<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Aile &amp; Miras Hukuku arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<atom:link href="https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/</link>
	<description>Danışmanlık &#38; Arabuluculuk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 12:08:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://dikelaw.com.tr/wp-content/uploads/2023/11/cropped-dh5-32x32.png</url>
	<title>Aile &amp; Miras Hukuku arşivleri - Dike Hukuk</title>
	<link>https://dikelaw.com.tr/kategori/aile-miras-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:51:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk istememek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması]]></category>
		<category><![CDATA[keyfi red]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=4215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Çocuk sahibi olmama sebebiyle boşanma, boşanmanın özel gerekçelerinden birisi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Evlilik birliği, tarafların ortak bir hayat kurma ve geleceği paylaşma iradesiyle kurulur. Ancak bazen tercihler çatışabilir. Evli çiftlerden birinin çocuk sahibi olmak istememesi durumu da Türk aile hukukunda hassas ve üzerinde çokça durulan ve bazı hallerde boşanma sebebi kabul edilen konulardan biridir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu makalede, kısaca boşanma sebeplerini ve çocuk meselesinin bu süreçteki hukuki yerini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Türk Hukukunda Temel Boşanma Sebepleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;"><a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu (TMK)</a>, boşanma sebeplerini iki ana başlıkta toplar: Özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, suç işleme vb.) ve genel boşanma sebebi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Pratikte en sık karşılaşılan durum, TMK m. 166’da düzenlenen &#8220;Evlilik birliğinin temelinden sarsılması&#8221; yani halk arasındaki adıyla &#8220;şiddetli geçimsizliktir&#8221;. Bir evliliğin devam etmesi taraflardan beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmişse, boşanma davası açılabilir. Çocuk sahibi olma konusundaki uyuşmazlıklar da genellikle bu madde kapsamında değerlendirilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) Çocuk Sahibi Olunmasının Boşanmaya Etkisi</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk sistemimizde çocuk sahibi olmak bir zorunluluk değilse de evlilik birliğinin doğal amaçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak farklı durumların ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Çocuk İstememek (Keyfi Red)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden birinin, haklı bir sebep (sağlık riski, ağır maddi imkansızlık vb.) olmaksızın çocuk sahibi olmaktan kaçınması, Yargıtay tarafından &#8220;evlilik yükümlülüklerini ihlal&#8221; ve bir kusur olarak görülmektedir. Eğer taraflardan biri evlenirken çocuk istemediğini açıkça belirtmemişse ve sonradan bu konuda direnç gösteriyorsa, Yargıtay bu durumum evlilik birliğini temelinden sarstığını kabul etmektedir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Biyolojik Olarak Çocuk Sahibi Olamama (Kısırlık)</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Burada çok önemli bir ayrım vardır: Çocuk sahibi olamama tek başına bir boşanma sebebi değildir. Bir eşin biyolojik olarak çocuk sahibi olamaması, onun kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ancak çocuk sahibi olabilmek için tıbbi tedavinin gerekmesi halinde eşin bundan kaçınması, diğer eşin ise tedaviye destek vermemesi gibi haller boşanma davasında kusur olarak kabul edilir. Ayrıca bu durumun yarattığı psikolojik baskı, eşlerin birbirine karşı kırıcı tutumları veya tedavi sürecindeki ilgisizlik boşanma davasına konu olabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) İlgili Mahkeme Kararları</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Sağlık Sorunu Nedeniyle Çocuk Sahibi Olmayan Eşe Destek Verilmemesi</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 04.07.2012, 2012/35 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Mahkemece taraflar “eşit kusurlu” kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş, bunun dayanağı olarak da, davalının eşini eve almadığı, davacının da davalının çocuk sahibi olabilmesi için gerekli tedaviyi kabul etmediği gösterilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalının geçirdiği bir ameliyat sonrası doğal yolla çocuk sahibi olma ihtimalinin azaldığı, bunun üzerine üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin (tüm bebek) önerildiği, davacının bunu kabul etmeyerek evden ayrıldığı ve “yeniden evleneceğini” söyleyerek, eşinin evden gitmesini istediği, davalının da, kapıyı açmayarak kocasını eve almadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacının daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Baskın kusuru ile boşanmaya yol açan taraf da, koşulları varsa kusuru az olan diğer tarafa tazminat ödemekle sorumlu tutulmalıdır. Hal böyleyken, tarafların “eşit kusurlu” kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak davalının tazminat taleplerinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Çocuk Sahibi Olmaya Engel Sağlık Probleminin Bulunması</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 18.02.1991, 1990/10764 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Diğer taraftan, boşanma nedeni olarak kabul edilen söz konusu göz hastalığının koşullarının gerçekleşmesi halinde ileride doğacak çocuklar açısından kalıtsal özellik taşıması, daha açık bir ifade ile böyle bir ihtimalin varlığı dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı biçiminde nitelendirilemez. Böyle bir ihtimal, olsa olsa eşleri çocuk sahibi olup olmama konusunda bazı karar ve önlemlere götürebilir. Yargıtayımızın birçok kararında da açıkça dile getirildiği üzere &#8220;kısırlık&#8221; olgusu dahi tek başına bir boşanma nedeni değildir. Eşlerden birinin kendi iradesi dışında maruz kaldığı bir rahatsızlık sebebiyle ya hiç ya da sağlıklı çocuklara sahip olmaması bir çeşit &#8220;semavi afet&#8221;tir. Eşlerin birlikte göğüslemeleri gereken böyle bir durumda sağlıklı eşin boşanmayı istemesi meşru, haklı, adil ve iyiniyetli bir düşünce olarak kabul edilemez.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sebep Olmaksızın Çocuk Sahibi Olmaktan Kaçınmak</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD., 2020/6540 E. 2021/1661 K.</h4>
<p style="font-weight: 400;">“Erkeğin kesinleşen kusurlu davranışları yanında “Kadından ortak çocuk istemediği” anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkeğin davalı kadına oranla “Daha ağır” kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/6540 Esas 2021/1661 Karar)</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2.HD 2019/4035 E.  2019/11741 K.  02.12.2019 T.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Ayrıca davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur.&#8221; şeklinde hüküm kurmuştur.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD., 09.12.2013, 2013/16247 E.</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; boşanmaya sebep olan olaylarda çocuk sahibi olmak istemeyen, eşi hakkında kadınlığını kullanmadığını söyleyen ve birlikte yaşamaktan kaçınan davacı koca tam kusurludur. Davacının bu kusurlu eylemleri aynı zamanda davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Durum böyleyken, mahkemece davalı kadının manevi tazminat talebinin yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">Y.2. HD. 25.11.2013 T. E:14267, K:27556</h4>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;Toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kocanın bağımsız ev açmadığı, kız kardeşlerinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, çocuk sahibi olmayı istemediği, buna karşılık davacı-karşı davalı kadının da çıkan tartışmalarda küfürlü konuştuğu, geçimsizliğe neden olan olaylarda her iki tarafın da kusurlu bulunduğu ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kusurun ağırlığının davalı-karşı davacı kocada olduğu anlaşılmaktadır.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong style="font-style: inherit;"><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></em></strong><em style="font-weight: inherit;"> <a style="font-style: inherit; font-weight: inherit;" href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/">ÇOCUK SAHİBİ OLMAMA SEBEBİYLE BOŞANMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/cocuk-sahibi-olmama-sebebiyle-bosanma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:43:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞANMA]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[terk edilen eş]]></category>
		<category><![CDATA[terk ihtarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir. TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Hukukumuzda boşanma nedenleri birkaç ayrımda incelenmektedir. Bu ayrımlardan biri genel ve özel boşanma sebepleri şeklindeki ayrımdır. Özel boşanma sebepleri içerisinde yer alan terk sebebiyle boşanma kendine özel şartları bulunan kusura dayalı bir boşanma sebebidir.</p>
<table style="font-weight: 400;">
<tbody>
<tr>
<td width="604">TMK Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.</p>
<p>&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2 style="font-weight: 400;">II-DAVAYI KİMLER AÇABİLİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davasını hukuki anlamda “terk edilen” eş açabilir. Hukuken bazen müşterek konutta yaşamaya devam eden kişi de &#8220;terk eden eş&#8221; olabileceği için hangi eşin hangi koşullarda terk eden eş olarak kabul edildiğine dair yazımızın üst bölümündeki bilgilere dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">III- DAVADA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">A-Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">B-Yetkili mahkeme ise tek değildir. Terk edilen eş davayı, aşağıda belirtilen iki yer mahkemesinden birinde açılabilir:</p>
<p style="font-weight: 400;">1-Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">2-Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son kez altı aydan uzun süreyle birlikte yaşadıkları yer mahkemesi.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-TERK SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASININ ŞARTLARI</h2>
<h3>A. Eşlerden birisinin müşterek konutu terk etmesi.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Hukuki anlamda terk günlük konuşma dilindeki anlamıyla aynı değildir. Bir eşin müşterek konutta kalmadığı her durum hukuken terk olarak kabul edilmediği gibi bazı hallerde ise müşterek konutta yaşamaya devam eden eş terk eden taraf olarak kabul edilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin;</p>
<ul>
<li>Evlilik birliğinden doğan sorumlulukları yerine getirmemek için haklı bir sebebi olmaksızın müşterek konuttan sürekli olarak ayrılması,</li>
<li>Haklı bir sebeple evden ayrılan eşin haklı sebep ortadan kalktıktan sonra müşterek konuta dönmemesi,</li>
<li>Haklı bir sebep olmaksızın diğer eşin müşterek konuta dönmesine engel olunması, (Bu halde müşterek konutta yaşamaya devam ederken diğer eşin müşterek konutta yaşamasını engelleyen eş “terk eden eş” olarak kabul edilmektedir)</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Halleri hukuken terk olarak nitelendirilmektedir.</p>
<h3>B. Terk eden kişinin kusurlu olması yani haklı bir sebebinin olmaması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk eden eşin tedavi için geçici olarak bir sağlık kurumunda kalınması, eşin şiddet görmesi sebebiyle ortak konuttan ayrılması, hastalık sebebiyle geçici olarak kök ailenin yanında kalınması, memuriyet ya da kamu görevi için farklı yerde kalınması gibi haklı bir sebebi varsa bu kişi kendi kusuruyla evi terk etmediğinden kusurlu kabul edilmez.</p>
<h3>C. Terkin en az altı ay sürmüş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk süresinin kesintisiz olarak en az altı ay sürmüş olması gerekmektedir. Sadece bu sürenin kesilmesi ve davanın önlenmesi amacıyla samimi olmayan eve dönüşler bu süreyi kesmez. Ancak eşlerden biri evi terk edip bir ay sonra eve dönmüş, bir süre sonra evi tekrar terk etmişse bu süreler toplanmaz.</p>
<h3>D. Terk eden eşe eve geri dönmesi için ihtar çekilmiş olması.</h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk edilen eşin terk eden eşe eve dönmesi için bir ihtarname göndermesi gerekmektedir. Eş samimi bir şekilde eve geri dönmeye çağrılmadır. Örneğin terk edilen eş ihtar göndermiş ancak evin kilitlerini değiştirmişse bu geçerli bir çağrı olarak kabul edilmez. Ayrıca eve dönemesi için eşe en az iki ay süre verilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;"> İhtarın mahkemeden veya noterden gönderilmesi ve eşe tebliğ edilmiş olması şarttır.</p>
<h3>E. Terk eden eşin ihtara rağmen eve dönmemesi.</h3>
<p>Terk eden eşin ihtarname üzerine eve geri dönmesi halinde terk edilen eşin dava hakkı düşer. Eğer terk eden eş eve samimi şekilde dönmüş ancak tarafların evliliklerinde anlaşmazlıkları devam diyor ise terk sebebiyle değil şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılabilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>IV-DAVADA İSPAT YÜKÜ</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Terk nedeniyle boşanma davası açan eş, yukarıda belirtilen şartların gerçekleştiğini ispatlamalıdır. Eşin başka bir yerde yaşadığına ilişkin tanık anlatımları, kurum veya başka yerlerde eşinin adresini müşterek konuttan farklı bir ev olarak bildirmiş olması, yazışmalar gibi delillerle; ihtarname için ise mahkeme veya noter kayıtları ile ispat yükü yerine getirilmelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Müşterek haneyi terk eden eş ise aleyhine karar çıkmaması için ihtarnameye rağmen eve dönememekte haklı bir sebebinin olduğunu ispat etmelidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>V-İLGİLİ YARGI KARARLARI</strong></h3>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terk eden eşin hangi eş olduğunda ilişkin Yargıtay HGK., E. 2013/1688 K. 2015/1032 T. 13.3.2015</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Bu açıklamalar karşısında terke dayalı boşanma davasında dava açma hakkı, kanunun açık deyimiyle sadece terk edilen eşe ait bulunduğundan, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu olgu ile yukarıda açıklanan diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı eşin gerçekte iddia ettiği gibi terk edilen değil, terk eden eş olduğunun kabulü gerekir.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İhtarda bulunması gereken koşullara ilişkin Yargıtay HGK., E. 2012/686 K. 2013/67 T. 16.1.2013</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Ne var ki, boşanma davasına bakan hâkim, salt ihtarın varlığını yeterli görmemeli; bu ihtarın, boşanma davası açabilmenin ön koşulu olmasını da gözeterek, kanunda yer alan unsurları taşıyıp taşımadığını, resen (kendiliğinden) incelemelidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Önemle vurgulamakta yarar vardır ki, ihtar kararının sonuç doğurabilmesi, dolayısıyla da ihtar kararının tebliğine rağmen yasal süresinde ortak konuta dönmeyen eş aleyhine açılacak boşanma davasının kabul edilebilmesi için iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlardan ilki, ihtar kararında ve ekinde bulunması gereken biçimsel koşulların varlığı; diğeri ise işin esasına ilişkin unsurların tamlığıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İhtar isteğinde bulunabilmenin koşulu; boşanma davası açmak için belirli sürenin (dördüncü ayının) bitmesi yani, eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmasıdır. Bu halde mahkemece verilecek ihtar kararında; davet edilen evin açık -ayrıntılı- adresi gösterilmeli, davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulunduğu yer belirtilmeli; davet edilenin yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmeli ve özellikle davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu, açıklanmalıdır.”</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Terke dayalı boşanma davasında ispat yüküne dair Yargıtay HGK., E. 2012/636 K. 2012/1073 T. 5.12.2012</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">“Öte yandan terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasında, müşterek haneyi terk eden eşin, terkte haklılığını değil, davete uymamada haklılığını kanıtlaması gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu&#8217;nun 14.02.2001 gün 2011/2-122 E 2001/116 K. ile 03.02.1999 gün 1999/2-54 E 1999/56 K. sayılı kararları).”</p>
<p style="text-align: left;"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453, </a></strong></em><em> <a href="https://dikelaw.com.tr/">https://dikelaw.com.tr/</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/">TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/terk-nedeniyle-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLAT EDİNME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 17:01:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[evlat edinme]]></category>
		<category><![CDATA[küçük evlat edinme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/ sitesinden de bilgi alabilirsiniz. I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilebilmesi için hukukumuzda evlat edinilenin ve evlat edinen/edinenlerin durumlarına göre farklı şartlar aranmaktadır. Bu yazımızda farklı durumlarda aranan şartlar ayrı ayrı açıklanacaktır. Evlat edinme süreci hakkında <a href="https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/">https://www.aile.gov.tr/sss/cocuk-hizmetleri-genel-mudurlugu/evlat-edinme-hizmeti/</a> sitesinden de bilgi alabilirsiniz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">I-EVLAT EDİNİLENDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EVLAT EDİNİLENİN KÜÇÜK OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Başvuru tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve başka bir yolla ergin kılınmamış olanların evlat edinilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:</p>
<ol>
<li>Evlat edinmek isteyenlerin evlat edinilmek istenene bir sene boyunca bakmış, onu eğitmiş olması,</li>
<li>Evlat edinmede evlat edinilen küçüğün yararının bulunması,</li>
<li>Evlat edinen/edinenlerin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı şekilde zedelenmemesi,</li>
<li>Küçük ayırt etme gücünü haiz ise küçüğün rızası,</li>
<li>Küçük vesayet altında ise vesayet ve denetim makamlarının izin vermesi,</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rıza vermesi,</li>
<li>Evlat edinin ile evlat edinilen arasında en az 18 yaş farkı olması (Aşağıdaki yargı kararında görüleceği üzere bu farkın daha az olduğu bazı hallerde de evlat edinilmesi kabul edilmiştir),</li>
<li>Küçüğün anne ve babasının rızası. Bu izin velayete bağlı değildir. Yani velayet hakkı olmasa dahi anne ve babanın izin vermesi aranmaktadır. Ancak küçüğün anne ve babasının; kim olduğu, uzun süredir nerede oturdukları bilinmiyorsa ya da bu kişilerin ayırt etme güçleri yoksa yahut küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa izin şartı aranmaz.</li>
</ol>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLAT EDİNİLENİN ERGİN/KISITLI OLMASI</h3>
<p style="font-weight: 400;">Ergin/kısıtlı birinin evlat edinilmesi aşağıdaki şartların sağlanmasıyla mümkündür:</p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">a.Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma muhtaç biri evlat edinmek isteyen tarafından sürekli 5 yıldan beri bakılıp gözetilmiş,<br />
b.Evlat edinmek isteyen, evlat edinilmek istenen küçükken ona 5 sene bakmış, eğitmiş,<br />
c.Diğer haklı sebepler mevcut ve evlat edinmek isteyen ile evlat edinilmek istenen 5 yıldan beri aile halinde birlikte yaşamaktaysalar,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinmek isteyenin alt soyu varsa onların da açık muvafakati,</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen evli ise eşinin açık rızası,</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNENLERDE ARANAN ŞARTLAR</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">A-EŞLERİN EVLAT EDİNMESİ</h3>
<h4 style="font-weight: 400;">1-EŞLERİN BİRLİKTE EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h4>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerin evlat edinmesinde kural birlikte evlat edinmedir. En geç evlat edinme başvurusu yapıldığında beş yıldan beri evli olunması veya eşlerin 30 yaşından büyük olması gerekmektedir. Eşler beş yıldır evli değil ise ikisinin de 30 yaşından büyük olması şarttır.</p>
<h4 style="font-weight: 400;">2-EŞLERDEN BİRİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMESİ</h4>
<p style="font-weight: 400;">Yukarıda açıklandığı üzere evli kişiler için kural birlikte evlat edinmedir. Ancak eşler bazı hallerde tek başlarına evlat edinmeleri mümkündür. Diğer eş ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunsa veya en az iki yıldır nerede olduğu bilinmiyorsa ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süredir ayrı yaşıyorlarsa evlat edinmek isteyen kişi 30 yaşını doldurmuş olmak şartıyla tek başına evlat edinebilir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">B-EVLİ OLMAYAN KİŞİNİN TEK BAŞINA EVLAT EDİNMEDE ARANAN ŞARTLAR</h3>
<p style="font-weight: 400;">Evli olmayan bir kimsenin evlat edinebilmesi için ayırt eme gücüne sahip olması ve 30 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca kişi vesayet altında ise vesayet ve denetim makamından yani sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinden izin alınmış olması da şarttır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;">C-EŞLERDEN BİRİNİN DİĞER EŞİN ÇOCUĞUNU EVLAT EDİNMESİ</h3>
<p style="font-weight: 400;">Eşlerden biri diğer eşin çocuğunu evlat edinmek isterse farklı şartlar aranmaktadır. Bu durumda eşlerin sadece iki yıl evli olması ve evlat edinecek kişinin 30 yaşından büyük olması yeterlidir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">II-EVLAT EDİNMENİN SONUÇLARI</h2>
<ol>
<li style="font-weight: 400;">Ana ve babaya ait yükümlülükler evlat edinen/edinenlere geçer.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlatlığın ana ve babası ile soy bağı varlığını korur ve mirasçılık devam eder.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinen ve evlat edinilen veya bunlardan birinin diğerinin eşi ya da altsoyu arasında kesin evlenme engeli olur.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen, evlat edinene mirasçı olur. Ancak evlat edinen, evlat edinilene mirasçı olmaz.</li>
<li style="font-weight: 400;">Evlat edinilen küçük ise evlat edinenin soyadını alır. Evlat edinen, isterse küçüğe yeni bir ad verebilir. Evlat edinilen ergin ise evlat edinenin soyadını isterse alabilir.</li>
</ol>
<h2 style="font-weight: 400;">III-GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinenin veya birlikte evlat ediniliyorsa evlat edinen eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili mahkemedir. Görevli mahkeme ise aile mahkemeleridir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">IV-İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<p style="font-weight: 400;">Evlat edinilen ile evlat edinen arasında mutlaka en az 18 yaş farkının olması şartına dair <strong>Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 25/7/2023 Tarihli, B. No: 2020/10490 Yıldız Ceylan Var kararı:</strong></p>
<p class="yoast-text-mark"><span style="font-weight: 400;">“<em>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 308. maddesi gereğince evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması gerektiğini ancak başvurucu ile B.V. arasındaki yaş farkının on altı olduğunu, bu durumda evlatlık ilişkisi kurulamayacağını belirterek başvurucu ile B.V. arasındaki evlatlık ilişkisi k</em></span>aldırılmasını 10/9/2015 tarihli davaname ile talep etmiştir..</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Somut olayda başvurucunun dört yaşından itibaren B.V.yi babası olarak bildiği, B.V.nin başvurucunun bakım ve gözetimini baba sıfatıyla uzun yıllar boyunca sürdürdüğü, hatta başvurucunun sonradan soyadı değişikliği yaparak B.V.nin soyadını edindiği hususları dikkate alındığında başvurucu ile B.V. arasında doğal ve gerçek düzeyde çocuk-ebeveyn ilişkisinin fiilen oluştuğu açıktır. Öte yandan B.V. geçirdiği trafik kazası nedeniyle biyolojik olarak baba olamayacağını da süreçte ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, devam eden ve süregelen hukuki süreç içerisinde B.V. ile evlatlık ilişkisi kurulmasının yararına olacağını birçok kez ileri sürmüş, kamusal makamlarca da evlat edinmenin başvurucunun yararına olacağı ve aile ilişkilerinin korunmasına katkı sağlayacağı tespit edilmiştir.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Mevcut kuralın kesin ve genel olması, hiçbir istisnaya yer vermemesi somut olayda olduğu gibi çocuğun üstün yararının korunması ilkesine ve aile hayatı ilişkilerine zarar vermektedir.”</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>YHGK, T: 15.11.2006; E: 2006/2-704, K: 2006/724:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">“…<em>Mahkemenin “TMK.nun 306. maddesine göre eşler ancak birlikte evlat edinebilirler. Davacı evli olup eşi davacı olmamış, TMK 308. maddesine göre de davacının eşi İ. S. da davacı olarak davaya katılsa bile evlat edinilmek istenen E. ile davacının eşi arasında 18 yıldan az zaman bulunduğundan davacının eşi ile birlikte davalıyı evlat edinmesi de mümkün olmadığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece “&#8230;Davacı İ. S. ile evlat edinilmek istenen ve dava tarihinde reşit olan E. arasında 18 yaştan az fark olduğundan TMK.nun 308/1.maddesi hükmündeki şart gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir&#8230;” gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. … onanması gerekir. …</em>”</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> https://wa.me/905337608453</em></p>
<p style="font-weight: 400;">
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/">EVLAT EDİNME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/evlat-edinme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/isim-degistirme-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/isim-degistirme-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansu ERÇİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ad değiştirme davası]]></category>
		<category><![CDATA[ad düzeltme davası]]></category>
		<category><![CDATA[Asliye Hukuk Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansu ERÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimin takdiri]]></category>
		<category><![CDATA[İsim değiştirme davası]]></category>
		<category><![CDATA[İsim düzeltme davası]]></category>
		<category><![CDATA[Nüfus Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[özel vekaletname]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3527</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI İsim değiştirme davası ile var olan bir ismin tümüyle veyahut kısmi olarak değiştirilmesi ele alınmaktadır. Ancak isim düzeltme davası ile karıştırılmamalıdır. İsim değiştirme davası ile isim düzeltme davası arasında birçok farklılık mevcuttur. İsim düzeltme davası ile imla veyahut yazım yanlışı gibi durumlar var olan isim değiştirilmeden üzerinde düzeltme yapılmaktadır. İsim değiştirme davası [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/isim-degistirme-davasi/">İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI</h1>
<p>İsim değiştirme davası ile var olan bir ismin tümüyle veyahut kısmi olarak değiştirilmesi ele alınmaktadır. Ancak isim düzeltme davası ile karıştırılmamalıdır. İsim değiştirme davası ile isim düzeltme davası arasında birçok farklılık mevcuttur. İsim düzeltme davası ile imla veyahut yazım yanlışı gibi durumlar var olan isim değiştirilmeden üzerinde düzeltme yapılmaktadır. İsim değiştirme davası ile ismin tamamının değiştirilmesi, birleşik yazılan iki ismin ayrılması veyahut birleştirilmesi gibi durumlar söz konusu olmaktadır. İki dava türü arasındaki en büyük fark ise isim değiştirme davasında tanık önemli iken isim düzeltme davalarında tanık aranmadan da sonuca bağlanabilmektedir.</p>
<h2><strong>I-) İSİM DEĞİŞTİRMEK İÇİN BAŞVURULABİLECEK YOLLAR </strong></h2>
<ol>
<li>
<h3><strong>Nüfus Müdürlüğüne Bizzat Başvurarak İsim Değiştirme </strong></h3>
<p>Nüfus Müdürlüğüne başvuru yaparak isim değiştirme durumu ancak nüfus bilgilerinde yazım yanlışı yapılan veyahut sehven yazılan isimler için geçerli olmaktadır. Örneğin, harf eksikliği ya da fazlalığı bulunması, imla hatalarının olması gibi durumlarda dava açılmasına gerek olmaksızın Nüfus Müdürlüğü üzerinden isim değişikliğine karar verilebilmektedir.</li>
<li>
<h3><strong>Dava Yolu ile İsim Değiştirme</strong></h3>
<p>Dava yoluna başvuru ile isim değişikliği durumunda ise kişi adını olduğundan farklı bir ad seçimi ile değiştirebilir. Bunun yanı sıra iki isme sahipse birinin çıkartılmasını veyahut iki ismin birleştirilmesini talep edebilmektedir.</li>
<li>
<h4>Dava Tarafı ve Yetkili Mahkeme</h4>
</li>
</ol>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 16px;">           İsmini değiştirmek isteyen kişi bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapmalıdır. Davalı taraf olarak ise ikametinizin bulunduğu Nüfus                   Müdürlüğü eklenmelidir.</span></p>
<h2><strong>II-) İSİM DEĞİŞTİRME DAVASINDA ŞARTLAR </strong></h2>
<p>İsim değiştirmek isteyen kişi bizzat başvuru yapmak zorundadır. Ancak bir avukata özel yetkili vekaletname verilmesi ile bu davayı açabilmektedir. 18 yaşından küçük çocuklarda ise bu durum velayet hakkına sahip olan kişilerce gerçekleştirilebilmektedir. Yine ek olarak özel yetkili avukat ile ilgili süreç yönetilebilmektedir.</p>
<p>İsim değişikliği davalarının temel dayanağı<a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf"> Türk Medeni Kanunu m.26</a>’dır. Maddeye göre:</p>
<blockquote><p>Ad, ancak haklı sebeplerin varlığı halinde hakim kararıyla değiştirilebilir.</p></blockquote>
<blockquote><p>Verilecek karar, ilgili nüfus kütüğüne tescil edilmek üzere nüfus müdürlüğüne gönderilir.</p></blockquote>
<p>Kanun, haklı sebebi somut olarak tanımlamamakta; böylece hakime geniş takdir yetkisi bırakmaktadır. Bu durum, toplumsal değişimin ad üzerindeki etkilerini dikkate alma imkanı sağlamakta; kültürel, psikolojik veya sosyal sebeplere dayalı taleplerin değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. İsim değişikliği yapılabilmesi için haklı sebepler sayılabilecek durumlar :</p>
<ul>
<li>Kişinin adı komik, gülünç veyahut hakaret içerikli ise,</li>
<li>İsmin tanınan ve bilinen kötü bir şöhrete (suçlu, ünlü) sahip olması durumunda,</li>
<li>Adın kişinin geçmişine ait bir travmayı, üzüntüyü, kaybını hatırlatıyor olması,</li>
<li>İsmin telaffuzunun zor olması,</li>
<li>Kişinin dinini veyahut vatandaşlığını değiştirmesi sebebiyle,</li>
<li>İsmin toplumsal ahlaka, kişinin dinine veyahut vatandaşlığına ters düşmesi durumunda,</li>
<li>Kişinin çevresinde farklı bir isimle tanınıyor olması.</li>
</ul>
<p>Yukarıda sayılan sebeplerin varlığı halinde davacı başvuru dilekçesinde haklı neden veya nedenlerini detaylı ve açık şekilde izah etmelidir. İsim değiştirme davaları genellikle 1 ya da 2 celsede sonlanan görece basit davalardandır.</p>
<p>Başvurucunun dilekçesindeki haklı sebeplerin haklılığı hakim tarafından takdir edilecektir. Genelde ön inceleme duruşmasında isim değiştirme davaları sonlanabilmektedir. Hakim, kişinin dilekçesinde sunduğu hatta tanıkla da ispatlayabildiği haklı sebeplerin haklılıklarını tayin edebilecek bir takdir yetkisine sahiptir. Hakimin takdir yetkisi <a href="https://mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanunu</a> madde 4’e dayanmaktadır.</p>
<h2><strong>III-) İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI SONUCUNDA YAPILAN İŞLEMLER</strong></h2>
<p>Mahkeme, isim değişikliğini kabul ettiği takdirde, bu karar Nüfus Müdürlüğü’ne bildirilir. Değişiklik, <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/">resmi gazete</a>de ilan edilir. Bu ilan sonrası, değişiklikten zarar gören kişiler 1 yıl içinde dava açma hakkına sahiptir. Ancak dava açabilmek için, zararın ispatlanabilir nitelikte olması gerekir.</p>
<p>İsim değişikliği sürecinde ortaya çıkan hukuki işlemlerin doğru şekilde takip edilmesi büyük önem taşır. Süreç boyunca uzman bir avukat desteği almak, hatalı veya ihmali işlemler nedeniyle hak, menfaat, maddi kayıp veya zaman kaybı yaşamamak adına en güvenli yaklaşımdır.</p>
<p>İlk derece mahkemesi tarafından verilen karar için istinaf yoluna başvurulmamışsa, karar nihai karar olarak kabul edilir. Ancak, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulursa, nihai karar istinaf mahkemesince verilir. Nihai karar daha sonra Basın İlan Kurumu’na gönderilir ve gazetede ilan edilir. Gazetede ilandan sonra karar Nüfus Müdürlüğü’ne iletilir.</p>
<p>İsim değişikliği tamamlandıktan sonra yapılacak işlemler, kişinin resmi belgelerinin ve kayıtlarının güncellenmesini kapsar. Bunlar arasında kimlik kartı, ehliyet, pasaport gibi belgeler yer alır. Ayrıca adli sicil kaydı ve varsa askerlik kayıtları da güncellenir. İsim değişikliğinin etkisi, eş ve çocukların nüfus kayıtlarına da yansıtılır, bu kayıtlar mahkeme kararıyla yetkili makamlarca değiştirilir.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/tanima-ve-tenfiz/">Tıpkı yabancı ülkeden alınan boşanma kararların Türkiye&#8217;de tanınması ve tenfizi</a> durumunda olduğu gibi isim değişikliği sonrasında da tanıma ve tenfizi yapılmaktadır.</p>
<h2><strong>IV-) İSİM DEĞİŞTİRME DAVASINDA RET NEDENLERİ</strong></h2>
<p><strong>A-) Haklı Sebep Bulunmaması : </strong>Mahkeme, başvuru sahibinin sunduğu gerekçeleri haklı sebep olarak değerlendirmezse davayı reddedebilir.</p>
<p><strong>B-) Usule Aykırılık : </strong>Dilekçenin eksik veya hatalı hazırlanması, gerekli belgelerin sunulmaması, usule uygun olmayan başvurular ret sebebidir.</p>
<p><strong>C-) Delil Yetersizliği: </strong>Haklı sebeplerin desteklenmediği veya delillerle kanıtlanmadığı durumlarda, hakim isim değişikliğine onay vermeyebilir.</p>
<p><strong>D-) Yanlış Mahkemeye Başvuru: </strong>İkametgahın bulunduğu yer mahkemesi yerine başka mahkemeye yapılan başvurular, davanın usulen reddine yol açabilir.</p>
<p><strong>E-) Toplumsal veya Hukuki Düzenle İle Çelişme: </strong>İsim değişikliğinin kamu düzenine, başkalarının haklarına veya sosyal normlara aykırı olması halinde de ret kararı verilebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong><em> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/isim-degistirme-davasi/">İSİM DEĞİŞTİRME DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/isim-degistirme-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[artmirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[yedek mirasçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3358</guid>

					<description><![CDATA[<p>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA Miras bırakan, yedek mirasçı ve/veya art mirasçı atayarak mirasçısının mirası kazanamaması halinde terekesinin akıbetini belirleyebilir. Miras bırakan bu tasarruflarla örneğin mirasçısının mirastan yoksunluk sebebiyle mirasa hak kazanamaması halinde terekesine ne olacağını belirlemiş olur. Bu yazımızda miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade edecek tasarruflarından yedek mirasçı atama ve art mirasçı atamayı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/">YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="font-weight: 400;"><strong>YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</strong></h1>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan, yedek mirasçı ve/veya art mirasçı atayarak mirasçısının mirası kazanamaması halinde terekesinin akıbetini belirleyebilir. Miras bırakan bu tasarruflarla örneğin mirasçısının mirastan yoksunluk sebebiyle mirasa hak kazanamaması halinde terekesine ne olacağını belirlemiş olur. Bu yazımızda miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade edecek tasarruflarından yedek mirasçı atama ve art mirasçı atamayı inceleyeceğiz.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) YEDEK MİRASÇI</strong></h2>
<h3>A-) YEDEK MİRSASÇI ATAMA NEDİR?</h3>
<p style="font-weight: 400;">Yedek mirasçı atama, belirlediği asıl mirasçının mirası reddetmesi, mirasçılıktan çıkarılması ya da kendisinden önce ölmesi gibi durumlarda onun yerine geçecek başka bir kişiyi önceden belirlemesidir. Bu şekilde yedek mirasçı atandığında asıl mirasçıya geçemeyen miras yasal mirasçı veya mirasçılara değil yedek mirasçıya geçer.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-)YEDEK MİRASÇININ MİRASA HAK KAZANMASININ ŞARTLARI NELERDİR?</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin yedek mirasçılığının hüküm doğurması için bu kişinin miras bırakanın vefat anında sağ veya anne karnına düşmüş olması gerekmektedir. Ayrıca yedek mirasçı olacak kişi mirasa ehil olmalı ve mirastan yoksun olmamalıdır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) ART MİRASÇI</strong></h2>
<h3>A-)ART MİRASÇI ATAMA NEDİR?</h3>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla bir kişiyi ön mirasçı, bir başka kişiyi ise art mirasçı olarak atayabilir. Bu şekilde ölüme bağlı tasarrufta bulunarak ön mirasçı atadığı kişiyi mirası art mirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir. Art mirasçı atama, miras bırakanın, bir kişiyi ön mirasçı olarak atayıp, bu kişinin ölümünden veya belirlediği bir koşulun gerçekleşmesi yahut vadenin gelmesi üzerine mirasın devredilmesi için bir başka kişiyi art mirasçı olarak belirlemesidir.</p>
<p><strong>B-)ART MİRASÇININ MİRASA HAK KAZANMASININ ŞARTLARI NELERDİR?</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişinin art mirasçı olabilmesi için mirasın öngörülen geçiş zamanında sağ olması gerekir. Ancak TMK m.583 uyarınca mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimse de art mirasçı olarak atanabilir. İleride doğacak çocuğun art mirasçı olabilmesi için, miras bırakanın ölümü anında cenin durumunda bulunması şart değildir. Miras bırakanın ölümünden sonra da ana rahmine düşecek kişiler bu yolla miras hakları elde edebilirler. Ayrıca bir kişinin art mirasçı olabilmesi için mirasa ehil olması ve mirastan yoksun olmaması gerekmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">C-) YEDEK VE ART MİRASÇI NASIL ATANIR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Bir kişi vasiyetnameyle veya miras sözleşmesiyle yedek veya art mirasçı atayabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;">D-) YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMANIN AVANTAJLARI NELERDİR?</h2>
<p style="font-weight: 400;">Miras bırakan yedek veya art mirasçı atayarak terekesi üzerindeki etkisini genişletmektedir. Ayrıca art mirasçı atama henüz ergin olmamış çocuğunun mirasını kötü müdahalelerden de korumaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>E-) YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?</strong></h2>
<p>Art mirasçı atamak suretiyle ön mirasçı olan saklı paylı mirasçının saklı payında tasarruf edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Art mirasçı atamada yedek mirasçı atamadan farklı olarak birden fazla art mirasçı öngörülmesi yasaklanmıştır. Bunun amacı terekeye dahil olan bir malvarlığının tedavülden kalkmasının önlenmesidir. Yani miras bırakan bir ön mirasçı, bir art mirasçı belirleyerek ön mirasçıdan sonra terekesinin art mirasçıya kalmasını düzenleyebilir ancak bu art mirasçıdan sonra gelecek bir mirasçı daha belirleyemez.</p>
<p>Miras bırakanın vefatından sonra miras açıldığında henüz var olmayan biri art mirasçı olarak atanmış ve miras bırakan ön mirasçı atamamışsa yasal mirasçı, ön mirasçı sayılır.</p>
<p>Mirasın art mirasçıya geçmesi için gereken koşul gerçekleşmeden veya vade gelmeden ön mirasçı vefat ederse miras doğrudan art mirasçıya geçmez. Art mirasçılığın hüküm ifade etmesi için gereken koşulun gerçekleşmesine veya vadenin gelmesine kadar miras, ön mirasçının kendi mirasçılarına geçer.</p>
<p>Art mirasçı mirasın kendisine geçmesi için aranan koşullar gerçekleşmeden vefat ederse aksi belirtilmedikçe miras, ön mirasçıya kalır ve ön mirasçıdan sonra onun mirasçılarına geçer.</p>
<p>Mirasın art mirasçıya geçmeden ön mirasçıda olduğu dönemde art mirasçının hakkının korunması önemli bir husustur. Bu nedenle Türk Medeni Kanun’unda art mirasçının korunması için hüküm bulunmaktadır. Kanun’a göre sulh hukuk mahkemesi ön mirasçıya geçen mirasın defterini tutar. Miras bırakan açıkça aksini belirtmedikçe mirasın ön mirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir. Ön mirasçı güvence göstermez veya art mirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine karar verilir. Ayrıca mirasın art mirasçıya geçmesinden önce ön mirasçının yaptığı tasarruflar art mirasçı atama koşulunu ihlal ettiği ölçüde art mirasçıya karşı hüküm ifade etmez. Ancak iyi niyetli üçüncü kişilerin hak kazanımları saklıdır.</p>
<h2>F-) İLGİLİ YARGI KARARLARI</h2>
<h3 style="font-weight: 400;">Yargıtay 7. HD., E. 2022/1062 K. 2023/3536 T. 22.6.2023</h3>
<p style="font-weight: 400;">“Davalı vekilinin temyiz itirazları bakımından; vasiyetnamenin; &#8220;Torunum &#8230; oğlu &#8230;&#8217;un çocuksuz ölümü halinde, mirasımın eşit paylar halinde yeğenlerim &#8230; oğlu &#8230; ile &#8230; oğlu &#8230;&#8217;a kalmasını istemekteyim. Bu paylaşım eşim &#8230;&#8217;unda ölümü halinde söz konusu olacaktır. Gelinim &#8230;&#8217;un menkul ve gayrimenkul malların ile bankalardaki hesaplarımdan mirascı olmasını (torum &#8230;&#8217;unda çocuksuz olarak ölümü halinde) istememekteyim&#8221; şeklindeki 7 nci maddesinde yer alan düzenlemede &#8230; ön mirasçı, &#8230; ve &#8230; ise art mirasçıdır. Belirtilen mirasçılık ve şartlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 521 inci vd. maddelerine uygun olup iptale ilişkin bir husus bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken tasarrufun içeriğinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.”</p>
<h3 style="font-weight: 400;">Sakarya BAM, 1. HD., E. 2022/1984 K. 2023/1554 T. 8.11.2023</h3>
<p style="font-weight: 400;">“Zonguldak 2. Noterliği&#8217;nin 10/12/2015 tarihli 21583 yevmiye numaralı vasiyetnamesi incelendiğinde; vasiyet eden muris K5 tarafından Zonguldak Merkez, A4 Mahallesi, 389 ada, 542 parsel 1. bodrum kat, 6 nolu bağımsız bölüm ile; Akyazı İlçesi, A5 Mahallesi, 174 ada, 3 nolu parseldeki 15.Blok, zemin kat, C giriş, 5 bağımsız bölüm nolu taşınmazın eşi olan davacı K1L&#8217;a vasiyet edildiği, K1&#8217;ın vefatı halinde ise; 389 ada, 542 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümün davalı oğlu K4&#8217;a 174 ada, 3 nolu parseldeki hissenin ise; oğlu olan davalı K3&#8217;a vasiyet edildiği anlaşılmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu şekilde ön mirasçı olarak vasiyet eden muris tarafından eşi K1&#8217;ın atandığı, art mirasçı olarak ise; 542 nolu parseldeki bağımsız bölüm yönünden K4&#8217;ın, 174 ada, 3 nolu parsel yönünden ise; K3&#8217;ın atandığı görülmektedir… sonra somut olaya gelince; yukarıda belirtildiği gibi anılan vasiyetnamede TMK&#8217;nın 521.maddesi uyarınca davacının ön mirasçı, davalı K4&#8217;ın ise; 6 nolu bağımsız bölüm yönünden art mirasçı olarak atanması dikkate alındığında ve art mirasçı atanmasına ilişkin şerhin TMK&#8217;nun 1010. maddesi uyarınca konulmasına engel bir hal bulunmadığından, mahkemece bu taşınmaz yönünden şerh konulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı tarafın bu konuya hasren yapmış olduğu istinaf talebi haksız görülmüştür.”</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </em></strong></p>
<p><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></strong></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/">YEDEK VE ART MİRASÇI ATAMA</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/yedek-ve-art-mirasci-atama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 12:50:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansın KAYA]]></category>
		<category><![CDATA[ölüme bağlı tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyetname]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=3421</guid>

					<description><![CDATA[<p>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR Kişiler genellikle vefatlarından sonra malvarlıkları üzerinde söz sahibi olmak için vasiyetname düzenler. Bu yazımızda vasiyetname türleri ve vasiyetname düzenlerken dikkat edilmesi gereken hususlar incelenecektir.  Her tür vasiyetnamenin sıkı şekil ve geçerlilik şartları bulunduğundan bulunmaktadır. Bu nedenle bireylerin bu işlemleri dikkatle ve mümkünse hukuki danışmanlık alarak yapmaları önemlidir. I-) Vasiyetnamenin Tanımı ve Hukuki [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/">VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 style="font-weight: 400;"><strong>VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</strong></h1>
<p style="font-weight: 400;">Kişiler genellikle vefatlarından sonra malvarlıkları üzerinde söz sahibi olmak için vasiyetname düzenler. Bu yazımızda vasiyetname türleri ve vasiyetname düzenlerken dikkat edilmesi gereken hususlar incelenecektir.  Her tür vasiyetnamenin sıkı şekil ve geçerlilik şartları bulunduğundan bulunmaktadır. Bu nedenle bireylerin bu işlemleri dikkatle ve mümkünse hukuki danışmanlık alarak yapmaları önemlidir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) Vasiyetnamenin Tanımı ve Hukuki Niteliği</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname, kişinin vefatından sonra etkisini göstermek üzere arzularını açıklamasıdır. Kişi vasiyetname ile belirli mal bırakabilir, vakıf kurabilir, mirasçı ya da yedek veya art mirasçı atayabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir, mirastan ıskat (çıkarma) yapabilir ya da çeşitli yüklemelerde bulunabilir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlemdir. Bunun en önemli sonucu vasiyetçinin vasiyetnamesini tek taraflı olarak geri alabilmesidir.</p>
<h2><strong>II-) Vasiyetname Türleri</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Medeni Kanunu&#8217;nda üç tür vasiyetname düzenlenmiştir. Vasiyetnamenin kanunda düzenlenen şekillerden birine uygun olarak yapılması şarttır.</p>
<h3><strong>A-)Resmî Vasiyetname </strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">Resmî vasiyetname; noter, sulh hâkimi veya yetkili resmi memur huzurunda düzenlenir. Bu vasiyetnamenin düzenlenmesine iki tanık da katılır. Bu tür vasiyetnamenin iki farklı biçimi vardır. Bu iki biçim vasiyetnamenin genellikle noterlerde yapılması nedeniyle noterde düzenlenişlerine göre açıklanacaktır:</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>1-)Okunarak ve imzalanarak düzenlenen resmi vasiyetname</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi son arzularını notere açıklar. Noter, kendisine açıklanan bu son arzuları yazar ya da yazdırır. Yazdırılan metni vasiyetname düzenlemek isteyen kişiye verir. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi bu metni okur ve arzusuna uygun ise imzalar. Ardından noter metne tarih yazıp imza atar. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi iki tanığa vasiyetnameyi okuduğunu ve metnin arzusuna uygun olarak yazıldığını beyan eder. Tanıklar da vasiyetname metninin devamına vasiyetçinin ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil göründüğünü ve kendi önlerinde vasiyetname metninin arzusuna uygun olduğunu açıkladığını yazarak imza atarlar.</p>
<h4><strong>2-)Okumadan ve imzalamadan düzenlenen resmi vasiyetname</strong></h4>
<p>Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi son arzularını notere açıklar. Noter, kendisine açıklanan bu son arzuları yazar ya da yazdırır. Noter vasiyetname düzenlemek isteyen kişi ve tanıklar önünde vasiyetname metnini sesli olarak okur. Vasiyetname düzenlemek isteyen kişi okunan metnin arzusuna uygun olduğunu tanıklar önünde açıklar. Noter metne tarih yazıp imza atar. Tanıklar bu vasiyetname türünde ise vasiyetnamenin noter tarafından sesli olarak okunduğunu, vasiyetçinin ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil göründüğünü ve kendi önlerinde vasiyetname metninin arzusuna uygun olduğunu açıkladığını yazarak imza atarlar.</p>
<p>Bu iki türün karma şekilde yapılması yani okunmadan imzalanarak veya okuyarak fakat imzalamayarak da vasiyetname düzenlenmesi mümkündür.</p>
<p class="yoast-text-mark">Resmi vasiyetname yetkili bir memur önünde yapılması, bir örneğinin yetkili memur tarafından saklanması nedeniyle daha çok tercih edilmektedir.</p>
<h3>B-) El Yazılı Vasiyetname</h3>
<p style="font-weight: 400;">El yazılı vasiyetname, murisin baştan sona kendi el yazısıyla yazdığı, tarih attığı ve imzaladığı vasiyet türüdür. Bu vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için metnin tamamının murisin kendi el yazısıyla yazılması, metinde tarih olması ve vasiyetçinin metni imzalaması şarttır. Vasiyetçi tarihi 08.10.2025, 08 Ekim 2025, 2025 yılı Kurban Bayramı ilk günü gibi yazabilir. Burada önemli olan metnin yazıldığı zamanın net şekilde anlaşılabilmesidir. İmzanın ise metnin bitişinde tüm metni kapsayacak şekilde olması gerekmektedir. Vasiyetname birden fazla sayfadan oluşuyorsa sayfalar arasında iç bağlantı olması şartı ile yalnızca son sayfaya imza atılması<br />
yeterli kabul edilmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması vasiyetnamenin geçersizliğine yol açar.</p>
<p style="font-weight: 400;">El yazılı vasiyetname düzenlenmesi daha kolay ve masrafsız olması nedeniyle tercih edilmektedir. Ancak birinin bulamaması, kolayca yok edilebilmesi gibi riskleri vardır.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Sözlü Vasiyetname </strong></h3>
<p class="yoast-text-mark">Sözlü vasiyetname, olağanüstü durumlar (örneğin savaş, ölüm tehlikesi, doğal afetler) nedeniyle diğer vasiyet türlerinin düzenlenmesinin mümkün olmadığı hallerde başvurulan istisnai bir vasiyet şeklidir. Ayrıca diğer vasiyetname türlerini düzenlemenin mümkün olması halinde bu tarihten itibaren bir ay geçmesiyle hükümden düşer yani diğer vasiyetnameler gibi her durumda kalıcı değildir.</p>
<p class="yoast-text-mark">Kişi son arzularını iki tanığa açıklar. Tanıklar iki şekilde davranabilir:</p>
<h4>1-) Tanıkların Vasiyetname Metnini Düzenlemesi</h4>
<p>Tanıklar bu beyanları yazıya geçirip metne vasiyetnamenin yapıldığı yer ve tarihi de yazıp imzalar. İki tanık vakit kaybetmeden bu metni sulh veya asliye hukuk mahkemesine teslim eder. Tanıklar hakim önünde vasiyetçinin diğer vasiyetname türlerini yapma imkanının olmadığını, olağanüstü bir hal olduğunu, vasiyetçinin kendilerine son arzularını açıkladığını ve vasiyetçiyi ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini beyan ederler.</p>
<h4>2-) Tanıkların Vasiyetname Metnini Düzenlememesi</h4>
<p>Tanıklar vasiyetçinin son arzularını yazmaz ve doğrudan mahkemeye gidip vasiyetçinin son arzularını hakime aktarırlar. Hakim önünde bir tutanak düzenlenir ve tanıklar diğer vasiyetname türlerini yapma imkanının olmadığını, olağanüstü bir hal olduğunu, vasiyetçinin kendilerine son arzularını açıkladığını ve vasiyetçiyi ölüme bağlı tasarruf yapmaya ehil gördüklerini beyan ederek bu tutanağı imzalar.</p>
<p class="yoast-text-mark">Sözlü vasiyetname kişinin diğer tür vasiyetname düzenleme imkanı olmayan hallerde son arzularını açıklayabilmesi için bir fırsattır. Ancak bu vasiyetname türünün istisnai olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Kişinin kendi eylemleri ile vasiyetnamesini somutlaştırma, yazılı hale getirme imkanı olmadığından risklidir.</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>III-) Vasiyetname Düzenlenmesinde Tanık ve Memur Olma Şartları</strong></h3>
<p class="yoast-text-mark">Şu kişiler vasiyetname düzenlenmesi tanık olarak katılamaz:</p>
<p class="yoast-text-mark">a.Fiil ehliyeti bulunmayanlar,</p>
<p class="yoast-text-mark">b. Bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar,</p>
<p class="yoast-text-mark">c. Okur yazar olmayanlar,</p>
<p class="yoast-text-mark">d. Vasiyetçinin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri,</p>
<p class="yoast-text-mark">Ayrıca Vasiyetçinin eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur olarak da katılamazlar.</p>
<p class="yoast-text-mark">lass=&#8221;yoast-text-mark&#8221;&gt;lass=&#8221;yoast-text-mark&#8221;&gt;Sözlü vasiyetname düzenlenmesinde ise tanıkların okur yazar olması şart değildir. Çünkü bu tanıklar vasiyetçinin sözlerini metne geçirmeden doğrudan mahkemeye başvurarak vasiyetçinin beyanlarını hakime sözlü olarak açıklayabilirler.</p>
<h4>&lt;strong&gt;IV-)Vasiyetnamenin Geri Alınması ve İptali</h4>
<p>Vasiyetname düzenleyen kişi, vasiyetnamesini dilediği zaman geri alabilir. Geri alma şu şekillerde olabilir:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li>Yaptığı vasiyetnamenin içeriğini tamamlayıcı olmayan yeni bir vasiyetname düzenlemek,</li>
<li>Vasiyetnamenin yok edilmesi,</li>
<li>Vasiyetnameye aykırı fiillerde bulunulması (örneğin vasiyetle bırakılan malın satılması).</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Vasiyetname vasiyetçinin vefatından sonra iptal edilebilir. Vasiyetname ehliyetsizlik, irade bozukluğu, hukuka ve ahlaka aykırılık, şekil şartlarına uyulmaması gibi nedenlerle iptal edilebilir.</p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/">VASİYETNAME TÜRLERİ NELERDİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/vasiyetname-turleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2025 15:35:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[ecrimisil]]></category>
		<category><![CDATA[haksız işgal]]></category>
		<category><![CDATA[illiyet bağı]]></category>
		<category><![CDATA[kötüniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Malik]]></category>
		<category><![CDATA[tarla işgali]]></category>
		<category><![CDATA[tazminat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2652</guid>

					<description><![CDATA[<p>I. ECRİMİSİL NEDİR ? Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>I. ECRİMİSİL NEDİR ?</strong></p>
<p>Ecrimisil, bir kimsenin mülkiyet hakkına aykırı olarak onun bilgisi veya rızası dışında malını kullanan kişiden talep edilebilen bir tazminat türüdür. Hukukumuzda &#8220;haksız işgal tazminatı&#8221; olarak da bilinen ecrimisil, zilyetliği elinde bulundurmayan malik tarafından, malı haksız yere kullanan ve bu kullanım sırasında kötüniyetli olan kişiye karşı ileri sürülür. Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Ecrimisil, yalnızca taşınmaz mallara özgü olmayıp hukuki ve fiili niteliklerine göre taşınır mallar için de söz konusu olabilir. Ancak uygulamada genellikle taşınmazlar bakımından gündeme gelmektedir. Yasal bir düzenlemeye doğrudan konu olmamasına rağmen, ecrimisil kavramı; Türk Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve özellikle Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmiştir.</p>
<p>Yargıtay, ecrimisili esasen bir haksız fiil temeline dayandırmakta ve kötüniyetli zilyedin, iade yükümlülüğü kapsamında mülkiyet sahibine zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Bu bağlamda ecrimisil, malikin uğradığı fiili zarar ile yoksun kaldığı kazançların karşılığıdır.</p>
<p><strong>II. ECRİMİSİL DAVASININ ŞARTLARI</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında tazminat talep edebilmek için dört şart gerekmektedir. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Haksız bir işgalin varlığı</li>
<li>İşgal edenin kötüniyetli olması</li>
<li>İşgal nedeniyle bir zararın meydana gelmesi</li>
<li>Zarar ve haksız işgal arasında bir illiyet bağı olması</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>A. Haksız İşgal Mevcudiyeti</strong></p>
<p>Haksız işgal, bir kişinin hukuki bir dayanağı olmaksızın başkasına ait bir malı kullanmasıdır. Bu kullanım, mal üzerinde fiili hâkimiyet kurulmasıyla ortaya çıkar. Zilyetliğin varlığı, kişinin malı fiilen kullanıp kullanmadığına göre belirlenir. Mülkiyet hakkına sahip olmayan bir kişinin zilyetliği, hukuka uygun bir sebebe dayanmıyorsa haksız kabul edilir.</p>
<p>Haksız işgal, yalnızca üçüncü kişiler tarafından değil, aynı zamanda mirasçılar, paydaşlar veya elbirliği mülkiyetindeki diğer ortaklar tarafından da gerçekleştirilebilir. Önemli olan, kullanımın hakka dayanmaması ve malik tarafından açıkça onaylanmamış olmasıdır.</p>
<p><strong>B. İşgal Edenin Kötüniyetli Olması</strong></p>
<p>Ecrimisil sebebiyle tazminat talep edilebilmesi için haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli olması gerekmektedir. Haksız işgalde bulunan kişinin herhangi bir hakka dayanmadan söz konusu malı işgal ettiğinin bilincinde olması gerekmektedir.</p>
<p>Haksız işgalde bulunan kişinin malın haksız olarak kullanıldığını bilmesi veya bilebilecek durumda olmaması durumda kötüniyetten bahsedilemez. Bir diğer deyişle haksız işgalde bulunan kişinin kötüniyetli kabul edilebilmesi için malı haksız bir biçimde kullandığının farkında olmalıdır ve bu ecrimisil davasının şartlarından biridir.</p>
<p>Zilyetlik süresinde kötüniyetli haksız zilyet iyiniyetli zilyet durumuna gelebileceği gibi kötüniyetli zilyet de iyi niyetli zilyet durumuna dönüşebilir. Bu durumda kötüniyetli zilyet dönemi ile ilgili ecrimisil tazminatı talep edilebilir.</p>
<p><strong>C. Haksız İşgal sebebiyle Meydana Bir Zarar Gelmiş Olması Gerekmektedir</strong></p>
<p>Ecrimisil bir diğer önemli şartı da işgal sebebiyle bir zarara uğratılmış olmasıdır. Zarar şekli çeşitlilik göstermekle beraber temel olarak üçe ayırabiliriz. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Malın kullanımı sebebiyle oluşan olağan yıpranmalar</li>
<li>Malın salt olarak kullanımı sebebiyle meydana gelen zararlar</li>
<li>Mal sahibinin mahrum kaldığı kar nedeniyle uğramış olduğu zarar</li>
</ul>
<p>Zararın oluşup oluşmadığı da hak sahibinin yararlanma niyetine göre değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>D. Zarar ile Haksız İşgal Arasında İlliyet Bağının Bulunması</strong></p>
<p>Ecrimisil, haksız fiil niteliğinde bir tazminat türü olduğundan, zarar ile haksız işgal arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. Ortaya çıkan zarar, doğrudan haksız işgalin sonucu olmalıdır. Bu bağ kurulamadığı durumda ecrimisil talebi reddedilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>III. ECRİMİSİL DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, haksız işgale maruz kalan ve mal üzerinde hak sahibi olan kişi tarafından açılabilir. Paydaşlık durumlarına göre şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>
<p><strong>A. Paylı Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Paydaşlardan biri veya birkaçı taşınmazı tek taraflı olarak kullanıyorsa, diğer paydaşlar haksız işgale uğramış sayılır ve ecrimisil talebinde bulunabilir. Ayrıca paydaş olmayan üçüncü kişilere karşı da bu dava açılabilir.</p>
<p><strong>B. Elbirliği Mülkiyette Ecrimisil Davası</strong></p>
<p>Elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan biri diğer ortakların rızası olmaksızın malı kullanıyorsa, diğer ortaklar ecrimisil talep edebilir. Yine üçüncü kişilere karşı da aynı şekilde dava açılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>IV. ECRİMİSİL DAVASINDA ZAMANAŞIMI</strong></p>
<p>Ecrimisil talepleri, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na</a> göre zamanaşımına tabidir. Bu süre, zararın ve zilyedin öğrenilmesinden itibaren 5 yıldır. Süresi içinde talep edilmeyen ecrimisil hakları zamanaşımına uğrar.</p>
<p>Geriye doğru ecrimisil talep etme söz konusu olduğunda; bu talep ancak en fazla 5 yıl geriye doğru olacak şekilde istenebilir. Çünkü 5 yıldan daha geriye doğru bir süreyi kapsayan talepler zamanaşımı engeli ile karşılaşacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>V. GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>A. Görevli Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.</p>
<p><strong>B. Yetkili Mahkeme</strong></p>
<p>Ecrimisil tazminatı davasına bakmaya yetkili mahkeme ise, genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ecrimisil tazminatı davası, taşınmazlar açısından malın aynına ilişkin bir dava değildir. Bu nedenle ecrimisil tazminatı davası genel yetkili mahkemede görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VI. SONUÇ</strong></p>
<p>Ecrimisil davası, mülkiyet hakkının fiili ihlallerine karşı başvurulan etkili bir hukuki yoldur. Yasal dayanağı doğrudan olmasa da, Yargıtay içtihatları ile şekillenmiş olan bu tazminat türü, özellikle taşınmazlar açısından önem arz etmektedir. Haksız işgalin, kötü niyetin ve zararın ispatı hâlinde, malik uğradığı kayıpları bu dava ile telafi etme imkânına sahiptir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>VII. YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. T.24.10.2017 E.2017/997 K. 2017/1126</em></strong></p>
<p><strong><em>“</em></strong><em>6098 sayılı Borçlar Kanunun 310/1. Maddesine göre; kira sözleşmesinin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Söz konusu düzenleme, kiracıyı korumak amacıyla getirilmiş olup, eski malikle kiracı arasındaki anlaşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kurala göre, kiralanan iktisabıyla, kira ilişkisi kiracı ve yeni malik arasında varlığını devam ettirecektir. Bu düzenleme doktrinde “SATIM KİRAYI BOZMAZ” ilkesi olarak adlandırılmaktadır. Dolayısıyla davalının dava konusu taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesine istinaden kullanması durumunda haksız işgalden söz edilemez. Bir başka deyişle ortada hukuken geçerli bir kira ilişkisi bulunduğu durumlarda ecrimisil isteminin reddi gerekir.” </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="https://www.yargitay.gov.tr/"><strong>Yargıtay</strong></a><strong> Hukuk Genel Kurulu 2020/720 E., 2021/802 K. </strong></p>
<p>&#8220;<em>Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; yargısal uygulamada kullanımın aslî veya fer&#8217;i ya da dolaylı ve dolaysız biçimde gerçekleşmesinin mülkiyet hakkının korunmasında engel teşkil etmediği gibi, ecrimisil getirebilecek bir taşınmazda sürekli kullanım ve uzun süreli bir işgal iradesi ile tasarruf ve yararlanma hâlinin de ecrimisil tayini için yeterli olduğu, dosya kapsamında davacı tanığı &#8230;&#8217;ın ifadesinde dolgu ve düzeltmenin davalı tarafından yapıldığının belirtildiği, davalı işletmesine gelen araçların park edebileceği davalıya ait bir alanın bulunmadığı, müşterilerinin araçlarını başkasının taşınmazındaki bir alana park ettiğinin davalı tarafından bilinmediğinin kabul edilemeyeceği, bu konuda mülkiyet hakkı sahibinden değil karşı yanın gerekli dikkat ve özeni göstermesi, hakkı olmadığını belirlediği anda da bu yerden elini çekmesinin beklendiği, yasal düzenlemeler, yargısal uygulama ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davacının taşınmazına haksız olarak el attığı ve bu nedenle ecrimisille sorumlu tutulması gerektiğinden yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu, ecrimisil miktarının denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.</em>&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>İstanbul BAM 2. HD. 24.10.2017, E.2017/997, K.2017/1126<br />
</em></strong><em>“&#8230;Kiracının malı geçerli bir kira sözleşmesine dayanarak kullanması hâlinde, haksız işgalden söz edilemez. ‘Satım kirayı bozmaz’ ilkesi uyarınca, mülkiyet el değiştirse bile kiracının hakkı devam eder&#8230;”<br />
</em><br />
<strong><em>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/720 E., 2021/802 K.<br />
</em></strong><em>“&#8230;Uzun süreli fiili kullanım ve tasarruf, mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelir. Davalının, başka bir kişiye ait taşınmazı park alanı olarak kullandığını bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle ecrimisil talebi yerindedir&#8230;”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk</a> ile iletişime geçmek için:</em></strong><em><a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/">ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ecrimisil-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TAŞINMAZLARDA İNTİKAL VE SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ NASIL YAPILIR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/intikal-ve-pay-temliki/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/intikal-ve-pay-temliki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansu ERÇİN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 17:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Cansu ERÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[döner sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[ilişik kesme belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[intikal]]></category>
		<category><![CDATA[MİRAS]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılar arası satış]]></category>
		<category><![CDATA[muris]]></category>
		<category><![CDATA[satış suretiyle pay temliki]]></category>
		<category><![CDATA[tapu harçları]]></category>
		<category><![CDATA[Veraset ilamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2316</guid>

					<description><![CDATA[<p>İntikal, tapu sicilinde kayıtlı malikin vefatı halinde miras hakkının, mahkeme ya da noterden alınmış veraset belgesinde belirtilen mirasçılar adlarına Türk Medeni Kanun hükümlerine göre tescil işlemidir. Bu tescil işlemi ile taşınmaz / taşınmazların tapu kaydı elbirliği halinde mülkiyete dönüşür. Tek bir mirasçının intikal başvurusu yeterli olup yeni Tapu kaydı tüm mirasçılar adına çıkarılmaktadır. Satış suretiyle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/intikal-ve-pay-temliki/">TAŞINMAZLARDA İNTİKAL VE SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ NASIL YAPILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İntikal, tapu sicilinde kayıtlı malikin vefatı halinde miras hakkının, mahkeme ya da noterden alınmış veraset belgesinde belirtilen mirasçılar adlarına <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf">Türk Medeni Kanun </a>hükümlerine göre tescil işlemidir. Bu tescil işlemi ile taşınmaz / taşınmazların tapu kaydı elbirliği halinde mülkiyete dönüşür. Tek bir mirasçının intikal başvurusu yeterli olup yeni Tapu kaydı tüm mirasçılar adına çıkarılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış suretiyle pay temlikinin bir diğer adı tapuda miras payının devri olarak karşımıza çıkmaktadır. İlgili işlemin yapılabilmesi için bir taşınmazın elbirliği halinde mülkiyet (iştirak) halinde bulunması gerekmektedir. Elbirliği halinde mülkiyet; miras bırakandan kalan taşınmaz veyahut taşınmazların mirasçılara hissesi / payı belli olmadan sadece mirasçılara ait olduğunun gösterilmesi ve taşınmazların tapuda miras bırakan adına değil mirasçılar adına tescil edilmiş olmasıyla sağlanır. Mirasçıların elbirliği halinde mülkiyete sahip olmasıyla beraber mirasçılar arası satışın yapılabilmesinin önü açılmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) TAŞINMAZLARDA İNTİKAL NEDİR, NASIL YAPILIR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın vefatı ardından, ilk yol olarak herhangi bir noterliğe başvurularak murisin kimlik bilgileri ile mirasçılardan birinin talebi üzerine veraset ilamı verilmektedir. Taşınmazlar ile ilgili ya da ilgili kişilerin kimlik bilgileri ile ilgili herhangi bir sorun yoksa noterden alınabilmektedir. Diğer yol ise murisin vefat ettiği yere bağlı Sulh Hukuk Mahkemelerine, veraset ilamı talebi belirtir bir dilekçe ile başvurularak tek bir mirasçının talebi ile yine veraset ilamı verilebilmektedir. <a href="https://dikelaw.com.tr/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir/">Veraset ilamı makalemizi inceleyerek sürecin nasıl işlediğini öğrenebilirsiniz. </a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Veraset ilamı alındıktan sonra ise murisin vefat tarihinde bağlı bulunduğu Vergi Dairesine (Vergi Dairesi bulunmuyor ise Mal Müdürlüğünden) vergi ilişiği kesilmesi amacıyla tüm mirasçıların imzasının bulunması gereken bir form doldurularak ilişiği kesilmelidir. Murisin vefatından önce ilgili Vergi Dairesine herhangi bir borcu bulunuyor ise ödenmeden ve intikal yapılacağı belirtilerek intikal vergisi ödenmeden bu belge teslim edilmemektedir. İlişik kesme belgesini intikal yapılma esnasında Tapu Müdürlüğüne ibrazı edilemiyor ise intikal işleminden sonrasında yapılan ilk işlemde ibraz edilmesi zorunludur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılık belgesi alındıktan sonra taşınmazın bulunduğu belediyeye müracaat edilerek ilgili taşınmaz / taşınmazların emlak vergisi borcu olmadığını gösterir (rayiç bedel) belgesi alınmalıdır. Bu belgenin alınabilmesi için de belediyeye herhangi bir borç bulunmamalıdır. Bu işlemin yapılmasının sebebi ise, bazı durumlarda belediyeler taşınmaza ait borç bilgisi bulunması halinde ilgili tapuya şerh koyarak tapu işlemlerinin yapılmasına engel olmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TAŞINMAZLARDA İNTİKAL İÇİN GEREKLİ BELGELER NELERDİR?</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Kimlik belgesi (Tarafların veya yetkili temsilcilerinin kimlik belgeleri): Satış suretiyle pay temliki yapılması işlemi asiller (alıcı ve satıcı) tarafından yapılabilirken yetkili temsilciler, örneğin avukat yoluyla vekaletname ile yapılabildiğinden işlemi yapacak kişilerin kimlik belgelerine ihtiyaç duyulmaktadır.</li>



<li>İşlemde temsil var ise temsile ilişkin vekaletname, vasi kararı vb.</li>



<li>Fotoğraf 1’er adet 6*4 ebatlarında vesikalık : Günümüzde tapu belgelerinde fotoğraf yapıştırma zorunluluğu olmadığı veyahut da birden fazla malik olması sebebiyle fotoğraf yapıştırma işlemi yapılmamaktadır.</li>



<li>Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) : İşlem yapılacak taşınmazda bina vasıflı bir yapı mevcutsa DASK yapılmış olması ve bu belgenin de teslimi gerekmektedir.</li>



<li>Veraset belgesi: Murise ait noterden ya da Sulh Hukuk Mahkemesinden alınmış olan veraset ilamıdır.</li>



<li>Veraset ve intikal vergileri:  Murise ait, ilgili vergi dairesinden İlişiği belgesi alınan veraset ve intikal vergisinin ödendiğini gösterir belgedir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) TAŞINMAZLARDA İNTİKAL İÇİN HARÇ ÖDEMESİ YAPILIR MI?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">TAPU HARCI : Harçtan muaftır. ( <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.492.pdf">492 S.Y. Harçlar Kanunu 4 sayılı tarifesi 3-B pozisyonu gereği</a> )</p>



<p class="wp-block-paragraph">DÖNER SERMAYE: Döner Sermaye İşletmesi tarafından her yıl belirlenen tarifeye göre ücret alınır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ NEDİR, NASIL YAPILIR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras kalan taşınmazların; mirasçılara elbirliği halinde intikal etmesiyle beraber mirasçılardan birinin, miras payını iştirak (elbirliği) hali bozulmadan diğer bir mirasçı veya mirasçılara devretmesi işlemidir. Yani mirasçıların birbirleri arasında kendi paylarını birbirlerine satması (temlik etmesi) ile yapılır. Ön alım hakkı (şufa) doğmadığından diğer mirasçılara bununla ilgili herhangi bir ihtar veyahut bildirimde bulunulması gerekmemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış suretiyle pay temliki için, elbirliği halinde mülkiyete sahip olunduktan sonrasında taşınmazların, ilgili belediye, vergi dairelerine herhangi bir borcu bulunmamak kaydıyla pay temliki işlemine geçilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satış suretiyle pay temliki yapılabilmesi için taşınmazın bulunduğu Tapu Müdürlüğünde işlem yapılması zorunlu değildir. Seçilen herhangi bir Tapu Müdürlüğüne <a href="https://www.tkgm.gov.tr/">TKGM</a>’den online şekilde randevu almak şartıyla ilgili belgeler yüklenerek randevu oluşturulmalıdır. Taşınmazın bağlı bulunduğu Tapu Müdürlüğü dışında işlem yapılacaksa, başvuru yapılan diğer Tapu Müdürlüğünce yetki verilmesi için bağlı bulunan Tapu Müdürlüğüne yazı yazılacaktır. İlgili yetkinin verilmesi için 30 günlük süre bulunmakta olup taşınmaz ile ilgili herhangi bir sorun bulunmadığı sürece yetki verilmektedir. Sürecin iyi yönetilmesinin önemli olması nedeniyle alanında uzman avukat kadromuzdan yardım alabilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ KİMLER ARASINDA YAPILABİLİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Satış suretiyle pay temliki işlemi, elbirliği halinde mülkiyetli taşınmazlarda mirasçılar arasında yapılabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VI-) SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ İÇİN İSTENEN BELGELER NELERDİR?</strong></h2>



<ol class="wp-block-list">
<li>Kimlik belgesi (Tarafların veya yetkili temsilcilerinin kimlik belgeleri): Satış suretiyle pay temliki yapılması işlemi asiller (alıcı ve satıcı) tarafından yapılabilirken yetkili temsilciler, örneğin avukat yoluyla vekaletname ile yapılabildiğinden işlemi yapacak kişilerin kimlik belgelerine ihtiyaç duyulmaktadır.</li>



<li>İşlemde temsil var ise temsile ilişkin vekaletname, vasi kararı vb.</li>



<li>Fotoğraf 1’er adet 6*4 ebatlarında vesikalık : Günümüzde tapu belgelerinde fotoğraf yapıştırma zorunluluğu olmadığı veyahut da birden fazla malik olması sebebiyle fotoğraf yapıştırma işlemi yapılmamaktadır.</li>



<li>Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) : İşlem yapılacak taşınmazda bina vasıflı bir yapı mevcutsa DASK yapılmış olması ve bu belgenin de teslimi gerekmektedir.</li>



<li>Emlak beyan değeri belgesi (rayiç bedel) taşınmazın bulunduğu belediye tarafından düzenlemiş : Son olarak taşınmazın bağlı bulunduğu belediyelerden emlak beyan değerini bildirir rayiç bedel belgesi alınmalıdır. Bu belge alınırken de ilgili taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeye herhangi bir borcu bulunmaması gerekmektedir, aksi takdirde belediye bu belgeyi borçları ödenmeden vermeyecektir.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VII-) SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ ESNASINDA ÖDENMESİ GEREKEN HARÇLAR</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">TAPU HARCI: İlgili belediyece bildirilen emlak beyan değerinden az olmamak üzere satış için beyan edilen değer üzerinden satıcı ve alıcı için ayrı ayrı her yıl belirlenen oranla tapu harcı tahsil edilir.(<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.492.pdf"> 492 Sayılı Harçlar Kanunu IV. tarife 20.a pozisyonu gereği</a> )</p>



<p class="wp-block-paragraph">DÖNER SERMAYE: Döner Sermaye İşletmesince her yıl belirlenen tarifeye göre ücret alınır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/intikal-ve-pay-temliki/">TAŞINMAZLARDA İNTİKAL VE SATIŞ SURETİYLE PAY TEMLİKİ NASIL YAPILIR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/intikal-ve-pay-temliki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/cocukla-kisisel-iliski/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/cocukla-kisisel-iliski/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 21:53:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[adli destek ve mağdur hizmetleri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk teslimi]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2305</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ana ve baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki hakkı, bu ilişkinin kurulmasına ilişkin karar ve usul yazımızda incelenmiştir.</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocukla-kisisel-iliski/">ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Çocukla anne ve baba arasındaki kişisel ilişkiye dair ilamların ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile düzenlenmişti. İcra ve İflas Kanunu’ndaki düzenleme uyarınca çocukla kişisel ilişkiye dair ilam ve tedbirlerin yerine getirilmesi icra dairelerine bırakılmıştı. Bu durum oldukça eleştirilmiş ve getirilen bu eleştiriler neticesinde <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/11/20211130-1.htm">7343 Sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun</a> ile çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair usul değiştirilmiştir. Bu yazımızda yeni kanuni düzenlemeler çerçevesinde çocuk ile anne ve baba arasında kişisel ilişki kurulmasına dair kararlar ve usul incelenecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİ NEDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Velayet hakkı kendisine verilmeyen anne veya baba ile çocuk arasındaki görüşme ve iletişim kişisel ilişki kararıyla sağlanmaktadır. Kişisel ilişki kurma hakkı devredilemez ve vazgeçilemez nitelikteki haklardan olup sadece yüz yüze görüşmeyi değil her türlü iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen iletişimi kapsamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocukla kişisel ilişki kurulması hakkı sınırsız bir hak değildir. Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 324 ana ve baba diğer tarafın kişisel ilişki kurma hakkını zedelemekten kaçınma yükümlülüğü altında olup kişisel ilişkiden dolayı çocuğun tehlikeye düşmesi, hakkın yükümlülüklere aykırı olarak kullanılması veya çocukla ilgilenmeme durumunun söz konusu olması halinde kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilmekte veya ilgilisinden alınabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASINI KİMLER TALEP EDEBİLİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn yani velayet hakkını haiz olmayan anne veya baba çocuk ile arasında kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Üçüncü kişilerle çocuk arasındaki kişisel ilişki bu yazımızda incelenmemiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİ HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEMELER NELERDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı öncelikle Anayasa m. 41/3’te “<em>Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.</em>” şeklinde&nbsp;düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası sözleşmelere baktığımızda, Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 9/3 ve m. 10/2; Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m. 4/2 hükümlerinde kişisel ilişki kurma hakkı açıkça düzenlemiştir. 1980 Tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme ise düzenlediği konularla paralel olarak direkt kişisel ilişki kavramını kullanmamış olup orijinal metinde right of access kavramını kullanmış, bu kavram Türkçe metinde ziyaret hakkı olarak çevrilmiştir. Bu sözleşmenin 5. maddesinde ziyaret hakkının ne olduğu belirtilmiştir. Bu sözleşmeye dayanarak hazırlanan 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun m. 3/1-e düzenlemesiyle kişisel ilişki kurma lafzını kullanmıştır. Burada farklı terim kullanılmış olsa da içerik olarak kavram tamamen aynı niteliktedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TMK m. 323 “<em>Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir</em>” hükmü ile kişisel ilişkiyi düzenlemiştir.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDAKİ KİŞİSEL İLİŞKİ NASIL SAĞLANIR?</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) BİR MAHKEME İLAM VEYA TEDBİR KARARI OLMALIDIR.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A-1 hükmünde çocukla kişisel ilişki için öncelikle bir ilam veya tedbir niteliğinde kararın olması gerektiği düzenlenmiştir. Ayrıca Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik (Yönetmelik) m. 32 hükmünde de çocukla kişisel ilişki ilamı veya tedbir kararı için müdürlüğe başvurulabileceğini düzenlemiştir. Hak sahibi müdürlüğe başvururken ilgili kararı ibraz etmek zorundadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) İLAMIN KESİNLEŞMESİ GEREKLİDİR.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 350/2 ve m. 367/2 uyarınca aile hukukuna ilişkin kararların icrası için ilamın kesinleşmiş olması gerekmektedir. Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki icra söz konusu olduğunda işbu maddelere istinaden henüz kesinleşmemiş bir kararın icrası söz konusu olamayacaktır.&nbsp;</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) İLAMDA KİŞİSEL İLİŞKİYE DAİR BELİRLEMELER NET BİR ŞEKİLDE BELİRTİLMELİDİR.</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme kararında kişisel ilişkiye dair düzenleme şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, herhangi bir tereddütün söz konusu olmaması veya bir imkansızlığın bulunmaması gerekmektedir. Burada hâkim tarih, saati şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlemeli, tarafların uygunluğu gözetilmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-)&nbsp;ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN KURULAN ADLİ DESTEK VE MAĞDUR HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜNE BAŞVURU</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">İlam veya tedbir kararlarının yükümlü yani çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı gereğince çocuğu teslim etmesi gereken kişi tarafından rıza ile yerine getirilmesinin beklenmektedir. Eğer yükümlü, yükümlülüğünü rızasıyla yerine getirmezse çocukla kişisel ilişki hakkına sahip olan, çocuğun yerleşim yeri adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müdürlük, Yönetmelik m. 32 hükmüne istinaden ilam veya tedbir kararını inceler. Müdürlük geçerli bir ilam veya tedbir kararının olduğunu tespit ettikten sonra yükümlüyle irtibat kurar ve çocuk ile hak sahibinin kişisel ilişki kurabilmesi için çocuğun belirlenen yere getirilmesini bildirir. Burada bir tebligat usulünün öngörülmemiştir. Çocuğun üstün yararının gerektirdiği hallerde müdürlük irtibata geçmeden direkt harekete geçebilir. Yönetmelik’te ise bu durum m. 30’da kaçırılma ihtimali söz konusu olursa irtibat kurulmaması durumu düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer yükümlüyle irtibat kurulamaz, yükümlü çocuğu getirmeyeceğini söyler ya da çocuk belirlenen yere getirilmezse bu durumda müdürlük&nbsp;çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir teslim emri düzenler ve tebligat hükümlerine uygun olarak yükümlüye gönderir.&nbsp; Bu teslim emrinde belirlenen yere ve zamanda çocuğun getirilme zorunluluğu ve bu yükümlülüğün tebligattan sonraki dönemde devam edeceği, bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı; yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde disiplin hapsinin söz konusu olabileceği, bu iş ve işlemlere karşı bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyet hakkının bulunduğu gibi hususlar belirtilir.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) İLAM VEYA TEDBİR KARARLARININ YERİNE GETİRİLMESİNE MUHALEFET</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yönetmelik m. 50 uyarınca çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket eden veya emrin yerine getirilmesini engelleyen olursa bu kişi bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu konu hakkında sıkça sorulan sorular için https://magdur.adalet.gov.tr adresinden yararlanabilir, detaylı bilgi almak için <u>iletişim formunu doldurarak</u> veya <u>telefonla</u>  <a href="https://dikelaw.com.tr/">Dike Hukuk Bürosuna</a> ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/cocukla-kisisel-iliski/">ANA VE BABA İLE ÇOCUK ARASINDA KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/cocukla-kisisel-iliski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NAFAKA ARTIRIM DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 15:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliği]]></category>
		<category><![CDATA[iştirak]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka artırım]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka artırım davası]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka davası]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir nafakası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2276</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) NEDİR? Nafaka; boşanma sonucu veya ayrı yaşama durumunda, geçim konusunda yardım etme yükümlülüğü bulunan tarafça çocukların bakımını üstlenen tarafa ödendir. Nafaka türleri genellikle yoksulluk nafakası, iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakası olarak sınıflandırılır. Nafaka aratırım davası ise mevcut nafakanın, tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler nedeniyle artırılması talebiyle açılan bir dava türüdür ve özellikle nafaka alacaklısının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/">NAFAKA ARTIRIM DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) NEDİR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka; boşanma sonucu veya ayrı yaşama durumunda, geçim konusunda yardım etme yükümlülüğü bulunan tarafça çocukların bakımını üstlenen tarafa ödendir. Nafaka türleri genellikle yoksulluk nafakası, iştirak (çocuk) nafakası ve tedbir nafakası olarak sınıflandırılır. Nafaka aratırım davası ise mevcut nafakanın, tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler nedeniyle artırılması talebiyle açılan bir dava türüdür ve özellikle nafaka alacaklısının haklarının korunmasını amaçlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) HANGİ DURUMLARDA AÇILIR?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka arıtırım davaları özellikle şu durumlarda açılabilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Enflasyon ve Ekonomik Zorluklar:</strong> Ekonomik koşulların kötüleşmesi ve paranın alım gücünün düşmesi nedeniyle yaşam maliyetinin artması,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Maddi Koşullardaki Değişiklikler:</strong> Nafaka alacaklısının geçim sıkıntısı yaşaması veya nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli artış olması,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Çocukların İhtiyaçları:</strong> Çocukların eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlarının artışı veya değişimi,</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) TÜRLERİNE GÖRE NAFAKA ARTIŞ DURUMU</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Evliliğin bitmesiyle beraber eşler -koşullar ve şartlar değerlendirilerek- birbirlerine karşı nafaka sorumluluğu altına girerler. Bu nafaka türleri iştirak nafakası, yoksulluk nafakası veya tedbir nafakası olabilir. Her bir nafaka türü için de nafaka artırım davası açılabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) İştirak Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> m. 182/3 uyarınca velayeti kendisine verilmeyen eş, çocukla kişisel ilişkilerini düzenlemek maksadıyla çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal yaşam vs. menfaatlerini gözetmelidir. Velayete sahip olmayan eş, gücü ölçüsünde çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkıda bulunmalıdır. Değişen şartlar neticesinde velayete sahip olan eş, ödenen iştirak nafakasının artırımını talep edebilir. Velayete sahip olan eş iştirak nafakasının artırımını talep ederken değişen şart ve koşulları somut bir şekilde belirtmeli ve ilgili delilleri mahkemeye sunmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Yoksulluk Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek taraf daha az kusurluysa diğer tarafın nafaka ödemesi demektir. Paranın değerinde ve tarafların ekonomik durumlarında meydana gelen değişimler, yoksulluk nafakası artırım davasının açılmasına sebep olabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Tedbir Nafakası Artırım Davası</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir nafakası da yukarıda saydığımız diğer nafaka türleri gibi <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a>’nda düzenlenmiş bir nafaka çeşididir. Tedbir nafakası için de nafaka artırım davası açılabilir ancak bu nafaka türü, diğer nafakalardan farklı olarak evlilik birliğinin devam ettiği süre içinde talep edilebilir. Uygulamada tedbir nafakası boşanma davası devam ettiği sürece geçici olarak verilir. Tedbir nafakasıyla ilgili bir diğer önemli husus, bu nafakada kusur incelemesi yapılmaz. Eşler birlikte yaşasın ya da yaşamasın, kusur dağılımına bakılmaksızın, evlilik birliği devam ederken ve boşanma sürecinde tedbir nafakası talep edilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedbir nafakası nafaka artırım davasının konusu olabilir ancak bu nafaka, talep eden eşe toplu bir şekilde ödenmişse nafaka artırım davasına konu edilemez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) DAVA AŞAMASI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Başvuru Süreci</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>1-) Hazırlık</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Başvurunun yapılabilmesi için tarafların nafaka miktarının ayarlanmasına neden olabilecek değişiklikleri somut delillerle desteklemesi gerekir. Bunlar maaş bordroları, başka gelir belgeleri, gider faturaları gibi belgeler olabilir. Nafaka artırım davasında herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Nafaka alan eş koşullar bulunduğu sürece nafaka artırım davası açabilir. Nafaka artırım davasının reddedilmesi halinde tekrar nafaka davası açılması da mümkündür.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>2-) Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Nafaka artırım davalarında görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise nafaka alacaklısının ikametgah bölgesinde bulunan aile mahkemesidir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>3-) Dava Açma</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">İlgili kişinin ikametgahındaki aile mahkemesine bir dava dilekçesi ile başvuru yapılır. Dilekçede talepte bulunan tarafın mevcut ekonomi durumu ve maddi koşullardaki değişiklikleri detaylıca belirtmesi gerekir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>4-) Davanın Görülmesi</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme tarafların yaşam koşullarını inceler, delilleri değerlendirir ve yeni nafaka miktarını belirler.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>5-) Karar</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Mahkeme, deliller ışığında mevcut nafakanın artırılmasına veya aynı kalmasına karar verir. İstenen yeni nafaka tutarı, mahkemenin takdiri doğrultusunda şekillenir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>6-) Önemli Hususlar</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Değişikliklerin Kanıtlanması: </strong>Söz konusu ekonomik değişikliklerin belgelendirilmesi oldukça önemlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Her İki Tarafın Mali Durumu:</strong> Mahkeme her iki tarafın ekonomik durumunu dikkate alarak adil bir karar vermeye çalışır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; Reddetme ve İtiraz Hakkı:</strong> Nafaka yükümlüsü arıtırım talebine itiraz edebilir ve yeniden değerlendirme isteyebilir.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>7-) Anlaşmalı Boşanmalarda Nafaka Artırım Davası</strong></h4>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmalı boşanmalarda eşler nafaka verilip verilmeyeceğine veya ne kadar nafaka verileceğine önceden bir protokol şeklinde karar verir. Ancak süreç içerisinde enflasyon, tarafların maddi durumlarındaki değişiklik veya ihtiyaçların şekil değiştirmesi gibi sebeplerle anlaşmalı boşanma durumunda da nafaka artırım davası açılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>NOT:</strong> Nafaka artırım davasına karşı, davalının karşı dava açıp haklarını koruması söz konusu olabilir. Nafaka artırım davasına karşı açılmış olan karşı davada da hukuki nedenler ve deliller somut bir şekilde ortaya konmalıdır. Karşı dava açan davalı nafakanın arıtımına itiraz edebilir, nafakanın kaldırılmasını veya indirilmesini talep edebilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">V-) <strong>YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…TMK`nın 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır…”</em> <strong>(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11305, K. 2016/11631)</strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>“…</strong>Her ne kadar davacı anne boşanma davasından sonra çalışmaya başlamış ise de en son nafaka artırım davasının üzerinden 5 yıl geçmesi, çocuğun ihtiyaçlarının artması nazara alındığında, yıllık enflasyon oranındaki artışın müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz olduğu açıktır. O halde davacı annenin katkısı ve müşterek çocuğun artan ihtiyaçları nazara alınarak TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafaka artına karar verilmesi gerekirken, nafaka artış talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”</em> <strong>(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/7240, K. 2014/15733)</strong></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT:&nbsp;Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.&nbsp;</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk&nbsp;ile iletişime geçmek için:&nbsp;<a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/">NAFAKA ARTIRIM DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/nafaka-artirim-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRASTA DENKLEŞTİRME</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2025 12:14:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme alacaklısı]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirme borçlusu]]></category>
		<category><![CDATA[denkleştirmenin şartları]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırma]]></category>
		<category><![CDATA[MİRAS]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[mirasta denkleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlar arası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denkleştirme davası, Türk Medeni Kanunu madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının sağlığında yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur. I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699 ile 675 arasında düzenlenmiştir. Denkleştirme, miras bırakının <strong>sağlığında </strong>yaptığı birtakım karşılıksız kazandırmaların mirasçılar arası dengeleri bozmasından dolayı bu kazandırmaların iadesi veya miras payından mahsup edilmesi ile mirasçılar arası dengenin tekrar sağlanması için var olan hukuki bir yoldur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) DENKLEŞTİRMENİN ŞARTLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın yaptığı her kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Yapılan kazandırmaların hangi amaçla, kimlere ve ne zaman yapıldığı denkleştirme bakımından büyük önem arz eder.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Kazandırmanın Sağlar Arasında Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın sağlar arasında yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumu daha da açıklığa kavuşturmak gerekirse miras bırakanın henüz hayattayken yaptığı kazandırmalar denkleştirmeye konu edilebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Kazandırmanın Karşılıksız Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kazandırmanın denkleştirmeye konu edilebilmesi için kazandırmanın karşılıksız olması gerekmektedir. Şöyle ki yapılan kazandırma sonucunda miras bırakanın malvarlığında eksilme meydana gelirken kazandırmanın yapıldığı kişinin malvarlığında artış meydana gelmelidir. Her ne kadar karşılıksız kazandırma denildiğinde akla ilk gelen bağışlama olsa da karşılıksız kazandırma bağışlamadan ibaret değildir. Çeyiz, borçtan kurtarma, sermaye verilmesi gibi durumlar da karşılıksız kazandırmadır ve denkleştirmeye tabidir. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 675’e göre olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun tasarruflar denkleştirmeye tâbi değildir. Aynı şekilde <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 674’e göre çocuk için yapılan olağan eğitim masrafları da denkleştirmeye konu değildir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Kazandırmanın Yasal Mirasçının Lehine Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın yasal mirasçı lehine yapılmış olması gerekmektedir. Yasal mirasçı sıfatına sahip olmayan atanmış mirasçının veya vasiyet alacaklıları denkleştirme talep edemez. Mirasçının denkleştirme talep etmesi için yasal mirasçı olması gerekmekte olup mirastan feragat, mirastan çıkarma gibi durumlarda mirasçı yasal mirasçı sıfatını kaybederse denkleştirme talep edemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Kazandırma Miras Paylarına Mahsuben Yapılmış Olmalı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 699/2’de de yer aldığı üzere miras bırakanın alt soyu lehine yaptığı kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece, denkleştirmeye tabi olup, kazandırmanın miras payına mahsuben yapıldığı kabul edilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>E-) Kazandırmanın Miras Bırakanın Malvarlığından Yapılmış Olması</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kazandırmanın miras bırakanın malvarlığından yapılmış olması gerekmektedir. Zira yapılan kazandırmanın miras bırakanın malvarlığında azalma meydana getirmesi gerekir ki bu da mirasçılar arasından dengenin bozulmasına sebebiyet verir ve bunun sonucunda denkleştirme ihtiyacı meydana gelir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) DENKLEŞTİRMENİN TARAFLARI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Denkleştirme Borçlusu</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme borçlusu kural olarak yasal mirasçı sıfatına sahip olan ve denkleştirme konusu kazandırmayı almış olan kişidir. Yasal mirasçının yokluğu veya bütün mirasçıların mirastan çıkarılma, mirastan feragat ya da ret nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybetmesi gibi hallerde denkleştirme borçlusu bulunmaz.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Denkleştirme Alacaklısı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme alacaklısı, miras bırakan tarafından yapılan kazandırma sebebiyle miras hakkı zarara uğrayan yasal mirasçıdır. Bu mirasçının <a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">saklı pay sahibi mirasçılardan</a> olması gerekmez.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) DENKLEŞTİRMEDE ZAMANAŞIMI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Denkleştirme davası, miras paylaştırılana kadar zamanaşımına tabi değildir ancak miras paylaştırılmış ise paylaştırma tarihinden itibaren <strong>10 yıllık zamanaşımına</strong> tabidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) DENKLEŞTİRMEDE İSPAT YÜKÜ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Miras bırakanın sağlığında alt soyuna yaptığı ivazsız kazandırmalar aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmediği sürece miras payından mahsup edilmiş sayılmakla beraber denkleştirmeye tabidir. Kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığının, yani denkleştirmeye konu olmadığının ispatı; lehine kazandırma yapılan mirasçıya aittir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) DENKLEŞTİRMEDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne kadar kanunda görevli mahkeme açıkça belirtilmemişse de <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6100&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’na göre görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Yetkili mahkeme ise <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu</a> madde 576 uyarınca miras bırakanın son yerleşim yeridir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>VI-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Murisin çocukları için yaptığı eğitim ve öğretim giderleri mirasta denkleştirmeye tabi değildir. TMK’nın 674. maddesi gereğince “Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur.” Madde metni aynı Kanun’un 669/2 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde murisin torunları için yaptığı eğitim ve öğrenim harcamaları denkleştirmeye tabi olduğu açıktır. Bu nedenle, murisin davalı ….’in üniversite öğrenimine yaptığı katkısı denkleştirmeye tabidir. Dolayısıyla, murisin katkı miktarı bulunarak terekeye iadesi gerekir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/612, K. 2016/5950)</strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Mirasta denkleştirme davalarında, sadece yasal mirasçı aleyhine denkleştirme talebinde bulunulabilir, yasal mirasçı olmayanlara yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Miras bırakandan sağlar arası kazandırma olmalıdır. Ölüme bağlı tasarrufla yapılan kazandırma denkleştirmeye tabi değildir. Kazandırma karşılıksız olmalıdır. Kazandırma, miras payına mahsuben (iadeye tabi olarak) yapılmalıdır. Bağış amaçlı yapılan kazandırmalar denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir, bu nedenle miras bırakanın bağış amacının olup-olmadığı ayrıntısıyla araştırılmalıdır. İade, terekeye yapılır, davacı mirasçının miras payı oranında iade yapılmaz. Altsoya yapılan kazandırma aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmemişse karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabidir. Altsoya yapılan sağlar arası kazandırmanın denkleştirmeye tabi olmadığını davalı (altsoy) ispatlamalıdır. Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırma, karine olarak denkleştirmeye (iadeye) tabi değildir. Altsoy dışındaki yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın Denkleştirmeye (iadeye) tabi olduğunu davacı ispatlamalıdır. Miras bırakanın iradesinin denkleştirmeye (iadeye) tabi olup olmadığının ispatı şekle tabi değildir, her türlü delille ispatlanabilir. İade edilecek mal varlığı yönünden seçim hakkı davalınındır; ister aynen iade eder, isterse bedelini öder. Miras payının aşan kısmının davalıda kalması miras bırakanın iradesinden anlaşılıyorsa, aşan kısım için iade istenemez. Denkleştirme, denkleştirme anındaki değere göre yapılır. Denkleştirmede sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Islah olmadıkça ya da terditli dava açılmamışsa kendiliğinden tenkis davasına dönüşmez…” </em><strong>(Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9034, K. 2019/3584)</strong></p>
</blockquote>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong>Av. Hüsna GÜNDÜZ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır. </strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için: <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></strong></em></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/">MİRASTA DENKLEŞTİRME</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mirasta-denklestirme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEHİR</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mehir-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mehir-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Dec 2024 11:21:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlama]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlamadan dönme]]></category>
		<category><![CDATA[mehir senedi]]></category>
		<category><![CDATA[mehri muaccel]]></category>
		<category><![CDATA[mehri müeccel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde resmi nikahtan önce veya sonra sıklıkla mehir senedi, mehir sözleşmesi yapılmaktadır. Ancak bu anlaşmayı yapan taraflar genellikle bu sözleşmenin hukuki niteliğini bilmemektedir. Bu yazımızda mehir sözleşmesinin, mevcut hukuk düzenimizde geçerli olup olmadığını, geçerlilik şartlarını ve mehrin geri alınmasının mümkün olup olmadığı incelenmiştir. I-) MEHİR SENEDİ NEDİR? Mehir, İslam Hukuku’nda evlilik akdinin doğurduğu bir yükümlülük [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mehir-sozlesmesi/">MEHİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Ülkemizde resmi nikahtan önce veya sonra sıklıkla mehir senedi, mehir sözleşmesi yapılmaktadır. Ancak bu anlaşmayı yapan taraflar genellikle bu sözleşmenin hukuki niteliğini bilmemektedir. Bu yazımızda mehir sözleşmesinin, mevcut hukuk düzenimizde geçerli olup olmadığını, geçerlilik şartlarını ve mehrin geri alınmasının mümkün olup olmadığı incelenmiştir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>I-) MEHİR SENEDİ NEDİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Mehir, İslam Hukuku’nda evlilik akdinin doğurduğu bir yükümlülük olarak, erkeğin eşine vermesi gereken para, mal ya da ekonomik değeri olan şeydir. Günümüzde yapılan mehir senetleri ise kocanın evlenme anında ya da devamı sırasında yahut boşanma veya ölüm halinde eşine belirli bir mal, para veya ekonomik değeri olan bir şeyi armağan etmesi olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mehir, günümüzde iki türlü kararlaştırılmaktadır. Kocanın sözleşmede belirtilen ekonomik değere sahip şey veya şeyleri geçerli bir evlenme sonrasında verece durumda “mehr-i muaccel”, boşanma veya ölüm hâllerinde vereceğinin kararlaştırıldığı durumda ise “mehr-i müeccel” söz konusu olmaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>II-) MEHRİN HUKUKUMUZDAKİ NİTELİĞİ NEDİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Bu konuda farklı doktrin görüşleri bulunmakla birlikte Yargıtay, mehir senetlerini bağışlama veya bağışlama vaadi olarak kabul etmektedir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>III-) MEHİR SENEDİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI NELERDİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;"><a href="http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6098.pdf" data-wplink-url-error="true">Türk Borçlar Kanunu</a>’nun 288. maddesi uyarınca bağışlama vaadinin yazılı şekilde yapılması şarttır. Bu nedenle mehir senedinin de yazılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Eğer mehir senediyle bağışlanacak olan şey taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki hak ise resmi şekil şartı aranmaktadır. Bir diğer anlatımla mehir olarak bir taşınmaz devredilecek ise tapu memuru önünde bağışlamanın yapılmış olması gerekir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yazılı yapılmayan veya taşınmaz ya da taşınmaz üzerindeki bir hakkın devri söz konusu olduğunda resmi şekilde yapılmayanlar şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olacaktır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>IV-) MEHİR TALEBİNİN ZAMANAŞIMI NEDİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca mehrin ödenmesinin belirli bir vadeye bağlanması durumunda alacak muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabi olur. Örneğin boşanmaya bağlanan mehir alacaklarında 10 yıllık süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren başlamaktadır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>V-) MEHİR GERİ ALINABİLİR Mİ?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">A-) Mehir kadın eşe verilmişse bağışlamanın geri alınması hükümlerine uyularak geri alınabilmektedir. Bu durumda;</p>
<ol style="font-weight: 400;">
<li>Kadın eş, erkek eşe veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,</li>
<li>Kadın eş, erkek eşe veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa,</li>
<li>Mehir, bir şart karşılığında kadın eşe verildiğinde, mehir alacaklısı haklı bir sebep olmaksızın bu şartı yerine getirmemişse,</li>
<li>Mehir veren erkek eşin mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesi kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse,</li>
<li>Erkek eşin mehir sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa,</li>
<li>Mehir veren erkek eş, mehiri ödeme güçlüğüne düşmüş veya iflas etmişse,</li>
</ol>
<p style="font-weight: 400;">mehir geri alınabilmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">B-) Mehir kadın eşe henüz verilmemişse bağışlama sözünün geri alınması hükümleri uygulanacaktır. Bağışlama sözünden dönme yukarıdaki hallere ek olarak Türk Medeni Kanunu’nun 296. maddesi uyarınca bağışlama sözünden sonra bağışlama sözü verenin mali durumu sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa, borcu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse bağışlama sözünü eren bu sözünü geri alabilir.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>VI-) MEHRİN GERİ ALINMA SÜRESİ NE KADARDIR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Bağışlayan, <a href="http://chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf" data-wplink-url-error="true">Türk Medeni Kanunu</a> m.297 uyarınca geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağıştan rücu sebebini oluşturan davranışın yargılamayı gerektirmesi durumunda, hak düşürücü süre mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>VII-) MEHRİN GERİ ALINMASINI KİMLER TALEP EDEBİLİR?</strong></h2>
<p style="font-weight: 400;">Bağışlayan bağışlamadan dönebilir. Belli durumlarda bağışlayanın mirasçıları da bağışlamadan dönebilir. Türk Medeni Kanunu m.297 uyarınca bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğreneme­mişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler. Bağışlanan, bağış­layanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hak­kını kullanmasını engellerse, mirasçıları ba­ğışlamayı geri alabilirler.</p>
<h2 style="font-weight: 400;"><strong>VIII-) İLGİLİ YARGI KARARLARI</strong></h2>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>A-) Mehir sözleşmeleri bağışlama veya bağışlama vaadi niteliğindedir.</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">“Türk Medeni Kanunu, evlenme sözleşmesi sırasında karı kocadan birinin diğerine bir mal veya para vermesini ya da vermeyi vaad edip bir süre ertelemesini yasaklamamıştır. Bu nedenle, eski hükümlere göre kurulmuş mehir, Medeni Kanun tarafından yasaklanmış bir hukuki ilişki olarak kabul edilemez.&#8221; (2.12.1959 günlü, 14/30 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesi). Mehir sözleşmeleri bugün de geçerlidir. (Örnek: Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi&#8217;nin 25.10.1965 günlü, 4557/5028 sayılı kararı)”</p>
<p style="font-weight: 400;">Öte yandan; mehri müeccel, ileriye (evliliğin boşanma ya da ölümle son bulunması haline kadar) yönelik bir bağışlama vaadidir. Koca dışında üçüncü bir kişinin de bağışlama vaadi geçerlidir. Ancak, bu durum, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 128. maddesinde ( 818 sayılı BK 110. maddesi) yazılı üçüncü kişi yararına borç altına girme olmayıp, TBK&#8217;nın 288. maddesinde (BK 238. maddesi) düzenlenmiş bağışlama vaadidir. Bağışlama vaadinin geçerliliği, yazılı olma koşuluna bağlıdır. (TBK m. 288/1)…</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu durumda; davacının talebi,  mehir olarak ödenmiş olan (mehri muaccel) bir alacak değil, bağışlamavaadi şeklinde (mehri müeccel) niteliğinde, mehir senedinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Bu sebeple, uyuşmazlık, aile hukukundan kaynaklanan alacak niteliğinde olmayıp, genel hükümlere dayalı ( TBK 286 vd.) alacak istemi niteliğindedir.”  (Yargıtay 3. HD., E. 2019/482 K. 2019/3079 T. 8.4.2019)</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>B-) Bağışlama vaadi şeklindeki (mehri müeccel) niteliğindeki mehir ile ilgili uyuşmazlıklara bakmaya görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir.</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">“Davacının talebi, mehir olarak ödenmiş olan (mehri muaccel) bir alacak değil, bağışlama vaadi şeklinde (mehri müeccel) niteliğinde, mehir senedinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi vardır. Uyuşmazlık, Aile Hukukundan dayalı alacak niteliğinde olmayıp, genel hükümlere dayalı (TBK m. 286 vd., eBK m. 234 vd.) bir alacak talebi niteliğindedir. Hal böyle olunca, davayı görmeye genel mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir (HMK m. 1, 3, 114/1,c, 115/1). O halde mahkemece, bu taleple ilgili dava hakkında HMK 167. maddesi gereğince ayırma ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken; hatalı değerlendirme ile işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 8. HD.14.03.2016 tarihli ve 2014/22932 E. 2016/4548 K.)</p>
<h3 style="font-weight: 400;"><strong>C-) Evlilik birliği için davalı erkek tarafından taahhüt edinilen mehir alacağına ilişkin uyuşmazlıklar aile mahkemelerinde görülür.</strong></h3>
<p style="font-weight: 400;">“..davacı kadının, dava konusunun evlilik birliği için davalı erkek tarafından taahhüt edinilen mehir alacağına ilişkin olması, tarafların resmi olarak evlilik yapmaları, sonrasında boşanmaları dikkate alındığında; mehir alacağına yönelik dava da dava konusunun evlilik birliğinden doğması nedeni ile mehir alacağına yönelik davalarda görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu..” (Adana BAM, 2. HD., E. 2019/1259 K. 2019/1786 T. 27.12.2019)</p>
<p style="font-weight: 400;">“Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya evlilik nedeni ile hediye edilecek olan ve davacının boşandığı eşi ile eşinin babasının imzaladıkları mehir senedinde gösterilen 150 gram 22 ayar altından davalıya teslim edilmeyen 70 gram 22 ayar ziynet eşyasının bedelinin davalı kocadan tahsiline yönelik olduğu anlaşılmakla, bu ihtilafın çözümlenmesi 4787 Sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu&#8217;nun 179. ve devamı maddelerinin açık düzenlemeleri doğrultusunda, iş bu davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.&#8221; (Konya BAM, 4. HD., E. 2020/1222 K. 2020/1290 T. 2.10.2020)</p>
<p style="font-weight: 400;">“Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya evlilik nedeni ile hediye edilecek ziynet ve eşyaları gösteren ve davalı &#8230;&#8217;ün imzaladığı mehir senedinde gösterilen ziynet eşyası ve çamaşır makinesi bedelinin davalı eski kayınpederden tahsili istemine ilişkin olup, davacının söz konusu talebinin açık bir biçimde Aile Mahkemesinin görevine girdiği anlaşılmaktadır.” ( Yargıtay 3. HD., E. 2016/20303 K. 2018/7653 T. 5.7.2018)</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Mehir senedine ilişkin detaylı bilgi almak için <u>iletişim formunu doldurarak</u> veya <u>telefonla</u> bize ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em> </em></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> </strong></p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mehir-sozlesmesi/">MEHİR</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mehir-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dike Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 14:03:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[alt soy]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Hüsna Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[malvarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[miras bırakan]]></category>
		<category><![CDATA[miras hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[muris]]></category>
		<category><![CDATA[saklı pay]]></category>
		<category><![CDATA[tenkis davası]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[üst soy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2248</guid>

					<description><![CDATA[<p>I-) SAKLI PAY A-) Nedir? Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir. B-) Saklı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) SAKLI PAY</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Kıta Avrupası hukukunda ve bizim hukukumuzda bazı yasal mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı korunmuştur. Buna göre miras bırakan (muris), saklı paylar toplamı dışında kalan kısım üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilmektedir. Nitekim murisin tasarruf edebildiği bu orana “tasarruf oranı”, istese de tasarruf edemeyeceği kısma ise “saklı pay” adı verilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Saklı Pay Mirasçılar Kimlerdir</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan; mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Bu mirasçılardan hiçbiri yoksa miras bırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir. (<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 505</a>)</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Saklı Pay Oranları Nelerdir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Alt soy için yasal miras payının yarısı,</li>



<li>Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,</li>



<li>Sağ kalan eş için alt soy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Saklı Payın Malvarlığındaki Kapsamı</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Salı paydan faydalanabilecek mirasçılar, miras bırakanın tüm malvarlığından faydalanamaz. Şöyle ki miras bırakanın terekesinde yer alan kısım için saklı pay hakkı iddia edebilir. Daha açık ifade etmek gerekirse kişinin malvarlığında olmasına rağmen terekesinde olamayan bazı hususlar söz konusudur. İntifa hakkı buna örnek verebilir. Bu ve benzeri haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar olduğundan kişinin ölümüyle beraber son bulur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>II-) TENKİS DAVASI</strong></h2>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>A-) Nedir?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçının haklarının ve miras payının korunması amacıyla açtığı dava türüdür. Saklı pay sahibi mirasçı, tenkis davası ile miras bırakının vasiyeti sonucunda diğer mirasçıların veya saklı payının zarar gördüğünü iddia eder ve diğer mirasçıların edimlerinin ya da vasiyetin iptal edilmesi talebinde bulunur. Bu davayla saklı paylı mirasçılar, mirasçılık haklarının korunmasını ve haksız kazanımların önlenmesini hedefler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında saklı paylı mirasçılar, mahkemeden ölüme bağlı veya sağlar arası tasarrufun etkisizleştirilmesini talep ederler. Dolayısıyla bu dava yenilik doğuran bir davadır. Hakimin vereceği kararla murisin bazı ölüme bağlı tasarrufları ve/veya bazı sağlar arası kazandırmaları ortadan kalkmış olacağından bu davaya miras hukukuna özgü iptal davası da denmektedir</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu davada davacı, saklı payı ihlal edilen mirasçıdır. Her bir saklı paylı mirasçı bu davayı diğerinden bağımsız olarak açabilir. Dava açmayanlar dava sonucundan yararlanamayacaklardır. Saklı paylı mirasçının alacaklıları veya iflas masası da tenkis davası açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davalı, tenkise tabi kazandırmanın yapıldığı üçüncü kişidir. Bu kişi yasal mirasçı, vasiyet alacaklısı veya sağlar arası tasarruf işlemin tarafı (üçüncü kişi) olabilir. Saklı paylı mirasçı, lehine kazandırma yapılan herkese karşı dava açmak zorunda değildir. Saklı paylı mirasçı, örneğin miras bırakanın sağlar arası kazandırma yaptığı kişilerden dilediğine karşı tenkis davası açabilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>B-) Tenkis Davasında Sıra</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında sıra usulü ilk olarak ölüme bağlı tasarrufların her birinden orantılı olarak yapılır. Saklı pay ihlalinin devam etmesi halinde ikinci olarak sağlar arası tasarruflardan yeniden eskiye doğru tenkis sağlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu’na göre son çare olarak kamu yararı taşıyan ölüme bağlı tasarruflardan da orantılı olarak tenkis sağlanabilir. Eğer buna rağmen hak ihlali devam ediyorsa kamu yararı taşıyan sağlar arası kazandırmalardan yeniden eskiye doğru tenkis gerçekleştirilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>C-) Tenkis Davasında Hak Düşürücü Süre</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571</a> gereği, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmelerinden itibaren bir yıl içinde ve her halükarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde tenkis davasının açılması gerekir. Dava yenilik doğuran bir dava olduğundan buradaki sürede hak düşürücü süredir. Dolayısıyla dava süresi hakim tarafından re’sen nazara alınacaktır. Ancak <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu m. 571/3</a>’te yer aldığı üzere, tenkiste zamanaşımı iddiası süreye tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebilir.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>D-) Tenkis Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında yetkili mahkeme miras bırakının en son yerleşim yeri mahkemesidir. Miras bırakının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa miras bırakının taşınmaz malvarlığının bulunduğu yerde tenkis davası açılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tenkis davasında görevli mahkemeler ise <strong><em>asliye hukuk mahkemeleridir</em></strong>.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) YÜKSEK MAHKEME KARARLARI</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Davacı vekilinin 25.3.1999 tarihli son oturumdaki beyanı haktan feragat niteliğinde değildir. Kaldı ki haktan feragat niteliğinde kabulü halinde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 151.maddesi gereğince imzası ile tasdik edilmesi gerekir. Sabit tenkis oranı belirlenmeden tercih hakkı kullanılamaz. Tercih hakkı davalı tarafından kullanılmadan tenkis sonunda para olarak ödenecek karşılık miktarı belirlenemez. Bu sebeple de doğmayan bir haktan feragat söz konusu olamayacağından yargılamaya devam olunup 11.11.994 tarih 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun işlem yapılması gerekirken nitelendirmede yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” </em><strong>(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2000/1753, K. 2000/1786)</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><em>“…Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle yeğenler başından itibaren saklı pay sahibi değillerdir. 5650 sayılı Kanun&#8217;la kardeşler saklı pay sahibi mirasçı olmaktan çıkarılmışlardır. Davacılar saklı pay sahibi mirasçı olmadıklarından davanın reddedilmesi doğrudur…”</em><strong> (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/7835, K. 2019/2456)</strong></li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-text-align-right">Av. Hüsna GÜNDÜZ</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/">MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY VE TENKİS DAVASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/miras-hukukunda-sakli-pay-ve-tenkis-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceren EKİCİ]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2024 10:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=2216</guid>

					<description><![CDATA[<p>I) GENEL TANIM Ortaklığın giderilmesi(izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki ortakların taşınır veya taşınmaz mallardaki mevcut olan mülkiyet ilişkinin sona erdirilmesi ile ferdi mülkiyete geçilmesini sağlamaktadır. Ferdi mülkiyet, taşınır ve taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkının tek kişiye ait olmasını ifade etmektedir. Malikin taşınmazın üzerinde dilediği şekilde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunulabilmesinin tek kişi mülkiyetinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/">ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">I) <strong>GENEL TANIM</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi(izale-i şuyu) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki ortakların taşınır veya taşınmaz mallardaki mevcut olan mülkiyet ilişkinin sona erdirilmesi ile ferdi mülkiyete geçilmesini sağlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferdi mülkiyet, taşınır ve taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet hakkının tek kişiye ait olmasını ifade etmektedir. Malikin taşınmazın üzerinde dilediği şekilde kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunulabilmesinin tek kişi mülkiyetinde olması halidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dava türü çift yönlü bir dava türüdür. Yani ortaklığın giderilmesinde kazanan ve kaybeden taraf bulunmamaktadır. Dava sonucu her iki taraf içinde benzer sonuçlar doğurmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II) ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASININ KONUSU</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Taşınır, taşınmaz veya birden fazla taşınmaz ortaklığın giderilmesi davasına konu olabilmektedir. Davayı açan taraf veya taraflar birden fazla taşınmazın ortaklığının giderilmesini talep edebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birden fazla taşınmazın bulunması halinde tek bir dava ile ortaklığın giderilmesi tarafların lehinedir. Her taşınmazın bulunduğun yer mahkemesinde dava açmaktansa bir taşınmazın bulunduğu yerde diğer taşınmazlar için de bu dava açılabilmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A) <strong>ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Elbirliği mülkiyeti, taraflar arasında kanunun açıkça öngördüğü hallerde ortaklık bağının oluşması (miras ortaklığı) ve bu ortaklık bağına istinaden mülkiyet hakkının kazanılmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mülkiyet türü <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanununu</a>n 701-703.maddeleri arasında düzenlenmiştir<strong>.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçılar tereke giren bütün hak ve mallara elbirliği ile malik olmaktadır. Mallar üzerindeki hak sahipliği, her bir ortağın ortaklıktaki malın tamamına yayılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbirliği mülkiyetinde ortaklığın tasfiyesinin istenmesi dışındaki tüm işlemlerde ortakların oybirliğiyle karar almaları ve ortak hareket etme zorunlulukları vardır. Ortaklığın giderilmesi davasında ise her ortak tek başına ortaklığın aynen veya satış suretiyle giderilmesini talep ve dava edebilir. Üçüncü kişilere karşı bu davanın açılması durumda ise ortaklar birlikte dava açmak konusunda anlaşamadıkları takdirde miras ortaklığına temsilci atanması ile temsilci aracılığıyla davayı yürütebilmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">B) <strong>PAYLI MÜLKİYETTE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyet, taşınır ve taşınmaz malın fiili bölünme hali olmaksızın tamamına belirli paylarla malik olunmasıdır. Oransal olarak belirlenmiş pay oranlarında paydaşlar hak sahibidir. Her paydaş payı oranında tasarrufta bulunabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı zamanda paydaş, ayni haklardaki belirlilik ilkesi gereğince hakka konu malın tamamında hak sahibidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mülkiyet türü kanunlarımızda Türk Medeni Kanununun 698-700.maddeleri arasında düzenlenmiştir<strong>.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyette paydaşlar, hukuki bir işlemle paylaşmanın sınırlandırılması halinde ortaklığın giderilmesi davası açamamaktadır. Bu haller; paydaşlar arasında mülkiyetin devamına ilişkin sözleşme düzenlemesi, malın sürekli bir amaca özgülenmesi(taşınmazın gelirinin vakıf olarak ayrılması), ortaklar açısından paylaşma talebinin uygun zamanda yapılmaması, miras bırakanın iradesiyle ortaklığın giderilmesinin vasiyetle engellenmiş olmasıdır. Belirtilen hallerin hukuka uygun, resmi şekilde ve geciktirici şart olarak düzenlenmiş olma gibi koşullar değerlendirilmeden ortaklığın giderilmesi davası açıp açılmayacağı tespit edilemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortakların ortaklığın giderilmesi davasından taşınmazın mahiyeti, ortaklığın giderilmesindeki yasaklı haller ve  hukuki bir engelin bulunup bulunmadığını tespit edilmesi işbu davanın elzem ve öncelikli işlemlerindendir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">III) <strong>ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ ŞEKİLLERİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanununun 699.maddesi gereğince<strong>  </strong>ortaklığın giderilmesi yani paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da açık artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Ortakların mülkiyet haklarının korunması  ilkesi gereğince paylaştırma usulünde malın bir kısmının aynen bir kısmının ise satış suretiyle giderilmesine karar verilemez. Ortaklar tarafından muvafakat edilmediği takdirde malın bir kısmının paylı mülkiyet halinde bırakılmasına da karar verilemez.</p>



<h3 class="wp-block-heading">A) <strong>MALIN AYNEN TAKSİMLE BÖLÜŞTÜRÜLMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesinde asıl olan malın aynen taksim suretiyle giderilmesidir. Paylaşmanın aynen taksim suretiyle yapılabilmesi için paylı malın bu şekilde bölüştürülmeye elverişli olması gerekmektedir. Aynen paylaşma malın değerini düşürecekse ve paydaşların mülkiyet hakkını ihlal edecekse veya aynen taksime engel bir halin varlığı söz konusu ise satış suretiyle paylaştırılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynen taksimle paylaştırmanın elverişliliği bilirkişi mahiyeti ile tespit edilmektedir.  Taşınmaz aynen taksimle paylaştırılmasının uygun bulunduğu halde aynen, aksi halde ise satış suretiyle paylaştırılmaktadır. Aynen taksimde pay oranları eşit olmadı halde kalan payın nakden değeri paydaşlara verilebilmektedir. Bu yenilik doğurucu ayni hak ancak kararının kesinleşmesi ile sonuç doğurmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önemle belirtmek gerekirse elbirliği mülkiyetinde, mülkiyet türü paylı mülkiyete çevrilmeden aynen taksim yoluna başvurulamaz. Paylı mülkiyette ise mülkiyet türünün değiştirilmesine gerek kalınmaksızın direkt aynen taksimle bölüştürme yoluna başvurulmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">T</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi yolu araştırılmadan ortaklığın satış suretiyle giderilmesi Yargıtay içtihatları ile bozmayı gerektirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2017/1880 Esas, 2020/7647 Karar sayılı kararıyla; &#8220;&#8230; Davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmeyip reddi gerektiği&#8230;; somut olayda; dava konusu 3304 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 16782 m2 yüzölçümlü ve arsa vasıflı olduğu, davacının 1141/8391 oranında payının bulunup kalan kısmın ise davalıya ait olduğu, mahallinde teknik bilirkişi vasıtasıyla yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi heyet raporuna göre, aynen taksiminin mümkün olduğu bildirilmiş ise de yukarıda belirtilen hususlarda bir araştırma yapılmadığı, bu durumda mahkemece, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği&#8230;&#8221; gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/7-hukuk-dairesi-e-2024-1198-k-2024-1998-t-4-4-2024">( Yargıtay Kararı &#8211; 7. HD., E. 2024/1198 K. 2024/1998 T. 4.4.2024)</a></p>



<h3 class="wp-block-heading">B) <strong>MALIN SATIŞ SURETİYLE BÖLÜŞTÜRMESİ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesinde aynen taksim suretiyle paylaştırma uygun bulunmadığı hallerde taşınmazın değerinde önemli ölçüde bir değer kaybı yaratmamak üzere satış suretiyle paylaştırma yoluna başvurulabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paylı mülkiyette satış suretiyle ortaklığın giderilmesi, elde edilen bedelin  ortakların payları oranında bölüştürmesi ile meydana gelmektedir. Bedelin paylar oranında bölüşmesi ile paylı mülkiyet sonra ermektedir. Elbirliği mülkiyetinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde ise satış bedeli her bir ortağa veraset belgesindeki miras payı uyarınca verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satışın ortaklar arasında açık arttırma suretiyle yapılmasına karar verilmesi için de ortakların rızası aranmaktadır. Rıza koşuluna bağlı olarak satış, ortaklar arasında açık arttırım suretiyle yapılabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">IV) <strong>DAVA ZAMANAŞIMI VE DAVA SÜRESİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklar, mülkiyetin varlığından itibaren zamanaşımı süresi olmaksızın her zaman bu davayı açabilir. Ortaklığın giderilmesi davasında dava süresi, ortakların sayısı ve ortakların davayı birlikte açması koşullarına göre değişkenlik göstermektedir. Dava konusu itibariyle yargılama süresi uzun olmaktadır. Ancak hukuki destek alarak bu süreç minimum seviye indirilebilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">V) <strong>YARGILAMA GİDERİ VE VEKALET ÜCRETİ</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaklığın giderilmesi davasının çift yönlü bir dava olmasının bir diğer sonucu ise taraflar, yapılan yargılama sonucunda yargılama gideri ve vekalet ücretinden payları oranında sorumlu tutulmaktadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">VI) <strong>GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME</strong></h2>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Taşınır ve taşınmaz mal tereke ile ilgili bir dava ise miras bırakanın son ikametgah adresi yetkilidir. Ancak taşınır ve taşınmaz malın tereke ile ilgili yoksa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dava konusu, birden fazla taşınmazın ortaklığının giderilmesi ise taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğer taşınmazlar için de yetkili mahkeme sıfatıyla dava açılabilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</strong></em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em><strong>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></em></p>


<p><a href="https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/">ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARI (İZALE-İ ŞUYU)</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/ortakligin-giderilmesi-davalari-elbirligi-mulkiyeti-ve-payli-mulkiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRASÇI ATAMA NEDİR?</title>
		<link>https://dikelaw.com.tr/mirasci-atama-nedir/</link>
					<comments>https://dikelaw.com.tr/mirasci-atama-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cansın KAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jul 2024 21:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile & Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[appointment of a heir]]></category>
		<category><![CDATA[institution of heir]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[muris]]></category>
		<category><![CDATA[ölünceye kadar bakma]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyet]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dikelaw.com.tr/?p=1595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mirasbırakan sağlığında yapacağı vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mirasının bir bölümünü veya mirasındaki belirli bir malı birine veya birilerine bırakabilmektedir. Ancak kişilerin bir avukata danışmadan yaptıkları bu ölüme bağlı tasarruf işlemlerinin genellikle iptal edildiği görülmektedir. Nitekim ölüme bağlı tasarruflar, bazı noktalardan birbirine benzediğinden kişiler bu alandaki hukuki kurumları ve terimleri sıklıkla karıştırmaktadır. Bu ise kişinin arzusundan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasci-atama-nedir/">MİRASÇI ATAMA NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Mirasbırakan sağlığında yapacağı vasiyetname veya miras sözleşmesiyle mirasının bir bölümünü veya mirasındaki belirli bir malı birine veya birilerine bırakabilmektedir. Ancak kişilerin bir avukata danışmadan yaptıkları bu ölüme bağlı tasarruf işlemlerinin genellikle iptal edildiği görülmektedir. Nitekim ölüme bağlı tasarruflar, bazı noktalardan birbirine benzediğinden kişiler bu alandaki hukuki kurumları ve terimleri sıklıkla karıştırmaktadır. Bu ise kişinin arzusundan çok daha farklı bir sonuca varılmasına ya da işlemin iptal edilmesine neden olmaktadır. Mirasçı atama işlemi yazımızda incelenerek bu işlem yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>I-) MİRASÇI ATAMA NEDİR</strong>?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı atama <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5">Türk Medeni Kanunu’nun </a>m.516 hükmünde “<em>Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır</em>.” şeklinde düzenlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı atama, mirasbırakanın mirasının belli bir oranını küllen birine veya birilerine kazandırmasıdır. Lehine kazandırma yapılan bu kişilere atanmış mirasçı denmektedir. Atanan mirasçılar mirasbırakana külli halef olur. Külli halefiyet, mirasın borçları da kapsayacak şekilde tümüyle mirasçıya veya mirasçılara geçmesidir. Mirasbırakanın vefatı üzerine başka hiçbir işleme gerek olmaksızın atanan mirasçının payı oranındaki miras, bir bütün halinde atanmış mirasçıya geçmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">II-) KİMLER MİRASÇI ATAMA İŞLEMİNİ YAPABİLİR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek kişiler mirasçı atama işlemi yapabilirken tüzel kişiler mirasçı atama işlemi yapamaz. Kişi, ölümüyle mirasbırakan sıfatını kazanır. Mirasbırakan, ölümünün gerçekleşmesiyle mirası mirasçılara geçen gerçek kişi anlamına gelir ve günlük hayatta daha sık kullanılan muris ve müteveffa terimleri ile aynı anlamdadır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>III-) MİRASÇI ATAMA NASIL YAPILABİLİR</strong>?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı atama vasiyetnameyle veya miras sözleşmesiyle yapılabilmektedir. Vasiyet, resmî şekilde veya el yazılı yahut sözlü olarak yapılabilir. Ölüme bağlı yapılan bu işlemlerin şekil şartları vardır. Bu şartların eksik olması nedeniyle vasiyetnameler ve miras sözleşmeleri sıklıkla iptal edilmektedir. <em>Vasiyetname ve miras sözleşmesinin şekil şartları hakkında daha fazla bilgi için bu konudaki yazılarımıza bakabilirsiniz.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca vasiyetnamenin veya miras sözleşmesinin içeriği de oldukça önemlidir. Nitekim içerik yani yazılan beyanlar da bazen işlemin iptal edilmesine bazen ise farklı yorumlanmasına sebep olmaktadır. Bu durumda mirasbırakanın mirası hiç arzu etmediği şekilde paylaştırılabilir. Bu nedenle yapılan işlemlerin hem şekil şartlarının hem içeriğinin bir avukat yardımıyla düzenlenmesi önerilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>IV-) MİRASÇI ATAMA İŞLEMİNİN OLUMLU YÖNLERİ NELERDİR</strong>?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Medeni Kanunu m.495 ve devamındaki maddelerde yasal mirasçılar düzenlenmiştir. TMK m. 499 uyarınca sağ kalan eş kişinin yasal mirasçısıdır. Sağ kalan eş dışında m.495 ve devamı uyarınca kişinin mirasçılarından ilki altsoyudur. Altsoy, kişinin çocukları, çocukları ölmüş ise torunlarıdır. Kişinin altsoyu yoksa mirasçısı, anne ve babasıdır. Eğer anne ve babası ölmüş ise onların çocukları mirasçı olur. Mirasbırakanın altsoyu, annesi ve babasından kimse hayatta değilse büyük annesi ve büyük babası mirasçısı olur. Eğer büyük anne ve büyük baba mirasbırakandan önce ölmüşse, yine onların çocukları mirasçı olacaktır. Ancak mirasbırakanın sağ kalan eşi varsa, sadece büyük anne ve büyük babanın çocukları mirasçı olabilir. Bu durumda torunları mirasçı olamaz. Ayrıca mirasbırakanın sağ kalan eşi, evlatlığı ve onun çocukları da yasal mirasçısıdır. Hiçbir mirasçısı olmayan kişinin mirasçısı ise Devlet olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasbırakan, yukarıda belirtilen yasal mirasçılarından birini veya birkaçını mirasçı olarak atayarak ona/onlara yasal miras payından daha fazla miras kalmasını sağlayabilir. Yahut yasal mirasçısı olmayan birini mirasçı olarak atayarak onu mirasından yararlandırabilir. Bu şekilde kişi, hayatı boyunca edindiği malvarlığının vefatından sonraki paylaşımında söz sahibi olabilmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>V-) MİRASÇI ATAMA İŞLEMİ YAPILIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR</strong>?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Mirasçı atama işlemi genellikle vasiyetname düzenlenerek yapılmaktadır. Bu vasiyetnamelerin bir kısmı şekli şartları tam olmadığından, bir kısmı ise içeriği nedeniyle iptal edilmektedir. Bazen ise vasiyetname iptal edilmez fakat mirasbırakanın kullandığı yanlış veya belirsiz ifadeler nedeniyle mirasbırakanın söylediğinden farklı bir işlem yapıldığı değerlendirilerek miras buna göre paylaştırılmaktadır. Mirasının tam olarak arzusuna göre paylaştırılmasını isteyen miras bırakanın vasiyetname düzenlerken çok dikkatli olması gerekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin bir kişi tüm malvarlığını kardeşine bırakmak için vasiyetname düzenleyerek &#8220;&#8230;<em>bulunan gayrimenkuldeki hissemin tamamını ve banka hesabındaki paranın tamamı ile terekeme zuhur edecek diğer bir umum menkul, gayrimenkul emlak, emval, eşya para, hisse senedi vesairenin tamamını T.. D..&#8217;ne terk ve vasiyet eyledim</em>&#8221; demiştir. Mirasbırakanın vefatından sonra atanmış mirasçı, mirasçılık belgesi almak için mahkemeye başvurmuştur. Mahkeme, mirasbırakanın mirasçı atadığını söylememiş olması, vasiyet eyledim demiş olması nedeniyle davacının atanmış mirasçı olmadığına karar vermiş ve davacıya atanmış mirasçılık belgesi vermemiştir.( Yargıtay 14. HD., 25.6.2015 Tarihli 2015/2177 E. 2015/7059 K.)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Mirasçı atama ve miras hukukuyla ilgili sorularınız için <a href="https://dikelaw.com.tr/iletisim/">iletişim formunu doldurarak veya telefonla</a> bize ulaşabilirsiniz</em>.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NOT: Bu yazımız, bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz paylaşılması halinde, hukuki süreç başlatılacaktır.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Dike Hukuk ile iletişime geçmek için:</em></strong> <a href="https://wa.me/905337608453">https://wa.me/905337608453</a></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />


<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;</p>
<p><a href="https://dikelaw.com.tr/mirasci-atama-nedir/">MİRASÇI ATAMA NEDİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://dikelaw.com.tr">Dike Hukuk</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dikelaw.com.tr/mirasci-atama-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
