NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASI NEDİR ?
Nafaka, nafaka yükümlüsü ile nafaka alacaklısının sosyal ve ekonomik durumlarına göre belirlenen ve kural olarak aylık irat biçiminde ödenen bir parasal yükümlülüktür. Mahkemece hükmedilen nafaka kesin hüküm niteliği taşımaz; tarafların durumu değiştiğinde yeniden değerlendirilebilir. Nafaka yükümlüsü, koşulları oluştuğunda nafakanın kaldırılması davası açabilir ve hâkim, şartları varsa nafakayı tamamen kaldırır ya da uygun görürse yalnızca azaltır. Tarafların ekonomik durumlarında meydana gelen değişiklikler nedeniyle nafaka alacaklısı da nafakanın artırılması davası açabilir.
Nafaka hukukunda 2026 yılında önemli bir gelişme yaşanmıştır. Anayasa Mahkemesi, yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanmasını öngören ibareyi iptal etmiş ve iptal kararının yürürlüğe girmesini dokuz ay ertelemiştir. Bu karar, hem yeni açılacak boşanma davalarını hem de mevcut nafakalar için açılacak kaldırma ve azaltma davalarını doğrudan ilgilendirmektedir.
I. NAFAKA TÜRLERİ NELERDİR?
Nafaka türleri, kime ve hangi süreyle ödendiğine göre farklı gruplara ayrılabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan nafaka türlerini üç başlık altında toplamak mümkündür.
A. Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin, geçimini sağlayabilmek için diğer eşten istediği nafakadır (TMK m. 175). Nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması gerekir; buna karşılık nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz. Bu nedenle yoksulluk nafakasını yalnızca kusurlu eşin ödediği bir nafaka olarak tanımlamak doğru değildir. Boşanmada kusursuz olan eş de, diğer eş yoksulluğa düşecekse ve mali gücü yeterliyse yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir.
B. İştirak Nafakası
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması amacıyla ödediği nafakadır (TMK m. 182). İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ergin olduktan sonra eğitim sona erinceye kadar ana ve babanın bakım yükümlülüğü sürer (TMK m. 328). Ancak bu dönemde istenecek nafaka artık iştirak nafakası değil, ergin çocuk tarafından istenebilecek bir yardım veya eğitim nafakası niteliğindedir.
C. Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra ya da birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde, eşlerin ve çocukların barınma ve geçimine ilişkin olarak hükmedilen geçici bir nafakadır (TMK m. 169, 197). Tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Boşanma kararıyla birlikte ayrıca yoksulluk veya iştirak nafakasına hükmedilmişse, kesinleşme tarihinden itibaren bu nafakalar işlemeye başlar. Tedbir nafakası kendiliğinden yoksulluk nafakasına dönüşmez. Yoksulluk nafakası için ayrıca talep bulunması ve koşulların oluşması gerekir.
II. NAFAKANIN KALDIRILMASI DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?
Yoksulluk nafakası, boşanmanın eşlere ilişkin mali sonuçlarından biridir ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde şöyle düzenlenmiştir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Nafakanın kaldırılmasına ilişkin temel hüküm ise TMK’nın 176. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Bu hüküm şöyledir: “İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”
Maddenin dördüncü fıkrasında ise şu düzenleme yer alır: “Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”
Buna göre nafakanın sona ermesi iki farklı yolla gerçekleşir.
A. Nafakanın Kendiliğinden Kalktığı Haller
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi halinde nafaka, ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. Nafaka alacaklısı yeniden evlendiği halde nafakayı tahsil etmeye devam ediyorsa, nafaka yükümlüsü İİK m. 33/a veya m. 71 kapsamında icra mahkemesine başvurabileceği gibi, evlenme tarihinden sonra yapılan ödemeleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Uygulamada, nüfus kaydında evlilik görünmesine rağmen ödemeye devam edilmesi sık rastlanan bir hatadır. Bu nedenle evlilik öğrenildiğinde icra dosyasına derhal bildirimde bulunulmalıdır.
B. Mahkeme Kararıyla Kaldırılan Haller
Aşağıdaki hallerde nafaka kendiliğinden sona ermez. Nafaka yükümlüsünün dava açması ve mahkemenin kaldırma kararı vermesi gerekir.
1. Nafaka Alacaklısının Evlenmeksizin Fiilen Evliymiş Gibi Yaşaması
Kanun koyucu, nafakadan yoksun kalmamak için resmi evlilik yapmaksızın bir başkasıyla birlikte yaşayan eşin nafaka almaya devam etmesini hakkaniyete aykırı görmüştür. Bu hâlde nafaka alacaklısının bir başkasıyla aynı evde, sürekli ve evli bir çift gibi yaşadığının ispatı gerekir. Arkadaşlık veya ara sıra görüşme bu kapsamda değerlendirilmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29.02.2016 tarihli, 2015/17419 E., 2016/2787 K. sayılı kararında bu konu şöyle değerlendirilmiştir;
“Somut olayda; tarafların … Aile Mahkemesinin … tarihinde tarafların boşanmalarına ve davalı lehine 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve karar 03.02.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Yargılama sırasında kolluk marifetiyle yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında davalının .. adlı şahıs ile yaşadığı ve geçimini …’nın sağladığı, davalının nüfus kayıt örneğinde .. adlı çocuğunun … tarafından tanındığı tespit edilmiştir. Öyle ise mahkemece; somut olayda, TMK.’nun 176/3 maddesinde ifadesini bulan ‘evlilik dışı birlikte yaşama’ olgusunun gerçekleştiği gözetilip, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”
Bu olguyu ispatlamak için kolluk araştırması, komşu ve mahalle muhtarı beyanları, aynı adreste ikamet kaydı, ortak çocuk veya çocuğun tanınmasına ilişkin nüfus kaydı, sosyal medya paylaşımları ve fotoğraflar delil olarak kullanılabilir. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesine dikkat edilmelidir. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden yöntemlerle elde edilen kayıtlar hem delil olarak değerlendirilmeyebilir hem de cezai sorumluluk doğurabilir.
2. Nafaka Alacaklısının Yoksulluğunun Ortadan Kalkması
Yoksulluk nafakasının ilk şartı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olmaktır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, nafaka alacaklısının yoksulluk durumu sonradan ortadan kalkarsa nafakanın kaldırılması gerekir. Düzenli ve yeterli bir gelir elde etmeye başlamak, miras yoluyla önemli bir malvarlığı edinmek veya emekli aylığı bağlanmak bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak asgari ücretle çalışmaya başlamak, tek başına yoksulluğun sona erdiği anlamına gelmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2018 tarihli, 2017/2-1584 E., 2018/503 K. sayılı kararında, asgari ücretle çalışmanın tek başına yoksulluk nafakasına engel olmadığı, ancak nafakanın miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir. Asgari ücretle çalışan nafaka alacaklısı bakımından bu nedenle çoğu zaman kaldırma yerine azaltma kararı verilmektedir.
Somut olayın özelliklerine göre farklı sonuca da varılabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.11.2019 tarihli, 2017/3-1013 E., 2019/1180 K. sayılı kararında, nafaka yükümlüsünün gelirinin kalmadığı, nafaka alacaklısının ise düzenli bir gelire kavuştuğu bir olayda nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde görülmüştür. Kurul, TMK m. 175’teki mali gücü oranında ifadesinden hareketle yükümlünün ödeme gücünün de nafakanın devamı için bir koşul olduğunu vurgulamıştır.
3. Nafaka Alacaklısının Haysiyetsiz Hayat Sürmesi
Nafaka alacaklısının toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan, süreklilik arz eden bir yaşam sürmesi de kaldırma sebebidir. Bu kavram kanunda tanımlanmamıştır ve hâkimin takdirine bırakılmıştır. Tek bir olay genellikle yeterli görülmez. Davranışın süreklilik ve yaygınlık taşıması aranır.
4. Nafaka Yükümlüsünün Ekonomik Durumunun Kötüleşmesi
Nafaka, yükümlünün mali gücü oranında takdir edilir. Bu nedenle yükümlünün işini kaybetmesi, emekli olması, ağır hastalık nedeniyle çalışamaz hâle gelmesi veya yeniden evlenip çocuk sahibi olması gibi durumlar, nafakanın azaltılmasına ve ağır durumlarda kaldırılmasına gerekçe olabilir. Yükümlünün, nafaka ödememek için kasten işten ayrılması veya gelirini gizlemesi ise hakkaniyete aykırı bulunarak dikkate alınmaz. Yükümlünün durumundaki değişikliğin kalıcı olması ve kendi iradesi dışında gerçekleşmiş olması önem taşır.
C. Nafakanın Kaldırılması Hangi Tarihten İtibaren Hüküm Doğurur?
Mahkeme kararıyla kaldırılan nafaka, kural olarak dava tarihinden itibaren kaldırılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yukarıda anılan 2017/3-1013 E., 2019/1180 K. sayılı kararında bu kuralı uygulamıştır. Dava açılana kadar biriken nafaka borcu bu nedenle ortadan kalkmaz. Davanın sürdüğü dönemde de nafaka ödenmeye devam edilmelidir. Aksi hâlde yükümlü, birikmiş nafaka için icra takibine ve İİK m. 344 uyarınca nafaka borcunu ödememe nedeniyle tazyik hapsine muhatap olabilir.
III. NAFAKANIN AZALTILMASI VE ARTIRILMASI DAVASI
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın azaltılmasına ya da artırılmasına karar verilebilir (TMK m. 176/4). Azaltma davasını nafaka yükümlüsü, artırma davasını nafaka alacaklısı açar.
A. Nafakanın Azaltılması
Nafaka alacaklısının gelir elde etmeye başlaması ancak bu gelirin yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaması, ya da yükümlünün gelirinin önemli ölçüde azalması hâlinde azaltma kararı verilebilir. Mahkeme, tarafların güncel gelirlerini, giderlerini ve bakmakla yükümlü oldukları kişileri araştırır; kolluk eliyle sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırır, SGK, tapu, araç ve banka kayıtlarını getirtir.
B. Nafakanın Artırılması
Nafaka alacaklısı, zaman içinde enflasyon karşısında nafakanın alım gücünü yitirmesi veya yükümlünün gelirinin önemli ölçüde artması hâlinde nafakanın artırılmasını isteyebilir. Uygulamada artırım miktarı belirlenirken, son nafaka belirlendiği tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki TÜİK üretici veya tüketici fiyat endeksi artış oranları ile tarafların güncel ekonomik durumları birlikte değerlendirilir ve hakkaniyete uygun bir miktar takdir edilir. Endeks artışı bir başlangıç ölçütüdür; hâkim, tarafların mali gücüne göre bu oranın altında veya üstünde bir artışa karar verebilir.
Hâkim, istem hâlinde, nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m. 176/son). Bu imkân, her yıl yeni bir artırım davası açılmasının önüne geçtiğinden dava dilekçesinde mutlaka talep edilmelidir. Uygulamada bu talep, nafakanın her yıl ÜFE veya TÜFE oranında artırılması şeklinde dile getirilmektedir.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ SÜRESİZ NAFAKA KARARI VE YENİ DÖNEM
Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin itiraz başvurusu üzerine verdiği 04.06.2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla, TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bularak oyçokluğuyla iptal etmiştir. Karar, 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal hükmü, doğacak hukuki boşluk gözetilerek yayım tarihinden itibaren dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Mahkeme gerekçesinde, boşanma sonrasında geçimini sağlayamayacak eşin korunmasını meşru bir amaç olarak kabul etmiştir. Bununla birlikte, her durumda süresiz nafaka öngörülmesinin, kusuru bulunmayan yükümlü bakımından da ağır bir külfet doğurabileceğini belirtmiştir. Gerekçede, nafakanın süresi belirlenirken evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitimi, sağlık durumu ve kendi imkânlarıyla geçimini sağlama kapasitesinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bazı istisnai durumlarda nafakanın ömür boyu sürebileceği kabul edilmiş, ancak bu koşulların kanunda açıkça gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu kararın uygulamaya etkileri şöyle özetlenebilir:
- Yoksulluk nafakası kaldırılmamıştır. Yalnızca nafakanın süresiz bağlanmasına ilişkin ibare iptal edilmiştir; kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteme hakkı devam etmektedir.
- Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Bu nedenle mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığını gerekçe göstererek nafakayı ödemeyi bırakan yükümlü, icra takibi ve tazyik hapsi riskiyle karşılaşır.
- 30 Haziran 2027 tarihine kadar mevcut hüküm yürürlükte kalacağından, bu tarihe kadar açılan kaldırma davaları yalnızca iptal kararına dayandırılamaz. Bu davalarda TMK m. 176’daki kaldırma ve azaltma sebeplerinin ispatı gerekir. Bununla birlikte, Mahkeme’nin gerekçesinde saydığı ölçütlerin, TMK m. 176/4’teki hakkaniyet değerlendirmesinde mahkemelerce dikkate alınması mümkündür.
- Yeni bir yasal düzenleme hazırlığı bulunmaktadır. Basına yansıyan ve 13. Yargı Paketi olarak bilinen taslakta, yoksulluk nafakasının en az üç yıl ve en fazla evlilik birliğinin kuruluşundan boşanma davasının açılmasına kadar geçen sürenin yarısı kadar bağlanması, mevcut kesinleşmiş nafakalar için ise geçiş hükümleri öngörülmesi gündemdedir. Bu yazının yayım tarihi itibarıyla taslak henüz yasalaşmamıştır. Kanunlaşma sürecinde içeriğin değişebileceği gözetilerek, mevcut nafaka dosyaları bakımından yasal düzenlemenin takip edilmesi gerekir.
V. YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME
Nafakanın kaldırılması, azaltılması ve artırılması davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemeleri bakar.
Bu davalar için kanunda özel bir kesin yetki kuralı bulunmadığından, HMK m. 6’daki genel yetki kuralı uygulanır ve davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Buna göre nafaka yükümlüsünün açacağı kaldırma veya azaltma davası nafaka alacaklısının yerleşim yerinde, nafaka alacaklısının açacağı artırma davası ise nafaka yükümlüsünün yerleşim yerinde açılır. Yetki kesin olmadığından, süresinde yetki itirazında bulunulmazsa dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
VI. DAVA AÇARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Dava açmadan önce boşanma kararının kesinleşme şerhli bir örneği, nafakanın en son belirlendiği karar ve varsa icra dosyası bilgileri hazırlanmalıdır. Kaldırma sebebi olarak ileri sürülen olgu, örneğin alacaklının bir işte çalışmaya başlaması, SGK hizmet dökümü veya maaş bilgisiyle; fiilen evliymiş gibi yaşama olgusu ise adres kaydı, tanık ve kolluk araştırmasıyla desteklenmelidir.
Dava dilekçesinde nafakanın kaldırılması asıl talep olarak, olmadığı takdirde azaltılması terditli talep olarak ileri sürülmelidir. Böylece kaldırma şartları oluşmasa bile azaltma kararı verilebilmesinin önü açılır. Dava açılması nafaka ödeme yükümlülüğünü durdurmaz; karar kesinleşene kadar nafakanın ödenmeye devam edilmesi gerekir.
Nafaka alacaklısı tarafında ise, kaldırma davasına karşı nafakanın artırılması talebiyle karşı dava açılması mümkündür. Yükümlünün gelirinin arttığı biliniyorsa, bu imkân değerlendirilmelidir.
VII. SONUÇ
Yoksulluk nafakası kesin hüküm niteliği taşımayan, tarafların değişen koşullarına göre kaldırılabilen, azaltılabilen veya artırılabilen bir yükümlülüktür. Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü nafakayı kendiliğinden sona erdirirken; fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme halleri mahkeme kararı gerektirir. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek ve beklenen yeni yasal düzenlemeyle birlikte nafaka hukukunda yeni bir dönem başlayacaktır. Bu geçiş sürecinde, mevcut nafakalar bakımından hem TMK m. 176’daki imkânların hem de yasal düzenlemelerin yakından takip edilmesi gerekmektedir.
Yargıtay kararlarının tam metinlerine Yargıtay Karar Arama, Anayasa Mahkemesi kararlarına Norm Kararlar Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.
Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453





Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!