Balkan vatandaşlıklarının edinilmesi birçok yola dayanmakla beraber, ülke bazında birtakım değişiklikler içermektedir. Sitemizde diğer balkan ülkelerinin vatandaşlık edinme yolları hakkında kapsamlı rehber niteliğinde makalelerimiz mevcuttur.
Arnavutluk vatandaşlığının kazanılması, 29 Temmuz 2020 tarihli ve 113/2020 sayılı “Vatandaşlık Hakkında Kanun” (Ligj nr. 113/2020 “Për shtetësinë”) ile düzenlenmiştir. Anılan Kanun, uzun yıllar yürürlükte kalan 8389 sayılı 1998 tarihli Kanun’u yürürlükten kaldırmış olup 77/2023 sayılı Kanun ile de değişikliğe uğramıştır. Bu itibarla Arnavutluk vatandaşlık hukukuna ilişkin değerlendirmelerin, mülga 1998 tarihli düzenleme yerine güncel Kanun metni esas alınarak yapılması zorunludur.
113/2020 sayılı Kanun uyarınca Arnavutluk vatandaşlığı; doğum, köken, Arnavutluk topraklarında doğum, sonradan kazanma (naturalizasyon) ve evlat edinme yolları ile kazanılmaktadır. Kanun ayrıca yabancılar bakımından özel hâllerde vatandaşlık kazanımını düzenlemekte, vatandaşlığın kaybı ile yeniden kazanılmasına ilişkin hükümlere de yer vermektedir.
Arnavutluk hukuk sisteminde vatandaşlık, devlet ile birey arasında kurulan hukuki ve siyasi bağlılık ilişkisi olarak kabul edilmekte olup bu bağın kurulması ve sona erdirilmesi sıkı şekil ve şartlara bağlanmıştır. Bu bağlamda, vatandaşlığın kazanılması kamu düzeni, milli güvenlik ve toplumsal uyum kriterleri çerçevesinde yapılan idari değerlendirme sonucunda mümkündür.
I. GENEL YOLLAR İLE ARNAVUTLUK VATANDAŞLIĞININ KAZANILMASI
113/2020 sayılı Kanun, vatandaşlığın kazanılmasını dört temel yol üzerinden düzenlemektedir. Bunlar doğum, köken, sonradan kazanma ve evlilik yoluyla Arnavutluk vatandaşlığı edinmedir.
A. DOĞUM YOLU İLE KAZANILAN VATANDAŞLIK
Arnavutluk vatandaşlık hukukunda doğumla vatandaşlık kazanımına ilişkin sistem, esas itibarıyla soybağı ilkesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, devlet ile birey arasındaki vatandaşlık bağının coğrafi olarak doğum yerinden ziyade ailevi ve hukuki soy ilişkisi üzerinden kurulmasını esas almakta bu yönüyle klasik kıta Avrupası vatandaşlık rejimlerinin tipik bir yansımasını teşkil etmektedir.
113/2020 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, anne veya babadan en az birinin Arnavutluk vatandaşı olması hâlinde, çocuğun doğum yeri, doğumun gerçekleştiği ülke veya çocuğun başka bir devlet vatandaşlığını kazanıp kazanmadığı hususları önem taşımaksızın doğrudan ve kendiliğinden Arnavutluk vatandaşlığı kazanılmaktadır.
Bu hüküm, vatandaşlığın kazanımında kendiliğinden vatandaşlık kazanma prensibini içermekte olup herhangi bir idari başvuruya, takdir yetkisine veya onay merciine tabi olmaksızın, kanun hükmü gereği sonuç doğurmaktadır. Bu yönüyle doğumla vatandaşlık kazanımı, sonradan kazanım yollarından ayrılmakta ve daha güçlü, doğrudan bir hukuki statü tesis etmektedir.
Bu noktada 113/2020 sayılı Kanun’un getirdiği önemli bir güvenceye işaret edilmelidir. Doğum yoluyla kazanılan vatandaşlığın tescili talebi herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Bu hak, kişi on sekiz yaşını doldurduktan sonra da sona ermemekte ve doğumun gerçekleştiği yerden bağımsız olarak her zaman ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla ebeveynin ihmali veya kaydın zamanında yaptırılmamış olması, çocuğun vatandaşlık statüsünü ortadan kaldırmamaktadır.
Bununla birlikte teorik statü ile bu statünün fiilen kullanılabilmesi arasındaki ayrım gözden kaçırılmamalıdır. Vatandaşlık kanun gereği doğum anında kazanılmakta ise de, kimlik belgesi ve pasaport düzenlenebilmesi ancak nüfus kütüğüne tescil işleminin tamamlanmasıyla mümkün olmaktadır. Bu nedenle özellikle yurt dışında doğan çocuklar bakımından doğum kaydının, ebeveynin vatandaşlık kaydı ile birlikte usulüne uygun şekilde Arnavut makamları nezdinde tesis edilmesi belirleyici önem taşımaktadır. Uygulamada apostil, resmî tercüme ve belgeler arası isim uyumu gibi teknik hususlarda yapılan hatalar sürecin ciddi biçimde uzamasına yol açmaktadır.
Öte yandan, soybağı ilkesinin uygulanmasında ebeveynlik bağının hukuken tespiti önem arz etmektedir. Bu kapsamda, özellikle evlilik dışı doğumlarda babalık bağının tanınması veya mahkeme kararıyla hüküm altına alınması gibi hususlar, çocuğun vatandaşlık statüsünün belirlenmesinde doğrudan etkili olmaktadır. Zira vatandaşlık bağının kurulabilmesi için yalnızca biyolojik bağ yeterli görülmemekte ayrıca bu bağın hukuk düzeni tarafından tanınmış olması aranmaktadır.
Arnavutluk vatandaşlık rejimi, temel olarak soy bağı ilkesine dayanmakla birlikte, vatansızlığın önlenmesi ve çocuğun hukuki statüsüz kalmasının engellenmesi amacıyla sınırlı ve tamamlayıcı nitelikte doğum yeri esasına yaklaşan düzenlemelere de yer vermektedir. Bu bağlamda, ebeveynlerin vatansız olması, kimliğinin tespit edilememesi veya çocuğun başka bir devlet vatandaşlığını kazanamaması gibi istisnai hallerde, çocuğun Arnavutluk topraklarında doğmuş olması halinde vatandaşlık kazanımına imkân tanınmaktadır. Bu yaklaşım, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan vatansızlığın önlenmesi ilkesinin ulusal mevzuata yansıması niteliğindedir.
Nitekim bu tür düzenlemeler devletlerin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve teamül hukukunun da bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda, çocukların doğumla vatandaşlık kazanımına ilişkin hükümler, bireyin hukuki kimliğinin korunması, temel haklara erişimin sağlanması ve devlet ile birey arasındaki bağın erken aşamada tesis edilmesi bakımından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, Arnavutluk vatandaşlık hukukunda doğum yoluyla vatandaşlık kazanımı, soybağı esaslı bir sistem üzerine inşa edilmiş olmakla birlikte belirli istisnai hallerde doğum yeri esasına yaklaşan tamamlayıcı yollar da mevcuttur. Bu yapı, hem devletin demografik sürekliliğini koruma amacına hizmet etmekte hem de bireyin vatansız kalmasının önüne geçilmesini temin eden modern vatandaşlık hukuku anlayışı ile uyum göstermektedir.
B. KÖKEN YOLUYLA VATANDAŞLIK KAZANIMI
113/2020 sayılı Kanun ile getirilen ve önceki düzenlemeden ayrışan en önemli yeniliklerden biri, kökene dayalı vatandaşlık kazanımının müstakil bir yol olarak düzenlenmiş olmasıdır. Bu yol, Arnavutluk’un diasporası ile bağlarını koruma politikasının hukuki yansımasını oluşturmaktadır.
Bu kapsamda, Arnavutluk vatandaşı olan bir kişinin doğrudan altsoyu, soy hattının üçüncü dereceyi aşmaması kaydıyla vatandaşlık talebinde bulunabilmektedir. Anılan düzenleme, büyükanne ve büyükbaba hattı üzerinden kurulan bağların dahi vatandaşlık kazanımına esas teşkil edebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yönüyle köken yolu, uzun süreli ikamet şartına bağlı olmaksızın işleyen ve tarihsel aidiyeti esas alan bir kazanım usulü niteliği taşımaktadır.
Bununla birlikte bu yol da tamamen şartsız değildir. Başvurucudan Arnavut dili ve kültürüne ilişkin yeterli bilgi düzeyine sahip olması aranmakta, ayrıca soy bağının kesintisiz biçimde resmî belgelerle ortaya konulması gerekmektedir. Uygulamada başvurunun kaderini belirleyen asıl unsur da bu belge zinciridir. Nüfus kayıtlarındaki isim farklılıkları, göç dönemine ait eksik kayıtlar ve farklı devletlerde tutulan sicillerin birbiriyle uyumsuzluğu, en sık karşılaşılan ret sebepleri arasında yer almaktadır. 77/2023 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca dil ve tarih sınavından muaf tutulan kategoriler ayrıca belirlenmiştir. Bu kapsamda Arnavutçanın resmî dil olduğu ülkelerin vatandaşları ile Arnavutluk vatandaşı eşi veya küçük çocuğu ile aile birleşimi amacıyla başvuranlar bu şarttan muaftır.
Bu yol, özellikle Türkiye’de yaşayan Arnavut kökenli kişiler ile Kosova, Kuzey Makedonya ve Karadağ’daki Arnavut toplulukları bakımından pratik önem taşımaktadır. Bu nedenle başvuru planlamasında öncelikle köken hattının kurulabilirliğinin değerlendirilmesi, sonradan kazanma yoluna göre çok daha elverişli bir sonuç doğurabilmektedir.
C. SONRADAN VATANDAŞLIK KAZANILMASI VE ŞARTLARI
113/2020 sayılı Kanun’un ilgili hükmü uyarınca sonradan kazanmanın temel ön koşulu, Arnavutluk Cumhuriyeti topraklarında en az yedi yıl süreyle kesintisiz ve yasal ikamet edilmiş olmasıdır. Bu süre, mülga 1998 tarihli Kanun döneminde beş yıl olarak öngörülmüş olup 2020 tarihli düzenleme ile yedi yıla çıkarılmıştır. Aynı reform ile başvurucudan Arnavut dili ve Arnavutluk tarihi hakkında bilgi sahibi olması şartı da getirilmiştir. Mülteci statüsü tanınmış kişiler bakımından ise yedi yıllık sürenin, statünün kazanıldığı tarihten itibaren kesintisiz olarak hesaplanacağı kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, Arnavutluk vatandaşlık hukukunda vatandaşlığın kazanılması yalnızca süreye bağlı bir kazanım yolu olarak düzenlenmemiştir. Başvuru sahibinin toplumsal, ekonomik ve hukuki olarak topluma uyum düzeyinin toplu bir biçimde değerlendirilmesine tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, başvuru sahibinin Arnavutça diline yeterli derecede hâkim olması şartı ülkenin sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlayabilme kapasitesini ifade etmektedir. Dil kriteri, Avrupa vatandaşlık hukukunda sıklıkla karşılaşılan topluma uyum ölçütlerinden biri olup bireyin toplumla kurduğu bağın somut bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.
Ekonomik yeterlilik şartı ise, başvuru sahibinin Arnavutluk’ta bağımsız bir yaşam sürdürebilecek mali imkânlara sahip olmasını ifade etmekte olup sosyal yardım sistemine yük olmama prensibi ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda, düzenli gelir, istihdam veya benzeri ekonomik göstergeler idari değerlendirme sürecinde dikkate alınan temel unsurlar arasında yer almaktadır.
Öte yandan, sabıka kaydına ilişkin şart, vatandaşlık hukukunun kamu düzeni ile olan doğrudan ilişkisini ortaya koymaktadır. Başvuru sahibinin ciddi suçlardan mahkûmiyetinin bulunmaması, başvurucunun geçmiş hayatına ilişkin yaşantısını göstermekle beraber bireyin gelecekteki davranışlarına ilişkin toplumun korunmasına yönelik bir güvenlik tedbiri teşkil etmektedir. Nitekim mevzuatta yer alan bu kriter, devletin kendi kamu düzenini ve toplumsal güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Benzer şekilde, başvuru sahibinin Arnavutluk Cumhuriyeti’nin milli güvenliği açısından tehdit teşkil etmemesi şartı, idareye geniş bir değerlendirme alanı tanımakta olup bu kriterin uygulaması çoğu zaman güvenlik birimlerinden alınan istihbarat doğrultusunda şekillenmektedir.
Tüm bu şartlar birlikte değerlendirildiğinde, Arnavutluk’ta vatandaşlığın sonradan kazanılması şekli kriterlerin ötesinde uyum, sadakat ve kamu düzenine uygunluk ilkeleri çerçevesinde şekillendiği görülmektedir. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki söz konusu şartların tamamının sağlanması dahi başvuru sahibine mutlak bir vatandaşlık hakkı tanımamaktadır. Devlet idaresi, kamu yararı ve devlet menfaatleri doğrultusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olmaya devam etmektedir.
Bu bağlamda vatandaşlık, idarenin değerlendirmesine bağlı olarak tanınan bir statü olarak ortaya çıkmakta dolayısıyla başvurunun olumlu sonuçlanması idarenin genel değerlendirmesine bağlı bulunmaktadır.
D. EVLİLİK YOLUYLA VATANDAŞLIK KAZANIMI
113/2020 sayılı Kanun, evliliği vatandaşlığın kazanılmasında müstakil ve bağımsız bir hukuki sebep olarak düzenlememiştir. Bu yönüyle Arnavutluk hukuku, evlilik bağının kendiliğinden vatandaşlık doğurmadığı çağdaş yaklaşımı benimsemiştir. Bununla birlikte Arnavutluk vatandaşı ile evli olan yabancılar bakımından sonradan kazanma sürecinde önemli bir kolaylık öngörülmüştür. Bu kapsamda söz konusu kişiler, genel yol için aranan yedi yıllık ikamet şartını sağlamasalar dahi, Arnavutluk Cumhuriyeti topraklarında en az üç yıl süreyle kesintisiz ve yasal olarak ikamet etmiş olmaları hâlinde vatandaşlığa kabul talebinde bulunabilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, sürenin evliliğin süresine değil, ülkedeki yasal ikamete bağlanmış olmasıdır. Uygulamada en sık yapılan hata, evlilik süresinin tek başına yeterli sayılacağı yönündeki yanlış kanaattir.
Ayrıca 77/2023 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Arnavutluk vatandaşı eşi ile aile birleşimi amacıyla başvuran yabancılar Arnavut dili ve tarihi sınavından muaf tutulmuştur. Bu düzenleme, evlilik yoluyla kurulan bağın topluma uyum sürecini hızlandırdığı varsayımına dayanmaktadır.
Bu değerlendirme sürecinde özellikle muvazaalı (sahte) evliliklerin tespiti ve önlenmesi amacıyla idareye geniş bir inceleme ve araştırma yetkisi tanınmıştır. Nitekim vatandaşlık hukukunda evlilik yoluyla kazanım, kötüye kullanıma en açık alanlardan biri olarak kabul edilmekte olup bu nedenle birçok hukuk sisteminde olduğu gibi Arnavutluk hukukunda da sıkı bir denetime tabi tutulmuştur. Bu çerçevede, tarafların birlikte yaşadıklarına ilişkin belgeler, ortak ekonomik hayat, sosyal çevre ve benzeri unsurlar, başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınan önemli kriterler arasında yer almaktadır.
Öte yandan, evlilik yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunan yabancının genel vatandaşlık kriterlerine uygunluğu da dolaylı olarak değerlendirilmektedir. Bu kapsamda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir sabıka kaydının bulunmaması, milli güvenlik açısından risk oluşturmaması ve ülke ile gerçek bir bağ kurmuş olması gibi hususlar, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde göz önünde bulundurulmaktadır.
Sonuç olarak, Arnavutluk hukukunda evlilik yoluyla vatandaşlık kazanımı uygulamada sıkı denetime tabi, çok yönlü bir değerlendirme sürecine bağlı olup evlilik bağının gerçekliği ve sürekliliği ile başvuru sahibinin ülke ile kurduğu ilişkinin niteliği belirleyici rol oynamaktadır.
II. İSTİSNAİ YOLLAR İLE VATANDAŞLIK KAZANIMI
Arnavutluk vatandaşlık hukukunda istisnai yolla vatandaşlığın kazanımı genel yollardan farklı olarak başvuru sahibinin kişisel durumundan ziyade devletin üstün menfaatleri ve kamu yararı esas alınarak düzenlenmiş özel bir vatandaşlık edinim sistemidir. Bu yönüyle söz konusu yol, genel yollarla kazanım usullerinden ayrılmakta ve somut olay bazında yapılan idari değerlendirmelere dayanmaktadır.
113/2020 sayılı Kanun’un 9. maddesi, on sekiz yaşını doldurmuş yabancılar bakımından özel hâllerde vatandaşlık kazanımını düzenlemektedir. Bu kapsamda eğitim, bilim, sanat, kültür, ekonomi ve spor alanlarında Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından ulusal menfaat bulunması hâlinde, genel şartlar aranmaksızın vatandaşlık verilmesi mümkündür.
Bu noktada 2020 reformunun getirdiği önemli bir yapısal değişikliğe işaret edilmelidir. Mülga 1998 tarihli Kanun döneminde istisnai vatandaşlık büyük ölçüde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ve geniş bir takdir alanı içerisinde verilmekteydi. Bu uygulama, denetim ve şeffaflık bakımından yoğun eleştirilere konu olmuştur. 113/2020 sayılı Kanun ise başvuruların incelenmesi görevini İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan özel bir birime bırakarak Cumhurbaşkanının bu alandaki karar alma yetkisini önemli ölçüde daraltmıştır. Nitekim bu düzenleme nedeniyle Kanun, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş, ancak Meclis vetoyu aşarak metni kanunlaştırmıştır.
İstisnai vatandaşlık kazanımının temelinde, başvuru sahibinin Arnavutluk Cumhuriyeti bakımından özel bir değer veya katkı potansiyeli taşıması yatmaktadır. Bu katkı, ekonomik yatırımlar yoluyla ülke ekonomisine sağlanabilecek faydalar, bilimsel ve teknolojik gelişmelere yapılabilecek katkılar, kültürel ve sanatsal alanda uluslararası temsil gücü ya da ulusal menfaatler açısından stratejik önem taşıyan faaliyetler şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle uygulamada yüksek tutarlı yatırımcılar, uluslararası düzeyde tanınmış bilim insanları, sanatçılar veya devlet açısından kritik öneme sahip kişiler bu kapsama girebilmektedir.
Bununla birlikte istisnai vatandaşlık rejiminin en belirgin özelliği önceden belirlenmiş veya sınırları kesin çizilmiş objektif kriterlerin bulunmamasıdır. Her ne kadar Kanun’da “bilimsel, ekonomik, kültürel veya ulusal ilgi” gibi genel çerçeveler çizilmiş olsa da, bu kavramların içeriği büyük ölçüde idari makamların yorumuna bırakılmıştır. Bu durum, uygulamada geniş bir değerlendirme alanı yaratmakta ve her başvurunun kendi somut koşulları içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca bu yol bakımından, genel vatandaşlık kazanım yollarında aranan uzun süreli ikamet, dil bilgisi veya entegrasyon gibi şartlar ya hiç aranmamakta ya da ikincil planda kalmaktadır. Bu yönüyle istisnai vatandaşlık menfaat temelli bir kabul mekanizması olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla burada esas olan bireyin devlet açısından ne tür bir katkı sağlayabileceğidir.
Ancak bu geniş takdir alanı, beraberinde hukuki denetim ve şeffaflık tartışmalarını da gündeme getirmektedir. Zira vatandaşlık gibi temel bir hukuki statünün, belirli ölçüde bireysel değerlendirmelere dayanarak verilmesi, eşitlik ilkesi ve hukuki öngörülebilirlik açısından hassasiyet doğurabilmektedir. Bu nedenle uygulamada, istisnai vatandaşlık kararlarının genellikle sınırlı sayıda ve dikkatli bir değerlendirme süreci sonucunda verildiği görülmektedir.
Sonuç itibarıyla, Arnavutluk hukukunda istisnai vatandaşlık kazanımı genel yollardan tamamen farklı bir nitelik arz etmekte olup bireye tanınmış bir hak olmaktan ziyade, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kamu yararı ve ulusal menfaatler doğrultusunda kullanılan istisnai bir araç olarak değerlendirilmelidir. Bu yönüyle söz konusu yol, vatandaşlık hukukunun diğer kazanım yollarını tamamlayan ancak onlardan ayrışan özel bir düzenleme niteliğindedir.
III. VATANDAŞLIĞIN KAYBI VE YENİDEN KAZANILMASI
113/2020 sayılı Kanun, vatandaşlığın kaybını iki temel hâlde düzenlemektedir. Bunlardan ilki kişinin kendi iradesiyle vatandaşlıktan çıkma talebinde bulunmasıdır. İkincisi ise talep olmaksızın vatandaşlıktan çıkarma yoludur.
Vatandaşlıktan çıkarma yalnızca sonradan kazanma yoluyla vatandaşlık elde etmiş kişiler bakımından ve sınırlı sebeplerle mümkündür. Bu kapsamda başvuru sürecinde sahte belge kullanılması veya yanıltıcı bilgi verilmesi başlıca sebep olarak düzenlenmiştir. 2020 reformu ile ayrıca Arnavutluk’un anayasal düzenine ve milli güvenliğine karşı faaliyet yürüten örgütlere mensubiyet veya destek hâli de yeni bir çıkarma sebebi olarak öngörülmüştür.
Bu düzenlemelerin uygulanmasında iki temel sınır bulunmaktadır. Birincisi, hiç kimsenin keyfî biçimde vatandaşlıktan yoksun bırakılamayacağı ilkesidir. İkincisi ise çıkarma işleminin kişiyi vatansız bırakmaması gerekliliğidir. Bu iki ilke, hem Arnavutluk Anayasası hem de Arnavutluk’un taraf olduğu uluslararası sözleşmeler bakımından bağlayıcı niteliktedir.
Vatandaşlığın yeniden kazanılması bakımından ise, daha önce Arnavutluk vatandaşı olup bu statüyü kaybetmiş kişilere yeniden başvuru imkânı tanınmıştır. Bu yolda başvurucunun geçmişteki vatandaşlık durumunu ve kaybın hangi sebeple gerçekleştiğini belgelemesi gerekmektedir.
Nihayet Arnavutluk hukuku çoklu vatandaşlığa açık bir yapı benimsemiştir. Arnavutluk vatandaşlığının kazanılması, kural olarak önceki vatandaşlıktan çıkılmasını gerektirmemektedir. Bu tercih, ülkenin diaspora politikasının doğrudan bir sonucudur.
IV. VATANDAŞLIK BAŞVURU USULÜ VE İDARİ SÜREÇ
Arnavutluk vatandaşlığının kazanımına ilişkin başvuru süreci idari nitelikte bir işlem olup esas itibarıyla İçişleri Bakanlığı ve bu bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren yetkili birimler nezdinde yürütülmektedir. Bu süreç başvuru sahibinin hukuki statüsü, ekonomik durumu ve devlet ile kurduğu bağın değerlendirildiği kapsamlı bir inceleme aşamasını içermektedir.
Başvuru kapsamında talep edilen belgeler, başvuru sahibinin kimliğini, Arnavutluk’taki ikamet süresini ve statüsünü, ekonomik durumunu, sabıka kaydını ve dil yeterliliğini ortaya koymaya yönelik olup bu belgeler aracılığıyla bireyin hem hukuki hem de sosyo-ekonomik profili idari makamlarca analiz edilmektedir. Bu yönüyle başvuru süreci başvuru sahibinin uyum düzeyi ve güvenilirliğinin tespitine yönelik bir değerlendirme süreci niteliği taşımaktadır.
Başvurunun değerlendirilmesi aşamasında, ilgili idari makamlar tarafından yapılan inceleme gerektiğinde güvenlik birimlerinden alınan bilgiler, sosyal inceleme raporları ve diğer idari veriler de dikkate alınmaktadır. Bu kapsamda, başvuru sahibinin kamu düzeni, milli güvenlik ve toplumsal uyum bakımından herhangi bir risk teşkil edip etmediği hususu karar sürecinde belirleyici rol oynamaktadır.
Başvurunun kabulü veya reddine ilişkin nihai karar, çoğu durumda Cumhurbaşkanlığı makamının onayına tabi olup bu durum vatandaşlık kazanımının devletin egemenlik yetkisi kapsamında değerlendirilen bir statü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, vatandaşlık verilmesi işlemi devletin birey ile kurduğu hukuki bağın tesisine ilişkin üst düzey bir tasarruf niteliği taşımaktadır.
Öte yandan, başvurunun reddi halinde, bu kararın idari işlem niteliği taşıması nedeniyle hukuka uygunluk denetimine tabi olduğu açıktır. Bu çerçevede, hukuka aykırı olduğu değerlendirilen ret kararlarına karşı idari yargı mercileri nezdinde dava açılması mümkün olup yargısal denetim süreci, idarenin takdir yetkisinin sınırlarının belirlenmesi bakımından önem arz etmektedir. Bununla birlikte, vatandaşlık hukukunun doğası gereği idareye tanınan geniş takdir alanı, yargısal denetimin kapsamını da sınırlayan bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu noktada Arnavutluk’un hukuki konumunun doğru tespiti önem taşımaktadır. Arnavutluk, Avrupa Birliği üyesi olmayıp aday ülke statüsündedir. Bu nedenle Avrupa Birliği hukuku, vatandaşlık işlemleri bakımından doğrudan uygulanabilir nitelikte değildir. Buna karşılık Arnavutluk, Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir devlettir. Dolayısıyla iç hukuk yolları tüketildikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulması mümkündür.
Bu çerçevede Mahkeme içtihadı, vatandaşlığın Sözleşme’de doğrudan güvence altına alınmış bir hak olmadığını kabul etmekle birlikte, vatandaşlık talebinin keyfî biçimde reddedilmesinin veya vatandaşlığın keyfî şekilde geri alınmasının kişinin özel hayatı üzerindeki etkisi nedeniyle Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğini benimsemiştir. Keyfîlik denetiminde işlemin kanuna uygunluğu, gerekli usulî güvencelerin sağlanmış olması ve kararın bağımsız bir mahkeme önünde dava edilebilir olması belirleyici ölçütler olarak öne çıkmaktadır.
Öte yandan Arnavutluk’un Avrupa Birliği’ne katılım süreci, orta vadede vatandaşlık rejimi üzerinde dolaylı bir uyum baskısı doğurmaktadır. Nitekim Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Komisyon / Malta (C-181/23, 29.04.2025) kararında, başvurucu ile devlet arasında gerçek bir bağın varlığı denetlenmeksizin ödeme veya yatırım karşılığında vatandaşlık tanıyan programların Birlik hukukuna aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, ulusal menfaate ve ekonomik katkıya dayalı istisnai kazanım yollarının aday ülkeler bakımından da katılım müzakereleri çerçevesinde değerlendirileceğini göstermektedir.
V. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Arnavutluk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin hukuki sistem, devlet ile birey arasında kurulan bağın niteliğini esas alan bir sistem üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda vatandaşlık, bireyin devlet ile kurduğu kalıcı ve gerçek bir ilişki olarak değerlendirilmektedir. Bu ilişkinin varlığı, başvuru sürecinin merkezinde yer almaktadır.
Özellikle genel yolla kazanım yolunda ve evlilik yoluyla vatandaşlık kazanımında, idarenin sahip olduğu geniş takdir yetkisi başvuruların sonuçlandırılmasında belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, vatandaşlık kazanımını her başvurunun kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla mevzuatta öngörülen şartların sağlanması her ne kadar gerekli ise de çoğu zaman tek başına yeterli olmamakta ve başvuru sahibinin genel profili ve devlet ile kurduğu bağın niteliği de karar sürecine doğrudan etki etmektedir.
Mevzuat bütün olarak incelendiğinde, Arnavutluk’un vatandaşlık rejiminin, kıta Avrupası hukuk sistemleri ile büyük ölçüde uyumlu olduğu ancak uygulamada idari değerlendirme mekanizmasının belirgin şekilde ağırlık kazandığı görülmektedir. Bu durum, vatandaşlık hukukunun egemenlik yetkisi ile olan yakın ilişkisini yansıttığı gibi aynı zamanda idarenin karar süreçlerindeki rolünü de güçlendirmektedir.
Sonuç olarak Arnavutluk vatandaşlığına ilişkin başvuruların başarılı şekilde sonuçlandırılabilmesi başvurunun hukuki, ekonomik ve sosyal yönleriyle bütün bir şekilde hazırlanması ve idarenin değerlendirme kriterlerinin doğru analiz edilmesiyle mümkündür. Özellikle Türkiye’de ciddi bir Arnavutluk göçmeni olduğu bilinmektedir. Arnavut muhacirlerin köken yoluyla vatandaşlık edinme imkanları bulunmaktadır. Bu çerçevede, sürecin profesyonel bir yaklaşımla ele alınması başvuru sahibinin lehine sonuç alınması bakımından belirleyici bir öneme sahiptir.
Yabancılar Hukuku alanında kaleme aldığımız diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
Cevap Yaz
Tartışmaya katılmak mı istiyorsun?Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!