BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

,

Boşanmada mal paylaşımı davası, hukuki adıyla mal rejiminin tasfiyesi davası, evlilik birliği sona eren eşler arasında evlilik süresince edinilen malların hesaplaşmasını sağlayan davadır. Yaygın inanışın aksine, evlilik içinde edinilen mallar eşlerin “ortak malı” değildir; her eş kendi adına kayıtlı malın maliki olmaya devam eder. Mal paylaşımı, kural olarak diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı oranında bir para alacağı şeklinde gerçekleşir.

Mal paylaşımı davası, boşanma davasıyla birlikte açılabilir ancak mal rejimi davası boşanmanın sonucuna bağlı olduğundan boşanma davasından ayrılır ve boşanma kararı kesinleşinceye kadar bekletici mesele yapılır. Boşanma kararı kesinleştikten sonra mal rejiminin tasfiyesine geçilir.

I. BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI DAVASI NEDİR? HANGİ MAL REJİMİ UYGULANIR?

Eşler arasındaki mal paylaşımı, 01.01.2002 tarihinden önce ve sonra farklı kurallara tabidir.

743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde, yani 01.01.2002 tarihinden önce yasal mal rejimi mal ayrılığı idi. Bu rejimde her eş kendi adına edindiği malların tek başına maliki sayılır ve boşanmada diğer eşin bu mallar üzerinde kural olarak bir hakkı bulunmazdı. Diğer eş ancak malın edinilmesine katkıda bulunduğunu ispatlarsa katkı payı alacağı isteyebilirdi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden itibaren ise yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m. 202). Bu rejimde eşlerin malvarlığı, edinilmiş mallar ve kişisel mallar olarak ikiye ayrılır. Mal rejimi sona erdiğinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m. 236).

01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş ve bu tarihten sonra boşanmış eşler bakımından iki rejim birlikte uygulanır. 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, eşler 01.01.2002’ye kadar mal ayrılığı, bu tarihten sonra edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu nedenle 2002 öncesine uzanan evliliklerde her mal için hangi dönemde ve hangi kaynakla edinildiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer (TMK m. 225/2). Bu nedenle dava tarihinden sonra edinilen mallar paylaşıma girmez; dava tarihinden önce edinilen mallar ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır.

II. MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA NELER TALEP EDİLEBİLİR?

Mal paylaşımı davasında üç farklı alacak talep edilebilir: katılma alacağı, değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı. Bu alacaklar birbirinden farklı koşullara ve hesap yöntemlerine tabidir ve aynı dava içinde birlikte ileri sürülebilir.

A. Katılma Alacağı

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin temel alacağıdır ve katkı şartı aranmaksızın doğar. Diğer eşin evlilik içinde edindiği mallara hiçbir maddi katkısı bulunmayan, örneğin ev işleriyle ve çocukların bakımıyla ilgilenen eş de katılma alacağına hak kazanır.

Katılma alacağının hesabı kanunda adım adım düzenlenmiştir. Önce her eşin edinilmiş malları belirlenir. Bunlara, eşin mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde olağan hediyeler dışında diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler eklenir (TMK m. 229). Eşin kişisel mallarına ait borçların edinilmiş mallarından ödenmesi veya tersi durumda, mal grupları arasında denkleştirme yapılır (TMK m. 230). Bu işlemlerden sonra, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır ve kalan miktar o eşin artık değerini oluşturur (TMK m. 231). Hesap sonucu eksi çıkarsa, bu değer eksilmesi dikkate alınmaz ve artık değer sıfır kabul edilir.

Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir; karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m. 236/1). Dolayısıyla artık değer eşin edinilmiş mallarının net değeri, katılma alacağı ise diğer eşin bu net değerin yarısı üzerindeki alacağıdır.

B. Değer Artış Payı Alacağı

Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında pay alır (TMK m. 227). Bu alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Malın değeri azalmışsa, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa, hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir veya pay oranını değiştirebilir.

Değer artış payı alacağı, katılma alacağından farklı olarak somut bir katkının ispatını gerektirir. Uygulamada en sık rastlanan örnek, eşlerden birinin miras yoluyla edindiği para veya evlilik öncesi birikimiyle diğer eş adına alınan taşınmazın bedeline katkıda bulunmasıdır. Değer artış payı alacağı, katılma alacağından önce hesaplanır ve borçlu eşin artık değerinden düşülür.

C. Katkı Payı Alacağı

Katkı payı alacağı, 01.01.2002 tarihinden önceki mal ayrılığı döneminde, eşlerden birinin diğeri adına edinilen bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına parasal veya parayla ölçülebilen katkıda bulunması hâlinde doğan alacaktır. Bu alacak, Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş ve TMK m. 227’ye benzer bir yöntemle hesaplanmaktadır. Katkı payı alacağında, ev işleri ve çocuk bakımı gibi katkılar tek başına yeterli görülmez; çalışarak gelir elde eden eşin bu gelirini malın edinilmesine aktardığının ispatı gerekir.

III. MAL PAYLAŞIMINDA HANGİ MALLAR PAYLAŞILABİLİR?

A. Paylaşılabilen Mallar: Edinilmiş Mallar

Edinilmiş mal, her eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek edindiği malvarlığı değerleridir (TMK m. 219). Kanun edinilmiş malları şöyle saymıştır:

  1. Eşin çalışmasının karşılığı olan edinimler,
  2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
  4. Kişisel malların gelirleri,
  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

Bu kapsamda evlilik içinde maaşla alınan taşınmaz ve araçlar, banka mevduatları, kooperatif hisseleri, kıdem tazminatı ve emeklilik ikramiyesinin evlilik dönemine isabet eden kısmı ile kişisel mal niteliğindeki bir şirket hissesinin evlilik süresince elde edilen kar payları edinilmiş mal sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.07.2021 tarihli, 2020/8-458 E., 2021/889 K. sayılı kararında, evlilik öncesinde edinilen şirket hissesinin kişisel mal olduğu, ancak evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadar bu hisseye düşen gelirin edinilmiş mal grubuna dahil olduğu ve mevcutsa tasfiyeye konu edileceği açıkça belirtilmiştir.

B. Paylaşılamayan Mallar: Kişisel Mallar

Kişisel mallar mal paylaşımına konu olmaz (TMK m. 220). Kanun kişisel malları şöyle saymıştır:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  • Manevi tazminat alacakları,
  • Kişisel mallar yerine geçen değerler.

C. İspat Yükü ve Karineler

TMK m. 222 uyarınca bir malın eşlerden hangisine ait olduğunu iddia eden kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyet hükümlerine göre eşlerin ortak mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu nedenle bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bunu belgeyle ispatlamalıdır.

Uygulamada en çok tartışılan durum, evlilik öncesindeki bir malın satılıp yerine yeni bir mal alınmasıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2018 tarihli, 2016/6745 E., 2018/15022 K. sayılı kararında, kişisel mal savunmasında bulunulan durumlarda satıldığı iddia edilen bütün malların kayıtlarının getirtilmesi, edinme ve satış tarihleri ile satış değerlerinin belirlenmesi ve tasfiyeye konu malların edinme tarihleri ve değerleriyle tek tek karşılaştırılması gerektiği belirtilmiştir. Satış ile yeni alım arasındaki zaman yakınlığı ve bedellerin uyumu, kişisel mal ikamesinin ispatında belirleyicidir.

IV. HESAPLAMA YÖNTEMLERİ VE ÖRNEK HESAPLAR

1. Değerleme Tarihi

Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Hesaba eklenecek değerler ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır (TMK m. 235). Burada iki ayrı tarih ayrımına dikkat etmek gerekir. Malın niteliği ve kime ait olduğu, mal rejiminin sona erdiği tarihe, yani boşanma dava tarihine göre belirlenir. Malın parasal değeri ise karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (piyasa) değerine göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2025 tarihli, 2024/6615 E., 2025/10316 K. sayılı kararında, malların karara en yakın tarihteki güncel sürüm değerinin esas alınmasının emredici olduğu ve bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağı kabul edilmiştir.

Değerin karar tarihine göre belirlenmesi nedeniyle, katılma alacağına kural olarak karar tarihinden itibaren faiz işletilir.

2. Katılma Alacağı Hesabı

Artık değer = Edinilmiş mallar + Eklenecek değerler (TMK m. 229) ± Denkleştirme (TMK m. 230) − Edinilmiş mallara ilişkin borçlar
Katılma alacağı = Diğer eşin artık değeri ÷ 2 (karşılıklı alacaklar takas edilir)

Örnek: Evlilik 2008 yılında kurulmuş, boşanma davası 2021 yılında açılmış olsun. Eşlerden A adına evlilik içinde maaşıyla alınan ve bugünkü sürüm değeri 6.000.000 TL olan bir daire ile değeri 1.000.000 TL olan bir araç bulunsun. Dava tarihinde A’nın aracına ilişkin 200.000 TL kredi borcu kalmış olsun. Eş B’nin adına ise evlilik içinde biriktirdiği 400.000 TL mevduat bulunsun.

A’nın artık değeri: 6.000.000 + 1.000.000 − 200.000 = 6.800.000 TL
B’nin artık değeri: 400.000 TL
B’nin katılma alacağı: 6.800.000 ÷ 2 = 3.400.000 TL
A’nın katılma alacağı: 400.000 ÷ 2 = 200.000 TL
Takas sonucu B’nin alacağı: 3.400.000 − 200.000 = 3.200.000 TL

3. Kredi ve Kişisel Katkıyla Alınan Mallarda Hesap

Uygulamada malların büyük bölümü, bir kısmı peşin ve bir kısmı krediyle alınmakta, kredi taksitlerinin bir bölümü de mal rejimi sona erdikten sonra ödenmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2016 tarihli, 2016/15695 E., 2016/13500 K. sayılı kararında bu tür mallar için izlenecek yöntem açıklanmıştır. Satın alma bedelinin kredi ile ve kişisel imkânlarla karşılanan kısımları ve oranları ayrı ayrı belirlenir; kredi geri ödemelerinin hangi döneme isabet ettiği, miktarı ve taksit sayısı tespit edilir; mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan taksitler, rejim süresinde ödenen kısım dışında tutulur; malın karara en yakın sürüm değeri keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

Edinilmiş mal oranı = (Kredinin satın alma bedeline oranı) × (Rejim süresinde ödenen taksit ÷ Toplam taksit)
Katılma alacağı = Malın sürüm değeri × Edinilmiş mal oranı ÷ 2

Örnek: A, evlilik içinde 2015 yılında 1.000.000 TL’ye bir daire almış olsun. Bedelin 300.000 TL’sini evlilik öncesindeki birikimiyle peşin, 700.000 TL’sini ise 120 ay vadeli krediyle ödemiş olsun. Boşanma dava tarihine kadar 80 taksit ödenmiş, kalan 40 taksit dava tarihinden sonra A tarafından ödenmiş olsun. Dairenin karara en yakın sürüm değeri 10.000.000 TL olsun.

Kişisel mal katkısı oranı: 300.000 ÷ 1.000.000 = %30
Kredinin bedele oranı: 700.000 ÷ 1.000.000 = %70
Rejim süresinde ödenen kredi oranı: 80 ÷ 120 = 2/3
Edinilmiş mal oranı: %70 × 2/3 = %46,67
Dairenin edinilmiş mal kısmı: 10.000.000 × %46,67 = 4.666.667 TL
B’nin bu daire yönünden katılma alacağı: 4.666.667 ÷ 2 = 2.333.333 TL

Dairenin %30’luk kişisel mal kısmı (3.000.000 TL) ile dava tarihinden sonra ödenen taksitlere isabet eden %23,33’lük kısmı (2.333.333 TL) paylaşıma girmez.

4. Değer Artış Payı Hesabı

Katkı oranı = Katkı tutarı ÷ Malın edinme bedeli
Değer artış payı = Malın tasfiye anındaki sürüm değeri × Katkı oranı

Malın değeri düşmüşse oransal hesap yapılmaz, katkının başlangıçtaki değeri istenir. Değer artış payı önce hesaplanır, ardından borçlu eşin artık değerinden düşülür ve kalan değer üzerinden katılma alacağı belirlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.10.2018 tarihli, 2017/1614 E., 2018/1550 K. sayılı kararında bu sıralama, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden değer artış payı düşüldükten sonra kalan artık değerin yarısının katılma alacağı olarak hükmedilmesi şeklinde açıklanmıştır.

Örnek: A adına evlilik içinde 1.000.000 TL’ye alınan bir daireye, B’nin babasından miras kalan 200.000 TL’yi katkı olarak verdiği, kalan 800.000 TL’nin ise A’nın maaşından ödendiği ispatlanmış olsun. Dairenin bugünkü sürüm değeri 10.000.000 TL olsun.

B’nin katkı oranı: 200.000 ÷ 1.000.000 = %20
B’nin değer artış payı: 10.000.000 × %20 = 2.000.000 TL
A’nın artık değeri: 10.000.000 − 2.000.000 = 8.000.000 TL
B’nin katılma alacağı: 8.000.000 ÷ 2 = 4.000.000 TL
B’nin toplam alacağı: 2.000.000 + 4.000.000 = 6.000.000 TL

5. Katkı Payı Hesabı (2002 Öncesi Mallar)

Katkı payı alacağında da Yargıtay benzer bir oranlama yöntemi uygulamaktadır. Davacı eşin malın edinilmesine yaptığı katkının edinme bedeline oranı belirlenir ve bu oran malın karara en yakın sürüm değerine uygulanır. Katkının tutarı belirlenirken, malın edinildiği tarihte eşlerin gelirleri, birikimleri ve ailenin olağan giderleri araştırılır; davacı eşin geliriyle malın edinilmesine katılabilecek miktar hesaplanır.

Katkı payı alacağı = Malın karara en yakın sürüm değeri × (Davacının katkısı ÷ Malın edinme bedeli)

Örnek: 1998 yılında koca adına alınan bir dairenin bedelinin dörtte birini, öğretmen olarak çalışan kadın eşin maaş birikimiyle karşıladığı ispatlanmış olsun. Dairenin bugünkü sürüm değeri 8.000.000 TL ise kadının katkı payı alacağı 8.000.000 × 1/4 = 2.000.000 TL’dir.

6. İki Dönemi Kapsayan Mallar

01.01.2002 tarihinden önce edinilmeye başlanıp sonrasında ödemesi tamamlanan mallarda, örneğin 1999’da başlayıp 2005’te biten kooperatif ödemelerinde, ödemeler dönemlere ayrılır. 2002 öncesi ödemeler katkı payı, sonrası ödemeler katılma alacağı yöntemine göre ayrı ayrı hesaplanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2019 tarihli, 2017/1618 E., 2019/1370 K. sayılı kararında, bedelini kocanın ödediği kooperatif taşınmazının kadın adına tescil edildiği bir olayda, eşler arasındaki ortak yaşamı güvence altına almaya yönelik yatırımların bağış sayılamayacağı ve ödemelerin mal ayrılığı ve edinilmiş mallara katılma dönemlerine göre ayrılarak alacağın hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.

V. MAL PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ

Eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilirler (TMK m. 203). Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalı ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilmelidir (TMK m. 205).

Edinilmiş mallara katılma rejiminde kalmak isteyen eşler de, TMK m. 221 uyarınca bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti için ayrılan ve normalde edinilmiş mal sayılacak değerlerin ve kişisel malların gelirlerinin kişisel mal sayılacağını mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırabilirler. Bu imkân, özellikle aile şirketinde ortak olan veya kira geliri getiren kişisel malları bulunan eşler için önem taşır.

VI. ANLAŞMALI BOŞANMA DURUMUNDA MAL PAYLAŞIMI

Anlaşmalı boşanmada eşler, boşanmanın mali sonuçlarını mahkemeye sundukları protokolde düzenler (TMK m. 166/3). Protokolde malların yarı yarıya veya farklı oranlarda paylaşılması, belirli malların bir eşe bırakılması ya da eşlerden birinin mal rejiminden doğan tüm haklarından feragat etmesi kararlaştırılabilir. Protokol hâkim tarafından onaylanarak boşanma kararına dahil edilir ve kesinleşmeyle bağlayıcı hâle gelir.

Protokolün mal rejimine ilişkin hükmünün açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması büyük önem taşır. Yalnızca “tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talebi yoktur” gibi bir ifade, mal rejiminden doğan alacaklardan feragat anlamına gelmeyebilir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin haklardan feragat edilecekse, bu durum protokolde açıkça yazılmalıdır. Protokolde mal paylaşımına ilişkin açık bir hüküm yer almıyorsa, eşler boşanma kararı kesinleştikten sonra mal rejiminin tasfiyesi davası açabilir.

VII. ZİNA VE HAYATA KAST HALİNDE MAL PAYLAŞIMI ORANI

Mal paylaşımı kural olarak yarı yarıya yapılır ve boşanmadaki kusur katılma alacağını etkilemez. Bunun tek istisnası TMK m. 236/2’de düzenlenmiştir: Zina (TMK m. 161) veya hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162) sebebiyle boşanmaya karar verilmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Bu istisnanın uygulanabilmesi için boşanmanın bu özel sebeplere dayandırılmış ve bu sebeplerle hüküm kurulmuş olması gerekir; genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı kararlarda bu indirim yapılamaz.

VIII. MAL PAYLAŞIMI DAVASINDA ZAMANAŞIMI VE TEDBİR

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Boşanma hâlinde zamanaşımı boşanma kararının kesinleştiği tarihten, ölüm hâlinde ise ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Dava süresince eşin malları elden çıkarmasını önlemek için davaya konu taşınmaz ve araçlara ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir. Boşanma davası sırasında da TMK m. 199 uyarınca, bir eşin belirli malvarlığı değerleri üzerinde diğer eşin rızası olmadan tasarrufta bulunmasının kısıtlanması istenebilir. Ayrıca mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler, TMK m. 229 uyarınca hesaba eklenir. Eklenecek değerlerin borçlu eşten tahsil edilememesi hâlinde, TMK m. 241 uyarınca bu kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye karşı da dava açılabilir.

Davanın türü bakımından da bir değişikliğe dikkat edilmelidir. Mal rejimi davaları uzun süre belirsiz alacak davası olarak açılmaktaydı. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi kaldırılmış, HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkrayla kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımı imkânı getirilmiştir. Bu tarihten sonra açılacak mal rejimi davalarında, değer bilirkişi raporuyla belirlenene kadar kısmi dava yoluyla ilerlenmeli ve talep artırımının zamanlaması, rapora yapılacak itirazlar gözetilerek dikkatle belirlenmelidir.

IX. MAL PAYLAŞIMINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME

A. Görevli Mahkeme

Mal rejiminin tasfiyesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 sayılı Kanun m. 4). Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar.

B. Yetkili Mahkeme

TMK m. 214 uyarınca yetkili mahkeme şöyle belirlenir:

  1. Eşlerden birinin ölümü nedeniyle mal rejimi sona ermişse, ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  2. Evlilik mahkeme kararıyla sona ermişse veya devam eden bir boşanma davası varsa, boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesi için de yetkilidir.
  3. Diğer hallerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

X. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2020/8-458 K. 2021/889 T. 01.07.2021

“Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay yönünden evlilik birliğinin kurulmasından (22.08.2003), boşanma dava tarihine (12.10.2009) kadarki döneme ilişkin olarak davalı-karşı davacının şirketteki hissesine düşen gelir açısından davacı-karşı davalı tarafın kâr payı talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Her ne kadar mahkemece tanık beyanları ve hesap bilirkişi raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda şirketin hakim ortağının davalı-karşı davacının babası olduğu ve bu nedenle davacı-karşı davalı yönünden kâr payı talep hakkı doğmayacağı kanaatine varılmış ise de, dosya kapsamındaki ticaret sicil müdürlüğü resmî kayıtları karşısında davalı-karşı davacının şirketin kurulmasından ve evlilik birliğinin devamı süresince şirkette hakim ortak olarak payı bulunduğu anlaşılmaktadır.

TMK 220. maddesine göre eşlerin edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıcında sahip oldukları her türlü malvarlığı değerleri edinme şekline bakılmaksızın kişisel mallardan sayılmıştır. Dolayısıyla eşlerin evlenmeden önce edinilmiş olan şirket hisseleri kişisel mal olarak kabul edilecektir. Ne var ki aksi kararlaştırılmadığından evlilik birliğinin kurulmasından boşanma dava tarihine kadar ki döneme ilişkin olarak davalı-karşı davacının şirketteki hissesine düşen geliri edinilmiş mal grubuna dahil olduğundan, mevcut ise tasfiye davasının konusu olabilir.

O hâlde mahkemece evlilik birliğinin kurulduğu 22.08.2003 tarihinden mal rejiminin sona erdiği 12.10.2009 tarihine kadar anılan şirketin kâr payı hususunda Özel Daire bozma kararında belirtilen hususlar yönünden araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/6745 K. 2018/15022 T. 05.07.2018

“Davacı, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları sebebiyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Dava, artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece evlilik birliğinden sonra sırasıyla 2002, 2006 ve 2008 yılında edinilen taşınmazlar ile aracın davalının edinilmiş malı oldukları kabulünden hareketle tasfiye tarihi itibariyle değerlerinin yarısına katılma alacağı olarak hükmedilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, davalı savunmasında 197 ada 108 parsel sayılı taşınmazın evlilik tarihinden önce edindiği 106 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 26.05.2006 tarihinde satışından elde edilen gelirle, 233 ada 22 parsel sayılı taşınmazın yine evlilik tarihinden önce edindiği 1072 ada 134 parseldeki 24 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen gelirle, aracın annesine ait taşınmazların satışından elde edilen gelirle alındığını belirterek kişisel mal savunmasında bulunmuştur. Mahkemece kişisel mal savunmasına konu taşınmazların bir kısmının kayıtları getirtilmiş ise de değerlendirilmemiş, bir kısmının kayıtları ise getirtilmemiştir. Dolayısıyla mahkemece davalının kişisel mal savunması üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece satıldığı iddia edilen tüm malvarlıklarının kayıtları getirtilerek, edinme ve satış tarihleri ile satış değerleri belirlendikten sonra tasfiyeye konu malvarlıklarının edinme tarihleri ve edinme değerleri tek tek karşılaştırılmak suretiyle tarafların gösterdiği tüm delillerle birlikte tartışılıp değerlendirilerek tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.”

T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2016/15695 K. 2016/13500 T. 10.10.2016

Daire bu kararında; mal rejiminin boşanma dava tarihinde sona erdiğini, satın alma bedelinin kredi ile ve kişisel imkânlarla karşılanan kısımlarının ve oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi, kredi taksitlerinin hangi döneme isabet ettiğinin tespit edilmesi ve mal rejimi sona erdikten sonraya sarkan kredi borcunun ayrıca dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinin kar paylarının edinilmiş mal olduğu, ödenmemiş kâr payları bakımından ailenin ekonomik ve sosyal durumuna göre aile harcamalarında kullanıldığı kabul edilecek makul miktar düşüldükten sonra kalan tutarın tasfiyede gözetileceği açıklanmıştır.

T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2024/6615 K. 2025/10316 T. 26.11.2025

Daire, malların karara en yakın tarihteki güncel sürüm değerinin esas alınmasının emredici olduğunu ve bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.

Yargıtay kararlarının tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir.

NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.

Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453

 

0 yorum var

Cevap Yaz

Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir