BOŞANMA DAVASINDA KARŞI VEKALET ÜCRETİ
Boşanma davasında karşı vekalet ücreti, yargılama giderlerinin en tartışmalı kalemlerinden biri olup, davanın esasına ilişkin uyuşmazlık kadar tarafların menfaat dengesini de doğrudan etkiler. Boşanma davaları bakımından mesele, davanın kendine özgü niteliğinden ve yanında ileri sürülen ferî taleplerin çokluğundan ötürü ayrı bir önem taşır. Zira boşanma davası kişi haline ilişkin, konusu para ile ölçülemeyen bir dava iken, bu davaya bağlı olarak istenen maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri, para ile ölçülebilir ekonomik değerler doğurur. Bu durum karşı yan (ilam) vekalet ücreti bakımından uygulamada sıkça hataya düşülen bir alan yaratmaktadır.
Bu çalışmada boşanma davasında karşı vekâlet ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümleri ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı ışığında, özellikle maddi–manevi tazminat ve boşanmanın ferileri yönünden ele alınmaktadır. Değerlendirme, 4/11/2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026 dönemi Tarifesi ile bu Tarifede 8 Ocak 2026 tarihinde yapılan kritik değişiklik esas alınarak yapılmıştır.
I. Vekalet Ücretinin Niteliği ve Türleri
Yargılama giderlerinden olan karşı yan vekalet ücreti, HMK m.323/1-ğ uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretini ifade eder ve haksız çıkan tarafa yükletilir (HMK m.326). Bu ücret, tarafın kendi avukatı ile arasındaki akdi (sözleşmesel) ücretten bağımsızdır. Niteliği itibarıyla yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen bir kalemdir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi gereğince, AAÜT’nin altında ücret kararlaştırılamaz; dava değeri üzerinden yüzde (nispi) olarak belirlenen ücrette bu oran dava konusu değerin yüzde yirmi beşini aşamaz.
Vekâlet ücreti iki yöntemle hesaplanır:
Maktu ücret, konusu para ile ölçülemeyen işlerde uygulanan, görevli mahkemeye göre belirlenen sabit tutardır. Boşanma, velayet, tahliye gibi işler ile ceza davaları bu kategoriye girer. 2026 Tarifesine göre aile mahkemelerinde maktu vekâlet ücreti 45.000 TL olarak öngörülmüştür.
Nispi ücret ise konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde, dava değerinin dilimlere ayrılıp her dilime ayrı oran uygulanmasıyla bulunur. Alacak, tazminat ve itirazın iptali davaları bu esasa tabidir.
II. Boşanma Davasının Hukuki Niteliği ve Maktu Ücret
Boşanma davası, kişinin medeni haline ilişkin, konusu para ile ölçülemeyen bir davadır. Bu nedenle boşanma talebi yönünden hükmedilecek vekâlet ücreti maktu niteliktedir. Davanın kabulü halinde davacı lehine, reddi halinde davalı lehine, davanın görüldüğü aile mahkemesi için Tarifede öngörülen maktu ücrete hükmedilir.
Bu temel durum boşanma yanında ileri sürülen ekonomik taleplerin vekalet ücreti bakımından nasıl değerlendirileceği sorusunu doğurur ve asıl tartışma da burada başlar.
III. Boşanmanın Ferileri ve Vekalet Ücretine Etkisi
A. Feri Talep
TMK’nın ilgili hükümleri uyarınca boşanmaya bağlı olarak istenebilecek başlıca ekonomik talepler şunlardır:
- Maddi tazminat (TMK m.174/1): Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan isteyebileceği tazminat.
- Manevi tazminat (TMK m.174/2): Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın isteyebileceği tazminat.
- Yoksulluk nafakası (TMK m.175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla isteyebileceği süresiz nafaka.
- İştirak nafakası (TMK m.182) ve dava süresince tedbir nafakası (TMK m.169).
Bu talepler boşanma davası içinde ileri sürüldüğünde, boşanmanın ferisi (eki) niteliğindedir. Feri nitelikli olmalarının doğrudan sonucu, boşanma davası içinde istendiklerinde ayrıca harca tabi olmamalarıdır.
B. Feri Taleplerin Kabul veya Reddi Durumu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2022/6888 2022/7300 22.09.2022 ) boşanma davasının para ile ölçülemeyen ve maktu vekalet ücretine tabi bir dava olması, boşanma ile birlikte istenen maddi tazminat, manevi tazminat ve nafaka taleplerinin ise boşanmaya bağlı ferî nitelikte olup harca tabi olmaması sebebiyle, bu talepler yönünden ayrıca (nispi) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündedir.
Bu kuralın kapsamı geniştir. Tarafların kusur durumu ne olursa olsun, boşanmanın ferisi niteliğindeki yoksulluk ve iştirak nafakaları ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen veya tamamen kabul ya da reddi hâlinde, bu kalemler için ayrıca vekalet ücreti takdir edilemez. Nitekim uygulamada sıkça karşılaşılan hatalardan biri tazminat talebinin bir kısmının reddi halinde, reddedilen miktar üzerinden karşı taraf (tazminat borçlusu) lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesidir. Feri talepler bakımından böyle bir uygulama, Dairenin istikrarlı içtihadına göre bozma sebebidir.
Dolayısıyla tipik bir çekişmeli boşanma davasında sonuç olarak boşanmaya karar verilirse yalnızca boşanma yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilir. Kabul veya reddedilen tazminat ile nafaka miktarları vekalet ücreti hesabında dikkate alınmaz.
Bu içtihadın hukuki temeli, feri taleplerin harca tabi olmamasıdır. Harç ile vekalet ücreti arasındaki paralellik dolayısıyla, harca tabi olmayan bir talebin dava değerini artırmaması, aynı şekilde vekalet ücreti hesabına da esas alınmamasını gerektirir. Boşanmanın maktu ücreti, bu ferî taleplere ilişkin hukuki yardımı da kapsar biçimde değerlendirilir.
IV. İstisnai Haller
Feri nitelik, tazminat ve nafaka taleplerinin boşanma davası içinde ileri sürülmesine bağlıdır. Bu talepler boşanmadan bağımsız bir dava ile istendiğinde nitelik değişir:
Boşanma kesinleştikten sonra (TMK m.178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde) ayrı bir dava ile talep edilen maddi/manevi tazminat veya nafaka; artık ferî değil, müstakil ve para ile ölçülebilir bir dava konusudur. Bu hâlde:
- Dava, nispi harca tabidir.
- Vekâlet ücreti de nispi olarak, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
- Dava değeri; tazminat miktarları ile nafakaların yıllık tutarının toplamıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 4.5.2017 tarihli, 2016/5078 E. ve 2017/5338 K. sayılı kararı bu ayrımı açıkça ortaya koymaktadır. Boşanma davası içinde harca tabi olmadan istenebilecek tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri, boşanma davasından bağımsız olarak talep edildiğinde dava değeri üzerinden nispi harca tabidir. Bu durumda dava değeri, tazminat miktarları ile nafakanın yıllık tutarının toplamı olarak hesaplanır ve buna göre peşin nispi harç tamamlattırılarak işin esasına girilir.
Aynı mantık, boşanmanın kesinleşmesinden sonra açılan ve reddedilen manevi tazminat davasında da işler. Bu tür davanın tamamen reddi halinde karar tarihindeki AAÜT’nin ilgili maddesi gereğince maktu vekâlet ücreti takdir olunur.
Feri Nitelikte Olmayan Talepler
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir husus, boşanma davasında birlikte görülse dahi bazı taleplerin boşanmanın ferisi sayılmamasıdır:
- Ziynet (takı) alacağı, boşanmanın eki niteliğinde değildir. Nispi harca ve nispi vekalet ücretine tabidir.
- Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler (katkı payı, katılma alacağı, değer artış payı) da bağımsız ve para ile ölçülebilir taleplerdir. Ancak Yargıtay, boşanma davası henüz sonuçlanmadan açılan mal rejimi davasında, boşanma sonucuna bağlı olması sebebiyle bu aşamada mal rejimi yönünden nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Nispi ücret, tasfiye davasının esası hakkında karar verilebilir hale gelmesiyle gündeme gelir.
V. AAÜT 2026 ve 8 Ocak 2026 Değişikliği
2026 dönemi Tarifesi 4/11/2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış sonrasında 8/1/2026 tarihli Resmî Gazete ile önemli bir değişiklik, 28/3/2026 tarihli ve 33207 sayılı Resmî Gazete ile de usule ilişkin dar kapsamlı bir düzeltme (m.14/5) yapılmıştır. Boşanmanın ferisi olmaktan çıkan bağımsız tazminat davaları bakımından 8 Ocak 2026 değişikliği belirleyicidir.
A. Manevi Tazminatta Ücret (AAÜT m.10)
Tarifenin 10. maddesine göre manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre (nispi) belirlenir. Davaların tamamının reddi hâlinde ücret, ikinci kısmın ikinci bölümüne göre (maktu) hükmolunur. Manevi tazminatın, maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması halinde ise manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir (m.10/4).
8 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete ile 10. maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga hükme göre; manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf (davalı) vekili lehine üçüncü kısma göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemiyordu. Bu sınırlama, yüksek manevi tazminat talep eden ancak talebinin küçük bir kısmına hükmedilen davacıyı, reddedilen kısım üzerinden orantısız bir karşı vekalet ücreti yüküyle karşılaşmaktan koruyordu.
Fıkranın kaldırılmasıyla birlikte bu koruma ortadan kalkmıştır. Artık manevi tazminat davasının kısmen reddi hâlinde, reddedilen kısım üzerinden davalı vekili lehine nispi vekâlet ücreti, davacı lehine belirlenen ücretle sınırlı olmaksızın işletilecektir. Bu durum, özellikle boşanma kesinleştikten sonra açılan bağımsız manevi tazminat davalarında talep miktarının belirlenmesinde daha ölçülü davranmayı zorunlu kılmaktadır. Yüksek tutarlı ve büyük ölçüde reddedilen taleplerde davacı, ağır bir karşı vekalet ücreti riski taşır.
B. Maddi Tazminatta Ücret (AAÜT m.13)
Maddi tazminat istemli davalarda ücret, kural olarak Tarifenin üçüncü kısmına göre nispi belirlenir ancak hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez (m.13/2). Maddi tazminat isteminin kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına üçüncü kısma göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez (m.13/3). Davaların tamamının reddinde ise maktu ücrete hükmolunur.
Görüldüğü üzere maddi tazminatta kısmi ret için öngörülen “davacı lehine belirlenen ücreti geçememe” sınırı (m.13/3) korunmuşken; manevi tazminatta aynı işlevi gören sınır (mülga m.10/2) kaldırılmıştır. Bu, iki tazminat türü arasında karşı vekalet ücreti bakımından yapısal bir farklılık doğurmuştur ve derdest bağımsız tazminat dosyalarında talep stratejisini doğrudan etkiler.
VI. Uygulamada Dikkat Edilecek Özel Durumlar
Vekalet ücreti, davanın açıldığı tarihteki değil, hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifeye göre belirlenir. Bu ilke gereği, 8 Ocak 2026’dan önce açılmış olsa dahi bu tarihten sonra karara bağlanan (veya bozulup yeniden yargılanan) manevi tazminat davalarında mahkeme, mülga m.10/2’yi değil, yürürlükteki düzenlemeyi esas alacaktır.
Karşılıklı boşanma taleplerinde ücret. Hem davacının hem davalının (karşı dava ile) boşanma talep ettiği ve her ikisinin boşanmayı elde ettiği hâllerde vekâlet ücretinin nasıl paylaştırılacağı uygulamada farklılık gösterebilir. Her iki tarafın da davasında haklı çıkması hâlinde, karşılıklı hükmedilen maktu ücretlerin sonucu itibarıyla birbirini karşılayabileceği yönünde uygulamalar bulunmakla birlikte, somut olayın kabul–ret dengesine göre değerlendirme yapılması isabetli olur.
Boşanma davasında ferî taleplerin varlığı, akdi (avukat–müvekkil arası) ücretin serbestçe ve daha yüksek kararlaştırılmasına elbette engel değildir ancak bu, karşı yan vekalet ücreti bakımından yukarıdaki kuralı değiştirmez. Akdi ücret ile yargılama gideri olarak karşı tarafa yüklenen ücret birbirinden titizlikle ayrılmalıdır.
VII. Sonuç
Boşanma davasında karşı vekâlet ücretinin doğru tayini, davanın kendine özgü yapısının kavranmasına bağlıdır. Özetle:
- Boşanma talebi para ile ölçülemez; bu yönden maktu vekâlet ücretine hükmedilir.
- Boşanma davası içinde istenen maddi–manevi tazminat ve nafaka talepleri boşanmanın ferisi olup harca tabi değildir; kısmen ya da tamamen kabul veya reddedilseler dahi bunlar için ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemez.
- Aynı talepler boşanmadan bağımsız bir dava ile istendiğinde nitelik değişir; nispi harç ve nispi vekâlet ücreti gündeme gelir, dava değeri tazminat ile yıllık nafaka tutarının toplamıdır.
- Ziynet ve mal rejimi talepleri ferî sayılmaz; kendi rejimlerine tabidir.
- 8 Ocak 2026 değişikliği ile AAÜT m.10/2’nin kaldırılması, bağımsız manevi tazminat davalarında kısmî ret hâlinde davacı aleyhine karşı vekâlet ücreti riskini ağırlaştırmıştır; talep miktarının belirlenmesinde bu risk gözetilmelidir.
Nihayetinde, boşanma ile ferilerinin vekâlet ücreti yönünden değerlendirilmesinde belirleyici ölçüt, talebin harca tabi olup olmaması ve boşanmayla ferî bağının bulunup bulunmamasıdır. Bu ayrımın gözden kaçırılması, hem müvekkil aleyhine gereksiz bir gider yükü hem de temyiz/istinaf aşamasında bozma sebebi doğurabilecek nitelikte olduğundan, hüküm fıkrasının kurulmasında azami özen gösterilmelidir.
Aile hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.
Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: https://wa.me/905337608453, https://dikelaw.com.tr/





Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!