaport, nüfus kaydı veya çıkma belgesi mevcut değilse, yeniden kazanım rejimi de teknik açıdan güçleşebilir. Bu sebeple kaybın tarihi, hukuki sebebi ve belgeleri dosyada açık biçimde ortaya konmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="18x0dun" data-start="13605" data-end="13670">III-) Belge Rejimi, İspat Standardı ve Hukuki Boyut</h2>
<p data-start="13672" data-end="14233">Bulgar vatandaşlığı dosyalarında sonucun çoğu zaman kanun maddesinden ziyade belgelerin niteliği ile belirlendiği söylenebilir. Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, ispatın merkezinde kesintisiz soy zinciri bulunur. Kanun, başvurucunun üçüncü dereceye kadar bir üstsoyu ile bağını gösteren resmî belgeler aradığından, aile hikâyesi ile idarî kayıtlar arasındaki boşlukların kapatılması gerekir. Bu yönüyle vatandaşlık başvurusu bir ispat dosyasıdır.</p>
<p data-start="1798" data-end="2181">Uygulamada edinilen tecrübeler göstermektedir ki, özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda, nüfus kayıtlarının tek başına yeterli olduğu yönündeki yaygın kanaat hatalıdır. Somut dosyalarda aynı aile hattına ilişkin farklı kurum kayıtları arasında isim, tarih ve yer bilgisi bakımından uyumsuzluklar bulunabilmekte ve bu durum başvurunun güvenilirliğini zedeleyebilmektedir.</p>
<p data-start="2183" data-end="2623">Nitekim bazı başvurularda, üstsoya ilişkin Bulgar doğum kayıtlarının bulunmasına rağmen, Türkiye’deki nüfus kayıtları ile bu belgeler arasında doğrudan bağlantı kurulamaması nedeniyle ek belge talepleri ile karşılaşıldığı görülmektedir. Bu çerçevede uygulamada belgeler arası ilişkiyi kuran açıklayıcı bir soy ağacı ve destekleyici kayıt stratejisinin oluşturulması dosyanın kabulü açısından kritik önem arz etmektedir.</p>
<p data-start="14235" data-end="14935">Pratikte en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:</p>
<ul>
<li data-start="14235" data-end="14935">Eski Bulgar isimlerinin Türk nüfus kayıtlarında farklı geçmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Kadın üstsoyların evlilik nedeniyle soyadı değiştirmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Doğum ve evlilik tarihlerindeki tutarsızlıklar,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Yerleşim yerlerinin tarihsel isimlerinin bugünkü resmi kayıtlarda farklı görünmesi,</li>
<li data-start="14235" data-end="14935">Aile hattındaki bazı kişilerin kayıtlarının eksik olması.</li>
</ul>
<p data-start="14235" data-end="14935">Bu sorunların her biri tek başına başvuruyu etkileyecek nitelikte görülmese de, dosya bütününü zayıflatabilmektedir. Bulgar makamları açısından mesele, kişinin muhtemel Bulgar kökenli olması yönünden değerlendirilmez. Başvurunun idari işlem tesis etmeye elverişli kesinlikte kanıtlanması aranmaktadır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Bu yüzden uygulamada en doğru yöntem başvuru hazırlanmadan önce soy hattının tablo halinde çıkarılması, her kuşak için doğum, evlilik, ölüm, isim değişikliği ve göç verilerinin ayrı ayrı doğrulanması ve son olarak kanundaki başvuru sebebine göre dosyanın kurulmasıdır.</p>
<p data-start="14937" data-end="15473">Başvurucuların çoğu önce hangi maddeye dayanacağını sormaktadır. Oysa çoğu dosyada doğru yöntem önce hangi belgelerle hangi soy hattının kurulabildiğini tespit etmektir. Vatandaşlık talebinin dayanağı olan mevzuat maddesi, çoğu zaman belgeler netleştikten sonra doğru biçimde seçilebilir.</p>
<h2 data-section-id="4vhtew" data-start="15480" data-end="15535">IV-) Başvuru, Usul Kuralları ve İdarî İnceleme Süreçleri</h2>
<p data-start="15537" data-end="16033">Bulgar vatandaşlığı başvuruları şahsen yapılır. Kanunun 29. maddesine göre vatandaşlığın genel yolla kazanılması, yeniden kazanılması ve vatandaşlıktan çıkma işlemleri için ilgili kişinin şahsen Adalet Bakanlığı’na veya Bulgaristan’ın diplomatik ya da konsüler temsilciliğine yaptığı başvuru üzerine yürütülür. Dış temsilcilik, başvuru hakkında gerekçeli görüş de sunar. Küçükler bakımından başvuru ebeveyn veya yasal temsilciler tarafından yapılır.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanunun 32. maddesi, başvuru ve eklerinin Bulgarca hazırlanmasını zorunlu kılar. Başvuru sırasında mülakat yapılır. Özellikle yabancı ülkede düzenlenmiş belgelerden oluşan dosyalarda, başvurucuya yalnızca evrak teslim eden kişi gibi değil, dosyanın maddi içeriğini bilen taraf olarak da yaklaşılır. Bu nedenle dosyadaki aile hattını, hangi üstsoya dayanıldığını ve belgeler arasındaki ilişkiyi açıklayamayacak başvurucuların süreci fiilen zorlaşabilir.</p>
<p data-start="16035" data-end="16655">Kanun metni mülakatı teknik bir usul işlemi gibi düzenlese de, uygulamada başvurucunun güvenilirliğinin teyidi işlevi görmektedir.</p>
<p data-start="16657" data-end="17190">2021 sonrası sistemde Adalet Bakanlığı’nın ek belge isteme yetkisi daha görünür hale gelmiştir. Özellikle 15. madde kapsamındaki Bulgar kökeni dosyalarında, belgelerin açıklığa kavuşturulması için ek evrak istenebilir ve eksik belge hiç sunulmamışsa işlem sonlandırılabilir. Ancak buna güvenerek dosyaların eksik veya özensiz sunulmaması gerekir.  Çünkü bazı eksiklikler, usul eksikliğinden öte, başvuru sebebinin kanıtlanamaması sonucunu doğurur.</p>
<p data-start="17192" data-end="17857">Karar süreci de çok katmanlıdır. Vatandaşlık Konseyi, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Ulusal Güvenlik Ajansı’nın yazılı görüşleri ışığında başvuruları değerlendirir. Ardından Adalet Bakanı, uygun gördüğü dosyalar bakımından Cumhurbaşkanı’na kararname çıkarılması için teklifte bulunur. Vatandaşlık, genel kazanım, yeniden kazanım, çıkarma veya iptal işlemleri nihayetinde Cumhurbaşkanı kararnamesi ile gerçekleşir ve kararname düzenlendiği gün yürürlüğe girer. Bu yapı, Bulgar vatandaşlığı işlemlerinin sadece bakanlık içi idari işlem değil, devletin en üst organlarını da içeren karma nitelikli bir süreç olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="17859" data-end="18438">Kanunda süreler de ayrıca düzenlenmiştir. Adalet Bakanı’nın vatandaşlık başvuruları için kural olarak on iki ay içinde, Bulgar kökenli kişilerin başvuruları için dokuz ay içinde, vatandaşlığın yeniden kazanılması başvuruları için ise altı ay içinde teklifte bulunması öngörülmektedir. Bununla birlikte ek belge talebi veya inceleme nedeniyle bu sürelerin durması mümkündür. Bu nedenle kanuni süre, uygulamada kesin sonuçlanma süresi gibi anlaşılmamalıdır. Yine de idarenin sınırsız biçimde bekletebileceği anlamına da gelmez.</p>
<h2 data-section-id="avr554" data-start="124" data-end="170">V-) Başvurularda Ret, İptal, Geri Alma ve Yargısal Koruma Hususları</h2>
<p data-start="172" data-end="586">Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin işlemler, her ne kadar idarenin geniş takdir yetkisi çerçevesinde yürütülse de, bu alan mutlak ve denetimsiz bir serbesti alanı değildir. Vatandaşlık başvurularının reddi, kazanılmış vatandaşlığın iptali veya geri alınması ve idarenin eylemsizliği gibi durumlar, hem ulusal hukuk hem de Avrupa hukuku bakımından belirli sınırlar ve denetim mekanizmaları içinde değerlendirilir.</p>
<h3 data-section-id="4dpngz" data-start="588" data-end="611">A-) Başvurunun Reddi</h3>
<p data-start="613" data-end="1444">Vatandaşlık başvurusu, kanunda öngörülen şartların sağlanmaması veya başvurucunun durumunun vatandaşlığa elverişli görülmemesi halinde reddedilebilir. Uygulamada ret sebepleri çoğunlukla;</p>
<ul>
<li data-start="613" data-end="1444">Kanuni şartların eksikliği,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Sabıka kaydı veya devam eden ceza soruşturması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Kamu düzeni ya da millî güvenlik bakımından sakınca bulunması,</li>
<li data-start="613" data-end="1444">Bulgar kökenine dayalı başvurularda soy bağının yeterince ispat edilememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="613" data-end="1444">Bunun yanında sunulan belgelerde çelişki veya güvenilirlik sorunu bulunması da ret gerekçesi olabilmektedir. Bu noktada önemle vurgulanmalıdır ki vatandaşlık başvurusu, mutlak bir hakka dayalı talep değildir. Kanuni şartların sağlanması halinde idarenin değerlendirmesine tabi bir statü talebidir. Dolayısıyla şartların mevcut olması dahi tek başına vatandaşlığın verileceği anlamına gelmez.</p>
<h3 data-section-id="wlax06" data-start="1446" data-end="1498">B-) Vatandaşlığın İptali (Sonradan Geri Alınması)</h3>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bulgar vatandaşlık hukukunda dikkat çeken en önemli mekanizmalardan biri, kazanılmış vatandaşlığın sonradan iptal edilebilmesidir. Kanun uyarınca vatandaşlık;</p>
<ul>
<li data-start="1500" data-end="2413">Sahte belge kullanılması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması,</li>
<li data-start="1500" data-end="2413">Vatandaşlığın verilmesini engelleyecek bilgilerin gizlenmesi gibi hallerde geri alınabilir.</li>
</ul>
<p data-start="1500" data-end="2413">Bu durum, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurular bakımından ayrı bir önem taşır. Zira bu başvuruların temelini oluşturan soy bağı ve belge zinciri, işlemin hukuki dayanağını doğrudan etkiler. Bu nedenle vatandaşlık kazanılmış olsa dahi bu statü mutlak ve dokunulmaz değildir. Kanun, iptal yetkisini kural olarak belirli bir süre ile sınırlandırmış olmakla birlikte, özellikle güvenlik boyutu taşıyan hallerde daha geniş bir değerlendirme alanı bırakmaktadır. Bu bağlamda uygulamada yalnızca başvurunun kabul edilmesini değil, dosyanın ileride de hukuken sürdürülebilir olması esas alınmalıdır.</p>
<h3 data-section-id="q04syo" data-start="2415" data-end="2464">C-) Vatandaşlıktan Yoksun Bırakma ve Geri Alma</h3>
<p data-start="2466" data-end="3044">Vatandaşlıktan yoksun bırakma ve geri alma mekanizmaları, Bulgar hukukunda sınırlı ve istisnai durumlar için öngörülmüştür. Özellikle devlete karşı ağır sadakat ihlalleri, terör faaliyetleri veya benzeri ciddi güvenlik tehditleri söz konusu olduğunda, vatandaşlık statüsüne müdahale gündeme gelebilir. Bununla birlikte bu tür işlemler keyfî biçimde tesis edilemez ve mutlaka kanuni dayanağa veya somut gerekçeye dayanmalıdır. Bu durum, vatandaşlık statüsünün devlet açısından stratejik önemini korurken, birey açısından da hukuk devleti güvencelerinin devam ettiğini göstermektedir.</p>
<h3 data-section-id="12p0fj7" data-start="3046" data-end="3089">D-) Yargısal Koruma ve İdarenin Denetimi</h3>
<p data-start="3091" data-end="3758">Bulgaristan vatandaşlık hukukunda idari işlemler tamamen yargı denetimi dışında bırakılmış değildir. Özellikle başvurunun makul süre içinde sonuçlandırılmaması veya idarenin işlem yapmaktan kaçınması durumlarında yargısal başvuru imkânı bulunmaktadır. Kanun uyarınca, Adalet Bakanı’nın süresi içinde işlem tesis etmemesi halinde başvurucu Sofya İdare Mahkemesi nezdinde dava açabilir. Ancak burada yargı organının rolü, vatandaşlık verilmesine doğrudan karar vermek değildir. İdarenin süreci hukuka uygun şekilde yürütüp yürütmediğini denetlemektir. Bu yönüyle yargısal koruma, esas incelemeden ziyade usul ve idari sürecin işleyişine ilişkin bir denetim mekanizmasıdır.</p>
<h2 data-section-id="1y31lyq" data-start="23202" data-end="23270">VI-) Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar</h2>
<ul>
<li data-start="23272" data-end="23768">Bulgaristan vatandaşlığı dosyalarında en sık yapılan hata, önce hukuki kategorinin belirlenmesi yerine sonuca geçmeye çalışmaktır. Başvurucu çoğu zaman Bulgaristan vatandaşlığı almak istediğini belirtir ancak avukatın ilk görevi hangi yolla sorusuna belge ve statü üzerinden cevap aramaktır. Başvurucu gerçekten Bulgar kökenine mi dayanacaktır, yoksa genel kazanım yolu daha mı güvenlidir, yoksa aslında zaten doğumla vatandaş mıdır? Bu ayrım yapılmadan dosya kurulması, hatalı hukuki sebep seçimine yol açar.</li>
<li data-start="23770" data-end="24355">İkinci büyük hata, soy bağının yalnızca nüfus kayıt örneği ile ispat edilebileceğinin sanılmasıdır. Oysa bazı dosyalarda doğum kaydı, evlenme kaydı, isim denklik belgesi, göç kaydı, eski Bulgar idari kayıtları ve yerleşim tarihi birlikte bulunmalı ve sunulmalıdır. Tek belgeyle sonuca gitmeye çalışmak, özellikle Vatandaşlık Kanunu 15. madde kapsamındaki dosyalarda zayıf bir stratejidir. Kanun, üçüncü dereceye kadar üstsoy bağlantısının resmi belgelerle kurulmasını aramaktadır.</li>
<li data-start="24357" data-end="24868">Üçüncü hata ise, başvurunun usulî boyutunun küçümsenmesidir. Başvurunun şahsen yapılması, belgelerin Bulgarca sunulması, mülakat, ek belge isteme riski, dış temsilciliğin görüşü ve güvenlik incelemeleri süreç üzerinde doğrudan etkilidir. Dosyanın maddi temeli ne kadar güçlü olursa olsun, usul zafiyeti ciddi gecikme ya da işlem sonlandırılması doğurabilir. Bulgar vatandaşlık rejimi, özellikle köken dosyalarında şekil ile esas arasındaki çizgiyi keskin tutmaktadır.</li>
</ul>
<p data-start="2871" data-end="3309">Bununla birlikte uygulamada, bazı başvuruların değerlendirilmesinde idarenin yazılı mevzuat dışında kalan belirli pratik ölçütleri de dikkate alabildiği yönünde gözlemler bulunmaktadır. Özellikle başvurucunun Bulgar topluluğu ile kültürel bağ kurup kurmadığı, aile içinde Bulgar kimliğinin korunup korunmadığı veya dil kullanımına ilişkin unsurların bazı dosyalarda dolaylı değerlendirme kriteri olarak öne çıkabildiği ifade edilmektedir.</p>
<p data-start="3311" data-end="3640">Bu hususlar kanunda açık bir şart olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda dosyanın  inandırıcılığı bakımından etkili olabildiği görülmektedir. Ancak bu değerlendirmelerin her dosyada aynı şekilde uygulanmadığı ve kesin bir kriter oluşturmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<h2 data-section-id="i8wkm" data-start="24875" data-end="24882">VII-) Sonuç ve Değerlendirme</h2>
<p data-start="24884" data-end="25443">Bulgaristan vatandaşlığı, yüzeysel bakıldığında özellikle soy bağı bulunan kişiler bakımından ulaşılması kolay bir statü gibi görünmektedir. Oysa mevzuat dikkatle incelendiğinde, sistemin asıl merkezinin ispat ve güvenilirlik olduğu görülmektedir. Genel yolla kazanım rejiminde ikamet, geçim ve dil önemlidir. Bulgar kökenine dayalı rejimde ise resmî belge zinciri ve üstsoy bağlantısı belirleyicidir. İstisnaî kazanım ve yeniden kazanım başlıkları da kendi içinde özel denge noktaları taşımaktadır.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Bu nedenle Bulgaristan vatandaşlığı başvurusu, standart bir form doldurma işi değildir. Kişisel statü hukuku, göç hukuku, idare hukuku ve Avrupa hukuku kesişiminde yer alan teknik bir hukuk çalışmasıdır. Özellikle Türkiye’den yapılan başvurularda aile geçmişi ile resmî kayıtların çakıştırılması, doğru kanun maddesine dayanılması ve dosyanın ileride iptal riskine açık olmayacak biçimde kurulması hayati önemdedir.</p>
<p data-start="25445" data-end="25857">Özellikle Bulgar kökenine dayalı başvurularda, hukuki başarı büyük ölçüde doğru kanun maddesinin seçilmesinden ziyade, doğru belge zincirinin kurulmasına ve bu zincirin idare nezdinde ikna edici şekilde sunulmasına bağlıdır.</p>
<p data-start="25859" data-end="26172">Sonuç olarak, Bulgaristan vatandaşlığına ilişkin başarılı bir dosya, bu başvurunun hukuken ispatlanabilir, usulen savunulabilir ve idari incelemeye uygun hale getirilmesine bağlıdır. Vatandaşlık hukukunda belirleyici olan şey iddia değil, kanıtlanmış aidiyettir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Bulgaristan vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Bulgaristan ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p data-start="2405" data-end="2902">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/">BULGARİSTAN VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/bulgaristan-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:17:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çifte vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[göç ve vatandaşlık hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[ikametle vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA HUKUKU]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA MUHACİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[ROMANYA VATANDAŞLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[Romanya vatandaşlığının kazanılması]]></category>
		<category><![CDATA[ROMEN MUHACİR]]></category>
		<category><![CDATA[ROMEN VATANDAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[ROMENCE]]></category>
		<category><![CDATA[rumen kültür dernekleri]]></category>
		<category><![CDATA[rumen topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[soy bağıyla vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıkta belge rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlıkta yargısal denetim]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden vatandaşlık kazanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3988</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) Romanya Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar Romanya vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin temel kaynak, Romanya Vatandaşlık Kanunu No. 21/1991 olup, bu kanun 12 Mart 2025 tarihli 14 sayılı Kanun ile önemli ölçüde değiştirilmiştir. Romanya vatandaşlığı kazanmanın farklı yolları vardır. Güncel sistemde vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanılabilmektedir.  Talep üzerine vatandaşlık kazanma ihtimalleri şu şekildedir; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>I-) Romanya Vatandaşlığının Kazanılmasına İlişkin Genel Esaslar</h2>
<p>Romanya vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin temel kaynak, Romanya Vatandaşlık Kanunu No. 21/1991 olup, bu kanun<a href="https://legislatie.just.ro/Public/DetaliiDocument/1464"> 12 Mart 2025 tarihli 14 sayılı Kanun</a> ile önemli ölçüde değiştirilmiştir.</p>
<p>Romanya vatandaşlığı kazanmanın farklı yolları vardır. Güncel sistemde vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanılabilmektedir.  Talep üzerine vatandaşlık kazanma ihtimalleri şu şekildedir;</p>
<ul>
<li>Genel yoldan vatandaşlığın kazanılması</li>
<li>Kültürel ve kimlik temelli istisnai kazanım</li>
<li>Spor alanında özel kazanım</li>
<li>Eski vatandaşlar için yeniden kazanım</li>
<li>İrade dışı kayıp yaşayanlar ile bunların altsoyları için daha ayrıcalıklı rejimler öngörülmüştür.</li>
</ul>
<p>Bu çalışmada Romanya vatandaşlığının kazanılma şartları, ilgili mevzuat, başvuru detayları ve konuyla ilgili Avrupa Hukuku emsal içtihadı incelenmiştir.</p>
<p data-start="1963" data-end="2822">Romanya vatandaşlığı, salt iç hukuk bakımından değil, aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşlığına erişim sağlaması nedeniyle ulusal sınırları aşan sonuçlar doğurmaktadır. Bu sebeple Romanya vatandaşlığının kazanılması yahut kaybı, yalnızca idarî bir statü değişikliği olarak değil serbest dolaşım, yerleşme, çalışma, aile hayatı ve siyasal katılım gibi geniş bir haklar alanını etkileyen bir kurum olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Romanya hukukunda vatandaşlığın temel dayanağı olan<a href="https://legislatie.just.ro/Public/DetaliiDocumentAfis/295342"> Legea cetățeniei române nr. 21/1991, 2025</a> reformuyla birlikte hem maddî şartlar hem de usul yönünden yeniden yapılandırılmıştır. Özellikle dil yeterliliği, belge doğrulama, biyometrik doğrulama, dosya sıralaması, önceliklendirme, yemin ve başvuru belgeleri alanlarında ciddi değişiklikler getirilmiştir.</p>
<p data-start="2824" data-end="3367">Bu bağlamda Romanya vatandaşlığı nasıl alınır sorusuna kısa bir yanıt vermek hukuken mümkün değildir. Başvurucunun, Romanya’da uzun süre yaşayan bir yabancı mı, bir Romanya vatandaşıyla evli kişi mi, eski Romanya vatandaşı mı, eski vatandaşın altsoyu mu, yoksa Romanya kültürüne veya sporuna özel katkı sağlayan kişi mi olduğuna göre uygulanacak kurallar, şartlar ve ispat rejimi değişmektedir. Bu nedenle konu, uygulamada en sık karıştırılan başvuru yolları ayrıştırılarak incelenmelidir.</p>
<h2 data-section-id="1lkrip" data-start="3369" data-end="3437">II-) Romanya Vatandaşlığı Edinme Türleri</h2>
<p data-start="3439" data-end="4057">Romanya hukukuna göre vatandaşlık doğum, evlat edinme ve talep üzerine kazanım yollarıyla elde edilir. Kanunun 4. maddesi, bu üç temel kazanım yolunu açıkça saymaktadır. Aynı hükümde ayrıca yabancılar ve vatansız kişiler bakımından, talep üzerine vatandaşlık kazanımının kendiliğinden doğan bir hak olarak değil, yasal koşullar gerçekleştiğinde yetkili makam kararıyla elde edilen bir statü olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle Romanya hukuku, vatandaşlığın verilmesini otomatik bir hakka değil, kanunî koşulların ispatına ve idari değerlendirmeye bağlamaktadır.</p>
<p data-start="4059" data-end="4615">Bu çerçevede maddî hukuk bakımından esas kaynak Legea nr. 21/1991&#8217;dir. Usul ve kurumsal uygulama bakımından ise Ulusal Vatandaşlık Kurumu (Autoritatea Națională pentru Cetățenie – ANC) tarafından yürütülen süreç esastır. 2025 reformu sonrasında başvuruya eklenecek belgelerin listesi ayrıca ANC Başkanı’nın 85 sayılı 11 Nisan 2025 tarihli Emri ile güncellenmiştir. Bu da göstermektedir ki uygulamada yalnızca kanun maddesini bilmek yetmemektedir. İkincil düzenlemeler ve güncel belge listesi de ayrıca dikkate alınmalıdır.</p>
<h3 data-section-id="1x4o5lb" data-start="4617" data-end="4679">A-) Genel Yol Olarak İkamete Dayalı Vatandaşlık Kazanımı</h3>
<p data-start="4681" data-end="5336">Romanya Vatandaşlık Kanunu’nun 8. maddesi, yabancılar ve vatansız kişiler için genel naturalizasyon rejimini düzenlemektedir. Buna göre başvurucunun, başvuru tarihinde Romanya’da uzun dönem oturum hakkı veya daimî ikamet hakkı sahibi olması ve ülkede en az 8 yıl yasal olarak yaşamış bulunması gerekir. Başvurucu bir Romanya vatandaşı ile evli ise ve onunla birlikte yaşıyorsa bu süre evlilik tarihinden itibaren en az 5 yıl olarak uygulanır. Bu düzenleme, evliliğin tek başına vatandaşlık sağlamadığını ve ancak genel bekleme süresini kısaltan bir hukukî sebep olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="5338" data-end="6071">Aynı maddede, süre şartının yanında başvurucunun;</p>
<ul>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya devletine sadakat göstermesi,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Hukuk düzenine ve millî güvenliğe karşı faaliyet yürütmemiş olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">18 yaşını doldurmuş olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya’da yeterli ve yasal geçim araçlarına sahip bulunması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">İyi hâlli olması ve vatandaşlığa liyakati ortadan kaldıracak bir suçtan mahkûm olmamış olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romence bilmesi,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Temel düzeyde Romanya kültür ve medeniyet bilgisine sahip olması,</li>
<li data-start="5338" data-end="6071">Romanya Anayasası ile millî marşı bilmesi şartlarını da öngörmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="5338" data-end="6071">Dolayısıyla uygulamada sadece ikamet süresinin dolmuş olması yeterli değildir; vatandaşlık incelemesi aynı zamanda güvenlik, uyum ve kamu düzeni ekseninde çok katmanlı bir denetimdir.</p>
<p data-start="6073" data-end="6838">2025 reformunun en önemli yeniliklerinden biri, 8 yıllık sürenin bazı başvurucular bakımından 3 yıla kadar azaltılabilmesidir. Kanunun 8/2. fıkrasına göre, başvurucu ekonomik hayata aktif katılımını, önemli eğitimsel başarılarını veya kültürel alan, insan hakları, sosyal katılım ya da gönüllülük alanındaki özel katkılarını ortaya koyabiliyorsa ve ayrıca AB/AEA/İsviçre vatandaşıysa ya da Romanya’da doğmuş olup ebeveynlerinden en az biri doğum tarihinde Romanya’da yasal olarak bulunuyorsa, 8 yıllık süre, hukuki sınırlar çerçevesinde en çok 3 yıl indirilebilir ve dolayısıyla  sürenin 5 yıl olarak belirlenebilmesi mümkündür. Benzer şekilde, 8/3. fıkra uyarınca mülteci statüsü sahibi olup Romanya toplumuna güçlü şekilde bağlılığı olduğunu ispatlayan kişiler bakımından da aynı oranlı indirim mümkündür.</p>
<p data-start="6840" data-end="7262">Kanun burada ayrıca önemli bir ölçüt getirmektedir. Vatandaşlık başvurusu bakımından yalnızca başvurucunun kâğıt üzerinde geçerli bir ikamet iznine sahip olması yeterli değildir. Başvurucunun fiilen Romanya’da yaşamış olması da aranır. Bu nedenle, bir takvim yılı içinde 6 aydan uzun süre Romanya dışında kalan kişinin, o yıla ilişkin ikamet süresi vatandaşlık başvurusunda dikkate alınmaz. Başka bir ifadeyle, yasal ikamet statüsünün devam etmesi tek başına yeterli olmayıp, başvurucunun ülkedeki fiilî bulunma süresi de ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3 data-section-id="o1drv4" data-start="7264" data-end="7352">B-) İstisnai Yollar</h3>
<p>İkamete dayalı vatandaşlık kazanımı, Romanya vatandaşlığına erişimde temel ve en yaygın yol olmakla birlikte, mevzuat kapsamında bazı kişiler bakımından daha avantajlı ve hızlandırılmış usuller de öngörülmüştür. Bu kapsamda, belirli şartları sağlayan yabancıların, klasik ikamet süresine tabi olmaksızın veya daha hafif şartlarla Romanya vatandaşlığını kazanmaları mümkündür.</p>
<h4 data-section-id="o1drv4" data-start="7264" data-end="7352">1-) Kültürel ve Kimlik Temelli Vatandaşlık Kazanımı</h4>
<p data-start="7354" data-end="7904">Kanundaki madde 8’e eklenmiş yeni hüküm, klasik ikamet temelli vatandaşlığın kazanılması rejiminden ayrılan özel bir rejim öngörmektedir. Buna göre vatansız kişi veya yabancı, başvurudan önce en az 3 yıl boyunca düzenli faaliyetlerle Romanya kültürünün, medeniyetinin ve manevî değerlerinin korunması ve tanıtılmasına önemli katkı sunmuşsa, ülkede yerleşim kurma zorunluluğu olmaksızın da vatandaşlığa başvurabilir. Burada belirleyici unsur, salt kültürel yakınlık iddiası değildir. Kanunun saydığı türden somut faaliyetlerle ispatlanan özel katkıdır.</p>
<p data-start="7906" data-end="8532">Maddede katkının ispat yolları da örneklenmiştir. Romanya’nın yurt dışındaki imajını güçlendiren faaliyetler, yurt dışındaki Rumenlerin haklarını destekleyen çalışmalar, yurt dışındaki Rumen dernek ve oluşumlarını destekleyen faaliyetler, Romence dil ve kültürünün öğretimi yahut bu dilde yayıncılık yapılması ve yurt dışındaki Rumen toplulukların etnik, kültürel, dilsel ve dinî kimliğinin korunmasına dönük faaliyetler bunlar arasındadır. Bu yönüyle 8. madde, etnik ve kültürel bağın soy bağı kadar güçlü olduğu durumlarda kullanılan, ancak ispat eşiği yüksek bir özel başvuru yoludur.</p>
<h4 data-section-id="17qs67q" data-start="8534" data-end="8577">2-) Spor Alanında Özel Vatandaşlığa Alınma Usulü</h4>
<p data-start="8579" data-end="9160">Kanundaki madde 8’e eklenmiş diğer bir yeni fıkra uyarınca vatandaşlık, Romanya’nın uluslararası görünürlüğüne üstün sportif performans yoluyla önemli katkı sağlayabilecek yabancı veya vatansız kişilere de verilebilir. Ancak burada da tam serbestlik yoktur. Kanun, başvurucunun Romanya’yı millî takımlarda temsil edecek durumda olmasını ve ayrıca en azından sadakat, reşitlik ve iyi hâl şartlarını taşımasını aramaktadır. Bu hüküm, istisnaî ve hedefe yönelik bir vatandaşlık yoludur. Genel yoldan vatandaşlığın kazanılması rejiminin yerine geçen geniş bir kolaylık değildir.</p>
<h4 data-section-id="1uvf6pa" data-start="9162" data-end="9215">3-) Eski Vatandaşlar İçin Yeniden Kazanım Rejimi</h4>
<p data-start="9217" data-end="9970">Romanya vatandaşlığını daha önce kaybetmiş kişiler ve bunların ikinci dereceye kadar altsoyları için düzenlenen temel hüküm, kanunun 10. maddesidir. Bu hükme göre, eski vatandaşlara ve bunların çocukları ile torunlarına, yabancı vatandaşlığı koruma imkânı saklı kalmak üzere, Romanya’da yahut yurt dışında ikamet kurularak yeniden vatandaşlık verilebilir.</p>
<p data-start="9217" data-end="9970">Ancak bu yol, uygulamada bazen yanlış biçimde tamamen şartsız iade gibi algılanmaktadır. Oysa madde açık biçimde, başvurucunun madde 8/1’deki b-e bentlerindeki şartları taşımasını ve ayrıca Romence bildiğini göstermesini aramaktadır. Yani sadakat, kamu düzeni, yaş, geçim ve iyi hâl şartları burada da önemini korumaktadır.</p>
<p data-start="9972" data-end="10639">Buradaki en önemli yenilik, 2025 reformuyla Romence dil bilgisinin madde 10&#8217;a binaen yapılan başvurularında da açık ve belgeli bir koşula dönüştürülmüş olmasıdır. Önceki yıllarda uygulamada daha esnek görülen bu alan, artık kanunî metin düzeyinde daha belirgin ve sıkı hale getirilmiştir. Bununla birlikte kanun, gerçekten eski Romanya vatandaşı olan kişiler bakımından bir istisna da tanımaktadır. Zira ilgili kanunun 15/5  maddesi uyarınca, daha önce Romanya vatandaşı olanlar, madde 10 veya 11 kapsamında başvurduklarında ayrıca dil yeterliliği belgesi sunmak zorunda değildir. Bu istisna, altsoylar ile eski asıl vatandaş arasında önemli bir fark yaratmaktadır.</p>
<h4 data-section-id="1b44p7d" data-start="10641" data-end="10719">4-) İrade Dışı Kayıp Yaşayanlar ve Altsoyu İçin Ayrıcalıklı Rejim</h4>
<p data-start="10721" data-end="11385">Romanya vatandaşlığı bakımından uygulamada en çok kullanılan ve en çok yanlış anlaşılan hükümlerden biri 11. maddedir. Bu hüküm Romanya vatandaşı olup vatandaşlığını kendi kusuru olmadan kaybedenler veya vatandaşlığı iradeleri dışında geri alınanlar ile bunların üçüncü dereceye kadar altsoylarına vatandaşlığın yeniden verilmesini düzenler. Kanun, bu kişiler bakımından vatandaşlığın yabancı vatandaşlık korunarak ve Romanya’da yerleşim kurma zorunluluğu olmadan da elde edilebileceğini kabul eder. Özellikle eski Romanya topraklarında doğmuş soy bağına dayalı başvuruların hukukî zemini çoğu kez bu maddedir.</p>
<p data-start="11387" data-end="12113">Ne var ki 11. madde de mutlak değildir. Başvurucu yine madde 8/1’deki b, c ve e bentlerindeki şartları, yani sadakat, reşitlik ve iyi hâli sağlamalıdır. Ayrıca Romence bilgisini kanunda öngörülen biçimde ispat etmelidir. Burada dikkat çekici husus, 10. maddeden farklı olarak 11. maddede geçim şartının değil, daha dar şartlar öngörülmesidir. Bu da kanun koyucunun, tarihî ve soy bağına dayalı yeniden bağ kurma taleplerini, genel yoldan kazanıma göre daha elverişli bir rejime bağladığını göstermektedir. Ancak yine de bu rejim, belge temelli ve sıkı bir soy ispatı gerektirdiğinden, başvurunun esası çoğu zaman nüfus ve medeni hâl kayıtlarının güvenilirliğine bağlıdır.</p>
<p data-start="12115" data-end="12489">Dış temsilciliklerin resmî açıklamalarında da 11. madde kapsamındaki yeniden kazanımın, vatandaşlığını kusuru olmaksızın kaybeden kişiler ile bunların üçüncü dereceye kadar altsoyu için geçerli olduğu açık biçimde belirtilmektedir. İstanbul ve <a href="https://izmir.mae.ro/node/434">İzmir’deki Romanya dış temsilciliklerinin bilgilendirme metinleri</a> de bu doğrultudadır.</p>
<h2 data-section-id="u8ftjw" data-start="12491" data-end="12570">III-) Dil Yeterliliği, Belgelendirme Rejimi ve İspat Standardı</h2>
<p data-start="12572" data-end="13270">2025 reformunun en belirgin sonucu, özellikle madde 10 ve 11 kapsamındaki dosyalarda Romence dil şartının belgeye bağlanması olmuştur.</p>
<p data-start="12572" data-end="13270">Kanunun 15/4. maddesine göre Romence bilgisi Romanya’daki akredite yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı programlarından, Romence Dil Enstitüsü’nden, Romanya Kültür Enstitüsü’nden veya yurt dışındaki Rumen kültür kurumlarından alınan ve en az B1 düzeyini gösteren sertifika ile yahut en az 3 yıl Romence eğitim görüldüğünü gösteren resmî öğrenim belgeleriyle kanıtlanabilir. Bu düzenleme, özellikle soy bağına dayalı dosyalarda aile geçmişi nedeniyle dil bilindiği varsayımı anlayışını sona erdirmiştir.</p>
<p data-start="13272" data-end="13795">Bununla birlikte kanun iki önemli istisna tanımaktadır. Birincisi, eski Romanya vatandaşları ikincisi ise başvuru tarihinde 65 yaşını doldurmuş olanlar bakımından, madde 10 ve 11 başvurularında ayrıca dil yeterlilik belgesi aranmaz. Ancak bu istisnanın altsoyların tamamını kapsamadığına dikkat edilmelidir. Altsoyun, sırf eski vatandaşın torunu veya torununun çocuğu olması sebebiyle bu muafiyetten yararlanması mümkün değildir. Muafiyet sınırlarına dikkat edilmelidir.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Belge rejimi de aynı ölçüde önemlidir. Kanunun 16. maddesine göre yabancı makamlarca düzenlenen yahut onaylanan belgeler, kural olarak apostil veya süper tasdik işleminden geçmek zorundadır. Ayrıca başvurucunun medeni hâli ile üstsoy ve altsoyun medeni hâline ilişkin kayıtların, kural olarak başvurudan en çok iki yıl önce düzenlenmiş resmî örneklerle ispatı istenir. Komisyon, belgelerin aslını ibraz ettirebilir. Belge veya kayıtların gerçekliği konusunda kuşku oluşursa ayrıca doğrulama araştırması yapılabilir ve teyit alınamayan hâllerde talebin reddi dahi gündeme gelebilir. Bu yönüyle uygulamada en doğru yaklaşım, soy bağının hukuken kesintisiz ve usulüne uygun belgelerle kurulmasıdır.</p>
<h2 data-section-id="16927o9" data-start="14544" data-end="14599">IV-) Başvuru Süreci ve İdarî İnceleme</h2>
<p data-start="14601" data-end="15222">Başvuru usulü bakımından kanun;</p>
<ul>
<li data-start="14601" data-end="15222">Başvurunun Romence hazırlanmasını,</li>
<li data-start="14601" data-end="15222">Vatandaşlık Komisyonu’na hitaben yapılmasını,</li>
<li data-start="14601" data-end="15222">Kişisel olarak sunulmasını öngörmektedir.</li>
</ul>
<p data-start="14601" data-end="15222">2025 reformundan sonra dosya tamamlama, görüşme, belge doğrulama ve iletişim usulleri daha ayrıntılı hale getirilmiştir. Kanun uyarınca eksik belge tespit edilirse başvurucuya bunları tamamlama imkânı verilmektedir. Süresinde tamamlanmayan başvurular desteklenmemiş başvuru gibi değerlendirilerek reddedilebilir. Genel vatandaşlık başvurularında dil, anayasa ve milli marş bilgisinin ayrıca mülakatla incelenmesi mümkündür.</p>
<p data-start="15224" data-end="15789">Başvurunun kabulü hâlinde Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı, komisyon raporunun kendisine ulaşmasından itibaren 15 gün içinde kabul kararını verir.  Red hâlinde de yine karar Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı tarafından tesis edilir. Kanunun 20. maddesine göre vatandaşlık kararın verilmesiyle değil, Romanya’ya sadakat yemininin edildiği tarihte kazanılmaktadır. Yemin için kanunen bir yıllık süre öngörülmüştür. Bu nokta son derece önemlidir çünkü başvurusu kabul edilmiş olmak, yemin edilmeden önce vatandaşlığın kesin olarak kazanıldığı anlamına gelmez.</p>
<h2 data-section-id="1ka9vjs" data-start="16177" data-end="16217">V-) Yargısal Denetim ve Hukukî Koruma</h2>
<p data-start="16219" data-end="16788">Romanya vatandaşlığı başvurusunun reddi, yargısal denetime kapalı değildir. Kanunun 19/4. maddesine göre, vatandaşlık verilmesi veya yeniden kazanım talebinin reddine ilişkin Ulusal Vatandaşlık Kurumu başkanı kararı, 15 gün içinde Bükreş Mahkemesi’nin idarî yargıda dava konusu yapılabilir. Bu karar aleyhine ayrıca Bükreş İstinaf Mahkemesi nezdinde kanun yolu mümkündür. Bu düzenleme, vatandaşlık işlemlerinin tamamen idarî takdire bırakılmadığını ve hukuk devleti ilkesi gereği yargısal denetime tâbi olduğunu göstermektedir.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Ayrıca kanunun 37. maddesinde, vatandaşlık kanununun uygulanmasından doğan ve 19/4 kapsamı dışında kalan diğer idarî işlemler ile haksız ret ve idari susma benzeri uyuşmazlıkların da genel idari yargı denetimine açık olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="13797" data-end="14542">Uygulamada, özellikle başvurunun makul süre içinde sonuçlandırılmaması, sunulan belgelerin doğrulanmasına ilişkin idarî sürecin tamamlanmaması veya öncelikli inceleme taleplerinin reddi gibi uyuşmazlıklarda anılan hüküm özel bir önem taşımaktadır.</p>
<h2 data-section-id="12nnv6x" data-start="17219" data-end="17261">VI-) Avrupa Hukuku Kapsamında Değerlendirme</h2>
<p data-start="17263" data-end="17959">Vatandaşlığın verilmesi ve geri alınması ilk bakışta devletin egemenlik alanına girse de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AB hukuku bakımından bu alan sınırsız değildir.</p>
<p data-start="17263" data-end="17959"><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A62008CJ0135"> ABAD’ın Rottmann kararında,</a> bir üye devlet vatandaşlığının hile ile elde edilmesi sebebiyle geri alınmasının AB hukukuna kategorik olarak aykırı olmadığı ancak böyle bir işlemin orantılılık ilkesine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu içtihat, Romanya bakımından özellikle sahte belge, gerçeğe aykırı soy iddiası veya yanıltıcı beyana dayalı dosyalarda geri alma ve iptal yetkisinin var olduğunu fakat bunun keyfi değil, ölçülü kullanılması gerektiğini göstermektedir.</p>
<p data-start="17961" data-end="18591"><a href="https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62017CJ0221">ABAD’ın Tjebbes kararında</a> ise bir üye devlet vatandaşlığının kanun gereği kaybı sonucunda AB vatandaşlığının da ortadan kalkması durumunda, ulusal kuralların kişisel sonuçlar bakımından bireysel ve orantılı incelemeye elverişli olması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı yaklaşım daha sonraki kararlarda da sürdürülmüştür. Bu yaklaşım, Romanya vatandaşlığının kaybı veya geri alınması alanında da “salt formel şart eksikliği” ile yetinilmeyip işlemin kişinin aile hayatı, özel hayatı ve AB vatandaşlığı statüsü üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</p>
<p data-start="18593" data-end="19262"><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-106785%22]}">AİHM’in Genovese/Malta </a>kararında vatandaşlık talebinin reddinin her durumda Sözleşme kapsamı dışında sayılamayacağı ve vatandaşlığın reddinin bireyin özel hayatı üzerinde etkili olması halinde AİHS m. 8 ile bağlantı kurulabileceği kabul edilmiştir. Keza <a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-164194%22]}">Ramadan/Malta kararında</a> da kazanılmış vatandaşlığın kaybının özel hayat üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceği vurgulanmıştır. Bu içtihatlar, Romanya vatandaşlığına ilişkin uyuşmazlıklarda özellikle soy bağı, kimlik, aile aidiyeti ve vatandaşlık statüsünün özel hayatla yakın bağlantısı bulunduğu durumlarda insan hakları eksenli denetimin önemini artırmaktadır.</p>
<p data-start="19264" data-end="19778">Emsal kararlar göstermektedir ki; Romanya, vatandaşlığın kazanılması bakımından şartları belirleme yetkisine sahiptir ancak bu yetki ayrımcılık yasağı, özel hayatın korunması, orantılılık, gerekçelendirme ve etkili yargısal denetim ilkeleriyle sınırlıdır. Özellikle 2025 sonrası sıkılaşan dil ve belge rejimi uygulanırken, idarenin maddî gerçeği araştırma yükümlülüğü ile başvurucunun temel hakları arasında adil denge kurulması gerekir.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">2025 reformu sonrası sistemin genel eğilimi, bir yandan süreci dijitalleştirmek ve hızlandırmaktır. Diğer yandan dil yeterliliği, belge güvenilirliği, biyometrik doğrulama ve güvenlik incelemesi yoluyla vatandaşlık rejimini sıkılaştırmaktır.</p>
<p data-start="20374" data-end="21092">Romanya vatandaşlığı başvurusunda başvurucunun kişisel yeterliliklerine ve Romanya ile ilişkisine göre hangi gerekçeyle vatandaşlığı talep edileceği konusunda ve başvuru sürecinin takibinde uzman hukukçularla çalışılması önerilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<h2></h2>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/">ROMANYA VATANDAŞLIĞI NASIL KAZANILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/romanya-vatandasligi-nasil-kazanilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 11:01:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İcra Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. LL.M. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[BORÇLAR KANUNU]]></category>
		<category><![CDATA[Dinar]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Euro]]></category>
		<category><![CDATA[Frank]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek olmayan yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek yabancı para borcu]]></category>
		<category><![CDATA[İcra iflas kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[Leva]]></category>
		<category><![CDATA[Manat]]></category>
		<category><![CDATA[Riyal]]></category>
		<category><![CDATA[Ruble]]></category>
		<category><![CDATA[Sterlin]]></category>
		<category><![CDATA[YABANCI PARALARLA İCRA TAKİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı para alacağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu kaynaklı alacakların tahsili ve icra takibi küreselleşme ve ticaretin etkisiyle hukuki düzende önemli bir konu olarak yerini almıştır. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir konu olmasına  rağmen teknik yönleri bulunan ve bu yönlere dikkat edilmediği takdirde hukuki sorunlara yol açan bir konudur. Bu nedenle alacaklıların takip sürecinde dikkat etmesi gereken kurallar bulunmaktadır. Türkiye&#8217;de yabancı para alacaklarının icra takibi mevzuatta özel hükümlere tabidir.</p>
<p style="text-align: left;">Bu yazıda, yabancı para borcuyla icra takibinin nasıl yapılacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve uygulama sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınacaktır.</p>
<h2 style="text-align: left;">I. Yabancı Para Borcu Nedir ?</h2>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcu, borcun konusu olan para biriminin borcun ifa edileceği yerin resmi para birimi olmadığı borçlardır. Ödenecek para birimiyle milli para biriminin farklılık gösterdiği anlamına gelir. Türkiye&#8217; de Dolar, Euro, Frank, Sterlin, Ruble, Leva, Dinar, Riyal, Manat vb. yabancı para birimleriyle borcun ödenmesi bu kapsamdadır.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borçları gerçek ve gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Gerçek para borcunda borcun ifasının yabancı para borcuyla yapılması zorunludur. Gerçek olmayan para borcunda ise sözleşmede yabancı para olarak ödenmesine karar verilmiş olsa da ödemenin TL karşılığında yapılacağı anlamına gelir.</p>
<p style="text-align: left;">Yabancı para borcunun hukuki niteliğiyle ilgili ayrıntılı bilgi almak için sitemizde yer alan <em>&#8220;<a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-nedir/">Yabancı Para Borcu Nedir?</a>&#8221;  </em>başlıklı makalemize  bakabilirsiniz.</p>
<h2 style="text-align: left;">II. Hangi Mevzuat Uygulanır ?</h2>
<p style="text-align: left;">&#8211; <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.2004.pdf">İcra İflas Kanunu</a> m.58 vd.</p>
<p style="text-align: left;">&#8211; Türk Borçlar Kanunu</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6098.pdf">Türk Borçlar Kanunu</a>&#8216;nun 99.maddesine göre</strong> konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak yine <strong>Türk Borçlar Kanunun 26.maddesine dayanarak</strong> sözleşme serbestisi doğrultusunda borcu yabancı para olarak belirleyebilirler. Yabancı para olarak kararlaştırılan borçların ifası ve icrası bazı özel hükümlere tabidir.</p>
<h2 style="text-align: left;">III. Yabancı Para Borcu İle İcra Takibinde Yapılması Gerekenler</h2>
<p style="text-align: left;">İcra takibi ilamsız ve ilamlı icra takibi olarak ikiye ayrılır. İİK.m.42 vd. anlatılan ilamsız icra takibi türleri mahkeme kararı olmadan yapılırken, İİK.m.32 vd. anlatılan ilamlı icra takibi mahkeme kararına dayanarak yapılan takiptir. Ayrıca ilam olmadığı halde ilam niteliği taşıyan belgelerde de ilamlı icra takibi yapılabilir. İcra takibi belirlenirken ilam veya ilam niteliğinde belgenin var olup olmadığına göre icra takibi belirlenir.</p>
<h3 style="text-align: left;">A. İlamsız İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">Öncelikle ilamsız icra takibi başlatmak için neler yapılması gerektiği ardından söz konusu borcun yabancı para borcu olmasından kaynaklı ilamsız icrada neler yapılacağı üzerinde duracağız.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi, alacaklının icra müdürlüğüne başvurarak borçlu aleyhine icra süresi başlatmasıdır. Alacaklı takip talebi hazırlar, bu talep yetkili icra dairesine sunulur ( günümüzde bu işlem UYAP sisteminden de yapılabilmektedir ). Daha sonra ödeme emri hazırlanır ve borçlunun adresine tebliğ edilir. Ödeme emrinde borcun miktarı, sebebi, 7 gün içinde ödenmesi veya bu süre içerisinde itiraz edilmesi gerektiği bildirilir. Aksi halde takip kesinleşir ve süreç devam eder.</p>
<p style="text-align: left;">İlamsız icra takibi yabancı para alacaklarında en çok kullanılan icra takibidir. Alacağın yabancı para olmasından kaynaklı dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">İcra takibine konu olan alacak için takip talebinde bulunulurken yabancı para cinsi açık bir şekilde belirtilmelidir. ( Örneğin : 10.000-USD alacak .</li>
<li style="text-align: left;">Takip talebine Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın <a href="https://www.tcmb.gov.tr/kurlar/kurlar_tr.html">takip günündeki ilgili döviz kuru</a>na göre Türk lirası karşılığı eklenmelidir. Uygulamada efektif satış kuru referans alınmaktadır.</li>
<li style="text-align: left;">TCMB&#8217;nin günlük döviz kurları her gün saat 15:30&#8217;da açıklanmaktadır. Dolayısıyla takip tarihinde bu saatten sonraki kurlar baz alınmalıdır.</li>
<li style="text-align: left;">Kur hesabının hangi tarihe göre yapıldığı açıkça belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde ödeme emri hazırlanır ve borçluya tebliğ edilir. Yedi günlük yasal süre içerisinde borçlunun itiraz etme hakkı bulunur . İtiraz durumunda alacaklının itirazının iptali veya kaldırılması için ayrıca hukuki yollara başvurması gerekir.</li>
</ul>
<h3 style="text-align: left;">B. İlamlı İcra Takibi</h3>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacaklı kesinleşmiş mahkeme kararını veya ilam niteliğindeki belgeyi ekleyerek başvuruda bulunur. İcra müdürlüğü, alacaklının başvurusu üzerine borçluya yönelik icra emri düzenler. Bu belge, borçlunun mahkeme kararında belirtilen yükümlülüğü belirli süre içerisinde yerine getirmesini talep eder. İcra emrinin usule uygun yapılmasından sonra yedi gün içinde karar yerine getirilmelidir. Yerine getirilmediği takdirde alacaklının haciz talebi hakkı doğmaktadır. Borçlu ilamsız icrada olduğu gibi itiraz etme hakkına sahip değildir. Yalnızca usul hatalarına ve şekli hatalara itiraz edebilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">İlamlı icra takibinde alacağın yabancı para olması durumunda dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunlar şu şekildedir:</p>
<ul>
<li style="text-align: left;">Öncelikle yabancı para borcunun olduğuna dair bir mahkeme kararı veya ilam niteliğinde belge bulunması gerekmektedir.</li>
<li style="text-align: left;">İlamda yer alan para birimine dikkat edilmelidir. Açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Mahkeme kararında Türk Lirası veya yabancı para ile ödenmesi açık bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li style="text-align: left;">Yasal süre içerisinde icra emri düzenlenip borçluya usulüne uygun tebliğ edilmektedir. Borçlu icra emrini tebliğ aldıktan sonra itiraz etme hakkına sahip değildir. Borcun varlığı mahkeme kararıyla sabit olduğundan yalnızca usuli bir problem durumunda itiraz edilebilmektedir. Borçlu hukuken verilen süre içerisinde ödeme yapmadığı takdirde alacaklı haciz talebinde bulunabilmektedir.</li>
</ul>
<h2 style="text-align: left;">IV. Yabancı Para Borcuyla İcra Takibinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</h2>
<ul>
<li>Alacak yabancı para olarak açıkça belirtilmelidir.</li>
<li>Alacağın Türk Lirası karşılığı net bir şekilde belirtilmelidir.</li>
<li>Kur hesabı yapılırken tarih belirli ve net olmalıdır.</li>
<li>Günlük döviz kurlarında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8217;nın resmi web sitesi baz alınmalıdır.</li>
<li>Talep edilen feriler ayrı ayrı gösterilmelidir .</li>
<li>Yapılacak faiz türü belirtilmelidir.</li>
<li>Faiz kural olarak yabancı para üzerine yapılır fakat taraflar sözleşme serbestisine dayanarak faiz oranını kendileri belirleyebilir. Kendileri belirlemediği takdirde yasal faiz hükümleri geçerlidir.</li>
<li>Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir.</li>
</ul>
<p>Bu hususlara kesinlikle dikkat edilmelidir. Bu alanda deneyimli bir avukatla çalışılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Faiz türünde yapılan bir hata, yanlış kur tarihine göre işlem yapma, takip talebinde eksik veya yanlış bilgilerin olması, borçlunun iyi niyetle olmayan itirazları sebebiyle sürecin uzamasına veya hak kayıplarına neden olabilmektedir.</p>
<h2>V. Yabancı Para Borcuyla İlgili Emsal İçtihat</h2>
<p>Yabancı para borcuyla icra takibi teknik bilgiler gerektirmektedir. Takip yapılırken doğru takip yolunu seçmek ve  hata yapmamak için özen göstermek gerekir. Aksi takdirde hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle yabancı paralarla ilgili icra takibi hakkında bilgi almak isterseniz alanında uzman avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.</p>
<h3><strong>A. Ödeme Emrinde Yabancı Paranı Türk Lirası Karşılığı Gösterilmelidir</strong></h3>
<blockquote>
<h3></h3>
<p><em><strong>Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2005/54 K. 2005/3689 T. 25.02.2005</strong></em></p>
<p><em>&#8221; </em><em>İİK.nun 58/3. maddesi gereğince alacaklı yabancı para alacağının TL. karşılığını (HED.) takip talepnamesinde ve buna bağlı olarak ödeme emrinde (İİK.nun 60/1.mad.) göstermek zorundadır. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında resen gözönünde tutulmalıdır. (HGK.nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E.-99/301 K. sayılı kararı) somut olayda gözlendiği gibi takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının ve faizinin TL. karşılığı gösterilmediğinden Mahkemece resen takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru değildir. (HGK.nun 6 Ekim 2004 tarih ve 2004/1-433 E. sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi irdelenemeyeceğinden mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 25.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<h3></h3>
<h3>B. Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</h3>
<blockquote><p>Yabancı Para Borcunun Döviz veya TL Cinsen Ödenmesi Seçimlik Hakkı</p>
<p><strong>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2002/7107 K. 2002/7480 T. 26.11.2002</strong></p>
<p><em>&#8221; DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.</em></p>
<p><em>1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve özellikle mahkemece, Dairemizin 25.4.2000 günlü bozma kararına uyulmakla yetkiye yönelik temyiz itirazının kesinleşmiş bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.</em></p>
<p><em>2- BK.nun 83. maddesinin 3678 S. Kanun ile eklenen fıkra hükmüne göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi durumunda, alacaklının bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Mahkemece, bu yön ve takip talebindeki istem gözetilerek, yabancı paranın fiili ödeme günündeki Türk parası karşılığının tahsiline olanak sağlayacak biçimde itirazın iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken, yabancı paranın aynen tahsiline olanak sağlayacak biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kredi sözleşmesinin döviz kredisiyle ilgili 19. maddesi hükmüne göre araştırma yapılmadan talep edilen senelik %25 oranında faize hükmedilmesi de isabetli değildir.</em></p>
<p><em>SONUÇ: Yukarda 1 s. bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 s. bentte açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 26.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. &#8221;</em></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<div class="entry-content">
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/">YABANCI PARA BORCU İLE İCRA TAKİBİ NASIL YAPILIR ?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yabanci-para-borcu-ile-icra-takibi-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 14:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[4/a 4/b 4/c Sigortalılık]]></category>
		<category><![CDATA[A]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Başvuru Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Formüleri]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 6 Kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Sağlık Yardımları]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6]]></category>
		<category><![CDATA[AT 6 NASIL ALINIR]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Çifte Sigortalılığın Önlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK Yurt Dışı Sağlık İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Sosyal Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışı Saplık Sigortası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3633</guid>

					<description><![CDATA[<p>A/T 6 belgesi, 6 aydan uzun süreyle Almanya'ya çalışmaya giden Türkiye'deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>I-) A/T 6’nın Hukuki Niteliği ve Uygulama Çerçevesi</strong></h2>
<p>A/T 6 belgesi, A/T 11 belgesinden farklı olarak, 6 aydan uzun süreli geçici görevlendirmelerle Almanya&#8217;ya çalışmaya giden Türkiye&#8217;deki sigortalı işçilerin faydalanabildiği protokoldür. Aynı şekilde Almanya&#8217;da sigortalı işçi de Türkiye&#8217;de sağlık sigortasından faydalanabilmektedir. <a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 Formüleri hakkındaki yazımız</a>ı okuyarak iki düzenleme arasındaki farkları görebilirsiniz.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında 30.04.1964 tarihinde imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesi, sigortalıların geçici olarak diğer akit devlette bulundukları süre boyunca sosyal güvenlik haklarının korunmasını amaçlayan koordinasyon hükümleri içermektedir. Bu sözleşme kapsamında öngörülen formülerler, kişilerin yurt dışındaki faaliyetlerinin süresi ve niteliğine göre farklı hukuki sonuçlar doğurmakta; sigortalılık statüsünün hangi ülkede devam edeceği ve sağlık yardımlarının hangi koşullarda sağlanacağı hususlarını düzenlemektedir.</p>
<p>Bu çerçevede A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sigortalılık ilişkisi devam etmekle birlikte Almanya’ya altı aydan uzun süreli ancak geçici görevle gönderilen sigortalılar bakımından uygulanan özel bir sosyal güvenlik belgesidir. A/T 6’nın temel işlevi, sigortalının Almanya’daki geçici bulunumu sırasında Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olmaksızın, Türkiye’deki sigortalılık statüsünün korunmasını ve sağlık yardımlarına ikili sözleşme hükümleri çerçevesinde erişimini sağlamaktır.</p>
<p>A/T 6, yalnızca Almanya bakımından uygulanan bir belge olmayıp; Türkiye’nin ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzaladığı diğer ülkeler bakımından benzer işlev gören ancak ülkeye özgü isim, kapsam ve koşullara sahip muadil belgeler bulunmaktadır. Bu nedenle A/T 6’nın diğer ülkelerde birebir aynı sonuçları doğurduğu yönündeki değerlendirmeler hukuken isabetli değildir. Her ülke bakımından uygulanacak belge türü ve kapsam, ilgili sözleşme hükümleri ve SGK’nın idari düzenlemeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<h3><strong>A-) A/T 6 Formülerinin Kapsamı</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, uygulamada sıklıkla yalnızca acil sağlık hizmetleriyle sınırlı bir belge olarak algılansa da, bu yaklaşım hukuki gerçekliği yansıtmamaktadır. A/T 6 kapsamında sağlanan sağlık yardımları, yalnızca ani ve hayati tehlike içeren durumlarla sınırlı olmayıp; sigortalının Almanya’daki geçici kalış süresi boyunca ortaya çıkan ve ertelenmesi sağlık açısından sakıncalı olan tıbben gerekli sağlık hizmetlerini de kapsamaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede ayakta ve yatarak tedaviler, hekim muayeneleri, gerekli tıbbi tetkikler, tedavinin doğal uzantısı olan ilaç giderleri ve tıbbi gereklilik hâlinde hastane yatışları sözleşme hükümleri doğrultusunda karşılanabilmektedir. Buna karşılık, önceden planlanmış, isteğe bağlı veya Almanya’da özel olarak tercih edilen tedaviler A/T 6 kapsamına dâhil değildir. Belgenin sağladığı koruma, geçici kalış süresi ve tıbbi gereklilik ölçütü ile sınırlı tutulmuştur.</p>
<h3><strong>B-) Kimler A/T 6 Formülerinden Yararlanabilir?</strong></h3>
<p>A/T 6 Formüleri, Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemine tabi sigortalıların Almanya’ya geçici görev kapsamında gönderilmeleri hâlinde uygulanmaktadır. Bu kapsamda temel yararlanıcı grubu, Türkiye’de bir işverene bağlı olarak 4/a kapsamında sigortalı çalışmakta iken işvereni tarafından Almanya’ya altı aydan uzun süreli geçici görevle gönderilen çalışanlar oluşturmaktadır. Bu kişiler bakımından sigortalılık ilişkisi Türkiye’de devam etmekte; prim ödeme yükümlülüğü SGK’ya karşı sürdürülmektedir.</p>
<p>A/T 6, ayrıca 4/c kapsamında sigortalı kamu görevlileri için de uygulanabilmektedir. Kamu kurumları tarafından Almanya’ya geçici görevle gönderilen personel, görevlendirmenin geçici nitelik taşıması ve kamu görevlisi statüsünün korunması kaydıyla bu kapsamda değerlendirilir.</p>
<p>Bunun yanında, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocukları da, bu statülerinin Türkiye’de devam etmesi şartıyla, A/T 6 kapsamında sağlık yardımlarından yararlanabilmektedir. Ancak bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün sona ermiş olması hâlinde aile bireyleri açısından A/T 6 uygulanması mümkün değildir.</p>
<p>Almanya’da doğrudan Alman işverene bağlı olarak çalışmaya başlayanlar, kalıcı istihdam veya yerleşme amacıyla Almanya’ya gidenler ile 4/b kapsamında kendi adına ve hesabına çalışan Bağ-Kur’lular bakımından ise A/T 6 uygulaması söz konusu değildir. Bu kişiler açısından sağlık güvencesi, Alman mevzuatı çerçevesinde yapılacak yerel sigorta düzenlemeleriyle sağlanmaktadır.</p>
<h3><strong>C-) Süre Sınırları</strong></h3>
<p>Bu belge süresiz bir belge olmayıp, geçici görevlendirmenin süresine bağlı olarak düzenlenmektedir. İlk düzenleme aşamasında A/T 6, kural olarak en fazla 24 ay süreyle verilmektedir. Ancak bu süre otomatik olmayıp, fiilî görevlendirme süresi esas alınarak belirlenmektedir.</p>
<p>Geçici görevlendirmenin devam etmesi hâlinde belgenin süresi uzatılabilmektedir. Uzatma taleplerinin, mevcut sürenin sona ermesinden önce SGK’ya yapılması gerekmektedir. Uygulamada uzatmalar dâhil olmak üzere A/T 6’nın toplamda en fazla 5 yıla kadar uygulanabilmesi mümkündür. Bu sürenin aşılması hâlinde, görevlendirmenin geçici niteliğini yitirdiği kabul edilmekte ve sigortalının Alman sosyal güvenlik sistemine tabi olması gündeme gelmektedir.</p>
<h2><strong>II-) Başvuru Süreci</strong></h2>
<p>A/T 6 Formülerine ilişkin başvuru süreci, görevlendirmenin fiilen başlamasından önce Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde yürütülmesi gereken idari işlemlerle başlamakta; Almanya’da belgenin yetkili kuruma ibraz edilmesiyle tamamlanmaktadır. Sürecin doğru ve zamanında yürütülmemesi, sağlık yardımlarından yararlanılamaması ve geriye dönük borçlandırma risklerini beraberinde getirebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Türkiye aşamasında başvuru, sigortalının kendisi tarafından değil; kural olarak işveren veya ilgili kamu kurumu tarafından yapılmaktadır. Başvuru, sigortalının bağlı bulunduğu SGK Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yöneltilir. Başvuru sırasında, görevlendirmenin geçici nitelikte olduğunu açıkça ortaya koyan belgelerin sunulması zorunludur. Bu kapsamda uygulamada <a href="https://www.sgk.gov.tr/Content/Post/ae180cac-8b02-465d-b637-99f2ca238213/Yurt-Disi-Saglik-Islemleri-2024-11-08-02-49-54">talep edilen başlıca belgeler</a> şunlardır:
<ul>
<li>İşveren veya kurum tarafından düzenlenmiş görevlendirme yazısı,</li>
<li>Görevlendirmenin süresini ve Almanya’daki faaliyet konusunu gösterir belgeler,</li>
<li>Sigortalının SGK hizmet dökümü,</li>
<li>Kimlik bilgileri ve varsa bakmakla yükümlü olunan eş ve çocuklara ilişkin nüfus kayıt örnekleri.</li>
</ul>
</li>
<li>SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda, şartların sağlandığının tespiti hâlinde A/T 6 Formüleri düzenlenir. Uygulamada SGK, A/T 6 belgesini birden fazla nüsha hâlinde düzenlemekte; bunlardan biri sigortalıya verilmekte, biri SGK arşivinde muhafaza edilmekte, bir nüsha ise gerektiğinde Alman makamlarına ibraz edilmek üzere kullanılmaktadır. Sigortalıya teslim edilen belge, Almanya’daki işlemler bakımından asli ve zorunlu belgedir.</li>
<li>Sigortalı, Almanya’ya giriş yaptıktan sonra belgesini gecikmeksizin yetkili bir Alman kamu sağlık sigortası kurumuna (Krankenkasse) ibraz etmekle yükümlüdür. Mevzuatta kesin bir gün sayısı öngörülmemekle birlikte, uygulamada belgenin Almanya’ya girişten sonra en kısa sürede, tercihen ilk birkaç hafta içinde ibraz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Belgenin geç ibraz edilmesi hâlinde, ilgili Krankenkasse sigortalıyı geçici olarak sigortasız kabul edebilmekte veya sunulan sağlık hizmetleri için sonradan ücret talep edebilmektedir.</li>
<li>A/T 6’nın Krankenkasse’ye ibraz edilmesiyle birlikte sigortalı, geçici kalış süresi boyunca sözleşme kapsamında öngörülen sağlık yardımlarından yararlanabilir hâle gelir. Sağlık hizmeti alınırken, sigortalının A/T 6 kapsamında kayıtlı olduğunun ilgili sağlık kuruluşu tarafından görülmesi gerekmektedir. Bu nedenle kayıt işleminin tamamlanması, fiilî sağlık hizmeti ihtiyacından önce yapılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Belgenin süresinin dolmasına yakın, görevlendirmenin devam etmesi hâlinde uzatma başvurusu yine Türkiye’de SGK’ya yapılmalıdır. Uzatma işlemleri tamamlanmadan Almanya’da kalışın sürdürülmesi, belgenin geçerliliğini ortadan kaldırabileceği gibi, Alman sosyal güvenlik mevzuatına tabiiyet sonucunu da doğurabilecektir.</p>
<h2><strong>III-) Uygulamada Karşılaşılan Riskler ve Olası Hak Kayıpları</strong></h2>
<p>A/T 6 uygulamasında en sık karşılaşılan sorunların başında, belgenin sağladığı korumanın tam kapsamlı Alman kamu sağlık sigortasıyla karıştırılması gelmektedir. Kapsam dışı hizmetler nedeniyle yüksek sağlık giderleriyle karşılaşılması uygulamada yaygındır.</p>
<p>Bunun yanında, belge süresinin aşılması, uzatma işlemlerinin zamanında yapılmaması, Almanya’daki fiilî faaliyetin görevlendirme kapsamı dışına çıkması veya belgenin Alman kurumlarına zamanında ibraz edilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Ayrıca Türkiye’deki sigortalılık statüsünde meydana gelen değişikliklerin bildirilmemesi, geriye dönük prim ve sağlık gideri taleplerine neden olabilmektedir.</p>
<p>Bu nedenle A/T 6 Formülerinin, yalnızca alınması değil; süresi, kapsamı ve fiilî durumla uyumu bakımından da dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/">A/T 6 : ALMANYA&#8217;DA UZUN SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/a-t-6-almanyada-uzun-sureli-saglik-sigortasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 23:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sigorta Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 11 Formüleri]]></category>
		<category><![CDATA[A/T 11 sağlık güvencesi]]></category>
		<category><![CDATA[Acil sağlık hizmetleri Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya eğitim sağlık sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11 NASIL ALINIR]]></category>
		<category><![CDATA[AT 11 SİGORTASI]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Arb. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[dikehukuk]]></category>
		<category><![CDATA[dikelaw]]></category>
		<category><![CDATA[Krankenkasse tescili]]></category>
		<category><![CDATA[M10 Bildirimi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK yurtdışı sağlık yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tıbben zorunlu tedavi kapsamı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3627</guid>

					<description><![CDATA[<p>A/T 11 Formüleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından verilen ve ilgili kişinin Almanya’da bulunduğu süre içinde ortaya çıkabilecek acil ve tıbben zorunlu sağlık giderlerinin, Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda karşılanacağını gösteren bir sağlık yardımı belgesidir.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>I-) A/T 11 ’in Hukuki Dayanağı ve Ekonomik Önemi</strong></h2>
<p>A/T 11 Formüleri Almanya-Türkiye arasındaki ikili anlaşmaya dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında 30.04.1964 tarihinde imzalanan Sosyal Güvenlik <a href="https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc048/kanuntbmmc048/kanuntbmmc04800569.pdf">Sözleşmesi,</a> sosyal güvenlik hukukunun temel prensiplerinden biri olan mülkilik ilkesine, yalnızca sözleşmede öngörülen hâllerle sınırlı olmak üzere istisna getirmektedir. Bu sözleşme uyarınca, Türkiye’de sosyal güvenlik sistemine tâbi bulunan bazı kişilerin, Almanya’da bulundukları süre boyunca sözleşmede belirlenen koşullar dâhilinde sağlık yardımlarından yararlanabilmeleri mümkün hâle gelmiştir.</p>
<p>Bu çerçevede düzenlenen A/T 11 Formüleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından verilen ve ilgili kişinin Almanya’da bulunduğu süre içinde ortaya çıkabilecek acil ve tıbben zorunlu sağlık giderlerinin, Türkiye–Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümleri doğrultusunda karşılanacağını gösteren bir sağlık yardımı belgesidir. A/T 11, Alman sosyal güvenlik sistemi içerisinde bağımsız veya tam kapsamlı bir sağlık sigortası statüsü yaratmamakta; yalnızca sözleşmede açıkça öngörülen sağlık yardımları bakımından geçerlilik taşımaktadır. Bu yönüyle belge, ikame bir sigorta değil, sözleşmeye dayalı sınırlı bir sağlık güvencesi aracıdır.</p>
<p>Türkiye’nin uluslararası sosyal güvenlik ilişkileri Almanya ile sınırlı olmayıp; Hollanda (N/TUR), Avusturya (A/TR), Fransa (SE), Belçika (BE/TR) gibi birçok ülke ile sağlık yardımlarını da kapsayan ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri mevcuttur. Ancak bu sözleşmelerin her biri, kapsam ve yararlanıcı gruplar bakımından farklı hükümler içermektedir. Bu nedenle Almanya bakımından uygulanan A/T 11 formülerinin, diğer ülkeler açısından birebir geçerli olduğu yönündeki değerlendirme hukuken isabetli değildir. Her bir ülke bakımından geçerli olan formülerin kapsamı, ilgili ikili sözleşme hükümleri çerçevesinde ayrıca ele alınmalıdır.</p>
<p>A/T 11 belgesi, özellikle Almanya’da öğrenim gören öğrenciler açısından önemli bir ekonomik avantaj sağlayabilmektedir. Almanya’da yasal öğrenci kamu sağlık sigortası primlerinin aylık yaklaşık 125–150 Euro seviyesinde olduğu dikkate alındığında, A/T 11 belgesinin hukuken geçerli olduğu hâllerde zorunlu Alman kamu sağlık sigortasına geçiş yapılmaksızın sağlık güvencesinin sürdürülmesi, yıllık bazda kayda değer bir maliyet avantajı yaratmaktadır. Bununla birlikte, bu avantajın mutlak ve sınırsız olmadığı; yalnızca A/T 11 belgesinin geçerli kabul edildiği kişi grupları ve sürelerle sınırlı olduğu özellikle vurgulanmalıdır.</p>
<h2><strong>II-) Kimler A/T 11 ’den Yararlanabilir?</strong></h2>
<p>A/T 11 belgesinden yararlanma hakkı, kişinin Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsüne bağlıdır. Bu belge, herkese açık bir sağlık sigortası olmayıp; yalnızca Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi kapsamında sağlık yardımı hakkı bulunan kişiler için, Almanya’da bulunulan süreyle sınırlı olarak SGK tarafından düzenlenmektedir.</p>
<h3><strong style="font-size: 20px;">A-) Bakmakla Yükümlü Olunan Kişiler</strong></h3>
<p>Türkiye’de genel sağlık sigortası kapsamında bulunan bir sigortalının bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri, A/T 11 belgesinden yararlanabilen temel gruplardan biridir. Öğrenim amacıyla Almanya’da bulunan öğrenciler, uygulamada bu grubun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, öğrenciler açısından A/T 11 belgesi otomatik bir hak niteliği taşımamaktadır. Belgenin düzenlenebilmesi için, öğrencinin SGK nezdinde bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünün fiilen devam ediyor olması gerekmektedir. Bu kapsamda uygulamada dikkate alınan başlıca hususlar şunlardır:</p>
<p>Erkek öğrenciler bakımından, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5510-20120101.pdf">5510 sayılı Kanun</a> ve SGK uygulamaları gereği 25 yaş sınırı genel kural olarak esas alınmakta; öğrencinin 25 yaşını doldurmamış olması ve öğreniminin devam etmesi aranmaktadır.</p>
<p>Kız çocukları yönünden mevzuatta yaş sınırı bakımından daha esnek düzenlemeler bulunmakla birlikte, uluslararası sağlık yardımlarına ilişkin uygulamada SGK tarafından çoğunlukla 25 yaş sınırının esas alındığı görülmektedir. Bu nedenle her somut olayda SGK’nın güncel uygulamasının dikkate alınması gerekmektedir.</p>
<p>Öğrencinin Türkiye’de kendi adına genel sağlık sigortalısı olmaması, başka bir ifadeyle ayrı bir GSS yükümlülüğünün doğmamış olması önem taşır. Bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü sona ermiş veya askıya alınmış olan öğrenciler adına A/T 11 belgesi düzenlenmesi mümkün değildir.</p>
<p>Bu nedenle Almanya’da öğrenim gören her öğrencinin A/T 11 belgesi alabileceği yönündeki yaygın kanaat doğru değildir; her başvuru, kişinin SGK kayıtları esas alınarak ayrıca değerlendirilir.</p>
<h3><strong>B-) Emekliler ile Dul ve Yetim Aylığı Alanlar</strong></h3>
<p>Türkiye’den emekli aylığı, dul aylığı veya yetim aylığı alan kişiler de A/T 11 belgesinden yararlanabilen gruplar arasında yer almaktadır. Bu kişiler bakımından belge, çoğunlukla kısa süreli ve geçici Almanya ziyaretleri için düzenlenmektedir.</p>
<h3><strong>C-) Geçici Görevle Almanya’ya Gönderilen Sigortalılar</strong></h3>
<p>Türkiye’de bir işverene bağlı olarak sigortalı çalışmakta iken, işvereni tarafından Almanya’ya geçici görevle gönderilen sigortalılar, görevlendirme süresinin altı ayı aşmaması hâlinde bu düzenlemeden yararlanabilmektedir. Bu kapsamda, sigortalının kendisiyle birlikte bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri adına da belge düzenlenmesi mümkündür. Görevlendirme süresinin altı ayı aşması hâlinde ise A/T 11 değil, A/T 6 formülerinin uygulanması gündeme gelmektedir.</p>
<h2><strong>III-) A/T 11 Belgesinden Yararlanamayacak Kimseler</strong></h2>
<p>Mevcut mevzuat ve SGK’nın idari uygulamaları çerçevesinde, Türkiye’de aktif olarak çalışan ve Almanya’ya kısa süreli dahi olsa çalışma ilişkisi kapsamında giden 4/a kapsamındaki sigortalılar ile 4/b kapsamında kendi adına prim ödeyen Bağ-Kur’lular bakımından A/T 11 belgesi düzenleneceğine ilişkin açık bir idari düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, Genel Sağlık Sigortası kapsamında olmakla birlikte primleri devlet tarafından karşılanan 60/c kapsamındaki kişiler de A/T 11 belgesinden yararlanamamaktadır. Bu kişi grupları açısından, Almanya’da sağlık güvencesi, Alman mevzuatı uyarınca yapılacak yerel sağlık sigortası düzenlemeleri aracılığıyla sağlanmaktadır.</p>
<h2><strong>IV-) A/T 11 Belgesi İçin Başvuru Aşamaları </strong></h2>
<p>A/T 11 belgesinden yararlanabilmek için sürecin yalnızca Almanya ayağı değil, Türkiye’de SGK nezdinde yürütülen başvuru aşaması da önem taşır. Uygulamada en sık başvuruda bulunan grup öğrenciler olmakla birlikte, belgenin düzenlenme koşulları ve SGK tarafından talep edilen belgeler kişinin sosyal güvenlik statüsüne göre değişebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Öğrenim amacıyla Almanya’ya gidecek ve Türkiye’de bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü devam eden öğrenciler, ikamet ettikleri yerdeki SGK Sosyal Güvenlik Merkezine şahsen başvurarak A/T 11 belgesi talep ederler.</li>
<li>Bu başvuru sırasında genellikle Almanya’daki eğitim kurumundan alınmış kabul veya kayıt belgesi, kimlik bilgileri ve gidiş amacını gösteren belgeler istenmekte; öğrencinin bakmakla yükümlü olunan kişi statüsü ile genel sağlık sigortası durumu SGK tarafından sistem üzerinden kontrol edilmektedir.</li>
<li>Başvurunun eksiksiz yapılması hâlinde A/T 11 belgesi çoğu durumda kısa süre içinde düzenlenmekle birlikte, işlem süresi SGK birimlerinin uygulamalarına ve başvurunun niteliğine göre değişebilmektedir.</li>
<li>SGK tarafından düzenlenen belgede, Almanya’da başvurulması gereken yetkili Alman kamu sağlık sigortası kurumu açıkça belirtilir ve kişi Almanya’ya vardığında bu kuruma başvurarak belgenin sisteme kaydedilmesini sağlar.</li>
<li>Öğrenciler bakımından bu işlem, üniversiteye zorunlu kamu sağlık sigortasından muafiyeti gösteren M10 bildiriminin iletilmesi açısından önem taşır.</li>
<li>Bununla birlikte, emekliler, aylık alanlar veya geçici görevle Almanya’ya gönderilen sigortalılar açısından talep edilen belgeler ve izlenecek yol farklılık gösterebilmekte; özellikle görevlendirme süresinin altı ayı aşması hâlinde A/T 11 yerine A/T 6 belgesi gündeme gelmektedir.</li>
</ul>
<p>A/T 11 uygulaması, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri ve SGK’nın güncel idari uygulamalarına dayandığından, her somut olayda farklı değerlendirmeler yapılabilmekte; bu nedenle sınırda kalan veya uzun süreli kalış içeren durumlarda başvuru öncesinde SGK’dan bilgi alınması ya da uluslararası sosyal güvenlik alanında uzman bir hukukçudan destek alınması yerinde olacaktır.</p>
<h2><strong>V-) Uygulamada Karşılaşılan Riskler ve Olası Hak Kayıpları</strong></h2>
<ul>
<li>A/T 11 belgesinin uygulamadaki geçerliliğini en fazla etkileyen hususların başında, öğrencinin Almanya’da çalışma faaliyetine başlaması gelmektedir. Türkiye’de bakmakla yükümlü olunan kişi statüsüne dayalı olarak düzenlenen A/T 11 belgesi, bu statünün devamına bağlıdır. Almanya’da sigortalılık doğuran bir işte çalışmaya başlanması hâlinde, öğrenci Türkiye’deki bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünü kaybeder ve bu durum belgenin hukuken geçersiz hâle gelmesine yol açar.</li>
<li>Uygulamada özellikle minijob (kısa süreli/ part-time işler) sınırının aşılması önem taşımaktadır. Almanya’da düşük gelirli ve sınırlı süreli işler bakımından öngörülen minijob rejimi, belirli koşullar altında sigorta yükümlülüğünü doğurmayabilmekle birlikte; bu sınırın aşılması veya çalışmanın niteliği gereği zorunlu sigortalılık kapsamına girmesi hâlinde, kişi Almanya sosyal güvenlik sistemine tâbi olur. Bu durumda belgenin artık kullanılamaz ve ilgili kişinin Almanya kamu sağlık sigortasına (gesetzliche Krankenversicherung) veya şartları varsa özel sağlık sigortasına geçmesi gerekir. Statü değişikliğinin ilgili kurumlara bildirilmemesi hâlinde, hem Almanya’da hem Türkiye’de idari ve mali yaptırımlarla karşılaşılması mümkündür.</li>
<li>Bir diğer önemli risk alanı, belgenin geçerlilik süresinin sona ermesine rağmen yenileme başvurusunun yapılmamasıdır. Uygulamada A/T 11 belgeleri çoğunlukla altı aylık süreler için düzenlenmektedir. Sürenin bitiminde uzatma talebinde bulunulmaması hâlinde, kişi fiilen sigortasız duruma düşmekte ve bu dönemde alınan sağlık hizmetlerinin bedeli kendisine doğrudan fatura edilmektedir. Almanya’da sağlık hizmetlerinin yüksek maliyetli olduğu dikkate alındığında, bu durum ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir.</li>
<li>Ayrıca öğrenim süresinin uzaması, çalışma izni alınması, Almanya’daki kalış amacının değişmesi veya Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsünde meydana gelen değişiklikler de belgenin geçerliliğini doğrudan etkilemektedir. Yanlış veya eksik beyan, geç bildirim ya da belgenin kapsamının hatalı yorumlanması; geriye dönük sağlık giderleri, üniversite kayıt süreçlerinde sorunlar ve bazı durumlarda Almanya’daki oturum işlemlerinin olumsuz etkilenmesi gibi sonuçlara yol açabilmektedir.</li>
</ul>
<p>Sayılan sebeplerle  A/T 11 sürecinin, başvuru aşamasından kullanım süresinin sonuna kadar dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Özellikle başvuru öncesinde kişinin Türkiye’deki sosyal güvenlik statüsünün doğru analiz edilmesi, belge sürelerinin takibi ve <a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">Almanya’da olası çalışma planlarını</a>n hukuki çerçevede değerlendirilmesi, uygulamada en sık karşılaşılan hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/">A/T 11 : ALMANYA-TÜRKİYE KISA SÜRELİ SAĞLIK SİGORTASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/a-t-11-almanya-turkiye-kisa-sureli-saglik-guvencesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ipa/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ipa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Olcay Yonca Kazanasmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 09:07:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Enerji Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AB ADAY ÜLKE HİBELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[AB HİBE PROGRAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[AB hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Olcay Kazanasmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK]]></category>
		<category><![CDATA[Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ HİBE PROHRAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ HİBELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ENERJİ TEŞVİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[EU-TR CCGP]]></category>
		<category><![CDATA[Instrument for Pre-Accession Assistance]]></category>
		<category><![CDATA[IPA]]></category>
		<category><![CDATA[IPA III]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KATILIM ÖNCESİ YARDIM ARACI]]></category>
		<category><![CDATA[Sürdürülebilir Bağlantısallık]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİZ ENERJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP]]></category>
		<category><![CDATA[YENİLENEBİLİR ENERJİ TEŞVİKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL DENİZCİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL ENERJİ]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİL GÜNDEM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Birliği (AB), 27 Avrupa ülkesini kapsayan siyasi ve ekonomik bir bütünleşme projesidir. Birliğe katılım süreci, aday ülkeler açısından ekonomik açıdan önemli fırsatlar barındırmaktadır. IPA, Avrupa Birliği'nin üyeliğe aday ülkelerin politik, kurumsal, sosyal ve ekonomik reform süreçlerini destekleme programıdır. </p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ipa/">IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align: center">IPA : Aday Ülkeler İçin AB Enerji Hibe Programı</h1>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği (AB), 27 Avrupa ülkesini kapsayan siyasi ve ekonomik bir bütünleşme projesidir. Birliğe katılım süreci, aday ülkeler açısından ekonomik açıdan önemli fırsatlar barındırmaktadır. AB mali yardımları ve yapısal fonlar, aday ülkelerde altyapının güçlendirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve bölgesel eşitsizliklerin azaltılması amacıyla yürütülen projelere finansal katkı sağlamaktadır. 1999 Helsinki Zirvesi sonrası aday ülke statüsü kazanan Türkiye, 2002 yılından itibaren birliğe katılıma yönelik AB fonlarından yararlanmaktadır. Bu yazıda, IPA kapsamında Avrupa Birliği’ne aday olan Türkiye’nin enerji politikalarının AB müktesebatına uyumu ile bu alanda teşvik edilen proje ve uygulamalar ele alınacaktır.</span></p>
<h2><span style="font-size: 28px"><strong>I. Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) </strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği (AB), üyeliğe aday ülkelerin politik, kurumsal, sosyal ve ekonomik reform süreçlerini desteklemek ve bu ülkelerin Birlik standartlarına uyumunu kolaylaştırmak amacıyla çeşitli mali yardım mekanizmaları geliştirmiştir. Başlangıçta farklı programlar yoluyla sağlanan bu destekler, 2007 yılından itibaren tek bir çerçeve altında toplanarak Katılım Öncesi Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance – IPA) adıyla tek bir araç altında toplanmıştır. Türkiye; IPA I döneminde toplam tahsisatın %48,2’sini, IPA II döneminde ise %25’ini alarak en fazla fayda sağlayan ülke konumuna gelmiş; 2002–2020 yılları arasında yaklaşık 9,2 milyar avroluk kaynağa erişmiştir. Bu kapsamda, Türkiye’nin idari ve kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik yaklaşık 900 proje uygulanmıştır.  2021-2027 yıllarında yer alacak IPA III döneminin toplam bütçesi 14,2 milyar avrodur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>Katılım Öncesi Yardım Aracı 2021-2027 Dönemi (IPA III)</strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Katılım Öncesi Yardım Aracı ile desteklenecek konular, AB’nin politika ve stratejilerine uygun olarak, 7 yıl süreli bütçe dönemlerinin başlangıcında belirlenmektedir. IPA’nın 2021–2027 döneminde, Türkiye’nin AB müktesebatına uyumu ve ekonomik-sosyal uyum kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. IPA III çerçevesinde aday ülkelere sağlanan mali yardımlar, beş tema etrafında yapılandırılmıştır. Bu kapsamda, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve demokratik kurumların güçlendirilmesi; iyi yönetişim, AB müktesebatına uyum, stratejik iletişim ve komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi; yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir bağlantısallığın sağlanması; rekabetçiliğin artırılması ve kapsayıcı ekonomik büyümenin desteklenmesi; ayrıca bölgesel ve sınır ötesi iş birliğinin teşvik edilmesi temel hedefler arasında yer almaktadır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>Avrupa Birliği Enerji Politikaları ve Katılım Öncesi Yardım Aracına Yansıması</strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği, enerji ve iklim politikalarını aday ülkelerin mali destek programlarına entegre ederek Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) III döneminde <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3888283">çevresel sürdürülebilirliği</a> öncelikli bir hedef haline getirmiştir. AB</span>, IPA III’ü düzenleyen <a href="https://ipa.gov.tr/wp-content/uploads/IPAIII_Turkce_Tuzuk.pdf">2021/1529 sayılı Tüzük</a> kapsamında, Covid-19 sonrası ekonomik toparlanmayı sürdürülebilir ve iklim nötr şekilde yürütmeyi amaçlamaktadır. IPA kapsamındaki projelerin Yeşil Mutabakat hedefleriyle uyumlu olması beklenmekte; çevre, iklim ve enerjiyle ilgili unsurlar tüm tematik alanlara entegre edilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">IPA III döneminde enerji alanında desteklenmesi öngörülen projeler, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşümü esas almaktadır. Enerji piyasalarının entegrasyonu, karbonsuzlaşma, akıllı şebekelerin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği, arz-talep dengesi ve bölgesel ısıtma sistemlerinin modernizasyonu gibi alanlar, bu kapsamda ön plana çıkmaktadır. Yeni altyapıların bu dönüşümü mümkün kılacak şekilde tasarlanması, metan sızıntılarının önlenmesi ve <a href="https://dikelaw.com.tr/lisanssiz-elektrik-uretimi/">şebeke esnekliğinin artırılması</a> gibi hususlar, IPA III kapsamında öncelikli değerlendirme ölçütleri arasında yer almaktadır. Kömür ve yüksek karbon yoğunluklu bölgelerde ise ekonomik çeşitlenmeye ve daha <a href="https://dikelaw.com.tr/elektrik-piyasasi-baglanti-sistem-kullanimi/">temiz, enerji verimli üretim modellerine geçişe</a> imkân tanıyan faaliyetlerin desteklenmesi hedeflenmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><span style="font-size: 24px"><strong>IPA III Kapsamında Geliştirilen Projeler </strong></span></h3>
<p>&nbsp;</p>
<h4><span style="font-size: 20px"><b>Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi</b></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>Avrupa Birliği, IPA III kapsamında desteklediği Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesini, Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantısallık çerçevesinde yürütmektedir.</p>
<h5><span style="font-size: 20px"><strong>AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı</strong></span></h5>
<p><span style="font-size: 16px">Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan ve İklim Değişikliği Başkanlığı’nın nihai faydalanıcısı olduğu “Türkiye’de Yerel İklim Eylemi için AB Ortaklığı Projesi” kapsamında, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak finanse edilen “AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı” (EU-TR CCGP) yürütülmektedir. Programın toplam bütçesi 14.706.000 avro olup, uygulaması Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecektir. Program; Türkiye ve AB’deki belediyeler, yerel yönetimler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, kalkınma ajansları, sivil toplum kuruluşları, odalar ve birliklerin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uyum ve azaltım eylemlerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Projelerin 2024–2030 ulusal eylem planlarıyla uyumlu olması, dirençli ve düşük karbonlu kentleri teşvik etmesi ve mevcut stratejilere uygun faaliyetler içermesi beklenmektedir. Avrupa Birliği, IPA III’ü düzenleyen 2021/1529 sayılı Tüzük kapsamında, Covid-19 sonrası toparlanmayı sürdürülebilir ve iklim nötr şekilde yürütmeyi amaçlamaktadır.</span></p>
<h4><span style="font-size: 20px"><strong>Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı </strong></span></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 16px">“Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı”, IPA III kapsamında, Yeşil Gündem ve Sürdürülebilir Bağlantısallık başlığı altında  yer almaktadır. Projenin faydalanıcısı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’dür. 72 ay sürecek olan program için Avrupa Birliği tarafından 20.000.000 avro katkı sağlanmakta, buna ek olarak 50.000.000 avro tutarında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) kredisi öngörülmektedir. Projenin amacı, Türkiye’de denizcilik sektörünün sürdürülebilirliğini artırmak olup, liman altyapısının modernizasyonu, gemilerin yenilenmesi ve alternatif yakıtların kullanımı yoluyla sera gazı emisyonlarının azaltılması ve hava kalitesinin iyileştirilmesini hedeflemektedir.</span></p>
<h5><span style="font-size: 20px"><b>Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi</b></span></h5>
<p><span style="font-size: 16px">Denizcilik Genel Müdürlüğü, “Denizcilikte Dekarbonizasyon ve Yeşil Deniz Taşımacılığının Desteklenmesi” projesi kapsamında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası tarafından yaklaşık 20 milyon Avro hibe ve 50 milyon Avro uzun vadeli, uygun maliyetli kredi desteği sağlanacağını açıklamıştır. “Türkiye Denizleri Karbonsuzlaştırma ve Yeşil Denizcilik Programı” kapsamında geliştirilecek projelerin, sektörün yeşil dönüşüm öncelikleri ve ihtiyaçlarına uygun olarak belirlenmesi ve ilgili finansman sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin etkin biçimde yerine getirilmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, denizcilik sektöründeki tüm paydaşlardan, “Denizcilik Sektörünün Dekarbonizasyonu ve Yeşil Denizciliğin Desteklenmesi” başlığı altında proje önerileri sunmaları talep edilmiş; her bir proje açıklamasında Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda ele alınacak konular ile projeden beklenen çıktılara yer verilmesi istenmiştir.</span></p>
<h4><span style="font-size: 20px"><strong>Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi</strong></span></h4>
<p><span style="font-size: 16px">IPA III kapsamında desteklenen “Kamu Bina Stoğunun Enerji Verimliliği Performansının Güçlendirilmesi” projesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. 24 ay süreli bu projeye Avrupa Birliği tarafından 5 milyon avro tutarında katkı sağlanmaktadır. Proje kapsamında, kamu binalarının enerji verimliliği alanında yenilikçi çözümler araştırılmakta ve enerji performanslarının iyileştirilmesi hedeflenmektedir.</span></p>
<p data-start="141" data-end="583"><span style="font-size: 16px">Bir  diğer teşvik programı olan Ufuk Avrupa projelerine ilişkin detaylı bilgiler ayrı bir yazıda ele alınacaktır. </span></p>
<p data-start="141" data-end="583">NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</p>
<p data-start="141" data-end="583">Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ipa/">IPA: ADAY ÜLKELER İÇİN AB ENERJİ HİBE PROGRAMLARI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ipa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FRANSA&#8217;DA CEBRİ İCRA YOLUYLA ALACAK TAHSİLİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/fransa-cebri-icra-alacak-tahsili/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/fransa-cebri-icra-alacak-tahsili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Vedat Dayan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 09:06:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Vedat Dayan]]></category>
		<category><![CDATA[cebri icra yoluyla alacak tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa alacak tahsili]]></category>
		<category><![CDATA[fransa hukuku icra takibi]]></category>
		<category><![CDATA[fransada alacak takibi]]></category>
		<category><![CDATA[fransada cebri icra]]></category>
		<category><![CDATA[Fransada icra takibi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2400</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Cebri icra yoluyla alacak tahsili Fransa için ulusal, diğer ülkelerdeki alacaklılar için uluslararası alacak niteliğindedir. Global dünyada alışverişlerin bir çoğu uluslararası bir boyut almıştır. Uluslararası ticari ilişkilerde bir uyuşmazlık yaşanırsa, taraflar arasındaki mesafe ve dil bariyerinden istifade ederek sözleşmedeki taraflar borçlarını ifa etmekten kaçınma yolunu tercih edebilirler. Bu durumlarda taraflar vatandaşı olmadığı ülkelerdeki alacaklılardan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/fransa-cebri-icra-alacak-tahsili/">FRANSA&#8217;DA CEBRİ İCRA YOLUYLA ALACAK TAHSİLİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cebri icra yoluyla alacak tahsili Fransa için ulusal, diğer ülkelerdeki alacaklılar için uluslararası alacak niteliğindedir. Global dünyada alışverişlerin bir çoğu uluslararası bir boyut almıştır. Uluslararası ticari ilişkilerde bir uyuşmazlık yaşanırsa, taraflar arasındaki mesafe ve dil bariyerinden istifade ederek sözleşmedeki taraflar borçlarını ifa etmekten kaçınma yolunu tercih edebilirler. Bu durumlarda taraflar vatandaşı olmadığı ülkelerdeki alacaklılardan borçlarının tahsilini hukuki süreçlerle sağlamaya çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yazıda Fransa’da cebri icra yoluyla alacakların tahsili konusunu işleyeceğiz. Öncelikle, Türkiye’dekinin aksine Fransa&#8217;da İcra iflas kurumu bulunmamaktadır. Hukuki tespit, cebri icra, icra edilebilirlik şerhi, ihale, satış  işlemleri, borçlunun bilgilerini sordurma vs gibi işlemler Adalet Komiseri (<em>“Commissaire de Justice”</em> ) adlı bir kurum maharetiyle gerçekleştirmektedir.  2022 yılındaki değişikliklerle Adalet Komiserleri yeni bir yapıya ulaşmışlardır. Yazımıza konu cebri icra işlemleri Adalet Komiseri ya da özel hukuk mahkemeleri aracılığı ile yapılabilmekte ve başvurulacak usul alacağın miktarına ve cinsine göre değişiklik göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cebri icra işlemlerinin yapılabilmesindeki ön koşul alacaklının icra edilebilirlik şerhini alabilmesidir. Bu belgeye fransızca <em>“Titre exécutoire” </em>denir. Bu belge ile alacaklı devlet eliyle cebri icra yapabilir. Fransa’da alacakların icrası nasıl olur ? Hangi tür prosedürlerle icra edilebilirlik şerhi elde edilebilinir ? </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruların cevabının iki farklı cebri icra prosedürü ele alarak cevaplamaya çalışacağız. Öncelikle kolaylaştırılmış prosedürle Adalet Komiseri aracılığı ile icra edilebilirlik şerhinin (I) ve ikinci olarak hakim tarafından icra edilebilirlik şerhi (II)  nasıl elde edilebileceğini analiz edeceğiz. </p>



<h2 class="wp-block-heading">I- <strong>Kolaylaştırılmış Prosedürle Cebri İcra</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kolaylaştırılmış icra prosedürüne küçük borçların tahsil prosedürü de denir. Bu icra yolunda, alacaklılar 5.000 Euronun altındaki borçları Adalet Komiseri aracılığı ile icra edebilirler. Bu prosedür ile alacaklılara, herhangi bir hakim kararı olmadan icra edilebilirlik şerhi verilip, bu şerh dolayısı ile tahsilat araçlarına başvurma imkanı vermektedir. Bu başvuru belirli şartlara tabidir. </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Borç 5000 Euro altında olmalı, alacakların toplamı bu miktarı geçmemelidir. Örneğin ana borç ve talep edilebilen faizler 5000 Euroyu geçerse, bu prosedüre başvurma imkanı yoktur. </li>



<li>Borç inkar edilemez durumda olmalıdır. Buradaki şart daha çok borcun Komiser tarafından açıkcak anlaşılabilecek, genelde sözleşme, taraflar tarafından imzalanmış bir fatura gibi yazılı belgelere dayanmaktadır. Örneğin sözlü sözleşme ya da anlaşma ile verilmiş bir borç için bu prosedüre başvurulamaz. </li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki şart gerçekleşmiş ise, Adalet Komiseri borçluya talebinizi iletir, karşı tarafla anlaşma yolu arayabilir. Karşı tarafın tutumuna göre, icra edilebilirlik şerhi ya kendisi ya da Mahkemeye yoluyla elde edilebilir. Bu şerh ile alacakların tahsilinde bir sonraki haciz aşamasındaki seçenekleri değerlendirebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">II- <strong>Mahkeme Yoluyla Ödeme Emri </strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme yoluyla ödeme emri yolunda temel şart borcun 5000 Eurodan yüksek olmasıdır. Bu durumda başvurulabilecek yegane yol Mahkeme maharetiyle ödeme emri yoludur. Başvuru öncesi yetkili mahkeme belirlenmeli, Fransız Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ticaret Hukuku Kanunu ile Medeni Hukuk Kanunundaki genel ve özel kanun hükümlerine dikkat edilmelidir.  Peki mahkeme hangi şartlar altında ödeme emri başvurusunu inceler ? </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Borç inkar edilemez olmalıdır. Alacaklı mahkemeye başvuru yaptığında sunacağı yazılı belgelerle borcu ispat etmelidir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme, senet, borç ikrarları çok önemli bir hal almaktadır. </li>



<li>Borç miktarı yazılı belgelerde belirtilmiş olmalıdır. Belirsiz miktardaki alacak durumunda mahkeme borç miktarını belirleme yetkisine sahip değildir. Böyle bir durumda alacak davası ile borç miktarı kesinleşip, çıkacak mahkeme kararının icra edilmesi gerekmektedir. </li>



<li>Borç zamanaşımına uğramamış olmalıdır. Zamanaşımı alacağın türüne ya da hukuki ilişkiye göre farklılık gösterebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bu şartlar sağlanırsa, mahkemeye ödeme emri başvurusu yapılmalıdır. Yapılan başvuruda, taleplerin hepsi açıkça yazılmalıdır. Talebe bağlılık ilkesi gereği, talepleri aşan hiçbir borç için ödeme emri düzenleyemez. Yargılama sırasında sunulan belgelerle ödeme emri hakkında kararını verir. Mahkeme bu aşamada karşı tarafın savunmasını ve ya yazılı görüşümü aldamadan dosya üzerinden karar verilir. Talebin kabulu durumunda, ‘’<em> ordonnance d&#8217;injonction de payer</em> ’’ (Ödeme emri) adlı kararı verip bu kararı başvurucu alacaklıya iletir. Alacaklı borçluya 6 ay içinde ödeme emrini tebliğ edilmelidir. 6 aylık süre zarfında ödeme emri tebliğ edilmezse kadük olur. Tebliğ tarihinden itibaren borçlu 1 ay içinde <a href="https://dikelaw.com.tr/borclu-odeme-emrine-itiraz-ettiginde-ne-yapilmali/">itiraz</a> edebilir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu aşamada borçlunun itirazı olursa, alacaklının ödeme emri başvurusu alacak davasının dilekçesi yerine geçmektedir. Alacağın takibine devam etmek isteyen alacaklı, dava yoluna başvurmak zorunda kalır. Dolayısı ile bu aşamalardaki dilekçe çok önemlidir. Bu konuda konusunda uzman avukatlarla hareket etmek önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer borçlu 1 aylık itiraz süresinde itiraz etmezse, mahkemeye başvurup icra edilebilirlik şerhini alıp, borçluya son ödeme şansı bırakmalıdır. Eğer alacaklı cevap alınamazsa, alacaklı sonraki haciz  aşamalarına geçebilir. Haciz aşamasında bir çok işlem yapılabilmektedir. Bunlar taşınır ve taşınmaz haczi, banka hesabına el koyma, maaşa haciz gibi uygulamalarla borcun tahsili gibi işlemlerdir. Bu cebri icra işlemleri, ödeme emri kesinleştikten sonra Commissaire de justice eliyle yapılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Av. Vedat DAYAN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/fransa-cebri-icra-alacak-tahsili/">FRANSA&#8217;DA CEBRİ İCRA YOLUYLA ALACAK TAHSİLİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/fransa-cebri-icra-alacak-tahsili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSOVA VATANDAŞLIĞI KAZANMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/kosova-vatandasligi-kazanma/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/kosova-vatandasligi-kazanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz CANPOLAT]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Nov 2024 12:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Deniz Canpolat]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Cumhuriyeti Diasporası]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Pasaportu]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Vatandaşlığı Edinme Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Vatandaşlığı Kazanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Vatandaşlığı Şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Kosova Vatandaşlık Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yugoslavya Vatandaşlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kosova vatandaşlığı kazanmaya hakkı olan pek çok eski Yugoslavya göçmeni bulunmaktadır. Kosova Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olduğu için, Kosova pasaportuna sahip olmanın pek çok avantajı bulunmaktadır. I-) Kosova Vatandaşlığı Bir balkan ülkesi olan Kosova Cumhuriyeti 1 Nisan 2016 yılından itibaren Avrupa Birliği üyesidir. Bu sebeple Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip kimseler gerek diğer Avrupa Birliği üyesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kosova-vatandasligi-kazanma/">KOSOVA VATANDAŞLIĞI KAZANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kosova vatandaşlığı kazanmaya hakkı olan pek çok eski Yugoslavya göçmeni bulunmaktadır. Kosova Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olduğu için, Kosova pasaportuna sahip olmanın pek çok avantajı bulunmaktadır.</p>
<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>I-) Kosova Vatandaşlığı</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Bir balkan ülkesi olan Kosova Cumhuriyeti 1 Nisan 2016 yılından itibaren <a href="https://dikelaw.com.tr/avrupa-masasi/">Avrupa Birliği</a> üyesidir. Bu sebeple Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip kimseler gerek diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelerine <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kosova_pasaportu">seyahat</a> gerekse <a href="https://www.vizeasistan.com/kosova/kosova-oturumu/kosova-neden-oturum-almaliyim.html">çalışma</a> konularında çeşitli haklara sahiptirler. Kosova Cumhuriyeti’nin Balkan coğrafyasında oluşu ve tarihi yakınlığımız sebebiyle de Türkiye’deki pek çok kişinin bağı olduğu bir ülkedir. Kosova Cumhuriyeti ile Türkiye arasında ayrıca 13 Ocak 2009 tarihinde vize muafiyeti antlaşması yapılmıştır. Bu sebeple de pek çok kimse bu ülkeye sık sık seyahat etmektedir. Kosova Cumhuriyeti’nin geçmişi sebebiyle Kosova kökenli pek çok Türk vatandaşı bulunmaktadır. Gerek geçmişi itibariyle Kosova Cumhuriyeti’yle bağı bulunan gerekse de Kosova Cumhuriyeti’yle sonradan bağ kuran kimseler Kosova vatandaşlığını sağladığı imkanlar sebebiyle kazanmak istemektedir. Bu makalemizde Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığının elde edilme koşullarını Kosova Cumhuriyeti’nin 02.06.2008 tarihinde çıkartmış olduğu Kosova Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanunu üzerinden değerlendireceğiz</span></p>
<h2><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 28px;"><strong>II-) Kosova Vatandaşlık Kanunu</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova 2008 tarihinde bağımsız olup vatandaşlığa ilişkin düzenlemelere de yine aynı yıl başlamıştır. <a href="https://gzk.rks-gov.net/ActDetail.aspx?ActID=2515">Kosova Vatandaşlık Kanunu 02.06.2008</a> tarihinde kabul edilmiş olunup muadillerine kıyasla kısa bir kanundur. Kosova Vatandaşlık Kanunu ile düzenlenmiş vatandaşlık kazanma durumlarını ise aşağıda anlatıldığı gibidir.</span></p>
<h3><span style="font-size: 20px; font-family: georgia, palatino;"><strong>A-) Doğuştan</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanunu madde 7 hükmü doğrultusunda çocuğun her iki ebeveyni de Kosova vatandaşı ise çocuk doğum itibariyle Kosova vatandaşlığı kazanır. Eğer çocuğun sadece bir ebeveyni Kosova vatandaşı ise çocuğun Kosova Cumhuriyeti sınırları içinde doğması ya da ailesinin çocuk 14 yaşından gün almadan Kosova Cumhuriyeti vatandaşı olmayan ebeveynin Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanması konusunda yazılı anlaşma yapmaları gerekir.</span></p>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova Cumhuriyeti topraklarında doğan ve ebeveynleri başka bir vatandaşlığa sahip olan ancak Kosova Cumhuriyeti’nde geçerli ikamet iznine sahip olan bir çocuk, her iki ebeveyninin de rızasıyla Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanabilir</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong>B-) Evlat Edinme Yoluyla</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanunu madde 8 hükmü gereğince, Kosova Cumhuriyeti vatandaşı olan ebeveynler tarafından evlat edinilen çocuk Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazanır</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong>C-) Yabancı Kişilerin Vatandaşlığa Kabulü</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Yetişkin bir yabancı son beş yıldır düzenli olarak Kosova Cumhuriyeti’nde geçerli bir izne dayanarak ikamet ediyorsa vatandaşlık başvurusuna hak kazanır. Başvuru şartlarından bir diğeri Kosova Cumhuriyeti&#8217;nin anayasal ve yasal düzenini kabul ettiğini ve sosyal, kültürel, bilimsel, ekonomik veya mesleki bağlantılar yoluyla Kosova Cumhuriyeti toplumuna entegre olduğunu beyan etmesi ve davranışlarıyla kanıtlamasıdır. Başvurucu kişi kendisinin ve kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sosyal yardım programlarına başvurmaksızın finanse edebilecek yeterli mali imkanlara sahip olması ve Kosova Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden birinde temel düzeyde bilgi sahibi olması gerekir.</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong>D-)Evlilik Yoluyla Vatandaşlığın Kazanılması</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Evlilik yoluyla Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanacak kişinin Kosova Cumhuriyeti vatandaşı ile en az üç yıllık yasal olarak geçerli bir evliliğe sahip olması ve son bir yıldır düzenli olarak Kosova Cumhuriyeti’nde yaşıyor olması gerekir</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong>E-) Kosova Cumhuriyeti Diaspora Üyesinin Vatandaşlığa Kabulü</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova Cumhuriyeti dışında düzenli ve yasal bir ikametgahı olan, Kosova Cumhuriyeti’nde doğmuş ve Kosova Cumhuriyeti’nde yakın aile ve ekonomik bağları olan bir kimse Kosova Cumhuriyeti Diasporasının bir üyesi olarak kabul edilir. Bu kimsenin ebeveynlerinin Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığına sahip olması da ayrıca bir yeterlilik sebebidir. Bu kimse başvuru yoluyla Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanabilir.</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong>F-) Yugoslavya Federal Cumhuriyeti vatandaşlığı ile</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">1 Ocak 1998 tarihinde Yugoslavya Federal Cumhuriyeti vatandaşı olan ve o tarihte Kosova Cumhuriyeti’nde mutat olarak ikamet eden herkes Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazanır.  Bu hak edişte güncel ikametgaha bakılmaz.</span></p>
<h3><span style="font-family: georgia, palatino; font-size: 20px;"><strong> G-) Yatırım Yolu İle Vatandaşlık Kazanma</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 16px; font-family: georgia, palatino;">Kosova Cumhuriyeti diğer pek çok ülkenin aksine yatırım yoluyla vatandaşlık kazanma hakkı tanımamıştır. Lakin yatırım amacıyla Kosova Cumhuriyeti’nden geçici süreli ikametgah izni alınabilir. Geçici süreli ikametgah izninin her yıl güncellenmesi gerekir. 5 yıllın sonunda uzun süreli ikametgah iznine başvuru yapılabilme yolu bu şekilde açılır ve Kosova Cumhuriyeti vatandaşlığı kazanmak isteyen bir kimse  bu yolla 10 yıl kesintisiz ikamet ettikten sonra Kosova Cumhuriyeti’ne vatandaşlık başvurusunda bulunabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></span></p>
<p><span style="font-family: georgia, palatino;"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></span></p>
<p> </p>


<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/kosova-vatandasligi-kazanma/">KOSOVA VATANDAŞLIĞI KAZANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/kosova-vatandasligi-kazanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2024 10:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret & Şirketler Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[AG]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Çalışma İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Kamu Garantileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Kamu Kredileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Muhasebe Maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Oturum İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Kuruluş Maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Oturum İzni]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Teşvikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Şirket Vergileri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Vergi Oranları]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Yatırım Hibeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Limited Şirket]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Sanal Ofis]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Şirket Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Almanyada Yabancı Müdür]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Aytekin AKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH  İçin Vergiler]]></category>
		<category><![CDATA[GmbH Kuruluşu İçin Yapılması Gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya'daki şirket türlerini ve teşvik türlerini inceleyeceğimiz bu yazının ilgililere faydalı olmasını umarız. Almanya’da şirket türleri şahıs, sermaye ve ortaklık şirketleridir. Şirket teşvikleri ise hibeler, krediler ve garantiler şeklinde ayrılmaktadır.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Almanya şirket türlerini ve teşvik türlerini inceleyeceğimiz bu yazının ilgililere faydalı olmasını umarız. Almanya’da şirket türleri şahıs, sermaye ve ortaklık şirketleridir. Şirket teşvikleri ise hibeler, krediler ve garantiler şeklinde ayrılmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’daki şirketlerin hukuki yapısını <a href="https://www.gesetze-im-internet.de/bgb/">Alman Medeni Kanunu</a> (BGB) ve <a href="https://www.gesetze-im-internet.de/hgb/">Alman Ticaret Kanunu</a> (HGB) belirlemekle birlikte, özel kanunlar da spesifik şirket türlerini düzenlemektedir. Genel olarak, Almanya’da şirket türleri üç ana kategoriye ayrılabilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şahıs şirketleri (Einzelunternehmen)</li>



<li>Ortaklıklar (Personengesellschaften)</li>



<li>Sermaye şirketleri (Kapitalgesellschaften)</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) ŞAHIS ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Şahıs şirketlerinde bireysel katılım (personliche Beteiligung) ana unsurdur. Bunun sonucu olarak ortak sayısı genellikle sermaye şirketlerine göre daha azdır. Şahıs şirketlerinde sermaye sınırı konulmamıştır. Ortakların asgari sermaye taahhüt etmesi gerekmez. Şahıs şirketlerinde şirketin tüzel kişiliği de yoktur. Şahıs şirketlerinde kişisel sorumluluk esastır; ortakların şirketin hak ve borçlarından kişisel olarak sorumluluğu söz konusudur.  Yönetim ve temsil yetkisi ortakların kendilerindedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) SERMAYE ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketleri Anonim Şirket (AG) ve Limited Şirket (GmbH)’tir. Bu şirket türleri ilgili  kanunlarda tanımlanmıştır. Sermaye şirketlerinde sermaye ortaklığı (Kapitalbeteiligung) esastır. Dolayısıyla ortak sayısı şahıs şirketlerine göre daha yüksektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketlerinin kendi tüzel kişilikleri vardır. Şirket tescil ile hak ehliyetini kazanır ve organlarını seçtikten sonra fiil ehliyetine de sahip olur. Şirket adına davranan organlarıdır ve bu organlar yalnızca ortaklar olmak zorunda değildir, 3. kişiler de şirket adına işlem yapabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye şirketlerinde sorumluluk sınırlandırılarak ortakların kişisel sorumluluğuna gidilmesi önlenmiştir. Ortaklar şirkete koydukları ya da koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olmak üzere ikincil olarak sorumludurlar. Ortaklar kişisel malvarlığının tümüyle değil koymayı taahhüt ettikleri kısmıyla sorumlu olacaklardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biz Almanya’da en çok tercih edilen limited şirketlere odaklanacağız. Anonim şirketler incelemesi bu yazının konusu dışındadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Limitet Şirket (Gesellschaft mit beschränkter Haftung – GmbH)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya’da GmbH kurmak için gereken şeyler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Noter tasdikli ana sözleşme,</li>



<li>İlgili ticaret siciline başvuru ve</li>



<li>Asgari 25.000-Euro sermayedir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Limitet şirketin sağlaması gereken diğer öğeler:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Dış temsilden sorumlu genel müdür,</li>



<li>Hissedarların bir araya geldiği karar alma organı olan genel kurul ve</li>



<li>Eğer şirkette 500’den fazla çalışan varsa bir de denetleme kurulu zorunluluğu.</li>
</ul>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>a. GmbH Kuruluşu İçin Yapılması Gerekenler Şunlardır:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>Şirketin işletme konusunun belirlenmesi</li>



<li>Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan işletme konusunun onaylanması</li>



<li>Şirket ana sözleşmesinin hazırlanması</li>



<li>Şirket banka hesabının açılması</li>



<li>Şirket ana sözleşmesinin noter tarafından tasdiklenmesi</li>



<li>Esas sermayenin ödenmesi</li>



<li>Ticaret siciline noter aracılığıyla başvuru yapılması</li>



<li>Ticaret sicilinin inceleme prosedürünün tamamlanması</li>



<li>GmbH’nın ticari siciline kaydedilmesi ve tescil beyanının yapılması</li>



<li>İşletme tescilinin tamamlanması</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH, ticari sicil kaydı ile tüzel kişiliğe sahip olur. Ticari sicile kaydedilmeden önce, bir “Vorgründungsgesellschaft” (kuruluş öncesi şirket) olarak adlandırılan ve bir GmbH’nin kurulması amacıyla kurulan bir BGB şirketi (Alman Medeni Kanunu‘na göre düzenlenen şirket) bulunması gerekmektedir.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>b. GmBH Ortaklarının Sorumlulukları</u></strong></h5>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH bir veya daha fazla müdür tarafindan temsil edilir. Ortaklar tarafından süresiz olarak veya belli bir süre için kuruluş esnasında şirket sözleşmesi ile ya da sonradan atanabilirler. Sadece gerçek kişiler müdür olabilirler. Müdürler, içtihatla geliştirilen özel ve due diligence şartlarına tabidirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GmbH sadece kendi borçlarından sorumludur. Ortaklar kişisel malları ile sorumluluktan muaftır. İstisnai olarak ortakların kişisel yükümlülükleri olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="http://www.germanbusinesslaw.de/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">GmbH Kanunu’nun</a> reformundan sonra örnek bir şirket sözleşmesi ortaya çıkmıştır ve bu sözleşmeyi kuruluşu kolaylaştırmak adına kullanma olanağı vardır (“Musterprotokoll” olarak adlandırılır).</p>



<p class="wp-block-paragraph">En fazla üç ortak ve sadece bir müdür olması durumunda şirketler Musterprotokoll ile kurulmaktadır. Musterprokoll ile kurulan şirketlere sadece nakdi sermaye getirilebilir ve GmbH mevzuatından değişik maddeler alınamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şirket şözleşmesinin özelleştirilmesi durumunda kurulacak olan şirket, ortakların isteklerine ve amaçlarına daha uyumlu olacaktır.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>c. GmbH İçin Vergiler:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>GmbH’nin elde ettiği kâr %15 oranında tek tip kurumlar vergisine (Körperschaftssteuer/Corporation Tax) tabidir.</li>



<li>GmbH, herhangi bir gerçek kişi gibi, dayanışma ek ücretinden (Solidaritätszuschlag / Solidarity Surcharge) de sorumludur. Oran kurumlar vergisinin %5,5’i kadardır ancak güncel oranları teyit etmek gerekir.</li>



<li>GmbH ticaret vergisine (Gewerbesteuer/Trade Tax) de tabidir. Bu verginin matrahı kâra bağlı olan, ancak belirli ilave ve indirimler esas alınarak düzeltilen ticari kazançlardır. Ticaret vergisi oranı, Kommunales Hebesatzrecht (Belediye Değerlendirme Hakkı Oranı/Municipal Rate of Assessment Right) nedeniyle belediyeden belediyeye farklılık göstermektedir. Ortalama olarak, yaklaşık %12-13’tür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda belirtilen vergiler, bir GmbH gelirinin yaklaşık %30’unu oluşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Limited şirket pay sahibine yapılan kâr dağıtım ödemesinin yarısı, gelir vergisinden müstesnadır.</p>



<h5 class="wp-block-heading"><strong><u>d. Yabancıların Almanya’da Şirket Kurulumu Sonrası Yönetimi:</u></strong></h5>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yerleşim izni olan <a href="https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/">yabancı</a> bir müdür Almanya’da ikamet ederek, bir GmbH’yı herhangi bir zorlukla karşılaşmadan yönetebilir.</li>



<li>Aynı şey AB vatandaşları (Avrupa Birliği üye ülke vatandaşları) için de geçerlidir.</li>



<li>AB üyesi olmayan bir ülkenin vatandaşı olan  (Türkiye gibi) Almanya’daki şirket müdürlerinin ikamet iznine sahip olup olmamaları şartı uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu müdürlerin ikamet zorunluluğuna ihtiyaç duyulmadığı konusunda baskın görüş var denilebilir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Arada müdürlerin en azından bir takvim yılı içerisinde en az üç aylığına Almanya’ya gelme imkânına sahip olmaları gerektiği savunulsa da bu konu Almanya’da bulunan eyaletlere göre farklılık göstermektedir. Şirketin kurulacağı ilgili ticari sicil ile irtibata geçip konunun açıklığa kavuşturulması yerinde olacaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Geçici Limitet Şirket (Unternehmergesellschaft- UG)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Halk arasında genellikle Mini- GmbH veya 1 euroluk GmbH olarak anılan geçici limitet şirket kendi başına bir iş yapısı değil normal GmbH’nin bir çeşididir. Sorumluluk riskini sınırlamak isteyen ancak bir GmbH için gerekenden daha düşük bir sermaye ile başlamak isteyen girişimciler için özellikle uygun bir şirket türüdür. Teknik olarak 1 euro kadar küçük bir sermayeyle UG kurmak mümkündür. Kurulduktan sonra UG’nin yıllık net kârının en az %25’inin yedek olarak ayrılması gerekirken ayrılan sermaye 25.000-Euro’ya ulaşır ulaşmaz bu kâr ayırma zorunluluğu sona erer ve şirket normal bir GmbH’ye dönüştürülebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="869" height="1030" class="wp-image-1561" style="width: 754px; height: auto;" src="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-869x1030.png" alt="" srcset="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-869x1030.png 869w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-253x300.png 253w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-768x911.png 768w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1295x1536.png 1295w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1727x2048.png 1727w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-1265x1500.png 1265w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/6-595x705.png 595w" sizes="(max-width: 869px) 100vw, 869px" />
<figcaption class="wp-element-caption"><em>Almanya Şirketleri</em></figcaption>
</figure>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) ORTAKLIK ŞİRKETLERİ</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Adi Ortaklık (Gesellschaft bürgerlichen Rechts – GbR)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://vasistdas.de/almanyada-adi-ortaklik-gbr-kurmak/">GbR</a>, en az iki kişinin ortaklaşa bir iş kurması için gerekli olan bir ortaklık türüdür. Ortakların sınırsız sorumluluğu bulunur, ancak kurulum için asgari sermaye şartı yoktur ve kuruluş işlemleri nispeten basittir. Ticari sicile kayıt ve yıllık hesaplarını açıklama zorunluluğu bulunmaz.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Ortaklık Şirketi (Partnerschaftsgesellschaft – PartG)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">İki veya daha fazla serbest çalışan beraber iş yapmak istiyorsa bir ortaklık şirketi kurabilirler. Bir OHG veya KG’nin aksine bu yalnızca doktorlar, yazarlar, muhasebeciler veya vergi danışmanları gibi serbest meslek üyeleri tarafından kurulabilmektedir. Yazılı ortaklık anlaşması ve ortaklık kaydı gereklilikleri vardır ancak asgari sermaye şartı yoktur. Ortaklar şirketin borçlarına karşılık kişisel mal varlıklarıyla ve sadece kişisel eylemleriyle sınırlı olarak sorumludur. Sadece işin yapılması sırasında hatayı yapan kişi ilgili eylemin sorumluluğuna sahiptir. Bu iş türü limitet şirket (GmbH) kurmakta zorlananlar ve aynı çatı altında iş yapmak isteyen farklı serbest meslek gruplarına ait ortakların iş birliği için iyi bir alternatiftir. Piyasada “meslektaş ortaklığı” olarak da anılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye ortaklıklarıyla kıyaslandığında meslektaş ortaklığının esnek ortaklık yapısı, şirket sözleşmesi değişikliğinin kolaylığı, ticari kazanç vergisi muafiyeti, sadece bir sefer servet vergisine tabi olması, basit vergi bildirimi fırsatı, ortakların kişisel sorumluluklarının olmaması, yöneticilerin basit kişisel sorumluluklarının olması, birikmiş kârlar için düşük vergi oranı ve belli miktara kadar kâr dağıtımı gibi pek çok avantajı mevcuttur. Bu sebeplerle değerlendirilmesi gereken şirket türlerinden birisidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) ÖNEMLİ NOTLAR</strong></h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>Uygulamada limited şirket hakimdir. 2016 yılı itibarıyla Almanya’da 1.186.598 adet limited şirket, 15.453 adet anonim şirket ve 293 adet hisseli komandit şirket bulunmaktadır. 2008 yılından bu yana mevzuat, sermayesi normal asgari sermayenin altında kalan limited şirketlerin bir alt türü olan girişimci şirketlerine de imkan sağlamaktadır. Alman yasa koyucu, böylece İngiltere’de ‘1 (bir)’ sterlin ile kurulan ve artan sayıda yeni gelen İngiliz limited şirketlerine yerli bir alternatif oluşturmak istemiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alman mevzuatına göre Almanya&#8217;da kurulan bir şirket 2 &#8211; 8 hafta arasında faaliyete geçmektedir. Kanunen en geç 8 hafta içerisinde kuruluş tamamlanmaktadır.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya’da şirket kurarak oturum izni alabilirsiniz. Şirketinizi kurduktan sonra, Almanya’nın serbest meslek sahibi girişimciler için sunduğu Gewerbe (Self-Empoloyement) Vizesine başvurabilirsiniz. Gewerbe Vizesi, Almanya&#8217;da bir iş kurmanıza veya işletmenize izin veren bir vize türüdür. Almanya&#8217;da yaşamak ve çalışmak isteyen serbest meslek sahiplerine verilen bir oturma iznidir. Bu vize ile Almanya’da üç yıla kadar geçici oturma izni alabilirsiniz. 3 yılın sonunda ise kalıcı oturum iznine başvurabilirsiniz.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya&#8217;da bir hukuki varlık olarak şirket kurma maliyeti yaklaşık 1.800-Euro civarındadır. Bu miktar şirketinizi resmi olarak kaydettirmek için gereklidir. Ancak &#8220;Almanya&#8217;da online şirket kurmak&#8221; veya &#8220;Almanya&#8217;da lojistik şirketi kurmak&#8221; gibi spesifik iş alanları için bu maliyetlerde değişiklikler olabilir.<br /><br /><strong><u>i. Sanal Ofis Maliyetleri</u></strong>: Sanal bir ofis paketi, aylık olarak yaklaşık 200-Euro&#8217;ya mal olmaktadır. Bu, fiziksel bir ofise ihtiyaç duymayan şirketler için önemli bir seçenektir.<br /><br /><strong><u>ii. Muhasebe Ücretleri</u></strong>: Alman şirketleri için muhasebe ücretleri, aylık 100-Euro&#8217;dan başlamaktadır. Bu, işletmenizin finansal işlemlerini düzenli ve uygun bir şekilde yürütmek için gereklidir.<br /><br /><strong><u>iii. Kayıt Ücreti</u></strong>: Almanya&#8217;da bir GmbH kaydı için genel maliyet yaklaşık 400-Euro&#8217;dur. Ek olarak noter ücretleri de uygulanabilir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Almanya&#8217;da firma kurmak isteyenler için bu bilgilerin bilinmesi büyük önem taşır.</li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img decoding="async" width="1024" height="576" class="wp-image-1562" style="width: 655px; height: 369px;" src="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7.png" alt="" srcset="https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7.png 1024w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-300x169.png 300w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-768x432.png 768w, https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2024/07/7-705x397.png 705w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" />
<figcaption class="wp-element-caption"><em>Almanya Şirket Türleri ve Teşvik Örnekleri</em></figcaption>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TEŞVİKLER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya&#8217;da teşvik programları farklı fon araçları ve amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Söz konusu teşvik programları sağlanacak istihdam, söz konusu yatırımın kalkınmaya sağlayacağı katkı gibi şartlara bağlı olarak sağlanmaktadır. Almanya öncelikle yatırımın ülkeye sağlayabileceği katkıdan emin olmak istemektedir. Söz konusu teşvikleri hibeler, krediler ve garantiler şeklinde <a href="https://www.kutbo.org.tr/Portals/237/AlmanyadaSirketKurma.pdf">üç grupta incelemek mümkündür.</a></p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) YATIRIM HİBELERİ</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) GRW Hibesi (Gemeinschasaufgabe – Verbesserung der regionalen Wirtschasstruktur)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Bu teşvik programına ilişkin şartlar Federal Enerji ve Ticaret Bakanlığı tarafından, Avrupa Birliği standartları da göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Buna göre, en yüksek teşvik Almanya&#8217;nın doğu bölgeleri için sağlanmaktadır. Şirket kuruluşu için ortaya çıkan yeni binalar, ekipmanlar, ürem makineleri ve personel maliyetlerinin bir kısmı bu hibe kapsamında karşılanabilir. Her eyaletin hibe için sağladığı imkanlar ve talep ettiği şartlar farklılık arz edebilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Ar-Ge Hibeleri (Forschung und Entwicklung)</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hibenin amacı öncelikle Ar-Ge projelerinin, bu projelerde yer alan çalışanların giderlerinin ödenmesi vasıtasıyla desteklenmesi ve bu projeler aracılığıyla da Alman Ekonomisi&#8217;ne fayda sağlamaktır. Bu hibe için yılda yaklaşık 70 milyar Euro bütçe ayrılmaktadır. Bununla birlikte, proje ekipmanları için yapılan giderler de, bu giderlerin projeyle tam olarak bağdaştırılabilmesi halinde karşılanabilmektedir. Almanya&#8217;daki ArGe projeleri Federal Hükümet tarafından teşvikler vasıtasıyla finanse edilmektedir. Teşvik oranı projenin özelliklerine göre farklılık göstermektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>3-) Personel İstihdam Hibeleri</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Alman İstihdam Ajansı ile eyaletlerin özellikle kuruluş aşamasındaki önemli gider kalemlerinden birini oluşturan personel istihdamı giderlerine ilişkin teşvik programları bulunmaktadır. Bu teşvikler, işe alım desteği, istihdam öncesi eğimler, maaş destekleri ve istihdam sırasında eğimler şeklinde örneklendirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B-) KAMU KREDİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Krediler, uzun vadeli geri ödeme programları, geri ödemesiz dönem imkanları sağlaması ve nispeten düşük faizler sunması nedeniyle yarımcılar için önemli bir teşvik niteliği taşımaktadır. Bu kredilerle yatırım finansmanı sağlanabilmekte ve yatırımcı esnek geri ödemelerle işletmesini kurma ve büyütme aşamalarında büyük avantaja sahip olmaktadır. KfW-Bankgruppe (Kreditanstalt für Wiederauau), Avrupa Yarım Bankası (Die Europäische Invesonsbank) kredi veren kurumlara örnek olarak gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C-) KAMU GARANTİLERİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu garantileri özellikle düşük kredi notu bulunan ve bankalardan kredi almakta zorlanan yatırımcılar için büyük önem arz etmektedir. Nitekim kamu garantisi sayesinde hem bankalar sağladıkları krediler için teminat elde etmekte hem de yatırımcılar ihtiyaç duydukları kredileri kolayca kullanma imkanına sahip olmaktadır. Söz konusu garantinin kapsamı ve şartları bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/">ALMANYA ŞİRKET TÜRLERİ ve TEŞVİK ÖRNEKLERİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/almanya-sirket-turleri-ve-tesvikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Can ERTÜRK]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:41:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[MÖHUK]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA]]></category>
		<category><![CDATA[TANIMA DAVASI]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ]]></category>
		<category><![CDATA[TENFİZ DAVASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tanıma; yabancı ülkeden alınmış mahkeme ilamının, ülkemizdeki bir mahkemenin verdiği  tanınma kararı ile artık ülkemizde  ilam niteliğinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yani ilgili karar tanımdan sonra ülkemizde de kesin hüküm haline gelir. Tenfiz ise tanımayı da kapsayan bir usuldür.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) GENEL OLARAK TANIMA VE TENFİZİN FARKI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tanıma; yabancı ülkeden alınmış mahkeme ilamının, ülkemizdeki bir mahkemenin verdiği  tanıma kararı ile artık ülkemizde  ilam niteliğinde olması şeklinde tanımlanabilir. Yani ilgili karar tanımadan sonra ülkemizde de kesin hüküm haline gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenfiz ise tanımayı da kapsayan bir usuldür. Yabancı mahkeme ilamının tenfiz edilen ülkede tanınarak icra edilebilir hale gelmesi olarak tanımlanabilir. Örneğin yabancı ülke ilamında nafakaya ilişkin bir hüküm de varsa artık tanıma değil tenfiz usulü işletilmelidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) YABANCI ÜLKE KARARI ÜLKEMİZDE NASIL TANINIR VEYA TENFİZ EDİLİR ? </strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">İlk olarak yapmanız gereken yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararı için tanıma/tenfiz  davası açmaktır. Bu davanın şartları aşağıdaki gibidir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A-)</strong> Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet ilkesi ) bulunmalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>B-)</strong>  Karar, kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C-)</strong> Karar, davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olmalıdır. Yani yabancı mahkeme kararını verdiği yargılama sırasında her iki tarafı da yeterince dinlemiş olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ç-)</strong> Karar, Türkiye mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>D-)</strong> Tanıma ve tenfiz davaları duruşmalı olarak görülen davalardandır yani  dosya üzerinden karar verilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>E-)</strong>  Davacının yerleşim yeri Türkiye’de değilse teminat göstermesi gerekir.  Teminatın miktarını hakim tayin eder. Uluslararası sözleşmelerde ülkeler arasında aksi kararlaştırılabilir.  </p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada şu hususa dikkat edilmelidir: Eğer tanıtmak istediğiniz mahkeme kararı icrai bir hüküm içeriyorsa ( nafaka ödenmesini kararlaştıran, tazminat ödenmesini kararlaştıran vs.) tanıma davası yerine tenfiz davası açmanız gerekmektedir. Her iki davanın da yukarıdaki şartları sağlaması gerekmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5718.pdf">5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun&#8217;a</a> göre Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Karine olarak nüfusa kayıtlı olunan yer yerleşim yeri kabul edilmektedir.  Davalının Türkiye’de ikametgahı yoksa fiilen ikamet ettiği yer mahkemesi, bu dahi yoksa Ankara, İstanbul, İzmir mahkemeleri yetkilidir. Dava bu üç yerden istenilen birinde açılabilir.  Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tanıma ve tenfiz davası basit yargılama  usulüne  tabidir. Adli tatilde görülebilen işlerden sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" /><p><a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">YABANCI ÜLKEDEN ALINAN BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYEDE TANINMASI VE TENFİZİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCI TÜRLERİ NELERDİR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Dec 2023 11:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[1990 tarihli AB Dublin Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[göçmenler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel statülü yabancılar]]></category>
		<category><![CDATA[şartlı mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[vatansızlar]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı türleri]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı türleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı tüzel kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar Hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancılar Hukuku hakkındaki yazımızda yabancılar hukukunun genel hatları ortaya konulmuştu. Bu yazımızda da yabancı türlerinin neler olduğunu ortaya koymaya çalışacağız. </p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/">YABANCI TÜRLERİ NELERDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/">Yabancılar Hukuku hakkındaki yazımızda</a> yabancılar hukukunun genel hatları ortaya konulmuştu. Bu yazımızda da yabancı türlerinin neler olduğunu ortaya koymaya çalışacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) YABANCI DEVLET VATANDAŞLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vatandaşlık bağı ile bağlı olunan ülkenin sınırlarından çıkarak bir başka ülkenin sınırlarından içeri giren kişi, bu ülke devleti bakımından yabancı sayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birden fazla ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı bulunan kimseler, vatandaşı oldukları ülkeler nazarında yabancı olarak kabul edilmeyeceklerdir. Örneğin hem Türk hem de Alman vatandaşlığına sahip bir kişi Türkiye’de iken, bir başka ülkeye de vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu için yabancı sayılmayacaktır ve Türk vatandaşlığı esas alınacaktır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-)  VATANSIZLAR</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir devletle vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin vatansız olarak kabul edileceğine ilişkin olarak karşılaştırmalı hukukta yahut Türk hukukunda bir tartışma bulunmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatansızlar için Almancada ‘heimatlos’, Fransızcada ‘apatride’ ve İngilizcede ‘statelessperson’ ifadeleri kullanılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle dünya savaşlarından sonra pek çok kişinin vatansız kalmasından sonra karşı karşıya kalınan bu durumla mücadele etmek amaçlı 1954 yılında New York’da BM bünyesinde imzalanmış olan ‘<a href="https://www.nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/milletlerarasi/DigerSozlesmeler/Vatansiz_kisilerin_statusune_iliskin_sozlesme.pdf">Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme</a>’ ile 1973 tarihinde imzalanmış olan ‘<a href="https://www.nvi.gov.tr/kurumlar/nvi.gov.tr/mevzuat/nufusmevzuat/milletlerarasi/DigerSozlesmeler/Vatansizligin_azaltilmasina_dair_sozlesme.pdf">Vatansızlık Hallerinin Sayısının Azaltılmasına İlişkin BM Sözleşmesi</a>’ gibi Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler mevcuttur. Bu sözleşmelerle amaçlanan, hiçbir devletin hukuki korumasından faydalanamayan vatansız kimselere, asgari olarak bir kısım temel hakları tanımaktır. 1954 tarihli sözleşmede, vatansız kişilerin yabancılarla eş değerde tutulacağı kabul edilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerde ise ilke olarak vatandaşlarla eşittirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de kişilerin vatansız olduğunun tespiti Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nce yapılarak bu kimselere valiliklerce vatansız kişi kimlik belgesi düzenlenir. Bu belgede yabancı kimlik numarası da bulunmaktadır. Ayrıca bu belge iki yıllık geçerliliğe sahip ikamet izni yerine geçmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatansızlar, yabancıların bir kısım haklardan faydalanabilmeleri için aranan karşılıklılık şartından muaftırlar. Vatansızlar Uluslararası İşgücü Kanunu’nda belirtildiği üzere istisnai çalışma izni ile Türkiye’de çalışabilir ve de uluslararası seyahatlerini yabancılara mahsus damgalı pasaport ile gerçekleştirebilirler. Vatansızlar kamu düzeni için tehlike oluşturacak eylemlerin içinde olmadıkları müddetçe sınır dışı edilemezler. Vatansız kişinin herhangi bir ülke vatandaşlığını kazanmasıyla birlikte vatansızlık statüsü de sona erecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) MÜLTECİLER VE ŞARTLI MÜLTECİLER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.multeci.org.tr/wp-content/uploads/2016/12/1951-Cenevre-Sozlesmesi-1.pdf">Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi</a>nde mülteci tanımı “ırk, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacaklarından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korunmasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen her şahıs” şeklinde yapılmıştır. Türkiye de bu sözleşmeye taraftır. Mültecilik statüsünden faydalanılması için sözleşmede belirtilen unsurların birlikte bulunması aranır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1951 tarihli Cenevre Sözleşmesinin ilk halinde, sözleşme tarihinden sonra ve Avrupa dışında meydana gelen olaylardan doğan durumlar sözleşme kapsamına dahil değilken, 1967 tarihli ek protokol ile birlikte yer ve zaman yönünden bulunan bu kısıtlamalar kaldırıldı. Ancak Türkiye ek protokolün coğrafi sınırlandırmayı kaldıran maddesine çekince koymuştur ve sadece Avrupa’dan gelen başvurucuların mülteci pozisyonuna sahip olduğunu kabul etmeye devam etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa ülkeleri dışındaki ülkelerden gelen ve mülteci statüsü verilmesi için gerekli olan şartları taşıyanlar ise Türkiye tarından şartlı mülteci olarak kabul edilmektedir. Şartlı mültecilerin üçüncü bir ülkeye yerleştirilmelerine kadar Türkiye’de kalmalarına izin verilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1990 tarihli AB Dublin Sözleşmesi’ne baktığımızda ise ayrıca bir sığınmacı tanımı “sığınmak için başvurmuş ancak başvurusu kesin karara bağlanmamış yabancı” şeklinde yapılmıştır. Türk hukukunda ise şartlı mültecilerin daha sonradan mülteci olabileceklerine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu noktada uluslararası hukuk ile Türk hukuku arasındaki terminoloji farkına dikkat etmek gerekecektir. Türk hukukunda ‘sığınmacı’ kavramı bulunmamaktadır. Aynı hükümlere tabi olmasa da bu kavramın yerine geçen statü Türk hukukunda şartlı mültecilik statüsüdür.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) GÖÇMENLER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşadığı ülkeyi ekonomik, siyasi, sosyal ya da kültürel sebeplerle terk ederek başka bir ülkeye yerleşmek maksadıyla giden kişilere göçmen/muhacir denir. Göç tanımı yapılırken gözetilmiş olan temel unsurlar mecburi ve zorlayıcı bir sebepten ziyade daha çok yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik ekonomik sebeplerin varlığı ile göç edilen ülkeye yerleşmek maksadıyla gidiliyor oluşudur. Göç içe, dışa ve transit göç olarak sınıflandırılabilir. Buna göre bir ülkeden dışarıya yapılan göçler dışa göç; içeriye yapılan göçler içe göç; başka bir ülkeye göçmek maksadıyla geçici olarak üçüncü bir ülkeden geçmek de transit göç denilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk hukukunda ise göçmen tanımı 5543 sayılı İskan Kanunu’nda “ Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olup, yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu halde Türkiye’ye gelip bu Kanun gereğince kabul olunanlardır” şeklinde yapılmıştır. Görüldüğü üzere ülkemizde uluslararası hukuktan çok farklı bir göçmen tanımı benimsenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanunda göçmenlerin devletten iskân yardımı beklememeleri halinde bu tip göçmenlere ‘serbest göçmen’; devlet tarafından kendilerine taşınmaz mal tahsis edilenlere ‘iskânlı göçmen’; aile olarak gelenlere ‘münferit göçmen’; toplu aileler halinde gelenlere ise ‘toplu göçmen’ denilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk soyundan olmayanlar, Türk kültürüne bağlı olmayanlar, sınır dışı edilmiş olanlar ve ülkeye gelmesinde güvenlik bakımından sakınca görülenler göçmen olarak kabul edilmemektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı kanunda Türk soyundan olmanın ve Türk kültürüne bağlı bulunmanın tespitinin Bakanlar Kurulu tarafından yapılabileceği belirtilmekteydi ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte bu tespitler Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yapılabilir hale gelmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) ÖZEL STATÜLÜ YABANCILAR</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Devletlerarası ikili anlaşmalarla, milletlerarası teamül gereği, milletlerarası anlaşmalarla yahut iç hukuk kurallarınca bazı kimselere özel/ayrıcalıklı yabancı statüsü verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin devlet başkanları, dış işleri bakanları, yabancı devlet diplomatları, konsolosluk temsilcilikleri, NATO ve BM gibi milletlerarası kuruluş temsilcileri uluslararası anlaşmalar ile teamüller gereği özel statülü yabancı olarak kabul görürler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği mensubu olan ülkeler ise birliğe mensup diğer ülke vatandaşlarını ‘Birlik Yurttaşlığı’ adı altında özel bir statüde değerlendirirler. Birlik yurttaşlarının diğer yabancılara kıyasla oldukça geniş hakları bulunur. Amerika Birleşik Devletleri ise Green Card adı verilen uygulama ile birlikte özel statülü bir çalışma ve ikamet izni statüsüne sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk iç hukukunda da örnekleri vardır. Doğumla Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra yetkili makamlardan aldığı vatandaşlıktan çıkma izni ile başka bir ülkenin vatandaşlığına geçmiş olan kişiler ile onların üçüncü dereceye kadar olan altsoyları da özel statülü yabancı konumunda olurlar. Bu kimseler Türk Vatandaşlık Kanunu’nda öngörülen haklardan Türk vatandaşları gibi yararlanmaya belirlenen sınırlar dahilinde devam edebileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların yanında KKTC vatandaşı olanlar ile Türk vatandaşı ile evli bulunan yabancılar da özel statülü yabacılar arasında sayılabilirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VI-) TÜZEL KİŞİLER</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tüzel kişiler şirketler, dernekler ve vakıflar olmak üzere üç temel başlığa ayrılmaktadır. Hukukumuzda tüzel kişilerin tabiiyetini tespit ederken kuruluş yeri ve merkez yeri gözetilir. Karşılaştırmalı hukukta bu esasların yanında şirketler bakımından sermaye ülkesi ve kontrol sistemi gibi farklı esaslar da görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemiz hukukuna göre merkezi Türkiye’de olamayan şirketler yabancı şirket kabul edilir. Bununla birlikte merkezi Türkiye’de olsa dahi yabancı ortağı bulunan şirketler hakkında bazı kısıtlamalar içeren mevzuat hükümlerine rastlanmaktadır. Ancak kendi alanlarında makul sebeplere sahip olan bu kısıtlamalar, Türkiye merkezli bir şirketin yabancı kabul edilmesini gerektirecek ölçüde değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de kurulmuş olan dernek ve vakıflar ise Medeni Kanun gereği Türk tabiiyetinde kabul edileceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özet olarak kuruluş işlemlerini Türkiye dışında tamamlamış olan idare merkezleri yurtdışında olan tüzel kişilerin hukukumuza göre yabancı tüzel kişiler olduğunu söylemek yerinde olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" /><p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/">YABANCI TÜRLERİ NELERDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yabanci-turleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YABANCILAR HUKUKU NEDİR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aytekin AKTAŞ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 12:56:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar & Avrupa Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[türk vatandaşlığı kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Vatandaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar hukuku nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılık statüsü]]></category>
		<category><![CDATA[YUUK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yabancı kavramı bir ülkede bulunan yabancı statüsündeki kimselerin hak ve yükümlülüklerini ortaya koyması açısından önem arz eder.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/">YABANCILAR HUKUKU NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1> </h1>
<p>&#8216;Yabancı&#8217; kavramı bir ülkede bulunan yabancı statüsündeki kimselerin hak ve yükümlülüklerini ortaya koyması açısından önem arz eder. Bu önem ülkelerin hukuk sistemlerinin vatandaşlara ve yabancılara ilişkin ayrı düzenlemelere sahip olmasından kaynaklanır. Çalışma, yabancı kavramının unsurlarını ve sınırlarını belirlemenin yanında yabancı türlerini de ortaya koyarak yabancılar hukukunun konusunu belirlemek amaçlarını ihtiva eder.</p>
<h2>I-) YABANCILIK STATÜSÜ</h2>
<p>Tarihsel süreç boyunca insanlar iş, eğitim, savaş, seyahat ve başkaca sebeplerle tabii bulundukları idarelerin sınırları dışına çıkmak durumunda kalmışlardır. Günümüz dünyasında ise bireylerin vatandaşları oldukları devletin sınırlarının dışına çıkma oranları oldukça artmış ve de uluslararası seyahatler oldukça yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Vatandaşlık bağının bulunmadığı ve hatta vatandaşlık bağının bulunduğu iddiasına da sahip olunamayacağı bir ülkede bulunan birey, bulunduğu ülkede o ülkenin kendi vatandaşlarının statüsünden daha az elverişli olan ‘yabancı’ statüsüne sahip olur. Gerçek kişilerin yanı sıra tüzel kişiler için de yabancılık hususu söz konusu olmaktadır.</p>
<p>Her ne kadar modern uluslararası hukukun gereği olarak kişiler vatandaş- yabancı farkı gözetilmeksizin insan hak ve özgürlüklerinin evrensel koruması altında bulunsalar da, sırf yabancılara uygulanan hükümler uluslararası ve bölgesel anlaşmaların öngördüğü ve de ulusal mevzuatlarda düzenlendiği şekilde kendilerine hukuk sistemlerinde yer bulur. ‘Yabancı’ kimselerle ilgili olan yasal hükümlerle ulusal ve uluslararası hukukun pek çok alanında karşılaşılmaktadır. Bu noktadan hareketle ‘yabancı’ kavramının ne olduğu; bu kavramın altında hangi türlerin sayılabileceği ve bu kapsamda yabancılar hukukunun konularının neler olabileceğini ortaya koymaya çalışacağız.</p>
<h2>II-) YABANCI KAVRAMI</h2>
<p>Türk Dil Kurumu’nun ‘yabancı’ kelimesi için ilk sıradan sunmuş olduğu anlam karşılığı “Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan kimse, bigâne, ecnebi’ dir.</p>
<p>Devletler Hukuku Enstitüsünün 1892 tarihli Cenevre toplantısında ise yabancı tanımlaması, “bir devletin ülkesinde bulunan ve o devletin vatandaşlığını henüz iddiaya hakkı olmayan kimse” şeklinde yapılmaktadır. Bu tanımlama ülkemiz doktrinince de kabul görmüştür. Ancak Rona Aybay ve Bülent Çiçekli bu tanımlamayı hem yabancı kişinin vatandaşlık iddiasına hakkı olmaması yönünden hem de tanım gereği mecburi gözüken bizzat bahse konu ülke sınırları içerisinde bulunma unsuru yönünden eleştirmektedirler. Aybay ve Çiçekli’ye göre vatandaşlık nesnel bir gerçeklik olduğundan iddia olunmasının mevzubahsi yerinde değildir. Diğer yandan da devletlerin kendi sınırları dışında da askeri, diplomatik ya da ticari egemenlik alanlarının olabileceğinden hareketle, bu hallerde muhatap olunacak yabancı kimselerin tanımlamanın dışında kaldığına dikkat çekmektedirler.</p>
<p>Ergün Ergül ise ‘vatandaşlığın iddia edilemeyeceği’ hususunun yerleşmiş bir çeviri yanlışına bağlamaktadır. Ergül’ün tespitine göre 1892 tarihli Cenevre toplantısında yapılan tanımlamada ‘uyrukluğunu iddia hakkı olmayan’ yerine aslında ‘halen vatandaşlık hakkı olmayan’ ifadesi orijinal metinde yer alan ifadedir. Bu husustaki eleştirileri kaynağın gereğince irdelenmemesine bağlayan Ergül, bir yabancının fiziksel olarak bir devletin sınırları içerisinde bulunmadan da yabancılara ilişkin bazı haklara sahip olabileceği yönündeki eleştirileri yerinde görür.</p>
<p>BM Genel Kurulunun ‘Yaşadıkları Ülkenin Uyruğu Olmayan Bireylerin İnsan Hakları Bildirisi’nde yabancı tanımı “bulunduğu ülkenin uyruğu olmayan kişi” şeklinde yapılırken; Uluslararası Göç Örgütü’nün yayınlamış olduğu Göç Terimleri Sözlüğünde yabancı, “belirli bir devlet açısından o devletin uyruğunda olmayan kişi” şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu yabancıları “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişi” şeklinde tanımlamaktadır.(YUUK m.3/1-ü; TVK m. 3/1-d)</p>
<p>Osman Fazıl Berki ise uluslararası kabul gören tanıma paralel olarak yabancıları, “bir devletin ülkesinde bulunan ve o devletin tabiiyetini iddiaya hakkı olmayan şahıslara Ecnebi-Yabancı adı verilir” şeklinde tanımlar.</p>
<p>Vatandaşlık kavramının hukuki kökeni Roma hukukuna dayanır. Vatandaş (civis) bir kişinin hukuki düzene bağlanma şeklini ortaya koyan bir statüdür. Bu kıstas ‘devlete aidiyet’ düşüncesinden doğmuş olup günümüz hukukçularının da çalışmalarının kaynağını oluşturur. Vatandaşlık kavramı hukuki açıdan bireyin devletle münasebetini belirleyen ve bireyin devlete karşı sahip olduğu hak ve borçları ortaya koyan bir statüye tekabül eder.</p>
<p>5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre Türk vatandaşlığı şu şekillerde kazanılabilir: “<em>Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır. Doğumla kazanılan Türk vatandaşlığı, soy bağı veya doğum yeri esasına göre kendiliğinden kazanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlık doğum anından itibaren hüküm ifade eder. Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Türk vatandaşı ana ve yabancı babadan evlilik birliği dışında doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Türk vatandaşı baba ve yabancı anadan evlilik birliği dışında doğan çocuk ise soy bağı kurulmasını sağlayan usul ve esasların yerine getirilmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Türkiye’de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır. Türkiye’de bulunmuş çocuk aksi sabit olmadıkça Türkiye’de doğmuş sayılır. Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir</em>.”</p>
<p>Görüldüğü üzere yabancı kavramı hem karşılaştırmalı hukukta hem de Türk hukukunda vatandaşlık unsuru üzerinden yapılmaktadır. Vatandaşlık statüsü ancak gerçek kişiler için söz konusu olabileceğinden bu tanımlamanın tüzel kişileri kapsamadığını söylemek durumunda kalırız. Bilindiği üzere günümüzde farklı ülkelerde merkezleri bulunan ve farklı devlet hukuklarına tabii pek çok şirket, menşei olunan devletlerin dışında da faaliyet yürütmektedirler. Bu ve benzeri durumları da kapsayacak bir tanımlama ülkemiz için “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile tabiiyet bağı bulunmayan kişi ve şeyler yabancıdır” şeklinde yapılabilir.</p>
<p>Çağdaş hukuk sistemlerinde yabancılık unsurunun tespiti vatandaşlık yahut tabiilik temeline dayanmaktadır ancak bazı hukuk sistemlerinde vatandaşlıktan daha başka kriterlerin de uygulanmış olduğu bilinmektedir. Örneğin Osmanlı İmparatorluğunda tabiiyet tespitinde din esasının gözetildiği görülmektedir. Bu sistemde günümüz hukuk anlayışıyla tam bir paralellik olmasa da bugünkü anlamıyla dört dereceli bir yabancılar tasnifi görüldüğünden bahsedilebilir. En yüksek korumadan faydalanan sınıf, devletin vatandaşı olmayan Müslümanlardan oluşur. Müslümanlar Osmanlı ülkesinde eşit haklara sahiptiler. Bu grubu Kitabiler veya Zımmiler olarak isimlendirilen, tam himayeye hak kazanmış olan ve ülkede sürekli yaşama iznine sahip olan gayrimüslimler izler. Üçüncü derece statüsü olarak ise İslam ülkelerinde izin alarak oturma hakkını alan yabancılar olarak Müstemenleri görmekteyiz. Son grup ise Harbi olarak anılan ve harp halinde yabancı devlet vatandaşlarını işaret eden statüyü görüyoruz. Bu kişiler de izin alarak İslam ülkesine girebilirlerdi.</p>
<p>Devletlerin vatandaşları olmayan kimseleri belirtmek için kullandıkları ifadelerin birbirlerinden farklı olabildiğini de görmekteyiz. Örneğin Alman hukukunda yabancılar için ‘misafir işçiler’ anlamına gelen ifadelerin yer aldığını biliyoruz. Hollanda hukuk sisteminde ise ‘etnik azınlıklar’, ‘yabancı işçiler’, ‘ikinci kuşak göçmenler’ gibi farklı anlamlara gelen ifadeler kullanılmıştır. Türk hukukunda ise genel tanım olarak ‘yabancı’ ifadesi tercih edilmiştir. Ülkeler arası bu ifade farklılıklarının sebebi olarak her bir ülkenin yaşadığı tarihsel süreçler ile birbirinden farklı yerel dinamikleri göstermek yerinde olacaktır.</p>

<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" /><p><a href="https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/">YABANCILAR HUKUKU NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yabancilar-hukuku-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
